© Müzakerat 2017 - 2021

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ”Muhtarlar Buluşması” programında konuştu

”Muhtarları gerçekten demokrasinin temel taşı haline getirmek istiyorsak bir muhtarlık yasasına ihtiyacımız var” ”Sosyal yardımlar dağıtılacaksa sosyal yardımların muhtarlar aracılığıyla dağıtılması lazım” ”Muhtarlar kendi mahalleleriyle ilgili bir olay olduğunda belediye meclisi toplantılarına katılmalı o konuyla ilgili söz ve oy hakkı sahibi olmalı”

ANKARA (AA) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Muhtarları gerçekten demokrasinin temel taşı haline getirmek istiyorsak bir muhtarlık yasasına ihtiyacımız var." dedi.

Kılıçdaroğlu, Yenimahalle Belediyesinde düzenlenen "Muhtarlar Buluşması" programında yaptığı konuşmada, muhtarlığın demokrasinin temel taşlarından ve ana omurgalarından biri olduğunu belirtti.

Muhtarlara hak ettikleri yetkilerin teslim edilmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Muhtarları gerçekten demokrasinin temel taşı haline getirmek istiyorsak bir muhtarlık yasasına ihtiyacımız var. Ne olacak? Muhtar eline alacak, kanunu açacak. Yetkisi, görevi, sorumlulukları, hakları nedir bunları orada görecek. Bu konuda bir çalışma yaptık. Çalışmayı bütün muhtar derneklerine gönderdik. Muhtarlık kanunu hazırladık, TBMM'ye sunduk. Çıkmadı, reddedildi. Ama sizlerin oylarıyla iktidara geldiğimizde bu muhtarlık kanununu çıkaracağız."

CHP'li belediye başkanlarının büyük kısmının muhtarlar için bağımsız konutlar yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, bunu iktidarın yapması gerektiğini söyledi.

Muhtarların mahallenin sosyal dokusunu iyi bildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Bir mahallede kim fakir, kim zengin, kimin kaç çocuğu var, o akşam hangi evde tencere kaynamıyor en iyi muhtar bilir. Sosyal yardımlar dağıtılacaksa sosyal yardımların muhtarlar aracılığıyla dağıtılması lazım." ifadesini kullandı.

"Muhtarların kamu görevi yaptığını yasaların kabul etmesi gerek"

Belediye meclisinde yapılan toplantılardan muhtarların haberinin olmamasını eleştiren Kılıçdaroğlu, "Muhtarlar kendi mahalleleriyle ilgili bir olay olduğunda belediye meclisi toplantılarına katılmalı, o konuyla ilgili söz ve oy hakkı sahibi olmalı." dedi.

Muhtarların kamu kurumu olarak kabul edilmediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, bu nedenle belediye başkanının muhtarlarla özel proje geliştiremeyeceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, bunun değişmesi ve muhtarların kamu görevi yaptığını yasaların kabul etmesi gerektiğini kaydetti.

"Türkiye muhtarlar birliği kurulması lazım" diyen Kılıçdaroğlu, muhtar sorunlarının bir ağızdan Türkiye genelinde seslendirilmesi gerektiğini ifade etti.

"Ülkenin içinde bulunduğu durumdan hepimiz sorumluyuz"

CHP açısından "kırmızı çizgi" olan iki konudan birinin bayrak, diğerinin de vatan olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ayrıştırarak, kavga ettirerek toplumun bir yere gidemeyeceğini belirtti.

Ekonomi açısından da son derece sıkıntıda olunduğunu, birçok ürünün dışardan alındığını savunan Kılıçdaroğlu, "Ülkenin içinde bulunduğu durumdan hepimiz sorumluyuz ve buradan Türkiye'yi çıkarmak zorundayız. Beraber çıkarmak zorundayız. Alınan kararlar... Oturun, tartın. Hepimizin bir vicdanı var. Vicdan terazisi kadar değerli bir terazi yoktur." diye konuştu.

Milyonlarca gencin işsiz olduğunu, gençlerin umutlarını yurt dışında aradığını ifade eden Kılıçdaroğlu, yanlış yönetim olduğunu ve bunu herkesin bildiğini savundu.

"Planlama, gelecek öngörüsü olmadığı için bu haldeyiz"

Salgında en büyük sıkıntıyı esnafın çektiğini aktaran Kılıçdaroğlu, 1 milyon 384 bin esnafa 4 milyar 622 milyon lira karşılıksız yardım yapıldığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi diyorlar ki 'Bu 4 milyar 622 milyon liralık yardımı size yaptık ama bu vergiye tabi, bunun vergisini ödeyeceksiniz.' İnsaf denen bir şey var. Siz bunu karşılıksız verdiniz. Hadi diyelim ki kanun öyle, vergiye tabi tuttun, arkadan kur korumalı mevduatı getirdiler. 'Doları olan, getir kardeşim bozdur, Türk lirasına yatır. Dolar yükselirse garanti veriyorum, asla altına düşmeyecek. Ayrıca sana faiz vereceğim, o faizi de vergiye tabi tutmayacağım.' Tefeciye faiz vereceksin, vergiye tabi tutmayacaksın. Esnafa vereceksin 4 milyar lira yardım, onu da vergiye tabi tutacaksın. Vergiye tabi tutmadıkları para ne kadar? 14 milyar lira. 14 milyar lirayı bir avuç insana veriyorsun, sıfır vergi. Bunu da çıkıp söylüyorsun 'Getir paranı yatır, vergi almayacağım' diye. 1 milyon 384 bin esnafa 4 milyar lira veriyorsun bunu da vergiye tabi tutacağım diyorsun. 14 milyarı tutmuyorsun, 4 milyarı vergiye tabi tutuyorsun. Ben sizin vicdanınıza sesleniyorum. Devlet böyle mi yönetilir? Devlet böyle yönetilmez. Akılla, mantıkla, bilgi, birikimle yönetilir."

Devlet yönetilirken işin ehline teslime edilmesi ve liyakat olması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, devlette planlamanın önemine işaret etti.

Kılıçdaroğlu, "Planlama, gelecek öngörüsü olmadığı için bugün bu haldeyiz. Ama bu halden hep beraber çıkacağız. Millet İttifakı olarak çıkacağız. Bazen kızıyorlar, diyorlar ki, 'Vay efendim altı benzemez bir araya geldi.' Altımız da benziyoruz, demokrasi konusunda birbirimize benziyoruz. Her birimizin görüşü farklı olabilir. Akıl akıldan üstündür." diye konuştu.

"İktidarın o amirallere teşekkür etmesi lazım"

Kemal Kılıçdaroğlu, program çıkışında bir basın mensubunun, "MGK bildirisinde Montrö vurgusu vardı. Emekli amirallerin Montrö bildirisiyle ilgili dava devam ediyor. Bununla ilgili görüşünüz nedir?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Emekli amirallerin Montrö konusunda yaptıkları açıklamanın ne kadar doğru, gerçekçi öngörülebilir olduğunu UkraynaRusya savaşı bize gösterdi. O amirallere tek tek ulaşılması ve o bildiriye yayınladıkları için teşekkür edilmesi lazım. Bir gerçeği iktidardan çok daha önce bildiler ve toplumun önüne koydular. İktidarın o amirallere teşekkür etmesi lazım. Yargılama aşamasının da süratle bitmesi, hepsinin beraat etmesi lazım. Açılan dava zaten yersiz bir davaydı. Bakın devlette liyakatten söz ettik. Amirallerin temel görevi budur zaten. Montrö Anlaşması'nın Türkiye, Rusya ve Akdeniz, Karadeniz açısından ne kadar değerli, önemli olduğunu... Onlar bütün hayatlarını bu işe veriyorlar. Onlar kalkıp da 'Boğaz'dan başka gemiler geçecek, Kanal İstanbul'dan başka gemiler geçecek' diye söylerken, amiraller büyük bir tehlikeye dikkati çektiler. Bugün onlar tamamen haklılar. Onlara yürekten teşekkür ederim."

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER