© Müzakerat 2017 - 2021

CHP Sözcüsü Öztrak, MYK toplantısına ilişkin açıklama yaptı:

”Merkez Bankası Başkanının görevden alınacağını içeriden bilenler, tek bir günde servetlerine servet kattı. Bunların kim olduğunun açıklanmasını bekliyoruz” ”Milyonlarca gencimiz işsiz, geleceksiz, anasının babasının eline bakarken, AK Parti’nin büro çalışanının burnu ultra lüks arabalarda pudra şekeriyle dolar. Bu lüks arabalar, bu değirmenin suyu nereden geliyor?” ”Eğer bu ülkenin toprak bütünlüğünü ve varlığını sağlayan anlaşmalar, tek bir kişinin imzasıyla yok sayılacaksa, bu Anayasa neden var? TBMM neden var? Montrö’den çıkmak, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yeltenmektir”

ANKARA (AA) CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "Merkez Bankası Başkanının görevden alınacağını bilenlerin servetlerine servet kattığını" savunarak, "Bunların kim olduğunun açıklanmasını bekliyoruz." dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.

Toplantıya ilişkin açıklamada bulunan Öztrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 yıl önce TBMM'de oy birliğiyle kabul edilen İstanbul Sözleşmesi'nden tek bir imzayla ülkeyi çıkarmaya karar verdiğini belirterek, "Ne Anayasa, ne insan hakları, ne de ahde vefa dinledi. Ucube vesayet rejiminde, tek bir kişinin iradesi, koskoca bir milletin ve 600 milletvekilinin iradesini yok saydı." diye konuştu.

Sözleşmenin amacının, kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti engellemek olduğunu aktaran Öztrak, sözleşmeden tek bir imzayla çıkmanın, en çok kadın ve çocuk katillerini cesaretlendireceğini ileri sürdü.

Son bir haftada 9 kadının cinayete kurban gittiğine işaret eden Öztrak, bu kadınlardan ikisinin fotoğrafını gösterdi.

Öztrak, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılma sürecinin, TBMM üzerindeki vesayetin ortaya dökülmesi bakımından ibretlik olduğunu vurgulayarak, "Yaşananlar TBMM'nin milli iradeye sahip çıkan, milletvekilinin hukukunu koruyan bir başkan tarafından değil, sarayın atadığı bir kayyum tarafından yönetildiğini de ortaya koydu." ifadesini kullandı.

"Saray kayyumu Meclis Başkanı'na göre, teknik olarak Erdoğan'ın tek bir imzasıyla Montrö'den çekilmek mümkünmüş. Gerçi Meclis Başkanı bugün sözlerini tevil etmeye çalışıyor. Ama testi bir kere çatladı." diyen Öztrak, Anayasa kitapçığını göstererek, şunları kaydetti:

"Eğer bu ülkenin toprak bütünlüğünü ve varlığını sağlayan anlaşmalar, tek bir kişinin imzasıyla yok sayılacaksa bu Anayasa neden var? TBMM neden var? Sayın Şentop, Montrö'den çıkmak, teknik olarak bile ne imkan ne de ihtimal meselesidir. Montrö'den çıkmak, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yeltenmektir. Bunun teknik olarak mümkün olduğunu söylemek, ettiğiniz yemini çiğnemekten başka bir şey değildir. Bir de bugün çıkıyorsunuz, sizi eleştirenleri istiskal etmeye çalışıyorsunuz. Meclis Başkanı güya bir hukukçu, ihtisası da kamu hukuku üzerine.

Sayın Şentop'un sözleri bu ucube vesayet rejiminin, devletimizin bekası için ne kadar büyük bir tehdit olduğunu göstermektedir. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra bu ucube rejimi getirenlerin artık tek dertleri kalmıştır, o da koltuklarını korumak. Nitekim Sayın Şentop'un sözlerinin hemen ardından, yandaş medyada Montrö tartışmalarının açılması, ardından da Kanal İstanbul imar planlarının onaylanması asla tesadüf olamaz."

"Türkiye'nin ali menfaatlerinin pazarlık konusu yapılmasını içimize sindiremeyiz"

Öztrak, Türk boğazlarının siyasi ve hukuki rejimini tartışmaya açmanın, 85 yıldır barış gölü olan Karadeniz'in, sıcak çatışma alanına dönüşmesine kapı aralayacağını ifade etti.

Bunun, milletin huzur ve refahının daha da bozulmasından başka bir işe yaramayacağına dikkati çeken Öztrak, "Meclis'in kayyum başkanı, bu haklı uyarıları yapanlara 'mandacı' diyerek hakaret edeceğine, 1809'dan bugüne yaşananlara bakmalıdır. Erdoğan, emperyal güçlerin oyunlarına piyon olmayı içine sindirebilir. Ama biz Türkiye'nin ali menfaatlerinin pazarlık konusu yapılmasını içimize sindiremeyiz. Erdoğan'ın Emevi Camisi'nde namaz kılma rüyasının nasıl bir kabusa dönüştüğünü hep beraber gördük. Montrö'yü iptal etmek, bunun bin beterine yol açar." değerlendirmesinde bulundu.

AB Komisyonu'nun, hazırladığı ortak bildiride, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de gerilimi artırıcı adımlar atması halinde, sert ekonomik yaptırımlar uygulanacağı tehdidinde bulunduğunu anlatan Öztrak, yaptırım menüsünde, Avrupa Yatırım Bankası'nın faaliyetlerinin sınırlanması, Türkiye'ye seyahat edilmeme tavsiyesi, enerji sektörüne yönelik yaptırımlar ile bazı ürün ve teknolojilerin ihracatına yönelik kısıtlamaların yer aldığını dile getirdi.

Hükümetten, AB'nin bu tehditlerine cevap çıkmadığını ifade eden Öztrak, sürekli tehdide açık bir yönetimin, Türkiye'nin çıkarlarını ve ulusun menfaatlerini koruyamayacağını söyledi.

"Ülkede o kadar büyük bir irin, cerahat birikti ki kokusu artık arşı sardı"

Türkiye'de salgında kapatılan iş yerlerinde çalışan genç müzisyenlerin açlıktan, parasızlıktan yaşamına kıydığını belirten Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milyonlarca gencimiz işsiz, geleceksiz, anasının babasının eline bakarken, AK Parti'nin büro çalışanının burnu ultra lüks arabalarda pudra şekeriyle dolar. 2014'te Kastamonu Belediyesine, kaynakçı kadrosundan giren bu şahıs, yedi yılda bu zenginliğe nasıl erişti? Bu lüks arabalar, bu değirmenin suyu nereden geliyor? AK Parti Genel Merkezindeki bir büro elemanı, bu kadar kısa sürede bu kadar serveti elde edebiliyorsa, böyle lüks bir yaşamı büro elemanı maaşıyla sağlayabiliyorsa, o zaman büronun asıl sahipleri acaba neler yapıyor?

Olayın üstünü kapatmak için profesyonel kalemler melodram üzerine melodram yazıyor. Olayı soruşturmakla mükellef İçişleri Bakanı da çıkmış 'Konuyu siyasileştirmek isteyenler var' diyor. Elbette suçun şahsiliği esastır. Ama nüfuz ticaretine konu mekan siyasi bir mekansa, birileri kamu gücünü kullanarak servet ediniyorsa, bu konu tam da siyasetin konusudur. Bugün tüm bunları aydınlatabilecek bir yargı var mı? Olayı tüm boyutlarıyla soruşturacak bir cumhuriyet savcısı var mı? Göreceğiz. Yolsuzluklar, kamu kaynakları talan... Ülkede o kadar büyük bir irin, cerahat birikti ki kokusu artık arşı sardı."

"Merkez Bankası Başkanı milleti ön yargılı olmakla suçluyor"

Öztrak, 18 Mart'ta Merkez Bankasının faizleri 200 baz puan artırdığını, Türk lirasının uzun sürmesi beklenen bir değer kazanma sürecine girdiğini hatırlattı.

Bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Merkez Bankası Başkanını gece yarısı "sürpriz bir kararla" görevden alınca her şeyin değiştiğini, Türk lirasının hızla değer kaybettiğini ve faizlerin arttığını kaydeden Öztrak, "Bu nedenle millet fakirleşirken, birileri de zenginleşti. BDDK verilerine göre, dövizin düşme eğilimine girdiği ve 1819 Mart'ta, yani iki günde, yabancı para vadesiz mevduatlarda 1 milyar 474 milyon dolarlık sıçrama olmuş. Pazartesi Türk lirası, dolar karşısında yüzde 10'a yakın değer kaybetmiş. O gün 1,5 milyar doları alıp, pazartesi sabahı bu 1,5 milyar doları satanlar 857 milyon lira kazandı." diye konuştu.

Bu dönemde döviz hesabı açanların, Merkez Bankası Başkanının görevden alınacağını bilip bilmediklerinin soruşturulması gerektiğini vurgulayan Öztrak, "Çünkü başkanın görevden alınacağını içeriden bilenler, tek bir günde servetlerine servet kattı. Bunların kim olduğunun açıklanmasını bekliyoruz. Ama Merkez Bankası kasasında buharlaşan milletin 128 milyar dolarının hesabını soramayanların, bunu soruşturacaklarını hiç sanmıyorum." dedi.

Yeni başkanın "Hemen faiz indirilecek ön yargısı doğru değil" açıklamasında bulunduğunu anımsatan Öztrak, şöyle devam etti:

"Bu lafın neresini düzelteceksiniz? Güler misiniz, ağlar mısınız? İnsanın fikri neyse zikri de o olur. Madem faizi hemen indirmeyecektiniz, yazarı olduğunuz gazetede, 200 baz puanlık faiz artışına neden kazan kaldırdınız? Köşenizden 'Faizi indir' diye bağırdığınız gün, dolar kuru 7 lira 22 kuruştu. Bugün dolar kuru 8 lira 15 kuruş. Avro kuru 8 lira 59 kuruştu, bugün 9 lira 63 kuruş. Ülkenin risk primi 309 puandı, bugün 464 puan. 10 yıllık tahvilin faizi yüzde 14'tü, bugün yüzde 19. Şimdi neden çark ettiniz? Madem faizi düşürmeyecekseniz Naci Ağbal'ı neden görevden aldınız? Bunu millete açıklamak zorundasınız. Neden bu kararla milleti yoksullaştırdınız?"

"Aşı tedarik takviminde ciddi bir sarkma var"

Günlük vefat sayılarının yeniden 150'nin üstüne çıkmaya başladığını, vaka sayılarının da 30 bin civarında gezindiğini ifade eden Öztrak, aşılamada da işlerin çok yavaş ilerlediğini savundu.

İki doz aşısı tamamlanan vatandaşların sayısının sadece 6,6 milyon olduğunu, toplumsal bağışıklık için 63 milyon kişinin hızla aşılanması gerektiğini dile getiren Öztrak, bunun ancak yüzde 10'unun aşılandığını kaydetti.

Öztrak, "Aşı tedarik takviminde ciddi bir sarkma var. Tarih sürekli ileri atılıp duruyor. Bunun sorumlusu kim? Ülkeyi kim yönetiyor? Elbette Erdoğan ve onun şahsım hükümeti." görüşünü ileri sürdü.

Kısa çalışma ödeneğinin son kez 31 Mart'a kadar uzatıldığını hatırlatan Öztrak, bir değişiklik yapılmaması halinde 1 milyon 300 bin civarında çalışanın ya işsiz kalacağını ya da günde 47 lirayla mağdur olacağını belirtti.

"Çiftçilerimiz inim inim inliyor"

Mağdur bir başka kesimin ise çiftçiler olduğuna dikkati çeken Öztrak, çiftçinin borçlarının, tüm ısrarlı taleplerine rağmen yapılandırılmadığını aktardı.

Öztrak, üreticilere bu yıl 24 milyar lira destek verileceğinin açıklandığını anımsatarak, "24 milyar lira, sizin çiftçiye vermeyi taahhüt ettiğiniz paranın yarısı." açıklamasında bulundu.

Tarım Kredi Kooperatiflerinin "Tarım Tefeci Kooperatifi" olduğunu öne süren Öztrak, "Çiftçilerimiz inim inim inliyor. Tarım Tefeci Kooperatifleri, tepkiler üzerine, çiftçilerimize gönderdiği icraları 3 aylığına durdurmuştu. Bu ay sonunda onun da süresi doluyor. Çiftçilerimizin traktörüne, tarlasına, ineğine, yine hacizler yağmaya başlayacak. Peki, tüm bu sorunlara kim çözüm bulacak? Bu ülkeyi kim yönetiyor? Elbette Erdoğan ve onun şahsım hükümeti." diye konuştu.

Devlet madalyalarından Atatürk kabartmasının kaldırıldığını söyleyen Öztrak, Atatürk düşmanlarının bundan cesaret aldığını iddia etti.

Öztrak, dün Tekirdağ'da okullardaki Atatürk büstlerine ve heykellerine planlı, organize saldırılar yapıldığını belirterek, bu hain saldırıları lanetlediklerini dile getirdi. Sorumluların bir an önce yargı önüne çıkarılmasını isteyen Öztrak, olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarını kaydetti.

"Savcıları göreve davet ediyoruz"

Faik Öztrak, bir gazetecinin, "İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kürşat Ayvatoğlu ile ilgili açıklamasında, 'Görevim icabıyla birçok mahrem bilgiye sahibim, bu meseleyi milletvekili olup da paylaşanlarla ilgili sadece üzülüyorum. Allah muhafaza en yakınlarında böyle bir şey çıkarsa ne diyeceğiz.' dedi. Bu açıklamayı nasıl yorumlarsınız?" sorusu üzerine, bu sözlerin "açık bir itiraf olduğunu" savundu.

Öztrak, "İçişleri Bakanı demek ki işi gücü bırakmış milletvekillerini izletiyor, dinletiyor. Bugüne kadar 'FETÖ taktiği' dedikleri meğerse bir AK Parti taktiğiymiş. İçişleri Bakanının bu itirafını ihbar kabul edecek bir cumhuriyet savcısı var mı yok mu göreceğiz. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi kendisinin bu sözlerden sonra istifa edeceğini umuyoruz ama savcıları göreve davet ediyoruz." yanıtını verdi.

"AK Parti'nin Ankara'daki büyük kongresine katılan AK Parti Kayseri Milletvekili koronavirüse yakalandığını açıkladı. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna karşılık Öztrak, lokantalar, kafeler ve daha pek çok mekan kapalı bulunduğu için esnafın isyanda olduğunu, buna karşılık AK Parti'nin kalabalık kongreler yaptığını vurguladı. Faik Öztrak, şu görüşleri paylaştı:

"Millete, esnafa kesilen cezalar, bu kongredeki kalabalıklara ve parti yöneticilerine kesilmiyor. Bir de üstüne üstlük 'yatay çekim nedeniyle kalabalık göründü' denerek milletin aklıyla da alay ediliyor.

Hani kongrede tüm delegelere test yapılmıştı? Sayın Milletvekili kongreye sağlıklı girip virüs kapmış olabilir. Çok açık söyleyeyim çok daha fazla vaka da ortaya çıkabilir. Bu kongrelerin ardından vaka sayılarındaki artışın vebali Sayın Erdoğan'ın boynunadır."

"AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Kürşat Ayvatoğlu'nun mal varlığına ilişkin soruya 'Bir senede, yani AK Parti Genel Merkezi'nde çalıştığı süre zarfında olduğunu düşünmüyorum' yanıtını verdi. Siz bu yanıtı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Öztrak, Ayvatoğlu'nun sosyal medyaya yansıyan görüntülerinin, yaşamın doğal akışına uymayan bir durumu ortaya koyduğunu ifade etti.

Öztrak, "Asıl sorulması gereken şu, bu büro elemanı hangi çarkın dişlisi? Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Bu işin başka ortakları var mı?" sorularını yöneltti.

İçişleri Bakanının, görüntülerin "alacak verecek meselesi nedeniyle ortaya döküldüğünü" söylediğini hatırlatan Öztrak, "Bu neyin alacağı vereceği? Burada yetki makamında oturanlardan beklenen, o pudra şekerlerinin, o lüks yaşamların suyunun nereden geldiğinin de açıklanmasıdır." dedi.

"Yargıtaydan kapatma davası açılan HDP'ye bir ceza çıkarsa bu kapsamda CHP hangi yolu izleyecek?" sorusu üzerine Öztrak, partisinin bu konuda tavrının belli olduğunu ve hangi parti olursa olsun, bunları milletin açıp kapatacağını söyledi.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER