<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Müzakerat Haber | Müzakerat Köşe Yazıları | Müzakerat Haber Analizi</title>
        <link>https://www.muzakerat.com/</link>
        <description>Müzakerat,  Türkiye ve Dünya gündeminden seçilmiş haberler, haber analizleri, köşe yazıları. muzakerat.com</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Safları Sıklaştırmak Kalpte Başlar</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/saflari-siklastirmak-kalpte-baslar-1018</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/saflari-siklastirmak-kalpte-baslar-1018</guid>
                <description><![CDATA[Safları Sıklaştırmak Kalpte Başlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, çoğu zaman niyetini ve ahlâkını tek başına değil beraber yürüdüğü insanların istikametiyle inşa eder. Aynı istikamete yürüyenlerle omuz omuza olmak, insanı diri tutar, samimi destek cesarete dönüşür. Saflar sıklaştıkça güçleniriz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Safları sıklaştırmak”, sadece omuz omuza durmak değil; niyeti, istikameti ve sorumluluğu birlikte taşımaktır. Bu kavram hem zahirde hem bâtında derin bir anlam taşır ve ahiret perspektifinde belirleyici bir çağrıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Safların gevşek olduğu yerde boşluklar oluşur; o boşluklar da şüpheye, korkuya ve fitneye kapı aralar. Safı sıklaştırmak, zor zamanlarda kaçmayı değil, yerinde durmayı tercih etmektir. Çünkü ahiret yolculuğu, en çok imtihan anlarında kiminle kaldığınla ölçülür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, <em>“Ben iyiyim”</em> diyebilir; fakat safını sıkılaştırmıyorsa iyiliği korumasız kalır. Hak üzere olanların dağınık olduğu yerde, bâtıl düzenli görünür. Bu yüzden safları sıkılaştırmak, hakkın yalnız kalmaması için bilinçli bir duruştur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Saf, aynı sevinçte birleştiği kadar aynı yaraya duyarlı olabilmektir. Bir mazlumun derdi seni yerinden oynatmıyorsa, o safta fiziksel olarak bulunsan bile ruhen kopukluk vardır. Safları sıklaştırmak, başkasının yükünü, <em>“Bana ne”</em> demeden omuzlamaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Saflar genellikle konfor bozulduğunda seyrelir. Oysa ahiret için kıymetli olan saf, bedel gerektiren saftır. Sessiz kalmanın rahatlığını değil, doğru yerde durmanın sorumluluğunu seçmek… İşte bu, safları sıklaştıran şeydir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dilde birlik, kalpte ayrılık varsa saf görünürde sıkıdır ama hakikatte dağınıktır. Haset, kibir ve üstünlük taslama safların arasındaki görünmez boşluklardır. Bu yüzden safları sıkılaştırmak, önce kalpteki mesafeleri kapatmaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur'an, müminlerin kurşunla kaynatılmış bina gibi saf bağladıklarından söz eder. Sımsıkı kenetlenmiş müminlerden birine ya da birkaçına bir şey olsa, hastalansa diğerleri onu taşır. Bir şey olduğu dışarıdan anlaşılmaz bile.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kişi safını, <em>“İnsanlar ne der”</em> diye değil, <em>“Allah ne görür”</em> diye sıkılaştırır. Çünkü ahirette saf, sosyal kimliklerle değil niyet ve sadakatle okunacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur’ân, kıyamet sahnesinde, <strong>“Keşke falancayı dost edinmeseydim”</strong> pişmanlığını özellikle vurgular. Bu ifade, yanlış safta yer almanın sadece dünyevî bir hata değil, ebedî bir kayıp olabileceğini gösterir. Zira insan, hak ile bâtıl arasındaki mücadelede tarafsız kalamaz; sessizlik bile bazen zulmün safına yazılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Doğru safta durmak her zaman kalabalık olmak demek değildir. Hakikatin tarafı kalabalık olmayabilir; ama doğru olan hep oradadır. Bazen hak, azınlıkta ama Allah katında ağır basan bir saftır. Orada yer almak zor olabilir; </span></span><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">haktan yana saf tutmak, bedel ödemeyi göze alabilenlerin işidir. F</span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">akat ahiretteki karşılığı izzet ve emniyettir. Kimlerle saf tuttuğumuz, yalnızca dünyadaki duruşumuzu değil akıbetimizi de belirler. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Saf tutmak, yalnızca aynı mekânda durmak değildir. Hangi değerlere alkış tuttuğun, hangi haksızlığa göz yumduğun, kimin derdiyle dertlendiğin, ahirette “kiminle beraber anılacağını” belirler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şu soru hayati önem taşır:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Ben kimin safındayım; hakikatin mi, konforun mu?”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Peygamber Efendimiz(asm)’ın, <em>“Kişi sevdiğiyle beraberdir”</em> hadisi, bu hakikatin en sade ifadesidir. Sevgi burada sadece duygusal bir bağ değil; hayranlık, meyil ve gönül yakınlığıdır. Kalbin yöneldiği taraf, kıyamet günü insanı da oraya çeker.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız. Bizden alâ akraba mı olur?” </span></span></em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">der Cemil Meriç. ‘Akrabalar’ ile safları sıklaştırmak, kaçmamak, dağılmamak, yalnız bırakmamak ve yarın <em>“Ah keşke!”</em> demeyecek bir yerde durmayı seçmek lâzım.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Körpe Kalemler Dergisi, Nisan</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 22:22:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güzel Ahlakın Tohumu Ailede Atılır</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/guzel-ahlakin-tohumu-ailede-atilir-1017</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/guzel-ahlakin-tohumu-ailede-atilir-1017</guid>
                <description><![CDATA[Güzel Ahlakın Tohumu Ailede Atılır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Toplumu derinden sarsan haberlerle karşı karşıyayız; ‘suça sürüklenen’ değil, suçun tam ortasında yer alan çocukları konuşuyoruz artık. Eline silah alıp okul basan, gözünü kırpmadan can alan çocuklardan söz ediyoruz. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Her felaketten siyasi rant devşirme çabasında olanlar, geçtiğimiz aylarda düzenlenen, paylaşma bilincini geliştirme, yardımlaşma, merhamet, dayanışma ve vatanseverlik gibi millî/manevi değerlerin öğrencilere kazandırılması hedeflenen "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı etkinlikler üzerinden, faturayı yine Müslümanlara kesme telâşına kapıldılar. O katil, İslam'a göre suçsuz bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi ağır bir vebal olduğunu gerçekten idrak edebilseydi, o silahı eline alırken elleri titrerdi. Çünkü bilirdi ki bir insanı yok etmek, sadece bir hayatı değil; onunla birlikte nice hayali, hatırayı ve bağı da yok etmektir. Böylesi bir şuurla bakabilseydi, o silahları masum arkadaşlarına doğrultmak bir yana, onlara siper olurdu. Zira İslam, insanı şiddete değil merhamete yaklaştırır; yıkmaya değil, yaşatmaya yöneltir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Bu saldırganların vahşi eylemlerinin sebebini sadece dış etkenlere yüklemek, sorumluluğu görünmez kılmaktır. Çünkü bir çocuğun karakteri önce evde yoğrulur. Değerler evde verilir, sınırlar evde çizilir, vicdan evde inşa edilir. Ailenin ihmal ettiği her boşluk, başka karanlıklar tarafından doldurulur. Bu yüzden mesele, sadece güvenlik değil; ihmal edilmiş bir ahlâk meselesidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Toplumu ortak ahlâk ve ortak değerler bir arada tutar. Bunlar ortadan kalkarsa toplum yozlaşır, dejenere olur, çöker, parçalanır, yok olur. Aile çökerse; ahlâk gider, milli şuur gider, maneviyat gider, inanç gider, din gider.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Aile çocuğa öncelikle güzel </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâk<span style="color:#150a04"> kazandırma çabasında olmalı. Bu, birkaç nasihatle değil; uzun soluklu, sabır isteyen ve en çok da yaşanarak gösterilen bir eğitimle mümkündür. Ailenin burada rolü yalnızca öğretmek değil, aynı zamanda bir “model” olmaktır. Çünkü çocuk, söylenenden çok gördüğünü öğrenir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Aile içinde sevgi ve güven temelli bir ortam oluşturulmalı. Kendini değerli ve güvende hisseden çocuk, doğruyu kabullenmeye daha açık olur. Sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da korkutulan bir çocuk ise davranışlarını içselleştirmek yerine sadece cezadan kaçınmayı öğrenir. Halbuki güzel </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâkın<span style="color:#150a04"> özü, dış baskıyla değil, içten gelen bir bilinçle hareket etmektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Ahlâk eğitiminin en güçlü yolu örnek olmaktır. Anne-babanın dürüstlüğü, sabrı, merhameti ve adaleti çocuğun zihninde kalıcı izler bırakır. Bir ebeveyn başkalarına karşı merhametliyse, saygılıysa, öfkesini kontrol edebiliyorsa, hata yaptığında özür dileyebiliyorsa çocuk da bu davranışları doğal bir şekilde benimser. Çünkü onun için en etkili “ders”, anne-babasının günlük hayatıdır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Bunun yanında, doğru ile yanlışı anlatmak da ihmal edilmemeli. Ancak bu anlatım, kuru nasihatler şeklinde değil; yaşanan olaylar üzerinden, hikâyelerle, sorularla ve sohbetlerle yapılmalı. Çocuğa <em>“Neden doğru olanı yapmalıyız?”</em> sorusunun cevabı verilmeli. Böylece çocuk sadece kuralları değil, o kuralların anlamını da kavrar.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Sorumluluk bilinci de güzel ahlakın önemli bir parçası. Yaşına uygun görevler verilen çocuk, hem kendine güven kazanır hem de başkalarına karşı duyarlı olmayı öğrenir. Kendi işini yapabilen, paylaşmayı bilen, hata yaptığında telafi etmeye çalışan bir çocuk, </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâkı<span style="color:#150a04"> hayatının bir parçası haline getirir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Ayrıca çocuğun duygularını tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olmak gerekir. Öfke, kıskançlık, kırgınlık gibi duygular bastırıldığında değil, doğru şekilde yönlendirildiğinde eğitici olur. <em>“Öfkelenmek kötü”</em> demek yerine, <em>“Öfkelenebilirsin ama kırmadan konuşabilirsin”</em> diyebilmek, çocuğa hem kendini hem de başkalarını koruyan bir yol gösterir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Sabır ve tutarlılık da bu sürecin vazgeçilmezi. Bir gün izin verilen bir davranışın ertesi gün yasaklanması, çocuğun kafasını karıştırır. Kurallar net, anlaşılır ve istikrarlı olmalı. Aynı şekilde, güzel davranışlar fark edilmeli ve takdir edilmeli. Bu, çocuğun doğruyu tekrar etme isteğini güçlendirir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Aile, çocuğa güzel </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâk<span style="color:#150a04">ı anlatırken en güçlü rehberi Peygamberimiz Muhammed(asm)’ın hayatıdır. Kur'an'ın, Kalem Suresi, 4. ayette haber verdiği gibi, O pek büyük bir </span>ahlâk<span style="color:#150a04"> üzerindedir. O’nun hayatı, soyut kuralların ötesinde, yaşanmış ve uygulanmış bir örnektir. Resûlullah sevgi, şefkat ve merhametin vücut bulmuş hali olan bir insandır. Ve önemli olan, çocuğa sadece bilgi vermek değil; bu örnekliği onun dünyasına uygun, sıcak ve anlaşılır bir şekilde sunabilmektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Peygamberimiz(asm)’ı çocuğa yalnızca “yapılması gerekenleri söyleyen biri” olarak değil; merhamet eden, affeden, sabreden ve insanları incitmemeye özen gösteren biri olarak tanıtmak gerekir. Onun bir hatayı affedişi, bir yoksula yardım edişi ya da kendisine kötülük yapanlara bile iyilikle karşılık verişi, çocuğa doğrudan <em>“iyi ol”</em> demekten çok daha güçlü bir etki bırakır. Böylece çocuk, </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâkı<span style="color:#150a04"> anlamlandıran biri olur. Öğrendiklerini hayatla bağdaştırır ve böylece ahlak, kitapta kalan bir bilgi olmaktan çıkar, yaşanan bir değere dönüşür.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">En önemli noktalardan biri anne babanın örnek olmasıdır. Aile kendi davranışlarında dürüstlük, sabır, nezaket ve merhameti gösterdiğinde çocuk, Peygamber </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâkının<span style="color:#150a04"> sadece anlatılan değil, yaşanan bir gerçek olduğunu görür. Çocuk anlatılandan çok gördüğünü benimser.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Peygamber sevgisi, sevgi ve hayranlık üzerinden verilmeli. Onun insanlara olan şefkati, adaleti ve güzel sözleri anlatıldıkça çocukta doğal bir yakınlık oluşur. Bu da </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâk<span style="color:#150a04">î davranışları bir zorunluluk değil, sevilen birine benzemek isteği haline getirir. Sevgiyle sunulan bir örneklik, çocuğun kalbinde kök salar ve zamanla onun karakterine dönüşür.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Eğitim bir “anlık proje” değil, bir hayat yolculuğudur. Küçük yaşta atılan tohumlar zamanla filizlenir. Ailenin sevgiyle, sabırla ve bilinçle verdiği eğitim; çocuğun karakterine yerleşir ve onu hayat boyu yönlendirir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Kısacası, güzel </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâk<span style="color:#150a04"> anlatılan değil yaşanan, zorla kabul ettirilen değil kalpte yeşeren bir değerdir. Ve bu değerin ilk filizlendiği yer, ailenin sıcak ve samimi ortamıdır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 23:21:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değer mi?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/deger-mi-1016</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/deger-mi-1016</guid>
                <description><![CDATA[Değer mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanın seçtiği yol kadar, seçtiği yol arkadaşı da önemlidir. Çünkü birlikte her yürüyüş bir iz bırakır; o iz, sonunda insanı bir safın içine yazar. Dolayısıyla yoldaşlık bir akıbet meselesidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan zannettiği kadar bağımsız bir varlık değildir. Yoldaşlık, zamanla benliğe sirayet eder. Aynı sofraya oturduğun, aynı dili konuştuğun, aynı şakaya güldüğün insanlar; fark ettirmeden bakışını, ölçünü, hatta vicdan terazini değiştirir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Başlangıçta taviz küçüktür: Bir susuş, bir görmezden geliş, <em>“Şimdi sırası değil”</em> denilen bir itiraz… Sonra o susuşlar alışkanlık olur. İtiraz etmek ağır gelmeye başlar. Yanlış normalleşir, çarpık olan makul görünür. İşte tam burada yol kaybolur. Çünkü yol, yalnızca gidilen istikamet değil; hangi değerlerle gidildiğidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İlkesizliğin en sinsi tarafı, insanı bir anda değil, adım adım kaybetmesidir. Kendi doğrularını savunmak “uyumsuzluk”, hakkı dile getirmek “fazlalık”, adaleti hatırlatmak “rahatsızlık” sayılmaya başlandığında kişi önce susmayı seçer. Sonra suskunluğu savunur. En sonunda da suskunluğunu doğru zanneder. Böylece insan kendini kaybeder; çünkü kendini ayakta tutan ahlâki omurga kırılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dünya yolculuğunda kaybolmak telafi edilebilir sanılır. <em>“Sonra toparlarım”</em> denir. Oysa ahiret bilinciyle bakıldığında mesele çok daha ciddidir. Zira insan, kiminle yürüdüyse onunla haşrolur. Kimin izini takip ettiyse onun safında yazılır. Bu yüzden yanlış yoldaşlık, sadece dünyada yön kaybı değil ahirette hesap kaybı riskidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir zamanlar farklı şehirlerde ve farklı çevrelerde yaşayan ama telefonda uzun sohbetler ettiğimiz, kendimce uyardığımda ibadetlerini yerine getirmek için emekliliğini bekleyen çocukluk arkadaşım geldi hatırıma. Hayatın henüz önünde olduğunu sanıyordu; planları yarına yazılmıştı. Ama bir gün sadece baş ağrısı şikâyetiyle hastaneye gitti… Ve üç ay sonra, aynı hastaneden bir veda ile çıktı. İşte hayat, bu kadar ince bir çizgi üzerinde yürüyor, Allah rahmet etsin… Tutunduğumuz her şey bir anda yarım kalabiliyor. O yüzden hayatı, önemli bazı şeyleri erteleyecek ve yarına bırakacak kadar uzun sanmayalım. Çünkü bazen bir ömür üç aya sığar, bazen de bir vedaya…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hakikatle bağı zayıf, adaletle mesafeli, menfaati ölçü edinenlerle kurulan yakınlık kalbi ağırlaştırır, vicdanı köreltir. İnsan bir süre sonra yanlışta rahatsızlık hissetmemeye başlar. En tehlikelisi de budur: Günahın değil, günaha alışmanın verdiği kayıp. Çünkü kalbin alarmı sustuğunda, insan hâlâ yürüyor gibi görünür ama artık hakikate değil, kalabalığa doğru yürüyordur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hakikatin değeri ise onu kaç kişinin savunduğuyla değil; ne kadar doğru olduğuyla ölçülür. İnsan bazen çoğunluğun gittiği yoldan ayrılıp yalnız kalabilir; fakat doğru, kalabalığa göre yön değiştirmez. Bu yüzden azınlıkta kalmak bir kayıp değil, çoğu zaman bir imtihandır. Allah kulundan kusursuzluk değil, samimiyet ve istikamet ister. Hata yapabiliriz, eksik kalabiliriz; ama önemli olan her seferinde doğruya yönelmek ve onun yanında durmaktır. Çünkü değerli olan, kusursuz olmak değil; kalbini doğruda tutabilmektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu yüzden yol arkadaşlığı bir tercih değil, bir sorumluluktur. Her birlikte yürüyüş, insanın ahiretine atılmış bir adımdır. Yanlış yoldaşla yürüyen, doğru yolda bile olsa sapar. Ve ahirette en ağır pişmanlık, <em>“Ben böyle değildim”</em> cümlesinin artık hiçbir şeyi değiştirmediği andır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan sevdiğiyle, yürüdüğüyle, saf tuttuğuyla beraber anılacaktır. Dünya hayatında “uyum” adına susulan ya da yüz çevrilen her hakikat, ahirette insanın karşısına bir yük olarak çıkar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yol uzun, kalabalık çok; ama hakikat yalnızdır. Onunla yürümeyi göze alamayan, sonunda kalabalıklar içinde hesabını tek başına verir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kısacası; değerleri ve ilkeleri seninle aynı olmayanlarla yürümek, başta yalnızca “idare etmek” gibi görünürken, zamanla idrak kaybına dönüşür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Değerlerinle yürümediğin bir yol, seni hedefe ulaştırmaz; yalnızca daha uzağa sürükler. Ve insan en çok da, fark etmeden kaybettiklerinden hesaba çekilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O gün hiç kimse, değerleri olmayan birinin gölgesinde kaybolmuş kimliğini geri alamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Değer mi?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya/Hanımefendi Dergisi, Nisan</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:53:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr.Engin Arık Bor Madenimizin Önemini Anlatıyor</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/profdrengin-arik-bor-madenimizin-onemini-anlatiyor-1015</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/profdrengin-arik-bor-madenimizin-onemini-anlatiyor-1015</guid>
                <description><![CDATA[Prof.Dr.Engin Arık Bor Madenimizin Önemini Anlatıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px">FİZİKÇİ PROF.DR.ENGİN ARIK(1948-2007) "BOR" MADENİMİZİN ÖNEMİNİ ANLATIYOR...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:14px">Gazeteci-yazar Özdemir İnce’nin, Prof. Dr. Engin Arık’la 28 Temmuz 2002’de yaptığı söyleşi;<br />
-Engin Hanım, “kurtarıcı” olarak tanımladığınız toryumu bir meslektaşınıza anlatır gibi değil, benim ve okurlarımızın anlayacağı gibi anlatır mısınız?<br />
Toryum, saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde bir element. Toprakta toryum oksit halinde bulunuyor. Dünya rezervlerinin yaklaşık yarısı Türkiye’de, Batı Anadolu’da bulunuyor. Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören yörelerinde...<br />
-Dünyada nerelerde var, rezervler ne kadar?<br />
Avustralya’da 300 bin ton, Hindistan’da 290 bin ton, Norveç’te 170 bin ton, ABD’de 160 bin ton, Kanada’da 100 bin ton, Güney Afrika’da 35 bin ton, Brezilya’da 16 bin ton...<br />
-Türkiye'de?<br />
800 bin ton. Neredeyse bütün dünyada toplam 1071 bin ton, Türkiye’de 800 bin ton.<br />
-Müthiş bir şey. Dünya rezervlerinin yarıya yakını bizde. Bir mukayese yapmak istiyorum. Birkaç yıldır bir başka maden, bor üzerine bir tartışma vardı. Bor, stratejik maddedir, özelleştirilmesin, özellikle de yabancıların eline geçmesin deniliyordu. Toryum için de aynı şeyi söylemek mümkün müdür?<br />
Bildiğim kadarıyla, toryumun 21. yüzyılın en stratejik maddesi olması büyük bir olasılık. Eğer 2005 yılına kadar yapılması planlanan yeni tip nükleer enerji santralları gerçekleşirse, toryum bir numaralı element olacak. Çünkü yeni tip reaktörlerde yakıt olarak kullanılacak. Eğer biz toryum ile elektrik enerjisi üretebilmek olanağına kavuşursak bu trilyonlarca varil petrole eşdeğerde bir enerji kaynağı olacak.<br />
-Diyelim ki her şey yolunda gitti, 2005 yılında, haydi diyelim 2010 yılında toryumlu nükleer santraller çalışmaya başladı. Bu nasıl olacak? Yani kömür gibi topraktan çıkartıp bir çuvala koyup... Bunu bir anlatır mısınız?<br />
Şu anda planlanan yeni tip reaktörlerin prototipinden söz edecek olursak: Yerin yaklaşık 30 metre altında, kurşun bir hedefin içinde bulunacak toryum. Bu hedefe dışarıdan, yeryüzünden hızlı protonlar gönderiyorsunuz. Bu protonlar kurşundan nötron üretiyor. Bu nötronlar da gidip toryumla birleşerek enerji üretiyor.<br />
-Peki toryumun topraktan çıkartılması ve enerji üretimi sırasında bu işlerde çalışan insanlar herhangi bir tehlikeye maruz kalıyor mu?<br />
Hayır. Bizim rezervlerimiz zaten Toryum-232. Yüzde yüz oranda, oksitlenmiş durumda toryum içeriyor. Neden “kurşun hedef” deniliyor diye soruyorsunuz. Kurşun hedef dediğimiz şey, içine toryum konulan bir mahfaza, bir kap. Silindirik biçimde, boru biçiminde olabilir. Üzerine hızlı protonlar gönderildiği için “hedef” olarak adlandırılıyor. Bu tip reaktörlerin eskileriyle mukayese edilmesi mümkün değil. Kesinlikle patlama tehlikesi yok. Çernobil benzeri bir felaketin tekrarlanması mümkün değil.<br />
-Yani radyoaktif kalıntı da bırakmıyor...<br />
Radyoaktif kalıntı minimum nisbetinde. Bu minimum kalıntı da nötronlarla yok edilebiliyor. Bu tip reaktörlerde, reaktörün fişini çektiniz diyelim, her türlü işlem duruyor. Oysa klasik tip reaktörlerde, fişi çekseniz de olay zincirleme olarak devam ediyor. Her an sizin kontrolünüzden çıkabiliyor. Yeni tip reaktörlerde bu imkânsız. Patlama ihtimali yok, doğa kirlenmiyor, minimum atıklar da uzun ömürlü değil.<br />
-Uranyum bu kadar belalı bir madde, tehlikeli, radyasyon yayıyor. Oysa toryum da 1828‘de bulunmuş, radyoaktif olduğu da 1898‘den bu yana biliniyor. Bilim adamları tehlikesiz olduğu halde neden toryumu tercih etmemiş?<br />
Toryum nedense iyi tanınmıyordu. Cenevre’de CERN (European Center for Nuclear Research-Avrupa Parçacık Fiziği Araştırma Merkezi) laboratuvarında araştırma yapan, Nobel almış bir İtalyan fizikçi, Prof. Carlo Rubbia tarafından önerildi 1993’te. Toryumun, uranyumun yerini alabileceği kanıtlandı. Dokuz yıl öncesine kadar toryumun bu tip bir reaktörde yakıt olarak kullanılabileceği bilinmiyordu.<br />
-Artık biliniyor. Sadece biliniyor mu, yakıt olarak kullanmak için dünyada ne gibi çalışmalar yapılıyor?<br />
Ön araştırma çalışmaları bitti, projenin fizibilitesi 1998’de tamamlandı. 11 Avrupa ülkesinin bilimsel araştırma bakanları için araştırma panelleri oluşturuldu, bir de bilim adamlarının katıldığı teknik danışma grubu var. Ne yazık ki Türkiye yok buralarda. CERN laboratuvarı da 1954 yılından bu yana var. Aralarında Yunanistan’ın da bulunduğu 12 Avrupa ülkesinin kurduğu bir laboratuvar...<br />
-Burada biz var mıyız?<br />
Burada biz maalesef yokuz. Şu anda 20 üyesi var.<br />
-Hiçbir yerde yokuz! Peki ne olacak bizim halimiz?<br />
Aralarına katılmak için Türkiye Bilimler Akademisi’yle birlikte yoğun çabalar içindeyiz.<br />
-Sadece Bilimler Akademisi mi? Devletin, hükümetin bu işe el koyması gerekmiyor mu?<br />
Hepsi bir arada olmalı. CERN’e ve öteki çalışmalara katılan devletler kendi güçleri nisbetinde bütçelere katkıda bulunuyorlar. Ancak bilimsel araştırmalara yapılan yatırımlar bir süre sonra misliyle kendini öder duruma geliyor. Ama Türkiye bu gibi konulara para ayırmadığı için büyük bir bilim adamı eksikliği var.<br />
-CERN'de neler yapılıyor? Biz oraya dönelim.<br />
CERN’de yapılan ön araştırmalar bitti. Avrupa’nın ilk prototip toryumlu nükleer santralı 2005 yılına kadar tamamlanacak. Ayrıca Japonya ve ABD’de kendi santrallarını yapmaya çalışıyor.<br />
-Demek ki üç merkez var: Avrupa, ABD ve Japonya... Bunlar santralı bitirdikleri zaman bize satacaklar...<br />
Biz de araştırmaların içinde olursak kendimiz de üretebiliriz. Belki daha iyisini yapabiliriz. Prototipin geliştirilmesinde mutlaka aralarında bulunmamız gerek. Bildiğim kadarıyla Avrupa prototipi reaktör 2005 yılında bitirilecek. Bu yeni reaktör, mevcut uranyum atıklarını da kullanabilecek. Avrupa’nın toryum için geliştirmeye çalıştığı reaktör, mevcut reaktörlerin sorunlarını da çözümleyecek.<br />
-Prototip reaktör 2005 yılında tamamlanırsa, seri üretim 2010 yılında başlayabilir mi?<br />
O kadar sürmez bile, bir prototip ortaya çıkınca birkaç yıl içinde firmaların anahtar teslim üretecekleri modül haline gelebilir.<br />
-Toryum madeninin yarısının bizde olduğunu biliyoruz. Peki Türkiye, toryum reaktörü çalışmalarının neresinde?<br />
Hızlandırıcı üzerinde çalışan bir tek araştırma grubumuz var Ankara’da. Grup, Prof. Dr. Saleh Sultansoy (Gazi Üniversitesi) grup başkanı, Doç. Dr. Abbas Kenan Çiftçi (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. Ömer Yavaş (Ankara Üniversitesi) ve Yard. Doç. Dr. Metin Yılmaz’dan (Gazi Üniversitesi) oluşuyor. Hızlandırıcı Araştırma Grubu Ve öğrencileri. Oysa dünyada 15 bin hızlandırıcı var.<br />
-“Hızlandırıcı” ne demek?<br />
“Hızlandırıcı”, proton ve elektron gibi temel parçacıkların ve atom çekirdeğinin hızını çoğaltan aletlerdir. Hızlandırıcılar tıpta, sanayide, savunma sanayide de kullanılıyor. Türkiye’de sanırım 30 kadarı tıpta kullanılıyor. Fakat araştırmayla ilgili hızlandırıcı yok<br />
-İstanbul'da da siz varsınız. Genelde fizikçiler mi çalışıyor bu konuda?<br />
Ben tam olarak hızlandırıcı konusunda çalışmıyorum. Benim alanım deneysel yüksek enerji fiziği, parçacık fiziği. Türk Fizik Derneği Başkanı, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nizamettin Erduran deneysel nükleer fizik üzerinde çalışıyor.<br />
-Türkiye'nin yerin altındaki toryumunu 2015 yılından itibaren kullanabilmesi için ne yapmak lazım?<br />
Önce bilime ve bilim adamına yatırım yapmamız lazım. Şu an bir tahmin yapacak olursak: Türkiye’de, 2010 yılında hızlandırıcı, deneysel yüksek enerji fiziği ve nükleer fizik konularında, Avrupa ortalamalarına göre bin 200 bilim adamının çalışıyor olması gerek. Şu anda, 2002 yılında sadece 80 kişi var. Sekiz yıl içinde bu sayıya ulaşabilmek için bilim adamına, gerekli aletlere destek vermek lazım.<br />
-Bu desteği kim verecek?<br />
Devlet, hükümet, tabii ki TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA. Özel teşebbüsün, sanayi kesiminin de katılması, katkıda bulunması gerekir.<br />
-Belki hepsinin, herkesin katılacağı özel bir örgüt kurulabilir.<br />
Ama her şeyden önce, en önemlisi eleman yetiştirmek. Ayrıca Avrupa, Japonya ve ABD’de toryum madeninin enerji alanında kullanılması konusunda araştırma yapan gruplara bizim bilim adamlarımızın katılmasını mutlaka sağlamak. Oralardan öğrenilen bilgileri Türkiye’ye aktarmak.<br />
-Türkiye'de akademik unvana sahip kaç bilim adamı var bu işin içinde?<br />
Hızlandırıcı alanında çalışanların sayısı 10’u bile bulmaz. Sıfır diyebiliriz. Üniversitelerin fizik bölümlerinin bu alanda çalışmasını sağlamak, doktora ve doktora üstü çalışmalarını hızlandırmak, çoğaltmak, bu alanda çalışma yapacak olanları yüreklendirmek lazım. Lisansüstü eğitimin güçlendirilmesi... Büyük bir servetin üzerinde oturuyoruz, küçük bir bilimsel yatırımla toryumla enerji üretme alanının dünya devleri, liderleri arasında girebiliriz. 290 bin tonluk toryum rezervi bulunan Hindistan enerji geleceğini toryumda arıyor. Yüksek düzeyde, araştırma yapıyor.<br />
-Peki bizim aklımız erer mi bu işe? Katılmaya kalkışsak bizi aralarına alırlar mı? Bir fizik bölümü mezununun dünya standartlarında yetişmesi için kaç yıl lazım?<br />
Bilim adamlarımızı elbette alırlar aralarına. Bu alanda çalışan bilim adamlarımızın zaten bağlantıları var onlarla. Bir mezunun 5 yıl daha çalışması lazım doktora alması için 7 ile 10 yıl yeter. Ayrıca, başka ülkelerde yaşayan Türk bilim adamları var, onlar Türkiye’ye davet edilebilir. Türki devletlerde, özellikle Azerbaycan’da, Özbekistan’da bilim adamları var. Onlardan da yararlanabiliriz. Düşünün bu alanda Bulgaristan’ın, Romanya’nın gerisindeyiz. Avrupa 2003 ile 2006 arasında yapılacak çalışmalar için bu alana 325 milyon euro yatırıyor. Bu nükleer reaktör prototipinin üretilmesi için...<br />
-Toryum nükleer enerji reaktörleri çalışmaya başladı diyelim. Elimizdeki toryumun ömrü ne?<br />
Ebediyen diyebiliriz. Bitmeyecek diye düşünebiliriz..</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:53:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu Nasıl Ahlak?</title>
                <category>Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bu-nasil-ahlak-1014</link>
                <author>nurcan_alevli52@hotmail.com (Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bu-nasil-ahlak-1014</guid>
                <description><![CDATA[Bu Nasıl Ahlak?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Ak Partili Aydın'ın Köşk ilçesi Belediye Başkanı Nuri Güler'in olayı ile Uşak Belediye başkanı Özkan Yalım'ın olayı arasında geceyle gündüz kadar fark var. Özkan Yalım zinadan dolayı gözaltına alınmadı. Ya da tutuklanmadı…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">"Zina yapıyorsa kesin yolsuzluk da yapmıştır" denerek hapse atılmadı. Zaten yolsuzluk ve rüşvetten alınıp diğer tüm haltları ortaya saçıldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yasak aşk değil sürüyle metres yapıp hepsini belediyeden maaşlandırdığı yetmiyormuş gibi kendi pavyonunun çalışanlarının SGK'sını da vatandaşa kitlemiş.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ramazan'da kurduğu çilingir sofrasının faturasını bile belediye giderlerine kitleyen birinin rezilliklerini Köşk Belediye Başkanının olayı ile ört bas edemezsiniz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aydın'ın Köşk ilçesi belediye başkanının bir yerel gazete de o kadınla fotoğrafları ortaya çıkınca kendisi mahkemeye gidip "bunlar kumpas, yapay zekâ" diyerek yerel gazetedeki fotoğraflara erişim yasağı getirten de kendisi.Ak Parti değil!&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Engel size olsa konuşabilir miydiniz? Ak Parti, Nuri Güler'i kesin ihraç talebiyle disipline sevk ederken CHP Özkan Yalım'ı sadece disipline sevk etti. İhraç talebi yok.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Nuri Güler disiplin sürecini beklemeden istifa etti ayrıca.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Buyursun Özkan Yalım'da etsin hadi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kaldı ki Aydın Köşk belediye başkanının sadece bir kadınla fotoğrafları medyaya düştü diye oradan bir yolsuzluk hikayesi çıkarmaya çalışan da, yolsuzluktan alınan kendi belediye başkanları Özkan Yalım'ı savunan CHP.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hiçbir Ak Parti'li Nuri Güler'i savunmuyor.&nbsp; Son bir şey daha ki bu can alıcı olan kısımdır;<br />
Polis otele CHP'li Özkan Yalım'ı tutuklamaya gittiğinde oda kapısını kırıyor mu?&nbsp;<br />
-Yoo.&nbsp;<br />
Zorla mı giriyor?&nbsp;<br />
-Yooo.&nbsp;<br />
Gayet medeni şekilde kapıyı çalıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tabi ki poliste kamera olur. Peki Özkan Yalım neden kapıyı belinde sarılı havluyla açıyor?&nbsp;<br />
O kapıyı açan Ak Parti'li bir belediye başkanı olsaydı, "belinde havluyla neden kapıyı açtı?" gibi soruları CHP ve FETÖ&nbsp; çok iyi sorar ve algı yapardı.&nbsp;<br />
Ama Özkan Yalım olunca bunlar akıllarına gelmiyor!<br />
&nbsp;<br />
Özkan Yalım belinde bir havluyla kapıyı açıyorsa polisin suçu mu da kızdınız?&nbsp;<br />
Polis odadaki kadının görüntülerini yaydı mı?<br />
- Yooo.<br />
Özkan Yalım nasıl bir adam ki o kapıyı belinde havluyla açabiliyor? Orada bir kat görevlisi veya oda servisi bir kadın da olabilirdi?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu nasıl bir genişlik? Bu nasıl bir&nbsp; a h l a k?<br />
Söyleyeceklerim bu kadar…</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:49:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/5f4118baa2d0b02691092b538963f28d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Allah Yeter!</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/allah-yeter-1013</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/allah-yeter-1013</guid>
                <description><![CDATA[Allah Yeter!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">İman sahiplerinin büyük bir kararlılıkla Allah’ın sınırları içinde yaşamalarının amacı, yalnızca O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanabilmektir. Allah, müminlerin zorluk zamanlarında <strong>"Allah bize yeter"</strong> (Al-i İmran Suresi, 173) diyerek teslimiyet ve bağlılıklarını göstermelerine karşılık onlara mutlaka yardım vaat eder. Kendi yolunda şevk ve kararlılıkla çaba gösteren kullarına rahmetini, <strong>“Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam’a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.”</strong> (Muhammed Suresi, 7) ayetiyle bildirir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">&nbsp;<br />
Samimi bir çabanın içinde olan müminler, Allah’ın üzerlerindeki rahmetine/koruyuculuğuna hayatlarının her anında şahit olurlar. Allah'ın kendilerine destek ve yardımcı olacağının bilincindeki müminler hiçbir durum ve şartta ümitlerini yitirmez, her olayın kendileri için hikmet ve hayırla yaratıldığını ve yine hayır ve hikmetle sonuçlanacağını bilerek Allah’a tevekkül ederler. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kur’an’ın verdiği örneklerden birinde, Hz. Musa’nın, İsrailoğullarını Firavun'un baskısından korumak için Mısır'dan çıkarışı anlatılır. Hz. Musa ve İsrailoğulları denize ulaştıklarında, içlerinden imanı zayıf olanlar, arkalarından gelen Firavun ve ordusu tarafından sıkıştırıldıklarını düşünerek, ümitsizliğe kapılırlar. Hz. Musa ise <strong>"... Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir."</strong> (Şuara Suresi, 62) diyerek, Allah'ın kesin olarak kendilerine yardım edeceğine dair inancını bildirir. Gerçekten de Allah, denizi mucizevi bir şekilde ikiye ayırmış, Hz. Musa ve kavmini karşıya geçirmiştir. Ardından denizi kapatarak Firavun ve ordusunu suda boğmuştur. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kulları üzerinde gözetici olan Allah, Kendisi’ne teslim olan müminlerin kalplerine ‘güven duygusu ve huzur’ indirir ve onlara destek olur. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><strong>Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter.</strong> <strong>(Nisa Suresi, 45)</strong></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">&nbsp;<br />
Peygamberimiz(asm) de yardım istenecek olanın yalnızca her şeye gücü yeten Allah olduğunu bize hatırlatır: </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><em>"... Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için bir araya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için bir araya gelseler, buna da muktedir olamazlar."</em> </span></span></span><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan) </span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün z</span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">alimin zulmünün arttığı, hak ile bâtılın birbirine karıştırıldığı, vicdanların zaman zaman sustuğu zor günlerden geçiyoruz. Kimi zaman adaletsizlik sıradanlaşmış gibi görünse de, bu aslında kalplerin imtihanının ağırlaştığı bir zamandır. İşte tam da bu yüzden, en çok bugün Allah’ın yardımına ihtiyacımız var.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mümin için böyle dönemler, geri çekilme değil daha bilinçli, daha diri ve daha sağlam durma zamanıdır. Çünkü karanlık çoğaldığında ışığın değeri artar. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mümin; diliyle doğruyu söyleyerek, kalbiyle haksızlığa karşı durarak, eliyle iyiliği çoğaltarak bu mücadelede yer alır. Bu mücadele sadece büyük sözlerle değil, küçük ama samimi adımlarla, sabırla ve istikametle yürütülür. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zira zulmün en çok istediği şey, insanların yılması ve susmasıdır. Mümin ise zorluk arttıkça ümidini büyüten, kötülük çoğaldıkça iyiliğe daha sıkı sarılan kişidir. Çünkü bilir ki, hakikat bazen yavaş açığa çıkar ama asla kaybolmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İmtihan mekânı olarak yaratılmış dünya, yaşadığımız olaylarla sınandığımız, sonsuz hayatımıza geçiş aşamasıdır. Zorluk yaşamadan ve o zorluk anlarında Rabbimize sadakatimizi, sabrımızı, tevekkül ve teslimiyetimizi göstermeden kurtuluşa ulaşamayız. Umut ederiz ki göstereceğimiz güzel ahlâk Allah’ın yardımını getirecek, dağların korkuya kapılıp-yüklenmekten kaçındığı tüm ağırlıkları üzerimizden kaldıracaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır.&nbsp;<strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">(Bakara Suresi, 214)</span></strong></span></span></strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:33:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deliller Toplanıyor</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/deliller-toplaniyor-1012</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/deliller-toplaniyor-1012</guid>
                <description><![CDATA[Deliller Toplanıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu dünya, zannedildiği gibi hükmün verildiği yer değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Burası daha çok delillerin toplandığı bir mahkeme kalemi gibidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hüküm burada yazılmaz; burada kayıt tutulur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zalimlerin çoğu bu yüzden rahat görünür. Çünkü henüz sorgu başlamamıştır. Masumun ahı göğe yükselir ama cevabı hemen inmez. Adalet gecikir; fakat kaybolmaz. Dünya, ilahî adaletin inkâr edildiği değil, ertelendiği bir sahnedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Her zulüm, burada sessizce dosyasına eklenir. Söylenen her söz, atılan her iftira, görmezden gelinen her çığlık… Hepsi yazılır. Kimse fark etmese de zaman şahitlik eder. Mekân susmaz. Eşyalar bile hafızasız değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zalim, yaptığıyla baş başa kalmaz; yaptığıyla kayda girer. Çünkü bu âlem, suçun gizlenebildiği ama silinemediği bir yerdir. Mazlumun eli kolu bağlı olabilir; fakat hakikat bağlı değildir. Bir gün çözülür, konuşur, ayağa kalkar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur’ân’ın işaret ettiği üzere, o gün yalnız insanlar değil; eller, diller, mekânlar ve zamanlar da konuşacaktır. Dünya, zalimlerin lehine değil; aleyhine çalışır. Her geçen gün, delil sayısını artırır. Zalim için zaman bir kurtuluş değil, birikimdir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Allah zalimleri mutlaka cezalandırır”</span></strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> ifadesi, aceleci bir intikam vaadi değil; şaşmaz bir adalet yasasıdır. Çünkü zulüm, yalnızca bir insana yapılan haksızlık değil; Allah’ın koyduğu ölçüye, fıtrata ve hakka karşı işlenmiş bir suçtur. Ve hak, sahipsiz değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur’ân’da sıkça tekrar edilen bir ikaz vardır:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma.”</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu ifade, zulmün gözden kaçtığını değil; bilakis hesabının ertelendiğini haber verir. Zira ilâhî adalet, insan adaletine benzemez. Biz acele ederiz; Allah ise kuşatır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zalim çoğu zaman dünyada güçlüdür, görünürde kazanan taraftadır. Serveti artar, makamı büyür, sesi daha çok çıkar. Mazlum ise sessizdir, yorgundur, çoğu zaman kaybetmiş gibi görünür. İşte tam bu noktada imtihan derinleşir. Çünkü adaletin hemen tecelli etmemesi, adaletsizlik değil; imtihanın bir parçasıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’ın cezalandırması tek biçimli değildir. Bazen dünyada başlar: kalbin kararması, vicdanın susması, huzursuzluk, korku ve güvensizlik, en yakınının eliyle düşüş…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bunlar da birer cezadır; fakat çoğu zalim bunun farkına bile varmaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Zalimler için yaşatmak değil, mühlet vermek vardır.”</span></em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> Yani onların her nefesi, zannettikleri gibi kazanç değil; hesabı ağırlaştıran bir birikimdir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlumun ahı, dosyaya girer. Görmezden gelinen gözyaşı, şahit olur. Unutuldu sanılan zulüm, tek tek hatırlatılır. Ve orada hiçbir güç makamını, ordusunu, medyasını, kalabalığını yanında götüremez.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulüm payidar olmaz. Ve Allah zalimleri mutlaka cezalandırır; ya adaleti anlayacak kadar erken ya da inkâr edemeyecekleri kadar geç.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu yüzden zalimlerin <em>“Yanına kâr kaldı”</em> zannı, büyük bir aldanıştır. Onların kazancı değil, dosyası büyür. Güç, imkân ve propaganda; gerçeği örtebilir ama yok edemez. Çünkü hakikat sabırlıdır. Acele etmez.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlum için dünya çoğu zaman suskun bir yerdir. Adalet burada tam tecelli etmez. Ama bu suskunluk, inkâr değil; ertelemedir. İlâhî adalet, aceleyle değil; eksiksiz gelmeyi murad eder.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu dünya, nihai kararın verileceği yer olsaydı; ahirete gerek kalmazdı. Halbuki burada sadece hazırlık yapılır. Deliller toplanır, şahitler belirlenir, kayıtlar tamamlanır. Son söz, başka bir âleme bırakılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İşte bu yüzden zalimin refahı, mazlumun ıstırabı bizi yanıltmamalıdır. Çünkü biz henüz son perdeyi görmedik. Sahne dağılmadı, ışıklar kapanmadı. O büyük mahkemede, dünya boyunca susan her hakikat konuşacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve işte o gün, bugün gülüp geçenlerin yüzü düşecek; bugün sabredenlerin başı dik olacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dünya, adaletin olmadığı değil, adaletin delillerinin toplandığı mekândır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zalim burada özgür değil; izlenmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlum burada yalnız değil; kayıt altındadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve Mahkeme-i Kübrâ hiçbir kaydın kaybolmadığı yerdir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 22:57:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale Geçilmezi Kimler Sağladı?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/canakkale-gecilmezi-kimler-sagladi-1011</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/canakkale-gecilmezi-kimler-sagladi-1011</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Geçilmezi Kimler Sağladı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bilmeyenler için tekrar yazıp öğretelim…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">18 Mart 1915 zaferi bir deniz (Boğaz) savaşında elde edilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kemal Paşa denizci değildir ki o savaşta yer alsın!... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">(O sırada daha paşa da değildi- Miralay- Albay idi ve karacı olarak maydost yani Eceabat ta bulunuyordu)</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Miralay Mustafa Kemal’in Çanakkale diye bilinen başarıları kara savaşlarında yani Conk Bayırı ve Anafartalar’dadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">O kara savaşlarının da genel baş kumandan vekili Enver Paşa Çanakkale cephe kumandanı da Liman Von Sanders’tir…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Mustafa Kemal Paşa yaşadığı müddetçe hiç Çanakkale diye bir savaş zaferi kutlamamıştır.</strong> (Kutlamalar 1950 Menderes ve 1983 Özal sonrasında yoğunluk kazanmıştır. Sayın Erdoğan sonrası da zirveye çıkmıştır…) </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çünkü Miralay Mustafa Kemal bu savaşlarda çok alt rütbede idi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Conkbayırı ve Anafartalar da ise başarılı bir Miralay’lık yapmış ve savaştan hemen sonra Mirliva (Tuğgeneral) rütbesine terfi etmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">18 Mart Zaferi Cevat Çobanlı ve Selahaddin Adil Paşalara ve onların amirleri olan Liman Von Sanders’e yazılan bir deniz zaferidir… </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Gazi ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur…</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İngiliz Devlet ve Hariciye adamı Whinston Churchill’ in <strong>“Çanakkale Geçilmez”</strong> sözü de bu deniz savaşlarında ki mağlubiyetlerinden sonradır…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu vesile ile Çanakkale zaferimizin 111. Yıl dönümünde tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve saygı ile anıyorum… </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:11:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat Geçiyor Hakikat Kalıyor</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-geciyor-hakikat-kaliyor-1010</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-geciyor-hakikat-kaliyor-1010</guid>
                <description><![CDATA[Hayat Geçiyor Hakikat Kalıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Annem vefat edeli kırk gün oldu bile. Zaman, acının üzerinden sessizce geçti. Takvim yaprakları bir bir düştü; ben farkına varmadan zaman yol aldı. Halbûki acı hafiflese de yerli yerinde duruyor. Zamanın geçtiğini akıl söylüyor ama kalp henüz tam ikna olmuş değil. İnsan, kayıpla birlikte saatlerin ne kadar acımasızca işlediğini ve zamanın aslında ne kadar hızlı ve ne kadar umursamaz olduğunu fark ediyor. Dün gibi dediğimiz şey, bir bakmışız kırk gün olmuş. Hayat da böyle işte; yaşarken uzun, geriye dönüp baktığımızda bir <em>“Ne çabuk”</em>tan ibaret kalıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm, uzakta sanıldığında soyut; yakına geldiğinde ise fazlasıyla gerçek. Bir isimle, bir sesle, bir yüzle anlam kazanıyor. Annemin ardından daha iyi anladım ki ölüm sadece gidenin değil, kalanın da imtihanı. Ve insan, en çok da sevdiklerini toprağa verdiğinde dünyanın aslında ne kadar geçici bir durak olduğunu idrak ediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm, çoğu zaman başkalarının başına gelen bir haber gibi. Ta ki evin içine girene kadar. Bir koltuğun boşluğu, bir sesin eksikliği, bir kapının artık açılmamasıyla gerçek oluyor. O an anlıyoruz ki ölüm sadece bir son değil; kalanlar için derin bir hatırlatma. Dünyanın geçiciliğini, bağlandıklarımızın emanet olduğunu usulca ama sarsıcı biçimde öğretiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Her nefis ölümü tadacaktır”</span></span></strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> ayeti, yıllardır bildiğimiz ama çoğu zaman unuttuğumuz bir hakikati tekrar tekrar önümüze koyuyor. Ölümün kendisi değil belki de asıl mesele; onu yok sayarak yaşamak, hiç gelmeyecekmiş gibi plânlar yapmak. Oysa ölümü hatırda tutmak; hayattan vazgeçmek değil, hayatı daha bilinçli, daha ahlâklı ve daha merhametli yaşamaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm tadılan bir şey gibi… Belki de tatmak ifadesinden kasıt, insanın her hücresiyle hissettiğinin vurgulanması olabilir. Hem lezzetin hem azabın, hem serinliğin, hem ölümün insanın her zerresine geldiğinin açıklaması... </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan ruhu için ölmek diye bir şey yok; ruh boyut değiştiriyor ve sonsuza kadar yaşıyor. Asıl olan beden değil ruh olduğu ve onun için de ölüm söz konusu olmadığına göre ölüm acı veya tatlı, tadılacak bir şey olmalı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanın sonsuzluğu arzulaması için "geçiş kapısı" olan ölümü bilmesi gerekiyor ki sonsuzluğun ne büyük nimet olduğunu anlayabilsin. Sıcak soğukla, iyi kötüyle, aydınlık karanlıkla, tatlı da acıyla biliniyor. Acıyı tadan insan, aklına hep tatlıyı getiriyor. Ağzında kalan acı tadı hep hatırlaması, aynı şeyi tatmamak için bir uyarıcı, bir caydırıcı olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kaçınılmıyor ama vakti de bilinmiyor ki ölümün. Ölümün kendisi değil, onu unutmuş gibi yaşamamız asıl yanılgı. Eskiler boşuna dememiş: <em>“Ölümü hatırda tutmak, kalbi diri tutar.”</em> Çünkü ölüm, hayata düşman değil; hayatı ciddiye aldıran en hakiki öğretmen. Dünya fani çünkü. Muhtemelen bu yüzden ölümü çok zikrederdi eskiler. Bilirlerdi ki ölüm, insanın pusulasıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yunus Emre, <em>“Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez”</em> diyerek ardında iz bırakan bir hayatı hatırlatıyor. Yunus’un, iz bırakan bir hayatı işaret etmesi boşuna değil. Ölüm, hayatın karşıtı değil; onu anlamlı kılan son çizgi. O çizgi olmasa, yaşadıklarımız dağınık ve savruk kalırdı. Demek ki mesele ölmek değil; nasıl yaşadığımız, neye tutunduğumuz, kimlere iyi geldiğimiz ve belki de en önemlisi önden ne yolladığımız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, en çok kayıpta sadeleşiyor. Belki de bu yüzden ölümü hep hatırda tutmak gerekiyor. Korkmak için değil; uyanık kalmak için. Daha az kırmak, daha çok affetmek, daha samimi, daha Allah’ın hoşnutluğunu gözeterek yaşamak için. Çünkü hayat, bir gün dönüp, <em>“Ne çabuk geçti” </em>diyeceğimiz kadar kısa. Ölüm ise bu gerçeği unutmamamız için sessizce kapıda bekleyen bir hakikat. Hayatın tek kesin hakikati.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Annemin ardından kalan boşluk, bana şunu fısıldıyor: Zaman kısa, sözler sınırlı, ertelemeler ise fazlasıyla gereksiz. Helalleşmek, affetmek, şükretmek ve sevmek için “Sonra” diye bir lüksümüz yok. Ölümü hatırda tutmak; karamsarlık değil, bilakis daha sahici bir hayat çağrısı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Altı hafta geçti. Yarın on olacak, belki sonra yirmi… Ama hakikat değişmeyecek: Hayat, <strong>”Bir göz açıp kapama süresi”</strong> kadar kısa. Ölümü unutmadan yaşamak ise, bu kısacık hayata anlam katmanın belki de tek yolu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm, hayatın zorlu ve ağır yüklerinden bir tür kurtuluş. Ölüm aslında bir nimet. Allah’a derin sevgiyle bağlı insan için Rabbine kavuşma yönünde tadılacak bir nimet… </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (Ali İmran Suresi, 185)</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi, Mart</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 22:37:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hangi Kadınların Günü?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hangi-kadinlarin-gunu-1009</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hangi-kadinlarin-gunu-1009</guid>
                <description><![CDATA[Hangi Kadınların Günü?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü. Özellikle son yıllarda öyle sıkıldım ki şu 8 Martlardan. Her yıl aynı sahne kuruluyor: Bir buket mimoza, ezberlenmiş birkaç cümle, temcit pilavı gibi ısıtılıp önümüze konulan sloganlar… Sosyal medyada dolaşan parlak mesajlar, kameralar karşısında dağıtılan gülücükler… </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ama o sözlerin ardında gerçek bir vicdan, gerçek bir sorumluluk çoğu zaman görünmüyor. Kadınların emeği, sabrı, mücadelesi bir güne sığdırılıp törensel birkaç jestle geçiştiriliyor. Halbûki hayatın yükünü omuzlayan, evde, işte, sokakta var olma mücadelesi veren kadınların hikâyesi bir günün süslü cümlelerinden çok daha derin, çok daha gerçek. Bu yüzden insan bazen bu yapay kutlamalara bakınca, içten içe şu soruyu sormadan edemiyor: Gerçek saygı nerede, gerçek vefa nerede? Çünkü kadınların değeri, yılda bir gün hatırlanan çiçeklerle değil, hayatın her gününde gösterilen adalet, merhamet ve hürmetle anlaşılır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Evet, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Peki hangi kadınların?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mesela Filistin’de katledilen 13 bine yakın kadının mı? Yine Gazze’de başı kesilmiş halde doğum yapan kadının mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Doğu Türkistan’da, Sudan’da evlatlarına doyamadan toprağa düşen kadınların mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Suriye’de senelerce işkence gören, Sednaya hapishanesinde tecavüze uğrayan kadınların mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bize medeniyet, insan hakları, kadın hakları dersleri verenler, dünyanın dört bir yanında çocukları ve kadınları katletmeye, şahit olanlar da bu vahşilerin yapıp ettiklerine gözlerini kapatmaya devam ediyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dün İran’da kadınların saçları için sosyal medyada parmaklarını parçalayanlar, saçlarını örüp video çekenler katil İsrail’in, İran’da bir okula aynı anda iki kez yaptığı saldırıyla katlettiği 168 kız çocuğunu dikkate bile almadı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bakın her durumda özgürlük nutukları atanlar; katil Batılı olunca nasıl bir anda suskunlaşıyorlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün öyle bir dünya ki…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çocukların, en güvenli sığınak bildikleri annelerinin kollarında katledildiği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Oyuncak yerine enkaz parçalarını, masal yerine siren seslerini öğrendiği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Umut” kelimesini ise hangi dilde öğreneceklerini bile bilmediği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlum annelerin görmezden gelindiği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İsminin anlamı gibi alçak, değersiz bir dünya…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ama umut en karanlık zamanlarda filiz verir. Belki bir başka baharda gerçek bir 8 Mart Kadınlar Günü yaşanır. Elbet bir gün gelir; siz suskunların alkışladığınız sessizlik değil, onların döktüğü gözyaşı konuşur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Siz sustukça tarih yazdı; kim zulmetti, kim zalimle yol aldı, kim sustu, kim mazlumun yanında durdu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Siz susarak tarafınızı seçtiniz; mazlumlar ise sabırla Allah’a sığındı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulmün sesi yüksek olabilir ama mazlumun duası daha yükseğe çıkar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Tüm mazlum kadınların çığlığı arşa yükseldi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve Allah onu işitti!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şahit et ya Rab!..</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 22:22:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran Türkiye\&#039;ye Füze Atar mı?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/iran-turkiyeye-fuze-atar-mi-1008</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/iran-turkiyeye-fuze-atar-mi-1008</guid>
                <description><![CDATA[İran Türkiye\'ye Füze Atar mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Daha önce de bir çok canlı yayında ifade ettim ki "<strong>İran'ın Türkiye'ye füze fırlatması ya da savaş açması"</strong> diye bir şey mevzu bahis olamaz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu İran'ın aptal ve ahmak olması anlamına gelir ki İran'ın da bitişi demektir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki, böyle bir ihtimalin olma ihtimalini devletimiz ima dahi etmiş olursa ne diyeceğiz?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tabii ki devletimizin,Türkiye'mizin yanında yer alacağız ve ülkemizi sonuna kadar müdafa edeceğiz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Lakin İran'ın böyle bir salaklığı yapacağına rüyamızda bile görsek inanmak istemeyiz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İran Türkiye'nin hasımlığını değil hısımlığını yani dost ve akrabalığını kazanmalıdır.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">1000 yıllık kardeşlik ve 1639 Kasr-ı Şirin antlaşmasından beri olan sulh içinde ki komşuluğumuz da bunu gerektirmektedir...</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Tabii ki kadim devlet aklımız tüm ihtimalleri değerlendirir ve gereken tedbiri de almıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Gerisi de İran'ın devlet aklına kalmıştır!</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Biz Haçlı, Siyonist, Emperyalist saldırganlığına karşı İran'ın yanında olduğumuzu her fırsatta söyledik.</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Söylemeye de devam edeceğiz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aynı kardeşlik ve komşuluk hassasiyetini de İran İslam Cumhuriyetinden beklemek hakkımızdır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye'miz İran'a karşı hiç bir düşmanca uçuşa ya da silahlı müdahaleye geçiş izni vermemekte ve İran'ın aleyhine hiç bir fiiliyata ve faaliyete müsade etmemektedir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hiç bir bahanesi olamaz bu konuda İran'ın...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Erdoğan ve Sayın Pezeşkiyan telefon görüşmesinden de gelen haberlere göre zaten İran'ın da efkar-ı umumiyesinin bu yazdıklarımı teyid eder nitelikte olduğudur...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu sevindirici haberlerin devam etmesini diler bir an evvel bölgemize barış gelmesini Mevla'dan niyaz ederiz...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:06:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Biyolojik GPS</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/biyolojik-gps-1007</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/biyolojik-gps-1007</guid>
                <description><![CDATA[Biyolojik GPS]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Okyanus, insan gözüyle bakıldığında uçsuz bucaksız bir boşluk gibidir. Ne yol levhası vardır ne de işaret fişeği… Ama caretta carettalar için deniz, baştan sona okunabilen bir haritadır. Bu harita kâğıttan değil, Dünya’nın manyetik alanından yapılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Kuzey Carolina Üniversitesinden Kenneth Lohman ve ekibi bu canlıların göç hareketini gözlemlemişler. Florida'nın doğu kıyılarında yumurtadan çıkar çıkmaz okyanusa yönelen bu hayvanlar, doğruca Kuzey Atlantik Döngüsü denen ve Sargossa Denizinin etrafını dolaşan büyük bir akıntıya gidiyorlar. Bu halkanın içinde kuzeydoğuya, Avrupa'ya doğru gidip daha sonra güneye yönelen kaplumbağalar, bu sıcak ve besince zengin halka içinde 5-10 yıl geçirdikten sonra tekrar Kuzey Amerika'ya dönüyorlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">K. Lohman ve ekibi deniz kaplumbağalarının göç yollarını bulabilmek için bölgesel manyetik alanlardan faydalanıp faydalanmadıklarını gözlemlemek istiyor, bu amaçla bir düzenek kuruyorlar: Büyük bir su tankı yapılıyor, dışına da manyetik alanlar oluşturan bobinler konuyor. Yeni yumurtadan çıkmış 79 kaplumbağa yavrusuna, ucunda bilgisayarlı izleme sistemine bağlı bir tel bulunan birer mayo giydirip, kaplumbağaları bu su tankının içine bırakıyorlar. Yavrular Kuzey Atlantik Döngüsünün kritik noktalarında, örneğin Florida'nın kuzeyindeki, Portekiz açıklarındaki ve döngünün en güney ucundakilere eş değer manyetik alanlara tabi tutuluyorlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bunun sonucunda görülüyor ki, denenen her manyetik alanda kaplumbağalar, ona karşılık gelen yönde yüzmeye başlıyorlar. Mesela. tanka döngünün kuzeydoğu bölümündeki manyetik alan uygulanınca hayvanlar güneye yöneliyorlar. Gerçek okyanusta bu yön onları doğru yolda tutarak, soğuk sulara girip ölmelerine engel oluyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Henüz birkaç santimetrelik yavrular, Akdeniz kıyılarındaki kumsallardan denize doğru ilerlerken, aslında çoktan binlerce kilometrelik bir yolculuğun ilk adımlarını atar. Onları doğru yöne sevk eden şey ise ne yıldızlar ne de akıntılarla sınırlıdır. Asıl rehber, insanın hissedemediği ama Yaratıcının sunduğu görünmez bir pusuladır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Dünya, dev bir mıknatıs gibi davranır. Çekirdekteki erimiş demirin hareketi, gezegenin etrafında sürekli bir manyetik alan oluşturur. Bu alan, her noktada aynı değildir; yönü, şiddeti ve eğimi coğrafyaya göre değişir. Böylece yeryüzünün her köşesi kendine has bir manyetik imzaya sahip olur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Caretta carettalar, işte bu imzaları algılayabilme özelliği ile yaratılmış nadir canlılardandır. Onlar için manyetik alan yalnızca yön tayin eden bir pusula değil, aynı zamanda </span><em style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">“Neredeyim?”</em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px"> sorusuna cevap veren bir haritadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bilim insanlarına göre caretta yavruları, doğdukları kumsalın manyetik özelliklerini hafızalarına kaydederler. Bu sürece manyetik imprinting denir. Yıllar sonra, okyanusların ötesinden geri dönerken, Allah’ın verdiği yetenek sayesinde bu manyetik izleri arar ve tanırlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Böylece aradan on yıllar geçse bile aynı sahile geri dönmeyi başarırlar. İnsan için mucize gibi görünen bu dönüş, aslında Allah’ın tabiatta kodladığı kusursuz bir kayıt sisteminin sonucudur.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu biyolojik GPS nasıl çalışır?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Caretta carettaların manyetik alanı nasıl algıladığı hâlâ araştırma konusudur. Ancak öne çıkan iki güçlü teori vardır. İlki, vücutlarında bulunan mikroskobik manyetit kristallerinin manyetik alanla etkileşerek sinirsel sinyaller üretmesidir. İkincisi ise gözde bulunan bazı ışığa duyarlı proteinlerin, manyetik alanla kimyasal tepkimeler vererek yön bilgisini oluşturmasıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Muhtemelen carettalar bu sistemleri birlikte kullanıyor. Sonuçta ortaya çıkan şey, teknolojiye ihtiyaç duymayan bir biyolojik navigasyon sistemidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Caretta carettalar, manyetik bilgiyi okyanus akıntılarıyla birleştirir. Akıntılar onları sürüklerken, manyetik alan sayesinde rotalarını kontrol eder, gerektiğinde düzeltirler. Bu, hem enerji tasarrufu sağlayan hem de uzun yolculukları mümkün kılan akıllı bir stratejidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Ne var ki bu hassas sistem, insan faaliyetlerinden kolayca etkilenebilir. Deniz altı kabloları, manyetik kirlilik ve kıyılardaki yoğun yapay ışıklar, carettaların yön bulma yetisini bozabilir. Bu yüzden caretta carettaları korumak, yalnızca yuvalama kumsallarını değil, görünmeyen manyetik çevreyi de korumayı gerektirir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bunların hiçbirini hayvanların kendi akıl ve bilgileriyle yapamayacağı çok açıktır. Ve bu yeteneği canlılara “tesadüf” denilen kör sürecin verdiğini savunmak, bunu hayali evrimsel gelişmelerle açıklamaya çalışmak her zaman sonuçsuz kalan boş bir çabadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Caretta carettaların yolculuğu, bize Allah’ın tabiattaki planının ne kadar ince ve kusursuz işlediğini hatırlatır. Haritasız, pusulasız gibi görünen bir yolculukta bile, Dünya’nın kalbinden gelen görünmez bir rehber vardır. Belki de asıl soru şudur: İnsan, bunca teknolojiye rağmen yönünü kaybederken, bir kaplumbağa nasıl bu kadar isabetli yol alabiliyor?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Daha önce hiç göç deneyimi olmayan yavru kaplumbağalar bu yeteneğe nasıl sahip oluyorlar? Onları sıcak sulara ulaştıracak olan yolu harita ve benzeri hiçbir alete ihtiyaç duymadan nasıl takip ediyorlar? Nasıl manyetik alanları ölçüyor ve onları değerlendirebiliyorlar? Manyetik alanın hangi değerinde hangi yöne doğru gideceklerini onlara kim öğretiyor?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bu sorular, görebilen gözler için çok açık bir gerçeği ortaya koyuyor: Bütün bu canlıların birbirinden farklı olan şaşırtıcı özellikleri onların çok ince bir plan ve dengeyle, yaşayacakları ortama uygun olarak Allah tarafından yaratıldıkları gerçeğini…</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır ve (bütün) işler Allah’a döndürülür. (Al-i İmran Suresi, 109)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Mart</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 21:29:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgürlük Sandığımız Kafesler Kulluk Sandığımız Kurtuluş</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ozgurluk-sandigimiz-kafesler-kulluk-sandigimiz-kurtulus-1006</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ozgurluk-sandigimiz-kafesler-kulluk-sandigimiz-kurtulus-1006</guid>
                <description><![CDATA[Özgürlük Sandığımız Kafesler Kulluk Sandığımız Kurtuluş]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Modern insan özgürlüğü, çoğu zaman sınırsız seçenek, dilediği gibi yaşama ve hiçbir otoriteye boyun eğmeme hali olarak tanımlıyor. Halbûki bu tanım, ilk bakışta sanki çekici gibi görünse de derinlemesine düşünüldüğünde, insanı gerçek özgürlüğe değil, görünmez zincirlere doğru sürüklüyor, özgürlük zannettiği kafeslere hapsediyor. Kendi arzularının, nefsinin, toplumun beklentilerinin ve tüketim kültürünün esiri olan bir insan gerçekten özgür müdür?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Birçok insan, hayatında mutlaka bir şeye bağlanır. Paraya, kariyere, makama, şöhrete, başka insanların onayına ya da kendi benliğine/nefsine. Bu bağlanışlar, zamanla kişiyi yönetmeye, yönlendirmeye ve hatta köleleştirmeye başlar. Nefsin istekleri doyumsuzdur; bugün elde edileni yarın yeterli bulmaz. Dünya ise asla tam anlamıyla tatmin etmez. İşte bu noktada insan, farkında olmadan kendi iç dünyasında sürekli bir esaret yaşar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İslam düşüncesi, özgürlüğü bambaşka bir yerden tanımlıyor: Yalnızca Allah’a kul olan insan, her şeyden özgürleşir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Apaçık düşmanı şeytan, insana din ahlâkını yaşamayı zor ve imkânsız gösterir. Bu sebeple toplumda, Allah’ın emrettiği ahlâkın, sadece peygamberler ve elçiler tarafından taviz vermeden uygulanabildiği bir üstünlük olduğu gibi bir inanış kabul görür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’a ve elçisine itaat etmenin, özgürlüğünü kısıtlayan bir hayat olduğunu fısıldayan şeytan, kişiye sürekli olarak, çevresinde Allah’tan uzak yaşayan insanların ne kadar özgür olduklarını, kendisinin de bu hayat tarzını seçerse bağımsız, özgür ve mutlu olacağını telkin eder. Ancak bu, sinsice sokulup vesvese veren şeytanın yaldızlı telkinlerinden biridir. Gerçekte helal dairesi geniş, Allah’ın dini kolaydır. Ve Allah, kullarını ‘kolay olan için başarılı kılacağını’ vaat eder.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’ın emirlerine uymadan, yalnızca nefsinin bencil tutkularını gözeterek yaşayan bir kişi özgür bir hayatı umarken, yaşadığı cahiliye toplumunun koyduğu birçok zorlayıcı kural tarafından zincirlendiğinin farkına bile varmaz. Allah, elçilerini vesile kılarak insanların yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri indirdiğini bildirir, onları hayat verecek kurtuluş yoluna davet eder:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (A’raf Suresi, 157)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’a kulluk, insanın zincirleri tek tek çözer. Çünkü Allah’a kul olmak, kusurlu olana değil, mutlak ve adil olana yönelmektir. İnsan, Rabbine yöneldiğinde artık başkalarının yargılarına mahkûm yaşamaz. Popüler olanın değil, doğru olanın peşine düşer. Maddî olanın değil, manevî olanın değerini fark eder. Böylece özgürlük, dış dünyada değil, insanın kalbinde çoğalmaya başlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İbadetler de çoğu zaman bir yük gibi algılanır. Halbûki namaz, oruç, zekât gibi ibadetler insanı kısıtlamaz; aksine onu disipline eder, arındırır ve güçlendirir. Nasıl ki dağınık bir hayat zihni yorar ve huzursuzluk doğurursa, düzenli bir ruh hali insanı ferahlatır. İbadet, ruha nefes aldıran bir özgürlük düzenidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gerçek özgürlük; her istediğini yapmak değil, yapmaması gereken şeyi yapabilecek güce sahip olduğu halde yapmamaktır. İşte Allah’a kulluk, insana bu irade bilincini kazandırır. Nefse <em>“Dur!”</em> diyebilme cesareti, yalnızca güçlü bir imanın eseridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün birçok insan, <em>“Özgürüm”</em> derken aslında korkularının, bağımlılıklarının, geçici hazlarının ve bencil tutkularının esiri olarak yaşar. Halbûki secde eden bir insan, başını yere koyarken ruhu semaya yükselir. Gerçek özgürlük tam olarak burada saklıdır: Yaratılana değil, Yaratana boyun eğmek…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi, Şubat</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 06:36:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Fikri Savunmak!</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bir-fikri-savunmak-1005</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bir-fikri-savunmak-1005</guid>
                <description><![CDATA[Bir Fikri Savunmak!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Değerlidir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Velev ki o fikre hiç iştirak etmeseniz de... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Evet neden böyle bir başlık atmayı ya da bu hususta yazmayı düşündüm...&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Modern hayat hepimizi o kadar acımasız kuşatmış ki; Her şeyin menfaat gereği yapıldığı ya da mutlaka bir neticesi olması gerektiği gibi makyavelist bir düşünceye sahip olmuşuz...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Herkes böyledir demiyorum ama bu efkar ı umumiye yani genel kanaat ya da genel fikir veya uzlaşı olarak kabul edilmiş durumda...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İsterseniz deneyin...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hangi mevzuda olursa olsun...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şayet doğru bulduğunuz bir görüşü savunup onun yanında yer aldığınız da istisnalar hariç hemen<em><strong> "acaba ne menfaati var da bunu müdafaa ediyor?" </strong></em>yada; <em><strong>"Hımm ! Bunun şu tarafa ya da şu kesime yakın durması; onun, onlarla alakalı mutlaka bir ajandası vardır... Onlardan bir beklentisi vardır..."</strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Halbuki insanlar taraf olmaya çoğu zaman mecburdur...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hele de az çok idealleriniz varsa veya iddia sahibi bir insansanız...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bir ideolojiniz varsa !</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hele de Müslümansanız...!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Alın size Maide suresinin 8. ayeti...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Nasıl olacakta tarafsız kalacaksınız ?</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">'' Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adâletle şâhitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin! Adaletli olun; takvaya en uygunu, en yakışanı budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. '' </span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bir de Nisa Suresi 135. ayetini okuyalım bakalım nasıl taraf olmayacağız ?</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">'' Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.''</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Evet bu ayetleri okuyan bir iman etmiş şahıs yani Müslüman ;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">insanları ya da ailesini, ülkesini, dinini, diyanetini alakadar eden bir hususta nasıl bigane kalabilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bana ne canım diyebilir ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Vurdum duymaz olabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Nemelazımcı da.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ama herkes sizin gibi olmak mecburiyetinde mi ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Herkes makyavelist veya materyalist olmak mecburiyetinde mi ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kaldı ki materyalist olmak dahi bir taraf olmaktır hattı zatında...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çıkar peşinde koşmak zorunda mı ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hiç kimseden ders almıyorsanız bari futbol taraftarlarını izleyin... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hangi futbol taraftarının maç seyredebilmek için </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">( yine istisnalar hariç tabii ki ) cebinden maç bilet parası vermek ve zaman tüketmekten başka bir menfaati vardır ...?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Peki bir ideoloji mensubu ya da sempatizanının bir futbol taraftarı kadar aidiyeti yok mudur ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ülkesini seven vatanseverin ya da inançlı bir insanın mensubu olduğu dini yaşamak ve yaşatmak istemesinin bir sporsever kadar hakkı yok mudur ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Uhrevi ya da ulvi duygularla bir ideolojiyi ya da dini veya fikri savunmak için illaki menfaat gerekmez...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İnsanlar manevi tatmin ya da içindeki duygularla da taraf veya müdafi olabilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu açıdan baktığımız da vicdanlı her insanın içinde bulunduğu topluma ve coğrafya ya karşı borcu vardır...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bununla alakalı durumdan vazife çıkarabilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kendisini bir tarafta bulma isteğinde hissedebilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu yazının üzerinde durduğu husus budur...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 06:01:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanın En Köklü ve En Derin İhtiyacı: İman</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/insanin-en-koklu-ve-en-derin-ihtiyaci-iman-1004</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/insanin-en-koklu-ve-en-derin-ihtiyaci-iman-1004</guid>
                <description><![CDATA[İnsanın En Köklü ve En Derin İhtiyacı: İman]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çimlenen bir tohumda filizlerin yerçekimine ters yönde hareket ederek güneş ışığına doğru büyümesi, köklerin ise yerçekimine uygun hareket ederek toprağın içlerine doğru ilerlemesi, yani bir bitkinin iki ayrı organının birbirine tamamen zıt yönlere doğru büyümeleri oldukça düşündürücü bir olaydır. Nasıl olup da hem kökler hem de filiz hangi yöne gideceklerini bilir? Bu arada dallarının kalınlaşıp, su ve mineralleri yerçekimine rağmen yukarı taşıyacak bir sisteme sahip olması, hayranlık vericidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bitkinin kuru dallarından taze yeşil yapraklar çıkmasında, yaprakların arasından muhteşem renklerde ve eşsiz kokularda çiçeklerin oluşmasında ve sonrasında insan için özel yaratılmış meyvelerin büyümesinde heyecan verici bir olağanüstülük vardır. Allah, eşsiz yaratma sanatıyla, bütün bu mucizeler için ise tahta parçası görünümündeki küçücük bir tohumu sebep kılar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yaratılmış bu eşsiz güzelliklerin farkına varabilmek için, bunları takdir edebilecek bir anlayışa sahip olmak gerekir. Bunu gerçek manasıyla anlayabilecek olan insanlar da sadece iman edenlerdir. Çünkü iman edenler, gördükleri her detayın Allah’ın eşsiz, benzersiz ve örneksiz yaratma sanatı olduğunun bilincindedirler. …</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çoğu insan, bir anlam arayışı içinde yaşar. Gökyüzünün neden bu kadar derin olduğunu, gecenin neden suskunlaştığını, kalbin neden bazen hiç sebepsiz yere sıkıştığını merak eder. Bu merak çoğu kez bilimin, aklın ve tecrübenin açıklayamadığı eşiklere doğru ilerler. İşte tam bu eşiğin kıyısında, insanın ruhu bir sığınağa ihtiyaç duyar: iman. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman, sadece bir kabul değil; insanın iç dünyasında yanan bir kandildir. Kimi zaman sönük bir ışık gibi görünür, kimi zaman bir ateş topu gibi göğsü aydınlatır. Ama her hâlükârda, insanın varoluşu ile arasındaki en güçlü köprülerden biridir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Modern hayatın kalabalığında insanlar, görünmez bir boşlukla sık sık yüz yüze gelir. Bu boşluk bazen “Hayatın amacı ne?” sorusuyla, bazen de bir hastane koridorundaki sessiz bekleyişle ortaya çıkar. İman, bu boşluğu dolduran bir anlam örgüsüdür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman, sadece kabul edilen bir düşünce değil; insanın varoluşunu, bakış açısını ve hayatın anlamına dair yorumunu kökten değiştiren bir hakikattir. Yaratılışta sergilenen mucizeler; bir yaprağın damarlarında akan hayat, gökyüzünün kusursuz dengesi, insan ruhunun anlam arayışı mesela, imana açılan kapılardır. Bunlar, tesadüflerin değil, ilahi bir kudretin izlerini taşır. Bu izler üzerinde derin tefekkür eden insan, görünenin arkasındaki hakikati fark etmeye başlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman, insana “tesadüf” kavramının ötesinde bir düzen, bir hikmet olduğunu fısıldar. Bu fısıltı, zor zamanlarda kalbe sabrı raptedip ruhu toparlayan, iyi zamanlarda ise şükrü diri tutan bir iç yankıya dönüşür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">… </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman etmenin asıl önemi, insanı boşlukta savrulan bir varlık olmaktan çıkarıp, anlamlı bir yolculuğun yolcusu hâline getirmesidir. Kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bilen bir kalp, korkudan ve anlamsızlıktan özgürleşir. Çünkü iman, yalnız olmadığını, her şeyin hikmetle yaratıldığını ve hayatın sahipsiz olmadığını öğretir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ayrıca iman, insanın iç dünyasında derin bir denge kurar. Acı ve imtihan karşısında bir sığınak, sevinç ve nimet karşısında bir şükür kapısıdır. Kendi sınırlarını bilen ama aynı zamanda ebedî bir kudretle bağlantısını fark eden insan, daha mütevazı, daha merhametli ve daha sorumlu bir hale gelir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kısacası, iman sadece ahiret hayatını kazandıran bir anahtar değil; bu dünyayı da anlamlı, sabırlı ve umut dolu yaşamayı sağlayan bir ışıktır. Yaratılış mucizelerini okumayı öğrenen bir insan için iman, aklın, kalbin ve ruhun birlikte attığı en hakiki adımdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Dergisi, Ocak</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 05:40:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Epstein Adası ve Mihalgazi Belediyesi...</title>
                <category>Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/epstein-adasi-ve-mihalgazi-belediyesi-1003</link>
                <author>nurcan_alevli52@hotmail.com (Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/epstein-adasi-ve-mihalgazi-belediyesi-1003</guid>
                <description><![CDATA[Epstein Adası ve Mihalgazi Belediyesi...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Diyebilirsiniz ki "Epstein adası niree, Mihalgazi belediyesi nire? Ne alakası var?"</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok alakası var.<br />
Kurayım alakayı da görün hele bir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İyi Parti'li bir eziğin sosyal medyada Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün'e yönelik attığı tweet nedeniyle kesin ihraçtan disipline sevk edildiği haberleri altındaki yorumlara bakındım bugün biraz. Elbette ki muhalif kanat yine şaşırtmadı ve "Kılık kıyafet yönetmeliği, Atatürk İlke ve İnkılapları" vs... adı altında o gereksizi savunma yarışı vardı.<br />
Acı olan bu yarışta kadınların da erkekler kadar azimli olmasıydı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Oysa olay sadece bir kılık kıyafet meselesi değil. Kaldı ki Atatürk'çü bile olunsa bir kadının yerelde, hepi topu 3000 kişilik bir ilçede döpiyesle dolaşmamasına laf edene kadar daha faydalı işlerle meşgul olunabilir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama hadi diyelim ki bu sizin cibiliyetiniz olduğundan milletin kılık kıyafetine laf etmeden duramıyorsunuz. Eyvallah...<br />
Eyvallah daa, o twit ondan ibaret değildi.&nbsp;<br />
Twitin asıl can alıcı noktası geri kalan kısımda. Zeynep Akgün'ün kıyafetinden ötürü ancak ahırda inek sağabilecek biri olduğunu söylüyor o hadsiz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Alakaya gelince;<br />
Jeffery Epstein'in etrafında bir sürü güzel ve elit(denilen) kadın var. Adamla iyi dostlar, sevgililer, hayranlar...<br />
Adamın ne olduğunun ya da ne yaptığının onlar için bir önemi yok. Çünkü tüm o sapkınlıklarda kullanılan kadınlar birer teferruat onlar için. Feda edilebilir, değersiz birer aparat.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Mihalgazi Belediye Başkanına ahırı layık gören o şahsiyetsize destek olan kadınlar da durum aynı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşlerine geldiğinde "kadın hakları, &nbsp;eşitlik, modernlik" diye ülkeyi ayağa kaldıran bu heykel takımı bu adama "Sen kim oluyorsun da onu ahırla sınırlayabiliyorsun?" demiyor. Kadının belediye başkanı olması, &nbsp;eğitimli olması, ilçesinde kadınlar adına pekçok konuda öncü olmuş olmasının onların gözünde hiçbir değeri yok bu noktada.<br />
Kendilerince Zeynep hanımı incitilebilir, onuruna saygısızlık edilebilir, gerekirse aşağılanabilir kategoride görüyorlar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çünkü kendileri, £pst£ingiller familyasının Türkiye uzantısı.<br />
Çünkü küfür, tek millettir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 23:51:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/5f4118baa2d0b02691092b538963f28d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakikat Son Mahkemede Ayağa Kalkar</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hakikat-son-mahkemede-ayaga-kalkar-1002</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hakikat-son-mahkemede-ayaga-kalkar-1002</guid>
                <description><![CDATA[Hakikat Son Mahkemede Ayağa Kalkar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hekim olmasının yanı sıra entelektüel bir düşünür ve özellikle İslam itikadı, felsefe, modern insanın anlam arayışı, sosyal bilimler ve klasik düşünce tarihi üzerine çalışmalar yapan yazar Altay Cem Meriç'in bir tvitine denk geldim önceki gün. Gazze'de şehit olan küçük Rim ve dedesinin fotoğrafının altında iki sene önce şunları paylaşmıştı:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"Dünya cennet olmayacak. Cennet olacak olsaydı bu insanlar içinde kalırdı. Bari en azından zalimlere cehennem olsaydı. O da olmayacak, çoğu hesap vermeden gidiyor. Ahiret olmasaydı dünya içinde bir dakika durmaya değmezdi."</span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çok doğru; bu manzara bize hiç yabancı değil. Tarih boyunca da böyleydi, bugün de farklı değil. Gücü elinde tutan, haksızlıkla yükselen, başkasının hakkı üzerinden izzet devşiren, mazluma zulmedenler çoğu zaman hesap vermeden, sorgulanmadan bu dünyadan çekip gidiyor. Zalim, arkasında enkaz bırakıyor ama kendisi alkışlarla uğurlanabiliyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlum ise sessiz. Hakkı gasp edilmiş, sözü bastırılmış, onuru örselenmiş hâlde kalıyor. Ne adalet terazisi doğru tartıyor ne de mahkeme kapıları sonuna kadar açılıyor ona. Çoğu zaman zillet, onun kaderiymiş gibi sunuluyor. Ve o da bu hâliyle göçüyor dünyadan.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Üstadın ifadesiyle, <em>“Zalim izzetinde, mazlum zilletinde göçüp gidiyor…”</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İşte tam bu noktada insan vicdanı, <em>“Bu mudur adalet?”</em> diyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Diyor da, adaletsizlik kavramıyla Allah’a zulüm isnat edilir mi? -Haşa-</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeryüzündeki mevcut hataların, zulümlerin hepsinin yegâne sebebi inançta ve yaşayışta doğru, dengeli, ölçülü ve adil olmakla sorumlu olan insandır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanlara adaleti emreden Allah'ın âdil olmaması mümkün mü?.. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Demek ki hakikî hesap, mahkeme-i kübrâya bırakılıyor. Öyle bir mahkeme ki; unutan yok, kayıran yok, kaçabilen yok. Kaldı ki dünya, son sözün söylendiği yer olsaydı, mahkeme-i kübrâya ihtiyaç kalmazdı. Zaman hakikati gizler sanılır; oysa onu o mahkemeye hazırlar. Orada zaman aşımı yoktur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eğer dünyada her zulmün karşılığı anında verilseydi, imtihan anlamını yitirirdi. Eğer her mazlum burada hakkını alsaydı, sabrın, teslimiyetin ve imanın değeri kalmazdı. Demek ki bu dünya, hükmün verildiği değil; dosyaların hazırlandığı bir yer.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Demek ki zalimin izzeti, gerçekte bir mühlet, mazlumun zilleti ise bir imtihandır. Orada zalimin dünyada taşıdığı izzet, omzuna yük olur. Mazlumun burada çektiği zillet ise lehine şahitlik eder.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu dünyada susturulan her hakikat, Mahkeme-i Kübrâ’da şahit olarak konuşur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulümle örtülen gerçekler, ilâhî adalet karşısında ayağa kalkar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hak, burada eğilir gibi görünse de orada dimdik durur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulmün ayakta kaldığı her an, hakikatin yürüyüşüne eklenen bir delildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu dünyada üzeri örtülen gerçekler, orada diriltilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Burada kazananlar, orada savunma bile yapamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Güç suskunluğu satın alabilir ama adaleti asla!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çok zulüm, çok zalim, çok mazlum var.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Adaletine şahit et ya Rab!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, hesap kitap ortaya konur, peygamberler ve şahitler getirilir, insanlar hakkında doğruluk ve adalet ölçüsüne göre hüküm verilir, onlara asla haksızlık edilmez. Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir. (Zümer Suresi, 69-70)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 23:39:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Volkanın Gölgesinde Yeşeren Rahmet</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/volkanin-golgesinde-yeseren-rahmet-1001</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/volkanin-golgesinde-yeseren-rahmet-1001</guid>
                <description><![CDATA[Volkanın Gölgesinde Yeşeren Rahmet]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kanarya Adaları’nın Kanarya Adaları’nın rüzgârla yoğrulmuş yüzünde, Lanzarote’nin siyah toprakları insana ilk bakışta çoraklığı fısıldıyor. Yüzyıllar önce Timanfaya volkanının ateşi göğe yükselirken ada halkı, toprağın bir daha can tutmayacağını sanmıştı. Fakat insan hayret ediyor; bazen Allah, en imkânsız görünen yeri bile bir rahmet sofrasına çeviriyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">La Geria bölgesine yaklaşırken gözler önce şaşırıyor. Binlerce küçük çukur ve her birinin içinde tek bir üzüm kökü. Çevresinde yarım ay biçiminde taş duvarlar. Sanki insan emeğiyle dua, taşın ve toprağın diline yazılmış. Siyah taşların sertliği, güneşin yakıcılığı, rüzgârın acımasızlığı… Hepsi sanki, <em>“Burada bereket olmaz”</em> der gibi. Ama toprağın ve insanın hikâyesi bir kez daha gösteriyor ki, Allah dilerse külün içinden bile hayat çıkarır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">La Geria’nın bağları, bu hakikatin sessiz birer şahididir. Volkanik kırıntılara burada “picon” deniyor. Siyah, keskin, kuru… Ama altında sakladığı sır bambaşka; gecenin serinliğini içine çekiyor, gündüzün yakıcı sıcağını toprağa geçirmiyor. Yağmur yağmasa da havadaki nemi içten içe biriktirip köklere sızdırıyor. Adanın üzüm kökleri, neredeyse suyu görmeden yaşamayı bu savrulmuş taş taneleriyle başarıyor. Bu da bize, insan kalbinin bazen en kurak dönemlerinde bile Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm’ın gizli bir lütfu ve ikramı olduğunu hatırlatıyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Lanzarote’nin en meşhur üzümü, Malvasía Volcánica. Aromasındaki hafif tuzluluk ve mineraller, volkanın ateşinden geçmiş bir toprağın hikâyesini anlatıyor sanki. Bu üzümü işleyen çiftçi bilir; rüzgâr estikçe duvar örmek, güneş yaktıkça toprağı korumak, yağmur yağmasa da umudu yaşatmak gerekir. O da elinden geleni yapar. <em>“Toprak bizi şaşırtmayı hiç bırakmıyor” </em>der. Fakat aslında şaşırtan toprak değil; toprağı her an yeniden yaratan Allah’ın iradesidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bağların arasında yürürken, insan emeğiyle ilahi düzenin nasıl iç içe geçtiği hissediliyor. Kayayı oyup çukur açmak, rüzgârla savaşmak, her kökü tek tek korumak… Hepsi sabrın, tevekkülün ve kanaatin birer işareti gibi duruyor. Burada bağcılık yalnızca tarım değil; sanki insanın tabiatla yaptığı sessiz bir ibadet... </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">UNESCO’nun bu bölgeyi “insanın doğayla kurduğu uyumun eşsiz örneği” olarak tanıması boşuna değil. Çünkü Lanzarote bize şunu öğretiyor: İlahî düzen insanın çabasına ‘el verince’, lavların bile içinden hayat filizleniyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">La Geria’nın siyah vadilerine baktığımızda, gördüğümüz yalnızca üzüm terasları değil. Gördüğümüz; bir halkın sabırla yoğrulmuş bir gayretinin ve Rabbimizin toprağa serdiği rahmetinin eserlerinin ve bereketin somut halidir. Volkanın gölgesinde bile yeşerebilen bu bağlar, insana şu Kur’anî hakikati fısıldıyor: </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Her zorlukta bir kolaylık vardır.” </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Toprak için de böyledir, insan için de.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi. Ocak</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 00:02:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden Sen?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/neden-sen-1000</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/neden-sen-1000</guid>
                <description><![CDATA[Neden Sen?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hayat bazen hiç beklemediğin bir yerden sorular sorar sana. Bir anda omuzlarına çöken ağırlık, kalbine düşen bir sızı, zihninde dönüp duran o inatçı soru: <em>“Neden ben?”</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Halbûki her <em>“Neden”</em> sorusu, aslında gizli bir davetin kapısını aralar. Belki de sorulması gereken asıl soru şudur: <em>“Neden ben olmasın?” </em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir imtihan geldiğinde, <em>“Neden ben?”</em> deme. Çünkü belki de sen, bu imtihanla daha sağlam durmayı öğreneceksin. Her zorluk, insanın iç dünyasında henüz keşfetmediği bir gücü uyandırır. Her darlık, kalpte yeni bir genişliğe yer açar. Ve her düşüş, yeniden ayağa kalkmanın ne kadar kıymetli olduğunu öğretir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kimi zaman insanı zorlasa da, Allah’ın her olayı hayırla yarattığını unutmamak gerekir. Yaşanan tüm olaylar bir hikmet üzeredir ve mükemmeldir. Hayatın çeşitli zorlukları, gelişim ve olgunlaşma yolunda önemli adımlardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah kullarına kaldıramayacağı yükü yüklemez fakat onlara kendilerini tanıyacak kapılar açar. O kapılar kimi zaman acıyla, kimi zaman yalnızlıkla, kimi zaman da sabırla aralanır. Çünkü insan en çok, sarsıldığı anlarda kendisiyle yüzleşir. O an bahaneler susar ve geriye sadece gerçek kalır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Allah zorluğu boşuna vermez. Sevdiğinden verir. Nefsimizi bir kenara bırakırsak, gelen her şeyi Allah’ın lütfu olarak görürüz. Hiçbir şey zor gelmez o zaman.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah, kullarına içlerindeki kudreti gösterecek yollar açar. O yollar bazen dar gibi görünür, fakat yürüdükçe genişler. İlk adım cesaret ister, ikincisi umut. Sonrasında ise insan fark eder: <em>“Meğer ne kadar da güçlüymüşüm…”</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Sıkı olabilmek için bir şeylerin zorlanması, canımızın acıması lazım. Çile, zorluk insanı yorar bazen. Perdeler zorluklarla kalkar. Sonra yavaş yavaş arka taraf aydınlanır. Son perde kalktığında, limite geldiğinde bir rahatlama çöker.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Neden sen?”</span></span></em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> sorusunun asıl cevabı da şu saklı cümlededir: <em>“Çünkü sen yapabilirsin. Sen, sabrı öğrenebilecek kadar güçlü, şükrü anlayabilecek kadar derin, teslimiyeti idrak edebilecek kadar hazırsın. Herkesin taşıyamayacağı bir yükü taşıyabilmen, ruhunun o imtihana hazır oluşundandır.”</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O halde soru değişir. <em>“Neden ben?”</em> yerini <em>“Bu bana ne öğretmek istiyor?”</em> sorusuna bırakır. Ve işte o an, yaşanan zorluk imtihan olmaktan çıkar; acı bir öğretmene; sabır bir yoldaşa; dua ise en yakın dostuna dönüşür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sen, sabrın filizlenebileceği bir kalbe, umudun yeşereceği bir ruha sahipsin. Sen, kırıldığında bile yeniden ışık sızdırabilenlerdensin. Senin hikâyen, teslimiyetle değil; güvenle yazılmak isteniyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve her yeni gün, bir cevap değil; bir müjdedir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu imtihan seni küçültmek için değil, büyütmek için var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yolundaki bu taş seni yaralamak için değil, keskinleştirmek için var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu yük seni yormak için değil, kanatlandırmak için omuzlarında.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O hâlde soruyu değiştir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Neden ben?”</span></span></em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> değil,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Bunun sonunda nasıl bir ben olacağım?”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Cevabı Allah’ın dilemesiyle zaman yazacak. Ama bir şey şimdiden belli:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Daha güçlü, daha keskin, daha aydınlık, daha umutlu bir sen.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Körpe Kalemler Dergisi, Ocak</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 22:02:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazze Üşüdü Vicdanlar Dondu</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/gazze-usudu-vicdanlar-dondu-999</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/gazze-usudu-vicdanlar-dondu-999</guid>
                <description><![CDATA[Gazze Üşüdü Vicdanlar Dondu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"Bugün yağış nedeniyle çadırımızda çocuklarımla su içinde kaldık. Ne zaman huzura kavuşacağız? Geriye ölümden başka bir şey kalmadı. Dünya, çocuklarımızı öldürmek mi istiyor? Buradaki hayat tam bir trajedi. İş yok, yiyecek yok, bize yardım edecek kimse yok, yerinden edilmiş insanlar olarak bizi destekleyecek kimse yok. Şu çadırlara bakın. Tüm bu yerinden edilmiş insanlar sel sularına kapılmış. Bunu hak edecek ne yaptılar? Çocukları bunu hak edecek ne yaptı? Bu çocuklar nereye gidecek? Söyleyin bana, ne yapmam gerekiyor?.. İşlerimi en iyi koruyucu olan Allah’a emanet ediyorum. Allah’ım bizi kurtar!"</span></em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> (Gazzeli Abdurrahman es-Salmi)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gazze’ye kış geldi. Bugünlerde Abdurrahman kardeşimizin çocuklarının ve tüm Gazzeli çocukların omuzlarında ağırlık yapan şey, yalnızca kışın ayazı mı? Orada, bombayla parçalanmış gökyüzünün altında, yırtık bir battaniyeye sarılmış ince bedenlerde taşınan asıl yük, katil siyonistin zulmü, dünyanın sessizliği, vicdanın terk ettiği bir coğrafyanın ağırlığıdır. O küçücük eller soba arar ama bulamaz; çünkü bu topraklarda ateş, yalnızca yakmak için vardır, ısıtmak için değil.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Terörist İsrail’in ateşkese rağmen halâ atmayı sürdürdüğü her bomba, yalnızca bir binayı değil insanlığın ortak onurunu da yıkıyor. Yıkılan her duvarın altında kalan, sadece bedenler değil; evrensel değerler, çocuk hakları, insanlık bildirgeleri ve yüksek sesle savunulduğu söylenen tüm ideallerdir. Ve biz, uzak şehirlerin sıcak odalarında, ekranlarımızın soğuk camından izlerken, bu yıkımın fiili ortağı hâline geliyoruz. Çünkü sessizlik, her zaman tarafsızlık değildir; çoğu zaman suçla kurulan pasif bir ittifaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir çocuk düşünün… Oyuncak yerine enkaz parçalarını, masal yerine siren seslerini öğreniyor. Annesinin elini değil, korkuyu tutuyor geceleri. Uyuduğunda gördüğü düşler bile yetim. Bu çocuk, nasıl bir geleceğe uyanacak? Hangi dilde öğrenir “umut” kelimesini?.. Şimdi bu çocuğun sizin çocuğunuz olduğunu düşünün!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gazze’de kış, mevsimsel bir gerçeklik değil, politik bir tercihtir. Çünkü bu çocuklar üşüyorsa, bu sadece hava şartlarından değil; yolları kapatan, yardımları engelleyen, insani koridorları siyasetin pazarlık masasına süren ellerdendir. Soğuk, orada tabiatın değil, insanın eseridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gazze’de bir çocuk daha geceyi soğuk bir zemin üzerinde, aç bir karın ve korkuyla kapattığında, aslında insanlık bir gününü daha kaybetmiş olur. Her susuşumuz, her görmezden gelişimiz, her <em>“Bana ne”</em> deyişimiz; bu karanlığın biraz daha büyümesine hizmet eder. Çünkü zulüm, en çok silahla değil, sessizlikle beslenir. Ve daha önemlisi: Dünya, bu çocuğa hangi yüzle hesap verecektir?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yarın tarih kitapları bu günleri yazdığında, kimin nerede durduğunu, kimin sustuğunu, kimin görmezden geldiğini, kimin alıştığını kaydedecek. Gazzeli çocukların üşüyen omuzlarında yalnızca bombardımanın külü değil, dünyanın suskunluğunun buzları birikmiş olacak. Ve o yük, bir gün bizim omuzlarımıza da çökecek.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O yüzden sorumluluk bugün burada, tam da bu satırları okuyan herkesin önündedir: Ya bu sessizliğin bir parçası olacağız ya da insan kalmanın ağır ama onurlu tarafını seçeceğiz. Çünkü Gazze yalnız değildir; Gazze, insanlığın vicdan testidir. Ve bu testte tarafsız ve sessiz olanlar aslında çoktan kaybetmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün Gazze’de bir çocuk üşüyorsa, aslında insanlık ateşini kaybetmiştir. Bugün Gazze’de bir bebek ağlıyorsa, dünya ninnisini söylemeyi unuttuğu içindir. Ve eğer hâlâ susuyorsak; belki de asıl sorulması gereken soru şudur:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Biz gerçekten üşümeyenler miyiz, yoksa çoktan donmuş olanlar mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 22:00:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gerçek Vicdanın Gölgesi Dijital Vicdan</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/gercek-vicdanin-golgesi-dijital-vicdan-998</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/gercek-vicdanin-golgesi-dijital-vicdan-998</guid>
                <description><![CDATA[Gerçek Vicdanın Gölgesi Dijital Vicdan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px; text-align:justify">Yılın son günlerinde Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından, halk oylamasıyla belirlenen "2025 yılının kelimesi/kavramı"nın "Dijital Vicdan" olduğunu bildirildi.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kavram ile ilgili açıklanan gerekçe şöyle:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“‘Vicdan’, TDK’ye göre ‘kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine düşünmesini sağlayan duygu’ olarak tanımlanır. Ancak dijital çağda bu kavram farklı bir boyut kazanmıştır. İnsanlar çoğu zaman gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda, sosyal medyada bir paylaşım ya da beğeniyle ‘vicdanlarını rahatlatma’ eğilimine girmektedir. Bu durum, bireysel duyarlılığı pasifize ederek vicdanı ‘tıklanabilir bir işlem’e indirgemektedir. Beğeni, paylaşım ve yorum yapan bireyler bir ‘tıklama’ aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir…”</span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Mesela Gazze ve Doğu Türkistan gibi kamuoyunun önünde gerçekleşen insanlık dramlarında, ilgili konunun sosyal medya içeriğini beğenmek ve hatta bu durumlar için ‘içerik üretmek’, o olayın gerçekliğini bozarak, bireyde sanal bir vicdani rahatlama yaratarak, bireyi sosyal ve bireysel sorumluluktan uzak tutmaktadır…”</span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Halk oylamasına sunulan kelimelerden diğer ikisi ise fertlerin ve toplumların ağır zulüm karşısında ahlaki duyarlılıklarını yitirerek kayıtsızlaşması anlamındaki ‘Vicdani Körlük’. Ve iyi niyete rağmen duygusal farkındalık ile sorumluluk alma arasındaki boşluğu görünür kılan ifade olan ‘Eylemsiz Merhamet’.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu üç kavram da aslında birbiri ile bağlantılı. Dijital vicdan, doğru inşa edilmediğinde iki tehlikeli hâle evrilebilir: vicdani körlük ve eylemsiz merhamet. Sürekli maruz kalınan acı görüntüleri, tekrar eden felaket haberleri ve hızla tüketilen trajediler, zamanla insanın kalbini değil yalnızca algısını meşgul eder; böylece vicdan, görmesine rağmen hissetmeyen bir körlüğe sürüklenir. Bunun bir diğer sonucu ise eylemsiz merhamettir: Üzülmenin yeterli sanıldığı, paylaşmanın sorumluluk yerine geçtiği, kalbin harekete geçmeden rahatladığı geçici bir iyilik hâli. Gerçek vicdan ise fark etmeyi, rahatsız olmayı ve imkân dâhilinde eyleme geçmeyi aynı çizgide buluşturur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kimi insanlar sadece kendi menfaatlerini düşündüklerinden, çevrelerindeki olaylara karşı duyarsızdırlar. Dünyanın birçok yerinde süren savaşları, işgalleri, açlıktan ve yoksulluktan ölen insanları neredeyse hiç düşünmezler. Bu insanların yaşadıklarını, televizyonların haber programlarında adeta bir filmi izler gibi sadece izlerler. Gördükleri korkunç manzaralardan dolayı içlerinde oluşan merhamet duygusunu ise <em>“Ben ne yapabilirim ki”</em> gibi yanlış mantıklar ile bastırır, bu şekilde vicdanlarını rahatlatırlar. Halbûki bu konuda yapılması gereken, akıl sahibi her insanın takdir edeceği üzere dünyayı kana bulayan zulme karşı mücadele vermektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dijital çağda vicdan, çoğu zaman bir refleks kadar hızlı ama bir o kadar da geçicidir. Acılar saniyeler içinde tüketilir, zulüm parmak kaydırma mesafesinde sıradanlaşır. Herkes her şeyden haberdardır ama çok azı gerçekten sorumludur. Paylaşmak, çoğu zaman yüzleşmenin; yorum yapmak ise harekete geçmenin yerine ikame edilir. Böylece vicdan, rahatlatıcı bir illüzyona dönüşür: Görmüş olmak, görevini yapmış olmak zannedilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dijital vicdan sahte midir?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Acılara karşı <em>“üzüldüm”, “paylaştım”, “tepki verdim”</em> hissiyle duyarlılık, biçimi yönüyle vicdanın varlığına işaret eder; yani bütünüyle yok ya da sahte değildir. Ancak sorun şurada başlar:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eğer hissettiğiniz sızı eyleme, bedel ödemeye, hayat tarzında bir değişime dönüşmüyorsa, dijital vicdan sembolik bir gösteriye dönüşür. Bir gönderiyi paylaşmak, bir etiketi kullanmak, bir hikâyede üzülmüş görünmek… Bunlar vicdanı tatmin eder, ama çoğu zaman sorumluluğu erteler. Bu yüzden dijital vicdan çoğu durumda gerçek acıyı tüketilebilir içerik haline getirir, insanı merhametli bir seyirci kılar, vicdanı rahatlatır ama adaleti çoğaltmaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Vicdan sahte değildir; fakat dijital ortam, vicdanı eylemsiz bırakıyorsa onu işlevsizleştirir. İşlevini yitiren vicdan ise zamanla körelir. Bugün <em>“üzüldüm”</em> dediğimize yarın bakmamaya başlarız.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dijital vicdan, gerçek vicdanın gölgesidir. Gölgeyi gerçek sanmaya başladığımızda sorun başlar. Vicdan, ancak hayatın içine indiğinde; risk aldığında, bedel ödediğinde ve susmamayı seçtiğinde gerçektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dünyada, bunca sahteliğin içinde önce bizim samimiyete ihtiyacımız var. İnsan samimiyeti kazandığında vicdanının kapısı sonuna dek açılır. Kişi artık en fazla vicdanının sesini dinleyecek demektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dijital vicdan, konforu bozan bir sızıdır. İnsanı rahatsız eder, taraf olmaya zorlar, bedel ödemeyi hatırlatır. Ekran başında alkışlanan duyarlılığın, hayatın içinde bir karşılığı yoksa o vicdan yalnızca sanaldır. Fakat hâlâ bir imkân vardır. Aynı dijital alan, hakikati çoğaltmanın, merhameti örgütlemenin ve sessiz kalmama cesaretini yaymanın da aracıdır. Vicdan, doğru ellerde bir tıkla körelmez; aksine bir tıkla uyanabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sonuç olarak dijital dünya, vicdanı susturan bir kalabalığa da dönüştürebilir, onu diri tutan bir imkâna da. Mesele ekranların varlığı değil, kalplerin yönüdür. Görüp geçmeyi seçenlerle sorumluluk alanlar arasındaki fark, tam da burada belirginleşir. Dijital vicdan; alkışlanmak için sergilenen bir duyarlılık değil, gerektiğinde yalnız kalmayı göze alan ahlaki bir duruştur. Ve hâlâ umut vardır: Hakikatin bir cümleyle yayılabildiği, iyiliğin örgütlenebildiği bu çağda, vicdan da yeniden inşa edilebilir. Allah, parmaklarımızdan önce kalbimizi harekete geçirsin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 22:23:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İlk Roket Adam: Lagari Hasan Çelebi</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ilk-roket-adam-lagari-hasan-celebi-997</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ilk-roket-adam-lagari-hasan-celebi-997</guid>
                <description><![CDATA[İlk Roket Adam: Lagari Hasan Çelebi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">ABD'de yayınlanan Weekly World News adlı dergi, dünyada insanlı ilk roketi ABD'liler den 330 yıl önce 1633'te Türklerin İstanbul'da fırlattığını yazdı.</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Haberini, Norveç Havacılık Müzesi Müdürü Mauritz Roffavik'in açıklamasına dayandıran dergiye göre;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hasan Çelebi adlı Türk, barutla çalışan iki katlı roketi 1633 yılında yaptı. Bu roket ateşlendikten sonra denize düşmeden önce 2,5 km yol aldı. 30 metre boyundaki roketin orta bölümüne yerleşen <strong>Hasan Çelebi de ilk kez gerçek anlamda roketli uçuş yapan insan oldu.</strong>&nbsp;300 metre kadar yükseldi ve paraşütle denize indi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hasan Çelebinin roketinin ana motorunun çevresinde 6 küçük motor daha bulunduğunu ve bu küçük motorların, roketi havaya yükselten ilk kademeyi oluşturduklarını anlatan Roffavik;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">&nbsp;<strong>‘‘İlk kademede yer alan bu roketlerin yakıtı tükendiğinde, ikinci kademeyi oluşturan ve daha büyük olan ana motor devreye girdi ve roketin daha da yükselmesini sağladı’’</strong> dedi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Roffavik, 300 metre yükseğe ulaştığında, Çelebinin roketi terk ederek, havada kaymasını sağlayan ve bir tür paraşüt olan bir araç yardımıyla yavaşça denize indiğini ve Hasan Çelebinin ise yüzerek kıyıya çıktığı belirtti.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu arada, 15. yüzyılda Osmanlı ordusunda roket birlikleri bulunduğu da ileri sürülen haberde, düşman mevzilerine yönlendirilen bu roketlerin korku ve panik yarattığı ifade edildi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Roffavik, Hasan Çelebi'nin ilk insanlı uçuşta kullandığı roketin bulunması için çalışıldığını, roketi Norveç Havacılık Müzesi'nde sergilemek istediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ünlü, Smithsonian enstitü de iddiayı doğruladı. Derginin haberine göre, Norveçli Roffavik'in ilginç açıklaması, Smithsonian Enstitüsü Uzay Araştırmaları Bölümü Başkan Yardımcısı Frank Winter tarafınca da doğrulandı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Winter; <strong>‘‘Türk roket adam Hasan Çelebinin 1633'teki denemesi şimdiye kadar kayıtlara geçen ilk insanlı uçuş denemesidir’’ </strong>dedi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Filme konu olan, dünyanın ilk roketçisi <strong>Hasan Çelebi</strong>, Türkiye'de <strong>Lagari Hasan Çelebi</strong> olarak tanıyor. <strong>‘‘İstanbul Kanatlarımın Altında’’</strong> filmine konu olan Hasan Çelebi, 4'üncü Murat'ın kızı Kaya Sultan'ın doğduğu gece Sarayburnu' nda ki şenlikler sırasında bu uçma denemesini başarı ile gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evliya Çelebi'nin Seyahatname’ sinde anlatıldığına göre deneme şöyle oldu:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">‘‘Hasan Çelebi, Topkapı Sarayı deniz tarafı avlusundan. Kendi icadı olan 50 okka barut macunu ile dolu 7 kollu bir fişeğe bindi ve yardımcıları tarafından bu fişek ateşlendi. Böylece gökyüzüne fırlatılan Hasan Çelebi, fişeğin barutu bitince önceden hazırladığı kanatları açarak Sarayburnu Sinanpaşa Sarayı önünden denize indi.’’</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde, bu roket olayından bir sene önce, yine 4.Murat döneminde geçen anlatısına göre; 1632 yılında lodoslu bir havada Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araç takarak kendini boşluğa bırakan Hazerfen Ahmet Çelebi’de, İstanbul Boğazı'nda 3.358 metre süzülerek Üsküdar'da yer alan Doğancılar Meydanı'na inmiştir.</span></strong> </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bazı kaynaklarda ise, atlayıştan sonra süzülerek, boğazda denize çakılarak ölmüştür.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 22:51:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taraklı: Bozulmamış Kasaba, Bozulmamış İnsanlar</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/tarakli-bozulmamis-kasaba-bozulmamis-insanlar-996</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/tarakli-bozulmamis-kasaba-bozulmamis-insanlar-996</guid>
                <description><![CDATA[Taraklı: Bozulmamış Kasaba, Bozulmamış İnsanlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu bir gezi yazısı oldu sanki. Aslında tarzım değil. Ama dört günlük bir tatilin ardından Taraklı’dan bu kadar pozitif dönmüşken, içimde birikenleri yazmadan duramadım. Çünkü bu yazı, bir yerden çok, bir hâlin yazısı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Sakarya’ya bağlı Taraklı ilçesi, pek çok televizyon reklamında doğal güzellikleri ve tarihiyle karşımıza çıkan bir yer. Osmanlı mimarisini taşıyan dar sokakları ve ahşap evleriyle biliniyor. En az üç yüz yıllık geçmişe sahip, ihtişamlı konakları var. Çoğu üç asrı devirmiş. Yüzden fazla tarihi ev aslı bozulmadan restore edilip yeniden hayata katılmış. Bunlar bilinen tarafı. Ama Taraklı’yı Taraklı yapan, bence taşından toprağından, mimarisinden önce insanı.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kaldığım otelden merkeze doğru yürürken, tertemiz dağ havasıyla birlikte içime dolan şey sadece oksijen değildi. Sanki görünmeyen bir huzur hattı vardı ve o hat insanın ruhuna dokunuyordu. İnsanın aklına, pozitif enerji ağı olarak kabul edilen ley hatlarının buradan geçip geçmediği sorusu geliyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanlar insana yakın. Esnaf samimi. Daha dükkânın kapısından içeri adım atmadan gülümseyerek karşılanıyorsunuz.&nbsp; Burada gülümsemeyen tek bir esnafa rastlamadım.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Gençlik Merkezleri, neredeyse her gün dünyanın dört bir yanından üniversite öğrencilerini buraya getiriyor; farklı dillerin, kültürlerin ve genç enerjinin aynı mekânda buluşmasına vesile oluyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dindar bir toplum. Ama bunu sloganla değil, hâl ile yaşıyorlar. Verdiği güveni ve rahatlığı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Selam vermeden geçen yok. Aslında herkesle konuşmak istiyorsunuz; çünkü konuşmak insana iyi geliyor burada.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Üç cami var Taraklı’da. Üçü de tertipli, temiz ve sakin. Üç gün boyunca hepsinde huşû içinde namaz kılmak nasip oldu, şükür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eski konakların ve restore edilmiş evlerin birçoğu el sanatı ve yöresel ürünlerin satıldığı butik dükkânlara dönüştürülmüş. Nostalji sevenler için de sürprizler var. Yarım asır öncesinin çocukluk oyuncağı kuş lastiğiyle, sürekli çalarak büyüklerimizi kızdırdığımız mızıkanın, hatta çocukken bir türlü çeviremediğim topacın satıldığı bir dükkâna rastladık mesela. Zamanın ağır ağır aktığı bir yer burası.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dolaşırken kapısı açık bırakılmış dükkânlar gördük. Araçların üzerinde anahtar bırakılabiliyor ve bu problem olmuyormuş. <em>“Burada suç oranı çok düşüktür muhtemelen”</em> diye arkadaşımla konuşurken, yöresel ürünler satan bir esnaf kadın duydu bizi. <em>“Adliye vardı, ama görev düşmediği için kaldırıldı”</em> dedi. Gülümsedik. Ama gülümserken içimiz biraz da burkuldu. Demek ki mümkünmüş.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İkinci gün, tavsiye üzerine bir esnaf lokantasında yemek yedik. Çıkışta, abdest için sıvadığı gömlek kollarını düzelten sahibi amcayla karşılaştık. Gülümseyerek <em>“Afiyet olsun”</em> dedi bize. Teşekkür edip hayırlı işler diledik. <em>“Sahibi siz misiniz?”</em> diye sorduk. Bir an duraksadı ve <em>“Emanetçiyiz biz”</em> dedi. O cümle, bütün seyahatin özeti gibiydi. Her şeyin emanet olduğunu hatırlattı bize.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu arada ne küçük marketlerde ne restoranlarda boykot ürünlerine rastladık. Coca-Cola ve Algida dolaplarına takılmadan kaldırımlarda yürümenin dayanılmaz hazzını birkaç günlüğüne de olsa yaşadık. Küçük çaplı belki ama kararlı bir duruş bu. Gösterişsiz ama net.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zamanda yolculuk yapmış gibiyim. Hiç bozulmamış bir kasaba Taraklı. Ve umarım hiç bozulmaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün son gündü. Çarşı esnafıyla —çoğunluğu kadın— vedalaştık. Dualarla uğurlandık. İnsan bazen bir yerden değil, bir hâlden ayrılır. Biz Taraklı’dan öyle ayrıldık.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu güzel insanlarla yeniden buluşmak dileğiyle…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Aralık 2025</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 22:38:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Irak Çayı: Bir Vedanın Hikayesi</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/irak-cayi-bir-vedanin-hikayesi-995</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/irak-cayi-bir-vedanin-hikayesi-995</guid>
                <description><![CDATA[Irak Çayı: Bir Vedanın Hikayesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:18px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Onlarla geçen sene tanıştık.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Bir arkadaşımın aracılığıyla, on yıl önce Irak’tan Türkiye’ye sığınmış bir aileyle yollarımız kesişti. Şehrin kenarına sıkışmış, duvarları yorgun ve rutubet kokan üç odalı bir evde yaşıyorlardı. Ev, bir yandan yoksulluğun sessizliğini, diğer yandan umudun ve sabrın sıcaklığını taşıyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Baba bir süredir ortalarda yoktu. Anne, beş çocuğuyla ayakta kalmanın yollarını bulmuştu. Sabahın ilk ışıklarıyla tarlalara gidiyor, marul topluyor, bazen de gündelik işlere koşuyordı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Hayatları yoksulluktan çok, sessiz bir direnişti. Hayat, bu evde çaydanlıktan eksik olmayan su gibi kaynıyor, ama hiç taşmıyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">En büyük oğul on beş yaşındaydı; çöp toplayarak eve katkı sağlıyordu… Oğulun elleri çöpten demir, annenin elleri topraktan nasır tutmuştu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Kız kardeş, ortaokul son sınıfta. Ancak o da ağabeyi gibi okulda uğradığı ırkçı baskılar yüzünden bu yıl okulu bırakmak zorunda kalmış. Yine de diğer iki kız kardeş, defterleri eski, umutları yeniydi ve defterlerinin kenarına küçük çiçekler çizerek derslerine devam ediyorlardı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">İlk kez kapılarını çaldığımızda, anne bizim için Irak çayı demlemişti. Misafirliğin en sade ama en samimi hâliyle, ince belli bardaklarda. Buruk ama içten bir misafirperverlik...</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Türkçesi kırık döküktü gencecik annenin ama sözleri berraktı:</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif; font-size:18px"><span style="color:black"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Bizi burada istemiyorlar, hiç istemediler”</span></em></span></span></strong><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif; font-size:18px"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> dedi sessizce.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Öyle bir mahcubiyet ve üzüntü hissettim ki; </span><em style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">“Onlar az, sadece sesleri çok. Ne zaman şartlar oluşursa, o zaman dönersiniz memleketinize”</em><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px"> dedim.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Kadının gözleri bir anlığına parladı. O an, diller farklıydı belki ama duygular aynıydı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Düşündüm de; ülkemiz bize sığınanlara büyüklüğünü gösterdi, hiç tereddüt etmeden kucağını ve gönül kapılarını açarak tüm dünyaya insanlık dersi verdi. Ancak millet olarak maalesef aynısını biz yapamadık. Birçok insan sevgiyle yaklaşmak şöyle dursun, nefretle baktı, kovmaktan beter etti, nefes almalarına bile dayanamaz oldu. Ama toplumun büyük kesimi, Kur’an’dan öğrendiği merhameti yıllardır en güzel şekilde kardeşlerimize gösterdi, gösteriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">…</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Aileyle zamanla aramızda samimiyet kuruldu. Her ziyaretimizde bizi güler yüzle karşıladılar. Çocuklar kapıya koşar, anne utangaç bir sevinçle önümüzdeki sehpaya kendi yaptığı ekmeklerden koyardı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Bir gün ailenin büyük kızı, </span><strong><em style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">“Bir dahakine size kek yapacağım”</em></strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px"><strong> </strong>demişti. O gün, annesinden aldığı eski bir tarifi özenle uygulamış, güzel bir kek yapmış bizim için.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif; font-size:18px"><span style="color:black"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Sakın dokunma!”</span></em></span></span></strong><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif; font-size:18px"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> diye uyardığı küçük kardeşi gece dayanamayıp kekin büyük bir kısmını koparıp yemiş; kızcağızın emeği, sabrı ve sevgisi o ufalanan kenarlara karışmıştı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Ertesi gün karşılaştığımızda gözleri dolu dolu anlattı. Biz gülümsedik. Halbûki o kekin en güzel tarafı, belki de işte o bozulmuş kenarlardaydı; bir çocuğun sabırsız sevgisinde, bir ablanın utangaç inceliğinde, bir ailenin içtenliğinde.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">…..</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Sonunda geçen ay, biraz da mecburiyetten, memleketlerine döndüler.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Gitmeden iki gün önce onlar için küçük bir veda hazırladık. Sevdikleri yemeklerle donatılmış mütevazı bir masa… Ne çok şey sığdı o sofraya: Sessiz bir minnettarlık, senelerin ağırlığı, bir parça umut.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Şimdi telefonda konuştukça teşekkür ediyor, </span><strong><em style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">“Allah sizden razı olsun”</em></strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px"> diyorlar</span><em style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">. </em><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">En çok da o son günü unutmayacaklarını söylüyorlar. Çocukların hepsi okula başlamış. Yeni bir hayata adım atmışlar ama Türkiye’yi, burada bıraktıkları dostlukları özlüyorlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Biz de onlar için dua ediyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Allah hayatlarını kolaylaştırsın, emeklerinin karşılığını versin, yollarını açık etsin. Belki bir gün yeniden yollarımızı kesiştirsin.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Bir bardak Irak çayı gibi kalsınlar hafızamızda; sıcak, sade, hatırlı ve unutulmaz.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 22:40:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Terörsüz Suriye</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/terorsuz-suriye-994</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/terorsuz-suriye-994</guid>
                <description><![CDATA[Terörsüz Suriye]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Dem Partili Sayın Cengiz Çandar &nbsp;ve Ak Partili Sayın Galip Ensarioğlu 'nun Suriye'de ki gelişmeler hakkında hariciye bakanımız Sayın Hakan Fidan'ın açıklamalarına karşı ajite edici ve manipülasyon ihtiva eden konuşmaları kabül edilemez...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Hakan Fidan'ın taa 2009 Oslo, 2012 İmralı ve bugün de Terörsüz Türkiye süreçlerinde barış için yaptığı çabalar her türlü takdirin fevkindedir...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Buna bütün Türkiye ve Dünya siyaseti şahittir... Tarihte böyle yazacaktır Sayın Hakan Fidan'ı ...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bölgeyi belki de Dünya da en iyi bilen üç kişiden biri olan Sayın Hakan Fidan'ın sanki Suriye Kürtlerinin düşmanıymış gibi gösterilmeye çalışılması büyük talihsizliktir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Fidan bölgeye barış gelmesinin en önemli ayaklarından biri olan “Parçalanmamış ve Bölünmemiş" bir Suriye'yi sağlamak için YPG'ye yaptığı uyarıları farklı yerlere çekmeye çalışmalarını makul bulamayız.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hakan Fidan'ın tüm çabası Türkiye Cumhuriyeti'nin politikası gereği sadece "Terörsüz Türkiye" &nbsp;değil aynı zamanda "Terörsüz Suriye" dir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye Cumhuriyeti 2014'ten beri Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoruna izin vermeyeceğini, İkinci bir İsrail kurdurmayacağını bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızdan yani ilk ağızdan defalarca ilan etmiştir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Acaba gerek Sayın Cengiz Çandar gerekse Sayın Galip Ensarioğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a demek isteyipte diyemediklerini Dışişleri Bakanımız sayın Hakan Fidan'a mı söylemektedirler?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Pekala yarın veya öbürsü gün sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Hakan Fidan'ın söylediklerinden daha sertini YPG ve SDG için söylerse ( ki sayın Erdoğan çok daha sertlerini yıllardır defaatle söylemiştir ) o zaman Cengiz Çandar ve Ak Partili Galip Ensarioğlu ne diyecektir?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hadi Cengiz Çandar farklı bir partide siyaset yapmaktadır ve bunu sürecin ruhuna ters görsekte bir ölçüde izah edebiliriz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama Galip Ensarioğlu gibi tecrübeli bir Kürt siyasetçi bu kadar acemice bir söylemde nasıl bulunabilir...?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Hakan Fidan veya başka bir hükümet mensubu bakan ancak onları vazife başına getiren ve Türk Milletinin yegane iradesi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından makamından alınabilir...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Galip Ensarioğlu bunu nasıl bilmez veya idrak edemeyip böyle talihsiz konuşabilir anlamakta güçlük çekiyorum...</span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 01:21:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sessizleşen Vicdan: Şeytanın En Ustaca Fısıltısı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/sessizlesen-vicdan-seytanin-en-ustaca-fisiltisi-993</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/sessizlesen-vicdan-seytanin-en-ustaca-fisiltisi-993</guid>
                <description><![CDATA[Sessizleşen Vicdan: Şeytanın En Ustaca Fısıltısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">İnsanlara beklemedikleri anlarda, beklemedikleri yönlerden pusu kurarak telkinlerini veren şeytan, fısıldadığı kötü düşünceleri etkili kılmak için kişinin vicdanının devreden çıkması gerektiğinin bilincindedir. Bu nedenle gerçek kimliğini saklar ve verdiği telkinleri insanlara vicdanlarının sesiymiş gibi göstermeye çalışır.<br />
<br />
Bunun için kullandığı yöntem ise, ‘Allah’ın adını kullanarak yaklaşmak’tır. Organize ordusuyla birlikte insanları gözleyen şeytan, onların zayıf noktalarını, nelerin akıllarını karıştıracağını göz önünde bulundurarak çalışır. Vicdanen duyarlılık gösterilecek konuları, dini değerleri kullanarak insanları kandırır. Yaptırmak istediği kötü bir davranışı, onlara meşru ve normal göstererek, tam aksi bir ahlaka yöneltmeye çalışır.<br />
<br />
İnsanın en derin sığınağıdır vicdan. Kalabalıklardan, seslerden, bahanelerden arındığında bile oradadır; içsel bir pusula gibi doğruyu işaret eder. Fakat bazen bu pusula şaşar ya da daha doğrusu, şaşırtılır. İşte o zaman şeytan devreye girer; görünmez bir gölge gibi yaklaşır, insanın kalbinde yankılanan o berrak sesi yavaşça bastırmaya başlar.<br />
<br />
Şeytanın ilk adımı fısıltının masumluğudur.<br />
Şeytan insanı kötülüğe bir anda sürüklemez. O, sabırlıdır. Fısıldar, kandırmaz gibi yapar; yönlendirmez gibi yapar, yönlendirir. Kur’an’da “vesvese veren” olarak anılır; çünkü sesi emir gibi değil, düşünce gibi gelir. Bir günahı teklif ederken onu süsler, masum gösterir:<br />
<br />
“Bunda bir kötülük yok, herkes böyle yapıyor…”<br />
“Aslında niyetin kötü değil…”<br />
“Sadece bir defalık, zarar vermez…”<br />
<br />
Ve insan, o içsel sesi, Allah’ın o sarsılmaz uyarısını bastırmaya başlar. Çünkü şeytanın en etkili silahı, günahı sıradanlaştırmaktır.<br />
<br />
İkinci adımı ise gerekçenin gücüdür.<br />
Vicdan sustuğunda bahaneler konuşur. Şeytan insana kendi yanlışını haklı gösterir. Bir haksızlığı adalet diye, bir kibri onur diye, bir açgözlülüğü hak arayışı diye sunar. Çünkü bilir ki insan, yanlış yaptığını kabul etmektense kendini kandırmayı seçebilir.<br />
İşte o an, kalp kararır. Zira Hz. Ali’nin de dediği gibi:<br />
<br />
“Günah kalpte siyah bir nokta bırakır. Tövbe edilirse silinir; edilmezse o nokta büyür, kalbi kaplar.”<br />
<br />
Şeytan bu kararmayı sever; çünkü karanlıkta vicdanın sesi daha az duyulur.<br />
Şeytanın üçüncü adımı duyarsızlaşmanın sessizliğidir.<br />
<br />
Zamanla insan, yaptığı yanlışlara alışır. Başlangıçta huzursuzluk veren davranışlar sıradanlaşır, “doğru” ile “yanlış”ın çizgisi silikleşir. Artık iç sesi susturmak için çaba bile gerekmez. Şeytanın en ustaca başarısı budur: insanın kendi suskunluğunu kendi eliyle kurmasıdır.<br />
<br />
Bu noktada vicdan hâlâ oradadır ama sanki uzak bir odadadır, kapısı kapalıdır. Kapının ardında bir ses yankılanır:<br />
“Yaptığın doğru mu?”<br />
Ama insan artık o sesi duymamayı öğrenmiştir.<br />
<br />
Şeytanın bastırdığı vicdan, tamamen yok olmaz. Çünkü o, Allah’ın insana bahşettiği bir emanettir. Onu yeniden duymanın yolu, içe dönmekten geçer. Tefekkür, tevbe, dua… Bu üçü, kalbin karanlığını delen üç ışık gibidir. Vicdanı kasmamalı, uyandırıp sessizliğe direnmeli insan.<br />
<br />
Kur’an’ın şu ayeti, vicdanı uyandırmanın özüdür:<br />
“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene, sonra da ona kötülük duygusunu ve takvayı ilham edene andolsun; nefsini arındıran kurtulmuştur.” (Şems Suresi, 7-9)<br />
Vicdan, işte bu “takva ilhamı”dır. İnsan her gün kendi iç dünyasında bir savaş verir: vesvese ile vahiy, nefis ile kalp, karanlık ile nur arasında.<br />
<br />
Şeytanın planı, insanın vicdanını yok etmekten çok onu unutturmak, susturmaktır. Fakat her unutuşun içinde bir hatırlama ihtimali vardır. Bir dua, bir pişmanlık, bir sessizlik anı… Kalp, bir kez daha o ilahi sesi duyar.<br />
<br />
Belki bir yanlışın ardından duyulan küçücük bir rahatsızlık; işte o, şeytanın susturamadığı son yankıdır. O yankıya kulak veren kurtulur.</span><br />
&nbsp;<br />
<br />
Körpe Kalemler Dergisi, Aralık</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 23:45:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Asgari Ücret\&#039;te Bıçak Kemiğe Dayanmıştır</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/asgari-ucrette-bicak-kemige-dayanmistir-992</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/asgari-ucrette-bicak-kemige-dayanmistir-992</guid>
                <description><![CDATA[Asgari Ücret\'te Bıçak Kemiğe Dayanmıştır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ ın bugün söylediği<br />
<strong>“TİSK yani Türkiye İşveren Sendikaları Elini Taşın Altına Koymalıdır”</strong> sözü gündeme damgasını vurdu…</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bazıları haklı olarak şöyle düşünebilir; “Yani devlet emreder ve asgari ücret artar … Sayın Cumhurbaşkanımız ne demek istedi?” Lakin mesele o kadar kolay değil…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hattı zatında asgari ücret devletin değil özel teşebbüsün mevzusudur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Asgari ücretin yüksek olmasının kamuya değil özel sektöre maliyeti veya yükü söz konusudur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama işverenin burada iki yıldır devlete bir baskısı oldu asgari ücretin yüksek olmaması için.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Devletimiz de burada fiyatların kontrol altında olması için bu isteğe sıcak yaklaşmıştı…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Enflasyonun artmaması, özel sektörün ürettiklerine yansımaması adına “Asgari Ücretin” yükseltilmemesi istendi.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Bu sebeple tıpkı emekli maaşları gibi asgari ücret te enflasyona ezilmiş oldu...</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Geçtiğimiz iki yıl böyle geçti. <strong>Ama bu kez özellikle asgari ücretli enflasyona ezdirilmemesi adına 2025 enflasyonunun biraz da üstünde bir zam verilmesi elzemdir.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Cumhurbaşkanımızın da “Türkiye İşveren Sendikaları (TİSK) elini taşın altına koymalıdır”<br />
sözünü bu çerçeve de değerlendirmek&nbsp;gerekir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 03:03:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadın Hakları</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kadin-haklari-991</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kadin-haklari-991</guid>
                <description><![CDATA[Kadın Hakları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong>Kur’ân ölçülerine (mârufa) göre kadınların erkekler üzerindeki hakkı, erkeklerin kadınlar üzerindeki hakkı ile aynıdır. (Bakara Suresi, 228)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İslâm’ın kadınları eve hapsettiği, onları toplum hayatının dışına ittiği ya da daima ikinci plana yerleştirdiği yönündeki suçlamalar, yıllar boyunca haksız şekilde Kur’an’a mal edildi. Halbûki bu ithamların büyük kısmı, ilahî mesajdan değil; insanların yanlış uygulamalarından, kültürel alışkanlıklarından ve dine sonradan eklemlenen bağnaz yorumlardan kaynaklanır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’ın apaçık hükümleri yerine, kimi kesimlerin dar bakış açılarına dayalı görüşler ölçü alındığında, ortaya elbette İslâm’ın ruhuyla bağdaşmayan bir tablo çıkar. Ancak bunların hiçbiri Kur’an’ın değil, onu anlayamayan yahut anlamak istemeyen zihniyetlerin yansımasıdır. Dolayısıyla kadına haksızlık eden, onu kısıtlayan veya değersizleştiren her tutum, sadece o tutumu sergileyenleri bağlar; İslâm’ın özüne, Kur’an’ın adalet ve merhamet eksenli öğretilerine fatura edilemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bizler için örnek; Kur’an’da bahsedilen cesur kadınlardır, peygamber eşleri olan kutlu annelerimizdir, üreten, savaşa katılan, sağlık hizmeti veren, tebliğ faaliyetleri yapan sahabe kadınlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kadına özgürlüğü Kur’an verir. Çünkü Kur’an, kadını yaratılışın bir parçası değil, bizzat değerli bir öznesi olarak görür; onu insanlığın onuru, toplumun vicdanı ve ailenin diriltici nefesi olarak tanımlar. Kur’an’ın sunduğu özgürlük, dış görünüşe sıkışmış bir serbestlik değil; insanı küçülten, tüketen ve değersizleştiren baskılardan uzak, hak ve sorumluluklarla şekillenen bir özgürlüktür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsan, Kur’an ahlakını gerçek manâda hayatına hâkim kıldığında kendi benliğiyle barışır. Çünkü Kur’an, insanı kalbin derinliklerinden başlayarak dönüştürür; korkularını yatıştırır, incinmişliklerini tamir eder, kişiliğini ve kimliğini sağlamlaştırır. Bu ahlâk, kadına da erkeğe de aynı sorumluluğu yükler: adaletle davranmak, vicdanlı olmak, merhameti kuşanmak, kendine ve başkasına zarar veren her şeyden uzak durmak.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’ın sıcaklığını yaşayan biri, hapsolduğu kıskaçlardan sıyrılır. Modern dünyanın dayattığı imaj baskısı, toplumun yanlış gelenekleri, değersizlik hissi, ötekileştirilme, yorucu beklentiler… Bunların hepsi, insan ruhunu daraltan görünmez zincirlerdir. Kur’an ise o zincirlere karşı bir anahtar gibidir: kim olduğunuzu, neye layık olduğunuzu, hangi değeri taşıdığınızı hatırlatır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Kur’an’ın özgürlüğü, insanı başkasının onayına değil, Allah’ın rızasına yöneltir. Böylece kadın kendini tüketerek değil, kendini bilerek yükselir. Görülmek için değil, değerli olduğu için yaşar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Sonuçta gerçek özgürlük, dışarıdan verilen değil, içten inşa edilendir. Ve bu iç inşa, en sağlam temelini Kur’an ahlakında bulur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bizler için kıstas Kur’an’dır. Ve insanlar arasında gerçek Kur’an ahlakının yaygınlaşmasının, kadınları zor durumda kalmaktan, aşağılanmaktan, eziyet görmekten ve mağdur olmaktan kurtaracak asıl çözüm olduğu açıktır. Peygamberimiz(asm) şöyle buyuruyor;</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><em>Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!”</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 00:21:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat Bazen Üç Kalple Atar</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-bazen-uc-kalple-atar-990</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-bazen-uc-kalple-atar-990</guid>
                <description><![CDATA[Hayat Bazen Üç Kalple Atar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapot yalnızca biçimiyle değil, bedeninin iç düzeniyle de tabiatın en şaşırtıcı canlılarından biridir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapotların yaklaşık 300 türü vardır. Bu türler genellikle Octopus cinsine aittir ve dünya okyanuslarında geniş bir dağılıma sahiptir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapotlar Cephalopoda sınıfına, Mollusca (yumuşakçalar) şubesine aittir. Dolaşım sistemleri bu şubenin diğer üyelerine göre farklı yaratılır. Çünkü buna bağlı olarak bu canlılara zekice davranışlar, aktif bir hayat tarzı ve hızlı renk değiştirme gibi özellikler verilmiştir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üç kalbi vardır ahtapotların. İki kalbi kanın solungaçlardan geçerek oksijenlenmesini sağlarken diğer ana kalp ise bu oksijenli kanı tüm vücutta dolaştırır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İki adet solungaç kalbin (branchial heart) her biri bir solungaçla bağlantılıdır. Görevi, oksijensiz kanı solungaçlara pompalayarak oksijenlenmesini sağlamaktır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir adet de sistemik kalp (ana kalp) vardır ki solungaçlarda oksijenlenen kanı tüm vücuda dağıtır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İki kalp, adeta hayatın ilk nefesini verir. Üçüncü ve ana kalp ise oksijenle zenginleşmiş bu kanı vücudun her köşesine yollar; tıpkı bir denizin dalgalarını kıyılarına ulaştırması gibi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fakat ahtapotun kalpleri yalnızca biyolojik bir mekanizma değildir; tabiattaki yaratılış mucizelerinin inceliğini anlatan bir şiirdir adeta. İlginç bir şekilde bu canlı yüzmeye başladığında, ana kalp geçici olarak durur. Her hareket, her kasılma enerji ister, ama yüzmek o kadar yorucudur ki, ahtapotun bedeni kendi içinde bir denge kurar ve o an, yalnızca solungaç kalpleri çalışır. Belki de bu yüzden, ahtapot genellikle yüzmek yerine sürünmeyi tercih eder: derinlerin dingin ritmine ayak uydurur, kalbini yormadan yaşar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapotların dolaşım sistemi kapalı dolaşım sistemidir, yani kan damarların dışına çıkmaz ki bu da gelişmiş seviyede yaratılan deniz canlılarına has bir özelliktir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapotlar, diğer birçok canlıdan farklı olarak mavi renkli kana sahiptir. Bunun sebebi, kanda hemoglobin yerine hemosiyanin adlı bakır bazlı bir molekül bulunmasıdır. Hemosiyanin soğuk ve oksijence fakir sularda hücrelere oksijen taşımada daha etkilidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu mavi kan, soğuk ve oksijenin az olduğu denizlerde bile hayatı sürdürebilmenin sırrını içinde barındırır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bilim adamlarına göre ahtapotun dolaşım sistemi, yumuşakçalar içinde en gelişmiş seviyede yaratılanıdır. Çünkü onun hayatı Allah’ın ilhamıyla sürekli hareket, dikkat ve taktiklerle örülüdür. Üç kalbiyle kanı döngüde tutarken, sekiz koluyla çevresini keşfeder; hem avcıdır hem de bir tür sanatkâr. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Belki de bu yüzden, ahtapotun kalpleri sadece birer organ değil, Allah’ın yarattığı mükemmel denge anlayışının yankılarıdır. Her atışta, denizlerin kadim sırrı biraz daha duyulur: hayat, kimi zaman üç kalple atmak zorundadır. Allah dilediğini dilediği sayıda yaratandır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi</span></span></strong></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 00:41:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kur’an\&#039;ı Okumak ve Yaşamak</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kurani-okumak-ve-yasamak-989</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kurani-okumak-ve-yasamak-989</guid>
                <description><![CDATA[Kur’an\'ı Okumak ve Yaşamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Kur'an öğrenmek, onu çok okumak ve ondaki ince sırlara ermekle meşgul olunuz. Çünkü onunla Cennette derecelere nail olursunuz.” </em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Ramuz 319/1)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hidayet lütfeden, doğru yola ulaştıran Allah, tüm insanlara hem dünyada iyilik, adalet, refah ve huzur dolu bir hayat, hem de ahirette insanın aklının dahi alamayacağı nimetler içinde ebedî bir hayat vadeder. Bu davet, Allah'ın uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdiği elçileri, peygamberleri ve insanlara yol gösterici olarak indirdiği kutsal kitapları aracılığı ile bütün insanlara yapılmıştır. Allah iman edenlerin, Kur’an'ı gereği gibi okuyanlar olduğunu bildirir;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkâr ederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.(Bakara Suresi,121)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an okumak, bir Müslüman için yalnızca bir ibadet değil; aynı zamanda kalbi, zihni ve hayatı inşa eden bir yolculuktur. Bu yolculukta insanın aklı ve samimiyeti artar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, Allah’ın insana hitabıdır. Onu okumak, yaratıcıyla kurulan en saf iletişim biçimlerinden biridir. Her ayet, insana yön, ölçü ve anlam sunar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, insanın iç dünyasında bir temizlik ve denge sağlar. Kaygıyı azaltır, huzur verir, kalbi yumuşatır. Bu yüzden Kur’an, “şifa” olarak nitelendirilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hayata manâ ve pusula kazandırır Kur’an. İnsanın varoluşuna bir amaç yükler. Ne için yaşadığını, nereye yönelmesi gerektiğini hatırlatır. Ahlâkı, adaleti, merhameti ve sorumluluğu öğretir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, insanı dönüştüren bir yol arkadaşıdır adeta. Sadece okunmak için değil, yaşanmak için indirilmiştir. Okuyan kişiyi düşünmeye, kendini sorgulamaya ve daha iyi bir insan olmaya çağırır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yanlışla doğruyu ayırt etmeye yardımcı olur. Nefse, kötü alışkanlıklara ve anlam boşluğuna karşı koruyucu bir kalkandır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, bir insanın hayatı boyunca alabileceği en önemli mesajdır. Bir yakınından gelen mesajı, merak ederek hemen okuyan insanın, kendisini yaratan Rabbinden gelen mesajın ne denli önemli olabileceğini düşünememesi şiddetli bir gaflet halidir. Çünkü Kur’an, insanların, “</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye “</strong></span></span><span style="font-family:Courier New,serif"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Sad Suresi, 29) indirilmiş olan Kitaptır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an'ı samimi olarak okuyan her insan, yaratılış amacını ve sırlarını, güzel ahlâkı, Allah'ın hoşnutluğunu ve cennetini kazanmanın yolunu, ahiretteki hayatı ve daha pek çok bilgiyi en doğru şekliyle öğrenir. Hayata Kur’an penceresinden bakan insanın karşılaştığı olaylara ve sorunlara getirdiği çözümler Kur’an'a göredir. Bu sebeple de her zaman doğrudur ve akıllıcadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kesin bilgiyle iman eden insan, çevresindeki bazı kişilerin nefislerini rahatsız etmemek ya da onlara hoş görünmek adına asla Allah'tan, Kur’an’dan uzaklaşmaz. Ahirette Rabbinin huzurunda, dünyada yapıp ettiklerinden tek başına sorgulanacağının bilincindedir. Toplumdaki insanların, onun hayat tarzından hoşnut olup olmalarının, kişiye hiçbir şey kazandırmayacağı açıktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, samimi insanlar için büyük bir rahmet ve her konuda yol göstericidir. Ve dünyada iken Kur’an'daki gerçek doğrulara göre hareket ederek yaşamak çok önemlidir. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an okumak, insanın hem dünyasını hem de ahiretini aydınlatan bir ışıktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">…<span style="font-family:Courier New,serif"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1)</strong></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Nov 2025 22:19:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sömürgecilik Atlası</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/somurgecilik-atlasi-988</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/somurgecilik-atlasi-988</guid>
                <description><![CDATA[Sömürgecilik Atlası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sömürgecilik sadece belli kıtaların değil, tüm insanlığın yarasıdır. Tarih kitapları bazen sessizdir. Çünkü bazı satırların mürekkebi, kanla yazılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Afrika’nın tozlu yollarında, Asya’nın dağ köylerinde, Latin Amerika’nın madenlerinde, Orta Doğu’nun sıcak çöllerinde yankılanan aynı kelime vardı: “sömürge.”</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir kelime belki ama milyonlarca hayat…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Medeniyet” bir dönemin ve hatta bu dönemin bir maskesidir. Avrupa’nın sömürge çağında da en çok kullandığı kelime “medeniyet”ti. Kendini aydın sayan ülkeler, başka halkları karanlıkta görmekte rahattı. Halbûki götürdükleri “ışık”, çoğu kez ateşin ta kendisiydi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sömürgecilik, insanı değil toprağı yüceltti; kültürü değil, çıkar ve menfaati büyüttü. Ve arkasında yalnızca yıkılmış şehirler değil, sessizleşmiş hafızalar bıraktı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tazeleyelim o halde hafızamızı. Dört kıtanın sömürgecilik dönemlerinde yaşadığı acıları, yıkımı ve direnişe kısaca unutmayalım. Geçmişi yalnızca hatırlamak değil; insanlığın aynı yanlışa bir daha düşmemesi için hafızayı canlı tutalım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sessiz kıtanın çığlığı Afrika ile başlayalım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Avrupa’nın “medeniyet” adıyla girdiği Afrika’da, milyonlarca insan köleleştirildi. Kongo’nun kauçuk ormanları, kanla sulandı. Güney Afrika’dan Sudan’a kadar topraklar parçalandı, halklar sınır çizgileriyle birbirinden koparıldı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ama Afrika susmadı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Davullar, yas değil direnişin sesi oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Ellerimizi zincirlediler, ama şarkımızı tutamadılar.”</em></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Güneşin altındaki gölge, Asya toprakları da 19. yüzyılda Avrupa’nın ve Japonya’nın sömürge hırsının sahnesi oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hindistan’da İngiliz tacı hüküm sürerken, Çin Afyon Savaşları’yla diz çöktürüldü.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Endonezya, Filipinler, Kore… Hepsi birer “elmas”, birer “baharat adası” olarak görüldü.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ama bu kıta, sabırla direndi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gandhi’nin yürüyüşü, Vietnam’da bir köylünün sessiz başkaldırısı, Asya’nın ortak diliydi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Biz, toprağın çocuklarıyız; kökümüzü kim sökebilir?”</em></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika ise gümüş ve kanın ülkesi ülkesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İspanya kral ve kraliçesinin desteğiyle yola çıkan, bize ileri görüşlü bir kâşif olarak anlatılan Kolomb’un ‘Amerika’yı keşfi”, milyonların kaybıydı. O, milyonlarca yerlinin köleleştirilmesine bir o kadarının da öldürülmesine sebep olan sömürgeci katildi aslında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aztek ve İnka uygarlıkları, Avrupa’nın hırsına yenik düştü.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Potosí’nin gümüş dağları, 8 milyon yerlinin mezarı oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ama Latin Amerika, kültürünü küllerin altından çıkardı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mestizo halklar dansla, şiirle, müzikle direndi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Bizi fethettiler ama unutamadılar.”</em></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI Symbol,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ve </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Orta Doğu… Kanlı kumların üzerindeki gölgeler…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sykes–Picot haritalarıyla bölünen coğrafya, 20. yüzyıl boyunca savaşların sahnesi oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Petrol, nimetten çok lanet getirdi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kimi halklar bağımsızlık kazandı ama yeni zincirler diplomasiyle takıldı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halâ acılar geliyor Gazze’den… Ve yine, şiir konuştu Filistin’den:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Buradayız bu toprakta,</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Bir zeytin ağacı gibi kök salmış,</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Gökyüzüne dönük yüzümüzle.”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">(Mahmud Derviş)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İnsan her şeye rağmen direndi. Her kıta, kendi direniş biçimini buldu;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Afrika’da hüzünlü şarkılarla,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Asya’da sabırla,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Latin Amerika’da şiirle,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Orta Doğu’da inançla.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu direnişler, insanın en eski gerçeğini fısıldar:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Hiçbir zincir, düşüncenin kökünü tutamaz.”</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dünya bugün küllerinden doğmaya çalışıyor. Bugün haritalar yeniden çiziliyor, sınırlar tartışılıyor. Ama o eski acılar hâlâ dünyanın damarlarında dolaşıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir zamanlar zulümle işgal edilen topraklar, şimdi kendi hikâyesini anlatan halkların sesiyle yankılanıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tarihi parçalayan sömürgecilik bitti deniyor ama hayır! Yalnızca biçim değiştirdi, belki isim.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ama her halk, geçmişinin izini sürüyor; her kültür, yeniden doğuşunu sessizce kutluyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dünyayı bölen çizgiler, insana ait değildir. Bir çocuğun gülüşü, bir annenin duası, bir yazarın satırları, bir şairin dizeleri; hepsi sınırların ötesindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Kıta kıta bölündük, ama acı aynı renkti.”</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün haritalar değişebilir, ama insanın onuru değişmemeli. Sömürgecilik atlası şekil değiştirerek devam ediyor ve insanlığın atlası hâlâ yazılıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her defasında biraz daha umutla, biraz daha onurla.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dipnot: Bir başka yazıda belki bir yazı dizisi ile Asya’da, Orta Doğu’da, Afrika’da ve Amerika’da yürütülen sömürgecilik süreci ve buna eşlik eden kıyımın tarihsel, insani ve ahlaki boyutlarını anlatmaya çalışacağım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 23:23:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ecdad, Okmeydanı\&#039;na Abdestsiz Ayak Basmazdı</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ecdad-okmeydanina-abdestsiz-ayak-basmazdi-987</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ecdad-okmeydanina-abdestsiz-ayak-basmazdi-987</guid>
                <description><![CDATA[Ecdad, Okmeydanı\'na Abdestsiz Ayak Basmazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Okmeyranı, çok mübarek bir topraktır. Fatih, gemilerini Haliçe saldığı ve vadisinde Romalılar ile çatışmalarda çok şehidler verdiğimiz şu an Kulaksız mezarlığı olarak bilinen ve akan deresinden oluk oluk şehid kanı akan, Kanlıdere vadisinin hemen başlanğıç tepesine Okçular Tekkesini kurmuştur..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu Tekkeden; o tarih kitaplarında okuduğunuz nice büyük savaşlarda savaşmış okçular yetişmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tepenin diğer Feriköy iniş yönüne de Kapudanı Derya ve Sadrazam olan Piyale Mehmed Paşa Mimar Sinan'a kalyon şeklinde büyük bir cami yaptırmıştır..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mimar Sinan; Haliç'e Kasımpaşa istikametinde akan büyük bir dere olan Feriköy deresinin hemen yanına Kıbrıs seferinde Piyale Mehmed Paşa tarafından ele geçirilen onbin köle ile bu camiyi inşa etmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Saray erkanı, sadrazam, paşalar ve padişah Haliç ve Kasımpaşa'dan sandallar ile bu Feriköy deresi hattından, dere kenarındaki bu caminin avlusuna ulaşarak Kadınlar Çeşmesinde de abdest tazeliyerek, bu mübarek cengaver mücahidler yetiştiren topraklara kesinlikle abdestsiz ayak basmazlar idi..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Fetih'den sonraki abdestler alınan kaynak şeklindeki bu mübarek çeşme; 1826'da Yeniçeri &nbsp;Ocağı'nın 2.Mahmut tarafından ilğası ile Okçular Ocağı'nın da tekkeye çevrilmesi ile önemini yitirmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çeşmenin resimdeki en son hali ise; 2.Mahmud Han'ın eşi Hoşyar Kadın'ın 1840'da imar edip vakfettiği halidir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kitabesinde Hoşyar Kadın Çeşmesi yazan çeşme; CeHaPe dikta döneminde..hemen karşısındaki tepede kabri bulunan Fatih'in hocası Molla Hüsrev tepesine "Hacı" Hüsrev adı verilmesi gibi çeşmeyede 'Kadınlar Çeşmesi' adı verilmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Piyale Paşa Bulvarı'nın Perpa-Kasımpaşa ara noktası ve Piyalapaşa Cami'nin hemen karşısındaki bu Hacı Hüsrev tepesindeki küçük bir cami olan Hacı Hüsrev Cami'nin arka kıble istimetindeki 7-8 metrelik bu kabirde Fatih'in hocası Molla Hüsrev mefduhdur..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu mübarek kabrin olduğu harabe halindeki camimiz 2018 yılında Ak Parti Büyükşehir ve Beyoğlu belediyesi ile Vakıflara yeniden imar ettirilmiş ve tekrar ibadete açılmıştır.. Mübarek kabri, namaz vakitleri ziyaret edebilirsiniz.. Çünkü namı meşhur bu alandaki camimiz güvenlik nedeni ile jiletli teller ile çevrili ve bahçe kapısı imam tarafından daim kilitlidir..&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><img alt="" src="/images/detay/b1.jpg" style="height:330px; width:500px" /></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><img alt="" src="/images/detay/b2.jpg" style="height:234px; width:500px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 23:13:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Müminin Dostluk Halkası</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/muminin-dostluk-halkasi-986</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/muminin-dostluk-halkasi-986</guid>
                <description><![CDATA[Müminin Dostluk Halkası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’da bahsedilen velâyet (dost edinme) konusu sadece arkadaşlık değil, koruma, destek olma, dertleri paylaşma, birlikte iman yolunda yürümek demektir. Müminler arasında bu bağ öncelikle sevgi bağıdır; Allah için sevmektir. Yardımlaşma bağıdır; dünya işlerinde ve ibadetlerde birbirine destek olmaktır. Koruma bağıdır; birbirini kötülüklerden sakındırmak, düşman karşısında yalnız bırakmamaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminlerin, müminleri dost edinmesi konusu Kur’ân’da ve hadislerde sıkça vurgulanan temel ilkelerden biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velîleridir (dost ve yardımcılarıdır). İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar; namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler... (Tevbe Sûresi, 71)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Birçok Kur’an ayetinde, müminler arasında dostluk, dayanışma, yardımlaşma ve birlikte iyiliği yayma sorumluluğunu anlatılır. Müminlerin arasındaki bağ, kan bağı kadar güçlü kabul edilir; hatta bazen daha da önemlidir çünkü iman bağı ebedîdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Peygamberimiz(asm) birçok hadisinde bu dostluğu tarif eder:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Mümin, mümine bir binanın tuğlaları gibidir; birbirini tutar, destekler.”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Buhârî, Müslim)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir...”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Buhârî, Müslim)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu dostluk, İslam toplumunun birlik ve dayanışma içinde olması için önemlidir. Çünkü müminin asıl gücü tek başına değil, ümmet bilincinde ortaya çıkar. Ve gerçek dostluk, dünyevî çıkarlar için değil, Allah rızası için kurulmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Müminlerin kâfirleri dost edinmemesi ise Kur’ân’da özellikle vurgulanan bir konudur. Burada kast edilen “dostluk”, günlük hayatta selamlaşmak, iyi geçinmek, ticaret yapmak değil; gönül bağını, sevgi ve velâyeti (koruyup sahiplenmeyi) kâfirlerle kurmaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Düşmanlık gösteren kâfirleri, Allah’a ve dine karşı savaş açan, müminlere zulmeden kimseleri dost edinmenin yasak olduğu konusunda Kur’ân bizi şöyle uyarıyor:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah’tan hiçbir yardımı yoktur... (Âl-i İmrân Suresi, 28)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Ey iman edenler, sizinle dindaş olmayanı dost ve sırdaş edinmeyin. Zira onlar, size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar. Sizin sıkıntıya düşmenizi arzu ederler. Kinleri ve öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri kin ve nefret ise daha da büyüktür. Eğer aklınızı kullanıyorsanız, işte size ayetleri açıkladık. (Âl-i İmrân Suresi, 118)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kâfirleri koruyucu, sırdaş, rehber, en yakın bağ haline getirmek, onların inancını ve hayat tarzını benimseyerek gönülden bağlanmak, onları İslâm toplumu üzerinde hâkim ve belirleyici görmek yasaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu yasağın sebebi öncelikle iman kimliğini korumaktır. Müminin kalbi önce Allah’a ve müminlere bağlanmalı. Eğer iman kimliği ikinci plana itilirse, inanç zedelenir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Güvenlik ve birlik içindir; İslam toplumunun birlik içinde olması gerekir; kâfirlere gönül bağlamak, ümmeti parçalar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kültürel ve ahlâkî etkidir; Kâfirleri dost edinen, zamanla onların değerlerini benimseyebilir. Bu da müminin yavaş yavaş Allah yolundan uzaklaşmasına yol açar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah için sevgi ilkesidir; Müslüman, sevgisini ve buğzunu (yakınlık ve uzaklık ölçüsünü) Allah’a göre belirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminler, kâfirlerle adaletli, dürüst, merhametli ilişkiler kurabilir. Yasak olan, onları içten birer sırdaş, iman kardeşi, koruyucu otorite haline getirmektir. Yani “iş yapmak, komşuluk etmek, iyilikte bulunmak” serbesttir; kalben onlara bağlanmak, dinlerini benimsemek yasaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Özetle:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Mümin, iman kardeşliği bağını en güçlü dostluk halkası yapmalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kâfirlerle ise ilişkisi adaletli fakat mesafeli ve ilkeli olmalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Ey iman edenler! Müminleri bırakıp, kâfirleri veli/dost edinmeyin. Allah’a kendi aleyhinizde apaçık delil mi vermek istiyorsunuz? (Nisa Suresi, 144)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Yeni Dünya/Hanımefendi Dergisi, Kasım</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 22:55:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>10 Kasım ve Mevlid</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/10-kasim-ve-mevlid-985</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/10-kasim-ve-mevlid-985</guid>
                <description><![CDATA[10 Kasım ve Mevlid]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Her yıl olduğu gibi bu yılda yine 10 Kasım tartışmaları içerisinde bulduk kendimizi!&nbsp;<br />
Bu kez tartışma bir valimizin idaresi altında ki Camilerde Mustafa Kemal Paşa ile alakalı Müftülüğe verdiği Mevlid talimatı ile alakalı gelişti!<br />
1. Cumhurbaşkanımızın ardından Mevlit okunsun mu okunmasın mı tartışması yapılıyor...<br />
<br />
Öncelikle olaya usül açısından bakılmalıdır.<br />
Tartışmaların sağlıklı bir zeminde ilerleyebilmesi için bu şarttır.<br />
Değil cumhurbaşkanı için normal bir insan için bile camilerde ölüm yıl dönümünde mevlitler okunması çok tabiidir.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Lakin bunun emir ve talimatla hem de devletin en üst idari birimi tarafından emredilerek yaptırılmasıdır bu tartışmaları ortaya çıkaran.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Valimiz bir devlet yöneticisidir.<br />
<strong>Israrla belirtildiği üzere Türkiye </strong><strong>C</strong><strong>umhuriyeti </strong><strong>D</strong><strong>evleti laik bir devlettir ve en kısa ve yalın tarifiyle laiklik devletin dine dinin devlete müdahale etmemesi şeklinde ifade edilir!</strong><br />
<br />
Yani devletin hem de sadece bir valisi (Geri kalan 80 Valimizin bu konuda tasarrufu olduğunu daha duymadık ) bir ibadet şekli kabul edilen mevlid’ i talimatla okutmaya çalışması çok enteresandır.<br />
(Hattı zatında mevlid ne kadar ibadettir veya değildir bu da ayrı bir fıkıh tartışması konusudur)<br />
Şayet bu icranın yani valimize de yürütme organının bir talimatı ise (ki öyle gözükmemektedir)<br />
Birinci cumhurbaşkanımızın ölüm yıl dönümlerinde mevlid okutulması geleneği mi başlatılıyor sorusu akla gelir.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Ama durum öyle de değil!<br />
Bunu sadece bir valimizin kendi tercihi olarak görüp anlayışla karşılayanlar olduğu gibi “Yeni köye eski adet getirmeyin - Böyle bir geleneğimiz yok , Nereden çıktı şimdi bu ?” diyenlerde var.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Her şey bir yana Atatürk acaba vefatının ardından Mevlid okunmasını ister mi idi?<br />
Kendisine yaşarken sorulsaydı; <strong>“</strong><strong>V</strong><strong>efatınızdan 87 sene sonra ardından mevlid okunmasını ister misiniz?”</strong> diye...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><em>Muhtemelen 1923 sonrasındaki tarihlerde ki şekliyle tanıdığımız birinci Cumhurbaşkanımız buna olumlu cevap vermezdi…</em></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px"><em>Ama 1923 öncesindeki bilhassa milli mücadele yıllarındaki yaşantısını ve sözlerini dikkate aldığımızda o zaman da olumlu cevap verebileceğini düşünebiliriz..</em></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Çünkü Gazi Mustafa Kemal Paşa 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin açılışını Kur’an-ı Kerim okunuşu ve Buhari hatmi şerifler ile icra etmişti...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Yani 1922 sonlarına kadar olan üslubu, yaşantısı mevlitlere Kur’an-ı Kerim ve hadisi şerif hatimlerine müspet yaklaştığını biliyoruz.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Ama 1923-1938 arası uygulamalarında ise bunun tersine şahitlik ediyoruz...<br />
<br />
Peki buna kim karar verecek?<br />
Bilhassa 1930’ lu yıllarda dini red eden ve kutsal kitapların gökten (Allah Teala dan) geldiğini düşünmeyen Kamal Atatürk mü referans alınacak ?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Yoksa İslam Orduları Komutanı ve Erzurum ile Sivas Kongrelerinde, TBMM açılışında Halife’ nin esaretten Hilafetin de düşman işgalinden kurtarılması için namus ve şeref sözü veren , Halife için yollanan Hindistan paraları ile Anadolu’ da Cihad eden Gazi Mustafa Kemal Paşa mı referans alınacak?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px"><strong>Evet, bunlardan hangisi bu millet tarafından öğrenilip kab</strong><strong>u</strong><strong>l edilmeli?</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Dindar bir Mustafa Kemal mi ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Dini red eden bir Mustafa Kemal mi ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşte buna karar verildiği gün inanıyorum ki bu tip tartışmalar da sona erecek!<br />
Yoksa, biz daha çook 10 Kasım’ lar da bu tip tartışmaları yaşayacağız.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Hutbelerde Gazi’ ye neden rahmet okunmuyor?<br />
Ölüm yıl dönümünde neden Mevlid okunmuyor?<br />
Kendisinden bahsedilirken rahmetli mi denilmeli yoksa ulu önder mi?<br />
O bir fani ve devlet adamı mı idi yoksa asla eleştiri dahi getirilemeyecek bir yarı ya da tam ilah mı idi?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Bilim adamları, tarihçiler, diyanet yetkilileri bu hususta inisiyatif almalı ve neredeyse 100 yıla yakındır tartışılan bu mevzu artık aydınlatılmalıdır...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Yoksa ruh hastası ve iki arada bir derede kalmış nesiller yetiştirmeye devam edecek müfredatımız...</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">(7 Kasım 2025 )</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 15:11:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bedenimizdeki Görünmeyen Orkestra</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bedenimizdeki-gorunmeyen-orkestra-984</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bedenimizdeki-gorunmeyen-orkestra-984</guid>
                <description><![CDATA[Bedenimizdeki Görünmeyen Orkestra]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsan bedeni, görünmeyen bir orkestranın ahenkle çaldığı muazzam bir sahne gibidir. Sindirim sistemi de bu büyük orkestranın eşsiz bir bölümüdür. Her organ, bir nota gibi yerinde ve zamanında görev yapar. Eğer bir ses kaybolursa bütün eser bozulur. Böylece sindirim sistemi, insan bedeninin senfonisinde kusursuz bir uyumla çalınan hayati bir bölümü icra eder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Peki;</span> <span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">besinlerin ağızdan başlayıp enerjiye dönüşmesine kadar olan bu sürecin uyumlu ilerlemesi yalnızca bedenimizin işi midir? Bakalım:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yediklerimiz, vücudumuzda oldukça düzenli ve aşamalı bir sindirim sürecinden geçer. Ağzımızdan başlayıp kalın bağırsağa kadar süreç adım adım şöyle işler:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ağız, mekanik ve kimyasal sindirimin başlangıcıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Çiğneme ile dişler besini küçük parçalara ayırarak yüzey alanını artırır. Bu, enzimlerin daha kolay etki etmesini sağlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Tükürük bezlerinden tükürük salgılanır. İçindeki amilaz enzimi nişastayı parçalamaya başlar. Aynı zamanda tükürük, besini yumuşatır ve yutmayı kolaylaştırır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dil yardımıyla lokma yutağa itilir. Ardından peristaltik hareketler (dalga gibi kas kasılmaları) sayesinde yemek borusundan mideye iletilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mide kasları besini yoğurur. Mide iç yüzeyinden hidroklorik asit (HCl) salgılanır. Bu hem mikropları öldürür hem de sindirim enzimlerini (özellikle pepsin) aktif hale getirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Protein sindirimi burada başlar. Besin, yoğun ve asidik bir karışım olan kimus hâline gelir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnce bağırsağın başlangıcında yani onikiparmak bağırsağında yani Duodenumda ise çok önemli üç salgı devreye girer:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Karaciğerden, safra kesesinde depolanan safra, yağları parçalayarak küçük damlacıklara ayırır yani emülsifiye eder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Pankreas sıvısı ise amilaz (nişasta sindirimi), lipaz (yağ sindirimi) ve tripsin (protein sindirimi) gibi enzimler içerir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bağırsak enzimleri de disakkaritleri (örneğin maltoz, laktoz) ve küçük peptitleri parçalayarak en küçük yapı taşlarına indirger.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Burada karbonhidratlar glikoza, proteinler amino asitlere, yağlar ise yağ asidine, gliserole ayrılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnce bağırsağın devamında ise (Jejunum ve İleum) iç yüzeyindeki villus ve mikrovilluslar sayesinde yüzey alanı çok büyüktür. Sindirilmiş besin maddeleri buradan kana ve lenfe emilir. Glikoz ve amino asitler doğrudan kana geçer. Yağ asitleri ve gliserol, lenf yoluyla kana katılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sırada kalın bağırsak vardır. Sindirilmemiş besin kalıntıları ve lifler buraya gelir. Burada su ve mineraller emilir. Bağırsakta yaşayan bakteriler (bağırsak florası), bazı vitaminler (örneğin K vitamini, B grubu vitaminler) üretir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Geriye kalan kısım ise dışkı hâline getirilir. Ve son olarak dışkı, sinir sistemi kontrolüyle vücuttan atılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Özetle:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sindirim sistemi varlığın, toprağın, suyun ve nefesin birbirine bağlandığı bir döngüdür. Her lokma, insana hayat olur; her yudum, içimizde gizli bir yaratılış hikâyesini fısıldar... Şimdi; bu sindirim yolculuğunu, yaptığı işin şuurunda bile olmayan organlarınız ve atomlarınız mı oluşturdu ve devam ettirdi, yoksa siz mi?</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"><strong>... Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? (Mü'minun Suresi, 80)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"><strong>Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Kasım</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 23:48:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadını İşiten Var</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kadini-isiten-var-983</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kadini-isiten-var-983</guid>
                <description><![CDATA[Kadını İşiten Var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan (kadın)ın sözünü işitti. Allah, aranızda geçen konuşmaları işitiyordu. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.” (Mücadele Suresi, 1)</strong></p>

<p>Yukarıdaki Kur’ân âyetinde bir kadının zıhar[*] konusunda çözüm bulması için Peygamber Efendimiz (asm) ile tartıştığı anlatılır. Âyet bu olay sebebiyle nazil olur.</p>

<p>Âyette söz edilen kadın, Havle binti Sa’lebe’dir. Bu kadın sahabinin, şikâyeti üzerine âyet nazil olması yüzünden, diğer sahabe arasında özel bir yeri vardır. Herkes ona izzet ve ikramda bulunur.</p>

<p>Rivayete göre Ömer(ra) bir toplantıya giderken yolda yaşlı bir kadının isteği üzerine durur, onu dinler. Yanındaki sahabi,&nbsp;<em>“Ey müminlerin emiri! Sırf bu yaşlı kadının hatırı için Kureyş’in bunca ileri gelenlerini beklettiniz”</em>&nbsp;deyince Ömer (ra) şu sözleri söyler:</p>

<p><em>“Biliyor musun bu kadın kimdir? Bu yaşlı kadın, şikâyeti yedi semada işitilen Havle binti Sa’lebe’dir. Allah’a yemin ederim ki, şayet o beni tüm gece boyunca bekletecek olsaydı, namaz vakitleri müstesna, onun önünde beklerdim.”</em></p>

<p>Said Nursî, Mücadele Suresi’nin söz konusu âyetini 25. Söz’de şöyle açıklıyor:</p>

<p><em>“İşte, Kur’ân der: Cenâb-ı Hak Semî-i Mutlaktır; her şeyi işitir. Hattâ, en cüz’î bir macera olan ve zevcinden (eşinden) teşekkî eden (şikâyet eden) bir zevcenin sana karşı mücadelesini Hak ismiyle işitir. Hem rahmetin en lâtif cilvesine mazhar ve şefkatin en fedakâr bir hakikatine maden (kaynak) olan bir kadının haklı olarak zevcinden dâvâsını ve Cenâb-ı Hakk’a şekvâsını (şikâyetini), umur-u azîme suretinde (çok büyük işler şeklinde), Rahîm ismiyle, ehemmiyetle işitir ve Hak ismiyle, ciddiyetle bakar.</em></p>

<p><em>“İşte, bu cüz’î maksadı küllîleştirmek (genelleştirmek) için, mahlûkatın en cüz’î bir hadisesini işiten, gören, kâinatın daire-i imkânîsinden hariç bir Zât, elbette her şeyi işitir, her şeyi görür bir zat olmak lâzım gelir. Ve kâinata Rab olan, kâinat içinde mazlum, küçük mahlûkların dertlerini görmek, feryatlarını işitmek gerektir. Dertlerini görmeyen, feryatlarını işitmeyen bir Rab olamaz.”</em></p>

<p><em>“Çarşıdan getirilen şeyi çocuklar arasında taksim ederken kızlardan başlamalı. Onlar kalben daha hassas, ruhen daha incedir”</em>&nbsp;buyuran Peygamberimiz(asm)’I örnek alan sahabenin kadınlara bakışı ve saygısı onun gibi çok derindir. Sahabe-i Kiram’ın,&nbsp;<em>“Biz Resulullah zamanında kadınlarımıza kötü söz sarf etmek ve istediğimiz muameleyi yapmaktan, hakkımızda bir vahiy geliverir endişesiyle kaçınırdık”</em>&nbsp;dedikleri rivayet olunur.</p>

<p>Kadınların şikâyetlerinin Allah katında cevap bulup, âyetle dönmesi ve böylece kadınlara eziyet ve saygısızlık edenlerin uyarılması, İslâm’ın kadına verdiği değerin delillerinden biridir.</p>

<p>Bugün kadına yapılan eziyet ve kadını arka plana itme, sevgiden doğan kıskançlık ya da koruma olarak açıklansa da aslında sevgi ve saygı eksikliğidir. Gerçek manâda seven insan, annesinin, karısının, kızının, kız kardeşinin rahatını ve huzurunu sağlamaya çalışır.</p>

<p>Kur’ân’ın, hep kadını savunan bir üslûbu vardır. Allah her durumda kadının korunması yönünde hüküm koyar. Bütün ağırlık erkeğin üzerindedir. Ancak günümüz sistemi erkeği korumaya, kadını da koruma adı altında ezmeye yöneliktir.</p>

<p>Kur’ân ahlâkı gerçek anlamda yaşandığında ise bireyler arasındaki ayrım ortadan kalkar. Kadın, erkek, zengin, yoksul olmanın ya da yaşın bir önemi olmaz. Makam, mevki, mal-mülk, hayat şekli değil insanın yaptığı iyi ve güzel işlerdir önemli olan. Kur’ân’a göre insanı üstün yapan Allah’a yakınlığıdır. Allah’ın beğendiği ahlâkı yaşamasıdır, takvasıdır.</p>

<p>Kur’an, kadını koruma altına alır, toplumda olması gereken saygın yeri işaret eder. Tüm bunlar Allah’ın kadınlar üzerindeki sonsuz rahmetidir. Kadını kimse işitmese de Allah işitir. Kadının hakkı Allah katında kıymetlidir: O dönemde kadınların sesi kısılırken, Allah bir kadının duasını Kur’an’a konu etmiştir.</p>

<p>Kadın ve erkek fizikî anlamda birbirlerinden farklı yapılara sahiptirler. Ancak kadının fizikî olarak daha güçsüz olması, onun toplumda erkekten daha az değer görmesi için bir sebep değildir.</p>

<p>Bir Kur’ân âyetinde Hz. Meryem’den,&nbsp;<strong>“Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi…”</strong>&nbsp;(Âl-i İmran Suresi, 37) ifadesiyle söz edilir. Bu âyetle, kadının adeta bir çiçek gibi korunması gerektiğine dikkat çeker Kur’ân.</p>

<p>Kadın şefkat ve merhamet hazinesidir. Kadınlar, annelik duyguları nedeniyle sevgiyi en güzel şekilde dışarıya yansıtırlar. Üzerlerinde Allah’ın birçok ismi tecelli eder. En fazla da Rahman, Rahim, Rauf ve Latif isimleri.</p>

<p><em>“Kadınlar konusunda Allah’tan korkun. Çünkü sizler onları Allah’ın emanetiyle aldınız.”</em>&nbsp;Hz. Muhammed (asm)</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dipnot:</strong></p>

<p>[1] Zıhar: İslâm öncesi dönemde kadına yönelik haksız uygulamalardan biri. “Sırt” anlamına gelen zahr’dan türetilmiş olan zıhar, bir erkeğin eşine “Artık senin sırtın bana annemin sırtı gibidir” diyerek onu kendisine haram kılması. Cahiliye erkeğinin, artık işe yaramaz olduğu zalimce düşüncesinden yola çıkarak eşinden kurtulmak için icat ettiği hileli bir yöntemdi. Bu yolla eşinden kurtulan adam, ona karşı kocalık sorumluluklarından sıyrılıyordu. Kadın başkasıyla da evlenemiyordu, çünkü hâlâ o kişinin karısı sayılıyordu.</p>

<p>[2] Kütüb-i Sitte, 6467</p>

<p>[3] Şir’a</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Oct 2025 11:59:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyet ile Ne Derdiniz Var?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/cumhuriyet-ile-ne-derdiniz-var-982</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/cumhuriyet-ile-ne-derdiniz-var-982</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet ile Ne Derdiniz Var?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Bugün 29 Ekim 2025.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 102. Sene i devriyesi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hattı zatında bu yıl dönümü bir yeni devletin kuruluşunun değil zaten Anadolu’ da var olan yaklaşık bin yıllık devletimizin rejiminin değiştiği gündür…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bizler Türk Milleti ve Türk Devleti olarak bu tarihten öncede bu topraklarda vardık.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki, Cumhuriyet ile birlikte neler yaşadık?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok kısa olarak ona temas edeceğim bu yazımda.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Cumhuriyetin ilk 27 yılında Cumhura hiç gidilmemiş ve tek bir parti dışında başka hiç bir farklı görüşe yer verilmemiştir!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok eleştirilen meşrutiyet yıllarında bile farklı partiler vardı ve halk Meclis-i Mebusan da kendini kısmen de olsa ifade edebiliyordu…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Cumhuriyet 1950’ye kadar bir istibdat olarak uygulanmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">“<strong>Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet” </strong>sözleri tam da bu 27 yıllık dikta için geçerlidir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki sizin Cumhuriyet yönetimi ile bir derdiniz mi var ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hayır... Asla!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bende Cumhuriyetin idari biçimler içerisinde en ideal olduğuna inanıyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Kelime itibarı ile halk idaresi demek olan Cumhuriyete kim karşı olabilir ?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu hususta hiç bir tereddütte mahal yoktur...</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Ama hangi Cumhuriyet denilince ne cevap vereceğiz ?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Kuzey Kore’ de Cumhuriyet...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>İran’ da Cumhuriyet...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Fransa’ da Cumhuriyet...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Almanya veya Azerbaycan’ da ha keza...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ya da eski <strong>Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği</strong>’de...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">O halde kurduğunuz rejimin isminin Cumhuriyet olması yeterli mi ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bal, bal demekle ağzınız tatlanıyor mu?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Halkınızı Cumhuriyetin nimetlerinden faydalandırmadıktan sonra, bırakın faydalandırmayı ismi krallık, prenslik ya da padişahlık olan rejimlerden çok daha baskı altında yaşattıktan sonra neye yarar rejiminizin ismini Cumhuriyet koymamız?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şayet şöyle derseniz ki böyle dendiği söylenir; <strong>“Ya halk cahildir... Halka sorarsan kızını ya davulcuya verir ya zurnacıya” </strong><strong> </strong>ya da; <strong>“Halka rağmen Halk için”, “Halk ne anlar inkılaptan devrimden... Zorla cebir ve şiddet ile kabul ettireceksin... Bunun adına da Devrim dersin olur biter”</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">O zaman iktidar erkini elinde bulunduran başka bir muktedir de günü gelir aynısını derse ne yapacaksınız?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">O da yaptığına Devrim der olur biter mi?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bunun adı “<strong>Cumhuriyet”</strong> ya da <strong>“Demokrasi”</strong> olur mu?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ya da Cumhuriyet veya Demokrasi tam da bu mudur?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kelime ve kavramların lügat manalarına baksak tabii ki olmaz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama gücü yetenin, gücü yetene galebe çaldığı bir dünya da zaten her şey güçlünün yanında değil mi?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Biz bir tek şey rica etsek çok mu lüks olur acaba?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Gelin halka sorulmayan kanunların, reformların yapıldığı rejimlere ya da o dönem ki idarelere- yönetimlere “Demokrasi ya da Cumhuriyet” demesek mümkün mü ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aksi insanı çok rahatsız ediyor çünkü...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Oct 2025 22:14:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taklidî İmandan Tahkikî İmana</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/taklidi-imandan-tahkiki-imana-981</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/taklidi-imandan-tahkiki-imana-981</guid>
                <description><![CDATA[Taklidî İmandan Tahkikî İmana]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Kişinin, iman esaslarını araştırmadan, sadece çevresinden, ailesinden ya da yaşadığı toplumdan duyup kabullenmesi taklidî imandır. Kişi inanır ama neden inandığının tam olarak bilincinde olmaz. İnancı güçlü görünse de, şüphe ve itirazlar karşısında sarsılabilir. İmanı, </span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><em>“Annem-babam böyle dedi”</em></span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"> veya “Herkes böyle inanıyor” anlayışına dayanır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Bir çocuk mesela, ailesi Müslüman olduğu için Müslüman olur; ama neden namaz kıldığını, niçin Allah’a inandığını bilmezse, bu taklidî imandır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Tahkikî iman ise kişinin, iman ettiği hakikatleri düşünerek, delilleriyle kavrayarak inanmasıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Kişi, Allah’ın varlığını ve birliğini akıl, kalp ve bilgiyle kavrar. İmanı, sadece alışkanlık değil, bilinçli bir tercihtir. Şüphe ve inkâr karşısında kolayca sarsılmaz; sağlam bir temele dayanır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Tahkikî iman; kâinatın düzenini, canlılardaki mükemmelliği, Kur’an’ın hakikatini düşünerek iman etmektir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Taklidi değil, tahkiki iman esastır. İnsanlara öncelikle namazı nasıl kılacağını değil, neden kılacağını, orucu nasıl tutacağını değil neden tutacağını anlatmalı. Zamanın en büyük sorunu iman zafiyetidir. Üstada göre bu zamanda iman hakikatlerinin birinci maksat, birinci vazife, asıl amaç olması gerekir. Bunun dışındaki şeyler ikinci, üçüncü, dördüncü derecededir. Temel mesele; insanın kendisini, diğer varlıkları ve kâinatı iman ekseninde algılamasıdır. En önemli görev bunu sağlamaktır...</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Rabbimizi bize tarif eden üç büyük tercüman olduğunu söyler Üstad. Bunların biri kâinat kitabı, diğeri Peygamber(asm) ve bir diğeri de Kur’an’dır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><em>"Eğer aklın evhamda boğulmamış ise anlarsın ki; bir kelime-i kudreti, mesela balarısını, ekser eşyaya bir nevi küçük fihriste yapmak; ve bir sahifede, mesela insanda, şu kitab-ı kainatın ekser (daha çok) meselelerini yazmak; hem bir noktada, mesela küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını derc etmek (içine almak) ve bir harfte mesela kalb-i beşerde, şu alem-i kebirin safahatında (safhalarında) tecelli ve ihata eden (içine alan, kuşatan) bütün esmasının asarını (eserlerini, izlerini) göstermek ve bir mercimek tanesi kadar mevki tutan kuvve-i hafıza-i insaniyede bir kütüphane kadar yazı yazdırmak ve bütün hadisat-ı kevniyenin (varlıkla ilgili olayların) mufassal fihristesini (izahlı, geniş malumatlı fihristini) derc etmek (içine almak), elbette ve elbette Halık-ı Küll-i Şey’e has ve bu kainatın Rabb-i Zülcelali’ne mahsus bir hatemdir (mühürdür)."</em></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Şöyle diyor Abdulkadir Geylani:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="color:#000000">“<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><em>Ey Evlad! Kainatın her zerresinde Allah’ın güzel sanatı vardır. Bu güzel sanatların her biri Hakk’a vardıran delillerdir. Bu delillere yapışan herkes Hakk’a varabilir. Derin düşüncelere dal. Düşüncen derinlere kök saldıkça yükselirsin ve yücelirsin.”</em></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Taklidî iman bir başlangıçtır ama asıl amaç tahkikî imana ulaşmaktır. Çünkü gerçek huzur ve güven, neden inandığını bilen bir kalpte olur. Kalp böyle mutmain olur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 20:17:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ol Der ve Oluverir</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ol-der-ve-oluverir-980</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ol-der-ve-oluverir-980</guid>
                <description><![CDATA[Ol Der ve Oluverir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (1)</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Allah sonsuz güç sahibidir, kudreti sınırsızdır. Zamanın, mekânın ve sebeplerin yaratıcısıdır; zamandan, mekândan ve sebeplerden münezzehtir. Yaratmasının aşamalı ya da aniden olması elbette O'nun takdirindedir ancak uzun süreçlere ya da aracı sebeplere ihtiyacı yoktur. Biz yaratışının nasıl gerçekleştiğini O'nun mesajı olan Kur'an'dan ve tüm kâinatta sergilediği delillerinden anlayabiliriz. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Ancak her iki kaynakta da 'evrimle yaratma' olgusuna dair hiçbir işaret yoktur. Kur'an'daki,</span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> “O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır"</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> </span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">(2)</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> ayetinde geçen "tavır tavır" kelimesini evrimsel yaratılışı savunanlar, "evrim merhalelerinden geçirerek" şeklinde çevirirler. Oysa ayetteki "etvaren" kelimesinin "evrim merhaleleri" şeklinde çevrilmesi bu kimselerin kişisel yorumlarıdır ve İslam âlimleri tarafından da kabul görmez. Başta Elmalılı olmak üzere birçok âlim, bu ayette geçen aşamaların, insanın sperm olarak ulaştığı anne rahminde önce embriyo, ardından bir et parçası, sonra kemik ve et halinde gelişip, sonunda da bir insan olarak dünyaya gelişini ifade ettiğini söyler. </span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">(3)</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Ayrıca bazı yorumcular, Kur'an ayetlerindeki "canlıların sudan yaratılması" ifadelerinin evrime işaret ettiğini iddia ederler. Bu ayetlerde canlılığın temel malzemesinin su olduğu haber verilir. Bu gerçeği modern biyoloji de ortaya koymuştur. Ancak bunun da evrimle bir alâkası yoktur. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Kur'an insana, canlılığa, kâinata ve yaratılışlarına dair pek çok ayet içerir. Bu ayetlerin hiçbirinde canlıların birbirlerinden türeyerek oluştuğuna işaret eden bir bilgi bulunmaz. Tam aksine canlılığın ve evrenin Allah'ın "</span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Ol!"</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> emriyle yoktan var edildiği haber verilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Bilimsel çalışmalar sonucunda elde edilen bulgular da bu olgunun söz konusu olmadığını ispatlar. Yapılan kazılar sonucu elde edilen fosiller ve fosil kayıtları, farklı canlı türlerinin birbirlerinden bağımsız olarak, özgün yapılarıyla ve aniden ortaya çıktıklarını gösterir. Yaratılış, her canlı grubu için ayrı ayrı gerçekleşmiştir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">İddia edildiği gibi "evrim süreciyle yaratılış" var olsaydı, bunun delillerinin mutlaka bulunması gerekirdi. Allah, her şeyi, bir düzene göre kanunlar ve sebep sonuç ilişkisi içerisinde yaratmıştır. Kur'an'da, gemileri yüzdürenin, kuşları gökyüzünde tutanın Allah olduğu haber verilir. Ancak insanın aklının ihtiyarının kalkmaması için Allah belli kanunları da yaratmıştır. Gemilerin suda batmamasını suyun kaldırma kuvvetiyle, kuşların havada kalmasını da aerodinamik kanunlarla açıklarız. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">O halde aşamalı bir evrim sürecini açıklayabilmek için de bazı kanunlar ve genetik bilginin gelişmesini sağlayan bazı sistemler olmalıdır. Fosil kayıtlarının yanı sıra, laboratuvar çalışmalarında da bir canlı türünün diğer bir canlı türüne dönüşebileceğinin delilleri bulunmalıdır. Deneyler sonucunda, canlıya fayda sağlayan enzim ve hormon gibi moleküllerin üretilmesini sağlayacak genetik bilginin, o canlının genetik yapısına eklenmesi mümkün olabilmelidir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Yine laboratuvar çalışmalarında mutasyondan yarar gören canlılara rastlanmalıdır. Dahası bu mutasyonların sonraki nesillere aktarılıp, o türe yeni bir özellik kazandırdığı görülebilmelidir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Ayrıca -ki en önemlisi diyebiliriz- geçmişte yaşamış ve ara geçiş formu denebilecek canlıların milyarlarca fosili bulunmalıdır. Hatta bugün bile ‘evrildiği’ canlının özelliklerinin bir kısmını taşıyan, oluşumlarını tamamlamamış çok fazla sayıda ara geçiş canlıları görülmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Bu sayılanların hiçbiri gerçekleşmemiştir. Bir türün mutasyon gibi değişikliklerle diğer bir türe dönüştüğünü gösteren bir delil yoktur. Bilimsel tüm bulgular, canlı türlerinin ataları olmadan ve aniden ortaya çıktıklarını gösterir. Tüm bu gerçekler, hem canlılığın rastlantılar sonucu ortaya çıktığını ileri süren evrim teorisini, hem de Allah tarafından yaratılıp, ardından aşamalı bir evrim sürecinin gerçekleştiğini tamamen geçersiz kılar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Allah canlıları, yalnızca bir </span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">"Ol!"</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> emriyle yaratmıştır. Canlıların yeryüzünde aniden ortaya çıktığı gerçeğini çağdaş bilim de destekler.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"><em>"Allah canlıları evrim yoluyla yaratmış olabilir"</em></span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> görüşü, gerçekte evrim ile Yaratılış arasında bir "uzlaşma" arama çabasıdır. Bu yanılgıdır. Bu görüşte olan kişiler, Darwinizm'in ana mantığını ve hangi felsefe için savunulduğunu gözden kaçırmaktadırlar. Darwinizm, canlı türlerinin birbirine nasıl dönüştüğünün açıklaması değil, canlı türlerinin kökenini madde faktörüyle açıklayabilmek için verilen bir mücadeledir. Allah'ı ve yaratmasını inkâr edip, canlıların doğanın bir ürünü oldukları iddiasını 'bilim maskesi' altında insanlara kabul ettirme çabasıdır. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Allah’ın evrimle yarattığı iddiasında olanların, Musa(as)’ın asasının bir anda yılana dönüşmesini, İsa(as)’ın üflediği çamurun uçan kuşa dönüşmesini, İbrahim(as)’a insan suretinde gelen melekleri ve cinleri, şeytanları, melekleri, cenneti, cehennemi evrimle açıklamaları mümkün değildir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Evrim teorisi ile Allah inancı arasında bir ortak nokta yoktur. Bir uzlaşma bulma adına, evrimin bilimsel bir teori olduğu iddiasını onaylamak yanılgıdır. Darwinizm, materyalizm ve ateizmin omurgasıdır ve ortak nokta bulma arayışı bu gerçeği asla değiştirmeyecektir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Son senelerde insanların büyük çoğunluğu evrimin dayanaksız, delilsiz ve adeta putperest bir ‘din’ olduğu gerçeğini gördü. Anti Darwinist propaganda ve ortaya konulan deliller -Allah'ın dilemesiyle-bunda çok önemli oldu. Darwinizm ile bilimsel mücadele etmekten kaçınmak ya da ‘İslami evrim’ gibi hayali senaryolar üretmek yerine bilgiyle donanmak ve bu fikir mücadelesine destek olmak gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Elif E. Bayraktar, Zafer Bilim Araştırma Dergisi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Dipnotlar:</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:12px">1-Bakara Suresi, 117</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">2-</span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Nuh Suresi, 14</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">3- </span></span></span></span><span style="color:#000080"><u><a class="western" href="http://www.kuranikerim.com/telmalili/nuh.htm"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">http://www.kuranikerim.com/telmalili/nuh.htm</span></a></u></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:48px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 23:54:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rabbime Sığınırım</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/rabbime-siginirim-979</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/rabbime-siginirim-979</guid>
                <description><![CDATA[Rabbime Sığınırım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlâh’ına sığınırım.” (Nas Suresi, 1....6)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Kovulmuş Şeytandan Allah’a Sığınırım... Sığınırım çünkü o, sürekli insanı sürekli gözleyerek, ne şekilde saptıracağının planını yaparak, kendisine uyanları azaba götürmeye and içmiş. Allah’ın varlığına, gücüne ve ilmine yakından tanık olmuşken itaati değil isyanı seçmiş.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah Adem (as)’ı yarattığında secdeyi emretmiş. Ama cinlerden İblis, Adem(as)’ın topraktan, kendisinin ise ateşten yaratıldığını, dolayısıyla da daha üstün olduğunu söylemiş Yaratıcısına. Ve böylece ahmaklığını göstermiş; her ne kadar zeki de olsa... Akılsız ancak zeki ve kurnazdır şeytan. Tüm kötülükleri iyilik, güzellik, doğruluk gibi değerlerle süsleyerek insanlara sunar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Şeytan nefsine, gurur ve kibrine tam teslim olmuş azgın bir varlık. Secde ederek alçalacağını düşünmüş. Kimi insanların da aynı kibir yüzünden değil midir secdeye baş eğememeleri?</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İsyanının ardından İblis, Allah’tan kıyamete kadar süre istemiş. İzin verilmiş; çünkü dünya imtihan amacıyla yaratılmış. İşte o son güne kadar İblisin ins ve cin şeytanları, insanlara sağlarından sollarından-zayıf noktaları her neredeyse- yaklaşır, olmadık kuruntulara düşürür, fısıldar, vesvese verir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Şeytanların ahlakını benimseyen insan, yavaş yavaş ‘ins şeytan’ haline gelir. Böylece şeytanın, inançlarını tebliğ edecek binlerce ağzı, bedeni ve insanları saptıracak binlerce itaatli askeri olmuş olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Şeytanı bilir insanlar ama birçoğu onu hayali bir varlık gibi düşünür. Yalnızca çok büyük suçlar işleyen kişileri etkileyebildiğini zanneder. Oysa şeytan her insan için tehlikedir. Zekice, en uygun şekilde insana yanaşır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yalnızca Rabbine teslim olmuş, O’nu sıkça anan, içinde Allah aşkı ve Allah korkusu taşıyan insan, şeytanın oyunlarına gelmez, telkinlerine kanmaz. Zaman zaman vesvese verse de onun zehrinin panzehrini Allah bize işaret eder; Kendisine sığınmak…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytanın, Allah Katında bulunmuş olması, Allah’ın varlığına şahit olması, onu -Allah’ın dilemesiyle-korkutmamış ki azabın en şiddetlisini hak ettiğini, ebedî mekânının ateş yurdu olduğunu bile bile faaliyetlerine devam ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytan ve itaatli ordusu ile birlikte yaşıyoruz. Dikkatli olmazsak binlerce ins ve cin şeytan, bize yaşama amacımızı, ölümü, ahireti, her şeyi, kendimizi bile unutturabilir. Telkinleriyle şuursuzlaşmaktan Allah esirgesin. Her an teyakkuzda olmak, imanı kuvvetlendirmek lâzım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yel değirmenleriyle savaşır gibi boşa kılıç sallayıp güçten düşmemeli. Şeytanla, onun boyutunda mücadele vermeli. Onun durumunu ve yapabileceklerini derin düşünmeli. Şerrinden Allah’a sığınmalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım."</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>"Ve onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım Rabbim."</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>(Mü'minun Suresi, 97-98)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 23:13:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meşruiyetin Kaynağı</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/mesruiyetin-kaynagi-978</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/mesruiyetin-kaynagi-978</guid>
                <description><![CDATA[Meşruiyetin Kaynağı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:16pt">Amerika Birleşik Devletlerinin Ankara Büyükelçisi ve Suriye temsilcisi Mr. Tom Barrack’ın Washington’da yapılan Donald Trump - Recep Tayyip Erdoğan başkanlarının görüşmesi sonrası yaptığı “Türkiye’ye Meşruiyet vermeliyiz” sözleri ülkemizde çok tartışmalara yol açtı ve Sayın Erdoğan’ın Amerika Başkanlık sarayında ABD Başkanı tarafından olağanüstü iltifat görmesini hazmedemeyen muhalefetimiz tarafından bir acayip şekilde istismar edildi...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Gerçi Tom Barracak bu “Meşruiyet” sözünü hangi manada kullandığını çok net açıkladı ama bizim hazımsız muhalefetimiz bunu yediremedi kendine ve ısrarla Meşruiyetin kaynağının ABD değil halk olduğunu söylemeye devam ettiler...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Sanki halka çok saygıları varmış gibi...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">100 yıldır millete rağmen iktidar olmaya çalışan başkalarıymış gibi iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı millete saygıya davet ettiler...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Halbuki Tom Barrack Meşruiyetten kastının sadece saygınlık olduğunu net biçimde belirttiği halde...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Tom Barrack “İşlerine geldikleri zaman Türkiye’nin NATO’ nun en güçlü ikinci ordusuna sahip olduğunu söylediklerini ama misal Avrupa Birliğine girmeye sıra geldiğinde bir desteği çok gördüklerini” kastettiğini söylemiş olmasına rağmen bu söz üzerinde tepinmeye devam edenlere bir kaç cümle etmek isterim...<br />
<br />
Daha düne kadar;<br />
“Sandık her şey değildir” diyen hazımsızlar şimdi “Meşruiyet halktan milletten alınır” diyorlar!<br />
Bu şeref yoksunları bu yüzden mi 27 Mayıs’ da faşist askeri darbeyi destekleyip Merhum Adnan Menderes’ in asılmasını alkışladılar!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Bu yüzden mi 28 Şubat’ ta askeri cuntayı destekleyip milletin seçtiği partilerin ( Refah ve Fazilet Partileri ) kapatılmasına destek verdiler…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Meşruiyeti seçmen veriyorsa bu ülkenin meşru lideri Recep Tayyip Erdoğan’ dır…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Çünkü millet onu seçmekte ve 23 yıldır iktidarda tutmaktadır…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Peki Gayri Meşru olan kimdir ?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">O da hep CHP olmuştur !</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">27 Mayıs’ dan sonra İsmet İnönü, 12 Mart’ tan sonra CHP’ li Nihat Erim ve 28 Şubat’ tan sonra Bülent Ecevit’ e iktidar koltuğu darbeciler tarafından altın tepsi içerisinde verilmiştir..</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Gayri meşru CHP iktidarları seçimle değil hep darbe ile iktidara gelebilmişlerdir…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Çünkü Büyük Türk Milleti Cumhuriyet Halk Partisine kurulduğu günden beri hiç teveccüh etmemiş ve bu partiyi iktidara getirmemiştir…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Milletin rey verdiği meşru bir iktidar olamayanlar şimdi meşruiyetin milletten alınması gerçeğini söylüyorlar...<br />
Ne diyelim bunlara ?<br />
Üsküdar da sabah oldu hadi uyanın !</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 00:59:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Allah Tutar Elimizden</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/allah-tutar-elimizden-977</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/allah-tutar-elimizden-977</guid>
                <description><![CDATA[Allah Tutar Elimizden]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Dünyadaki en önemli sorunu yaşadığınızı mı düşünüyorsunuz? Dahası yüzleştiğiniz sıkıntının, bir insanın yaşayabileceği en büyük zorluk olduğunu?.. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Her ne yaşıyor olursanız olun şunu asla aklınızdan çıkarmayın: Yeryüzündeki her şey ve herkes Allah'a boyun eğmiştir. Tüm varlıklar O'nun kontrolündedir. Tümü O'nun emirlerini yerine getirir; O'na itaat eder. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Unutmamanız gereken bir diğer gerçek ise Allah'ın koruması altındaki insana hiç kimse zarar veremez. İstese de güç yetiremez. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Toplumdaki </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Allah yürü ya kulum dedi"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> deyimine uygun olarak, Allah bir insanın yolunu açarsa, o yolu kapayabilecek hiç kimse ya da bir olay yoktur. Allah'ın kuluna bahşettiği nimet, huzur ve mutluluğu engellemeye kimsenin gücü yetmez. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Her şeyin Allah’ın denetiminde olduğunu unutmak, yaşanan olaylara hayır ve hikmet gözüyle bakamamak, bu yüzden korkuya kapılmak imanî zayıflıktır. Bu kişi sorunlarına çözüm getiremez ve sorun büyüdükçe umudunu kaybeder. Rabbine teslim olan insan ise her olaya hayır ve hikmet gözüyle bakar; yaşadığı çok zorlu da olsa, korku duymaz, umudunu yitirmez. Sabreder, kazanır çünkü sıkıntılar sabredenin imtihanıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Her insanın hayatı birbirinden farklıdır; farklı beklentileri, farklı sorunları vardır. Bu farklılıklara rağmen, insanların çoğu aynı yanılgıyla yaşar. Bu, beklentilerin gerçekleşmesi ve sorunların ortadan kalkması için mutlaka belli şartların bulunması düşüncesinden kaynaklanır. Ancak şartlar oluştuğunda yaşanan zorlukların aşılabileceği düşüncesi bir yanılgıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dünya imtihan mekânıdır ve dünya hayatını imtihan gereği sebeplere bağlı olarak yaşarız. Mesela üniversiteye girmek isteyen bir gencin, bu amaçla çok sıkı ders çalışması, test çözmesi, dahası bir hazırlık kursuna gitmesi gerekir. Bu saydıklarımın tümü sebeplerdir. Bu sebeplere sarılmazsa, örneğin genç ders çalışmazsa sınavı kazanamayacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Diğer yandan önemli bir hastalığa yakalanan bir insanın, hastaneye gitmeden, tedavi görmeden hastalığın geçmesini beklemesinin mantık dışı olduğu açıktır. Akla uygun olan, Allah'ın dilemesiyle insanın gerekli tedbirleri almasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Her şeyin sebeplere bağlı yaratılmasındaki hikmetlerden biri de, insanın sürekli imtihan olmasıdır. İnsan hem Allah’ın yarattığı olaylar hem de sebeplerle imtihan olur. Ve bunlar karşısında gösterdiği ahlak ile sınanır. Olaylar sebepsiz olarak yaratılsaydı, imtihan ortadan kalkardı. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Ancak şunu unutmayalım; sebepleri Allah bizim için yaratır. Bizler sebeplere bağlı yaşarız; Allah sebeplerden münezzehtir. O dilediğini, dilediği kişi için, dilediği şekilde yaratır. Bizim kendi öngörümüzle gerçekleşemeyeceğini düşündüğümüz sonucu, Allah dilerse yaratır. Zorlukları kolaylaştıran, umutları gerçekleştiren, her sonucu yaratan yalnızca Allah'tır. Allah dileseydi her şeyi sebepsiz olarak da yaratabilirdi. Ancak kılınan sebepler, bizlerin aklımıza uygun olması içindir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Dünyada yaşanan sıkıntıların asıl kaynağı Allah'tan ve Kur'an'dan uzaklaşılmasıdır. Oysa insanlar Kur'an’a göre yaşam sürdüklerinde mutlu olacaklardır. Ve en önemlisi, Allah dünyanın mutluluğunu hak kitaba uyulup uyulmaması üzerine bağlamıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yaşayan milyarlarca farklı insanın, farklı beklentilerinin, farklı sorunlarının, başlarına gelen farklı musibetlerin çözümü yalnızca tek bir tanedir. Çözüm; Allah'a yönelmek, O'na güvenip dayanmak, O'nu çok sevmek ve Kur'an'ı yaşamaktır. İnsan bütün sevgisini Allah’a vermediğinde, Rabbini gücü yettiğince sevmediğinde kalp bunalır. Allah aşkını yaşayan insan mutludur, neşe doludur, sıkıntılardan uzaktır. Her sıkıntı geçer, geriye güçlenmiş bir kalp kalır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsan bu gerçeğe kesin bir bilgiyle iman edip, Rabbine güvenip dayandığı takdirde; her probleminde çözüm noktasını görebilir. O’na teslim olduğu, O'nu dost edindiği, yalnız O'ndan yardım dilediği takdirde, Allah onun için en güzelini ve en hayırlısını yaratacaktır. Gösterdiği çaba ve sarıldığı sebepler fiili birer dua mahiyetindedir; tek çözüm Allah'ın elindedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O'nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Yunus Suresi, 107)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ve Allah zaman zaman dalgaları, fırtınaları, gelgitleri vesile kılar, tutar elimizden, bizi en güzel kıyıya ‘vurur’. Elhamdulillah!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 21:40:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bosphorus - Öküz Geçidi Boğazı</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bosphorus-okuz-gecidi-bogazi-976</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bosphorus-okuz-gecidi-bogazi-976</guid>
                <description><![CDATA[Bosphorus - Öküz Geçidi Boğazı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İstanbul Boğazı, Marmara Denizi’ni İstanbul’da Karadeniz ile birleştiren, Avrupa ve Asya kıtalarını ayıran 32 km uzunluğundaki kuzey-güney boğazıdır..İnsan yapımı Suveyş kanalı 190 kilometre ve Panama kanalıda 85 kilometre uzunluğundadır..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İstanbul Boğazı, sadece iki kıtayı birleştiren doğal bir harika değil, aynı zamanda sayısız efsaneye ve mistik öykülere ev sahipliği yapıyor. Bu büyüleyici su yolunun her bir dalgasında, tarih boyunca yaşanan olağanüstü olayların yankıları saklı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Antik çağlardan beri pek çok medeniyetin merkezinde yer alan Boğaz, sırlarla ve efsanelerle dolu. Kız Kulesi’nin hüzünlü aşk hikayesinden, suların altında yatan gizemli şehirlere kadar, her köşesi başka bir hikaye anlatıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Boğaziçi, İstanbul Boğazı olarak da bilinir ve bu ismi, belki de Çanakkale Boğazı’ndan ayrım yapmak için kazanmıştır. Boğaz’ın genişliği, daralan ve genişleyen bölgelere göre 500 metre ile 3 kilometre arasında değişirken, derinliği ise 50 ile 120 metre arasındadır ve ortalama 60 metre derinliğe sahiptir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Boğaz, İstanbul’un kalbinden geçer ve kıyılarındaki önemli yerler arasında Kız Kulesi, Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Ortaköy Camii, Rumeli Hisarı ve Anadolu Hisarı, Galatasaray Adası, Kuleli Askerî Lisesi, Küçüksu Kasrı, Beylerbeyi Sarayı ve Topkapı Sarayı sayılabilir. Bu mekanlar, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çeker. Örneğin, Kız Kulesi’nin romantik efsaneleri... Çırağan, Dolmabahçe ve Topkapı Sarayları’nın Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma görkemli mimarisi, İstanbul’un zengin tarihi geçmişine ışık tutar.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Asya ve Avrupa kıtalarını İstanbul’da bağlayan üç köprü ve bir tünel bulunur. Bunlar sırasıyla, güneyde Boğaziçi Köprüsü, merkezde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve kuzey ucunda, Karadeniz ile birleşen noktada Yavuz Selim Köprüsü’dür. Ayrıca, Marmaray Tüneli, iki kıtayı yerin altından birleştirir. Bu yapılar, hem mühendislik harikaları hem de İstanbul’un modernleşme sürecinin simgeleridir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Boğaziçi, dünyanın en yoğun ticari nakliye kanalıdır..İnsan yapımı Panama ve Suveyş kanallarından senede 20-25,000 gemi geçer iken..bu doğal boğazdan senede yaklaşık 50,000 ve günde yaklaşık 140 kargo gemisi, ortalama 90 dakikalık bir geçiş süresiyle bu kanaldan geçer. Geçiş sırasında her gemide iki yerel pilotun bulunması ve dev radar kulelerinin boğazdaki tüm deniz hareketlerini izlemesi yasal bir zorunluluktur. Buna rağmen, yoğun trafik ve navigasyonel zorluklar nedeniyle zaman zaman kazalar meydana gelebilir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İstanbul Boğazı’nın İngilizce adı ‘Bosphorus’, bir Yunan mitine dayanır. Bu mit, Zeus’un Io adında bir kadına olan aşkını ve karısı Hera’nın kıskançlığını anlatır. Hera, Zeus’un sadakatsizliğini keşfettiğinde, Io’yu bir öküze dönüştürür ve onu rahatsız etmesi için bir at sineği yaratır. Efsaneye göre Io, bu sinekten kaçarken Boğaz’ın karşı yakasına atlar. Bu olay, ‘bous’ (öküz) ve ‘poros’ (geçit) kelimelerinin birleşiminden ‘Bosphorus’ adını, yani ‘öküz geçidi’ anlamını türetir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Karadeniz’in soğuk ve derin sularında yapılan son deniz arkeolojik çalışmalar, Türkiye’nin kıyı şeridinde su altında kalmış antik şehirlerin varlığını ortaya çıkarmıştır. Bu buluntular, bölgenin zengin tarihini ve gizemli geçmişini aydınlatmaktadır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Jeolojik kanıtlar, antik çağlarda İstanbul Boğazı’nın kuzey ucunun toprak ve kaya ile tıkalı olduğunu göstermektedir. Bu tıkanıklık, Karadeniz’in dış dünyayla bağlantısını engelliyordu ve Karadeniz, Hazar Denizi gibi bir iç denizdi ve su seviyesi, Ege Denizi ve Marmara Denizi’nin de altındaydı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#212121">Bir jeolojik teoriye göre, büyük bir deprem sonucunda Boğaz’daki bu tıkanıklık aşılır ve Karadeniz’den Boğaz’a doğru şiddetli bir su tufanı başlar. Bu olay, su seviyelerini yükseltir ve kıyıdaki toplulukları sular altında bırakır. Bazı bilim insanları, bu olayın 'Nuh Tufanı' olduğunu ileri sürmektedirler..</span> </span></span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 22:24:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şehit Sadık Ahmet’in Hatırlattığı Türklük ve Türkiyelilik</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/sehit-sadik-ahmetin-hatirlattigi-turkluk-ve-turkiyelilik-975</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/sehit-sadik-ahmetin-hatirlattigi-turkluk-ve-turkiyelilik-975</guid>
                <description><![CDATA[Şehit Sadık Ahmet’in Hatırlattığı Türklük ve Türkiyelilik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16pt">TRT AVAZ’ da Sadık Ahmet filmi oynadı geçtğimiz günlerde… </span></p>

<p><span style="font-size:16pt">Zevkle izledim… </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bildiğimiz bir dramatize olsa da tekrar acı hatıralarımız tazelendi…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Batı Trakya Türklük davamızın bu yiğit şehidini bize unutturmamak için bu filmi çekenlere de bunu tekrar TRT’ de oynatanlara da müteşekkirim…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Filmde tıpkı gerçek hayatına uygun olacak şekilde Sadık Ahmet mahkemede tutuklanınca (Arkadaşı ve yine kendisi gibi Gümilcine milletvekili İbrahim Şerif ile…) tutuklanma sebebi ise hakimin mahkemede sorduğu <strong>“Türk müsün Yunan mısın ?”</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16pt">sorusuna <strong>“Yunanistan vatandaşı Türküm”</strong> diye cevabıdır!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Şimdi aynısını alın ülkemizde ki faşolara sorun; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürdüm diyenlere <strong>-“Ne demek Türkiye Vatandaşı? Türküm” </strong>diyeceksin ?</span></p>

<p><span style="font-size:16pt">Ya da Türkiyeli bir Kürt’üm dendiğinde; </span></p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>-“Olmaz! Türküm diyeceksin”</strong> demiyorlar mı?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“<span style="font-size:16pt"><strong>Türkiyeliyim diye bir şey yok! Türküm diyeceksin”</strong> denmiyor mu?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Çok şükür ki Sayın Cumhurbaşkanımız döneminde bu baskılar kaldırıldı ve her Kürt vatandaşımız göğsünü gere gere Kürdüm diyebilmektedir…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Evet bu milletin adı Türk Milletidir…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti’ dir…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>Lakin siz ırkı Kürt olan bir vatandaşımıza zorla , cebren Türksün dedirtemezsiniz!</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">O zaman merhum Sadık Ahmet’e yapılan zulümden ne farkı kalır bu yapılanın ? </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Adam Kürt ama <strong>“Türkiyeliyim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım”</strong> diyor!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Tıpkı Şehit Sadık Ahmet’ in <strong>“Yunanistanlıyım ama Türküm” </strong>dediği gibi..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bir Türk’e “Hayır sen Türk değilsin Yunan’sın dedirtmek nasıl bir zulüm ise bir Kürt’e de sen Türkiyeli Kürt değilsin sen Türksün dedirtmek o derece zulümdür…”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Tekrar edelim ki kalın kafalara girsin!!!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Milletimizin ismi Türk Milleti ( Bu üst bir kavramdır ve 86 milyonun tamamını kapsar… ) </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>Devletin ismi Türkiye Cumhuriyeti’dir…</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>Ama siz bir Kürde, Arnavut’a , Arap’a , Çerkes’e , Boşnak’a , Laz’a zorla Türküm dedirtemezsiniz !</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bunu kanunla dayatamazsınız …</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bunları yaparsanız o zaman Yunanistan’ ın Batı Trakya Türklerine, Jivkov’un Bulgaristan’ıın Türk azınlığına yaptıklarından bir farkınız kalmaz…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bu insan haklarına da Dinimiz İslam’ ın temel umdelerine de aykırıdır! </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Kendimden örnek verecek olursam;</span></p>

<p><span style="font-size:16pt">Evet, ben Türkiyeli bir Türk’üm... </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>Ama Kürt bir vatandaşımız ben de Türkiyeli bir Kürdüm diye bilmelidir …</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Yeni anayasalar hazırlanırken Batı Trakya’ da yaşanan ve Türk azlığın büyük mağduriyetine sebep olan bu açılardan da ders çıkarılmalıdır kanaatindeyim …</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 23:23:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pendolinoya Bakınız</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/pendolinoya-bakiniz-974</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/pendolinoya-bakiniz-974</guid>
                <description><![CDATA[Pendolinoya Bakınız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Pendolino, aslında bir kuş türü. Bilimsel adı Remiz Pendulinus olan bu kuş, Türkçede genellikle saksağan baştankarası ya da maskeli baştankara olarak da biliniyor. Kuşun “Pendolino” (İtalyanca’da “küçük sarkaç”) olarak anılmasının nedeni, sarkık yuva yapma şekli. Bu sevimli kuş hakkında bazı detaylı bilgiler paylaşmak istiyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Pendolino, boyu 10-12 cm kadar (serçeden biraz küçük), yaklaşık 10 gram ağırlığında, sırtı kahverengi, alt kısmı açık krem ve göz çevresinde koyu renkli bir maske (bu yüzden "maskeli baştankara" denir) bulunan bir kuş. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Avrupa, Orta Asya ve Türkiye'nin bazı bölgelerinde yaşıyor. Nehir kenarları, sazlıklar, bataklık alanlar gibi sulak bölgeleri tercih ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">En dikkat çekici özelliği asılı kese şeklinde yuvalar yapması. Yuvayı erkek kuş yapıyor; ince bitki lifleri, pamukçuklar ve örümcek ağlarıyla örüyor. Yuva dallardan aşağı doğru sarkıyor ve ucu kapalı. Yalnızca bir giriş deliği var ve bu yapı, dış tehditlere karşı koruma sağlıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Erkek yuva yaptıktan sonra dişiyi etkilemeye çalışıyor. Dişi beğenirse eş oluyor ve yumurtlama başlıyor. Dişi bazen başka yuvayı da tercih edebiliyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Bu kuşların yuva mimarisi, kuş bilimciler tarafından hayranlıkla inceleniyor. İğne iplikle örülmüş gibi detaylı ve sağlam yuvalar yapıyorlar. Dişi veya erkek, yuvayı yaptıktan sonra eşini terk edebiliyor; bu türde bazen tek ebeveynli yavru bakımı da görülüyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Pendolino kuşu çok zeki ve uyanık bir kuş. Yavrularını korumak için kandırma stratejileri geliştiriyor. Bazen bu yuvaya yılanları kandırmak için sahte giriş deliği bile yapıyor. Şöyle ki:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Yılanlar kuş yumurtası yemeye bayılır. Ancak Pendolino kuşunun yumurtasını yemek zannedildiği kadar kolay değil. Yuvasını ağaca asılı bir şekilde yapıyor ve etraftaki dallarla uyum sağlıyor. Dikkatli bakılmadıkça fark edilmesi zordur. Bu kuş, yumurta avcısı yırtıcıları kandırmak için yuvasına birden fazla giriş yapıyor; bunlardan yalnızca biri gerçek, diğerleri ise yırtıcıları kandırmak için inşa ediliyor. Yumurtaların saklı olduğu odanın kapısı, yılan tarafından fark edilmeyecek kadar gizli; diğer odaların kapısı ise açık. Yılan, boş odalarda yumurta bulamayınca yuvadan uzaklaşıyor. Ama tehlike büyürse ve yılan sahte odalara girdiğinde bile yuvadan uzaklaşmazsa, kuş yuvayı bilinçli olarak sallayarak içeride başka bir büyük canlı varmış izlenimi yaratıyor ve yılanı korkutup uzaklaştırabiliyor. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>(*)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Bu davranış, kuşun yuvasını ve yavrularını koruma konusundaki zekâsını ve adaptasyon yeteneğini gösteren harika bir örnek. Canlıların davranışlarında görülen aklın, bilginin ve yeteneğin kaynağının tek açıklaması var:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Tüm canlılar gibi Pendolinolar da Allah’ın üstün ve benzersiz yaratma sanatının eseridir. Yüce Rabbimiz canlıları yaratır, onlara korunma, avlanma, beslenme, üreme yöntemlerini ayrı ayrı ilham eder. Onlara yuvalarını inşa ettiren, kusursuz planlar yaptıran, onları koruyan ve güven içinde barındıran sonsuz merhamet sahibi olan Allah’tır. Ve her şey ancak O’nun emriyle hareket eder. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi sarıp-kuşattığını bilip-öğrenmeniz için.” (Talak Suresi, 12)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>&nbsp;(Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>(*)</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"> Pendolino kuşuna dair ilginç bir videoyu şu linkten izleyebilirsiniz:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">https://www.youtube.com/watch?v=AeggYdSytkQ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Sep 2025 23:12:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile Yılı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/aile-yili-973</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/aile-yili-973</guid>
                <description><![CDATA[Aile Yılı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2025 yılı, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın takdirleriyle “Aile Yılı” olarak ilan edildi. Sn.</span></span><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> </span></span></strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Erdoğan, geçtiğimiz günlerde "Küreselleşen Dünyada Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" temasıyla düzenlenen Uluslararası Aile Forumu'nda yaptığı konuşmada konuya dair şu ifadelerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>On binlerce yıldır insanlar aile ortamında dünyaya gözlerini açmış, hayatı ilk orada öğrenmiş, ömürlerini bu şekilde idame ettirmiştir. Kadın ve erkekten oluşan aile müessesesi, insan neslinin devamı içinde vazgeçilmez bir role sahiptir. Dolayısıyla aile, toplumu hem ayakta hem de bir arada huzur, güven, dayanışma ve kardeşlik içinde tutan bir çimentodur. Aile, huzur bulduğumuz, güven bulduğumuz ve kendimizi bulduğumuz en korunaklı limanımızdır. Aile, fertleri bir arada tuttuğu kadar istikbalimizin teminatı olan çocukların da doğduğu, büyüdüğü, ilk eğitimlerini aldığı müşfik bir yuvadır. Tüm bunlarla birlikte aile, kadını koruyan, çocuğu büyüten, sosyalleştiren, insanı yaşatan bir yapıdır. Bakınız, tarih bize şu hakikati defalarca göstermiştir, modernleşmeyi, ailesizleşme ve yalnızlaşma gibi iki kavram üzerine bina eden anlayışın bireye de topluma da huzur vermesi mümkün değildir."</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aile, bireyin fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimi için temel bir yapıdır ve toplumsal düzenin en önemli unsurlarından biridir. Devletin en küçük, en temel birimidir aile. Yapısı ne kadar güçlü ise, millet ve devlet yapısı da o derece güçlü olur. Aile yapısının çökerek, manevi değerlerini kaybeden ve fertler arasında sevgi, saygı ve beraberlik duyguları körelen ailelerin oluşturduğu devletlerin güçlü olması mümkün değildir. Yalnızca karşılıklı maddi çıkarlar üzerine kurulu toplumlar hızla manevi ve ahlaki dejenerasyona doğru yol alır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ailede bireyler arasında sevgi, dayanışma, fedakârlık ve sadakat duyguları köreldiğinde, artık o milletin varlığının devamı zorlaşır. Bu dejenerasyon, aile ortamlarıyla sınırlı kalmaz, toplumdaki diğer kesimlere de yayılır. Okullarda, arkadaşlık ilişkilerinde, iş yerlerinde kıskançlık, ikiyüzlülük, alaycılık, dedikodu gibi kötü davranışlar ortaya çıkar; tüm sistem çıkar ilişkileri üzerine kurulur. Adalet, insan hakları, huzur ve barış ortadan kalkar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aile, fertlerin ilk sevgiyi, güveni ve bağlılığı tecrübe ettiği yerdir. Zor zamanlarda destek sunar, moral verir ve fertlerin dayanıklılığını artırır. Çocuğun temel değerleri, ahlak anlayışı ve davranış biçimleri ailede şekillenir. Hayata dair ilk eğitim, aile içinde alınır; bu da fertlerin topluma uyum sağlamasını kolaylaştırır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Diğer yandan aile, fertlere bir kimlik ve aidiyet hissi kazandırır. Kişi, ailesi aracılığıyla kendini tanır ve sosyal bağlarını geliştirir. Aile, fertlere toplumsal rollerini öğretir. Sorumluluk alma ve paylaşma yine öncelikle ailede öğrenilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sağlıklı bir aile ortamı, fertlerin duygusal gelişimi için kritik öneme sahiptir. Sevgi, saygı ve empati gibi değerler ailede öğrenilir ve tecrübe edilir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aile üyeleri arasında maddi ve manevi dayanışma güçlüdür. Kriz anlarında aile birliği, problemlerin çözümünde büyük rol oynar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ailesiz ya da bağları zayıf ailedeki çocuklar genellikle güven ve destek eksikliği yaşar. Yine çocukların temel değerleri öğrenmesi ve kendini geliştirmesi zorlaşır. Yalnızlaşan kişilerin toplumsal bağları da zayıflar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aile içi iletişim, fertlerin duygusal, sosyal ve zihinsel gelişiminde kritik bir rol oynar. Sağlıklı iletişim, aile bağlarını güçlendirirken, olumsuz iletişim sorunlara yol açabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün toplumda bir dejenerasyon yaşandığını hemen her kesim dile getiriyor. Dejenerasyonu yönlendiren güçler, etkili propaganda araçlarına sahip. Bu propagandanın en önemli sloganları çağdaşlık, modernlik, özgürlük ve cesaret. Şüphe yok ki söz edilen modernlik ve çağdaşlık, çağın gelişmelerini izlemek ve yeniliklere açık olmak anlamında değil, batıdaki ahlâk dışı yaşamı topluma olağan gibi göstermek. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Toplumu kendi tasarımları olan rol modele göre şekillendirmeyi amaçlayan, söz konusu anomali durumunu topluma yaymak için ciddi lobi faaliyetleri yürüten, dizilerden yarışma programlarına, kliplerden haber bültenlerine, tartışma ve eğlence programlarına kadar her alanı zorlayan, toplumun bilinçaltında eşcinselliği doğal bir seçim olarak kabul ettirmeye çalışan küresel, organize çalışan, finansmanı güçlü belli bir kesim var. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kaliteli, değerlerine bağlı bir toplum için LGBT desteğine son verilmeli. Internette LGBT yazıp aratırsanız, ortadaki ürkütücü rezaleti görebilirsiniz. Üniversitelerde –cinsiyetsiz wc- talebine kadar azgınlaşan bu ahlâk dışı propaganda artık son bulmalı. Bu sapkınlığı yaygınlaştırmaya çalışanlar, başta ailenin ve İslam’ın son kalesi olan Türkiye’nin fikrî, vicdanî ve inanç gibi yönlerden çökmesini istiyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhurbaşkanı Erdoğan da söz yine aile forumunda, LGBT denilen sapkınlığın, çeşitli sebeplerle önünü açan ülkelerde ne derece vahim boyutlara ulaştığını ibretle takip ettiklerini aktardı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Birileri ısrarla kabul etmek istemese de ailesinden koparılmış, millet bağı zayıflamış bireyin özgür ve özgün olmasına imkân yoktur. Dünyanın neresinde olursa olsun aile kurumunun irtifa kaybetmesiyle birlikte insanlar popüler kültürün tüketim nesnesi hâline gelmektedir. Özgürlük ambalajıyla sunulan aslında büyük bir esaret ve kölelik düzenidir. Bunun en çarpıcı örneği ise hiç şüphesiz cinsiyetsizleştirme projesidir. Bugün insanlık kendi varlığının en temel hakikatleriyle sınanıyor. İnsan fıtratı küresel ölçekte organize bir kuşatma altındadır. Adına özgürlük denilen, ancak özünde insanın yaradılışına karşı bir inkâr hareketi olan bu ideolojik kuşatma, sadece aileyi değil kadını da çocuğu da insan onurunu da tehdit ediyor." </em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">TV'de hemen her kanalda gençlik dizileri var ve bu dizilerde konu hep aynı. Birbirinin peşinden koşan kız ve erkekler. Üniversiteli gençlerin yaşamını konu alan dizileri geçtim, liseli gençlerin bile dizilerdeki tek ve asıl konusu aşk ve cinsellik. Her açıdan yozlaştırıcı bir saldırı altındayız. Araştırmayan, düşünmeyen, sığ ve ideali olmayan gençler yetişiyor maalesef.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Marjinal görüntüleri ve davranışlarıyla tepki alan kimi gençlerin rol model olarak ödüllendirilmesinin, aileler için kabul edilebilir olup olmadığı eleştiriye açmak bile saçma. Popüler kültürün dayattığı tiplemeleri rol model alan genç, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>“Böyle olursam değer, şöhret ve para kazanabilirim”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diye düşünüyor. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"O halde ben de onlar gibi olmalıyım"</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kültürümüzde aile, fertlerin hayatında çok büyük bir öneme sahiptir. Aile üyeleri birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Dinimiz</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> pırıl pırıl aydınlıktır ve bize sevgiyi, şefkati, merhameti, dostluğu emreder. İnsanlara, bitkilere, hayvanlara, kısacası Allah’ın tüm yarattıklarına sevgi duymamızı ve fedakâr olmamızı ister. </span></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu sebeplerle güzel ahlâka sahip insanların yaşadığı çevreler, her insanın özlem duyduğu huzur ve güven içindeki ortamlardır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu güzel ahlâka uygun yaşayan bir ailede, birçok ailede yaşanan problemler azdır. Günümüzde, anne ve babaya itaatsiz, saldırgan çocuklara ve onlara doğru ve yanlışı anlatmayan, onlarla ilgilenmeyen, birbiriyle de geçimsiz olan anne babalara çok sık rastlanıyor. Bu evlerde, sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış ve şefkat yerine tartışma, kavga ve hakaret hâkimdir. Kur’an ahlakının gerçek manâda yaşandığı evlerde ise anne babaya itaatli, Allah'ın emri gereği onlara </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Öf"</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> bile demekten çekinen, kötülüklerden uzak duran vicdanlı çocuklar yetişir. Bu evlerdeki anne babalar çocuklarının hayırlı insanlar olmaları için çaba harcayan, birbirlerine de sevgi ve saygı gösteren, davranışları ile örnek insanlardır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aileler çocuklarına Allah’ın emrettiği merhametli, adaletli, hoşgörülü, akılcı güzel ahlakı öğretmeli. Çocuklarına hayatın amacının yalnızca yemek, içmek, eğlenmek, iş sahibi olmak, evlenmek ve aile kurmak olduğunu telkin eden anne babalar, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Bizim zamanımızda böyle değildi,</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>ne olacak bu gençlerin hali?”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diye sormak yerine, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>“Biz nerede hata yaptık/yapıyoruz?”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diye düşünmeli, sorgulamalı, öncelikle kendilerini gözden geçirmeli.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Devletine, milletine yararlı bir vatandaş, ailesini seven, saygılı bir evlat, özverili bir arkadaş yapısındaki fertlerin oluşturduğu bir milletin huzurlu, mutlu ve birlik ruhuna sahip güven dolu bir hayatı olur. Güçlü olmak ve içte bütünlük sağlamak için inananların çaba göstermesi lâzım. Bilgi ve kültür düzeyi yüksek, sevgi birliği ve imanı güçlü ailelerden meydana gelen toplum, en sarsılmaz toplum olacaktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sn. Cumhurbaşkanımızın sözleriyle bitireyim: </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Aileyi savunmak insanı savunmaktır, aileyi korumak toplumu yaşatmaktır, aileyi büyütmek geleceği inşa etmektir. Dünyada teknolojinin körüklediği büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Bu değişim dalgasının hızlandırdığı küreselleşme ve modernleşme toplumun temeli olan aile kurumunu da dönüştürüyor. Hayatımızın her alanda dijitalleşmesiyle birlikte aile mefhumu başta olmak üzere birçok geleneksel kurum da anlam kaybına uğruyor. İnsani değerler zayıflarken toplum merkezde anlayışın yerini ben merkezli ne yazık ki zihniyet alıyor... Millet olarak maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen aile bağlarımızın sağlamlığı ve dayanıklılığı sayesinde asırlardır bu topraklarda özgürce var olduk, bütün tehditleri başarıyla bertaraf ettik. Yine bu sayede tüm insanların gıptayla baktığı medeniyetler inşa ettik. Milletçe bizi 'Türkiye Yüzyılı' ülkemizde ve ülkümüze taşıyacak en muhkem köprümüz yine aile olacaktır. Aile küresel emperyalizm karşısında en korunaklı limanımız, en sağlam kalemiz, aşılmaz, yıkılmaz, bendimizdir.”</em></span></span></span></span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 22:56:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belediye Hoparlörü</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/belediye-hoparloru-972</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/belediye-hoparloru-972</guid>
                <description><![CDATA[Belediye Hoparlörü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Anadolu kasabalarımızın haberleşme ihtayacını onlarca yıl belediye hoparlörü ve köylerde de cami hoparlörü karşılamış..Kasabalarda; "Dikkat, dikkat..kasaba halkımızın dikkatine" ve köyde de köy imamının seslenişi ile toplumsal &nbsp;haberleşilebilinmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;Kitle iletişim araçlarını say deseniz; ilk akla gelenler..radyo, televizyon, internet vs. olur. Ve fakat 2000'li yıllara kadar Anadolu'da önemli bir işlev gören <strong>"belediye hoparlörü"</strong> kimsenin umurunda olmasa da o zamanlar pek mühimdi..Ama, o da..zamana ve teknolojiye yenik düştü..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok uzak bir geçmişten söz etmiyoruz. Hala Anadolu'da pek çok yerde belediye hoparlörü aktif bir şekilde hizmet etmektedir. Hava durumu, düğün ve ölüm ilanları, işçi alımı, ihale ilanı, başkanın tebrik mesajları, kan anonsu, maç yayını, festival, sünnet şöleni ilanı vb..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu kadar çok iş gören bu cihaza kimsenin itibar etmeyişi de ayrı bir dramatik tablodur. "İnternet bu kadar almış başını gitmiş iken kim ne yapsın belediye hoparlörünü?" diyenler olabilir. Ama unutmayalım internet şimdiki zamanların oyuncağıdır..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Evvelden belediyenin her işi neredeyse bu hoparlörün marifetine bakardı..Sesi güzel, diksiyonu iyi kim varsa aranırdı diyemeyeceğim çünkü el kadar ilçede sesi tok ve düzgün konuşanı nereden bulacaksın? Eğer varsa, bir hanımefendi hem santrale hem de hoparlörden ilana bakardı. İlanları anons etme işi de onun sesine kalırdı. Emekli oluncaya kadar ilan sesi o hanım memurun sesiyle özdeşleşirdi..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kurulma tarihi 1950'li yıllara dayanıyor hoparlörlerin. Şimdi gözden düşmüş olsa da o zaman prestijli bir işti, bu ilan işi..12 Eylül 1954 tarihli ulusal gazetelerin birinci sayfalarına Denizli Belediyesi'ne hoparlör kurulacağı haber olarak yansımıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şöyle denilmiş haberde: <strong>"Belediyemizin günlük faaliyetleri, hava durumu, kız talebelerden müteşekkil bir grubun koro şarkılarıyla alaturka ve alafranga plakları halka duyurulacaktır.."</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşin başında böyle kamu hizmeti görmeye aday olan hoparlörden para kazanılacağını ilk hangi belediye keşfetti meçhul ama belediyeler ilan karşılığında para alarak az da olsa belediyeye bir gelir sağlamışlardır..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">1954 seçimlerinden önce siyasi ilanlar yayınlanmaya başlamıştır bile. Komik sahneler de yaşanır. Bir parti lideri konuşurken sesi kısıp da, kendi ilanını yayınlayanlar olmuştur..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mesela 17 Mayıs 1959'da Aydın'da İsmet İnönü konuşurken Demokrat Partili belediye başkanının sesi devreye girer. Hemen ertesi gün Eskişehir'de konuşan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Başkanı Osman Bölükbaşı'nın da başına aynı hadise gelir. Bölükbaşı uzun süre gübre satışı ilanının bitmesini beklemiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">1960'lı yıllara gelindiğinde artık parayı veren kendi hesabına ilan verdirebilmektedir. Maç sonucu için iddiaya giren iki vatandaş iddialarını hoparlörden duyuracak kadar ileri gitmişlerdir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">13 Mart 1965 tarihli "Akşam" ve "Milliyet" gazetelerinin haberine göre D.G. isimli vatandaş içkiyi bıraktığını hoparlörden ilçe halkına ilan eder. Biriktirdiği şişeleri de satıp bir mevlit okutturur. Ama mevlide sadece içkici arkadaşları gelince sinirlenmiş ve tekrar içkiye başlamıştır!.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Günümüzde, birçok kasaba ve köyümüzde hoparlör ile haberleşme devam&nbsp;etmektedir..</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Aug 2025 15:00:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalbin Yükünü Allah’a Bırakmak</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kalbin-yukunu-allaha-birakmak-971</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kalbin-yukunu-allaha-birakmak-971</guid>
                <description><![CDATA[Kalbin Yükünü Allah’a Bırakmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Teslimiyet, kalbin yükünü Allah’a bırakmaktır.”</em></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> İmam Gazâlî </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsanların birçoğunun güvenli ve huzurlu bir hayatı yoktur; çünkü her an bir zorlukla karşılaşılabilecek olmanın korkusunu, daha başına gelmeden yaşar. Halbûki Rabbimiz kulları için kolaylık diler; huzuru ve mutluluğu yaşamak gerçekte kolaydır. Yapılacak olan; Allah’a ve O’nun yarattığı kadere gönülden iman etmek, sadece O'na güvenip dayanmak ve tam bir teslimiyetle teslim olmaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah’a gönülden teslim olanlar hayatlarını güzelleştiren bir ayrıcalığa sahiptirler. Yaşadıkları hiçbir olay, başlarına gelen musibetler onları mutsuz etmez, asabileştirmez, strese sokmaz. Bunun sebebi müminlerin, kâinattaki her olayın, her şeyin varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hadiseleri tespit ve tayin eden ve bir ölçüye göre yaratan, Halık olan Rabbimizin dilemesiyle olduğunun bilincinde olmalarıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsan, Allah’a kulluk için yaratılmıştır ve dünya hayatında bütün insanlar imtihan edilirler. Ancak Allah katında her şey göz kırpması kadardır; dolayısıyla Allah, insanların tüm davranışlarını bilir. Allah’ın –batındaki- asıl amacı, insanların kendilerini tanımaları ve yapıp ettiklerine şahit olmalarıdır. Böylece, Allah’a gönülden iman etmiş müminler, O’nun hoşnutluğunu kazanmak için yaptıkları salih ameller vesilesiyle, cennette bir renk kazanmış olurlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'a duydukları güven ve teslimiyetleri nedeniyle, “</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. </strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Bakara Suresi, 112)</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> ayetiyle de bildirildiği gibi, müminlerin hayatında korku ve üzüntüye yer yoktur. Hayat boyu karşılaştığı ve karşılaşacağı her olay kişinin kaderindedir; hayır görüneni de ‘şer’ görüneni de Yüce Allah yaratır. Bu gerçeğin bilincinde olan mümin için ‘kötü’ bir olay olamaz. Kötü gibi görünen de aslında mümini hayırlı sonuçlara ulaştıracaktır. </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"...Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz."</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Bakara Suresi, 216) ayeti gereği, iman eden insan Kendisine sığınılan, Melca olan Rabbinin kendisi için en hayırlısını dilediğini bilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Güven duymak, hiçbir kuşkuya yer olmaksızın halisane teslimiyete yol açar. Tevekkül ederek yani her işte Rabbini vekil edinerek teslimiyeti yaşayan mümin korkusuz, rahat ve sakin ruh haline sahip olur. </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Geleceği yaratanın da Allah olduğunu kavraması tevekkülünü artırır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Courier New,Courier,monospace"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yüce Allah Kendisine gereği gibi kulluk etmeyi hedefleyen kulları için her olayı hayırla yaratır. Müminler bilir ki, zâhirde olumsuz gibi de olsa, her olay aslında kendileri için sayısız hayır içerir. İşte bu teslimiyet de, müminlere huzur verir. Halisane teslim olmuş bir mümin melek gibidir, emrolunduğunu kararlılıkla yerine getirir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’da, Allah’ın vahiyle bildirdiği emrine itaat eden Musa(as)’ın annesinin, çocuğunu nehre bıraktığı anlatılır. Bu zorlu teslimiyet sınavından İbrahim(as) da geçmiş, oğlu İsmail(as)’ı rüyasına binaen kurban etme konusunda denenmiştir. Ancak her iki kutlu insan da itaat edip teslim olunca, Rabbimiz zorluğun ardından kolaylığı getirmiş ve çocuklarına tekrar kavuşmuşlardır. Önemli olan gönülden teslimiyettir ve insan tam tevekküllü olursa acısı hafifler.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah, senelerdir ve bugün bizi katil Siyonistlerin zulüm ve soykırım uyguladığı Gazze’deki insanların olağanüstü teslimiyetine şahit ediyor. Ve yaşadıkları her katliam sonrası, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Elhamdülillahi alâ külli hal”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyebilen insanların güçlü imanına. Kimi evladını kimi anne babasını kimi kardeşini kaybettiğinde, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“İnna lillahi ve inna ileyhi raciun”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyebilen insanların sabrına... Bizim zannettiğimizin aksine asıl tehlikede olan onlar değil bizleriz. Onlar sığınılabilecek en emin limana sığınmışlar, onlar güvende.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rabbimiz tevekkülümüze bizim de şahit olmamız için bizi imtihan ediyor.</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> Teslim olmamız için musibet veriyor, hastalık veriyor; ayaklarımızın yere basması için sıkıntılar veriyor. Bütün bunlar gerçekte imanî derinlik kazanmamız yönünde Yüce Allah’ın bize olan lütfudur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'a halisane teslim olabilmek için Allah’ı hiç unutmamamız ve O’nun her şeyi sürekli ve an an yarattığının şuurunda olmamız gerekiyor. O dilemedikçe, insan hiçbir şeyi Allah’tan bağımsız olarak kendisi yapamaz. Bizlere tam bir teslimiyet nasip etsin Rabbimiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Kim bütün benliğiyle Allah’a teslim olur ve aynı zamanda doğru ve yararlı işlerde bulunursa, hiç sarsılmayan bir dayanak elde etmiş olur: çünkü her şeyin akibeti Allah’ın elindedir. (Lokman Suresi, 22)</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 22:23:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tebliğ Görevimiz</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/teblig-gorevimiz-970</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/teblig-gorevimiz-970</guid>
                <description><![CDATA[Tebliğ Görevimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dini tebliğ etmek; kelime anlamıyla, duyurmak, bildirmek, ulaştırmak demektir. İslâm’ı insanlara doğru ve güzel bir şekilde, yumuşak bir dil kullanarak anlatmak, onları hakka ve hayra çağırmak, Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek her Müslümanın görevidir.</span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yani tebliğ, kimilerinin söylediği gibi, inancının reklamını yapmak ya da dinin propagandasını yapmak değildir. Ya da özellikle bugünlerde, anlatmakla vazifeli oldukları dinin gereklerini Müslümanlara nakleden Diyanetin hazırladığı her Cuma hutbesi sonrası, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Türkiye lâiktir, lâik kalacak”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> hezeyanları sergileyenlerin iddia ettiği gibi şeriat rejimi hazırlığı değildir.</span></p>

<p style="margin-right:10px">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsanları Kur’an ahlakına çağırmak, onlara ölümü, ahireti ve hesap günü Allah’ın huzurunda yapayalnız sorgulanacaklarını hatırlatmak her Müslümana farzdır. Özellikle yaşadığımız ahir zamanda en büyük problem iman zafiyetidir, imansızlıktır. İmanı dışında, sahip olduğu hiçbir şey insana ahirette yarar sağlamayacaktır çünkü.</span></p>

<p style="margin-right:10px">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’da bu konuda, iyilikleri tavsiye edip kötülüklerden men etmek, Rabbinin nimetini durmaksızın anlatmak emrediliyor. Bu emrin muhatabı tüm Müslümanlardır. Peygamberimiz(asm) gibi Kur’an ahlakını yaşamak ve yaygınlaştırmak hepimizin sorumluluğudur. </span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Tebliğ, ihtiyaç içindeki herkese yapılır. Dini, inancı, fikirleri, görüşleri, mesleği, kariyeri, giyim tarzı her ne olursa olsun ayrım yapılmaz. Mümin iyilikleri yalnızca tavsiye eder, hidayet Allah’tandır. Güzel sözle yapılan daveti reddedildiğinde, mümine düşen, Allah’ın emri gereği, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Sizin dininiz size, benim dinim bana”</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Kafirun Suresi, 6) demektir.</span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dolayısıyla tebliğ ne Allah ile kulu arasına girmek, ne de insanlara inanç konusunda baskı yapmak değildir. Tebliğden çeşitli sebeplerle kaçınmak, insanları dinsizliğe, din düşmanlığına, deccaliyetin ağına, dolayısıyla da cehenneme itmektir.</span></p>

<p style="margin-right:10px">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Din dışı felsefeleri benimseyen inkârcılar, insanlara ideolojilerini telkin ederlerken, dine karşı olumsuz eleştirilerde bulunur, saldırgan bir davranış sergilerler. Bu kişilerin dine saldırı malzemeleri, genelde Müslümanlık adı altında yaşanan, ancak içine din dışı bazı hurafelerin, adet ve geleneklerin, zaman zaman ideolojilerin katıldığı, dinin özünden uzak olan anlayışlardır. Gerçek Müslümanlık, hedef alınan din anlayışına tamamen zıttır. </span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, içinde hiçbir çelişki bulunmayan Allah kelamı olan kitaptır. Kur'an ahlâkı hakiki manâda yaşandığında fitne yeryüzünden kalkacak, din tamamen Allah’ın olacak, güzel ahlâkın sıcaklığı, barış, huzur, adalet, merhamet, mutluluk ve sevgi bütün insanlığı saracaktır.</span></p>

<p style="margin-right:10px">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Tebliğde görevimiz, sadece iletişim kurmak ve davet etmek; kabul ettirmek ise Allah’a aittir. Kimseye zorla, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Gel İslam'a gir"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> denmiyor. Kurallarını beğenmeyen gelmez. Gece gündüz sürekli İslam eleştirisi, saçmalıktan başka bir şey değildir.</span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yine bir Cuma hutbesi sonrası kendisinin de muhatap alındığını zannedip,</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em> “Kimse bu ülkede dindar olmak, Müslüman olmak zorunda değil"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> demişti bir 'kanaat önderi'. Konu zaten bu değil; ister Hristiyan ol ister deist ol, ateist ol, agnostik ol, istersen avokadoya tap bizi ilgilendirmiyor. Müslümanlıkta zorlama yok ama Müslümanlığımızın, bir kesimin zoruna gidiyor olduğu çok açık.</span></p>

<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah’ın tüm peygamber ve elçileri, müşriklerin alay etmelerine, baskılarına, hakaretlerine ve iftiralarına rağmen tebliğ ibadetini yerine getirdiler. Deli, büyücü, çıkarcı hatta sapık gibi sözlerle kendilerini küçük düşürmeye çalışanlara rağmen. Bizler de onların izinde, aynı görevi kınayıcının kınamasından korkmadan yüklenme çabasındayız.</span></p>

<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><br />
&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. (Ali İmran Suresi, 104)</strong></span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
&nbsp;</p>

<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Aug 2025 22:08:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kararlılık Samimiyet Alâmetidir</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kararlilik-samimiyet-alametidir-969</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kararlilik-samimiyet-alametidir-969</guid>
                <description><![CDATA[Kararlılık Samimiyet Alâmetidir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Kararlı olmak; ne istediğini bilmek, zorluklar karşısında pes etmemek, başladığı işi sonuna kadar devam ettirmek ve tutarlı olmak demektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kararlı olmak; bir hedefe ulaşmak veya bir işi yapmak için istek, azim ve iradeyi sürekli olarak korumak, karşılaşılan engellere rağmen vazgeçmemektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kararlılık, müminlerin hayatları süresince ihtiyaç duydukları ve kendilerine Allah'ın hoşnutluğunu kazandıracak olan üstün bir ahlâk özelliğidir. Rabbimiz, “</span></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>”</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Meryem Suresi, 65) ayetiyle inananları, ibadet etmede kararlı davranmaları konusunda uyarır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bir Kur’an ayetinde, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>“</strong></span></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>”</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Nur Suresi, 37) ifadesiyle samimi iman edenlerin hiçbir durumda kararlılıklarından vazgeçmedikleri bildirilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Peygamberimiz (asm), az bile olsa sürekli yapılan ibadetlerin Allah katında daha değerli olduğunu vurgular. İbadette kararlılık; samimiyetin ve imanın alâmetidir ve kalpte derinleşir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminler dünya hayatının çekici süslerine aldanmadan ve nefislerinin tutkularını gözetmeden güzel bir ahlâk göstermeye çalışırlar. Nefislerindeki fücurun gösterdiği kötü yola sapmaktan sakınır, vicdanlarının işaret ettiği doğru yolda yürümeye çaba gösterirler.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Olaylar karşısında kararlılığını sürdüren müminin karakteri, şartlara göre değişkenlik göstermez. Kibirli biri karşısında dahi aynı kararlılığı gösterir, büyüklenmez ve tevazusunu korur. Kötü sözle dahi karşılaşsa, her zaman için 'sözün en güzelini' söyler. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminler, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>“</strong></span></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>.</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>” </strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Hac Suresi, 35)</span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rabbimizle olan bağlantısını kesintisiz sürdürerek güçlü bir kişilik kazanan müminler, imanî yönden de olgunlaşırlar. Kur’an'da iman edenlerin bu üstün ahlâk özellikleri ve Allah'a olan kararlı teslimiyetleri, İbrahim(as) örnek gösterilerek şöyle övülür: </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>“</strong></span></span><strong><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir</span></span></span></strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>.</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>”</strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong> (Nisa Suresi, 125)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mümin azimli ve kararlıdır;</span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong> </strong></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma'rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>.”</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong> </strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Lokman Suresi, 17)</span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> emrine itaat eder, azimle iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">musibetlere sabreder ve insanlara karşı bağışlayıcı davranır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zorlukların yanı sıra, insana sunulan sayısız nimet, geçici ve aldatıcı dünya metaı da imtihanın parçalarıdır. Mümin, kendisine her an sunulan bu nimetlerin Allah Katı’ndan, şükredici olup olmayacağının sınanması amacıyla verildiğini bilir. Dünyevi olan her şeyin, imtihan ortamının çekici süsleri olduğunu bilincindedir ve bunların çekim güçlerine kendini kaptırmaz. Mümin dünya hayatına karşı dikkatli ve şuurludur. Allah’ın hoşnutluğunu kazanma hedefinde kararlıdır ve bu konuda içinde taşıdığı coşkunun olumsuz etkilenmesine izin vermez. Ahiret için ciddi bir çaba içinde olmak, gevşememek, aşırılıklardan kaçınmak, müminin kararlılığının göstergesidir. İşte bu çaba, Kur’an’ın ifadesiyle şükre şayandır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kararlılık, sadece başlamak değil; sonuna kadar devam edebilme gücüdür.</span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em> </em></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnanan insanlar, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"</strong></span></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Mü'minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler.</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">.</span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Ahzab Suresi, 23) ayetindeki gibi ölünceye kadar, hem ibadetlerinde hem Allah'ın rızasını kazanma konusunda kararlıdırlar. İnsan hayatındaki tek kesin gerçek olan ölüm için hazırlık yapan ve ‘ellerinin önden sundukları’na sınır koymayan samimi müminler, ahirette de kazançlı olacak, ödüllendirileceklerdir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong> (Ra'd Suresi, 22)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 00:15:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Paşinyan,  Trump Yolu Sorularını Yanıtladı..</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/pasinyan-trump-yolu-sorularini-yanitladi-968</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/pasinyan-trump-yolu-sorularini-yanitladi-968</guid>
                <description><![CDATA[Paşinyan,  Trump Yolu Sorularını Yanıtladı..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">&nbsp;"Toprak kiralamaktan söz etmiyoruz"</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ermenistan Başbakanı Paşinyan Beyaz Saray'da dün gerçekleşen ve Ermenistan Azerbaycan arasındaki kalıcı barış ile "Trump Yolu"nun deklare edildiği zirve sonrasında telekonferans yoluyla Ermenistan basının sorularını yanıtladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Başbakan Nikol Paşinyan, 8 Ağustos'ta Washington'da imzalanan bir bildiriyle Ermenistan ve Azerbaycan'ın birbirlerine karşı toprak talebinde bulunmayacaklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Başbakan Nikol Paşinyan, Ermenistan Today medya kuruluşunun "Ermenistan'ın Syunik'i ABD'ye kiraladığı" sorusuna şu şanıtı verdi:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Böyle bir ifade nasıl birinin aklına gelebilir? Toprak kiralamaktan söz edilemez. Syunik bölgesi Ermenistan Cumhuriyeti'nin bir parçasıydı ve olmaya devam edecek. Sanırım bu konu kapandı. Ayrıca imzalanan bildiriyle Ermenistan'ın Azerbaycan'a, Azerbaycan'ın da Ermenistan'a karşı toprak talebinde bulunmayacağını ikili olarak kaydettiğimizi söyleyebiliriz"</span></p>

<p><span style="font-size:18px">ABD ve İran arasındaki gerginliğin tırmanması durumunda Syunik'in İran'a yönelik bir saldırı için sıçrama tahtası olup olamayacağına dair bir soruya yanıt veren Paşinyan, "Varsayımlara veya tahminlere göre hareket ederseniz, kesinlikle herhangi bir hipotez ortaya atabilirsiniz. Öyleyse kafanızın karışmaması ve kaybolmamak için ne yapmalısınız? Yazılanlara, imzalananlara ve halihazırda yayınlananlara güvenmek gerekir. Bu metni okuduktan sonra böyle bir soru veya endişe ortaya çıkamaz. Bu projede hiçbir askeri güç veya bileşen yoktur ve bundan şüphe edilemez" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan, Azerbaycan ve ABD tarafından imzalanan ortak bildiri kapsamında oluşturulacak olan "Trump Rotası"nın güvenliğini kimin sağlayacağını açıkladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, egemenlik, yargı yetkisi ve toprak bütünlüğü çerçevesinde Ermenistan topraklarındaki güvenliğin Ermenistan tarafından sağlanacağını, Azerbaycan'ın ise kendi topraklarındaki güvenlikten sorumlu olacağını vurguladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"İşletme yönetim modelleriyle ilgili olarak şunları belirtmek istiyorum. Örneğin, Zvartnots Havalimanı'nın kendi güvenlik hizmeti var. Şirketlerin kendi güvenlik hizmetleri var, bankaların kendi güvenlik hizmetleri var. Güney Kafkasya Demiryolu'nun da kendi güvenlik hizmeti olacağından eminim. Ancak bu servislerin faaliyetleri hiçbir şekilde Ermenistan'ın kolluk kuvvetlerinin ve genel olarak devlet ve yerel yönetim kurumlarının yetkisini aşmaz ve aşamaz. Güvenlikten bahsettiğimizde neyi kastettiğimizi iyi anlamalıyız" diyen Paşinyan, &nbsp;"Yargı yetkisi, egemenlik ve toprak bütünlüğü, Ermenistan topraklarında yalnızca Ermenistan Cumhuriyeti yasalarının geçerli olduğu anlamına gelir ve bu çok önemli bir gerçektir" dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yatırımcıların ve yatırım şirketlerinin dahil olacağını ve bu şirketlerin bugün Ermenistan'da faaliyet gösteren binlerce şirkete benzer şekilde kendi güvenlik hizmetlerine sahip olabileceğini belirten Paşinyan &nbsp;"Ancak bu, hiçbir şekilde Ermeni polisinin, Ulusal Güvenlik Servisi'nin ve yargı sisteminin yetkilerini ve faaliyetlerini sınırlamaz." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ermenistan ve Azerbaycan'ın ablukayı kaldırma mekanizmalarına yaklaşımlarındaki farklılıklara değinen Paşinyan Ermenistan'ın iş yönetim modelleriyle ilgilenen yabancı yatırımcıları çekmeye çalıştığını belirtti. "Azerbaycan, belki de önemli mali kısıtlamalarla karşılaşmadığı için bu konuyla daha az ilgileniyor" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, Armenpress'in Bakü'nün Ermenistan'ın egemen toprağı olarak tanıdığı sınırları netleştirip netleştirmediği ve Azerbaycan'ın işgal altındaki Ermenistan topraklarından askerlerini ne zaman çekmeyi planladığına ilişkin sorusuna yanıt olarak, 8 Ağustos'ta Washington'da imzalanan Üçlü Deklarasyon'un 5. paragrafına atıfta bulundu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan "Birleşmiş Milletler Şartı ve 1991 Almatı Deklarasyonu ile uyumlu olarak, geçmişteki çatışmalarla bağlı olmayan parlak bir geleceğe doğru bir yol çizme ihtiyacını kabul ediyoruz. Uluslarımızın, uluslararası sınırların dokunulmazlığı ve büyük insani acılara yol açan çatışmadan sonra toprak ele geçirmek için güç kullanımının kabul edilemezliği temelinde nihayet iyi komşuluk ilişkileri kurmaya başlaması için koşullar yaratılmıştır. Gözden geçirilmeyen ve asla gözden geçirilmemesi gereken bu gerçek, iki ulusumuz arasındaki düşmanlık sayfasının kapanmasının önünü açmaktadır. Şimdi ve gelecekte herhangi bir intikam girişimini kararlılıkla reddediyor ve dışlıyoruz." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">1991 Almatı Bildirgesi, Sovyet Ermenistan topraklarının Ermenistan Cumhuriyeti topraklarıyla, Sovyet Azerbaycan topraklarının da Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarıyla özdeş olduğu anlamına geliyor. Başbakan'a göre, sorunun çözümü sınırlandırma sürecinin devam etmesi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Topraklar karşılıklı olarak iade edilmeli"</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan şöyle devam etti: "İkinci bir seçenek daha var - referandum, ancak bu süreci daha da zorlaştırıyor. Mantıksal olarak Ermenistan'a ait olan, ancak Azerbaycan'ın kontrolü altında olan topraklar var. Ve mantıksal olarak Azerbaycan'a ait olan, ancak Ermenistan'ın kontrolü altında olan topraklar var. Sınırlandırma süreci devam etmeli ve kontrolümüz altında olan ancak bize ait olmayan topraklar Azerbaycan'a, Azerbaycan'ın kontrol ettiği ancak kendisine ait olmayan topraklar da bize iade edilmelidir."</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Ya da yine eşdeğerlik ilkesine dayanarak, örneğin referandum yoluyla, belirli toprakların değişimi." seçeneğini dile getiren Paşinyan, durumun bu aşamaya gelmemesini umduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan Azerbaycan'ın aktif demiryolları, gaz boru hatları ve petrol boru hatları olduğunu, Ermenistan'ın ise böyle bir altyapıdan yoksun olduğunu hatırlattı ve şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Bir petrol boru hattını yönetme kabiliyetimiz yok çünkü olmadı. Amerika Birleşik Devletleri ve diğer potansiyel ortakların bu kabiliyeti var. Bir okul inşa ederken bile bazı sorunlarla karşılaşıyoruz, bir petrol boru hattı inşa ederken ve yönetirken ne gibi sorunlarla karşılaşacağımızı hayal edin. Gerçek zorluklar orada başlayacak ve yapılan taahhütler ve açılan güzergahlar hakkında suçlamalar başladığında ancak sözler yerine getirilmeyecek."</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, Ermenistan'ın başka yatırımcıları davet edebileceğini, ancak bu yatırımcıların aynı zamanda garantilere de ihtiyaç duyduğunu söyledi. Paşinyan "Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nin katılımı ve Başkan Trump ile olan ilişkisi yatırımcılara bir miktar güven veriyor. Bunun sonucunda Ermenistan'ın yatırım notlarının iyileşeceğine sizi temin ederim, zaten iyileşiyorlar." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anlaşmanın paraflanması</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, medya mensuplarının sorularını yanıtlarken, Washington'da barış anlaşmasının paraflanmasının Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki güven düzeyinin artmasına ve ikili gündemdeki daha fazla konunun görüşülmesine olanak sağlayacağını belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan "Bugünkü etkinlik, birçok konunun ikili formatta görüşülüp çözülmesi için bir fırsat sunmalı ve biz de bu doğrultuda çalışacağız. Gündemimiz, sınır belirlemeden barış anlaşmasının nihai imzalanmasına ve onaylanmasına kadar oldukça geniş. Washington toplantısı, ikili formatta çalışmayı bıraktığımız veya yerine başka bir formatın getirildiği anlamına gelmiyor. Aksine, bu ikili çalışmanın bir ifadesidir ve bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz." diye konuştu</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, barış anlaşmasının paraflanmasının, tarafların belgeyi kendileri için kabul edilebilir ve aslında artık değiştirilemez gördüklerinin resmi bir yazılı kaydı olduğunu da sözlerine ekledi ve "Şimdi bir sonraki aşamaya, anlaşmanın imzalanmasına geçmeliyiz." dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Başbakan, önümüzdeki dönemde sadece barış anlaşması konusunda değil, ikili gündemde yer alan diğer önemli konularda da yoğun istişare ve tartışmaların sürdürülmesinin planlandığını söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, Azerbaycan ile Beyaz Saray'da ortak bir bildiri imzaladıktan hemen sonra gazetecilere yaptığı açıklamada ise, ulaşım yollarının açılmasının Ermenistan'a dış dünyayla önemli demiryolu bağlantıları sağlayacağını söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, bu açılmanın Ermenistan'ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve yargı yetkisi çerçevesinde gerçekleşeceğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, varılan anlaşmaların 16 Temmuz'daki basın toplantısında özetlenen ilkelerle tamamen uyumlu olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">8 Ağustos'u &nbsp;hem "inanılmaz" hem de "tarihi" olarak nitelendiren Paşinyan, savaş alanında şehit düşenleri de anarak, "Ermenistan Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, mutluluğu, refahı ve devletliği için zemin hazırladılar" dedi..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Armenpress, &nbsp;Ermenistan Kamu Radyosu</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Aug 2025 12:35:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu Canlı Hem Bitki Hem Hayvan</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bu-canli-hem-bitki-hem-hayvan-967</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bu-canli-hem-bitki-hem-hayvan-967</guid>
                <description><![CDATA[Bu Canlı Hem Bitki Hem Hayvan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Metamorfoz, canlılar dünyasında birçok canlı üzerinde gözlemlediğimiz son derece mucizevi ve sıra dışı bir olaydır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mesela kelebekler, uzun süren bir koza döneminden sonra, tırtıl olarak girdikleri kozadan bir başka böcek türü olan kelebek halinde çıkarlar. Kelebeklerin bu değişimine sıklıkla şahit olduğumuzdan, bu son derece ilginç olayı olağan bir durummuş gibi algılarız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ancak; bilim adamlarının yakın zamanda keşfettikleri bir canlı; bizim hiç şahit olmadığımız bir şey yaparak bu alışkanlık mekanizmamızı yerle bir ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mesodinyum Bukalemun adı verilen tek hücreli bir organizma son derece ilginç bir özelliğe sahip…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Organizma, hem bir bitki hem de bir hayvan. Evet, yanlış okumadınız!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Mesodinyum Bukalemun, yüzlerce küçük tüycük (silya) ile kaplı tek hücreli bir hayvan türü yani kirpikli bir canlı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Bu canlılar, silya isimli tüycüklerini suyun içerisinde çok hızlı hareket edebilmek için adeta bir motor gibi kullanıyorlar. Çoğu, kendi için besin sentezlemek yerine başka organizmaları yiyerek besleniyor. Bu özellikleriyle hayvanlara benziyorlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Bazı türleri ise, daha farklı olarak kriptomonat ismi verilen algleri ve diğer mikroorganizmaları yutuyor. Yuttukları algler ile ortak çalışan bu türlerde, alg fotosentez için gereken şekeri üretiyor; Mesodinyumlar da algleri koruyor ve onları bir yerden başka bir yere taşıyan vasıta görevi görüyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mesodinyum Bukalemun ismi verilen tür ise algleri yutuyor fakat onlarla ne ortak yaşıyor ne de besleniyor. Bunun yerine; algleri kendisi için çalıştırıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hücreler bölünmeden önce bir kaç hafta boyunca sağlam kalıyorlar; bu süre içerisinde alg, organizma için fotosentez üretmeye devam ediyor. Organizma ise karşılığında alge herhangi bir şey vadetmiyor. Algi taşıdığı sürede, organizmanın rengi, taşıdığı algin rengine göre renk değiştirdiğinden, türe Bukalemun ismi verilmiş. Kırmızı alg taşıyorsa, kırmızı, yeşil alg taşıyorsa yeşil rengi alıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Algleri yutması ile bir hayvan özelliğini ve yuttuğu algleri fotosentez için çalıştırmasıyla da bir bitki özelliğini aynı anda gösteren bu canlıların yaşam şekline “Endosimbiyo” adı veriliyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">En şaşırtıcı yönü ise, organizmanın iki farklı türdeki canlıya ait özelliği göstermek için herhangi bir özel kimyasal işlem yapmaya, bir koza örmeye, ya da aradan zaman geçmesini beklemeye ihtiyacı olmaması…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Evrim teorisinin iddia ettiğine göre, bir canlının çıkarı olmadan bir başka canlıya yardım etmesi söz konusu değildir. Bu nedenle, keşfedilen bu endosimbiyo hayat, evrimciler açısından çok büyük bir sıkıntı meydana getiriyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İlkel olduğu iddia edilen tek hücreli bir canlının ise iki ayrı canlı türüne dair özellikler gösterecek kadar kompleks bir yapıya sahip olması da yine evrim teorisinin </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Hayat ilkelden komplekse doğru ilerlemektedir”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> yanılgısını yerle bir ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sadece tek bir hücreye sahip olan minicik bir organizmanın bile içerisinde, Allah’ın yaratma sanatının sayısız delillerini ve mucizelerini bize gösteren dev bir âlem vardır. Yüce Rabbimiz, bu dev âlemi sadece tek bir hücrenin içerisine sığdırmış ve o tek bir hücrenin içini bir tane değil, milyonlarca yaratılış delili ile donatmıştır. Tek bir hücrenin içindeki dünya, bugün bile tam anlamıyla keşfedilebilmiş değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İki yüzyıl boyunca bilim adamları canlıları inceliyor ve hücreyi araştırıyor. Fakat bu kadar çok sayıda kişinin bu kadar uzun zamandır çalışmasına karşılık, her gün yeni bir bilgi daha keşfediliyor ve bu dev âlem hakkında elde edebileceğimiz bilginin sayısız olduğu ortaya çıkıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu âlemin içinde keşfedilen her bir detayın eşi ve benzeri yoktur. Daha önce ne duyulmuş, ne de bir örneği görülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Temmuz</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Aug 2025 22:29:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Chobani Yoğurtları Ve Fenerbahçe</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/chobani-yogurtlari-ve-fenerbahce-966</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/chobani-yogurtlari-ve-fenerbahce-966</guid>
                <description><![CDATA[Chobani Yoğurtları Ve Fenerbahçe]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16pt">Normal şartlar altında Hamdi Ulukaya’nın yani Chobani Yoğurtlarının Fenerbahçe Stadına ismini vermesi olumlu bulunması gereken bir sponsorluktur.<br />
Olumlu olması gerektiğinin sebebi yanlış anlaşılmasın Sayın Hamdi Ulukaya’ nın Fenerbahçe’ye 120 milyon Euro vermesi değil... </span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Peki ne?<br />
<br />
Sayın Hamdi Ulukaya ve Chobani yoğurtlarının ismini ilk defa Amerika Birleşik Devletlerine sıklıkla gittiğim ve MÜSİAD’ ın ABD teşkilatlanma sorumlusu olduğu günlerde tanımıştım…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Hatta kendisini MÜSİAD USA ya bile üye yapmayı düşünmüştük ama kendisinin Erdoğan ve Ak Parti karşıtlığından da öte Siyasi Kürtçü ve Siyasi Mezhepçi olarak bilindiğini ve kendisinin bu teklifimizi kabul etmeyeceğinin kuvvetle muhtemel olduğu bize söylenmişti…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Biz de vazgeçmiştik …</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Hatta daha sonraları Türkiye Cumhuriyetinin Kürtleri ezdiği, asimile ettiği ve köylerini bombaladığı ile alakalı medyaya açıklamaları düşmüştü.<br />
Hoş bu söylemleri Sayın Erdoğan ve Ak Parti iktidarlarının gelişine kadar da olmayan şeyler değildi!!!<br />
<br />
Ee Fenerbahçe Spor Kulübü de Erdoğan karşıtı ve Ak Parti iktidarına muhalif olarak bilinen<br />
Atatürkçü hassasiyeti olan bir kulüp ya, iki muhalifin birleşmesi gayet normal diyenlerimiz olabilir... </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Ama kazın ayağı öyle değil işte! </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Evet iki tarafta Anti Erdoğancı zannedilse de arada ufak bir nüans var...<br />
<br />
Chobani yoğurtlarının sahibi Sayın Hamdi Ulukaya madem ki Türkiye Cumhuriyeti nin önceki dönemlerde de olsa Kürt Köylerini bombaladığını söylemesi onun Anti Kemalist olduğunun dolayısıyla da Atatürk’ün bilhassa Dersim politikasının tam karşısında mevzilendiğinin delilidir…<br />
<br />
Fenerbahçe Spor Kulübü, Suudi Arabistan da oynanacak olan Galatasaray -Fenerbahçe Süper Kupa finalinde ısınma yaparken göğüslerinde Atatürk resmi olan tişörtlere izin verilmediği gerekçesiyle başta Divan Kurulu eski başkanı Uğur Dündar olmak üzere ortalığı ayağa kaldırmışlardı…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">FIFA VE UEFA Kurallarına göre daha önceden bildirilmediği taktirde normal prosedürün dışına çıkıp farklı formalar veya tişörtler giyemeyeceklerini bildikleri halde!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Bunun kendi Atatürk sevgilerinin önünde bir engel olarak gördüklerini belirtip bütün dünyayı da ayağa kaldırarak Galatasaray’ ı da kendi yanlarına alet edip sözde Atatürkçülük şov yapmışlardı. </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Ne oldu peki şimdi?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Neredeyse iç çamaşırlarına bile Atatürk resmi yerleştirip karşı çıkanlar da Atatürk düşmanı olarak niteleyen bir kulüp Atatürk’ ün devri iktidarında başka tersi bulmak üzere Kürt köylerinin bombalandığını Kürtlerin red, inkar ve asimilasyona tabi tutulduğu açık açık dünyaya haykırmış olan sayın Hamdi Ulukaya’ nın sponsorluk teklifini nasıl kabul etmiştir?<br />
<br />
Yani Fenerbahçe’ nin ve Sayın Ali Koç’ un Atatürk sevgisi parayı görene kadar mıdır?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Yanlış anlaşılmasın ben Sayın Hamdi Ulukaya’ nın bu açıklamaları neden yaptığını eleştiriyor değilim…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Bu söylediklerinde gerçeklik payı da olmuş olabilir …</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Hatta Türkiye’ de ki Kürt sorununun ve terör eylemlerinin de bu politikaların neticesinde başladığını da düşünmekteyim... </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Fenerbahçe Kulübü ve sayın başkanı Ali Koç ile tribünleri sık sık “Mustafa Kemal’ in askerleriyiz” sloganları ya da İzmir marşı ile inleten şanlı Fenerbahçe taraftarı Atatürk’ ün devri iktidarına “Kürt katili ve Kürt köylerinin bombalayıcısı” eleştirilerini yapan sayın Hamdi Ulukaya ve Chobani yoğurtlarının sponsorluklarını içlerine sindirebilmekteler mi acaba?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Yoksa şarkıcı Tarkan gibi paranın ucunu gördüklerinde onlar da çok kolay Atatürk ve Kemalizm sevgisinden vaz mı geçmektedirler?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Malum şarkıcı Tarkan’ da Arap ülkelerine gidip yüklüce dolarlar alıp dans edip sahnede kıvırmaktaydı…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Halbuki Suudi Arabistan’ da Atatürk tişörtü giymedi diye Fenerbahçe’ nin maçı boykot etmesine şarkıcı Tarkan da destek vermişti... </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">“Ey Para sen nelere kadirsin ‼!” demekten başka bir şey gelmiyor aklıma …</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 Aug 2025 00:36:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD Pazarında Türk Ürünleri İçin B Planı</title>
                <category>Rıza Davutoğlu</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/abd-pazarinda-turk-urunleri-icin-b-plani-965</link>
                <author>riza@muzakerat.com (Rıza Davutoğlu)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/abd-pazarinda-turk-urunleri-icin-b-plani-965</guid>
                <description><![CDATA[ABD Pazarında Türk Ürünleri İçin B Planı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><strong>Yeni Vergiler, Yeni Stratejiler</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">İhracat dünyasında 38 yıllık tecrübesiyle tanınan dış ticaret stratejisti <strong>Rıza Davutoğlu</strong>, Türk gıda sektörünün ABD pazarındaki güncel sorunlarını ve fırsatlarını ele alan iki önemli içeriğe imza attı. Önce, kaleme aldığı <strong>“ABD’de Değişen Gümrük Tarifeleri Işığında Türk Gıda Ürünlerinin Geleceği”</strong> başlıklı makale yayımlandı; ardından Davutoğlu, makaledeki öngörüleri derinleştiren özel bir röportaj verdi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">Davutoğlu makalesinde, 2025’te ortalama ABD ithalat vergilerinin %2,5’ten <strong>%17,8’e</strong> çıkmasıyla oluşan “yeni maliyet denklemine” dikkat çekiyor. Yazı; ambalaj/etiket uyumundan navlun şokuna, kalite tutarlılığından premium-niş konumlandırmaya kadar kapsamlı çözüm önerileri sunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">Bunu takip eden röportajda ise Davutoğlu, <strong>Trump dönemindeki “Liberation Day” tarifeleri sonrası Türk ürünlerinin pazarda neden zorlandığını</strong> somut örneklerle açıklıyor ve ihracatçıların uygulayabileceği 10 maddelik stratejik yol haritasını detaylandırıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Rıza Davutoğlu:</strong> “Ürün satmak değil, güven inşa etmek. Ticaretin özü bence bu. Güven varsa sürdürülebilirlik olur, pazar genişler, marka oluşur.”</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Makale ve Röportajdan Öne Çıkan Başlıklar</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Tarife Çarpanı:</strong> Daha önceden 2 000 USD’ye ABD’ye inen bir konteynerin toplam maliyeti son yıllardaki navlun artışları ve yeni vergilerle <strong>5 000 USD’yi</strong> aşıyor.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Premium-Niş Çıkışı:</strong> Organik, glutensiz, fonksiyonel ve <strong>helal sertifikalı</strong> ürün segmentleri; yüksek fiyat esnekliği sayesinde tarife baskısını absorbe edebilir.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Depo/3PL Modeli:</strong> Houston gibi liman yoğunluğu düşük bölgelerde <strong>depolar</strong> kurmak, konteyner başına navlun ve bekleme giderini %10-15 azaltır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Menşe Mühendisliği:</strong> Ürünün hammaddesini kısmen GSP ülkelerinden tedarik ederek gümrük tarifesinde 5-8 puan avantaj sağlamak mümkün.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>&lt;800 USD De-Minimis:</strong> Amazon ve benzeri platformlarda mikro ihracatla vergi ödemeden <strong>B2C</strong> satış yaparak pazar testi ve marka bilinirliği sağlanabiliyor.</span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Rıza Davutoğlu Kimdir?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">Marmara Üniversitesi İşletme mezunu olan <strong>Rıza Davutoğlu</strong>, Toprak Holding, Eczacıbaşı ve Kervan Gıda gibi gruplarda üst düzey ihracat yöneticiliği yaptı; kendi markalarını geliştirdiği <strong>Birida Gıda</strong> ile 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi. Davutoğlu, ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelere 38 yıldır ihracat yapıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 23:58:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2025/08/riza-davutoglu-1754022474.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zalim Zulmünden Vazgeçer mi?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/zalim-zulmunden-vazgecer-mi-964</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/zalim-zulmunden-vazgecer-mi-964</guid>
                <description><![CDATA[Zalim Zulmünden Vazgeçer mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zalim genellikle kendi isteğiyle zulmü bırakmaz. İnsanlık tarihi gösteriyor ki:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zalim, karşısında güç bulmadıkça zulmüne devam eder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Güce alışan, başkalarını ezmekten menfaat sağlayan biri, durduk yere zulümden vazgeçmez. Bu nedenle adaletin tesisi çoğu zaman mücadeleyle olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kalbindeki merhamet harekete geçer ve vicdanı uyanırsa, bir zalim pişman olup doğru yola dönebilir. Kur’an’da da Hz. Musa’nın karşısındaki Firavun bile uyarılmıştır çünkü insan değişebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Toplum ve sistem karşı durursa, zulüm azalır. Eğer toplum sessiz kalırsa, zalim cesaretlenir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ancak şuurlu halklar zulmün önünü kesebilir. Zalim, çoğu zaman uyarı, mücadele, caydırıcılık veya ilahi adalet olmadan zulmünden kolayca vazgeçmez. Ama her insanın içinde bir dönüşme ihtimali de vardır. Bu yüzden hem mücadele etmek, hem de insanları doğruya çağırmak önemlidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bugün Gazze’de yıkımla, gözyaşıyla, kanla beslenen zalim İsrail insanların sessizliğinden, tepkisizliğinden ve duyarsızlığından daha da cesaret alarak yalnızca zulmü değil, insanlığı da hedef alıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#141823"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Akan her damla kandan, zulme uğrayan, hayatını yitiren her insandan kendimizi sorumlu hissetmiyor, zulme birlikte karşı durmak için hiçbir çaba içerisine girmiyorsak, bunun ağır vebaline de hazır olmalıyız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Vicdanlarımız diri olmalı! Nesli tükenen kimi hayvanlar için dünyayı ayağa kaldıran ama canlar soykırıma uğrarken sesi çıkmayan insanın vicdanı ölüdür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Komşum açken ben tok yatamam"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyorsa Müslüman, kardeşleri zulüm görürken de rahat uyuyamamalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dünyada imtihan oluyoruz, zorlu bir imtihandan geçiyoruz. </span><span style="color:#141823"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zalimler bitmeyecek, zulmünden vazgeçmeyecek. Çünkü bu hak ile batılın savaşı. İnsanlık tarihi boyunca yeryüzündeki mücadele hep bu iki kutup arasında gerçekleşti. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müslüman, zulme sessiz kalıp, zalimle birlikte yola almamalı. </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Kim bir kişinin zâlim olduğunu bilerek ona yardım etmek üzere zâlim ile birlikte yürürse, İslâm'dan dışarı çıkmış olur”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> buyuruyor Peygamberimiz. (İbn Kesir, Hadislerle K. K. Tefsiri, c. 5, s. 2089)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Çağın zalimlerine de destekçilerine de, susarak zalimlerle birlikte yol edinenlere de lânet olsun! </span><span style="color:#141823"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rabbim zalimleri ıslah etsin, etmeyecekse helâk etsin. Bizlere, dünyadaki son nefesimize kadar Hakk'ın yanında olmayı nasip etsin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah, coğrafyamızı ve ciğerlerimizi yakan savaş alevini de yangın alevini de söndürsün. Cennet vatanımızı cehenneme çeviren zalimlerin o ateşleri yaktıkları ellerini kurutsun. Dünyanın her yerinde korkunç yangınlar günlerdir devam ederken, sadece ülkemizde her felaketten et didiklemek için akbaba sürüsü gibi bekleyen organize kötüleri etkisiz kılsın. Allah bizleri her türlü felaketten esirgesin.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 21:42:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ezelden Ebede Kardeşiz</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ezelden-ebede-kardesiz-963</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ezelden-ebede-kardesiz-963</guid>
                <description><![CDATA[Ezelden Ebede Kardeşiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">47 yıllık terör belası sona erme sürecine girerken Türkiye bugünlerde uzun, acılı, sancılı, gözyaşlarıyla dolu bir sayfayı kapatıyor. Artık tarihte yeni bir sayfa açıldı. Ve büyük Türkiye'nin, güçlü Türkiye'nin, Türkiye Yüzyılı'nın kapıları ardına kadar aralanmaya başladı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bugün İslam dünyasında yaşanan kanın, acının ve gözyaşının dinmesi, sorunların çözülmesi için birlik olmak acildir. Toplantı ve konferanslarda birlik ve beraberlik mesajları verilmesi, bunun ütopya değil, beklenen bir oluşum olduğunun delili. Son dönemde bu birliğin liderinin Türkiye olması gerektiği konusunda çarpıcı açıklamalar geliyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Kur’an’ın, </span></span><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın” </span></span></strong><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">emri</span></span></strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"> gereği ittihad yani birlik olmak zorunludur. İslam dünyasında yıllardır yaşanan acı ve dökülen kan, bu parçalanmanın getirdiği sonuçlardan biridir. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu yeniden canlanmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Halklar birlik olursa ortak kararlar daha sağlam ve sürdürülebilir olur. Barış ve huzur ancak ittifakla ve son dönemde yaşanan olayları sosyal ve siyasi bir gelişme olarak değerlendirmeyerek, Allah'ın hayır ve hikmetle yarattığına inandığımızda gerçekleşebilir. Coğrafyamızda çok üzücü olaylar yaşanıyor olsa da zulüm, kargaşa ve çekilen acılar, umulur ki yaklaşan güzel dönemin doğum sancılarıdır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta yaptığı konuşmada ittifak etmenin önemini şu anlamlı sözlerle ifade etti: </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Atlarımızın şahlanışından coğrafyaya huzur yayıldı. Kılıç şakırtıları bu bölgeye barış getirdi. Kılıçlarımızı gerektiğinde kınından çıkarıp omuz omuza savaştık. Gerektiğinde hançerlerimizle bir dilim ekmeği üçe böldük. Gerektiğinde kılıçlarımızı, hançerlerimizi kınına koyduk. Kalemlerimizi çıkardık. Yeryüzüne, gökyüzüne birbirimizin yüreğine La İlahe İllallah Muhammedün Resulullah hattını hep beraber kazıdık. İttifak yaptığımızda atlarımızın, kılıçlarımızın, kalkanlarımızın, naralarımızın, tekbirlerimizin önünde hiç kimse duramadı.</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>İttifak yaptığımızda medeniyetimizle, sanatımızla, ilmimizle, refah seviyemizde hiç kimse yarışamadı. Türk, Kürt, Arap eğer bir aradaysa, birse, beraberse işte o zaman Türk vardır, Kürt vardır, Arap vardır. Ayrıştıklarında, bölündüklerinde, uzaklaştıklarında ise mağlubiyet, hezimet, hüzün vardır. Moğol orduları acımasızca İslam beldelerini yıktı. Çünkü Türk, Kürt, Arap ayrışmıştı. Haçlılar İslam beldelerine saldırdı. Çünkü Türk, Kürt, Arap birbirinden kopmuştu. Birinci Dünya Savaş'ını kaybettik, aramıza sınırlar çizildi, duvarlar örüldü. Kudüs'ü yitirdik çünkü tefrika vardı. Ne zaman ayrıldık, kaybettik, yenildik. Ne zaman ittifak yaptık, o zaman tarihe istikamet çizdik. Bugün Gazze'de, Filistin'de tarihin en acımasız, en vahşi, en barbar soykırımı icra ediliyor. Neden? Çünkü Türk, Kürt, Arap tarih boyunca olduğu gibi bir araya gelip ittifak kuramıyor."</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Malazgirt Zaferi, Kudüs'ün Fethi, İstanbul'un Fethi, Çanakkale savunması, İstiklal Savaşı, Türk, Kürt, Arap ve daha nice Müslüman halkın ortak savaşları, zaferleridir. Binbir Gece Masalları'nın Bağdat'ını Türk, Kürt ve Arap inşa etmiştir. Kudüs'ü, Selahaddin Eyyubi'nin komutasında Türk, Kürt, Arap fethetmiştir. Şam bizim ortak şehrimizdir. Diyarbakır bizim ortak şehrimizdir. Mardin, Musul, Kerkük, Süleymaniye, Erbil, Halep, Hatay, İstanbul, Ankara bizim ortak şehrimizdir."</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Türk, Kürt, Arap eğer beraberse Türk vardır, Kürt vardır, Arap vardır. </em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Türkler, Kürtler ve Arapların, ittifak yaptığında atlarının rüzgârı Çin denizinden Adriyatik'e serin esintiler yayar.” </span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Bugün Türk ile Kürt aralarında engel olmaksızın tekrar muhabbetle kucaklaşıyor. Bugün Malazgirt ruhu, Kudüs İttifakı, İstiklal Savaşı'nın nüvesi yeniden şekilleniyor. Bugün büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı söküyor. Şimdi oturup konuşacağız. Silahlarla, şiddetle değil, kavga için değil, muhabbet, kardeşlik için, aradaki terör engelini kaldırarak yüz yüze, gönül gönüle konuşacağız."</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu cümleler üzerine kimilerinin, kurulmuş, kurulan, kurulacak olan tüm birlikleri doğal karşıladığı halde muhtemelen ortak paydasında “İslam” da olduğu için tedirgin olmaları, altında bir başka –art-niyet aramaları çok acayiptir. Halbûki ortak değerler ve amaçlar etrafında birleşmek, toplumların kimliğini korumasına ve gelecek nesillere aktarmasına yardımcı olur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Cumhurbaşkanı Erdoğan, birlik mesajlarına gösterilen eleştirileri, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Ümmetin birliğini savunmak ne zamandan beri suç oldu’ </em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">ifadeleriyle cevapladı. </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Tabii bunlar ümmet bilinci nedir bilmezler. Bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize kenetlenmemizin neresi yanlış be gafiller. Milletin inancından ve değerlerinden bu kadar mı kopuksunuz. Ne yapacaksınız, batılı patronlarınızın kılıcını kuşanıp Türkler Kürtler Araplar arasında fitne mi yayacaksın, nefreti mi yayacaksın, kavgayı mı büyüteceksin. Allah bunlara akıl izan ve basiret versin. Bizi ümmetçilik yapmakla suçlayanlara şunu söylüyorum, ekranları başında biz izleyen milletime de sesleniyorum, biz Türk milletindeniz. Hz. Muhammed'in (sav) ümmetindeniz, biz sadece bugünden değil kalu beladan beri ümmetin sevdalısıyız.”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> şeklinde konuştu. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Strateji ve Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Bize ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü” diyenler, “Kâbe Arabın olsun, Çankaya bize yeter” diyenler, Araplarda da Osmanlı aleyhine sözler söyleyenler… Hepsi İngilizlerin içimize ektiği ayrık otlarıdır ve bizi birbirimize düşman ettiler”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ülkemizde kalpleri paramparça bir kitle var; içleri nefret dolu, kendi aralarındaki çarpışmaları çok şiddetli ama vatan, millet, ümmet hayrına bir mesele olduğunda bakın nasıl birlik oluyorlar. Deccalî bataklıklarında bizi boğmak için kafamıza bastırıyorlar. Biz ne yapıyoruz? Alttan birbirimize çelme takıyoruz. Allah, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Birlik olmazsanız gücünüz gider"</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> buyurmuyor mu?.. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Coğrafyamızda dış kaynaklı fitne ürünü bir literatür yığınıyla boğuşmak vakit kaybıdır. Yıllarımız gitti. Canlarımız gitti. Allah aşkına her fitneye balıklama atlamayalım artık, gücümüz gitmesin Ortak bağlarımız zayıflamasın. Kardeşliğimiz zarar görmesin. Sn. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"86 milyon biriz, beraberiz, ezelden ebediyete kadar kardeşiz"</em></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 21:52:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>15 Temmuz Gecesi Yaşadıklarım</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/15-temmuz-gecesi-yasadiklarim-962</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/15-temmuz-gecesi-yasadiklarim-962</guid>
                <description><![CDATA[15 Temmuz Gecesi Yaşadıklarım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Hava sıcak, evde her zamanki gibi mayışmışım...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kızım, <strong>“baba televizyona bir bakar mısın?”</strong> dedi...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Baktım, saat 21.00 gibi askerler Boğaziçi Köprüsünde, vatandaş ne oluyor, terörist bir tehlike var...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İstanbul’ un birkaç yerinden arkadaşlarımı aradım, ne oluyor...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">1980’den tecrübeliyiz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir kalkışma var ama ne boyutta...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Pek endişelenmedim, polis ve özel harekat bu küçük grubu hal eder, dedim.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama, arkadaşlar Hasdal ve Kartal’da da sıkıntılar var deyince, endişelendim!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Televizyonda, başbakanı dinledim...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ne yapacağız endişesi üniversitede nitekim evrenden çok çektik, çok türban eylemi yaptık...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Her şey başa mı saracaktı..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Reisin cep telefonundan çağrısı ile sokağa indim, RP’den beri reisin peşinde birkaç arkadaş yanımda, selalar okunuyor ana caddedeyiz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yavaş yavaş toparlanma var, artık cadde maç kazanma kalabalığında biz, Okmeydanı’ ndayız Kağıthane’ deki arkadaşlar biz Hasdal’a gidiyoruz, siz Sütlüce parti ile gidin dediler...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu arada münafık malum arkadaşlar yanımızdan geçerken, sırıtarak..ne yapacaksınız evinize gidin, diyor..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ben, istanbul üniversitesi beyazıt meydanı eylemlerinden bu tip olaylara alışığım yanımda da sağlam arkadaşlar var, yani hepsi Kasımpaşalı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Okçular, Pazariçinden vurduk Hasköy’e ama ben böngür böngür bağırıyom, en öndeyim, </span><strong style="font-size:16px">“</strong><strong style="font-size:16px">T</strong><strong style="font-size:16px">ekbir, </strong><strong style="font-size:16px">A</strong><strong style="font-size:16px">llahüekber” </strong><span style="font-size:16px">Herkes cam ve balkonlarda...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yanımdaki nedim arkadaşım Cumhurbaşkanı çağırıyor, daha ne duruyorsunuz ben, Kadıköy’ de Bakırköy’ de zafer çanları çalıyorlar Haliç sahilden Haliç köprü altına geldik telefondan il emniyet de denildi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sütlüce rampadan Haliç Köprüsüne çıktık, Boğaziçi tarafı Okmeydanı tepe E5 üzeri uzakta bir Zırhlı Personel Taşıyıcı var, trafik yok, sol Boğaziçi Köprüsü, sağ taraf haliç köprüye doğru gençler hareketlendi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Baktım birkaç tüfekli asker köprünün Ayvansaray ucundaki ZPT’ye doğru kaçıyor, bizim gençler Allah Allah nidaları ile peşlerinde on’dan fazla asker, peşinde bin genç ZPT’nin içindeler, kapak açık komutan bacada elindeki G3’e mermi sürüyor, delikanlı bizimkiler ZPT’ninde üstüne çıkınca kapak da kapandı...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Köprü üstünden baktım, Eyüp tarafından bizim molla güruh da tekbirler ile geliyor...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">ZPT Haliç Köprüsü trafiği kesmiş, Ayvansaray’ dan önde birkaç kırkayak dediğimiz hal kamyonu..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">ZPT’nin motoru çalışıyor üzerinde 50-100 genç, vitese takıp ZPT’yi sallıyorlar, çocuklar düşeceksiniz, dinleyen yok...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">“</span><strong style="font-size:16px">Ağabey, ben tankçı idim ekzosu tıkayalım...”</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Üstlerindeki tişörte patates mi taş mı sarıp ekzosu tıkadılar...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir polis sireni iki tane Reno resmi polis aracı, genç genç üniformalı polisler, akrepler ellerinde ama çocuklar tir tir titriyor, dedim, siz devletsiniz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sakin olun ve sakın havaya falan ateş etmeyin bir mermi sesinde, gençler Kasımpaşa ve Eyüp gençleri hepsinde makine vardır, kim kimi vurur, kim vurduya gideriz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tamam ağabey dedi..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Baktım, gencler ZPT’ nin 12,7 uçaksavarı sökmüşler aldım, <strong>“</strong><strong>T</strong><strong>ank da uçaksavarda bu milletin”</strong> dedim...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Polis, bağajı açtı ama uçaksavar çok uzun, nedim arka kapıyı açtırdı... Biraz dikine soktuk, genç polise kapıları kilitle bu devlet malı size emanet.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Zpt, baktık kaçacak artık, öndeki büyük kamyoncular, </span><strong style="font-size:16px">“a</strong><strong style="font-size:16px">ğabey</strong><strong style="font-size:16px"> biz bunu önden ve arkadan kıstırak”</strong><span style="font-size:16px"> kapadılar, kasaları ZPT’ ye yasladılar... Aslında 40 tonluk ZPT kamyonu parçalarda, tıkalı ekzosla tam gaz veremiyor, kıstırdık artık kaçamıyorlar..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Edirne istikameti trafik tıkalı, üç kamyonu alınca, baktım, tek şerit akacak gibi, vatandaş mağdur olmasın diye sol şeritten ufak ufak trafiğe de yol verdirdim...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Trafik biraz açılınca, birde 2-3 tane kartal zırhlı özel harekat polisler geldi...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hepsi keleşli ve yelekli, amire durumu genç polisle aktardık, hepsi ZPT’ nin içinde Özel Harekat Polisi, amir işinin ehli telsizdende devamlı konuşuyor resmilere, iş artık bizde dedi...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Keleşlere mermi sürülü ZPT’ nin üstündeler, gençleri ZPT’ den indirdik...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Amir, kapağa vurdu... </span><strong style="font-size:16px">“T.C. </strong><strong style="font-size:16px">Ö</strong><strong style="font-size:16px">zel </strong><strong style="font-size:16px">H</strong><strong style="font-size:16px">arekat </strong><strong style="font-size:16px">P</strong><strong style="font-size:16px">olisiyiz, teslim olun!”</strong><span style="font-size:16px"> ZPT’ nin kapağa özel harekatçıların keleşleri çevrili, ses yok...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çelik kapak da açılmıyor...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Birşeyler ile açmaya çalışılıyor ama nafile...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Trafikte tek şerit akıyor...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Baktım, bir şantiye kamyoneti geliyor ustalara,</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>-“sizde spiral </strong><strong>motoru</strong><strong> varmı?” </strong>dedim..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">- “Var ağabey...”</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>- “Eee, nasıl çalıştıracağız...” </strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>- “Sizde jeneratörde var mı.?”</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">- “Ağabey biz şantiyeden geliyok, jeneratörde var”</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>- “</strong><strong>A</strong><strong>mirim uğraşma anahtar, tornavida ile”</strong> dedim...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kamyoneti yanaştırdık ZPT’ nin yanına jeneratör çalıştı, ustalar başladılar spiralle kilitli kapağın çelik vidalarını kesmeye. Birkaç vida kesildikten sonra içerden kapağa vurdular...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">- “Teslim olacağız” gibi bir ses... Ustalar ZPT’den indi, araçları ileri aldılar...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Amir, çok tecrübeli... 15-20 keleşli polise, önce ZPT üstünde emniyeti aldırdı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kapağı açın ama keleşli polisler tetikte...</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>- “Teslim olacağız”,</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">- “Kaç kişisiniz?”</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>- “11 kişiyiz”</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kapak açıldı. Amir, “tüm şarjörleri verin” G3 tüfek ve tabancalar hepsi alındı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu arada beş bin genç kapak aralanınca ZPT’ ye yükleniyor... Amir, köprü yan yoluna kartal polis zırhlıları yaklaştırdı, gençler uzaklaşmıyor, “bize ve resmi polislere, gaz atacağız uzaklaşın” dedi...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">5-100 metre uzaklaştık ki maskeli Özel Harekatçılar gazı bizim gençlere attılar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bizimde gözler yanıyor, dumandan görüyorum, çıkanı hızla amir kendi zırhısına gönderiyor, hepsini kartal zırhlılara doldurdu, biz, öksürük ve göz yaşı, gençler, “amirim ne yaptın” Amir, dolan kartallara, “beklemeyin, gidin” diyor...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hepsini alıp, ZPT’ nin içini kontrol ettiler..Amirin telsiz susmuyor resmi polisleri ZPT’ nin üzerinde konuşlandırıp, “Devletin ZPT’ si sizde... Biz göreve gidiyoruz” dedi... Özel harekatçılar kalmadı..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Köprüde bekliyoruz, saat 3-4 gibi oldu... Boğaz tarafından çok güçlü uçak ve bomba sesleri geliyor... Biz, köprüyü bombalıyor şerefsizler sandık, sonra öğrendik jet ses hızını geçip alçalıp, bomba gibi ses çıkarmış...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Karanlıkta seçemiyoruz, boğazdan Haliç boyu üzerimizde de uçak uçuyor. Evden hanım arıyor... “Bekir, taksim tarafından bombalama yapıyorlar, çocuklar çok korkuyor, lütfen artık gel”</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Uçak, bir boğaz bir haliç sesi patlatıyor...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Saat 4 gibi, baktık Haliç köprüsü emniyette, yapacak bir şey de yok. Boğaziçi bombalandı mı belirsiz ama uçak alçaldıkça Haliç Köprüsü de bombalanacak endişesindeyiz..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Resmi ZPT’ nin yanında nöbet bekleyen polisler ile helalleştik. Haliç köprü ortalarındayız, Okmeydanı’ na dönüyoruz ama, bizimle gelen tüm gençlere baktık, tamamız...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ne yapalım? Düz gitsek Boğaziçi köprüsü ama, yorulduk artık oraya kadar yürüyecek hacet de kalmadı...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İstanbul’un başka bölgelerindeki arkadaşlarımızı aradık, istişare edip, gün ağarır iken artık eve döndük..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Eve gelince tv de, köprünün teslimini görünce iyice rahatladık ama sonrasında, Ankara Külliye önü bombalandı...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Reisi merak ediyoruz, Yeşilköy’ e inmişti, Bahçelievler’ de imiş... Saat 8 gibi etrafında kalabalık, tv de konuştu...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Öğlen gibi 1.Ordu Komutanı da konuşunca, elhamdülillah, bu gazamızda bitti dedik..</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 13:26:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aldanma Günü</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/aldanma-gunu-961</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/aldanma-gunu-961</guid>
                <description><![CDATA[Aldanma Günü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-right:10px"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Tüm kâinatın, içindeki canlılarla birlikte yok olacağı gün; o gün Kıyamet Günü. Kur'an'ın kimi ayetlerinde kavuşma, kiminde mü'mini kâfirden, haklıyı haksızdan ayırma günü, kimi ayetlerde de hasret günü olarak geçen o büyük gün. </span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Teğabun Suresi o günün kimileri için ise bir aldanma günü olduğunu şöyle haber veriyor:</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Sizi toplanma günü için bir arada toplayacağı gün; işte bu aldanma (teğabun) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örter ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur.</strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da içinde sürekli kalıcılar olmak üzere, ateşin halkıdırlar. Ne kötü bir dönüş yeridir O.</strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Teğâbun kelimesi, "karşılıklı aldanma" anlamına geliyor. Ancak kıyamet bağlamında bu, "gerçekte kimin kazançlı, kimin zararda olduğunu ortaya çıkaran gün" demektir.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsanın yaratılma amacı Allah'a kulluk ve ibadet etmektir. Yalnızca bu sorumlulukların bilincinde yaşayan insan ölüm sonrası ahiret hayatı için güzel bir beklenti içinde olabilir. Ancak insanların çoğu ahireti düşünmeden yaşıyor. Bu yanılgı sonucu ahiret beklentisi olmayan insan için tek bir ihtimal geriye kalıyor. Ölümle birlikte toprak olmak, sonsuza kadar yok olmak. Bu düşünce ise dehşet vericidir. </span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu korkudan uzak olmak için pek çok insan ölümü konuşmuyor, tartışmıyor, hatırlamak istemiyor. İnsan hayatının tek kesin gerçeği iken ölüm, adeta yokmuş gibi düşünülüyor. Toplumun büyük kesimi ölüm düşüncesinden kaçıp, devekuşu gibi başını kuma gömerek, topluluk psikolojisi içinde gerçeklerden kaçarak rahat etmeye çalışıyor. Ne büyük aldanış!..</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnansın ya da inanmasın bütün insanlar, kıyametle yüzleştikleri saat, kendilerini bekleyen "yeniden dirilişi" kavrayacak. O günü umut etmeyenler, bu apaçık gerçeği artık reddedemeyecek ve Rablerinin buyruğuna "isteseler de istemeseler de" boyun eğecekler. </span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dünyada aldananlar, dünya hayatını ebedî sananlar, hakikati inkâr edenler o gün gerçeği görecek ve aldatıldıklarını fark edeceklerdir.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Aynı zamanda, dünyada zorluk çeken ama iman üzere yaşayanlar da o gün gerçek kazancı elde ettiklerini anlayacaklardır.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI Symbol,sans-serif">O</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> gün, dünya hayatına aldananların pişmanlığı ortaya çıkar. Ahireti unutanların kaybı netleşir. İman edenlerle inkâr edenler arasındaki fark açıkça görülür.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, dünyayı, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Dünya hayatı bir aldanıştan ibarettir"</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Hadid Suresi, 20) ayetiyle "aldatıcı bir meta" olarak tanımlar. Bu nedenle, "aldanma günü", bu aldanışın maskesinin düştüğü gündür.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Görüş gücünün keskinleştiği ve hakikatin tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildiği o gün, dilerim bizler için aldanma değil, hasret günü olsun. Gerçek Sevgiliye kavuşma günü olsun...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 09:32:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’ye Yasak Olan AK Parti Ye Neden Serbest?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/chpye-yasak-olan-ak-parti-ye-neden-serbest-960</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/chpye-yasak-olan-ak-parti-ye-neden-serbest-960</guid>
                <description><![CDATA[CHP’ye Yasak Olan AK Parti Ye Neden Serbest?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Bu soruyu sormak herkesin hakkıdır ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Neden CHP-DEM Partile ittifak yaparsa suç ya da terörle iltisak oluyor da aynı işi yani ittifakı hem de bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından duyurulduğu halde bu suç ya da terörle iş birliği olmuyor ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tamam hiç lafı uzatmayacağım.<br />
Kimseyi yalandan yere eşek yerine koymayacağım.<br />
Aptala da yatmayacağım…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">En sonunda söyleyeceğimi de en başından yazıyorum buraya …<br />
Acaba DEM Parti ( bırakın iltisakı ) <strong>Terör örgütünün fesh edilmesi</strong> yani terör örgütünün yok edilmesi için çaba sarf etmiş hatta baş rol oynamış olabilir mi?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">DEM Parti Teröre destek veren konumdan teröre son veren bir konuma çıkmasının bir rolü olmuş mudur?<br />
Aptal ya da eşek olmayan herkes bunun cevabını biliyor…<br />
<br />
Pekala aptal ya da eşek olmadıkları halde bu suali yöneltenlerin amacı nedir ?<br />
<br />
Çünkü bunu koca koca bazı siyasetçi ya da siyaset yorumcuları sormaktadır !</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Cevabını bildikleri halde neden bu sualde ısrar ediyorlar ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Neden CHP ye suç olan A</strong><strong>K</strong><strong> Parti ya da Milliyetçi Hareket Partisine serbest diye soruyorlar ?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok açık …</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Cumhuriyet Halk Partisi yetkilileri Dem Parti ile ittifak yaptıklarında; yani CHP’nin şu an da Silivri de tutuklu bulunan suç örgütü lideri şahıs tarafından <strong>Kent Uzlaşısı</strong> adı altında terör örgütü ve temsilcileri ile görüşürken <strong>“</strong><strong>PKK</strong><strong> silah bıraksın ya da siz pkk ya silah bırakın çağrısı yapın”</strong> diye bir şart sunmamaktaydılar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hatta bırakın böyle bir çağrı da bulunmayı, Sezgin Tanrıkulu gibi milletvekilleri ile PKK’nın İHA ve SİHA’larla etkisiz hale getirilmelerini bile eleştirip adeta terör örgütüne destek vermekteydiler…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yani AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi devletin yanında ama PKK’nın karşısında vaziyet alırken Cumhuriyet Halk Partisi ise açık açık terör örgütü ve onun siyasi uzantısıyla devlete karşı işbirliği yapıyordu!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Daha dün gibi hepimiz hatırlayacağız ki Kandil de ki terör örgütü liderleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve altılı masanın cumhurbaşkanı adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu’ na açıkça destek verirken hiçbir CHP’li yönetici <strong>“</strong><strong>O</strong><strong>lur mu kardeşim sizden gelecek destek olmaz olsun siz Mehmetçik’e kurşun sıkıyorsunuz, </strong><strong>s</strong><strong>iz silah bırakmadan sizden ne destek alırız ne görüşürüz”</strong> diyememişlerdi…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Pekala vicdan sahibi akıl bali olan herkese soruyorum ; şu anda PKK’nın veya dem partinin böyle bir durumu var mı?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Eğer yoksa bu soruyu hangi aptal sorabilir ve diyebilir ki ne değişti de dem parti ile siz ittifak yapıyorsunuz?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yani bir şey değişmemiş mi?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sizin işbirliği yapmış olduğunuz şekliyle Cumhur İttifakıı’nın iş birliği yapma şekli hiçbir birbirine benziyor mu?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kaldı ki şu anda dem Parti ile Cumhur İttifakı bir seçim işbirliği yapmıyorlar !</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sadece terör örgütüne silah bırakmakla alakalı bir süreç yürütülüyor…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bunun için bir iş birliği var…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bugüne kadar ne AK Parti ne MHP hiçbir seçimde PKK terör örgütünün siyasi uzantısı olan bir parti ile işbirliği yapmamıştır…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çünkü o partiler terör ve kendi aralarında mesafe koymuyorlardı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama şu an sen kendi adıma söylüyorum; bir Cumhur İttifakı seçmeni ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan’a rey veren bir seçmen olarak bundan sonra terör örgütü ile arasına mesafe koymaktan da öte terör örgütünün kendisini fes etmesinde başat rol oynamış olan DEM Parti ile Velevki seçim İttifakı dahi yapılsa ben hiçbir mahsur görmüyorum…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bilmem anlatabildim mi?</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Jul 2025 21:35:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Acırsanız Acınacak Hale Düşersiniz!</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/acirsaniz-acinacak-hale-dusersiniz-959</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/acirsaniz-acinacak-hale-dusersiniz-959</guid>
                <description><![CDATA[Acırsanız Acınacak Hale Düşersiniz!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Önceki gün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel i dinleyince kulaklarıma inanamamıştım…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tekrar tekrar dinleyince gerçek olduğunu gördüm ve şaşkınlığım daha da arttı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hani derler ya “yürek yemiş öyle konuşuyor”diye...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Belediyelerde gırtlaklarına kadar pisliğin, rüşvetin, irtikap ve yolsuzluğun içine gömülmeleri ve yine aralarında ki iç savaş sebebi ile yine bizzat CHP’liler tarafından yargıya ihbar edilen, gammazlanan CHP’li belediyeleri öz eleştiri yapıp partiden atacağına adeta diyet borcunu ödeyen konuşmalarına ilaveten bir de daha iki sene evvel büyük Türk milletinin tertemiz oyları ile</span></p>

<p><span style="font-size:16px">( Yüzde 52,18 ) Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı darbe ile tehdit etti.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Pervasızlığın, edepspzliğin bu kadarına da pes!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">En acı olanı da şu; </span><strong style="font-size:16px">“Bizim belediyelerimiz çalmadı rüşvet yemedi yolsuzluk yapmadı”&nbsp;</strong><span style="font-size:16px">diyemiyor!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">“</span><strong style="font-size:16px">Sandığı getir” diyor …</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Yahu sandık senin keyfin için iki senede bir milletin önüne konulan bir oyuncak mı?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">O sandık 23 senedir devamlı geliyor zaten hatta 1950 den beri 75 senedir geliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bugüne kadar gelenlerden ne fayda gördün ki bugün yolsuzluklarını sözde bir erken seçimle gizlemeye çalışıyorsun Özgür Özel ?</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Ama bu kez haddini çok aştı ve Mısır’ da ki Tahrir Meydanını örnek göstererek</strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>resmen “Darbe” imasında bulundu! </strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ben, Özgür Özel’ e </span><strong style="font-size:16px">“</strong><strong style="font-size:16px">H</strong><strong style="font-size:16px">adi gücün varsa davet et bakalım, bu ülkede seni dinleyecek bir tane adam var mı Türk silahlı </strong><strong style="font-size:16px">K</strong><strong style="font-size:16px">uvvetleri içerisinde”</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Ya da; </span><strong style="font-size:16px">“</strong><strong style="font-size:16px">S</strong><strong style="font-size:16px">okakla bu işi becerebiliyor musun?”</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Ben buradan iktidarımıza ve Sayın cumhurbaşkanımıza seslenmek istiyorum;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">“<strong>A</strong><strong>cırsanız acınacak hâle düşersiniz!” </strong>Gereğini yapınız Sayın Cumhurbaşkanım...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Paşaların kavgasını unutmayalım!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mustafa Kemal Paşa rakiplerini sandıkta yenmedi…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tüm rakiplerini ezmese onlar onu ezecekti...</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Kazım Karabekir Paşa’ yı Ankara’ da ters kelepçe yaptı, Kılıç Alilerin yargısı…</strong></p>

<p><strong style="font-size:16px">İtiraz eden İsmet Paşada az kalsın tutuklanacaktı!</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Kaldı ki burada Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Başgil veya Refet Bele gibi İstiklal Savaşı Gazisi emekçi paşa da yok karşınızda!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İktidarı darbe ile Mısır-Tahrir meydanları ile tehdit eden;</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Tüm belediyeleri gırtlağına kadar pisliğe batmış hainleri siz de aynı şekilde bertaraf etmezseniz yarın onlar sizi darbe ile bertaraf ederler!</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aklın yolu bir…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tutacaksın kulağından tıkacaksın Ekrem’in yanına Silivri’de bir kaç ileri gelenini…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Suç ortada zaten…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Her şey hukuka uygun…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bunları yaparsanız tarih sizi kahraman diye yazar…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yoksa Abdülhamid , Menderes veya Erbakan gibi arkanızdan ağıt yakarlar.</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Sayın Cumhurbaşkanım acımayınız bu alçaklara y</strong><span style="font-size:16px"><strong>oksa acınacak hale sizi düşürmek isteyecekler!</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 23:48:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anne Sütündeki Mucizeler</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/anne-sutundeki-mucizeler-958</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/anne-sutundeki-mucizeler-958</guid>
                <description><![CDATA[Anne Sütündeki Mucizeler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anne sütü, bebeğin beslenme ihtiyacını eksiksiz olarak karşılayan ve bebeği muhtemel enfeksiyonlara karşı koruyan benzersiz karışımdır. İçerisindeki besin maddelerinin oranı en ideal ölçülerde ve bebeğin vücut sistemleri için en uygun formdadır. Allah'ın, henüz doğmadan bebek için hazırladığı bu mucize besin, bebeğin beyin hücrelerinin ve sinir sisteminin gelişiminde önemli rol oynar. En son teknoloji ile hazırlanan gıdaların hiçbiri, araştırmalar sonucu sürekli yeni bir faydası ortaya çıkan anne sütünün yerini tutamaz. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anne sütünün özellikleri ve besin değerleri, bebeğin her dönemine göre farklılık gösterir. Anne sütü, bebek yeni doğduğunda bağışıklığını güçlendirecek ve sindirim sistemini geliştirecek içeriktedir. 3-4 gün sonra daha sulu ve tatlıdır. İçindeki şeker, protein ve mineraller de bebeğin gereksinimine uygundur. Sonraları ise daha yoğun bir forma dönüşür. Sulu form bebeğin susuzluğunu, koyu form da açlığını gidermeye yöneliktir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Erken doğan bebekleri bekleyen süt ise mucizevi bir şekilde daha fazla yağ, protein, sodyum, klorür ve demir içerir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her bebeğin sütü kendisine özeldir. Bebeğin hastalıklarına özel tedaviler ve ilaç içeren özel besinin üretim merkezi anne vücududur. Muhteşem bir sistemle anne bebeğine sarıldıkça, annenin vücudu bebeği için gerekli antikorları ve bağışıklık hücrelerini üretir. Allah, anne ve bebek arasında çok özel bir bağ yaratmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anne sütü % 90'ı su olan, sindirimi kolay, çocuğun gelişimi için en zengin gıda içeriğine sahip, en hijyenik, en uygun ısıda olan besindir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anne sütü birçok enzim, vitamin, nükleotid ve antikor içerir. Yakın zamanlarda ise sütte yeni bir protein bulundu. Alfa-laktalbumin adı verilen bu protein, annenin doğuma yakın zamanlarında ve süt verme döneminde üretiliyor. Bebeğin rahat uyumasını sağlıyor ve bebeği stresten koruyor. Bebeğin midesine girdiğinde, kan basıncını düşüren ve beyni etkileyen ölümcül hastalıkları önleyen özel bir yardımcı protein olan oleik asit ile birleşiyor. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İşte alfa-laktalbumin ve oleik asitin birleşmesi ile bir mucize gerçekleşiyor; tümör hücrelerine karşı ölümcül bir protein olan “Hamlet” adlı protein üretiliyor. Mekanizması tam olarak çözülememiş olsa da, bebeğin midesinde oluşan bu kompleks proteinin, 40 farklı tipte kanser hücresini öldürdüğü biliniyor. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Söz konusu protein hücre duvarına saldırarak, içeri giriyor ve tümör hücrelerini birleştiriyor. Yarım saat içinde ise onların şeklini değiştirmeye başlıyor ve 6 saat içinde de hücreleri öldürüyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kökeni anne sütü olan Hamlet proteinini kısaca özetlersek; bu protein normal hücrelere zarar vermiyor, sadece kanser hücrelerini öldürüyor. Halâ araştırma aşamasında, deneysel – klinik çalışmaları devam ediyor. Seçici olarak sadece tümörleri hedef alması ve yan etkilerinin az olması nedeniyle gelecekte kanser tedavisinde yeni nesil ilaçlar arasında yer alabilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu proteinin en hayret verici özelliği, sağlıklı hücreleri tanıyabilmesi. Bilim adamları buna cevap bulamamışlarsa da aslında cevap açık; akla ve şuura sahip olmayan bu hücreler, Allah’ın ilhamı ile hareket ediyorlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hamlet'i oluşturan alfa laktalbumin ve oleik asit tek başlarına tümörü yok edemiyorlar. Mutlaka bebeğin midesinde bir bileşik haline gelmeleri gerekiyor. Allah, proteini, oleik asidi ve bebeğin midesindeki enzimleri aynı anda yaratıyor ve tüm bu molekülleri mucizevi bir şekilde gerekli yerlere yerleştiriyor. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anne, ne korunmaya ve beslenmeye muhtaç bebeği için en ideal gıda olan anne sütünü vücudunda üretebilir ne de içeriğindeki besinleri kendisi düzenleyebilir. Tümü Allah'ın yaratmasıdır. O, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>"Ol"</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> der ve olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anne sütünü en değerli besin olarak yaratan Allah Rezzak'tır; her canlının ihtiyacını bilen ve insanların faydasına olmak üzere nimetlerini verendir. Anne sütünün içindeki önemli proteinleri ve Hamlet'i en güçlü ilaçlar olarak yaratarak sonsuz ilmini sergileyen Allah Şafi'dir; şifa verendir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Temmuz</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 23:26:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden Bu Kadar Gürültü Oldu?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/neden-bu-kadar-gurultu-oldu-957</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/neden-bu-kadar-gurultu-oldu-957</guid>
                <description><![CDATA[Neden Bu Kadar Gürültü Oldu?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14pt">Gazeteci Fatih Altaylı’nın tutuklanması neden bu kadar ses getirdi söyleyeyim:</span></p>

<p><span style="font-size:14pt">Bir defa yargı sopası çok uzun yıllar boyunca ya Kürdün kafasına inerdi ya da Müslümanın!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“<span style="font-size:14pt"><strong>Bölücü-irticacı” </strong>denilerek çok kolay ve haksız tutuklamalar olurdu... </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">Hâlen de oluyor eskiye nazaran iyileşme olmakla birlikte... </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">İlk defa Kürt, dindar ve solcu olmayan <strong>“Beyaz Türkler” </strong>diye bilinen Yahudi dönmeleri ile Masonların ve Fetullahçı alçakların yekpare destekledikleri ve ana akımda 30 yıldır İslam’ a ve kutsal değerlerine söven bir kendini bilmez tutuklandı!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">Her kesimden tüm kalemler, siyasiler ve localar çok bastırdı bu gazeteci Fatih Altaylı’nın kurtarılması için hatta kanlı bıçaklı olduğu CHP’nin hamburgerci eski genel başkanı bile mesaj attı ama nafile.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">Çünkü son Bağımsız Türk Devleti artık bir kısım jakobenistlerin, masonların değil milletinin emrinde bir hukuk sistemine sahipti…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt"><strong>Ne zamandan beri ?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:14pt">2014 HSYK seçimlerinde başlayan yargının içinde ki bağırsakları temizleme süreci 15 Temmuz ile birlikte sürat kazanmış ve eksiği gediği olsa da tamamen milli yerli bir hüviyete kavuşmuştu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">Ülkemizde sistemin kalbi olan MGK’da ki milli güvenlik strateji belgesinde; birinci tehdit artık dindar ve mütedeyyin kesimler değil, kökü dışarıda gayri milli ve gayri yerli yapılar olduğu defalarca belirtilmiştir!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">İşte bu yapıların desteklediği vatan hainleri de tıpkı Kavala örneğinde olduğu gibi devletimizin projektörleri altındadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">Yaptıkları tüm tehdit ve hakaretler anında cezalandırılmaktadır…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">Gazeteci Fatih Altaylı’nın da başına gelen de budur !</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:14pt">Şayet siz bu ülkenin devlet başkanını ölümle tehdit ederseniz tutuklanmayı da beklemeniz gerekir..</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 23:16:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şimdi Hesap Zamanı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/simdi-hesap-zamani-956</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/simdi-hesap-zamani-956</guid>
                <description><![CDATA[Şimdi Hesap Zamanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar. Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar. Her bir nefse yaptığının tam karşılığı verildi. O, onların işlediklerini daha iyi bilendir. (Zümer Suresi, 68-70)</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dünya üzerinde yaşamış tüm insanlar, hesap günü diriltilirler. Ancak inkârcılar, küfür içinde yaşayanlar için o an oldukça zorlu bir zamandır. Diriliş anında, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman’ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş." </strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Yasin Suresi, 52) diyerek şaşkınlıklarını dile getirirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ardından gözleri yuvalarından fırlar ve </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zalim kimselerdik"</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Enbiya Suresi, 97) derler korku içinde. Ağızlarından çıkan </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Eyvah"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> sözü büyük pişmanlığın ifadesidir. Dünya hayatında kendilerini uyaran insanların doğru söylediklerini, ölümle birlikte yok olmadıklarını, yeniden dirilişin gerçek olduğunu, uyarıldıkları her şeyin başlarına geleceğini kavrarlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dünya hayatında Allah'ın rızasını kazanmayı ve O'nun azabından sakınmayı hiç düşünmemişlerdir. Allah'ın gücünün ve varlığının delilleri apaçıkken onlar yüz çevirmişlerdir. Dahası Allah, eşsiz merhametiyle onlara zaman zaman hatırlatmalarda da bulunmuş, hoşnutluğunu kazanmanın yollarını da göstermişken... Kaçırdıkları fırsatları düşündükçe pişmanlık duyguları daha da şiddetlenir. Ellerini ısırarak şöyle derler: </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım, vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim. Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu." Şeytan da insanı yapayalnız ve yardımsız bırakandır.</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Furkan Suresi, 27-29)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dünya hayatında çok değerli gördükleri çocuklarından, eşlerinden ve anne babalarından kaçarlar.</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong> </strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ne akrabalık ne de dostluk bağları kalmıştır. Yaşadıkları korku öyle şiddetlidir ki, Allah'ın azabından kurtulabilmelerine karşılık çocuklarını, eşlerini ve kardeşlerini fidye olarak vermeyi bile isterler. Ancak hayır; hiçbiri kabul edilmez. Bugün tüm bu çabalar sonuçsuzdur. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Onların korku ve dehşet içinde yaşadıkları o an, müminlerin coşkuyla bekledikleri andır. Yüzleri, inkârcıların "toz bürümüş, karartı sarıp kaplamış" yüzlerinin aksine apaydınlıktır ve onlar sevinç içindedirler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">O gün sahip olunan en değerli şey, Allah rızası amacıyla yaptıkları salih amellerdir. Dünyada yığıp biriktirenler, servetlerini Allah yolunda harcamayanlar, bugün yoksuldurlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ahiretten yana kuşkuda olduklarından, dünyada nefislerinin bencil tutkularını gözetmiş, mal yığıp biriktirmiş ancak şimdi hazırlıksız yakalanmışlardır. Bugün ise </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"mü'mini kâfirden, haklıyı haksızdan ayırma"</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> günüdür. (Saffat Suresi, 21)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'ın kendilerine bir kavuşma zamanı tespit etmediğini zannedenler, Rablerine sıra sıra sunulurlar. Önlerine kitap konulur. Tüm suçlu-günahkârlar dehşet ve korkuya kapılırlar. </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp her şeyi sayıp-döküyor?"</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Kehf Suresi, 49) derler. Vicdanlarını susturarak yaptıkları nankörlükler ve kötülükler ortaya dökülür. Yapıp ettiklerine kendileri de şahit olurlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Küfrün, ölüm melekleri tarafından yüzlerine ve sırtlarına vurularak canlarının alınmasıyla başlayan "beli büken işler" zincirleme devam eder. Onları şimdi bir yıkım daha beklemektedir. Kitapların verildiği an... Müminler kitaplarını sağ taraftan alırken, kitapları sol taraftan verilen suçlu günahkârlar o anda toprak olmayı dilerler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Nebe Suresi'nde, pişmanlık içinde, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Bana keşke kitabım verilmeseydi", "Hesabımı hiç bilmeseydim", "Keşke ölüm her şeyi kesip bitirseydi", "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim"</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> dedikleri bildirilir. Dünyadayken yakınlarının arasında sevinç içinde olan, Rablerine dönmeyeceklerini zanneden bu kişiler, en şiddetli pişmanlığı yaşar, yok olmayı çağırırlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şimdi hesap anıdır. Tüm insanlar dünyada yapıp ettiklerinden sorgulanacaklar ve haklarında hüküm verilecektir. Müminler kolay bir hesaba çekilirler ancak onların hesabı son derece zorlu olur. Allah'ın, Kur'an'la bildirdiği emirlere uyup uymadıklarıyla, erteledikleriyle, göz ardı ettikleriyle, nankörlükleriyle kısacası gaflet içinde tükettikleri hayatları ile ilgili olarak sorgulanırlar. Dünya hayatında Allah'tan uzak hayat sürmelerine mazeret olarak söyledikleri samimiyetsiz sözleri burada söyleyemezler. Çünkü özür beyan etmelerine izin verilmez; o gün sesler kısılmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminlerin yaşadıkları neşe ve mutluluğu gördükçe, küfür daha da büyük bir pişmanlık duyar. Çünkü dünyadayken müminlerle alay etmiş, onları "düşük akıllı" olarak nitelendirmiş ve onların çağrılarından yüz çevirmişlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Artık, Kur'an'ın ifadesiyle "duyarlı teraziler" ortaya konur. Allah'ın sonsuz adaleti tecelli eder; hiç kimse hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa teraziye getirilir. İnsanlar kitaplarındaki amellerine göre sonsuz cennete ya da sonsuz cehenneme girerler. Müminler için sonsuz kurtuluş ve mutluluk yurdu cennetin kapıları açılır. Melekler onları "selam"la karşılarlar. Nankörler ise kazandıkları dolayısıyla müstahak oldukları yeri dehşet içinde anlar, korkuyla titrerler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>İşte, kimin tartıları ağır basarsa, artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir. Kimin tartıları hafif kalırsa, artık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum). Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir? O, kızgın bir ateştir. (Kaari'a Suresi, 6 –11) </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Duam: Allah bizleri azabından beri tutsun, ayaklarımızı kaydırmasın… Ve gök kubbenin sahibi Rabbimiz, ahiretten önce zalim Siyonist katillerin demir kubbelerinin başlarına yıksın. Bombalarla parçaladıkları, yaktıkları, anne babasız bıraktıkları masum çocukların intikamını alsın. Ahiret azabının benzerini dünyada da yaşatsın. Bizleri de şahit kılsın!</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Jun 2025 23:08:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmanlı\&#039;nın İzlandalı Köleleri</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/osmanlinin-izlandali-koleleri-955</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/osmanlinin-izlandali-koleleri-955</guid>
                <description><![CDATA[Osmanlı\'nın İzlandalı Köleleri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">16 temmuz, Türkiye’de birkaç kişinin ancak bildiği İzlanda’nın Osmanlı denizcileri tarafından yağmalanma hadisesinin tarihi..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İskandinav dilinde “Tyrkjaránið” olarak bilinen hadisenin İngilizce karşılığı <strong>“Turkish raids”</strong>, Türkçesi ise <strong>“Türk İstilası”</strong>...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Osmanlı kaynaklarında <strong>“İzlanda Seferi”</strong> olarak geçen hadisenin hikayesi ise, şu şekilde;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">16. Yüzyıldan itibaren Akdeniz'de Osmanlı Türk sancağı çekerek yağma eylemlerine katılan çok sayıda korsan gemisi bulunmaktaydı..Bu zamanlarda kıyı kentlerini ve gemileri yağma etmek, yolcu ve kent halklarını esir alıp köleler yapmak, köle pazarında satmak, doğal bir ekonomik faliyetti..Savaş sonrası ve bu tip yağma ile oluşan kölelik kurumu, insanlık tarihinin en eski kurumudur..şu an gördüğünüz tüm mimari yapılar; kaleler, surlar, camiler, taş köprüler, katedraller ve yakın zaman tüm batı metroları bir kölelerin emeği ile yapılmıştır..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu gemiler Osmanlı sancağı çekmelerine rağmen köken olarak Türklerden değil, çoğunlukla Kuzey Afrikalı denizci kabile mensuplarından oluşmaktaydı..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Korsanlar, yağma yaparken kendileri için bir güvence teşkil ettiği için Osmanlı sancağı çekerken, Osmanlı idaresi de kendi nam ve hesabına yağma yapan korsanlardan yüklü miktarda vergi almaktadır..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Zamanla bir Türk gölü haline gelen Akdeniz'de neredeyse yağmalanmayan gemi ve liman kenti bırakmayan Kuzey Afrika asıllı korsanlar, bir süre sonra Akdeniz'e sığmaz hale gelirler.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bunun neticesinde de Cebelitarık Boğazı'ndan geçerek Atlantik Okyanusu'na açılmaya ve Avrupa'nın okyanus kıyısındaki el değmemiş Atlantik sahil kentlerine göz dikmeye başlarlar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hollanda sahillerinin topa tutulduğu sırada Jan Janszoon isimli Hollandalı eski bir korsan, Osmanlı’nın denizlerdeki heybetinden etkilenerek Osmanlı gemilerinde Türklerle ve &nbsp;Kuzey Afrikalılarla birlikte çalışmak istediğini bildirir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Osmanlı sancağı altında kılıç sallamak için Müslüman olmak gerektiği bilgisi kendisine verildikten sonra anında İslam dinine geçen Jan Janszoon, "Genç Murat Reis" ismini alarak Osmanlı donanmasında rütbeli bir denizci oluverir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yıllar önce Hollanda ile İspanya arasında yapılan sekiz yıl savaşlarında İspanyollara kan kusturan bu kişi, Hollanda'nın savaşı kaybetmesinin ardından karada yaşamaya ve kendisini atıl hissetmeye başlar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Boy göstereceği bir donanmayı sonunda bulan Hollanda asıllı bu korsan, kısa bir süre sonra kendisine tahsis edilen kadırga ve toplarla yağmalayacağı yeni liman ve gemiler aramaya koyulur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">1620'li yılllarda, Genç Murat Reis komutasındaki dev kadırgalar İskandinav ülkeleri üzerine bir sefer başlatır. Danimarka ve İsveç'in liman kentlerine yaklaşmaya çalışan Murat Reis, kökeni Vikinglere dayanan ve savaşçı denizcilerden oluşan İskandinavlardan sıkı bir mukavemet görür ve ganimet alamaz..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kuzey &nbsp;denizlerinde geçen ve yıllar süren seferler sonucu tek bir liman kenti ya da gayrimüslim gemisi yağmalanamaz; bu yüzden hem reiste, hem de tayfada büyük huzursuzluk baş gösterir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Murat Reis'in içinde uzun süre bekleyen ve patlamak için fırsat kollayan bu enerji sonunda, kendini savunma gücü bulunmayan, sadece balıkçılıkla geçinen, küçük bir ülke bulur. Bu ülke; Iceland yani buzülkesi İzlanda’dır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Diğer İskandinav kabilelerden farklı olarak buzuldan oluşan bir adada yaşayan İzlandalılar, binlerce yıllık tarihlerinde o döneme kadar kimseyle savaşmamışlardır. Çünkü adına Iceland(buzülkesi) denilen bu toprak parçası için kendilerine meydan okuyan kimse çıkmamıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu yüzden savaşçı yetenekleri gelişmeyen ve sadece balıkçılıkla hayatlarını idame ettiren bir ada ülkesinin Murat Reis'in güçlü kadırgalarına karşı koyması hiçbir şekilde mümkün olmamıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İzlanda'nın güney ve batı kıyılarını istila eden Murat Reis komutasındaki korsanlar ilki 1627 yılında gerçekleşen İzlanda yağmasında ada halkının tüm değerli eşyalarına ganimet olarak el koyarlar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ayrıca Murat Reis, genç ve sağlıklı olan erkekler ile kadınlardan oluşan yaklaşık 800 ila 1000 kişiyi yanına alarak adadan ayrılır. Sarışın, renkli gözlü, uzun boylu ve iri kemikli kızlar kadın pazarlarında, güçlü ve iri yapılı erkekler ise köle pazarlarında çok büyük talep görür.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu yüzden yakın bir tarihte İzlanda'ya ikinci bir sefer düzenlenir. Bu kez daha fazla insan taşıyabilmek için daha büyük kadırgalarla yola çıkan Murat Reis, ikinci İzlanda seferinde 2000 genç kadın ve erkeği yanına alarak önce Cezayir'e, ardından da İstanbul'a doğru yola koyulur... </span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Yani, kanımızda İzlanda kanıda olabilir!</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">O dönem nüfusu 60.000 civarında olan İzlanda, sadece iki seferde genç ve üretken nüfusunun büyük bölümünü, değer ifade eden milli servetinin de tamamını kaybeder. Bunun üzerine savaş eğitimi alan genç İzlandalılar önce silah kullanmayı, ardından da kendilerini savunmayı öğrenirler.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İzlanda tarihi, "Tyrkjaránið" olarak bilinen ve büyük bir yıkımı ifade eden Türk seferleri sonucu adeta yeniden yazılır. 17. Yüzyılın ortalarında çıkarılan bir yasayla ülkede Türk öldürmek meşru bir eylem olarak kabul edilir ve Türk öldürenlere de, hiçbir ceza verilmeyeceği duyurulur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu yasa yaklaşık 350 yıl boyunca yürürlükte kaldıktan sonra, 1990’larda başkent Reykjavik'te Türk milli hentbol takımı ile İzlanda arasında oynanacak Dünya Kupası eleme maçı öncesi fark edilerek apar topar ilga edilir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İzlandalılar, için milli bir yas vesilesi olan ve her yıl 16 temmuz günü anılmaya devam edilen bu hadise için yüzyıllar önce, bir de kendileri için bir halk şarkısı olan Tyrkjaránid'ı bestelemiştir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İzlanda; 400,000 nufusa sahip Türkiye'nin 8de1'i 100,000 km2 toprağa sahip bu buzlarla kaplı Atlantik kutup ada ülkesine, maalesef&nbsp;günümüzde de ABD Başkanı Trump çökme faaliyeti hazırlığındadır...</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Yani, modern dünyada bile, kölelik ve yağma devam ediyor..</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Jun 2025 11:57:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa’nın İki Dişi Aslanı - 2</title>
                <category>Prof. Dr. Fatma Bozkurt</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/avrupanin-iki-disi-aslani-2-954</link>
                <author>yazar@muzakerat.com (Prof. Dr. Fatma Bozkurt)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/avrupanin-iki-disi-aslani-2-954</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa’nın İki Dişi Aslanı - 2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Avrupa’nın İki Dişi Aslanı: Muhafazakâr Uyanış Çağında Giorgia Meloni ve Alice Weidel&nbsp;</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni, liderliğini daha çok uluslararası diplomasi, bölgesel stratejiler ve Avrupa dış politikası üzerinden inşa ederken; Weidel’in gücü Almanya’nın iç siyasetinde, özellikle de doğudaki seçmen tabanında ve parlamento içi muhalefet stratejilerinde yoğunlaşmıştır. Bu yönüyle Meloni, Avrupa’nın dışa dönük yüzlerinden biri haline gelirken; Weidel, içerideki siyasi memnuniyetsizlikleri temsil eden sert bir muhalefet figürü olarak öne çıkar. Her biri, farklı kulvarlarda ilerlese de, aynı muhafazakâr dalganın farklı tonlarını Avrupa siyaset sahnesine taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>-Giorgia Meloni: Uluslararası Muhafazakâr Köprü-</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">İtalya Başbakanı olarak Meloni, kısa sürede küresel ölçekte en görünür kadın muhafazakâr liderlerden biri haline geldi. Kendisinden önceki birçok ismin aksine, milliyetçi söylemleri pragmatik bir diplomasi anlayışıyla dengelemeyi başardı. Hükûmeti, ABD ile güçlü ilişkilerini sürdürürken, Avrupa Birliği ile olan temaslarını stratejik bir dengeyle yürütüyor. Özellikle dikkat çeken bir diğer adımı ise, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>İtalya’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki etkisini önemli ölçüde artırması</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni’nin diplomatik üslubu, genellikle kuşkuyla yaklaşılan bölgelerde karşılık bulmaya başladı. Orta Doğu’da Meloni, giderek daha fazla, sertlik ile saygıyı bir arada taşıyan, yalnızca yöneten değil aynı zamanda dinleyen bir Avrupa vizyonunu savunan bir lider olarak görülüyor. Ekonomik iş birlikleri ve göçmenlik anlaşmaları konusunda yapıcı bir dil kullanıyor; popülist kışkırtmalardan uzak durarak İtalya’nın konumunu AB ile Küresel Güney arasında jeopolitik bir köprü olarak yeniden tanımlıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>-Alice Weidel: Memnuniyetsizliğin İç Politik Stratejisti-</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni uluslararası alanda imajını güçlendirirken, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Alice Weidel</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ise gücünü ülke içinde pekiştirmeye odaklanıyor. Almanya’nın Alternative für Deutschland (AfD) partisinin keskin ve belirleyici sesi olan Weidel, özellikle Doğu Almanya’da hızla yükselen anket sonuçlarının arkasındaki en etkili figürlerden biri. Parti; </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>göç, enflasyon ve enerji politikaları</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> etrafında biriken seçmen memnuniyetsizliğinden ustalıkla yararlanıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Weidel, dünyayı dolaşan bir devlet insanı değil; o, taktiği ve iç siyasi hesapları ön planda tutan bir operatör. Parlamento içindeki etki alanını artırmak, bölgesel zaferler kazanmak ve AfD’yi ana akım siyasetin meşru bir aktörü olarak kabul ettirmek onun temel hedefleri arasında yer alıyor. Weidel’in cazibesi daha içe dönük: O, bir dönüşüm sürecindeki Almanya’nın kaygılarını yansıtan bir figür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>-Thatcher ve Le Pen’in İzinde mi?-</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Giorgia Meloni ve Alice Weidel’in yükselişi, bir döneme damgasını vuran </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Margaret Thatcher’ın</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> izlerini taşıyor. Thatcher, erkek egemen siyasi yapılar içinde varlık gösterirken asla ideolojik taviz vermeden, kadın liderliğini baştan tanımlamış bir figürdü. Benzer şekilde, henüz iktidara ulaşamamış olsa da </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Marine Le Pen</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, Avrupa genelinde milliyetçi kadın politikacıların ciddi adaylar haline gelmesinin önünü açtı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Ancak Meloni ve Weidel, seleflerinden çok farklı bir çağda siyaset yapıyorlar. Dijitalleşmenin hız kazandığı, siyasi yapıların parçalandığı ve COVID sonrası belirsizliklerin arttığı bir dönemde, iletişim, kimlik ve diplomasi sürekli baskı altında. Onlar sadece bir mirası devam ettirmiyor; aynı zamanda bu mirası </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>çok kutuplu ve kutuplaşmış bir döneme yeniden uyarlıyorlar</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Ne’yi Temsil Ediyorlar?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Giorgia Meloni ve Alice Weidel’in siyasal yükselişi, yalnızca parti stratejilerinin ya da seçim başarılarının sonucu değil; aynı zamanda </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Avrupa’daki daha geniş bir toplumsal dönüşümün yansıması</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. Kurumlara olan güvenin azaldığı, kültürel kutuplaşmanın derinleştiği ve merkez siyasetin etkisini yitirdiği bir dönemde, bu iki kadın, modern sağın çelişkilerini bünyesinde barındıran figürler olarak öne çıkıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Onlar, küreselleşme tarafından dışlandığını hisseden, teknokrat elitlerle bağlarını koparmış, kültürel liberalizme karşı giderek daha şüpheci hale gelen seçmenlere hitap ediyor. Meloni ve Weidel, seçmenlerdeki </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>egemenlik, aidiyet ve istikrar arzusunu</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> başarıyla yakalıyor—ancak bunu </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>modern bir yorumla</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> yapıyorlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Temsil ettikleri şey, geleneksel ataerkil düzene dönüş değil; aksine, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>yeniden şekillendirilmiş bir muhafazakârlık</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. Bu yeni anlayışta kadın otoritesi, ideolojiye aykırı değil, onun meşruiyetini güçlendiren bir unsur olarak kabul görüyor. Meloni ve Weidel, sağ siyasetin artık yalnızca “</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><em>güçlü erkek figürlere</em></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">” yaslanmak zorunda olmadığını gösteriyor; sağ artık </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>bir anne, bir ekonomist ya da teknolojiye hâkim bir stratejist yüzüyle</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> de temsil edilebiliyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Bu yükseliş, çok daha derin bir dönüşüme işaret ediyor: </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>siyasi sembollerin yeniden hizalanması</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. Artık bir kadın da milliyetçiliği ironisiz bir şekilde temsil edebiliyor, muhafazakârlık ise izleyiciye göre hem “</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><em>gerici</em></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">” hem de “</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><em>ilerici</em></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">” bir söylem sunabiliyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Parçalanmış bir siyasal ortamda, Meloni ve Weidel sadece birer siyasetçi değil; aynı zamanda </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>hayal kırıklığı, başkaldırı, kimlik arayışı ve hırs gibi birçok duygunun taşıyıcısı</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. Onlar, bu zamanların ruhunu yansıtan işaretler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Avrupa’da Muhafazakâr Kadın Liderliğin Geleceği</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Giorgia Meloni ve Alice Weidel’in yükselişi, yalnızca değişen bir siyasi düzenin değil, aynı zamanda liderliğin kime ait olduğu ve nasıl şekillendiğinin yeniden tanımlandığının da göstergesi. Bu iki kadın, Avrupa’nın içten içe dönüşüm geçiren muhafazakâr dalgasının simgeleri haline geldi—her biri farklı bir liderlik modeli sunuyor: biri uluslararası odaklı, diplomatik ve ideolojik, diğeri ise iç politikaya sıkı sıkıya bağlı, hesapçı ve ödünsüz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni, İtalya’yı </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Avrupa ve Akdeniz siyaseti içinde merkezi bir aktör</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> olarak konumlandırmayı başardı—üstelik bunu milliyetçi köklerinden vazgeçmeden yaptı. Öte yandan Weidel, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Almanya siyasetini kökten etkileyebilecek bir projeyi</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>adım adım hayata geçiriyor</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">; savaş sonrası döneme ait siyasi tabulara ve ana akım direnişlere meydan okuyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Bu liderlerin varlığı, toplumsal cinsiyet ve ideolojiye dair alışılagelmiş anlatıları da karmaşıklaştırıyor. Feminist bir devrim çağrısı yapmıyorlar ama liderlikleri mevcut düzeni sarsıyor. Ilımlı değiller, ama çoğu zaman </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>erkek muadillerinden daha stratejik ve daha soğukkanlı</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> hareket ediyorlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Avrupa’nın </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>göç, enerji ve güvenlik</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> gibi temel krizlerle karşı karşıya olduğu bu dönemde, Meloni ve Weidel gibi figürler sadece kendi ülkelerinin değil, Avrupa'nın siyasi yönelimlerinin de belirleyici aktörleri haline geliyor. Onlar yalnızca siyaset yapmıyor; </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Avrupa’nın geleceğini şekillendiren ideolojik ve simgesel mücadelelerin merkezine oturuyorlar.</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Jun 2025 22:44:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2024/12/prof-dr-fatma-bozkurt-1735397941.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fakat İbret Alan Yok mu?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/fakat-ibret-alan-yok-mu-953</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/fakat-ibret-alan-yok-mu-953</guid>
                <description><![CDATA[Fakat İbret Alan Yok mu?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Andolsun, Biz bunu bir ayet/belge olarak bıraktık. Fakat ibret alan yok mu? (Kamer Suresi, 15)</strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlahi tebliğ, insanın yaratılışından bu yana insanlara doğru yolu göstermek, adaleti, merhameti, iyiliği öğretmek, insanları dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştırmak amacıyla, Allah’ın elçileri aracılığıyla insanlara ulaştırılmıştır. Kimi toplumlar bu tebliği kabul etmişler, kimileri inkâr etmişlerdir. Bazen inkârcı bir toplumun içinden küçük bir azınlık çıkmış ve sadece bunlar elçiye uymuşlardır.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak kendisine ilahi tebliğ gelen kavimlerin birçoğu nefse uymaktan, menfaat kaygısından, kibirden ve dünya sevgisinden kaynaklanan sebeplerle bunu kabul etmemişlerdir. Sadece Allah’ın elçisinin kendilerine getirdiği tebliği dinlememekle kalmamış, aynı zamanda elçiye ve ona uyanlara da zarar vermeye çalışmışlardır.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halbuki her elçi, kavminden yalnızca Allah’a itaat etmesini istemiş, müjdeci ve uyarıcılık görevlerini yerine getirmiş, zorlayıcı da olmamışlardır. Bunun karşılığında kavimlerinden para ya da herhangi bir çıkar da talep etmemişlerdir.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tek yaptıkları, gönderildikleri toplumu gerçek dine davet etmek ve kendilerine uyanlarla birlikte o toplumdan farklı olarak din ahlakını yaşamaya başlamaktır.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yüce Allah Kuran’da, elçileriyle uyardığı ancak itaat etmedikleri ve nankörlük ettikleri için helak ettiği kavimlerden birçok ayette söz eder. Şuara Suresinde 108, 110, 126, 131, 144, 150, 163 ve 179. Ayetlerde bildirildiği gibi, gönderilen elçiler; </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>"Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin."</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diyerek kavimlerini Allah’a iman etmeye ve itaate davet etmişlerdir. Ancak küfürde direnen kavimler, sadece elçi ve onunla birlikte çok az sayıda mümin kurtarılarak, helak edilmişlerdir.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kuran’da Nuh, Semud, Ad, Medyen, Lut Kavimleri gibi azgın inkârcı kavimlerin kıssaları oldukça detaylı anlatılmıştır. Mesela, bu itaatsiz kavimlerden biri olan Semud Kavmi’ni uyarıp korkutması için Hz. Salih’in peygamber olarak gönderildiğinden bahsedilir. Hz. Salih, Allah’ın vahyi üzerine, itaatsiz kavmine Allah’tan son bir deneme olarak dişi bir deve gösterir. Kendisine itaat edip etmeyeceklerini denemek için Hz. Salih, kavmine, sahip oldukları suyu bu dişi deve ile paylaşmalarını ve ona zarar vermemelerini söyler. Böylece kavim bir denemeden geçirilir. Kavminin Hz. Salih’e cevabı ise, bu deveyi öldürmek olur. Şuara Suresi’nde, bu olayların gelişimi şöyle anlatılır:</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Hani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti. "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız? Bahçelerin, pınarların içinde, ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında? Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ve ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin. Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)." Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin. Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim." Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir. Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar." Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular. (Şuara Suresi, 141-157)</strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Allah, küfrün kurduğu hileli düzenlerini boşa çıkarır ve Hz. Salih’i kötülük yapmak isteyenlerin ellerinden kurtarır. Bu olaydan sonra, her türlü tebliği yaptığını ve hiç kimsenin öğüt almadığını gören Hz. Salih, kavmine kendilerinin üç gün içinde helak olacaklarını bildirir. Ve üç gün sonra Hz. Salih’in uyarısı gerçekleşir, Semud Kavmi helak edilir:</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkâr etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah’ın rahmetinden) uzaklık (verildi.) (Hud Suresi, 67-68)</strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Semud Kavmi, Allah’ın elçilerine itaat etmemenin karşılığını helak olarak ödemiştir. Yapmakta oldukları yapılar, sanat eserleri kendilerini azaptan koruyamamıştır. Semud Kavmi gibi, daha önce ve sonra yaşamış küfür içindeki birçok kavim şiddetli azaplarla helak edilmişlerdir.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Böylece hem halkı ondan alıkoyarlar, hem de kendileri uzaklaşırlar. Gerçekte ise şuurunda olmadan kendilerini helâke atarlar. (En'am Suresi, 26)</strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">… <span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aradan binlerce sene geçmesine rağmen söz edilen toplum yapısında ve inkâr sisteminde pek bir şey değişmemiştir. Günümüzde, Sodom ve Gomorra kentlerindekine benzer hatta daha da aşırı sapkınlıklar yaşayan, sayısı oldukça fazla "Lut Kavmi" vardır. Semud Kavmi gibi tartıda adaletsizlik yapan, Sebe ve İrem Halkı gibi Allah'ın nimetlerine karşı nankör, Nuh Kavmi gibi dine ve müminlere karşı alaycı, Ad Kavmi kadar adaletten sapmış toplumlar oldukça fazla sayıdadır. </span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Geçmiş kavimlerin hepsinin ayrı ayrı helâk sebepleri vardır. Yaşadığımız dönemde ise bu çirkin davranışların hepsi fazlasıyla görülüyor. O nedenle bu dönemde imtihan da çok olur, azabı da. Helâk edilen her kavim bu döneme bir delil olarak var. Bunlar çok önemli işaretler...</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kur’an’ın bu toplumları hatırlatmasındaki amaç, kuşkusuz tarih bilgisi vermek değildir. Kıssalar ibret alınması için anlatılır ki helâk olanların yaşadıkları, arkalarından gelenleri doğruya yöneltsin.</span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Tevbe Suresi, 70)</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Jun 2025 11:48:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atmosferin Deterjanı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/atmosferin-deterjani-952</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/atmosferin-deterjani-952</guid>
                <description><![CDATA[Atmosferin Deterjanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Uzaydan bakıldığında Dünya saniyede kırk defadan fazla meydana gelen şimşeklerle ışıldıyor. Dünya'nın atmosferindeki bu müthiş enerjinin çok önemli etkileri var. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">2021'de Science dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, şimşek çakmalarıyla çok yüksek miktarda atmosfer temizleyici madde meydana geliyor! Atmosferin deterjanı olarak da bilinen hidroksil radikali atmosferi insan kaynaklı birçok kirleticiden arındırıyor. Bu araştırmaya ilişkin Penn State Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, şimşeklerin azot, oksijen ve su moleküllerini ayırdığı, azot monoksit, ozon ve hidroksil radikali oluşturduğu belirtiliyor. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Şimşekler ozon oluşturarak da atmosferi temizliyor; çünkü ozon da hidroksil radikalinin oluşmasını sağlıyor. Troposferde, yani atmosferin alt tabakasında az miktarda ozon bulunmasının gerekli olduğu, hidroksil radikalinin ana kaynağının ozon olduğu belirtiliyor. Troposferin üstündeki tabaka olan stratosferdeki ozon da bizi Güneş'in zararlı UV ışınlarından koruyor. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Fakat motorlu araç ve endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan kimyasal maddelerin Güneş ışığında reaksiyona girmesiyle oluşan yüzeye yakın ozon insanlara ve çevreye zarar verebiliyor. 2023’de California Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, hidroksil radikali olmasaydı insan kaynaklı kirletici maddelerin çoğu atmosferde birikmeye devam ederdi! </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şimşeklerin önemli bir rolü daha var. Azot canlı sistemlerinin önemli bir bileşeni; ancak atmosferin yaklaşık %80'i azot gazından oluştuğu halde bazı mikroorganizmalar dışında hiçbir canlı gaz halindeki azotu kullanamıyor. Atomlarının arasındaki bağ çok kuvvetli ve bunları ayırmak için çok fazla enerji gerekiyor. (Topraktaki bakteriler azotu bitkilerin kullanabileceği hale dönüştürebiliyor.) Şimşeklerin çevresinde sıcaklık yaklaşık 30.000 dereceye ulaşabiliyor! </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Şimşek çakmalarıyla azot molekülü atomlarına ayrılıyor. Serbest kalan azot atomları atmosferdeki oksijenle birleşiyor. Bu süreç sonunda oluşan nitrat yağmur suyuyla toprağa ulaşıyor ve bitkilerce kullanılıyor. Gök gürültülü, bol şimşekli havalarda yağan yağmurlar bitkilere gübre taşıyor!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu mucizevî temizliği kısaca özetlersek…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Şimşek çaktığında havadaki azot (N₂) ve oksijen (O₂) yüksek sıcaklık nedeniyle tepkimeye giriyor. Bu tepkime sonucu azot oksitler oluşuyor. Azot oksitler, daha sonra troposferde (yeryüzüne yakın katmanda) ozon (O₃) oluşumuna katkı sağlıyor. Ozon, kirleticileri parçalayarak atmosferi bir anlamda “temizliyor”.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Şimşek genellikle yağmurla birlikte görülüyor biliyorsunuz. Yağmur damlaları havada asılı duran toz, polen, kirleticiler gibi parçacıkları toplayarak yeryüzüne indiriyor. Bu olay “ıslak çökelme” ya da doğal hava temizliği olarak biliniyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şimşek sırasında ortaya çıkan enerjinin ürettiği negatif iyonlar havayı ferah ve daha temiz hissettirebiliyor (özellikle yağmur sonrası oluşan “temiz hava” hissi bundan kaynaklanıyor).</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">O halde:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong>"(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın." (Nuh Suresi, 11)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Haziran)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 21:58:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’nin Geleceği</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/chpnin-gelecegi-951</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/chpnin-gelecegi-951</guid>
                <description><![CDATA[CHP’nin Geleceği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Neden diyoruz ki CHP’den bu ülkeye hayır gelmez?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kısa kısa bakalım mı?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yönettikleri daha doğrusu yönetemedikleri belediyelerde en ağır işlerde çalıştırdıkları işçilerin maaşlarını veremeyenler, onları grev grev sokaklarda hak arama peşinde süründürenler, tüm ülkeyi, maliye ve hazineyi nasıl yönetecekler?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir kulüp başkanımız 2011 de şike operasyonları sürerken “Maç satan futbolcu yarın karısını da satar” diyerek çok ağır iddia da bulunmuştu!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şimdi CHP’de bundan daha ağır iddialarla karşı karşıya olan sözde siyasetçiler var !</span></p>

<p><span style="font-size:16px">CHP’li delegeler iradelerini Eko Suç Örgütüne mi sattılar?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İddialar çok vahim!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bilhassa CHP’nin bizzat içinden gelen ifşa ve itiraflar da oy kullanacak olan delegelerin mal gibi alınıp satıldığı bunların resim, video, bilgi belge ile sabit olduğu TV’lerde açık açık konuşulmaktadır!</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin yönetime geldikleri şehir ve kasabalarda herhangi bir hizmet ya da ahalinin faydasına olacak bir icraat ya da faaliyet yoktur…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Belli miktarlarda ama çokmuş gibi yaparak çorba, süt ve yemek verdiklerini reklam panolarında gözlere sokarak algı üretmekten başka yaptıkları hiç bir faaliyet yok...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ha bir de çok iyi konserler ve müzik faaliyetleri yapıyorlarmış!<br />
Emsallerinin en az elli katı fiyatına şarkıcı türkücü veya dansöz getirip günlerini gün etmekle meşguller…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">5 milyonluk programlara 50 milyon yada 100 milyon lira para ödeyerek Ağustos böcekleri gibi cır cır ederek günlerini gün etmekle meşguller…</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Netice!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sadece bu üç maddeye bakarak dahi böyle bir partinin değil tüm ülkeyi bir kasabayı ya da köyü dahi idare edemeyeceklerini düşünmemek mümkün mü?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşçisinin hakkını vermeyip sokaklarda süründüren, bazı parti delegelerinin pavyonlarda mal gibi alınıp satıldığı iddia edilen, rüşvet, irtikap ve yolsuzluk iddialarının ayyuka çıktığı bir parti sizce de bu ülke de iktidar yüzü görür mü?</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 May 2025 22:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurtuluşun Yolu</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kurtulusun-yolu-950</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kurtulusun-yolu-950</guid>
                <description><![CDATA[Kurtuluşun Yolu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İman sahibi insa</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">n, Allah'ın varlığının ve gücünün bilincinde olduğundan, neden yaratıldığını ve Rabbinin kendisinden neler istediğini bilir. Bu nedenle de dünya hayatında belirlediği hedef, Allah'ın razı olduğu bir kul olmaktır; çabası bu yöndedir. Kendisini hedefine ulaştıracak her yolu dener, bunun için ciddi bir şekilde gayret eder. Böylece inkârcı için kesin bir yıkım olan ölümün sırrını görür; ölüm yok oluş değil, gerçek hayata geçiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Küfür içinde yaşayanlar, hayatlarının ‘tesadüflerle ve kendiliğinden’ meydana geldiğini zannettikleri gibi, ölümün de ‘kendiliğinden’ oluştuğuna inanırlar. Oysa hayatı da ölümü de yaratan âlemlerin Rabbi olan Allah'tır. Ölüm, tesadüfler sonucu ya da kazaen meydana gelen bir olay değil, Allah'ın özel olarak yarattığı, kaderde zamanı, yeri ve şekli belirlenmiş bir olaydır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mümin, mal-mülk, makam, kariyer, saygınlık ve fiziki güzelliğin geçici olduğunu ve dünya hayatında sahip olunan hiçbir şeyin kendisini kurtuluşa götürecek yol olmadığını bilir. Hepsi yalnızca, Allah'ın yarattığı kusursuz imtihan mekânı olan dünyadaki ‘sebep’lerdir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kâinatın mutlak hükümdarı olan Allah'ın yaratmış olduğu dünya hayatındaki bu sistemin anahtarı ise, Allah'ın rızasıdır. Allah, bu amaçla yaşayan kullarını doğru yola iletir:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah, rızasına uyanları bununla Kuran'la kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Maide Suresi, 16)</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnanan insan, Allah’a güvenip dayanır; her işi düzenleyip kontrolü altında tutanın, gizlinin gizlisini bilenin Allah olduğunun bilincindedir. Bugün Siyonist zulüm altında yakınlarını kaybeden, hayatta yapayalnız kalan ama halâ </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Elhamdulillah"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyen Gazzeli kardeşlerimizin bu mümince duruşları imanlarının bir sonucudur. Bu kararlı duruş, sadece kendi kurtuluşunun değil ve bizim de çıkış yolumuzun nasıl olması gerektiğini gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Samimi müminler, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmayı dünyevi hiçbir çıkara değişmezler, çünkü dünya üzerindeki -küçük ya da büyük- hiçbir çıkar, O'nun rızasını kazanmaktan daha önemli değildir. İyi olan davranış, ancak Allah için yapıldığında anlam kazanır. İnsan dünyadan vazgeçer Allah’a yönelirse, o zaman kurtuluş bulur. Mümin için Allah’a yönelmek ve hayatını O’na adamak çok önemlidir. Allah için yaşamak, insanı tüm kötülüklerden arındıran, insanın kalbine güven duygusu indiren, sonsuz hayatında da –Allah’ın dilemesiyle-kurtuluşa ulaşmasına vesile olacak olan en önemli yollardan biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah’ın rızasını gözeterek yaşamak, insana vicdan rahatlığı, kalp huzuru, sabır ve umut kazandırır. Ve en önemlisi ahirette Cennet ve kurtuluş sebebidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnanan insanın yüreği Allah sevgisiyle doludur. Sevgisini en iyi ifade ettiği an da dünyadaki imtihan gereği yaşadığı zor zamanlardır. İmtihan, mümin için Allah’tan rahmettir. Allah’ın hoşnutluğunu kazanma yolunda çekilen çileler insana sağlık verir. İnsanı inceltirken güçlendirir. Allah’ın gösterdiği yollarda yürümeyen insanlar ise türlü hastalıklar yaşarlar; sürekli bir azap, sıkıntı ve stres içinde ömürlerini geçirirler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah, müminlere güzel bir hayat vaat eder. O güzel hayat, Allah rızası için çalışarak sürdürülen hayattır. </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yalnızca Allah’a kulluk eden, yalnızca O’nun için yaşayan müminleri sonsuz barınma yurdu cennette benzersiz mutluluklar bekler. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır. Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah'a) yönelip-dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan, görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalp ile gelen içindir. "Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür." Orda diledikleri her şey onlarındır; Katımızda daha fazlası da var. (Kaf Suresi, 31-35) </strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rızası, Rabbimizin lütfudur; tutsun ellerimizden kurtuluşa ulaştırsın. Rızasını, rahmetini, Cennetini bahşetsin.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Elif E. Bayraktar</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 May 2025 22:24:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Ve Özgürlükçü Anayasa Mümkün mü ?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/yeni-ve-ozgurlukcu-anayasa-mumkun-mu-949</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/yeni-ve-ozgurlukcu-anayasa-mumkun-mu-949</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Ve Özgürlükçü Anayasa Mümkün mü ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan seyahati dönüşünde uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin darbe anayasaları ile yönetilmemesi gerektiğini bir kez daha tekrar etti.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aynı fikirdeyiz, hem de milletin kahır ekseriyeti olarak.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Pekala neden değiştiremiyoruz bu darbe anayasasını?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Biraz kafa yoralım mı?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir defa en son söyleyeceğimi bidayette ifade edeyim ki; inşallah yanılmayı temenni ederek kanaatim şudur, biz asla yeni bir anayasa hele hele de sivil ve özgürlükçü bir anayasa </span><strong style="font-size:16px">ya-pa-ma-yız!</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu kadar da iddialıyım…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İnşallah da yanılırım…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki bu kanaate nereden ve nasıl vardım ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Cumhuriyet tarihimizde hiç sivil anayasa hele hele de özgürlükçü bir anayasa yapamadığımızdan mı?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Eh bunu biraz sebepler arasında sayabiliriz ama asla tek ya da temel sebep değil.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde ki Ak Parti iktidarları nice ilkleri başarmış ve tarihteki altın yerini almıştır…</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">O zaman sivil ve özgürlükçü bir anayasayı milletimiz mi istemiyor?</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Yooo!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Başta da söylediğim gibi milletimizin kahir ekseriyeti, böyle bir anayasaya şayet kendisine sorulursa destek verir…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama hiç sorulmamış ki?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Diyebilirsiniz ki 1961 ve 1982 anayasalar referanduma götürüldü ve onaylandı.</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Hayır! O yasaları millet ya da vekili olan meclis yapmamıştı!</strong></p>

<p><strong style="font-size:16px">Darbecilerin hazırladığı anayasalar silah ve dipçik zoruyla millete zorla onaylatılmıştı …</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Bizim millet tarafından seçilmiş meclislerimizin anayasa yapma gibi bir alışkanlığı ya da kültürü yoktur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu durum, taa 1876 Kanuni Esasi’den, 1921 Teşkilat-ı Esasiye’ye 1961 Anayasasından 1982 Kenan Evren Anayasasına kadar hep böyle olmuştur…</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Milat olarak 29 Ekim 1923’ü alırsak Cumhuriyet tarihimizde üç tane anayasa yapılmıştır.</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Bunlardan ilki olan 1924 anayasasında Mustafa Kemal Paşa hayatta ve Cumhurbaşkanı idi…</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Onun başında bulunduğu Büyük Millet Meclisinin yapmış olduğu anayasayı, 1960 darbesi ile dönemin darbeci faşistleri bu anayasayı ilga etmişler ve yerine 1961 anayasasını getirmişlerdir.</strong></p>

<p><strong style="font-size:16px">1961 Anayasasını da başka bir askeri darbeci faşist grup General Kenan Evren liderliğinde ilga edip yerine 1982 anayasasını ikame etmişlerdir.</strong></p>

<p><strong style="font-size:16px">Bizzat Atatürk’ün başında bulunduğu meclis tarafından yapılan 1924 Anayasasında halka herhangi bir dayatma Atatürk ilke ve inkılapları ya da altı ok şeklinde ibareler yoktu.</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu tip dayatmalar Atatürk’ün vefatından sonra ve bilhassa 1961 ya da özellikle 1982 anayasaları ile birlikte hukuk literatürümüze ve hayatımıza girmiştir…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Biz milat olarak Cumhuriyet’in kuruluşunu aldık…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şayet yeni devletimizin kuruluşunu meclisin ilk toplandığı gün olan 23 Nisan 1920’yi Milat olarak alırsak o zaman yeni dönem ilk anayasamızda 1921 Anayasasıdır…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yani Türk İstiklal Harbi devam ederken Gazi Meclisimizin mebusları aynı zamanda kısım kısım cephelerde savaşırken meclis anayasa yapmıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu anayasada da hiçbir dayatma ve insanlara yaşam tarzı dikte ettirme olmamıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yani 1921 anayasası da gayet özgürlükçü bir anayasa idi …</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Yaygın bir kanaat olarak 1961 Anayasasının özgürlükçü bir yapıda olduğunu bilhassa bizim batıcı solcularımız çok iddia ederler…</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu çok yaygın ama asla gerçekçi bir iddia değildir…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir defa 1961 Anayasası milletin seçmiş olduğu meşru başbakanı asarak yine milletin seçmiş olduğu Cumhurbaşkanı da diğer bakanlarla birlikte hapse atarak cuntacı bir grup tarafından o günkü piyonlarına hazırlatılmıştır!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sözde hukukçu diye bilinen isimlerinin önünde ordinaryüs veya profesör gibi afilli unvanlar bulunan ama hepsi darbe çığırtkanı ve milli iradenin temsilcisi şehit Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının katilleridir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aldıkları Amerikancı destek ve gladio yapılanmalarıyla attıkları iftiralarla Türk Silahlı kuvvetleri içindeki bir avuç albaylar Cuntasını harekete geçiren bu kara cübbeli sözde hukukçu azınlığa bırakın anayasa yaptırılmayı omlet bile yaptırılmazdı…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu anayasa döneminde yani 1980 darbesine kadar onlarca milletin kurduğu parti kapatılmış suçsuz insanlar darağacına gönderilmiş insan hakları namına ne varsa ayaklar altında çiğnenmiştir …</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">1982 Anayasası ise yine Amerikancı darbeci faşist generallerin gözetiminde onlara uşak olmuş sözde hukukçular tarafından yazılmış insan hak ve hürriyetlerini çiğnemeyi zorunluluk haline getirmiş faşist bir sözleşmedir…</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Aleyhine en çok konuşulan hiç kimsenin müspet tek bir cümle kurmadığı </span><strong style="font-size:16px">Kenan Evren ve arkadaşlarının bu anayasası çok ilginçtir ki Atatürk’ün anayasalar</strong><strong style="font-size:16px">ın</strong><strong style="font-size:16px">dan bile daha fazla korumaya alınmış bırakın değiştirilmesini değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek maddelerle doldurulmuştur.</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">40 yamalı bohça olduğu halde hiç kimse Kenan Evren ve darbeci arkadaşlarının hazırlattığı bu anayasanın maddelerini değiştirmeyi dahi teklif edememektedirler.</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Şimdi diyeceksiniz ki 40 yamalı bohça ise nasıl değiştirilmemiştir?</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">O değiştirilenlerin hiçbirisi temel insan hak ve hürriyetleri ile ya da ülkemiz demokrasisine farklı teklifler getirecek olan maddeler değildi!</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Hem özgürlükçü bir anayasa istiyorum diyeceksiniz hem de anayasada değiştirilmez ilkeler vaaz edeceksiniz…</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Nihayetinde birkaç darbecinin hazırladığı kul yapısı bir anayasayı başka insanların değişiklik tekliflerine kapalı tutacaksınız.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Evet bunu mümkün kılabilirsiniz ama özgürlüklerden bahsedemezsiniz artık…</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">İşte benim ümitsiz olduğum taraf budur.</strong></p>

<p><strong style="font-size:16px">Anayasanın değiştirilemez ilkelerini içeren maddeler, önceki üç anayasamızda olmamasına rağmen, 1982 Kenan Evren anayasası ile birlikte milletimizin hayatına girmiştir…</strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Ve bu değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin konuşulması dahi yasak gözükmektedir.</span></p>

<p><strong style="font-size:16px">Kabul, bu da bir görüştür ama özgürlükçü değildir!</strong></p>

<p><strong style="font-size:16px">Totaliterdir…</strong></p>

<p><strong style="font-size:16px">Totaliter kuralların işlediği sözde hukuk sistemlerinde ise özgürlükten bahsedilemez…</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 May 2025 22:46:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa’nın İki Dişi Aslanı</title>
                <category>Prof. Dr. Fatma Bozkurt</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/avrupanin-iki-disi-aslani-948</link>
                <author>yazar@muzakerat.com (Prof. Dr. Fatma Bozkurt)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/avrupanin-iki-disi-aslani-948</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa’nın İki Dişi Aslanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Avrupa’nın İki Dişi Aslanı: Muhafazakâr Uyanış Çağında Giorgia Meloni ve Alice Weidel- Kısım 1</strong></span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Siyasi parçalanmanın, yükselen popülizmin ve liberal uluslararasıcılığa karşı artan şüpheciliğin damga vurduğu bir çağda, iki kadın Avrupa’nın muhafazakâr yeniden doğuşunun beklenmedik ama etkileyici yüzleri olarak öne çıktı: İtalya Başbakanı</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong> Giorgia Meloni</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ve Almanya’nın Alternative für Deutschland (AfD) partisinin eş lideri</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong> Alice Weidel</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Bu iki kadın, geleneksel feminist figürlerden oldukça farklı bir çizgide duruyor. Siyasi sahnede kendilerini güçlenme ya da eşitlik söylemleriyle değil; </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>ulusal kimlik</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>kültürel değerler</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ve </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>egemenlik</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> vurgusuyla var ediyorlar. Kadın liderler olarak onların temsil ettiği liderlik biçimi; </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>gelenekçilik</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>milliyetçilik</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ve </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>küreselleşme karşıtı duruş</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> gibi değerlerle şekillenen, yeni ve dikkat çekici bir muhafazakârlığı yansıtıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni, Orta Doğu’da kazandığı diplomatik ivme ve İtalya’yı Avrupa ile Küresel Güney arasında stratejik bir köprüye dönüştürme çabalarıyla uluslararası arenada dikkat çeken bir lider haline geldi. Öte yandan, Weidel daha çok Almanya iç siyasetinde etkisini artıran sert</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong> </strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">ve kararlı bir figür olarak öne çıkıyor. AfD, ülkede giderek derinleşen toplumsal huzursuzluk, ekonomik belirsizlik ve siyasi yorgunluk gibi dinamikler üzerinden tabanını genişletmeye devam ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Pek çok açıdan, bu iki kadın </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>değişen Avrupa ormanının iki güçlü dişi aslanı</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> gibi karşımıza çıkıyor. Etkileri sadece söyledikleriyle sınırlı değil; varlıkları, yerleşik toplumsal cinsiyet rolleri ve ideolojik beklentilere doğrudan bir meydan okumayı temsil ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Eğitimleri, Kariyer Yolları ve Liderliğe Yükselişleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">– <span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Roma’nın Sağ Köklerinden Yükselen Bir Ses –</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Giorgia Meloni’nin siyasi yolculuğu oldukça erken başladı</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>.</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> 1977’de Roma’da doğan Meloni, genç yaşta siyasete adım attı. İlk olarak, faşizm sonrası dönemde kurulan ve zamanla Ulusal İttifak’a (Alleanza Nazionale) evrilen İtalyan Sosyal Hareketi’nin (MSI</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>)</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> gençlik kollarında aktif oldu. Gazetecilik yaptı, etkili iletişim becerileri ve sert siyasi söylemleriyle tanındı; bu sayede kamuoyunda kısa sürede dikkat çekti.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni, 29 yaşında Temsilciler Meclisi’ne seçildi ve ardından Silvio Berlusconi hükümetinde Gençlik Bakanı olarak görev yaptı. 2012 yılında, birçoklarının marjinal olarak nitelediği küçük bir milliyetçi parti olan İtalya’nın Kardeşleri’ni (Fratelli d’Italia) kurdu. Ancak bu parti, Meloni’nin stratejik liderliği altında on yıl içinde ülkenin en büyük siyasi gücüne dönüştü. Ve nihayet Ekim 2022’de, Meloni, İtalya’nın ilk kadın başbakanı olarak tarihe geçti; kurduğu sağ koalisyon Avrupa’daki merkez siyaseti adeta sarsarak iktidara ulaştı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni’nin yükselişi, elit kurumlar ya da geleneksel siyasi ağlar sayesinde olmadı. Aksine, bu başarı </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>ideolojik tutarlılık</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>tabana dayalı örgütlenme</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ve </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>İtalya’nın muhafazakâr seçmeniyle kurduğu güçlü bağ</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> sayesinde gerçekleşti.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,Times,serif; font-size:16px">-Demir Gülümsemenin Ardındaki Ekonomist-</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Buna karşılık Alice Weidel, Almanya’nın finans ve akademi elitlerinden gelen bir isim. 1979 yılında Gütersloh kentinde doğan Weidel, Bayreuth Üniversitesi’nde ekonomi doktorası yaptı; akademik çalışmalarında uluslararası kalkınma konusuna odaklandı. Ardından Goldman Sachs’ta çalıştı ve daha sonra bankacılık ve teknoloji sektörlerinde, Çin’deki görevleri de dahil olmak üzere, üst düzey pozisyonlar üstlendi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Weidel, 2013 yılında henüz yeni kurulmuş olan Almanya için Alternatif (AfD) partisine katıldı. Başlangıçta yalnızca avro karşıtlığı temelli bir hareket olan parti, zamanla daha geniş kapsamlı bir popülist harekete dönüştü. 2017 yılında ise Weidel, federal seçimlerde eş başbakan adayı olarak gösterildi ve kısa sürede Almanya sağının en tanınan figürlerinden biri haline geldi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,Times,serif; font-size:16px">Simgesel Güç: Kadın Liderlik, Kimlik ve Muhafazakârlık</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Uzun süredir erkek seslerinin egemen olduğu siyasi sahnede, Giorgia Meloni ve Alice Weidel’in yükselişi inkâr edilemez derecede dikkat çekici. Ancak onları asıl ilginç kılan, liderlik tarzlarının geleneksel feminist anlatılara meydan okuması. Bu iki kadın, ne cinsiyet kotası ne de eşitlik yasaları için kampanya yürüten figürler. Aksine, siyasetteki alanlarını; </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>geleneksel değerleri</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>ulusal kimliği</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ve </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>kültürel muhafazakârlığı</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> sahiplenerek – hatta çoğu zaman savunarak – kazanmış durumdalar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni, sıkça </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>anne</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Hristiyan</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ve </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>vatansever</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> kimliklerini vurguluyor; kendini bir feminist ikon olarak değil, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>İtalya’nın kültürel ruhunun koruyucusu</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> olarak konumlandırıyor. Konuşmalarında aile, inanç ve miras temalarına yer veriyor; liberalizmin ve kimlik siyasalarının aşırılıkları karşısında yabancılaşmış hisseden seçmenlere hitap ediyor. Onun dili bir “özgürleşme” dili değil, bir </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>“yeniden inşa” ve “koruma”</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> dili.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Weidel ise partisinin içinde başlı başına bir paradoks. Eşcinsel olduğunu açıkça beyan eden bir kadın olarak, sık sık homofobik söylemlerle ve göçmen karşıtı tutumlarla eleştirilen bir partide yer alıyor. Bu durum, modern sağ popülizmin ne denli </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>çelişkili ve çok katmanlı</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> bir yapıya sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Weidel’in varlığı stratejik: </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>yüksek eğitimli</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>ekonomik konulara hâkim</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ve </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>disiplinli</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> bir figür olarak, AfD’nin kamuoyundaki imajını yumuşatırken, partinin ulusal egemenlik, ekonomik sorumluluk ve AB otoritelerine karşı şüphecilik gibi temel mesajlarını da güçlendiriyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Meloni ve Weidel’i birleştiren yalnızca ideolojileri değil, aynı zamanda taşıdıkları </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>simgesel kırılma gücü</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. Erkek egemenliğinin norm olduğu alanlarda liderlik ediyorlar. Sisteme karşı çıkmakla kalmıyor; onu kendi kurallarıyla oynayarak, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>güç</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>strateji</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ve </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>liderliği</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> seçmenler nezdinde yeniden tanımlıyorlar.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 May 2025 07:48:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2024/12/prof-dr-fatma-bozkurt-1735397941.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sonsuz Cehennem ve Sonsuz Cennet Vaadi</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/sonsuz-cehennem-ve-sonsuz-cennet-vaadi-947</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/sonsuz-cehennem-ve-sonsuz-cennet-vaadi-947</guid>
                <description><![CDATA[Sonsuz Cehennem ve Sonsuz Cennet Vaadi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Haberin olsun; şüphesiz Allah'ın vaadi haktır; ancak onların çoğu bilmezler. </strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>(Yunus Suresi, 55)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Yüce Allah'ın vaadinin hak olduğu birçok Kur'an ayetinde haber verilir ve insanlar hem dünya hayatında hem kıyamet gününde hem de ahiret hayatında kendilerine mutsuzluk yaşatabilecek konularda uyarılırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Birçok insan bu konuda gaflette iken, kesin bilgiyle iman edenler bu vaadin gerçekleşeceğinden asla kuşkuya kapılmazlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">İnsanların birçoğu, ölümle birlikte hayatın son bulacağını ve tüm hayatın dünyadan ibaret olduğunu zannederler. Oysa dünyadaki her şey ve herkes sonlu yaratılmıştır; dünya hayatındaki her şey bir gün ölecektir. İnsan için ölüm bir son değil, sonsuz hayata geçiştir. Ve ölümle birlikte muhteşem bir yaratılış, sonsuz ahiret hayatı başlayacaktır. Ahiret kesin bir gerçektir; Allah'ın vaadidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Şimdi, kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz, dolayısıyla ona kavuşan kişi, dünya hayatının metaı ile metalandırdığımız sonra kıyamet günü (azaba uğramak için) hazır bulundurulan kişi gibi midir? (Kasas Suresi, 61)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Dünya çok kısa süreli geçici bir imtihan mekânıdır ve ölüm her an insanı bulabilir. Bu nedenle iman eden insan hayatı süresince, Allah’ın vaadi olan sonsuz ahiret hayatı için hazırlık yapar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Allah’ın Cehennem Vaadi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunduğu halde Kur'an'ı inkâr edene gelince; ateş ona vadedilen yerdir. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>"Bundan kuşkuda olma "</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"> buyurur Allah; çünkü o, Rabbinden olan bir haktır. Ancak insanların çoğunluğu inanmazlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">İnkârcılar, dünya hayatları boyunca zorluk ve sıkıntıları kâbus gibi yaşar, nimet ve güzelliklere ulaşamazlar. Bu, küfür içinde yaşamaları nedeniyle onlara dünyada ve ahirette verilmiş olan büyük karşılıktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Cehennem ehli kendilerince alay ederek; </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>"Rabbimiz, hesap gününden önce (azaptan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver." </strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">(Sad Suresi, 16) derler. Onlara en güzel cevap Kur'an'dadır: </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>“İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.”</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"> (Yasin Suresi, 63)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Kâfirler ve münafıklar, dünyada yaşadıkları karanlığı ahirette çok daha şiddetlisiyle sonsuza dek yaşarlar. Onlar yapıp ettikleri nedeniyle lanetlenmişlerdir; yüreklere tırmanan ateşin en alt tabakası onlar için hazırlanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır. (Tevbe Suresi, 68)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Cennet halkı, ateş halkına seslenir: "Bize Rabbimiz'in vadettiğini gerçek buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun." (Araf Suresi, 44)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Allah’ın Cennet Vaadi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>"Bizim Rabbimiz Allah'tır"</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"> deyip dosdoğru yolda yürüyen kulları, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>"Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vaad olunan cennetle sevinin."</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"> (Fussilet Suresi, 30) sözleriyle melekler, Rablerinin vaadini müjdelerler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Allah birçok Kur'an ayetinde, takva sahibi mü'min erkek ve kadınlara içinde güzel mekânlar bulunan sonsuz cennetini vadeder. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>“Onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir.” </strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">(Ra'd Suresi, 35)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Meryem Suresi'nde tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunan kullarına Adn cennetlerini gaybtan vaad eder. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>"Şüphesiz O'nun vaadi yerine gelecektir."</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"> (Meryem Suresi, 61)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Ayrıca Allah, yolunda mücadele eden kullarına Tevrat, İncil ve Kur'an'da cennetini vadettiğini haber verir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Hiç şüphesiz Allah, müminlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Tevbe Suresi, 111)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Ve Allah'ın, yaptıklarının en güzelini kabul ettiği takva sahibi kulları için o gün cennet yakınlaştırılır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>"Bu, size vaat olunandır; (gönülden Allah'a) yönelip-dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan, görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalp ile gelen içindir. "Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür." (Kaf Suresi, 32, 33, 34)</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 May 2025 13:14:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaplumbağa Terbiyecisi Tablosu</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kaplumbaga-terbiyecisi-tablosu-946</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kaplumbaga-terbiyecisi-tablosu-946</guid>
                <description><![CDATA[Kaplumbağa Terbiyecisi Tablosu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Adli bir cinayet vakası sonrası; yıl 1959, Şişli' deki bir köşk polis ekiplerince mühürlenir. Bu evde, ünlü bir armatör yaşamaktadır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Saim isimli genç, Birinci Dünya savaşında,, Osmanlı, ordusunda yedek subay olarak görev yapmaktadır. Savaşta yaralanan Saim, hastahaneye kaldırılır. Burada yaralı başka bir asker ile çok iyi dost olurlar. Daha sonraki süreçlerde, Saim hayatı boyunca hiç evlenmez. Askerlik arkadaşının kendi adını verdiği oğlunu evlat edinmiş, onu en iyi şartlarda yetiştirmeye çalışmış, okuması için İsviçre 'ye dahi göndermiştir..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bütün servetini ve sahip olduğu tersaneyi ona bırakmayı düşünmektedir. Ancak Balat' taki tersanede çıkan bir tartışmada, manevi oğlunu tek kurşunla öldürür. Bu olay yaşandığında armatör Saim Birkök 76, ölen manevi oğlu Saim Gökoğlu 45 yaşındadır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">1960 yılının ilk aylarında, Prof. Mustafa Cezar, Türk resim tarihi üzerine yaptığı çalışmalar esnasında, Şişli'deki bu mühürlü bir evde, sanatsal değerinin yanında tarihi değeri de yüksek olan, kırktan fazla tablonun varlığından haberdar olur. Köşkün sahibi, resme meraklı bir sanat severdir. Ancak işlediği cinayetten dolayı Sultanahmet Cezaevinde hapis yatmaktadır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Profesör, tabloların fotoğrafını çekmek için hapishaneyi ziyaret ederek Saim Birkök'ten izin alır. Mühürlü kapı, hakim eşliğinde açılır. Kapı aralanıp ışıklar yakıldığında, toz toprak arasından beş tanesi Osman Hamdi Bey'e ait olmak üzere kırk tablodan oluşan muhteşem bir kolleksiyon gün yüzüne çıkar..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Tabloların fotoğrafları çekilir. Sonra köşkün kapısı tekrar mühürlenir. Prof. Mustafa Cezar, çektiği bu fotoğrafları kitabında yayımlar. Böylelikle ilk defa Kaplumbağa Terbiyecisi isimli tablo gerçek fotoğrafı ile kamuoyunda yer alır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">1961 yılında kansere yakalanan Saim Birkök, durumu ağırlaştığı gerekçesiyle hapishaneden salıverilir. Kendi soyadını taşıyacak bir vakıf kurulmasını ve tüm mal varlığının bu vakfa aktarılmasını vasiyet ederek vefat eder..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Tablo yirmi yıl sonra vakfa gelir sağlamak amaçı ile açık arttırmaya çıkarıldığında, Erol Aksoy' un eline geçecektir. Aksoy, tabloyu sahibi olduğu İktisat Bankası'nın koleksiyonuna dahil eder..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">12 Aralık 2004 tarihinde koleksiyonda bulunan resme, bankanın batması nedeniyle TMSF tarafından el konulur ve tablo açık arttırma ile satışa sunulur. Müzayede başladığında, çekişme iki müze arasında geçmektedir..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">İstanbul Modern ve Pera Müzesi. Rakam o kadar yukarılara çıkar ki, son teklif için o günkü parayla 5 trilyon lirayı (tl'den altı sıfır atılmadan önce) gösteren teklif tutarı, müzayedede kullanlan elektronik tabelada yeterli hane olmadığı için yazılamaz ve Kaplumbağa Terbiyecisi'nin yeni sahibi Pera Müzesi olur. Ödenen 5 trilyon tl, Türk resim sanatı için bir rekordur. Bu yüksek ücret, tablonun ününe ün katar..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Günümüzde, sokaktaki vatandaştan profesörüne, üniversite öğrencisinden ev hanımına kadar herkesin bildiği bir yapıta dönüşür, Osman Hamdi Bey 'in Kaplumbağa Terbiyecisi. Türkiye'nin bir nevi Mona Lisa'sı haline gelmiştir. Aslında Kaplumbağa Terbiyecisi'nin birde ikizi vardır. Osman Hamdi Bey, birçok oryantalist ressam gibi beğendiği tabloyu 1907 yılında bir kez daha yapmıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şimdiye kadar anlatılan, 1906 yılında yapılan ilk tablonun hikayesidir..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">İkinci çalışma ise bir şekilde Londra' ya gitmiştir. Erol Simavi 1984 yılında bu resmi 100 bin dolara satın alır. Halen Belma Simavi 'nin koleksiyonunda bulunan tablo, Sakıp Sabancı Müzesi'nde sergilenmektedir..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">İki resim arasında ki farklar ise, kaplumbağaların sayıları ve yerleri, duvarda asılı olan Allah ve Muhammed yazılı tablo, yerde duran vazo ve pencere kemeridir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki, sahiplerine pek hayırlı gelmediğ iddia edilen tablo bize ne anlatır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Tabloda gördüğümüz erkek figürü Osman Hamdi Bey'in kendisidir. Çoğunlukla resmini çizeceği ortamda, doğuya özgü kıyafetler giyip kendi fotoğrafını çektirdiğini ve ardından bu fotoğrafa bakarak resimlerini yaptığını biliyoruz. Kaplumbağa Terbiyecisi de bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Tablodaki mekan, Bursa'daki Yeşil Cami olup, Osman Hamdi Bey çizime burada başlamış, daha sonra çekilen fotoğraf yardımıyla tabloyu kendi atölyesinde bitirmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><img alt="" src="/images/detay/kaplumbaga-tablo.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tablonun bize söylediklerini, anlamak için resmi incelediğimizde; kırmızı kaftan giymiş, derviş kıyafetleri içinde sakallı, kambur yaşlı bir adam görürüz. Adam, bakımsız bir odada, marul yiyen kaplumbağalara bakarken, biraz düşünceli, karamsar ve yorgun bir bakışa sahiptir.&nbsp;Sırtında bir nakkare (yarım küre biçiminde küçük bir davuldan oluşan vurmalı bir çalgı, Mevlevi müziğinin dört temel çalgısından da birisi) asılı ve buna bağlı mızrap (nakkareyi çalmaya yarayan nesne) boynundan aşağı sarkmıştır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Ellerini arkasında kavuşturmuş, bir Ney tutmaktadır. Peki, kırbaç değil de neden Ney? Anlaşılan kaplumbağaları Ney üfleyerek, Nakkare çalarak yani musikiden yararlanarak terbiye etmeye çabalamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ancak yaşlı adamın Ney 'i tutuşuna daha dikkatli bakacak olursak, Ney' i üfleme hazırlığında değil, sanki vazgeçmiş, çabaları sonuçsuz kalmıştır. Bize verilmek istenen mesajın ne olduğunu doğru yorumlamak için, Osman Hamdi Bey 'in hayatı hakkında biraz bilgi sahibi olmak gerekir..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Osman Hamdi Bey, ilk Türk arkeoloğudur. Dünyaca ünlü İskender Lahidi'ni bulan ve İstanbul'a getiren kişidir ve çağdaş Türk müzeciliğinin öncülerindendir. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kurucusu ve ilk müze müdürüdür..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'ni yani şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi'nin kurucusudur(1882). Ayrıca modern anlamda ilk Türk ressamlarından birisidir ve Türk resminde figürlü kompozisyon kullanan ilk ressamdır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bu durumu Emre Caner bir romanında şöyle açıklamıştır;&nbsp;"Osman Hamdi hayatı boyunca kimsenin bilmediği meslekler yapmıştı. Ressam olmuştu en başta. Sonra müze müdürü. Bir arkeolog. Ardından da Güzel Sanatlar Akademisi müdürü. Onun 'kaplumbağa terbiyecisi'nden bir farkı yoktu aslında..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Osman Hamdi Bey, tüm bunları, sanatı ve sanatçıyı önemsemeyen, antik eserlere hiç değer vermeyen bir toplumda başarmıştı. Devlet kurumları hatta toplumun kendisi, sürekli ona yeni engeller çıkarmış, değişime, modernleşmeye direnmişti.<strong> İşte tablodaki, kaplumbağalar, devletin hantal işleyen bürokrasisi ve değişime direnen, ağır aksak ilerleyen toplumun kendisiydi.</strong> Yaşlı dervişin ise kendisi olduğunu belirtmiştik. Bütün bu duruma kızan Osman Hamdi Bey, tablosunda derviş de olsa sabrının bir sonu olduğunu ifade etmeye çalışmıştır."</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 May 2025 15:59:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lâ İlâhe İll’Allah!</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/la-ilahe-illallah-945</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/la-ilahe-illallah-945</guid>
                <description><![CDATA[Lâ İlâhe İll’Allah!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Sizin ilahınız tek bir ilahtır; O'ndan başka ilah yoktur; O, Rahman'dır, Rahim'dir (bağışlayan ve esirgeyendir). (Bakara Suresi,163)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"La ilahe illAllah"</em></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> yani </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Allah'tan başka ilah yoktur”</em></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> ifadesi, imanın anahtarıdır; İslam'a giriş ve Allah’a teslimiyetin temel şartıdır. İslam'ın temel inanç cümlesidir, en büyük reddiyedir ve çok derin bir anlama sahiptir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu, İslam'ın en temel inancı olan tevhid (Allah'ın birliği) ilkesini ifade eder. Allah’tan başka hiçbir varlık tapılmaya, kulluk edilmeye layık değildir. Tüm güç ve yetki yalnızca Allah’a aittir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu söz, insanın her türlü sahte ilah ve otoriteye karşı özgürleşmesini temsil eder. İnsan nefsinin, şehvetlerinin, makamın, paranın veya başka dünyevi şeylerin kölesi olmamalıdır. Gerçek otorite yalnızca Allah’tır; her şey O’na muhtaçtır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu kelimeyi kabul eden kişi, hayatını yalnızca Allah’ın rızasına uygun şekilde şekillendirmeye çalışır. Kendi istek ve tutkularını değil, Allah’ın koyduğu ölçüleri merkeze alır. Kulluk bilinciyle yaşar ve bu bilinç hayatının her alanına yön verir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İslam’da en büyük günah olan şirk (Allah’a ortak koşma), bu kelimeyle reddedilir. İnsan başka ilahlara tapmamalı, hiçbir şeyi Allah’tan daha önemli daha üstün ve daha önde görmemelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Allah’tan başka ilah yoktur"</em></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> demek, sadece dil ile söylenen bir söz değil, bir hayat tarzıdır. İnsan yalnızca Allah’a güvenmeli, yalnızca O’ndan yardım istemelidir. Bütün ibadetler, dualar ve bağlılıklar sadece Allah’a yöneltilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah birdir ve O'ndan başka ilah yoktur. İman eden insanlar hayatlarını bu temel gerçek üzerine kurarlar. Birçok insan ise canlı cansız her şeyin gerçek mutlak varlık olduğunu, Allah'ın ise soyut bir varlık olduğunu zanneder. Halbûki Rabbimiz gerçek mutlak varlık ve O'nun dışında kalan her şey sadece O'nun yarattıklarıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kâinatta hiçbir şey yokken Allah vardı. Allah zamandan ve mekândan münezzehtir. Maddeyi, zamanı, mekânı yaratan Rabbimiz, her şeyi, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Ol!"</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> emriyle yaratmıştır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yaratmıştır ve an an yaratmaya devam etmektedir. Kimi insanların düşündüğü gibi, tüm bunları yarattıktan sonra göklere çekilip -Allah'ı tenzih ederim, yüceltirim- olan biteni izlemez. Her şey O'nun kontrolündedir, bütün işleri evirip çeviren O'dur. Kur’an'da, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">" (Secde Suresi,5) ayeti ile </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">tüm olayların Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiği bildirilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Evrendeki ve canlılardaki eşsiz tasarımların, muhteşem düzen ve dengenin tek sahibi vardır; Yüce Allah! İnsan bir an, sadece kendi yaratılışını bile düşünse Allah'tan başka güç olmadığını anlayabilir. İnsanın, tek bir sperm ve yarım tuz tanesi büyüklüğündeki yumurta hücresinin birleşmesiyle embriyo olarak anne rahmine düştüğü andan, doğumuna kadar geçirdiği sürecin her anı çok büyük bir mucizedir. Önce tek bir hücre, ardından iki, dört derken her bir hücre topluluğu adeta bilinçli bir şekilde, kimi kalbi, kimi kasları, kimi sinir hücrelerini oluşturur. Her hücre, oluşturacağı organın özelliklerini kendi DNA’sında yazılı olan bilgi doğrultusunda şekillendirir. Ve her hücre, örnek edinmeksizin yaratan Allah'ın ilhamıyla, yapacağı işi mükemmel bir şekilde, hatasız yapar. Elbette ki, bilinçsiz, şuursuz hücrelerin tesadüfen bu kadar mükemmel bir canlıyı oluşturması imkânsızdır. Ancak insan, kâinattaki her bir detayın Allah’ın dilemesiyle ve yalnızca </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>“Ol!”</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> demesiyle oluştuğunu unuttuğu gibi, bu her aşaması mucize olan bir insanın yaratılması olayını da düşünmeyerek, Rabbini unutabilmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Said Nursi, Allah'ın birliği anlamındaki "Vahdehu" kelimesinin, insanın kalbini ve ruhunu keşmekeşten ve perişanlıktan kurtardığını şöyle ifade eder</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>: “Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet çekme, onlara temelluk edip(yaltaklanıp) boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, her şeyin anahtarı onun yanında, her şeyin dizgini onun elindedir; her şey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu(istediğini) buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun.”</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ancak birçok insan bu gerçeği kavrayamaz, imanı tanıyamaz. Her şeyin, bir yaratıcı olmaksızın, kendiliğinden, tesadüfler sonucunda oluştuğuna inanmak Allah'a şirk yani ortak koşmaktır. Ve Allah'ın asla bağışlamayacağını bildirdiği bir suçtur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Gerçekten Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. (Nisa Suresi,48)</strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Biz inananlar, Allah'ın tek Yaratıcı olduğuna, bütün işleri O'nun düzenlediğine, planın ve iradenin Allah'a ait olduğuna, Allah'ın her olayı bir kader dahilinde ve bizler için hayır ve hikmetle yarattığına iman ederiz. Nefsin bencil tutkuları, onu ilah edinmemizi ister. Biz </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Hayır”</em></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> deriz. </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“İşittim, itaat ettim ama itaatim sana değil, Rabbime”</em></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> deriz. Ve Allahtan başkasını, O’ndan başka ilah, tanrı, söz edilen her ne varsa en büyük reddiye ile reddederiz. O yalnızca bir söz değil, bizim için hayat felsefesidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>La İlahe İll’Allah!</strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 May 2025 23:54:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihte Mezarlıklar Merkezi Olan Taksim - Harbiye Hattı</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/tarihte-mezarliklar-merkezi-olan-taksim-harbiye-hatti-944</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/tarihte-mezarliklar-merkezi-olan-taksim-harbiye-hatti-944</guid>
                <description><![CDATA[Tarihte Mezarlıklar Merkezi Olan Taksim - Harbiye Hattı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">1930’lu yılların sonunda İstanbul’un yeniden imarı için anlaşılan Fransız mimar Henri Prost’un planı çerçevesinde Taksim Kışlası’nın istimlak edilmesine karar verildi. Osmanlı döneminde Fransız bir şirkete satılan kışla ve müştemilatının istimlakı için 1938 yılında 600 bin lira ayrılıyordu bütçeden..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Belediye hızla binayı istimlak etme niyetindeydi. Zira emlak şirketi karardan önce kışla ile müştemilatı yıktırırsa arsa daha da değerlenebilirdi. En azından iddia buydu..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Taksim kışlası yerine ilk olarak sergi binası yapılması planlanıyordu. Yine Prost tarafından çizilecek planda, tiyatro, sinema, istirahat salonları olacak, bu alanda büyük balolar verilebilecekti. Binayı Belediye ve Emlak Bankası’nın beraber yapacaktı. Yaklaşık 5 milyon liralık bütçesi hazırdı..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Ancak düşünüldüğü kadar hızlı ilerlenemedi. 1940’a gelindiğinde proje hala kağıt üzerinde kalmıştı. Kışla yerine sergi salonu fikrinden vazgeçilmişti. Devreye yine “ticari” açılımlar girdi. Kışla arsasının tramvay caddesine bakan cephesine dört tane apartman inşa edilmesi kararlaştırılıyordu. Bu büyük apartmanların alt katlarında büyük mağazalar bulunacaktı..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Kışla arsasının Mete Caddesi’ne bakan cephesine de bir apartman ve büyük bir bina yapılacaktı. Bu bina, müzik, konferans salonu ve resim sergisi olarak kullanılacaktı. Panorama gazinosu yerine de otel inşa edilecekti..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Stadyumun bulunduğu Toplu Kışlası avlusu ise gezinti bahçesi olacaktı. Bahçenin sağındaki ve solundaki ağaçlıklı iki geniş yola Avrupa’nın bazı geniş cadde ve meydanlarında olduğu gibi açıkhava “kahve”leri ve “gazinolar” yapılacak ve bunların teras denen önlerine masalar konulabilecekti. Amaç İstiklal’deki halkı meydana çekmekti..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Taksim Bahçesi, Taşkışla’ya ve Dolmabahçe Stadyumu’na kadar uzatılacak bir köprü ile Surp Agop mezarlığına ulaştırılacaktı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İçinde Ermeni kilisesi bulunan Surp Agop da istimlak ediliyordu.Kanuni Sultan Süleyman'ın aşçısı Manuk Karaseferyan’ın padişahı komplodan kurtarması ile Ermeni cemaatinin eline geçtiğine inanılan, 1560’ta İstanbul'da yaşanan büyük veba salgını ile mezarlığa dönüşen büyük arazi yüzyıllar sonra el değiştiriyordu..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Ermeni toplumunu rahatsız eden kararın ardından iki kısma ayrılacak olan mezarlığın ön tarafında yani tramvay caddesinde 7 parça arsa apartman yapılmak üzere satılacaktı. Belediye burada küçük küçük binalar inşasına izin vermeyecek, arsaları ancak büyük apartmanlar yapmak isteyenlere satacaktı. Bu arsaların arasında birer yeşil saha bulunacaktı. İkinci kısım Taksim Meydanı’ndan başlayacak olan gezinti yolunun devamı olacaktı..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Taksim Bahçesi ile Surp Agop Mezarlığı arasından Taşkışla’ya doğru giden asfalt yol büyük bir yuvarlak meydana kadar uzayacak ve buradan Maçka’ya doğru devam edecekti. Harbiye mektebinin arkasına bir sergi sarayı inşa edilecekti, yuvarlak meydandan Dolmabahçe Stadı’na doğru bir yol yapılacaktı. Bu suretle Dolmabahçe’den Maçka’ya, Nişantaşı’na gitmek mümkün olacaktı..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Taksim Bahçesi’nin arkasında bir çocuk bahçesi yapılacak, bu bahçe ile Dolmabahçe Stadyumu arasında anfiteatr şeklinde yazlık açık hava tiyatrosu bulunacaktı. Taksim Bahçesi ile Vali Konağı ve Dolmabahçe arasındaki diğer arazi kültür park olacaktı..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Dağcılık kulübü de mezarlıkla Taksim Bahçesi arasından geçen ve Taşkışla’ya inen yolun bir köşesindeki tenis kortlarının yanına yapılacaktı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:arial,sans-serif"><span style="font-size:16pt">4 Eylül 1942’de törenle açıldı proje. O zamanlar adı “İnönü Gezisi”ydi. Yani “Milli Şef” İsmet İnönü’nün adını taşıyordu. Törene Büyük Millet Meclisi milletvekilleri, askeri ve mülki erkan ve gazeteciler davet edilmişti. Ancak projenin tamamı gerçeğe dönüşemedi. Özellikle de Surp Agop Mezarlığı üzerindeki kısmı..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 May 2025 00:01:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyaya Demir Yağmasaydı?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/dunyaya-demir-yagmasaydi-943</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/dunyaya-demir-yagmasaydi-943</guid>
                <description><![CDATA[Dünyaya Demir Yağmasaydı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Demir, yeryüzünde başka elementlere bağlı olarak bulunur. Dünyadaki ve hatta tüm Güneş sistemindeki demir dış uzaydan gelir. Çünkü güneşin sıcaklığı demir elementinin meydana gelmesine yeterli değil. Demir ancak güneşten çok daha büyük yıldızlarda sıcaklığı birkaç yüz milyona varan sıcaklıklarda oluşabilir. Yıldızların çekirdeklerinde hidrojen ve helyum gibi hafif elementler nükleer füzyonla daha ağır elementlere dönüşür.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Demir (Fe), yıldızların çekirdeğinde üretilebilen en ağır elementlerden biri. Meydana gelen demir belli bir miktarı aşınca yıldız bunu taşıyamıyor ve patlıyor. Demir bu patlamalarla uzaya dağılıyor. Dünyamızdaki demir bu patlamalar sonucunda oluşuyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Demirin büyük bir kısmı süpernova patlamalarıyla uzaya saçılır. Dünya'nın oluşumu sırasında bu demir, gezegenin içine gömüldü ve büyük kısmı Dünya'nın çekirdeğinde yoğunlaştı. Bununla birlikte, göktaşları hâlâ Dünya'ya demir getirmeye devam ediyor. Bu yüzden Dünya'daki demirin kökeni yıldızlar olsa da, hâlâ dış uzaydan gelen demir parçaları bulunuyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Prof. Anton Wallner’ın araştırma ekibi, son 33 bin yılda oluşmuş derin deniz çökeltilerinde yıldız patlamalarından kaynaklandıkları bilinen demir izotopları (60Fe) tespit etti. Araştırma ekibinden Dominik Koll, 2021’de The Conversation’da yayımlanan bir makalesinde, <em>“Uzaktaki yıldız patlamalarından kaynaklanan toz, hafif neredeyse algılanamayan bir yağmur halinde hâlâ Dünya’ya yağıyor”</em> diyor.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Antik Mısır’da göktaşı kaynaklı demirin kullanımını araştıran Johnson’un verdiği örneklerden biri de Tutankhamun’un hançeri. Firavunun mezarında bulunan 3.300 yıllık hançerin paslanmamış olması bilim insanlarını şaşırtmıştı. Mısır ve İtalya’dan araştırmacıların 2016'da Meteoritics &amp; Planetary Science’da yayımlanan çalışmaları, hançerin göktaşı demirinden yapıldığını gösterdi. Hançerdeki nikel ve kobalt oranlarının, demirin bu dünyadan olmadığını gösterdiği belirtiliyor.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Johnson ve ekibinin aynı dergide yayımlanan araştırmaları, Mısır’da bulunan yaklaşık 5.000 yıllık demir boncukların da göktaşı demirinden yapıldığını gösterdi.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">2015'de Grönland’ın kalın buz tabakasının altında bir çarpma krateri tespit edilmiş, Kopenhag&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Üniversitesi’nden araştırmacılar, buz altı radarıyla tespit edilen krateri genişliği 1 km'yi geçen demir göktaşının oluşturduğunu belirlemişti.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Washington Üniversitesi’nden jeokimyacı Dr. Randy Korotev, yeryüzünün kayaçlarında istisnalar dışında, ki bunlar da çok nadir, hiç demir veya demir-nikel metali olmadığını belirtiyor.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Çok sayıda tarih öncesi toplumun kullandığı demir, gerçekten de kelimenin tam anlamıyla gökten düşmüş. Danimarka’nın Doğal Tarih Müzesi’nden jeokimyacı Uffe Wilken, “Grönland’a Demir Çağı Uzaydan Geldi” adlı makalesinde Cape York demir göktaşının bölgeye yayılan parçalarının Grönland'da demir çağını başlattığını söylüyor. İngiltere'de bulunan The Open University'den Dr Diane Johnson da, çok sayıda tarih öncesi toplumun göktaşlarındaki demiri kullandığını gösteren deliller olduğunu belirtiyor.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Peki eğer Dünya’da demir elementi olmasaydı ne olurdu? Nedir demirin önemi?&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Eğer demir olmasaydı; Dünya’nın büyük ölçüde çekirdeğindeki sıvı haldeki demir ve nikelin hareketiyle oluşan manyetik alanı oluşmazdı. Bu da Güneş'ten gelen zararlı radyasyonun Dünya'ya doğrudan ulaşmasına sebep olurdu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Eğer demir olmasaydı; atmosfer, Güneş rüzgârlarıyla yavaş yavaş uzaya savrulabilirdi (Mars’ta olduğu gibi).</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Demir, Dünya’nın yoğunluğunu artıran en önemli elementlerden biridir. Eğer demir olmasaydı; Dünya daha düşük yoğunlukta olurdu, bu da yerçekiminin zayıflamasına yol açardı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Eğer demir olmasaydı; atmosfer daha ince olabilirdi, bu da suyun yüzeyde tutulmasını zorlaştırabilirdi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Hayat farklı olurdu. Ve belki de olmazdı. Çünkü demir, canlılar için hayati bir elementtir. Kanda oksijen taşıyan hemoglobin, demir içerir. Eğer demir olmasaydı; hayvanlar bugünkü gibi oksijen taşıyamazdı ve büyük ihtimalle bizim bildiğimiz gibi canlı organizmalar gelişemezdi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Bitkilerdeki klorofilin işleyişi için de demir gereklidir. Demir eksikliği fotosentezi olumsuz etkilerdi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Eğer demir olmasaydı; sanayi ve teknoloji olmazdı. Demir ve çelik olmadan modern sanayi devrimi gerçekleşmezdi. Binalar, araçlar, makineler ve elektronikler büyük ölçüde farklı olurdu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Sonuç olarak, demir olmadan Dünya büyük ihtimalle yaşanmaz bir yer olurdu. Eğer hayat oluşsaydı bile, bugünkü gibi olmazdı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif">Kitabımız Kur'an-ı Kerim, Hadid yani Demir Suresinin 25'inci ayetinde demir elementine özellikle dikkat çekiyor. Ayette geçen <strong>“Demiri indirdik”</strong> ifadesindeki “enzelna" kelimesi, yağmur ve güneş ışınları için kullanılan fiziksel indirme anlamında. Demire dair bu bilginin, Kur’an’ın indirildiği dönemde insanlar tarafından bilinemeyeceği ise oldukça açık değil mi?..&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Quattrocento Sans&quot;,sans-serif"><strong>“… Ve kendisine çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik…”</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 May 2025 08:54:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bizi Kurtaracak Olan</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bizi-kurtaracak-olan-942</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bizi-kurtaracak-olan-942</guid>
                <description><![CDATA[Bizi Kurtaracak Olan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Özellikle son dönemde, İslam coğrafyasından gözyaşı, kan. ölüm haberi gelmeyen bir gün yok neredeyse. İslam âleminde halkı sorunsuz yaşayan ülke sayısı pek az. Deccaliyetin yaktığı ateş, şiddetini azaltmadan sürekli olarak yayılıyor, vicdanları katlediyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Filistin’de zulüm, katliam, soykırım, acılar ve gözyaşı senelerdir durmuyor; artmaya devam ediyor. Nasıl duracağı üzerine konferanslar, TV programları, gösteriler, yürüyüşler, protestolar yapılıyor. Problem ortada ama çözüm üretilemiyor, Zalim katiller hiçbir şekilde durdurulamıyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Çözüm yollarının ilki ve en önemlisi birlik olmamız. Bizim; bir araya gelemeyen, dayanışamayan ve ortak hareket edemeyen biz Müslümanların. Yaşananların bir sorumlusu da bizleriz. Allah'ın her emri hak ve farz olduğu halde, ümmete karşı olan sorumluluklarını göz ardı eden bizler. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Görüş ayrılıklarımıza bir türlü son vermedik, bizler Kur’an’a sımsıkı sarılıp birleşme emrini göz ardı ettik;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong>Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın... ” (Ali İmran Suresi, 103)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Dinimizi parça parça kıldık, gruplaştık;</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Gerçek şu ki dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir. (En’am Suresi, 159)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Birlik olmadığımız için güçten düştük, zayıf kaldık, yılgınlaştık;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Allah'a ve Resûlüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider... (Enfal Suresi, 46)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yeryüzünü kana bulayan küresel materyalist ideolojilerle gereği kadar mücadele etmedik, Siyonizm’i gereği kadar anlatmadık, yok etmek için gereği kadar çalışma yapmadık, hakkın hâkim olması için gereği kadar savaşmadık;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. (Enbiya Suresi, 18)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur'an yerine, uydurulmuş hurafelerle hükmettik. Kendi hayatımızda bile ahlak ölçülerini Allah’ın emirlerine uygun belirlemedik;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır. (Maide Suresi, 45)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Adaleti ayakta tutamadık;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın... (Maide Suresi, 8)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'a ve Resulüne itaat etmedik. Allah’ın kelâmına itaat etmedik. Bu sebeple problem ortada ve tespitlerimiz de doğru olduğu halde, çözüme ulaşamadık. Allah bunu bize nasip etmedi, etmiyor. Gerçek anlamda dostluğu yaşamadıkça da nasip etmeyecek muhtemelen. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Birlik olmadığımız sürece ne zulüm, ne fitne ve bozgunculuk bitecek, ne akan kan ne de gözyaşları dinecek;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur. (Enfal Suresi, 73)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Said Nursi de İslâm âleminin başına gelen musibetlerden, dinde ihmalkâr davranan ve ihtilafa düşen Müslümanları sorumlu tutuyor. İslam âleminde yaşanan zulüm ve sefaletin, yapılan hatalar karşılığında verilen bir ceza olduğuna dikkat çekiyor. Ancak Üstada göre, bizi kurtaracak olan yine İslâmiyet’in merhametidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hep suçladığımız şer güçlerin başında, aramızı açmayı görev edinen şeytan vardır. Yarın Allah'ın huzuruna çıktığımızda, şeytanın bizi yoldan çıkardığı mazeretine sığınmamız, bağışlanmamıza yetmeyecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zulüm karşısında susmak, zalimin ekmeğidir. Zulme seyirci kalmak zalimle birlikte yol edinmektir. Zalimlerle mücadele etmeli, Allah'ın ipine hep birlikte sarılmalı, safları sıklaştırmalı, dik ve kararlı durmalıyız. Bugün en fazla da Gazze’de çaresiz anne babaların, daha dünyayı tanımadan katledilen bebeklerin üzerine çöken Siyonist zulümâtın dağılması için dua etmeliyiz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (Bakara Suresi, 250)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah’ın bize işaret ettiği yol, en kolay ve kurtuluşa ulaştıracak tek yoldur. Kötülük ebedî değildir. Elbet bir gün devran dönecek. Doğru yerde saf tutamayanlardan olmaktan Allah esirgesin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong>Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. (Al-i İmran Suresi, 105)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hiç şüphesiz; Yüce Allah doğruyu söyledi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">#wakeupmuslim</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 23:45:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şeytanın Dostlarıyla Savaşın</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/seytanin-dostlariyla-savasin-941</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/seytanin-dostlariyla-savasin-941</guid>
                <description><![CDATA[Şeytanın Dostlarıyla Savaşın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytan hayali bir varlık değil. Dünyadaki imtihan ortamının bir gereği olarak yaratılmış olan şeytanın telkin, taktik ve faaliyetlerine karşı sürekli teyakkuzda olmak gerekir. Çünkü şeytan, Allah’a başkaldırarak, O’nun kullarını saptıracağına yemin etmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu sinsi varlığın en büyük amacı, insanları doğru yoldan saptırmaya çalışarak, kendi yoluna uydurmaktır. Kovulmuş şeytan, kendisiyle birlikte çok sayıda kişiyi cehenneme sokma amacıyla kıyamet gününe kadar çalışacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ancak bu sinsi düşman ve organize ettiği askerleri, Allah’ın samimi mümin kullarını saptırmayı başaramazlar. Elbette ki müminler de hata yapabilirler ancak hatalarını fark edip hemen Allah’tan bağışlanma diler ve tevbe ederler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytanın en önemli taktiği insanlara sinsice yaklaşması ve sürekli kötülüğü fısıldamasıdır. Kur’an’dan açıkça anlaşıldığı gibi, onları boş ve amaçsız işlerle oyalarken, yaptıkları kötülükleri de kendilerine çekici ve süslü gösterir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytan ara sıra ortaya çıkan bir varlık da değildir. Onun mücadelesi insanın yaratılışıyla başlamıştır ve insanlar yaşadığı sürece de devam edecektir. Şeytanın varlığını unutan insan, içinde sürekli kötülüğü fısıldayan sesin, şeytana ait olduğunu anlamayabilir ve onun verdiği telkinlerin de kendi düşünceleri olduğu yanılgısına kapılabilir. Ancak salih müminler, Allah’ın verdiği akıl ve anlayış nedeniyle, bu sesin şeytana mı yoksa kendi vicdanlarına mı ait olduğunu kolaylıkla ayırt edebilirler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytanın telkinlerinden etkilenen insanlar hayatları boyunca sürekli gelecek endişesi içinde olurlar. Oysa onlara bu vesveseleri, varlığını unuttukları şeytan verir, gerçekte ise her şey Allah’ın kontrolündedir. Her şeyi olduğu gibi geleceği de Allah’ın yaratmakta olduğunu bilen mümin ise Allah’a dayanıp güvenir. Bu nedenle şeytan, mümine geleceğe dair korku veremez. Bu gerçeklerden gafil olan kimse ise yaşadığı endişe yüzünden uygun olmayan davranışlarda bulunabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytan, insana sağından, solundan, önünden, arkasından, yani en uygun gördüğü yanından yaklaşıp sokularak, aldatıcı ve boş vaatlerde bulunur. Verdiği telkinlerle, Allah’a karşı sorumlu olduğu konuları unutturmak için çabalar. Hayattaki her olayın Allah’ın kontrolünde olduğunu, Rabbimizin her şeyi sarıp kuşattığını, ölümü, Allah’ın huzurunda yapayalnız hesap verileceğini unutturmaya çalışır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ancak şeytana karşı her an teyakkuzda olan mümin, onun varlığını unutmaz ve Rabbine sığınır. Çünkü şeytanın kışkırtmalarından Allah’a sığınılmazsa, kişi onun telkinlerine açık hale gelebilir. Böylece şeytan kendisine uyanların dostu olur, insanı Allah’tan ve O’nun zikrinden tamamıyla uzaklaştırır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah’la bağlantısını kopararak tamamen dünya hayatına yönelen kişi, ahirette şeytanla birlikte sonsuz pişmanlığı tadacak olan gruba dahil olur. Kaypak karakterli şeytan, kendisine uyanları nasıl aldattığını ahirette şöyle açıklayacak: </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: “Doğrusu, Allah, size gerçek olan va’di va’detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır.” (İbrahim Suresi, 22)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ve hiç kuşkusuz, şeytana uyan kimse, hesap günü ne derece büyük bir yanılgı içinde yaşadığını kavrar; çünkü o gün insanın ‘görüş gücü keskin’dir. Dünyadaki hayatı boyunca şeytana karşı dikkatli olmayıp, yaptığı telkinlerin etkisiyle Allah’ın gösterdiği doğru yola uymadığı için büyük bir pişmanlık içine düşer. Ancak artık her şey bitmiş, dünyadaki imtihan ortamı sona ermiş ve şeytan da onu yapayalnız ve yardımsız ve yüzüstü bırakmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah bizleri bâtıl yollara sevk eden şeytana kulluk yapmaktan, onun yoluna uyarak hak yoldan uzaklaşmaktan, onun aldatıcı boş vaatlerine kanmaktan ve onun organize ordusunun neferi olup ona hizmet etmekten esirgesin. Allah, bizi şeytan ve dostlarından oluşan fitne/fesad fırkası ile mücadele veren kendi fırkasından kılsın. Çünkü Rabbimiz bize emrediyor: </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Şeytanın dostlarıyla savaşın! (Nisa Suresi, 76)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an bizi ikaz ediyor; teyakkuzda olun, dikkat edin!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 21:46:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kin ve Nefret Gözü Kör Eder Kalbi Köreltir</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kin-ve-nefret-gozu-kor-eder-kalbi-koreltir-940</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kin-ve-nefret-gozu-kor-eder-kalbi-koreltir-940</guid>
                <description><![CDATA[Kin ve Nefret Gözü Kör Eder Kalbi Köreltir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:16px">Öfke, insanı sıkıntı ve huzursuzluğa düşüren bir davranış bozukluğu. Günlük hayatta hoşuna gitmeyen bir olay ya da davranışla karşılaşan bazı insanlar hemen öfkelenirler.<br />
<br />
Kur'anî bakış açısına göre bu davranış yanlıştır ve şeytanın kışkırtmasıdır. Allah Kur'an'da, cennetini hazırladığı takva sahibi kullarını, "Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile geçenlerdir" (Al-i İmran Suresi, 134) ifadesiyle tarif ediyor.<br />
<br />
Zaman zaman yaratılış özelliği nedeniyle öfkeleniyor bile olsa, insanın, Kur'an'daki mümin tarifine uygun davranması, öfkesini yenmesi gerekir. Çünkü öfke, duygusallık içeren bir davranıştır ve her duygusal özellik gibi insanın akıl fonksiyonlarını perdeler; kişi öfkesi nedeniyle olaylar karşısında sağlıklı kararlar alamaz. Böyle bir durumda da insan, Allah'ın sınırlarını kolaylıkla ihlal edebilir.<br />
<br />
Öfkelenerek aklı örtülen kişi aynı zamanda adil de olamaz, Allah'ın beğendiği üstün ahlak özelliklerinden uzaklaşır. Kur'an'da öfkenin en önemli zararlarından biri olarak adaletten sapma gösterilir. Bu yüzden müminler öfkelenmekten titizlikle sakınırlar.<br />
<br />
Öfkeye kapılan kişiler, rahatlıkla hoşgörü gösterebilecekleri halde yaşadıkları olayın etkisinde kalırlar. Çok sıradan bir olay ya da çok ufak bir hata bile bu kimseleri öfkelendirmeye yeter. Dahası kimi zaman, çevrelerindeki insanların normal davranışlarına bile kızarlar. Öfke onları öylesine esir almıştır ki doğru düşünemez, olayları objektif bakış açısıyla değerlendiremezler. O an onlar için önemli olan öfkelerini tatmin etmektir.<br />
<br />
Kuşkusuz bu söz ettiklerim oldukça nefsani davranışlar. Vicdanî olan, öfkeyi ve nefreti yenip hoşgörülü ve bağışlayıcı olmaktır. "Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir." (Araf Suresi, 199) buyruğu gereği, nefsin telkinlerine karşı vicdanın sesini dinlemektir. Allah'ı hoşnut etmeyi hedefleyen mümin her durumda Kur'an ahlakına uygun davranmaya gayret eder. İçinde samimi olarak Allah korkusu taşıyan insan, nefsi kendisini kışkırttığında; “Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir.” (Araf Suresi, 201) ayeti gereği Rabbine sığınır.<br />
<br />
Bütün ahlak bozukluklarında olduğu gibi öfke de en fazla kişinin kendisine zarar verir. Öfkeli insan bir konu üzerinde yoğunlaşamaz, diğer insanlarla sağlıklı iletişim kuramaz.<br />
<br />
Öfke anında beyin, özellikle de duygusal tepkilerden sorumlu olan amigdala aktif hale gelir ve bu, mantıklı düşünmeyi yöneten prefrontal korteksin işlevini geçici olarak baskılayabilir. Bu yüzden insanlar öfkeliyken daha dürtüsel davranabilir, sonradan pişman olacak sözler söyleyebilir,<br />
sağlıklı kararlar almakta zorlanabilirler.<br />
<br />
Ayrıca öfke, fiziksel rahatsızlıklara sebep olur; iç huzursuzlukları, baş ve mide ağrısı, uykusuzluk gibi hastalıklara yol açar. Özellikle ani öfke çok tehlikelidir. Yaşlılarda tansiyon yükselmesine, ani beyin kanamasına, enfarktüse sebep olabilir.<br />
<br />
Yapılan tüm bilimsel araştırmalar, öfkelenmenin insanın sağlığını ciddi şekilde bozan bir ruh hali olduğunu göstermiştir. The Times'da yayınlanan "Öfke Kalp Krizi Riskini Artırır" adlı makalede, kolay öfkelenmenin kalp krizlerine kısa bir yol olduğu, strese öfkeyle tepki veren kişilerin, kalp hastalıklarına üç kat daha fazla, erken kalp krizine ise beş kat daha fazla yakalanma riski altında oldukları belirtilmiştir. (M. Henderson, "Anger Raises Risk Of Heart Attack", The Times, 24 Nisan 2002)<br />
<br />
Din, insanlara affedici olmayı tavsiye eder. Bu yüzden dini inancı olanlar, sorunlarını içlerinde biriktirmez ve hayatla daha kolay başa çıkarlar. Bu da depresyon ve stres gibi rahatsızlıklarla daha az karşılaşmalarını sağlar. Kur'an'ın emrettiği gibi öfkesini yenen, kin tutmayan ve karşısındaki kişiyi bağışlayan insan, iç sıkıntısından ve gergin ruh halinden kurtulur; içi ferahlar.<br />
<br />
Resulullah yolundaki mümin, Allah'ın izniyle öfkenin seline kapılmaz. İbn-i Ömer (ra)'dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (asm) şöyle buyuruyor:<br />
<br />
"Bir (mü'min) kulun sırf Allah rızasını talep etmek için yuttuğu bir öfke yudumundan Allah katında sevap bakımından daha büyük bir yudum yoktur." (Mace Cilt10 Syf.462)<br />
<br />
Yalnız şu da var ki, bu duygu iyi yönde de kullanılabilir. Said Nursi'nin, "Hırs ve öfke gibi duygular Allah yolunda kullanılmaları için verilmiştir" manasına gelen sözü de bu durumu açıklıyor.<br />
<br />
İnsanın haksızlık karşısında kendini savunması, hakkını yedirmemesi ve yeri geldiğinde kötülük ve zulme karşı gücünü kullanması öfkenin iyi yönde kullanımıdır. Yani insana lâzım olan, rahmetli Nuri Pakdil'in dediği gibi "asil bir öfke"dir.<br />
<br />
Öfkenin kötü yönü ise insanın sınırları aşması, saldırganlaşması ve başkalarına haksız yere zarar verme ihtimalidir.<br />
<br />
Nefret duygusu ise öfkeden farklı olarak daha uzun süreli ve beslenen bir duygudur. Kişi birine ya da bir şeye karşı sürekli olumsuz duygular beslediğinde, zamanla objektif bakma yeteneğini kaybedebilir. Bu durumda tarafsız düşünmesi zorlaşır, insanları sadece kötü yönleriyle görmeye başlar. Empati azalır, intikam duyguları ya da zarar verme isteği artabilir.<br />
<br />
Bilimsel olarak da nefret, beynin hem duygusal hem de planlama ve eyleme geçme ile ilgili bölgelerini harekete geçirir. Yani nefret, sadece bir duygu değil; davranışlara da yön verebilecek güçlü bir zihinsel durumdur. Tıpkı öfke gibi insanın aklını örtebilir—hatta bazen daha kalıcı ve derin bir şekilde.<br />
<br />
Kısacası bu duygular, gözü kör eder ve kalbi köreltir. Öfkesini kontrol edip doğru yolda kullananlardan olmak duamızdır...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Apr 2025 22:12:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Allah’a Güzel İsimleriyle Dua Edin</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/allaha-guzel-isimleriyle-dua-edin-939</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/allaha-guzel-isimleriyle-dua-edin-939</guid>
                <description><![CDATA[Allah’a Güzel İsimleriyle Dua Edin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’da, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>“İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin…”</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Araf Suresi, 180) buyruluyor. Güzel özelliklerimizin tümünün kaynağı Allah'tır. Allah’a aşk ile bağlı olmaya, O'na itaat etmeye ve gönülden yakın olmaya, Kur’an’ı halisane hayatımıza uygulamaya çalıştığımızda, Allah'ın isimlerinin tecellilerini üzerimizde taşıyabiliriz. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Karib</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'dir; kullarına çok yakındır. O’na ne kadar yakınlaşır, ne kadar teslim olur ve üstün ahlâkıyla ahlâklanmaya çalışırsak, mükemmel ruh güzelliğine ulaşabiliriz. Allah’a, isimlerinin üzerimizde tecelli etmesi için dua edelim; O verir. Yeter ki samimiyetle isteyelim...</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kendisinden başka ilah olmayan Rabbimiz, en güzel isimlerinle Sana sığınıyor, Sana yöneliyor, Sana yalvarıyoruz. Pek çok konuda eksik düşünebilir, yanlış bir karar verebilir, hatalı bir davranış sergileyebiliriz. Sen bizi yaratan ve bizim bu eksikliklerimizi bilensin. Yaptığımız hataları bağışla. Kötülüklerimizi ört, iyiliklere çevir. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Afüvv</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sün; affı çok olansın. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen kazandıklarımız dolayısıyla bizi azap ile yakalayacak olsaydın, yeryüzünde hiçbir canlıyı bırakmazdın Allah’ım! Sonsuz merhametinle bize öğüt alabileceğimiz kadar süre tanırsın. Sen'in rahmetin her şeyi kuşatır ve Sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin. </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Rahman</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sın </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Rahim</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Erhamurrahimin</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; bize merhamet et...</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bilmesi sınırsız olan Allah'ım. Göklerde ve yerde olanlar, dizi dizi uçan kuşlar Sen'i tesbih eder. Güneş de, kendisi için belirlediğin karar yerine doğru akıp gider. Tek bir ağaçtaki yaprakların sayısını, aklımızdan geçenleri, gizli veya açık işlediğimiz tüm fiilleri bilen, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Âlim</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> olan Allah'ım. Kullarına ilminden dilediğin kadarını verirsin; ilmimizi artır...</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Korkumuzu artır, Sana ve elçine imanımızı artır. Bize Kendi rahmetinden kat kat güzel karşılık ver Rabbim. Bize kendisiyle yürüyeceğimiz bir nur kıl ve bize mağfiret et. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Gaffar</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sın; çok bağışlayıcısın. Bağışla bizi Allah'ım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen'in dilemen dışında hidayet verebilecek, doğru yola iletebilecek hiç kimse yoktur. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Hâdi’</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">sin; hidayet lütfeden, doğru yola ulaştıransın. Bu, Sen'den en büyük nimettir. Bizi hidayete erdir Allah'ım. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Gözler Sen'i idrak edemez; Sen ise bütün gözleri idrak edersin. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Habir</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olansın. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Latif</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; lütfedicisin. Bize lütufta bulun ve 'hücrelere kadar işleyen kavurucu' azaptan koru Allah'ım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen'in indirdiğin kitaplar, gönderdiğin elçiler ve onlar tarafından açıklanan bilgiler olmasa, son derece çaresiz, aciz ve korku dolu bir bekleyiş içinde yaşamak zorunda kalırdık. Ancak Sen, tüm sorularımızın cevabını, gönderdiğin Kitabınla açıklayan ve bizi içine düşeceğimiz çaresizlikten kurtaransın. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Mübeyyin</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; ayetlerini açıklayansın. Kur'an'ı kalbimize yerleştir Allah’ım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen manevi yönden huzur ve güven verensin. Dünyada zorluk içinde olduğumuzda bizi destekler, kalplerimizi pekiştirirsin. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Mümin</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; emniyet veren, emin kılansın. Bizi emin kıl.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen, gökleri ve yeri kontrol altında tutan, evrendeki tüm canlıları bildikleri veya bilmedikleri büyük tehlikelere karşı her an koruyansın. Biz kullarını daha cenin halindeyken savunması sağlam olan bir yere yerleştirerek korumaya alansın. Her şey Sen'in kullarına olan merhametine ve İlahi korumana işaret eder. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Müheymin</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; gözetici koruyucusun. Sen koruyucuların en hayırlısısın; koru bizi Allah'ım. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rızkı veren, gökten suyu indiren, nimetler bağışlayan, gökten yere işleri evirip çeviren yalnızca Sen'sin. Sen nimetlerini tutsan ya da bir musibet dilesen bizi bundan koruyacak, ya da bir hayır dilesen bunu tutup engelleyecek yoktur. Kendisine ihtiyaç olunan ve yardım istenen de yalnızca Sen'sin. Yalnız insan değil tüm kâinat Sana sığınır, Sen'den yardım diler. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Müstean</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sın; Kendisine muhtaç olunan, yardım gönderensin. Rabbimiz, indirdiğin her hayra muhtacız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen yarattığın kulunun nelere güç yetirip nelere yetiremeyeceğini bilirsin. Hiçbir işimizde zorluğa rıza göstermezsin. Sen üzerimizdeki yükü kaldırır, en zor şartlarda bile her zorluktan bir çıkış yolu gösterirsin. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Müyessir</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin, hayırda ve şerde kolaylık verensin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen, kullarını 'Kendinden olan nura' yöneltmek için uyarılar gönderensin. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Nur</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sun. Âlemleri ve istediğin simaları, gönülleri nurlandıransın. Üzerimizdeki nurunu tamamla, bizi karanlıklardan aydınlıklara çıkar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kâinatta gerçek güç sahibi olan yalnızca Sen'sin. Karşılaştığımız her türlü sıkıntıyı, zorluğu, ihtiyacı giderebilecek olan da ancak Sen'sin. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Samed</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; her şey Sana muhtaç, Sen daimsin, hiçbir şeye ihtiyacı olmayansın. Zorlukları kolaylaştır, sıkıntılarımızı gider Allah'ım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hastalığı veren Sen'sin, hastalığın geçmesi de ancak Sen'in dilemenledir. Sen dilemedikçe dünyanın tüm doktorları, en gelişmiş ilaçları şifa veremez. Hastalandığımız zaman Sen'in sonsuz gücün karşısındaki aczimizi görebilmeyi nasip et. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Şafi</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; şifa ver bize Allah'ım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen kimin göğsünü İslam'a açmışsan, artık o, Sen’den bir nur üzerinedir. Fakat Sen'in zikrinden yana kalpleri katılaşmış olanlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Şarih'</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">sin; açansın. Göğsümüzü İslam'a aç, imanı kalbimize yerleştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen iman edenlerin Velisi, dostu ve yardımcısısın; onları karanlıklardan nura çıkaransın. Hem dünyada hem de ahirette tek gerçek dostsun. Hiçbir zaman bırakıp gitmez, asla terk etmezsin. Her zorlukta yanımızdasın. En güvenilirsin, hep karşılıksız armağan edensin. Her türlü eksiklikten ve hatadan arındırırsın. Dost edindiğin kullarına seçkin bir hayat ve ahirette de hiç tükenmeyecek olan mülkünü vaat edensin. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Veli</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin, iyi kullarına dostsun. İbrahim Peygamber (as) gibi dost edin bizi de Allah'ım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen ancak kalpten iman etmeyi ve Sana yakın olmayı isteyenin kalbini yumuşatırsın. Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Mukallib</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sin; kalpleri çevirensin. Kalbimizi samimi imana döndür Allah'ım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Mevla'</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">mızsın; müminlerin dostu olan, onlara hayır yolları açan ve onları başarılı kılansın. Kâfirler topluluğuna karşı bize zafer ver.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sen </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Selam</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">'sın; her türlü tehlikelerden kullarını selamete çıkaransın. Senin rahmetinle dünyada güzel bir hayatla yaşayan, kulluk edip yaptığı salih amellerden ecir ve Sen'in rızanı kazanan, Cennetine kabul edip sözlü </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Selam"</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> ile müjdelediğin kullarından kıl bizi de Allah'ım. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Apr 2025 00:56:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayram Birlik Olmaktır</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bayram-birlik-olmaktir-938</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bayram-birlik-olmaktir-938</guid>
                <description><![CDATA[Bayram Birlik Olmaktır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinizle buğz (düşmanlık) etmeyiniz. Birbirinizle iyi ilişkileri kesmeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip küsmeyiniz ve ey Allah'ın kulları, kardeşler olunuz.</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">” (Mace ,Cilt 10, s. 32)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birlik olmak, bireylerin ve toplumların güçlenmesini sağlayan en önemli faktörlerden biridir. Zorluklar karşısında daha güçlü ve dayanıklı olunur. Hedeflere daha kolay ulaşılır, çünkü büyük işler tek başına değil, birlikte çalışarak başarılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Haksızlıklar karşısında birlik olarak daha etkili mücadele edilir. Ayrılıklar çatışmalara yol açarken, birlik beraberlik huzur ve güven ortamı oluşturur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fertler vicdanının sesine kulak vermeli ve kişisel çıkarlarını değil adaleti ayakta tutmalı. İnsanlar aralarındaki farklılıkları ve görüş ayrılıklarını ön plana çıkararak ayrışmak yerine, güzel ahlâkı yaşamakta birleşmelidirler. Birbirlerini desteklemeli, farklı görüşlere sahip oldukları konularda hoşgörülü ve anlayışlı olmalıdırlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak aramıza arasına sokulan fitne bizi birbirimize düşman tanıtıyor, adeta birbirimize kırdırıyor, birlik olmamıza engel koyuyor. Yaşanan olayların en acı yanı da insanların birçoğunun bu düşmanlığa inanıyor olması. Burada anormal bir durum var. Allah, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>“Allah’ın ipine birlikte sımsıkı sarılın, dağılıp-ayrılmayın</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">” buyururken, fitne seline kapılmamız normal mi?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yüce Allah, inananlara "</span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>çekişip birbirlerine düşmemelerini</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">" (Enfal Suresi, 46) buyuruyor ve bu durumun güçlerini azaltacağını bildiriyor. Ve </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">birlikteliğe zarar verebilecek davranışta bulunmamaları konusunda uyarıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gözümüzün önünde çok büyük olaylar meydana getiriyor Allah. Yeryüzünü adeta pençeleri altına almış Deccaliyetle karşı karşıyayız. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Allah’ın sistemi, şeytanî sistemin yerini almadıkça ıstırabın, acının önüne geçmek mümkün değildir. Bu yüzden Allah’ın emrettiği gibi birbirimize her zamankinden daha çok sarılmalı, daha sıkı kenetlenmeliyiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bencillik ve kişisel menfaat düşkünlüğü insan fıtratına terstir. İnsan, başkalarının acısıyla acı hisseden bir varlıktır. İnsanların, gayretlerini kişisel menfaatleri elde etmeye odaklamaları, kalbî bir hastalıktır. Hem topluma, hem insanlığa ve hem de insanın kendisine yaptığı zulümdür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Merhamet sahibi vicdanlı insanların birlik olması yalnızca Müslümanların değil, tüm insanlığın çektiği sıkıntılara -Allah'ın izniyle- son verecek, dünya huzura kavuşacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Öncelikle yapmamız gereken, aramızda birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun yeniden hayata geçirmek. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aynı inancı paylaşan, Kur'an'a iman eden, Allah'a itaat eden tüm inananlar kardeştirler, birbirlerinin dost ve velileridirler. Ve asıl bayram, birlik olduğumuzda oluşacak, o zaman her gün bayram olacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün birlikte saf tutmanın, safları sıklaştırmanın zamanı. İhtiyacımız olan tek şey kardeşlik, birlik, beraberlik, dayanışma. Ve şeytanı en çok kızdıran konular da bunlar... Allah, şeytanın adımlarını izleyenleri gafletten uyandırsın, birlik olup şeytanın oyunlarına düğüm atmayı nasip etsin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yüce Allah’tan, Ramazan </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bayramının tüm İslâm dünyası için, bugün özellikle de Filistin için hayırlı gelişmelere vesile olmasını diliyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Apr 2025 00:35:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ölüler Üzerinden Birbirimizle Savaşmayalım</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/oluler-uzerinden-birbirimizle-savasmayalim-937</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/oluler-uzerinden-birbirimizle-savasmayalim-937</guid>
                <description><![CDATA[Ölüler Üzerinden Birbirimizle Savaşmayalım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Ölüler için ateşkes ilan etmeye ne dersiniz ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu da ne demek diyebilirsiniz haklı olarak …</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ölüm Allah'ın emri...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ölüler üzerinden birbirimizle savaşmayalım...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İnsanlar birbiri ile diriyken ayakta, canlı, hür ve güçlüyken kavga edebilmeliler...</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Ölüye saldırmak acizliktir...</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Haa ! Ölü de eleştirilebilir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama geberdi denmez. Tabutu kalkmadan kendisine ve ailesine hakaret edilmez...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Efendim ''Camiiye getirmeyin demiş benim cenazemi ! ''</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tamam camiiye getirilmemesini hatırlatabilirsiniz...</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">"Şu şu şu tarihlerde ki konuşmaları bizm itikadımıza aykırı idi..."&nbsp;</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Tamam bunlar söylenir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>"İyi bilmezdik ya da hakkımı helal etmiyorum"</strong> da denilir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama tahkir, taciz ve tahrik edici konuşmaları ölüler için yapmayalım...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Canınız karşı düşünceye sövmek mi istiyor ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir sürü yaşayan o düşünce de insan var !</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Onlarla yapın kavganızı...</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Ölüye hakaret etmeyelim.</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Hoş diriye de etmeyelim ama ölüye hiç mi hiç etmeyelim...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kim olursa olsun...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hele de cenazesi kalkmadan yapmayalım bu hareketleri...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Rahmet okumak dua etmek mecburiyetinde değiliz..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Lakin ki<strong>mseye öldüğü gün sövmeyelim artık...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hasta olunca da hatta hapise girince de...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Başta söylediğim gibi ...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aynı insanla diri iken insanca tartışmayı bilmeliyiz...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Apr 2025 10:17:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye Cumhuriyetine Savaş Açan Cehape Diktası..</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/turkiye-cumhuriyetine-savas-acan-cehape-diktasi-936</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/turkiye-cumhuriyetine-savas-acan-cehape-diktasi-936</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyetine Savaş Açan Cehape Diktası..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Reis de T.C. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı idi; şiir için devletin savcısı çağırdı, sorguladı, hakim bey bu suçlu dedi, hakim suçlu gördü... Paşa, paşa sessiz sedasız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Pınarhisar Cezaevine teslim oldu, yattı, cezasını çekti... </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">28 Şubat' da eli silahlı generaller T.C. Başbakanı rahmetli Erbakan’ ı cunta ile indirdi. Rahmetli, Refah Partili seçmenine; “Sokakta bir tane adam istemiyorum, itidalli olun... Türkiye Cumhuriyeti Devleti hepimizin devleti” dedi..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">15 Temmuz ertesi görevi başındaki İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye başkanları; Reis, tarafından sizler FETÖ ile iktisaplı şüphelisiniz, istifa ediyorsunuz dendi... İki başkanda, başbakanına “emir edersiniz” dedi..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Türkiye’ de bir büyükşehir belediye başkanı ilk kez mi savcı karşısına sevk ediliyor..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Türkiye Cumhuriyeti Savcısı; şu deliller ile suçludur diye savlarını öne sürüp hakim karşısında muhakeme edilmesini taleb ediyor..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ama, cehape denen parti için, durum tam bir yanğın yeri... Tüm parti militanları sokaklara... Devletinin kamu güvenliğini sağlayan polisine taş at, molotof at, yak, olmadı kezzab at, olmadı balta çek!.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rahmetli Erbakan gibi, itidal demesi gereken cehape genel başkanı sokak teröristlerine kanun dışı, sokağa gelin, devletin polisi ile çatışın!. diye, provokatörlük yapıyor..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu ne kanun tanımaz bir aymazlık ve siyasi terörizmdir... Cehape; Türkiye Cumhuriyeti devletinin üstünde dokunulmaz bir kurum mudur?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu olsa olsa 100yıllık Cehape diktasının bir şımarıklığıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demir yumruğunu hak etmiştir... </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Devleti devletin kanunlarını tanımaz, sokağa teröristleri davet eden Cehape'nin bu militan yöneticilerini yargılayıp Selo'nun yanına&nbsp;göndermelidir..</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Mar 2025 01:04:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çıkış İçin Bir Yol Var mı?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/cikis-icin-bir-yol-var-mi-935</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/cikis-icin-bir-yol-var-mi-935</guid>
                <description><![CDATA[Çıkış İçin Bir Yol Var mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Cehennem... Allah'ın "Saik", "Kahhar", "Cebbar", "Muntakim" isimlerinin sonsuza kadar tecelli edeceği mekân. İnkârcılara karşı öfke, nefret ve istekle dolu. Sabırsızlıkla intikam almayı bekleyen, delicesine insana susamış, öfkesinin şiddetinden adeta parçalanan, Allah'ın adaleti gereği var olan, Allah'ı ve ayetlerini yalanlayanları kahredecek olan özel yaratılmış sonsuz azap dolu mekân. Azap var, çünkü “kemikleri çatırdatan inlemeler duyulacak” buyuruyor Allah. Kur’an’da yüreklere tırmanan bir ateşten ve acı azaptan bahsediliyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'ın huzurunda sorgulandıktan sonra kitaplarını sol yanlarından alan inkârcıların ebedi yurdudur o. İnkârcı için o dehşet dolu ortamdan kaçış yoktur. O mahşer kalabalığının içinde gözden kaybolamaz, saklanamaz. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">O korkunç mekâna doğru yüzüstü sürüklenerek götürülür, "bölük bölük" sevk edilir küfür. Korku yüreklerini sarar. Çünkü, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"... kaynayıp-feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler. Öfkesinin şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak... </strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Mülk Suresi, 7-8)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Aşağılanma ve utanç yüzünden boyunları bükülmüş, dostsuz, yardımcısız, yapayalnız kalmışlardır: </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azap içindedirler. (Şura Suresi, 45)</strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Cehennemin her bir kapısı farklı kâfir grubu için özel olarak yaratılmıştır. İnkârcılar, isyanlarının derecesine, konumlarına ve kazandıkları günahlara göre farklı azap tabakalarına yerleştirilirler. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azap ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek. (Araf Suresi, 38)</strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Katların en altı ve azabın en şiddetlisi ikiyüzlü münafıklaradır. </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Münafıklar ateşin en alçak tabakasındadırlar."</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Nisa Suresi, 145) Onlara bir yardımcı yoktur.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Cehennem kâfirlere doymaz, hep daha fazlasını ister. Bir kez yakaladığını sonsuza kadar alıkoyar. Sonunda cehennemin kapıları inkârcıların üzerlerine kapatılır. Bu, artık bir çıkış ya da kaçış olmadığını gösterir. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şimdi, Allah'a, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"bir ucundan"</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> ibadet edenler (Hac Suresi, 11); </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Allah nasıl olsa affeder"</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyerek günah işleyen ve azapta belirli bir süre kalacaklarını zannedenler (Al-i İmran Suresi, 24), Allah'tan başka para, mal, mülk, makam gibi ilahlar edinerek, bu kavramları hayatlarının amacı edinenler, dini kendi isteklerine uydurmaya çalışanlar, kişisel çıkarlarına göre Kur'an'ı yorumlayanlar ve onu çarpıtanlar, imandan sonra inkâr edenler, tüm münafık, müşrik ve kâfirler azap mekanındadırlar. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Geri dönmek için yalvarır, bir fırsat daha isterler; ama kabul edilmez. Dünyada gaflet dolu bir hayatı birlikte sürdürdükleri dostları, arkadaşları, sevgilileri, eşleri, çocukları ve aralarındaki tüm bağlar yok olmuştur. Her şey yok olmuştur. Orada yalnızca tek bir şey vardır; azap...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'ın cehennem ehline acı yaşattığını biliyoruz ama nasıl bir ruhla acı çektiklerini, azabı algılama şekillerini bilmiyoruz. Ve biz Cennete mi Cehenneme mi gideceğiz, onu da bilmiyoruz. Ümit ve korku arasında yaşıyoruz. Biz böyle iman etmekle mükellefiz.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Cehennem tamamen kapalıdır; kapıları kilitlenmiştir. İnkârcılar için yalnızca bir kez giriş vardır, çıkış imkânsızdır. Etraf aşılamaz duvarlarla çevrilidir; hiçbir çıkış yolu yoktur. Orada ne çekilecek azabın bitme zamanı, ne bir son vardır, ne de çıkış için bir umut...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>... Şimdi çıkış için bir yol var mı?" (Mü'min Suresi, 11)</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Mar 2025 00:52:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İklim Eyleminin Analizi - 2</title>
                <category>Prof. Dr. Fatma Bozkurt</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/iklim-eyleminin-analizi-2-934</link>
                <author>yazar@muzakerat.com (Prof. Dr. Fatma Bozkurt)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/iklim-eyleminin-analizi-2-934</guid>
                <description><![CDATA[İklim Eyleminin Analizi - 2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İklim Politikalarında Raporlama ve Şeffaflık</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İklim Kanunu Teklifi, ulusal ve bölgesel düzeyde veri toplama ve raporlama mekanizmalarını kapsayan düzenlemeler içermektedir. Bu kapsamda, </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>belediyeler ve valiliklerin</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> sorumlulukları genişletilecek ve bu mekanizmaların koordine edilmesi için ilgili ofislerin kurulması sağlanacaktır. Özellikle </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>UNESCO’nun Yeşil Topluluk Rehber Kitabı (Greening Communities Guidance Book)</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> temel alınarak oluşturulması planlanan sistem, özel şirketler, okullar, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, yetişkin eğitim merkezleri ve diğer yerel aktörlerin çevresel verilerini sistematik bir şekilde kayıt altına almayı hedeflemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak, bu mekanizmaların nasıl işleyeceği ve elde edilen verilerin hangi kurumlara iletileceği konusu hâlâ belirsizdir. Raporlama süreci, sadece çevresel verileri değil, aynı zamanda iklim politikalarının işleyişini ve etkilerini de izlemek açısından kritik bir role sahiptir. Ancak bu verilerin en son hangi mercilere sunulacağı, sürecin şeffaflığı ve hesap verilebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><u>Burada temel soru şudur:</u></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Eğer ulusal veriler, UNESCO İzleme ve Değerlendirme (UNESCO Monitoring and Evaluation) veri tabanına iletilmeyecekse, uluslararası anlaşmalar kapsamında atılan adımların gerçekliği nasıl kanıtlanacaktır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer iletilecekse:</span></span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu veriler tam olarak neyi içerecek?</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece karbon emisyonları ve çevresel göstergeler mi rapor edilecek, yoksa sosyo-ekonomik etkiler de analiz edilecek mi?</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu raporlar, ilgili kurumların web sitelerinde kamuya açık bir şekilde paylaşılacak mı?</span></span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Eğitimde Yeşil Müfredat ve Küresel Dönüşüm</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının en baskın boyutu sosyal boyuttur ve bu kapsamda eğitim, hedeflenen küresel dönüşümün en kritik ayaklarından biri olarak kabul edilmektedir. </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Misyon 4.7</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> olarak da bilinen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Eğitim’in hedefleri, eğitim politikalarının, müfredatın ve öğretmen yetiştirme programlarının </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>küresel vatandaşlık yaklaşımı doğrultusunda şekillendirilmesini öngörmektedir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>UNESCO’nun Yeşil Müfredat Kılavuzu</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">, 2030 yılına kadar %90 oranında ulusal müfredatlara iklim eğitiminin eklenmesini hedeflerken, %50 oranında toplulukların yeşil dönüşümü benimsemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, UNESCO’nun Yeşil Topluluk Rehber Kitabı (Greening Communities Guidance Book) temel alınarak, </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>belediyeler ve valiliklerin</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> bu süreci desteklemesi beklenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeşil Müfredat, beş temel sütundan oluşmaktadır ve öğrencilerin şu alanlarda yetkinlik kazanmasını hedeflemektedir:</span></span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İklim bilimi</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> ve ekolojik farkındalık</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Biyoçeşitlilik</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> ve ekosistem korunması</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Çevresel adalet</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> ve küresel sürdürülebilirlik politikaları</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sürdürülebilir yaşam biçimleri</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> ve bireysel sorumluluk</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Yeşil meslek becerileri</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> ve düşük karbon ekonomisine geçiş</span></span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu müfredat, 5 yaş itibariyle uygulanmaya başlanmakta ve eğitim seviyelerine göre kademeli olarak genişlemektedir:</span></span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>5-7 yaş</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">: Temel doğa bilinci kazandırma, doğayla duygusal bağ kurma.</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>8-12 yaş</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">: İklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik hakkında temel bilgi ve farkındalık kazanımı.</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ortaöğretim</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">: Küresel ısınma, ekosistem dengeleri ve çevresel politikaların bilimsel ve sosyal yönlerini tartışmak.</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Yükseköğretim ve mesleki eğitim</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">: Yenilenebilir enerji teknolojileri, sürdürülebilir tarım ve çevre dostu endüstriyel süreçler üzerinde uzmanlaşma.</span></span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak burada kritik bir nokta bulunmaktadır: </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Eğitim sisteminin gerçekten sürdürülebilirliği hedefleyip hedeflemediği, yoksa farklı sosyo-politik amaçlara hizmet eden bir dönüşüm aracı mı olduğu en önemli kaygılardan biridir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada dikkat edilmesi gereken, UNESCO’nun hazırladığı her rehber kitap, uygulanabilirlik açısından 1/3 oranında bir eşik değeri ön koşul kabul etmektedir. Bu da bütün maddelere birebir uyum sağlamamız gerektiği anlamına gelmemektedir. </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Her ülkenin</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>toplumsal dinamikleri farklıdır ve eğitim sistemleri, yerel gerçekliklere uygun şekilde uyarlanmalıdır</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla, iklim eğitiminin ulusal çerçevemize uygun şekilde düzenlenmesi; dışarıdan benimsenmesi teşvik edilen bir sistem yerine, gerçekten toplumsal ihtiyaçları karşılayan bir model oluşturulmasını gerektirmektedir.</span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong> </strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürdürülebilir eğitim, sadece belirli kriterleri karşılamak için değil, bireylerin gerçek anlamda bilinçlenmesini ve toplumsal bütünlük içinde daha sağlam bir ekolojik gelecek inşa etmesini sağlamalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sürdürülebilirlik: Çevreyi mi, Ekonomiyi mi, İnsanı mı Koruyor?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüzde iklim değişikliği politikalarının yalnızca çevreyi koruma amacının ötesine geçerek, daha geniş kapsamlı bir dönüşümü hedeflediği görülmektedir. Bu noktada ele alınması gereken temel soru şudur: </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Bu politikalar gerçekten sürdürülebilir bir gelecek mi sunuyor, yoksa küresel ölçekte yeni bir toplumsal dönüşüm sürecini mi beraberinde getiriyor?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karbon vergileri, şehir planlamaları, eğitim reformları ve demografik politikalar birlikte değerlendirildiğinde, iklim politikalarının yalnızca ekolojik dönüşümle sınırlı kalmadığı; aynı zamanda toplumsal yapıyı ve ekonomik dengeleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahip olduğu anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA), üç temel bileşene dayanmaktadır: </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Çevre, Ekonomi ve Toplum</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">. Bu çerçevede, yürürlüğe giren iklim kanunlarının temel amacı </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>çevreyi korumak mı, ekonomiyi düzenlemek mi, yoksa toplumsal dönüşümü hedeflemek mi </strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">olduğu sorusu, üzerine düşünülmesi gereken önemli bir konudur. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer bu politikalar, toplumların doğal kaynakları verimli kullanmasını sağlayarak çevreyi koruyorsa, gerçek anlamda sürdürülebilirlikten bahsedilebilir. Ancak ekonomik düzenlemelerin toplumsal refahı gözetmek yerine belirli kesimlere avantaj sağladığı ya da toplumsal bütünlüğü etkileyecek şekilde şekillendiği algısı oluşursa, iklim eylemi sürdürülebilirlikten çok, daha geniş kapsamlı bir sosyal dönüşüm (social transformation) projesine evrilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Mar 2025 07:17:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2024/12/prof-dr-fatma-bozkurt-1735397941.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Korku ve Ümit Arasında Yaşamalı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/korku-ve-umit-arasinda-yasamali-933</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/korku-ve-umit-arasinda-yasamali-933</guid>
                <description><![CDATA[Korku ve Ümit Arasında Yaşamalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Korku ve ümit arasında olmak, insanın güzel ahlâkı kazanmasındaki en önemli unsurlardan biri. Ümit, kişinin din ahlâkını heyecan ve şevk içinde yaşamasını sağlarken, Allah'a hissettiği saygı dolu korku da onun, Allah'ın sınırlarını korumada titiz olmasına, Allah'ın sakındırdığı konulardan şiddetle kaçınmasına sebep olur. İnanan insanın yaşadığı bu şevk dolu dengeli ruh hali, ahlâkının güzelleşmesine ve Rabbine yakınlaşmasına vesile olur. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an müminlere, hiçbir olay karşısında ümitsizliğe kapılmamaları, Allah’a dayanıp güvenmeleri gerektiğini haber verir. Aynı zamanda Allah’a karşı saygı dolu bir korku içinde olmalarını bildirir. Kur’an’ın ifadesiyle ‘Havf ve recâ’, yani korku ve ümit, insanın kalbinde yer alması gereken kulluk dengesidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong>Korku…</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah korkusu, Allah’a halisane bağlı insanın hissettiği korkudur; Allah’ın hoşnutluğundan mahrum kalmaktan korkmaktır. Sevdiğini gücendirmekten, onu kaybetmekten çekinen aşığın korkusu gibi; ancak Allah korkusu çok daha şiddetlidir. İnsan, Rabbinden korkarsa O’nun emirlerine çok daha titiz olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah korkusu güzel ahlâkla ilgili bütün özelliklerimizi yönlendiren en önemli güçtür. Mesela, eğer içinde Allah korkusu olmazsa, insan musibete, çileye sabır göstermeyebilir, bağışlayıcı olmayabilir, öfkesini yenmeyebilir; yani iradesini birçok noktada kullanamayabilir</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>. “Nasıl olsa Allah beni affeder, zaten cennete giderim”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diye düşünür. Ancak Allah korkusu insandaki duyguları kontrol altına alır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Tevekkül, fedakarlık, cesaret, merhamet gibi bütün güzel ahlak özelliklerinin ve aklın da kaynağında hep Allah korkusu vardır. Allah’tan içi titreyerek korkan insanın aklı açılır. Bu duygulardan uzak olan kişinin basireti, feraseti olmaz, yardımseverliği, bağışlayıcılığı, kararlılığı bozulmaya başlar, dengesini yitirir. Kalpten Allah’a teslim olmayan, içinde Rabbine sevgi, saygı ve korku duymayan kişi </span></span></span></span></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">yalnızca zorluk anlarında değil, nimetler içinde yaşıyor olsa bile –mutlu gibi de görünse- gerçekte huzursuz, karamsar, umutsuz ve mutsuzdur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsanlar her an ölebilecek varlıklardır; herkes ölüme aynı yakınlıkta/uzaklıktadır. Bir insan Allah’ı her an yanında hissediyor ve O’nun kontrolünde olduğunu biliyorsa çok özenli olur. O zaman saygı ve korkuyu içinde taşır. Samimi iman eden ve Rabbine teslim olan insan en güzel hayatı yaşar. Açık bir şuura sahip, Allah’tan korkan samimi bir mümin, korku ve ümit arasında Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini şiddetle arzu eder. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong>Ümit…</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ümit etmek Kuran'da müminlerin önemli bir vasfı olarak belirtiliyor. Ümitvar olmak, aynı zamanda kişinin imanının ölçüsüdür. İnsan, o ölçüde Rabbinden umut eder, O'nun sonsuz güzelliklerine kavuşmak için büyük özlem duyar. Allah, iman sahiplerine dünya ve ahiretteki güzelliklerin müjdesini veriyor. Mümin, bu nimetlere kavuşma umudu içinde yaşar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Kur’anî bakış açısı, inanan insana ümitvar bir kişilik kazandırır. Her şeye bu bakış açısıyla yaklaşan kişi, her olayın kendisi ve diğer müminler için hikmet ve hayırla yaratıldığını bilir. Allah, müminlerin dostudur ve onlar için en hayırlı olanı diler. Yaşanan olay olumsuz gibi görünüyorsa bu, kötü şans, uğursuzluk ya da işlerin ters gitmesi sebebiyle değildir. Kainattaki her şey Allah'ın kontrolündedir, her olay Allah’ın dilemesi ile gerçekleşir. Bu gerçeğin bilincindeki mümin, hiçbir konuda üzüntü ve ümitsizlik yaşamaz. Kur’an’da, </span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">"...Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır..." (Bakara Suresi, 216)</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"> ayetiyle dikkat çekildiği üzere, ‘şer’ gibi görünse de her olay kulun imtihanının bir parçasıdır ve kendisi için hayra dönüşecektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Korku ve ümit arasında bir ruh haline sahip olmak için, Allah'a karşı samimi olmak lâzım. Allah’a samimi bağlı olanın dünya ile işi kalmaz. Allah'a ve ahiretin varlığına kesin bilgiyle iman eden insan, doğal olarak dünyada Rabbini hoşnut etmek ve cennet ehli olmak ister. Gönülden Rabbine yönelen kişi O'nun yaratmasındaki kusursuzluğu ve ihtişamı görecek ve O'na karşı saygı dolu bir korku duyacaktır. Korku, onu Allah’ın sınırlarını ihlal etmekten sakındıracak ve mümin bundan duyduğu huzur sebebiyle cenneti ümit edecektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>A’raf’ta Gibi…</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ahirete kesin bilgiyle iman eden insanın kendisini bir an, Kur’an'da söz edilen A’raf tepesinde düşünmesi, samimiyeti açısından iyi bir ölçü olabilir.&nbsp;A’raf, cennetle cehennemin görüldüğü ancak insanın nereye gideceğini henüz bilmeden beklediği yerdir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: "Selam size" derler ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip umanlardır.' Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler. (A’raf Suresi, 46-47)</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">A’raf’taki gibi cennet ve cehennem arasında bir yerde kaldığımızı düşünelim. Bir yanda bizi oraya sürükleyecek davranışlardan hep korkuyla sakındığımız ebedî cehennem. Diğer yanda hayatımız boyunca umut ettiğimiz ebedî cennet… Kur’an’da tarif edilen bu ortam, şu an yaşadığımız andan daha gerçek. O halde A’raf halkının korku ve umut dolu bekleyişlerini, henüz yaşıyor iken her an hatırlayalım. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Korku ve ümit; her ikisi de kalbimizde yoğun bir şekilde hissetmemiz ve yaşamamız gereken duygular. Yüce Allah, bizi gerçek kurtuluşa iletecek olan bu iki duygu için dua etmemizi buyuruyor:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">…<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong>O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (Araf Suresi, 56)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">…</span><span style="color:#000000"> </span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (Secde Suresi, 16)</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Korkusuzluk da ümitsizlik de insanı imandan uzaklaştırır. Kimi insanlar korkusuzluğunun kimi de ümitsizliğinin cezasını çeker. Ancak korku ve ümidi dengeli bir biçimde hayatında hissedebilmenin sonu ebedî mutluluktur. Asıl korkulması gereken, Allah’ın azabına karşı anlamsız bir korkusuzluk duygusuna kapılmaktır. Ki sonu ebedî kayıptır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'a samimi imanı yaşayalım ve O’nun hatalarımızı bağışlayacağını kuvvetle umut edelim. Merhametine ve bağışlayıcılığına sığınalım, eksikliklerimizi gidermesi ve tükenmesi olmayan güzelliklerini lütfetmesi için samimiyetle dua edelim. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Mar 2025 23:53:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahrif Edilmiş İncil ve Tevrat İsimli Kutsal Kitap Olamaz..</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/tahrif-edilmis-incil-ve-tevrat-isimli-kutsal-kitap-olamaz-932</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/tahrif-edilmis-incil-ve-tevrat-isimli-kutsal-kitap-olamaz-932</guid>
                <description><![CDATA[Tahrif Edilmiş İncil ve Tevrat İsimli Kutsal Kitap Olamaz..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Kuran ayeti diyor ki; "-onlara söyle, bir delil.. Bir allah kelamı 'ayet'leri var mı. Yoktur" diyor. Yani peygamberimiz den önce inen hiçbir kutsal kitaptan bir ayet bile, eser kalmamıştır.<br />
<br />
Peygamber hadisinde de; "-kuranda, peygamber kıssalarında, onlara inen kitaplarda mevcuttur." diyor. Yani, kurra olan Kuran' da ondan önce inen kitaplarda mevcuttur..<br />
<br />
Tahrif edilmiş incil. Tahrif edilmiş tevrat diye bir tanımlama olamaz.<br />
<br />
Ayet, apaçık... Bu kuran gelene kadar, önceki kitaplardan bir Allah kelamı kalmadı, diyor. Peygamberde bana indirilen Kuran’la da, ondan önceki kutsal kitaplarda, Kuran’ın içinde indirildi, diyor..<br />
<br />
Zaten, bu papaz ve haham hikaye kitaplarına inanan gayrimüslimler bu kitaplara; eski ahid ve yeni ahid adı ile hitab ediyorlar.<br />
<br />
Cehape, 1 kasım 1928’de latin harf ile yazıya geçince Protestan yapılamayan, İslam’dan çıkarılamayan ve batıyı da hedef babında; ki, onlarda Allah' a (haşa, ortak tutuyorlar) inanıyor yalanı ile. Bu kitapların yeni latin harfli baskılarının kapaklarına -bilerek- incil ve tevrat ibarelerini yazıyorlar..<br />
<br />
Reis' in, daim cehape zulmü vurgulaması bundandır... %75 Müslüman ecdad... Dede ve babalarımız cehape' nin Gayrimüslim kesiminden çok zülüm görmüştür. Çok haksızlığa uğramıştır ve dikkat edin, bu ana-babalarımızda bir zülme uğrayanın, sessizliği ve ezikliği hakim..<br />
<br />
Ki, biz bu 100 yıllık cehape diktasından hesabı sormadan zulüm görmüş ecdad rahat uyuyamayacaktır!</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Mar 2025 13:34:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İklim Eyleminin Analizi - 1</title>
                <category>Prof. Dr. Fatma Bozkurt</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/iklim-eyleminin-analizi-1-931</link>
                <author>yazar@muzakerat.com (Prof. Dr. Fatma Bozkurt)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/iklim-eyleminin-analizi-1-931</guid>
                <description><![CDATA[İklim Eyleminin Analizi - 1]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Sürdürülebilirlik mi, Siyasi Yapılandırma mı? İklim Eyleminin Küresel ve Demografik Değişimler Açısından Analizi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">İklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma kavramları, günümüz küresel politikalarının merkezinde yer almaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler'in 2015 yılında ilan ettiği </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA)</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> çerçevesinde, </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>SKA 13: İklim Eylemi</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">, iklim değişikliğiyle mücadelede en kritik hedeflerden biri olarak kabul edilmektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülke, son yıllarda karbon emisyonlarını düzenlemeyi, karbon fiyatlandırmasını getirmeyi ve iklim değişikliğine uyum stratejilerini güçlendirmeyi hedefleyen yeni yasa teklifleri sunmaktadır. </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>İklim Kanunu Teklifi</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">, çevresel çözümler çerçevesinde sunulsa da, bu düzenlemelerin ekonomik ve sosyo-demografik yapılar üzerindeki etkileri tartışmalıdır. UNESCO Greening Education Partnership (GEP) üyesi ve aynı zamanda Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Eğitim dersini veren biri olarak, bu konudaki analizlerimi ve kaygılarımı yazıya dökmeye karar verdim. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Yeşil Mutabakat ve Küresel İklim Anlaşmaları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Küresel ölçekte iklim politikalarının gelişimi, </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Kyoto Protokolü</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> ve </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Paris Anlaşması</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> gibi kritik uluslararası anlaşmalar çerçevesinde şekillenmiştir. Bu sürecin devamında, 2021 yılında</span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong> Avrupa Yeşil Mutabakatı</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> yürürlüğe girmiş, karbon fiyatlandırma ve </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM)</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> gibi yeni uygulamalar hayata geçirilmiştir. Ancak, bu politikaların gerçekten çevreyi koruma amacı taşıyıp taşımadığı mı, yoksa belirli ekonomik ve siyasi dönüşümleri hızlandırmak için bir araç olarak mı kullanıldığı halen tartışma konusudur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Küresel ölçekte getirilen bu düzenlemeler karşısında öncelikle şu temel soruyu sormamız gerekir: </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>En fazla karbon salınımı yapan ülkeler kimler ve gerçekten etkin önlemler alıyorlar mı?</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> Bugün dünya genelinde karbon emisyonları artmaya devam ederken, büyük ölçekteki kirliliğin kaynağı olan ülkeler üzerinde etkili yaptırımların uygulanmadığı gözlemlenmekte. Çin, ABD ve Hindistan gibi ülkeler, küresel karbon salınımında başı çekerken, gelişmekte olan ülkeler üzerinde sıkı düzenlemeler ve karbon vergileri dayatılıyor.</span></span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Çin, yıllık 12,7 milyar ton CO₂ salınımıyla dünyanın en büyük karbon salımı yapan ülkesi konumundadır.</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">ABD, yıllık 6 milyar ton CO₂ emisyonuyla ikinci sırada yer almaktadır.</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Hindistan, 3,4 milyar ton CO₂ salınımıyla küresel emisyonlarda büyük bir paya sahiptir.</span></span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Avrupa Birliği ülkeleri, toplamda 3,3 milyar ton CO₂ salınımına sahipken, Rusya 1,8 milyar ton CO₂ emisyonuyla onları takip etmektedir.</span></span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Bu noktada, haklı olarak şu eleştiriyi yapabiliriz: </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Küresel ısınmaya neden olan asıl aktörler değişmeden, uygulanan politikalar gerçekten çevresel fayda sağlayabilir mi?</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> Daha önemlisi, bu politikalar, çevreyi koruma misyonu taşıyan adil ve bilimsel çözümler mi, yoksa belirli ülkeler ve sektörleri avantajlı hale getiren ekonomik enstrümanlar mı? Eğer büyük karbon salınımı yapan ülkeler ciddi yaptırımlarda yer almazsa, gelişmekte olan ülkelerde uygulanan karbon vergileri ve düzenlemeler küresel ısınma ile mücadelede ne kadar etkili olabilir?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Karbon Vergileri ve Ekonomik Adaletsizlik</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Son yıllarda karbon vergileri ve Emisyon Ticaret Sistemleri (ETS) gibi mekanizmalar, sanayi sektöründeki karbon salınımını azaltmak amacıyla devreye alınıyor. Ancak bu sistemler, yüksek vergi yüküne sahip ülkelerde özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) üzerinde ciddi bir ekonomik baskı oluşturarak adaletsiz bir mali yük yaratıyor. Türkiye gibi halihazırda ağır vergi yüküne sahip ülkelerde ek karbon vergilerin getirilmesi, ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Üstelik, daha yeşil bir ekonomik dönüşüm hedeflenirken, bu vergilerin halk üzerindeki yükü de giderek artacaktır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Düşük karbonlu teknolojilere geçiş, hızlı bir şekilde gerçekleşmesi beklenen bir süreç değildir. Sanayi ve enerji sektörleri için uzun vadeli, </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>aşamalı bir geçiş planı ve devlet destekleri olmadan, üretim maliyetlerinin artması kaçınılmazdır.</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> Bu da tüketicilere daha yüksek fiyatlar olarak yansıyacaktır. Eğer bu politikalar dikkatli uygulanmazsa, enerji ve sanayi sektörlerinde ciddi ekonomik sorunlar çıkabilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Bununla birlikte merak edilen diğer bir konu ise </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>iklim politikalarının getireceği finansal yükün yanı sıra karbon ayak izi, kredi notu ve adaptasyon süreci için sağlanacak kredi imkanları ile faiz oranlarının nasıl belirleneceğidir.</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> Bunların her biri halk ve işletmeler için yeni vergi yükü iken iklim politikacıları için ise vergi çeşitliliği mi olacak? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>İklim Kanunu ve Demografik Değişim Endişesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Son dönemde, hepimizin takip ettiği üzere ülkemizde </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>İklim Kanunu Teklifi</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> gündemde. Bu teklif, karbon emisyonlarını denetlemeyi, yeşil ekonomi dönüşümünü teşvik etmeyi ve iklim değişikliğine uyumu sağlamayı amaçlıyor. Ancak yasa teklifinin ekonomik, sosyal ve demografik sonuçları dikkate alındığında, iklim politikalarının yalnızca çevresel faktörlerden ibaret olmadığı, aynı zamanda toplumsal dönüşümlerle de doğrudan ilişkili olduğu açıkça görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Özellikle, ‘</span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>kırılgan gruplar öncelikli olmak üzere</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> (Madde 2-(a))‘ gibi maddelerin iklim yasasıyla doğrudan bağlantılı gibi görünse de, </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>aslında demografik yapıyı ilgilendiren düzenlemeleri içermesi dikkat çekicidir</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">. Oldukça kapsamlı bir tanıma sahip olan kırılgan gruplar, düşük gelirli haneler, kırsal bölgelerde yaşayan çiftçiler, sanayide çalışan mavi yakalı işçiler, küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri, yaşlı nüfusu içerirken, </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>aynı zamanda iklim göçüne maruz kalan kesimi, göçmenleri ve mültecileri de kapsamaktadır. </strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Ancak, mülteci ve göçmen politikaları son derece hassas bir konudur ve bu grupların iklim değişikliği politikaları çerçevesinde nasıl ele alınacağı dikkatle değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Bunun etkilerini yakın zamanda Almanya’da yapılan seçimlerde açıkça gördük. Şubat ayında gerçekleştirilen seçimler, demografik değişim politikalarının halk üzerindeki etkilerini doğrudan gözler önüne sermiş ve </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>göçmen-mülteci politikalarının</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">, </span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"><strong>iklim değişikliği söylemi</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt"> ile nasıl iç içe geçirildiğini ve bunun toplumsal hassasiyete nasıl sebep olduğunu ortaya koymuştur. Almanya’da hâlâ bu politikaların sosyal ve siyasi sonuçları tartışılmaya devam ederken, benzer bir sürecin ülkemizde yaşanmaması için İklim Kanunu Teklifi’ndeki maddelerin açık, şeffaf ve kamuoyunu kaygıya sevk etmeyecek bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:12pt">Bu tür yasaların, toplumsal hassasiyetleri göz ardı etmeyen, kamuoyunun tüm kesimlerini bilgilendirerek, yalnızca çevresel hedeflerin değil, sosyal istikrarın da korunması açısından kritik öneme sahiptir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Mar 2025 23:28:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2024/12/prof-dr-fatma-bozkurt-1735397941.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Müminler Galip Gelir</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/muminler-galip-gelir-929</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/muminler-galip-gelir-929</guid>
                <description><![CDATA[Müminler Galip Gelir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır. (Maide Suresi, 56)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">İnkârcılara işaret eden bir açıklamasında Said Nursi, bir Yahudi’nin cam parçalarını elmas fiyatıyla alması örneğini vererek, insanın dünyada geçici bir başarı elde ettiğini ifade eder. Bu sözler, hakikat ile aldatmacayı ayırt etmenin önemini vurgular.</span></p>

<p style="text-align:justify"><em>"Hem senin dünyaca muvaffakıyetin, elmasçı ve divane olmuş bir Yahudi’nin cam parçalarını elmas fiyatiyle aldığı gibi; sen de küçücük, kısacık bir zamana, bir hayata, uzun ve daimî ve geniş bir hayatın fiyatını verdiğin için, elbette o had dairesinde galebe edersin. Bir dakikaya bir sene kadar şiddetli hırs, muhabbet, intikam gibi hissiyatla müteveccih olduğun için, ehl-i diyanete muvakkaten tefevvuk edersin."</em></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Söz konusu cam parçaları, dünyevi çıkarlardır. Dünya malı, gösterişli olsa da geçicidir; ahiret nimetleri ise ebedidir. Dünyanın süsüne kapılıp ahireti unutmak, cam parçalarını elmas sanmak gibidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Cam, elmasa benzeyebilir ama hiçbir zaman onun değerinde olamaz. Eğer birisi camı elmas gibi tanıtıp satarsa, kandırdığı kişiler ancak aldananlardır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Ancak münafık, karşılığını çok büyük bedel ödeyerek, elmas fiyatıyla öder. Allah'ın hoşnutluğunu ve sonsuz ahiretini yitirerek!.. Küçücük, kısacık bir zamana, bütün bir hayatını heba eder. Münafık ve müşrik, küfürle ittifak halinde olduklarında üstün gelirler. O yüzdendir ki büyüklenir, enaniyet yaparlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Toplum mikrobu münafıkların, sırtlarını küfre dayayarak elde ettikleri başarı gerçekte yenilgidir. Onların elde ettikleri her şey, hazırladıkları her oyun mutlaka aleyhlerine döner.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Münafıklar, kimi zaman müminlerin felaket haberlerini dışarıdan beklerler. Müslümanlara yapılacak bir saldırı, bir hakaret, bir oyunu sadece uzaktan izler; dışarıda oldukları için de kendilerini güvende görürler. Müslümanlar o göğüs göğüse mücadelede galip geldiğinde haset ederler ancak Müslümanlara bir saldırı olduğunda haz alır</span></strong><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>, “Allah bizi korudu”</em></span></strong><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> derler. Ailelerine, kendilerine, mallarına zarar gelmediği için heyecanla olayı seyreder, onların arasında olmadığı için müthiş sevinir ve çok akıllı olduklarını düşünürler.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Kimi zaman da münafık, “bir dakikaya bir sene kadar şiddetli hırs, muhabbet, intikam gibi hislere yönelmiş olduğu" için, dindar insanlara geçici de olsa üstün gelir. Müslümanlara tuzak kurar, oyuna getirir. Aklı, ruhu, kalbi, duyguların yüksek ve yüce görevlerini bırakıp, alçak nefsin ve pis hevesin rezil işlerine ortaklık ve yardım ettiklerinden, mücadelede üstünlük elde eder.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Ve Üstadın sözlerinin devamındaki gibi, "zahirde daha sevimli görünür". Allah bir anda belasını vermez. Ancak Allah, ona verdiği imkân, çocuk ve mallarla, canının azap içinde çıkması için bunu yapar. O rahatlık içinde yaşam sürer; inkârcılar onu sevimli görür ve destek olurlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Küfür, geçici de olsa kazandığı sonuçla Müslüman’ın Cennetine, kendisinin ise Cehennemine vesile olur. Müslümanın zorluk çekse de ecrinin artmasına, derecelerinin yükselmesine vesile olur. </span><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Münafıklar, müminlerin kıymetini artırmak için özel yaratılmış bir gruptur. Allah, onlarla kıyaslayarak müminlerin değerini insanlara gösterir. Münafık, müminin zihnini açar, mücadele azmini ve çabasını artırır; onu hareketli canlı, kararlı ve şevkli tutar. Münafıklar müminler için adeta nimettir, onları gördükçe güzel ahlakın, sevginin, dostluğun önemini daha iyi anlarlar.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Küfrün kurduğu tuzak –Allah’ın dilemesiyle-daha baştan bozuktur. Onlar sonucun kendilerine başarı getireceğini düşünürlerken, müminler galip gelmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bu, müminlerin zaferidir; Rahmanidir. Münafığın, müşriğin, küfrün zaferi şeytanidir; geçicidir, sonunda kayıp vardır. Dahası münafık cehennemin en alt tabakasına gider ki bu en büyük kayıptır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Kısacası: hakikatleri iyi ayırt etmeli ve gerçek elmasın peşinde olmalı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>O halde gevşemeyin ve üzülmeyin. Eğer gerçekten müminseniz, her zaman en üstün sizsiniz.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>(Al-i İmran Suresi, 139)</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Mar 2025 07:16:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hemen Allah’a Sığın</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hemen-allaha-sigin-928</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hemen-allaha-sigin-928</guid>
                <description><![CDATA[Hemen Allah’a Sığın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[Şeytandan sana bir kışkırtma geldiğinde hemen Allah'a sığın. Çünkü O her şeyi işiten, her şeyi bilendir. (Fussilet Suresi, 36)

…

(Önce kendi nefsime)

İçinizde bir sıkıntı hissediyor, Allah’ın ilhamı olan vicdanınızın yaptığı Rahmani uyarıyı dinlemiyorsanız…

İçinizden Kur'an'a uygun olmayan düşünceler geçiyorsa...

Allah'ı anma konusunda gevşeklik gösteriyorsanız...

Allah'ın sınırlarını korumaya, emirlerini yerine getirmeye özen göstermiyorsanız...

Plânlarınız Allah'ın hoşnutluğu dışında farklı bir amaca yönelikse...

Kendi çıkarlarınız diğer müminlerin çıkarlarından daha öncelikliyse...

Kendinize ya da bir başka mümine yönelik kuşkunuz/kötü zannınız varsa...

Özel olduğunuzu, yerinizin doldurulamayacağını düşünüyorsanız...

Yaşadığınız olaylar karşısında haksızlığa uğradığını düşünüyorsanız...

Yaptığınız özverili davranışların insanlar tarafından bilinmesini, bundan söz edilmesini istiyorsanız...

Sevdiğiniz bir şeyden fedakârlıkta bulunmanız gerektiği halde, bahaneler üretiyorsanız...

Dünya malına karşı hırsla bağlılık duyuyorsanız...

Gelecek korkusu taşıyorsanız...

Kur’an’la uyarılmaya karşı tahammülsüzseniz...

Allah'a, dine düşman birine karşı içinizde sevgi ve bağlılık duyuyorsanız...

Kur’an okumak, dua etmek ya da salih amellerde bulunmak için vaktiniz olmadığı mazeretine sığınıyorsanız...

Eğer hissettiğiniz sıkıntı buradakilere benzer bir durumdan kaynaklanıyorsa, apaçık düşmanınız şeytan yanı başınızda demektir.

Tüm bu düşünceler de size değil, insanın en büyük düşmanı şeytana aittir. Onun, sizi saptırmak amacıyla sağınızdan, solunuzdan sokulup kalbinize fısıldadığı sözleridir.

Neden kulak verip şeytanın sizi ele geçirmesine izin veriyorsunuz?

Ayetteki uyarıya dikkat edersek:

"Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur." (Hicr Suresi, 42)

Allah, şeytanın kışkırtıp-saptıramadığı insanları "Benim kullarım" olarak tanımlarken, siz şeytana mı aldanıyorsunuz?

(Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 201)

Düşünüp bildiniz... Çözüm açık; Allah’a sığınmak! Allah’a sığınan mümin için şeytanın ve şeytanî hiçbir gücün tesiri olmayacaktır. Çünkü en mükemmel orada korunur, orada gözetiliriz.]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 22:05:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Katliamcı ABD\&#039;nin 25 Eyaletinin İsmi Kızılderili Kökenlidir</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/katliamci-abdnin-25-eyaletinin-ismi-kizilderili-kokenlidir-927</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/katliamci-abdnin-25-eyaletinin-ismi-kizilderili-kokenlidir-927</guid>
                <description><![CDATA[Katliamcı ABD\'nin 25 Eyaletinin İsmi Kızılderili Kökenlidir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KATLİAMCI ABD'NİN 25 EYALETİNİN İSMİ KIZILDERİLİ KÖKENLİDİR</p>

<p><br />
Kristof Kolomb’un 1492 tarihindeki keşfinden hemen sonra başlayan "Kızılderili Katliamı" kuzey amerika yerli halkının tabi tutulduğu soykırımın adıdır. O tarihten, 1886 yılına kadar 400 yıl süren bu katliamda, 70 milyon Kızılderili vahşice beyaz adam tarafından katledilmiştir..</p>

<p>Amerika kıtasını keşfeden Kristof Kolomb’un seyir günlüğüne göre Kızılderililer; 'Keskin kılıçları ilk kez gören, kötülüğü tanımayan ve hiç silahı olmayan bir ulustu'.. O tarihlerde dünya nüfusunun yaklaşık beşte biri Kızılderili idi. Ancak bugün, beyaz adamın soykırımları ile kızılderililer yok denecek seviyededir..</p>

<p>Kızılderililere tahammül edemeyen bu zorbalar; onları “halk” olarak bile görmüyordu. ABD’nin kurucusu ve ilk Başkanı George Washington, yerlileri vahşi hayvanlara benzeterek; “-Bu vahşi hayvanların (Kızılderilileri kastediyor!) tamamen imha edilmesi gerekiyor”, diyordu. Sonuçta da zaten, tamamen imha ederek, katlettiler..</p>

<p>ABD’nin bir başka Başkanı Theodore Roosevelt de Washington’dan geri kalmıyordu; “-Ben en iyi yerli (Kızılderili) ölü yerlidir demek istemiyorum ama 10’da 9’u öyledir”, diyordu..Düşünün, bu cümleleri kuranlar şu an ABD'de..demokrasi abideleri olarak heykelleri yapılıp, paralara resmi basılanlar..</p>

<p>ABD, tamamen bu yerlileri katlederek yok etse de, şu an..ABD eyaletlerinin yarısı, tam olarak 25'i Amerikan yerlilerinin dillerindeki isimleri taşıyor..</p>

<p><br />
1. Alabama: İsmini Alabama ya da Alibamu kabilesinden almış, Muskogean bir kabile..<br />
kaynaklar 'çalılığın temizleyicisi' ya da 'bitki toplayıcısı' anlamları arasında bölünmüştür..</p>

<p>2. Alaska: Aleut sözcüğünden sonra adlandırılan "alaxsxaq" yani "ana kara" anlamına gelir..</p>

<p>3. Arizona: Adını O'odham "al ĭ ṣonak" kelimesinden alır, "küçük bahar" anlamına gelir..</p>

<p>4. Connecticut: "uzun gelgit nehrinin yeri" anlamına gelen Mohikan sözcüğünden "quonehtacut"tan gelen..</p>

<p>5. Hawaii: Hawaii dilinde "vatan" anlamına gelen orijinal bir kelimedir..</p>

<p>6. Illinois: Adını Illinois kelimesinden alan "illiniwek" kelimesinden alır, "erkek" anlamına gelir..</p>

<p>7. Iowa: Adını "gri kar" anlamına gelen "Ioway" kabilesinden aldı..</p>

<p>8. Kansas: Adını "güney rüzgar insanları" anlamına gelen "Kansa" kabilesinden aldı..</p>

<p>9. Kentucky: Kökenleri belirsiz, adını "çayırda" anlamına gelen "Iroquoian" kelimesinden almış olabilir..</p>

<p>10. Massachusetts: Adını Algonquin kelimesinden alan "Massadchu-es-et" anlamına gelen "büyük-tepe-küçük-yer"..</p>

<p>11. Michigan: Chippewa kelimesinden "büyük göl" anlamına gelen "Michigama" kelimesinden..</p>

<p>12. Minnesota: Adını Dakota Hintçe'nin "beyaz su" anlamına gelen "Minisota" kelimesinden aldı...</p>

<p>13. Mississippi: Choctaw tarafından adlandırılan, "Büyük su" ya da "Suların Babası" anlamına gelen nehirden sonra adlandırılmıştır..<br />
&nbsp;“<br />
14. Missouri: Adını "kanoları kazanlar" anlamına gelen Missouri kabilesinden aldı..</p>

<p>Kızılderililerden miras kalan diger eyalet isimleride..birer kızılderili kabile adlarıdır; Utah, Dakota, Oregon, Oklohama, Ohio, Dakota, Nevada, Montana, Delawera, Idaho, Teksas..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Mar 2025 14:42:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oruç Aczimizi Hatırlatır</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/oruc-aczimizi-hatirlatir-926</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/oruc-aczimizi-hatirlatir-926</guid>
                <description><![CDATA[Oruç Aczimizi Hatırlatır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ramazan, kulluğun ve ibadet sorumluluklarının bilincine varma zamanıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ramazan, insanı bataklığa sürükleyen azgın tutkulara sahip nefsin terbiye zamanıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Orucun, isyankâr bir açlık grevi değil, itaatkâr bir kulluk görevi olduğuna dair güzel bir söze rastlamıştım. Evet, nefsin etkisinde, şeytanî bir özellik olan enaniyeti kırma zamanıdır Ramazan. Orucun, insanın nefsâni tutkularını terbiye ve ıslah etmede büyük önemi vardır. Aczini unutan, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Ben, ben"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyerek Firavun'laşan, Deccalleşen, Nemrutlaşan insana, Rabbi karşısındaki aczini ve zayıflığını hatırlatır. Enaniyet kavgasıyla geçen on bir aydan sonra Ramazan'da insan, nefis terbiyesi için daha fazla çaba gösterir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Eğer kullar, Ramazan’ın fazîletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temennî ederlerdi…”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> buyuruyor Peygamberimiz(asm)</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>. </em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ramazan ayında, gün boyu acıktığında Allah dilemediği takdirde hiçbir şeye malik olamayacağını, tüm nimetler için O'nun lütfuna muhtaç olduğunu, aczini daha iyi kavrar insan. Her şeye sahip olmakta aranan huzurun, aslında hiçbir şeyi sahiplenmemekte olduğunu anlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Said Nursi, orucun, nefsin varsaydığı Rablığını kırmak ve aczini göstererek kulluğunu bildirmek yönündeki hikmetlerinden birine şöyle dikkat çekiyor:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Nefis Rabbini tanımak istemiyor; Firavunâne kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin Firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd(kul) olduğunu bildirir.</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Hadisin rivayetlerinde vardır ki:</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: "Ben neyim, sen nesin?"</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Nefis demiş: "Ben benim, Sen sensin."</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: "Ene ene, ente ente." Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten vazgeçmemiş.</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: "Men ene? Ve mâ ente?"</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Nefis demiş: "Ente Rabbiye'r-Rahîm., Ve ene abdüke'l-âciz." Yani, "Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim(kulunum).</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Yirmi Dokuzuncu Mektup)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ramazan hem midenin, hem nefsin ve aynı zamanda göz, kulak, kalp gibi organların oruç zamanıdır. Boş ve yararsız işlerle uğraşma, boş ve yararsız şeyler izlemekten sakınma, kalbi kinden nefretten arındırma zamanıdır. Allah'ın bahşettiği organlarla, O'nun yolunda yaşamaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah rızıkları, nimetleri adalet, hikmet ve rahmet içinde taksim edip herkese nasibini veren, kullarına sayısız nimet lütfeden, merhamet ve ikram sahibi olandır. Oruç tutmanın en önemli hikmetlerinden biri, farkındalığımızın artmasıdır. En çok da fanilik bilincimizin artmasıdır. Bu artış, bizi daha da insanlaştırır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Oruçlu insan, biraz da bu yüzden temiz ve güzeldir. Dilerim Ramazan, Rabbimizin sonsuz rahmetiyle pek çok hayra; imanda derinleşmeye ve ahlâkta güzelleşmeye vesile olsun.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Oruç tutan kimse, orucunu açana kadar Allah’ın sevgisiyle sarılır. Oruç açana kadar Allah’ın rızası onun üzerindedir. Oruç açtığında ise Allah’ın mağfireti ona ulaşır.” </em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Tirmizî)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 08:10:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vakvak Ağacı ve Vaka-i Vakvakı̇ye</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/vakvak-agaci-ve-vaka-i-vakvakiye-925</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/vakvak-agaci-ve-vaka-i-vakvakiye-925</guid>
                <description><![CDATA[Vakvak Ağacı ve Vaka-i Vakvakı̇ye]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Vakvak Ağacı, kökeni Hint mitolojisine ait insan şeklinde meyve verdiğine inanılan efsanevi ağaçtır. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">Meyveler Haziran ayında olgunlaşıp yere düşer vak vak diye sesler çıkardıktan sonra toprağa karışırlar..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İran üzerinden İslam mitoloj</span><span style="font-size:16px">isine de geçmiş cehennemi tasvir eden yazmalarda cehennemde insan kafası biçiminde meyve veren bir ağaç olarak tasvir edilmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bizim tarihimizde de Vaka-i Vakvakiye olarak bilinen bir olay vardır. 1655 yılında Girit seferinden dönen yeniçeriler, züyuf akçe (Gümüş oranı düşük para) aldıklarını bahane ederek isyan çıkardılar. </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Sultan 4. Mehme</span><span style="font-size:16px">t p</span><span style="font-size:16px">ek çok devlet adamını isyancılara teslim etti..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yeniçeriler içlerinde Defterdar, Kızlar Ağası, Kapı Ağası gibi devletin yüksek dereceli bürokratlarının bulunduğu kişilerin kafalarını kestikten sonra Sultanahmet meydanında&nbsp;(At Meydanı) bulunan çınarın dallarına astılar..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Vakanüvislerin naklettiğine göre güneşin altında pırıl pırıl parlayan kanlı kelleler çınar ağacında sallanırken tıpkı efsanevi Vakvak ağacına benzediğinden bu çınar ağacına “Şecere-i Vakvak” olaya da "Vaka-i Vakvakiye" denildi..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Daha sonra Sultan 2. Mahmut bir tür nazire yapar gibi 1826’da Yeniçeri Ocağını lağvedince idam ettirdiği yeniçerilerin kesik başlarını <strong>Vaka-i Vakvakiye</strong> olayının yaşandığı bu çınar ağacının dibine yığdırmıştı. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu çınar ağacı, şu an mevcut değil...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">1928 yılında kesildiği rivayet ediliyor..</span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Feb 2025 22:19:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HÜDA-PAR’ın Kürt Konferansından Kalanlar</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/huda-parin-kurt-konferansindan-kalanlar-924</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/huda-parin-kurt-konferansindan-kalanlar-924</guid>
                <description><![CDATA[HÜDA-PAR’ın Kürt Konferansından Kalanlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Kamuoyunda çokça tartışılan HÜDA- PAR - Hür Dava Partisi nin Diyarbakır’da düzenlediği Kürt Konferansı sonrası yayınlanan bildiriye tamamen ya da kısmen katılmamak farklı şeylerdir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ancak bu bildiriye yok vatana ihanet, yok teröre destek, diyerek saldırmak çok daha farklı bir şeydir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Evet; benim de katılmadığım bazı maddeler var ama çok güzel maddelerde var bu yayınlanan bildirinin muhteviyatında...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bunları konuşa konuşa aşacağız...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tartışmaktan, konuşmaktan ve farklı fikirlerin ifade edilmesine tahammül etmekten zarar gelmez.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kaldı ki HÜDA- PAR terörü kınayan, şiddetle arasına mesafe koymuş ve eski yıllarla alakalı çok güzel öz eleştiri yapmıştır. Ayrıca HÜDA- PAR, Anayasamıza göre kurulmuş olan, siyasi ve meşru bir partidir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yıllardır terörle arasına mesafe koyamamış, PKK’nın uzantısı olduğu aşikar siyasi yapılara göre sulhtan yana, şiddete karşı hem de mütedeyyin Kürt siyasetine destek verilmeli ve siyaset alanı genişletilmelidir kanaatindeyim...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Silahlar gömülsün denildiği bir dönemde elinde silah olmayan ve sadece siyaset yapan Kürt vatandaşlarımıza daha adil ve daha tahammülkar olmalıyız...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İç cephe de ancak böyle tahkim edilir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tüm Kürt vatandaşlarımızın kendilerini bu ülkenin onurlu birinci sınıf vatandaşı hissetmeleri için yasalar nezdinde atılmasını istedikleri adımlar konuşulup tartışılabilir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu daha adil, daha samimi ve iç cepheyi daha da tahkim edecek bir tavır olacaktır...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Feb 2025 22:19:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bize Her İstediğimizi Verdi</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bize-her-istedigimizi-verdi-923</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bize-her-istedigimizi-verdi-923</guid>
                <description><![CDATA[Bize Her İstediğimizi Verdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kur'an'ın, </span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>"Kendinden bir nimet olarak göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır."</strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> (Casiye Suresi, 13) ayetiyle tüm kâinatın "insan için" yaratıldığını düşünmeye çağrıldığımızı ne kadar düşünüyoruz?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üzerinde gerçek anlamda düşünmemiz gereken o kadar çok şey var ki… Mesela şu an 560 km yukarıda, Güneş'teki patlamalar nedeniyle hızı saatte 100 binlerce kilometreyi bulan radyasyon fırtınalarının gerçekleştiğini, uzayın -273 derecelik dondurucu soğuğunu, yıldızların içinde ise milyarlarca derecelik sıcaklık olduğunu, uzay boşluğunda büyük bir hızla savrulan göktaşlarından nasıl korunduğumuzu düşünüyor muyuz?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ve mesela her gece uykuda adeta öldüğümüzü ancak sabah yine bir önceki günkü bilinçle yeni güne başladığımızı… </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kur'an’da, Allah’ın verdiği nimetler haber veriliyor ve insanlara bunlar için şükretmeleri hatırlatılıyor. İnsanın düzgün bir biçimde yaratılıp var edilmesi, işitme, görme gibi duyuların verilmesi, gece ile gündüzün yaratılması, Allah’ın kullarına güzel ahlakı bildirmesi, ayetlerini açıklaması, müminleri temizleyip arındırması, günahların bağışlanması, ibadetlerde kolaylık sağlanması, müminlerin sıkıntılardan kurtarılması, insanların yeryüzünde yerleşik kılınması ve verilen geçimlikler, içmek için yaratılan su, topraktan çıkan ürünler, insanların hizmetine verilen hayvanlar, yine insanların emrine sunulan deniz ve içindeki ürünler, süs eşyaları, denizde giden gemiler... Bunlar, sayılamayacak kadar çok nimetin sadece bir kısmı. Özellikle diğer canlılarla kıyaslayacak olursak, insanların ne kadar çok özelliğe sahip olduğunu anlayabiliriz. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mesela, başparmağı yalnızca insan gerçek anlamda ince motor hareketlerle kullanabiliyor. (Birkaç canlı türü başparmaklarını genellikle kavrama ve tutunma için kullanıyor.) Yalnızca insan gülebiliyor ve diğer canlıların seslerini taklit edebiliyor. Hayvanlar ise yalnızca Allah’ın kendilerine vermiş olduğu seslerini kullanabiliyorlar. Ayrıca hayvanların belirli yiyecekleri varken, biz insanlar çeşit çeşit yiyeceklerle besleniyoruz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tüm canlılar Allah’ın ilhamıyla ve emriyle görevlerini yerine getiriyorlar. Mesela arı, Allah’ın vahyi ile insanlar için kendi ihtiyacının çok üzerinde sürekli bal üretiyor. Canlı ya da cansız yaratılmış her şey fıtratına göre davranıyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İnsan hariç... O, sahip olduğu bunca nimete rağmen nankörlük ediyor. Hayvanlar yaratıcısına teslim olurken, insan teslim olmakta zorlanıyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çoğu insan, yalnızca çok büyük ve çok özel bir nimete kavuştuğunda ya da büyük bir zorluğu atlattığında şükrediyor. Halbuki insanın her anı nimetlerle dolu. Hayatı, görebilmesi, işitebilmesi, nefes alabilmesi; bunların hepsi büyük birer nimet ve her an insana sunuluyor. İnsan, her biri için ayrı ayrı şükür içinde olmalı. Ancak gafletteki insan bu nimetlerin değerini bilmiyor, önemini kaybettiğinde anlıyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nimetten sorguya çekileceğinin bilincindeki insa</span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">n, her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu kavramıştır ve Rabbinin Katından rahmet olarak sunduğu her nimet için O'na şükreder. Şükür yalnızca maddi ‘şeyler’ konusunda değildir. Allah'ın bahşettiği akıl, iman, sağlık, ilim, basiret ve güç; bunların hepsi şükür vesilesidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İmtihan mekânı olan dünyada davranışlarımızla imtihan oluyoruz. Allah Kur'an'da, </span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>"Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör”</strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> (İnsan Suresi, 2-3) buyuruyor. İmtihandaki insan iki yoldan birini seçer; şükrü ya da nankörlüğü. Şükür samimi imanla, şükretmemek yani nankörlük inkârla gelir. Şeytanî özellik olan enaniyet de nankörlükle. Allah’a karşı şükran hissi olmaması Allah’a itaatin devamlılığını engeller. Şükür ise şeytanın vesveselerine kalkan olur. Şeytanın bu yöntemini biz A’raf Suresi, 17. ayette görüyoruz. Ne demişti şeytan? </span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>“Muhakkak onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Çoğunu şükredici bulmayacaksın.”</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>"Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.</strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> (Nisa Suresi, 147) buyuran Allah, kullarına azap vermeyi dilemez. Ancak insanların çoğu bencil ve nankör bir karakter sergiliyor. Allah sayılamayacak kadar çok nimet yaratırken bu kimseler Yaratanı düşünmüyorlar. İnsan, gittiği bir evde çok güzel hazırlanmış bir masa görse kimin hazırladığını merak etmeden hemen oturup yemekleri yemeye mi başlar? O sofradan teşekkür etmeden mi kalkar?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Nankörlük, güneşe sırtını dönüp sadece gölgeyi görmek gibidir"</em></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> derler. İşte her şey, yapılan iyiliği inkâr etmekle başlar. Katından bahşettiği bunca nimet karşılığında Rabbimizin bizden istediği tek şey içten şükretmemiz ve nankörlük etmememiz. Dahası; şükredersek, artması duamız olan her ne varsa artıracağını da haber verirken, bu kadar mı zor bizden istediği?.. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi, 34)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 08:22:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geçti O Günler TÜSİAD</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/gecti-o-gunler-tusiad-922</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/gecti-o-gunler-tusiad-922</guid>
                <description><![CDATA[Geçti O Günler TÜSİAD]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:16px">TÜSİAD herhalde Türkiye’yi Bülent Ecevit’in yönettiği Türkiye zannediyor?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Daha evvel de teşebbüs ettiler ve fırçayı yiyip oturdular yerlerine!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px"><strong>“Belediyelere soruşturma yapılmasın , </strong><strong>a</strong><strong>dalet yok ekonomik istikrar da yok” </strong>gibi süslü laflar adı altında <strong>“Terör soruşturmalarına”</strong> müdahale etmeyi akıllarından bile geçirmesinler!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Terör örgütlerine ve onlarla Kent Uzlaşısı adı altında işbirliği yapanlara göz kırpmasınlar!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Türk Silahlı Kuvvetlerinde ki korsan yemin yapan, disiplinsizlikten atılmış, çömez darbe heveslilerine de selam yollamasınlar…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Yarın tüm TÜSİAD Yönetim Kurulu Çağlayan’da adliyeye ifadeye çağrılırsa ağlamasınlar!</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Tekrar edelim ki; Karşılarında şapkasını alıp gidecek Süleyman Demirel’de yok,<br />
Gazete ilanlarıyla istifa ettirdikleri Bülent Ecevit’ de yok!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Türkiye Cumhuriyeti’ni kimin yönettiğini bilmiyorlarsa devlet onlara da öğretir kimin yönettiğini !</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Hadlerini bilsinler yerlerinde otursunlar...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Para kazanmaya baksınlar.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Fazla ileri giderlerse Dimyata doğru belki de evdeki bulgurdan da olacaklar!</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 23:17:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İslam\&#039;da Kandil diye bir tabir yoktur</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/islamda-kandil-diye-bir-tabir-yoktur-921</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/islamda-kandil-diye-bir-tabir-yoktur-921</guid>
                <description><![CDATA[İslam\'da Kandil diye bir tabir yoktur]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Mübarek "Gece"ler vardır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Kandil; yağın yakılması ile bulunulan ortamı insan gözünün görebileceği düzeye getiren bir aydınlatma aracıdır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Kandil, meşale, gaz lambası, ampul, floresan, Led tabirli gece tanımlaması İslamda yoktur..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Kanuni, Sarı Selim, 3.Murad, 3.Mehmed silsilesinden Kanuni'nin torunu 1.Ahmed..1616 yılında SultanAhmed Camii'ni yaptırıp da..bu mübarek gecelerde -ki, adından belli; akşam namazından, sabah namazına mü-barek, bereket gecesi- suriçinde yaşayan halk sabahlara kadar bu mübarek büyük camilere gelmek için gece karanlıklarında çok müşkilat yaşayınca..bu mübarek gecelerde; büyük camilere ulaşım yollarını sabaha kadar yanan kandiller ile donatıyor..Halk, o zamana kadar görmedikleri bu aydınlık yollar ve yanlarında getirdikleri çocuklarının da betimlemesi ile, zaman içinde bu gecelere 'Kandil Gecesi' tabirini pelesenk ediyorlar..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bu tabir çok yanlış ve şeytanında istifade ettiği, müslümanı bu gecelerin feyz ve bereketinden mahrum bıraktırdığı bir yanlış oluşumdur..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Çünkü; Müslüman, bu akşamdan sabaha geniş bir zaman olan "Gece" kavramını -şeytan tarafından- unutmuş, bu mübarek geceleri yastı namazı ve sonrasında da..1400 Ankara Savaşı bozğunu ile ortaya çıkan Yıldırım Bayazıd oğlu Fetret Dönemi çelebi şahzadelerinden Süleyman Çelebinin 1409'da yazdıgı 700 beyitlik satırlardan bir kaç satırı güneş gözlüğü vizyonu ile nemelanan mevlitan bozuntularından dinlemekten ibaret..bir ibadet olarak alğılanmıştır..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Müslümanlar, İslam'da önce karanlık vardır, sonra ALLAH'ın nuru ile aydınlanan koca kainat..İslam takviminde, yeni bir gün akşam ezanından sonra başlar..Yeni bir gün..önce gece sonra da gündüzdür..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Akşam ezanı ile başlayıp, sabah güneşine kadar feyz ve bereketi süren "Gece" miz tüm müslümanlara mü-barek(bereketli) olsun..</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 22:59:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Basınç Ölçen Kutup Ayısı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/basinc-olcen-kutup-ayisi-920</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/basinc-olcen-kutup-ayisi-920</guid>
                <description><![CDATA[Basınç Ölçen Kutup Ayısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Katı basıncı, katı maddelerin ağırlıklarından dolayı temas ettikleri yüzeye uyguladıkları kuvvetin birim alana düşen miktarıdır. Basınç, bir kuvvetin etkisinin yüzeyde nasıl yayıldığını ifade eder ve katı maddelerde bu kuvvet, maddenin ağırlığıyla doğrudan ilişkilidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Katı basıncı, katının ağırlığı ve yüzey alanı ile ilişkilidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ağırlık arttıkça basınç artar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yüzey alanı büyüdükçe basınç azalır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Katı maddeler, kuvveti genellikle sadece temas ettiği yüzeye uygular.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yüzey alanının değiştirilmesi (mesela, bir çivi ucu sivri olduğunda), aynı kuvvetin etkisiyle farklı basınçlar oluşmasına neden olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mesela bir kitap bir masanın üzerine bırakıldığında kitabın ağırlığı, masaya uygulanan kuvveti oluşturur. Kitabın yüzeyi büyükse, masaya yaptığı basınç daha az olur. Ancak kitap yan yatırıldığında yüzey küçülür ve basınç artar. Bunun temel prensibi, basıncın kuvvetin yüzey alanına bölünmesiyle hesaplanmasıdır. Formülü şöyle:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Basınç = Kuvvet / Yüzey Alanı</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İşte kutup ayıları buz üzerinde yürürken, katı basıncının bu formülünü biliyor gibi vücut ağırlıklarını geniş bir alana yayarak buza uyguladıkları basıncı azaltıyorlar. Özellikle, ayaklarını birbirlerinden uzaklaştırarak ve vücutlarını aşağıda tutarak sürünür gibi yürüyorlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kutup ayılarının geniş ve yassı pençeleri, vücut ağırlıklarını daha geniş bir alana yaymalarına imkân tanıyor. Bu sayede, devasa kütlelerinin buza uyguladığı her birim alana düşen basınç azalıyor. Azalan basınç, buzun kırılma ihtimalini düşürüyor ve kutup ayılarının güvenli bir şekilde yürümelerini sağlıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu özellik, onların hayatta kalmaları için çok önemli, çünkü ince buz tabakaları üzerinde avlanmak ve hareket etmek zorunda kalıyorlar. Geniş pençeleri ayrıca buz üzerinde kaymalarını önlüyor ve hareketlerini daha dengeli hale getiriyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sıradan bir ayının sergilediği bu kabiliyet aslında evrim teorisinin açıklayamadığı bir özelliktir. Bir evrimci sitede</span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>, “Kutup ayıları, buzda basıncını azaltmak için ağırlığını yaymayı nerden biliyor?”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> sorusuna verilmiş cevapları araştırdım. İlk cevap şöyleydi:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Ayılar, öyle de yatıyor, böyle de. Öyle de yürüyorlar, böyle de. Her şekilde yatıp yürüyorlar. Ve bir yatış/yürüyüş biçiminde buzun kırılmadığını fark ediyorlar. Bunu fark ediyorlar çünkü elbette onların da bir hafızaları var. Ve o deneyimden sonra da o yatış/yürüyüş biçimini kullanıyorlar. Hiç bir hayvan, bizim bilimsel olarak açıkladığımız gerçekleri, o gerçeklerin farkında olarak yaşamıyor.”</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Açıklamanın başında ayıların bu gerçeği fark edip bu yürüyüşü tercih ettiğini, devamında ise hayvanların hiç bir şeyin farkında olmadığını yazmış bu bilim adamı…. Muhtemelen net bir sonuca varamamış.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir diğeri ise buz üzerinde yaşamak için gerekli olan özellikleri, ayıların doğal seçilim yoluyla kazandıklarını yazmış. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>“Zaman içinde buz üzerinde yürüme yeteneği kutup ayılarında yaygınlaşmış ve kalıcı hale gelmiştir. Kutup ayıları, buzda basıncını azaltmak için ağırlığını yaymayı bilinçli olarak öğrenmemişlerdir. Bu davranış, onların genetik ve fizyolojik yapısının bir sonucudur” </em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">demiş. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Farkındalık mı? Doğal seçilim mi? Genetik mi? Ayıların fizyolojik yapıları mı? Vs… vs…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Objektifliğini kaybetmemiş, materyalizme, natüralizme, pozitivizme ve ateist ideolojilere şartlanmamış, ideolojik sınırları olmayan, araştırmalarını önyargısız yapan ve araştırma sonuçlarını açıklarken tarafsız olan bir zihin, bu kabiliyetin ayıya ait olmadığını ve Allah'ın bu canlıya ilhamı olduğunu bilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kuşkusuz hiçbir canlı türü birbirinden çok farklı ve üstün özelliklere kendiliklerinden ya da tesadüfen sahip olmamışlardır. Âlemlerin Rabbi olan Allah, benzersiz yaratma sanatıyla bu canlıları kusursuz bir tasarımla ve hayranlık verici özellikleriyle birlikte var etmiştir. Bir Kur'an ayeti bunu şöyle haber veriyor:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>O Allah ki; yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr suresi, 24)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Feb 2025 23:53:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yükselen ve Düşen Güçler</title>
                <category>Prof. Dr. Fatma Bozkurt</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/yukselen-ve-dusen-gucler-919</link>
                <author>yazar@muzakerat.com (Prof. Dr. Fatma Bozkurt)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/yukselen-ve-dusen-gucler-919</guid>
                <description><![CDATA[Yükselen ve Düşen Güçler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Yükselen ve Düşen Güçler: Yeni Küresel Düzeni Şekillendiren Liderler, Organizasyonlar ve Sosyal Medyanın Rolü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Küresel siyaset ve toplumsal dinamikler son yıllarda hızlı bir dönüşüm geçiriyor. Yıldızı parlayan liderlerin öne çıkması ve bazı liderlerin gerilemesi, küresel düzene şekil veren en önemli unsurlar haline geldi. Bu yazıda, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile MİT Başkanı İbrahim Kalın, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Başkanı Vladimir Putin gibi yıldızı parlayan liderleri; buna karşın Binyamin Netanyahu, Volodimir Zelenskiy, Olaf Scholz ve Emmanuel Macron gibi prestij kaybeden siyasetçileri ele alacağız. Bu değişimlerin arkasındaki siyasi hamleleri ve öngörülemeyen stratejik hataları detaylandıracağız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Yükselen Liderler: Stratejik Hamleler ve Doğru Adımlar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>1.Diplomasi ve İstihbarat ile Bölgesel Güçten Küresel Liderliğe Yeni Türkiye Stratejisi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye, dış politikada uzun vadeye yayılan stratejiler geliştirerek bölgede etkisini artırdı. Bu başarıda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın kritik rolleri bulunmaktadır. Her iki isim, Türkiye'nin Suriye'deki varlığını güçlendirmek amacıyla 2023 yılında art arda bölgedeki diplomatik temasların ivme kazanmasını sağlamışlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, özellikle diplomatik atılımları ve uluslararası krizlerdeki yönlendirmeleriyle Türkiye’nin küresel arenadaki etkisini artırmıştır. Şam ziyareti sırasında Fidan, bölgesel istikrar ve iş birliğinin yeniden tesisine yönelik önemli görüşmeler gerçekleştirmiştir. Amman Zirvesi’nde Gazze’deki insani krize dikkat çeken Dışişleri Bakanı Fidan, Filistin meselesinde sürekli bir barış girişimi sürecini desteklemiştir. Ayrıca, 2022-2023 yılları arasında Türkiye ile Mısır arasındaki uzun süreli diplomatik kopukluğun sona erdirilmesi ve ilişkilerin normalleştirilmesi Dışişleri Bakanı Fidan’ın diplomatik başarısının bir göstergesidir. Bunun yanı sıra, MİT Başkanı olduğu dönemlerde Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonlarında derin istihbarat tecrübesi ile sahada güçlü ve uzun vadeye yayılan başarılarla dikkat çekmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">MİT Başkanı İbrahim Kalın ise günümüzde istihbarat perspektifiyle kritik rol oynamaktadır. Şam'daki temaslarında güvenlik ve istihbarat iş birliğini güçlendirmeyi hedeflemiş ve Türkiye'nin bölgesel etkisini artırmaya yönelik önemli katkılar sunmuştur. 2019 yılında Libya ile imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasının perde arkasında MİT Başkanı Kalın’ın istihbarata dayalı analizleri ve stratejik öngörüleri bulunmaktadır. Bu anlaşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını koruma ve enerji kaynakları üzerinde etkin bir güç olma stratejisini güçlendirmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Türkiye, Ortadoğu ve Akdeniz’deki liderliğini pekiştirmek için enerji ve ekonomi alanında da önemli girişimlerde bulunmuştur. 2020 yılında Karadeniz’de keşfedilen 405 milyar metreküp doğal gaz rezervi, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedeflerine ulaşmasında büyük bir dönüm noktası olmuştur. Bu başarı, Türkiye’nin uluslararası sahnede stratejik liderlik konumunu güçlendirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Doğu Akdeniz’deki enerji koridorları üzerindeki kontrol, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik gücünü artırmış, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın öncülüğünde yürütülen anlaşmalar ve görüşmeler hem ekonomik hem de stratejik anlamda Türkiye’nin avantajlarını genişletmiştir. Bu stratejik hamleler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın katkılarıyla şekillenmiş ve Türkiye’nin uluslararası alandaki etkinliğini artırmıştır. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Diplomasi, istihbarat ve enerji politikalarındaki bu başarılı adımlar, Türkiye’nin küresel dengeleri etkileme gücünü sağlamlaştırmıştır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>2. ABD Başkanı Donald Trump ve Sosyal Ağ Patronları ile Geri Dönüşü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Donald Trump, başkanlık döneminden sonra siyasetteki gücünü yitirmiş gibi görünse de sahaya geri döneceğini her fırsatta dile getirdi ve bu hedef doğrultusunda uzun vadeli bir strateji izledi. Trump, sahadaki dinamikleri takip ederek ABD’nin ekonomik, sosyal ve diplomatik sorunlarına yönelik dikkat çekici çözümler sunmaya odaklandı. Sosyal ağ patronlarının desteği, bu geri dönüş sürecinde onun en büyük avantajlarından biri oldu. Bu destek, Trump’ın mesajlarını yayma kapasitesini artırarak onun sahada daha güçlü bir şekilde yer almasını sağladı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Trump’ın yeniden sahneye çıkışı, Elon Musk’ın Twitter’ı (X) satın alarak onu platforma geri davet etmesiyle hız kazandı. Musk’ın bu stratejik hamlesi, Trump’ın siyasi söylemlerini yeniden kitlesel bir düzeyde gündeme taşımasına zemin hazırladı. Aynı zamanda, Mark Zuckerberg’in Meta platformlarındaki siyasi reklamları serbest bırakması, Trump’ın dijital medya üzerindeki etkisini genişletti ve seçim kampanyalarını daha güçlü hale getirdi. Bu platformların sağladığı görünürlük, Trump’ın destek tabanını yeniden canlandırmasının yanında, yeni seçmenlere de ulaşmasını kolaylaştırdı. Trump, bu dijital destek sayesinde yalnızca geleneksel tabanını güçlendirmekle kalmadı, aynı zamanda yeni seçmenlere de erişim sağladı. Bunun yanı sıra, Trump’ın bireysel ve kurumsal bağışçılardan topladığı mali destek, onun kampanya kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Özellikle dijital bağış kampanyaları ve büyük bağışçıların sağladığı fonlar, Trump’ın seçimlerde güçlü bir kampanya yürütmesini mümkün kıldı. Bu durum, Trump’ın yalnızca mesajlarını etkili bir şekilde yaymasına değil, aynı zamanda Amerikan toplumunun geniş kesimlerinde yeniden bir etki yaratmasına olanak tanıdı. Sosyal medya ve dijital bağışlar aracılığıyla elde edilen bu ivme, onun siyasi geri dönüşünü daha sağlam bir zemine oturttu. Bağış desteğinin sürekliliği, Trump’ın gelecekteki siyasi hedeflerini gerçekleştirme potansiyelini de güçlendirdi. Özellikle bireysel bağışçılar ve büyük kurumsal destekler, onun genişleme politikalarını finanse etme ve kampanya etkinliklerini daha geniş bir çerçevede yürütme şansı sundu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Ekonomik vaatler ve genişleme politikaları da Trump’ın stratejik gündeminde önemli bir yer tutuyor. Kanada ve Grönland gibi bölgelerde ekonomik ve diplomatik etkisini artırma hedefi, ABD’nin doğal kaynaklara erişim ve jeopolitik üstünlüğünü güçlendirme çabalarının önemli bir parçasıdır. Bu bölgelerdeki doğal kaynakların işletilmesi ve stratejik nüfuzun artırılması, Trump’ın ABD’yi küresel bir enerji lideri yapma hedefinin temel taşları arasında yer almaktadır. Trump, bu bölgelerdeki genişleme stratejilerini, ulusal ekonomiye katkı sağlayacak fırsatlarla birleştirmeyi amaçlamaktadır. Aynı zamanda, Ortadoğu’daki varlığını sürdürme kararlılığı, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kilit bir politika olarak öne çıkıyor. Bölgedeki enerji ticareti ve stratejik ortaklıkların korunması, ABD’nin küresel etkisini sürdürmesi için hayati önem taşırken, Trump bu hedeflere yönelik uzun vadeli bir yaklaşımı benimsemiştir. Bu adımlar, ABD’nin bölgedeki gücünü koruma ve yeni bir siyasi denge kurma çabasını yansıtmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Ortadoğu’nun kaderinin şekillenmesinde dikkat etmemiz gereken husus Trump’un İsrail’i kesinlikle izole etmeyeceğidir. </strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Her ne kadar artık Benyamin Netanyahu’nun siyasi ömrü tükenmiş olsa da yeniden göreve başlayan ABD Başkanı Trump hem İsrail ile ilişkileri </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><em><u>yeni bir zeminde</u></em></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> ilerletme çabasını hem de bölgede daha dengeli bir politika izleme hedefini ortaya koyacaktır. Bu süreçte ABD, Ortadoğu’daki varlığını sürdürmeye devam edecek ve bölgedeki enerji güvenliği gibi stratejik konulara öncelik verecektir. Bu bağlamda, Trump’ın stratejileri yalnızca ABD’nin iç dinamiklerini değil, küresel siyasetteki dengeleri de şekillendirme potansiyeline sahiptir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Küresel ağ desteğiyle birleşen bu yaklaşım sonucunda Trump (“The Return of the King”) uzun</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>vadeli hedeflerinde dünya siyasetinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamaya devam edecektir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>3.</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Putin’in İstihbarat Vizyonu ve Enerji Politikalarının Bütünleşimi </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa üzerindeki etkisini artırmak ve enerji politikalarını bir güç unsuru olarak kullanmak için bilinçli bir strateji izlemektedir. Ukrayna savaşı, yalnızca askeri bir çatışma olmaktan öte, Avrupa’nın enerji bağımlılığını yeniden düşünmesini zorunlu kılmıştır. Ancak Avrupa’nın alternatif enerji kaynakları arayışındaki başarısızlıkları, Putin’in enerji politikalarını Avrupa üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmasını kolaylaştırmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Rusya’nın doğal gaz ve petrol tedarikini sınırlandırarak uyguladığı enerji politikası, Avrupa’da ekonomik istikrarı derinden etkilemiştir. Özellikle kış aylarında artan enerji talebi, Avrupa ülkelerinin altyapı yetersizliklerini gözler önüne sermiştir. Almanya gibi ülkeler, Rusya’ya bağımlılığını azaltma çabaları sırasında hem ekonomik hem de siyasi zorluklarla karşılaşmıştır. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Putin’in bu stratejisi, Avrupa Birliği içinde dayanışmayı sarsarken, enerji krizinin siyasi birlik üzerinde yarattığı baskıyı da artırmıştır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Putin’in Ukrayna savaşındaki bilinçli yavaşlatma politikası, Avrupa ülkelerinin savunma ve enerji harcamalarını yükselterek ekonomik kırılganlıklarını artırmıştır. Bu süreçte Avrupa, enerji güvenliği ve sosyal harcamalar arasında bir denge kurmakta zorlanmıştır. Nord Stream gibi projelerin durdurulması ve sabotaj iddiaları, Avrupa ile Rusya arasındaki gerilimi daha da derinleştirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Rusya, enerji kaynaklarını bir diplomatik araç olarak kullanarak küresel bir strateji yürütmektedir. Çin ile yaptığı uzun vadeli enerji anlaşmaları, Rusya’nın Batı pazarlarına olan bağımlılığını azaltmış ve enerji ihracatını Asya’ya kaydırmıştır. Çin, bu süreçte güvenilir bir enerji kaynağına erişim sağlarken, Rusya yaptırımlara karşı ekonomik direncini artırmıştır. Hindistan da benzer şekilde, petrol ithalatını çeşitlendirme stratejisiyle Rusya için önemli bir gelir kaynağı yaratmıştır. Bu enerji ortaklıkları, Batı’nın yaptırımlarının etkisini sınırlarken, Rusya’nın ekonomik pozisyonunu güçlendirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Öte yandan, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>BRICS platformundaki etkinliği, Putin’in Batı merkezli dünya düzenine karşı alternatif bir yapı kurma stratejisinin önemli bir parçasıdır.</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> BRICS ülkeleri arasında ekonomik iş birliği ve finansal bağımsızlık hedefleri, Rusya’nın uluslararası arenada daha güçlü bir pozisyon elde etmesine katkı sağlamıştır. Ortak rezerv fonları ve yeni finansal altyapılar, Rusya’nın Batı’nın kontrolündeki finans sistemine olan bağımlılığını azaltmaya yönelik kritik adımlar olmuştur. BRICS, gelişmekte olan ekonomiler arasında daha dengeli bir güç dağılımını hedeflerken, Rusya bu platformu hem diplomatik hem de ekonomik etkisini artırmak için bir araç olarak kullanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Bu stratejiler, Putin’in enerji politikaları ve uluslararası iş birliği çabalarının, Rusya’yı yalnızca bir bölgesel güç olmaktan çıkararak küresel bir oyuncu haline getirme amacını yansıtmaktadır.</strong></span><strong> </strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Kaybedenler ve Sönen Başkanlar: Netanyahu, Zelensky, Scholz ve Macron’un Yanlış Adımları ve Stratejik Çöküşleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Küresel siyasi manzara sürekli değişirken, liderlik çoğu zaman ulusal çıkarlar ve uluslararası ilişkiler üzerinde etkili olan bir dizi karar ile tanımlanır. Bazı liderler, stratejik öngörüleri sayesinde güçlerini pekiştirirken, diğerleri yanlış hesaplamalar veya değişen koşullara uyum sağlama başarısızlıkları nedeniyle gerileyebilir. Bu kısımda, son yıllarda siyasi başarısızlıkları ve bu doğrultuda siyaset ömrü biten İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yer verilmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">İsrail’in en uzun süre görevde kalan başbakanı olan Benyamin Netanyahu, hükümet tarzı itibariyle hem ulusal hem de uluslararası düzeyde zorluklarla karşılaştı. Netanyahu’nun güvenlik ve İsrail-Filistin çatışması üzerine izlediği sert politikalar ve tartışmalı yargı reformları, ülkede büyük bir iç karşıtlık yarattı. Ayrıca, iç siyasi reformlar ve müzakere eksiklikleri Netanyahu'nun uluslararası düzeyde yalnızlaşmasına ve liderliğinin zayıflamasına yol açtı. Bu tutumu, halk desteğini kaybetmesine ve İsrail'in uluslararası arenadaki itibarının sarsılmasına sebep oldu. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Kendi enkazının altına kalan bir siyasetçi olarak Netanyahu’nun sahneden ayrılması yakındır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky, Rusya ile süregeldiği çatışmada gösterdiği direncin ardından küresel çapta büyük bir takdir topladı. Ancak, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Zelensky'nin Batı'ya olan aşırı bağımlılığı ve dış yardımlar üzerine kurulu stratejisi</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, Ukrayna'nın egemenliğini tehlikeye soktu. İç reformlardaki yavaşlık ve yönetimsel zorluklar, halkın umutsuzluğuna yol açtı. Ayrıca, savaştaki uzun süreli belirsizlik ve ekonomik zorluklar, Ukrayna halkının moralini düşürdü. Zelensky’nin dış yardıma dayalı stratejileri, ülkesinin iç denetim mekanizmalarını zayıflattı ve bu durum, ulusal düzeyde halk desteğinin azalmasına yol açtı. Böylece </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Zelensky, dış yardıma aşırı bağımlılığın bedenlini hem halkına ödetti hem de kendisi ödeyecek gibi görünüyor. </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, enerji güvenliği ve ekonomik yönetim konusunda önemli politika hataları yaptı. Scholz’un en büyük sınavı, Avrupa’daki enerji krizinin başlangıcında yaşandı. Rusya’ya bağımlı enerji politikası ve bu bağımlılığın oluşturduğu ekonomik kırılganlık, Almanya'nın içindeki ve Avrupa’daki ekonomik istikrarsızlıkla birleşti. Scholz’un bu soruna geç kalan yaklaşımı, Almanya’nın ve Avrupa’nın ekonomik gücünü sarstı. Ekonomik krizle ilgili somut çözüm önerilerinin eksikliği ve uzun vadeli strateji oluşturamaması, halkın güvenini zedeledi ve liderliğinin zayıflamasına neden oldu.</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong> Şubat 2025 seçimleri Almanya’nın kaderini yeniden belirlerken yeni popüler partilerin de yolunu açtı.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, genç ve dinamik bir lider olarak başladığı görevinde büyük hedefler peşinden gitse de iç politikada yaptığı reformlar ve dış politikadaki yanlış adımlar onun popülerliğini kaybetmesine yol açtı. Çalışma yasaları ve emeklilik sistemi gibi devasa reform projeleri, halkın büyük tepkisini çekti. "Sarı Yelekliler" hareketi ve diğer protestolar, Macron’un iç politikada halkla arasındaki mesafeyi daha da açtı. Dış politikada ise, özellikle Afrika ve Orta Doğu’daki askeri müdahaleler beklenen sonuçları vermedi ve Fransa’nın uluslararası konumunu zayıflattı. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Macron’un halkla bağ kurmakta zorlanması ve ekonomik reformlarda başarısızlıkları, liderliğinin gerilemesine neden oldu.</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Küresel Güç Dinamiklerinde Yeni Dönem</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Küresel siyasetteki dönüşüm, yalnızca güç sahiplerinin değişmesiyle değil, aynı zamanda liderlerin izlediği stratejik hamlelerle de şekilleniyor. Yıldızı parlayan liderler, doğru stratejiler ve küresel vizyonla uzun vadeli başarılar elde ederken, bazı liderler ise yanlış adımlar ve stratejik hatalar nedeniyle gerilemiş ve etkilerini kaybetmiştir. Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MIT Başkanı İbrahim Kalın’ın başarılı </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>diplomatik, istihbarat ve enerji stratejileri</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, Türkiye'yi küresel bir aktör haline getirmiştir. Bununla birlikte, Donald Trump ve Vladimir Putin gibi liderler, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>güçlü dijital medya stratejileri ve enerji politikalarını küresel güç dinamiklerine etki etme amacıyla kullanmışlardır</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Ancak Netanyahu, Zelensky, Scholz ve Macron gibi liderler, yanlış stratejik tercihler ve politikalarla gerilemiş, halklarıyla olan bağlarını zayıflatmış ve uluslararası alanda prestij kaybetmiştir. Bu isimlerin yaşadığı düşüş, küresel siyaset için önemli dersler sunmaktadır. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Başarı, sadece güçlü liderlik ve stratejik hamleler değil, aynı zamanda küresel dinamiklere uygun hızlı uyum sağlama yeteneği gerektirir.</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 05:11:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2024/12/prof-dr-fatma-bozkurt-1735397941.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump’ın Alegorisi</title>
                <category>Prof. Dr. Fatma Bozkurt</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/trumpin-alegorisi-918</link>
                <author>yazar@muzakerat.com (Prof. Dr. Fatma Bozkurt)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/trumpin-alegorisi-918</guid>
                <description><![CDATA[Trump’ın Alegorisi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Dijital Çağın Mağarası: Trump’ın Gölge Oyunu ve Sosyal Ağ Alegorisi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Dijital bir mağarada mı yaşıyoruz ve gölgeleri gerçek sanarak mı aldanıyoruz? Twitter, Facebook, Instagram ve TikTok gibi sosyal ağların hâkim olduğu günümüz dünyasında, Platon’un mağara alegorisi her zamankinden daha geçerli görünüyor. İlk kez </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><em>Devlet</em></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> eserinde yer alan bu alegori, bir mağarada zincirlenmiş bir grup insanın, sadece duvarda yansıyan gölgeleri görerek gerçeklik algılarını şekillendirmelerini anlatır. Bu eski metafor, sosyal medyanın etkilerini ve Donald Trump gibi figürlerin dünya çapında yarattığı politik tiyatroyu anlamak için güçlü bir mercek sunar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Bugünkü yazımızda, Platon’un zamansız alegorisinin sosyal ağlara nasıl yansıdığı, algının nasıl manipüle edildiği ve Trump’ın "</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>gölgelerin ustası</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">" olarak bu anlatıyı nasıl şekillendirdiği ele alınacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,Times,serif; font-size:16px">Platon’un Mağara Alegorisi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Platon’un alegorisinde, bir mağarada zincirlenmiş mahkûmlar, başlarını çeviremeyecek şekilde bir duvara bakmaya zorlanır. Arkalarında bir ateş yanar ve ateş ile mahkûmlar arasında, objelerin taşındığı bir yürüyüş yolu vardır. Bu objelerin duvara yansıyan gölgeleri, mahkûmlar için gerçekliğin tamamıdır. Mahkûmlardan biri serbest kaldığında, mağaranın dışına çıkar ve güneş ışığıyla kör olur, ancak zamanla mağara dışındaki dünyanın gerçek doğasını anlamaya başlar. Geri dönüp diğerlerini kurtarmak istediğinde, mahkûmlar ona inanmaz ve alışık oldukları gerçekliği terk etmeye direnirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Platon’un alegorisi, cehalet ile aydınlanma, rahatlık ile gerçek arasındaki insan mücadelesini tasvir eder. Mağara, algının sınırlılıklarını; gölgeler, çarpıtılmış gerçekleri; ateş ise bu yanılsamaları şekillendiren güçleri temsil eder. Serbest kalan mahkûmun yolculuğu, eğitim, eleştirel düşünce ve gerçekle yüzleşmenin zorlu sürecinin bir metaforudur. Bu alegori, günümüz toplumundaki dinamiklerle—</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>özellikle dijital çağda</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">—büyük ölçüde örtüşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Modern Mağara: Sosyal Ağlar ve Dijital Gölgeler</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Günümüzde sosyal ağlar, modern mağaralar işlevi görmektedir. Twitter, Facebook, Instagram ve TikTok gibi platformlar, kullanıcıların algoritmalar tarafından filtrelenmiş ve seçilmiş içeriklere maruz kaldığı, kurgulanmış bir gerçeklik yaratır. Platon’un mağarasındaki mahkûmlar nasıl gölgeleri gerçek sanıyorsa, sosyal medya kullanıcıları da genellikle gördükleri içerikleri sorgulamadan gerçek olarak kabul ederler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Kullanıcılar Mahkûmlar Gibi</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">: Sosyal medya kullanıcıları, cihazlarına bağlı kalarak, sonsuz bir bilgi akışı tüketirler. Gerçeklikleri, algoritmaların onlara gösterdiği içeriklerle şekillenir—çoğu zaman önyargılar, yanlış bilgiler ve kurgulanmış anlatılarla dolu gölgelerle.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Algoritmalar Ateş Gibi</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">: Sosyal medya platformlarının algoritmaları, kullanıcıların ne göreceğini belirler ve yankı odaları yaratır. Bu dijital </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>"ateş"</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, belirli anlatıları güçlendirirken diğerlerini bastırarak milyarlarca insanın algısını şekillendirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Etkileyiciler ve Anlatılar Gölgeler Gibi</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">: Mağaradaki gölgeler nasıl bilinçli olarak oluşturuluyorsa, sosyal medyada da içerik üreticiler </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>“gölgeleri”</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> yaratır. Viral içerikler, seçici düzenlemeler ve yanlış bilgiler, tam gerçeğin yerine geçen çarpıtılmış bir gerçeklik yaratır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Sosyal medyanın dijital mağarası, politik söylem ve toplumsal uyum üzerinde derin sonuçlar doğurur. Kutuplaşmayı teşvik eder, eleştirel düşünceyi azaltır ve doğruluktan çok etkileşimi önceliklendirir. Bu bağlamda Donald Trump gibi figürler, kendi dijital anlatılarını oluşturma yeteneğiyle, kamu algısını şekillendirmede eşi görülmemiş bir güç kazanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Trump’ın Alegorisi: Gölgelerin Ustası ve Dijital Ağların Patronları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Trump’ın başkanlığı, sosyal medyanın kamu algısını şekillendirmek için nasıl bir güç aracı haline geldiğini açıkça gözler önüne serdi. Twitter gibi platformlar üzerinden Trump, bir iletişim aracı olmaktan öte, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>kendine has bir gerçeklik inşa etti</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. Onun tweetleri, yalnızca bireysel ifadeler değil, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>seçilmiş bir dizi odak noktası etrafında kamuoyunu etkilemek üzere kullanılan birer strateji haline geldi</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. Kanada’nın ticaret politikalarından Grönland’ı satın alma önerisine, ekonominin büyüme verilerinden gizli belgeler tartışmalarına kadar birçok konuyu kendi lehine birer propaganda aracı olarak şekillendirdi.</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong> Böylece Trump, kendini mağaradan kaçan bir kurtarıcı gibi sunarak, bozuk bir siyasi sistemi ifşa ettiğini iddia etti</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Ancak burada belki de Trump bir dizi gölgeyi başka bir setle değiştirerek yeni bir mağara inşa etmiş oldu.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Trump’ın sosyal medya üzerindeki etkinliği, geleneksel medyayı atlayarak doğrudan kitlelere ulaşabilmesi açısından benzersizdi. Tweetleri, bir yandan onun destekçileri arasında gerçeklik algısını güçlendirirken, diğer yandan politik gündemi sürekli yeniden tanımlayan bir araç işlevi gördü. Sosyal medya, algoritmalarının </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>ateşi</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> sayesinde büyütüldü. Paylaşımları, doğruluğuna bakılmaksızın, konuşmaları ve kamu söylemini domine etti ve politik</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong> manzarayı şekillendiren uzun gölgeler oluşturdu</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">. Bu süreçte sosyal medya algoritmalarının sağladığı görünürlük ve viral yayılma etkisi, onun mesajlarının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Bunu daha da ileri taşıyan nokta, sosyal ağ patronları olan Elon Musk, Mark Zuckerberg gibi isimler ve onların yönetimindeki platformlar, doğrudan ya da dolaylı olarak bu gölge oyununa alan açmaları oldu. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Yemin törenine sosyal ağ liderlerinin katılımı, yalnızca sembolik bir destek değil, aynı zamanda dijital çağın gücünü nasıl şekillendirdiklerinin bir göstergesi oldu.</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> Bu liderlerin sosyal medya algoritmalarını şekillendirme ve içerik akışlarını yönlendirme kapasiteleri, Trump’ın başkanlığı boyunca gölge sahnesini genişleten temel unsurlar arasındaydı. Bu durum, Trump döneminin ötesine geçerek, sosyal medyanın siyasi anlatılarda ve toplum üzerinde nasıl kalıcı etkiler bırakacağını düşündürmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Algının Manipülasyonu ve Dijital Mağara</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Trump’ın başkanlık yemin töreni sırasında sosyal medya patronlarının varlık göstermesi, onların bu alegorideki rollerini açıkça ortaya koymuştur. Teknoloji devlerinin ve sosyal ağ yöneticilerinin dolaylı mesajı, </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>sadece seçim döneminde değil, bundan sonra da dijital mağaraların var olacağını ve güç ilişkilerinin bu platformlar üzerinden devam edeceğini işaret etmektedir</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Elon Musk’ın Twitter’ı satın almasının ardından platformun </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>"özgür ifade"</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> savunusu, Trump’ın gölgelerinin yeniden canlanmasına imkân tanırken Mark Zuckerberg’in Facebook’ta dezenformasyon gücü veya TikTok’un viral içerikleriyle ek polarizasyon yaratması, bu mağara alegorisinin ne kadar karmaşık bir hal aldığını göstermektedir.</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong> </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Mağaradaki mahkûmlar gibi</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">, Trump’ın destekçileri ve karşıtları kendi gerçekliklerinde sabit kalmıştır. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Destekçileri onu bir kurtarıcı olarak kabul ederken, karşıtları onu bir manipülatör olarak gördü.</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> Halbuki bu süreçte sosyal ağ patronlar </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>mağaradaki ateşi kontrol eden figürlere benzer bir nitelik</strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"> taşıyarak rollerini başarıyla yürütmeye devam ettiler.</span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong> </strong></span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Nihayetinde, her ne kadar platform yöneticileri, ifade özgürlüğü ile sorumluluk arasında bir dengeden bahsetseler de Elon Musk’ın özgür ifade politikaları veya Zuckerberg’in dezenformasyonu kontrol etme çabaları sadece kendi kurdukları alegorinin dengelerinden oluştu. </span><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Böylece, Trump’ın eylemleri ve sosyal ağ patronlarının destekleyici ya da zıt rolleri, dijital mağarayı hem genişletti hem de daha karmaşık bir hale getirdi.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><strong style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,Times,serif; font-size:16px">Dijital Mağaradan Kaçmak</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">Platon’un mağara alegorisi, aydınlanmanın çaba, cesaret ve rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmeyi gerektirdiğini öğretir. Sosyal medya çağında dijital mağaradan kaçmak, bireylerin medya okuryazarlığını geliştirmesini, eleştirel düşünmeyi öğrenmesini ve açık diyalogu benimsemesini zorunlu kılar. Eğitim sistemleri, insanların dijital içerikleri eleştirel bir şekilde değerlendirmeyi, kaynakları sorgulamayı ve önyargıları tanımayı öğrenmelerine öncelik vermelidir. Teknoloji şirketleri ise algoritmaların yankı odaları yaratmadaki rolünü ele almalı, daha şeffaf olmalı ve kullanıcıların içerik düzenlemesi üzerinde kontrol sahibi olmasını sağlamalıdır. Ayrıca, toplumun bölünmüş anlatılar tarafından yaratılan boşlukları aşabilmesi için, saygılı ve açık bir diyalog kültürü oluşturulmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><strong>Platon’un alegorisi, gerçeği aramanın bitmeyen bir yolculuk olduğunu hatırlatır. Dijital çağda, mağaradan çıkmak, gölgeleri sorgulamak ve anlayış ışığını aramak her zamankinden daha önemli bir görevdir.</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 08:09:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2024/12/prof-dr-fatma-bozkurt-1735397941.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
