© Müzakerat 2017 - 2021

Bu Günlerde Bir Garip Yönetim Hikayesi

Kovid 19 salgınında bir garip yönetim başta olsaydı hangi güzelliklere imza atardı acaba hiç düşündünüz mü?

Ben yardımcı olayım…

Acaba hangi becerikli iş adamları iflas eder, hangi beceriksiz iş adamları zenginliğini kat kat artırırdı.

Kaç solunum cihazı birilerinin evlerine kadar (tedbir amaçlı) gönderilirken halktan gizlenir, kimlerin can çekişmelerine seyirci kalınırdı.

Sıkıyönetim ilan edilirdi belki ama bazı noterler alım-satım için açık olurdu. Mal kapışma derdiyle kimler birbirini yerdi acaba.

“ Ölenler ölür, kalan sağlar bizimdir” anlayışıyla hareket edilir ‘Bilim Kurulu’ imiş ilaçmış hiç sıkıntıya girilmezdi. Başka ülkelere yardım mı, duy da inanma!

İşten çıkarılanlar için tedbir alınmaz, tazminattan hiç bahsedilmez hele bir de böyle bir zamanda

ihtiyaç sahiplerine para dağıtmak mı? Şaka galiba?

Daha düne kadar binlerce insana yaşatıldığı ve arkasından da istihdam ofisi reklamlarının yapıldığı gibi !!!

Nice maske, dezenfektan kaç liraya satılırdı? Bedava vermek şöyle dursun. Bahane de hazır ABD, Avrupa bile bulamıyor ne yapalım? Çünkü biz, hep gereksiz ne varsa onlardan örnek alıyoruz ya…

Aslında bahaneye de gerek yok zaten. Kendilerini pişkince savunanlar çıkacaktır nasıl olsa…

Yaşlılar varmış, evdeymiş kime ne?

Ekonomi mi? Amaan bize ne? Nasıl olsa bütün dünyada kötü. “Herkes ayağını yorganına göre uzatsaydı”

Sıkıyönetim ilan edilir miydi bir de ona bakalım. Belki?

Farklı seçenekler olabilirdi.

1- “Zaten ekonomi alıp başını gidecek biz de bunu düzeltemeyiz” fikrini desteklemek için olabilirdi.

2- Belli işyerleri için uğraşmaktansa sadece buralara sıkıyönetim ya da karantina olabilirdi.

3- Belli illere “Zaten bunlardan bir hayır gelmez, iyice batsınlar da daha sesleri çıkmasın” diye olabilirdi.

Bunların hepsi kötü bir senaryo tabii ki en kötüsünden.

Kim bu kadar kötü olabilir ki!!!

Bu kadar kötüler olsa dahi feraseti yüksek olup büyük resmi tüm açıklığı ile ( hele ki bu günlerde ) bu tür insanları yönetime getirir mi?

Tabii kafasını kuma gömüp kendisinin de aynı gemide olduğunu unutanlar ve başkalarının aklını kiralayanlar hariç..

Kendini ve değerlerini bilen insanlar tarafından yönetilmek umuduyla…

 

***

 

Ulaşılmaz Hayranlığımız

Bizim batı seviciliğimizin gittiği yeri nasıl da şaşırarak izliyoruz. İnsan haklarını korumada ve verdiği sözü tutmada sınıfta defalarca kalmışken şimdi de sağlıkta sınıfta kaldı. Hem de ne kalma!

Oysa ki nasıl bir aşkla mükemmeli görmüştük onlarda.

Yıllardır ilk görüşte aşk gibi tüm kabahatler , yanlışlar yok olmuş gözümüzde..

Sorun aslında bizde imiş. Apaçık olanı görmemişiz. Koskoca bildiğimiz. Yere göğe sığdıramadığımız Avrupa ve Amerika doktor, maske hatta ıslak mendil hırsızlığına çıkmış dünyada… Onca dilimizde dolanan köklü ve büyük üniversiteleri vardı. Kimseyi beğenmezlerdi.

Bizim kibir karşısında göze girmeye çalışma ve yer kapmaya uğraşma gibi psikolojik bir hastalığımız varmış meğerse.(Bu hastalığın latince bir ismi var mı bilmiyorum) Nasıl bir hastalıksa bu; “Yenilmeden yenilmişlik duygusu ile yaşayan tek milletiz.” Ne vahim!

Biz “Kibirliye kibretmek sadakadır” hadisini ne yanlış anlamışız. Kendi milletimize kibretmişiz de başkalarına karşı ne örselenmişiz kendimizi.

Nerede bize ballandıra ballandıra batıyı savunan, ulaşılmaz gösterenler.

Yabancılardan bizi övenler olduğunda ‘ne kadar taraflı bir yayın’ ya da “acaba kaç para verdiler” diye düşünürken ne hazindir ki tam tersi ile karşılaşınca aynı düşünceye hiç sahip olmuyoruz. Nasıl bir yara ve nasıl bir yok oluş hikayesi..

Hep kötü örneklerde “Burası Türkiye” lafını kullananlar.

 Evet, burası Türkiye! Herkes farkına varsın artık.

 Köklerimizle, tarihimizle, medeniyetimizle  “Burası TÜRKİYE”

 Nasıl da sinemalara, reklamlara yenilmişiz. Bunlar yalanı nasıl da benimseyip kendilerini izole etmeyi başarmışlar. Bu konuda alkışı hak ediyorlar gerçekten…

Hatta öyle bir boyuta gelmişler ki söyledikleri yalana kendileri bile inanmışlar.

 Neyse, herkesin gözünü açma ve ileriye bakma zamanı.

 Her yeni nesil tüm bunları anlamak için tekrar tekrar vaktini ziyan etmesin.

 

Ecdadından aldığın ruhla “Uyan ve diril Türkiye’m!”

Hümeyra NEBPAŞAGİL

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER