<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Müzakerat Haber | Müzakerat Köşe Yazıları | Müzakerat Haber Analizi</title>
        <link>https://www.muzakerat.com/</link>
        <description>Müzakerat,  Türkiye ve Dünya gündeminden seçilmiş haberler, haber analizleri, köşe yazıları. muzakerat.com</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>27 Ülke, 72 Yıllık Entegrasyon: Avrupa Birliği Yolun Sonunda mı?</title>
                <category>Harun Barun</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/27-ulke-72-yillik-entegrasyon-avrupa-birligi-yolun-sonunda-mi-1063</link>
                <author>barunharun@gmail.com (Harun Barun)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/27-ulke-72-yillik-entegrasyon-avrupa-birligi-yolun-sonunda-mi-1063</guid>
                <description><![CDATA[27 Ülke, 72 Yıllık Entegrasyon: Avrupa Birliği Yolun Sonunda mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yüzyıllardır devam eden küresel güç mücadelesi, 2026 yılına geldiğimiz bugünlerde de tüm hızıyla sürmektedir. Bu mücadelenin merkezindeki yapıların başında ise nesnel gerçeklikler karşısında çözülme sinyalleri veren Avrupa Birliği (AB) gelmektedir. 27 ülkeden oluşan bu dev topluluk, yaklaşık 72 yıldır sürdürdüğü entegrasyon sürecinde bugün mevcut sistemin getirdiği tıkanıklıklar nedeniyle adeta çaresizce patinaj çekmektedir. Bilimden sanata, teknolojiden insan düşüncesine kadar her alandaki dönüşüm o kadar radikal bir ivme kazanmıştır ki, hiçbir geleneksel yapı bu hıza ayak uyduramamıştır. Avrupa Birliği’nin kuruluş yıllarında şekillenen yasal çerçeve ve bürokratik mekanizmalar ise bu hızlı gelişimin çok gerisinde kalarak, bugün Birliğin mevcut işleyişini ve yönetimini sürdürülemez hale getirmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bugün Avrupa kıtasını bekleyen en büyük krizlerin başında demografik çöküş gelmektedir. Doğum oranlarının tarihi dip seviyelere gerilediği, refah düzeyinin zirvesindeki bu ülkelerde; ulusal savunmayı üstlenecek, ülkesi için fedakarlık yapacak genç nüfus hızla erimektedir. Sanayinin çarklarını döndüren ve sağlık sektörünü ayakta tutan temel dinamik artık yerli halk değil, göçmen iş gücüdür. Çarpıcı bir gerçektir ki; Almanya’da sağlık sektöründe çalışan her 10 kişiden 6’sı göçmendir. Fransa’da sanayi iş gücünün ağırlıklı olarak Afrika kıtasından gelen göçmenlerden oluştuğu görülmektedir; benzer bir tablo Belçika ve Hollanda için de geçerlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Avrupa Birliği’nin kurucu ilkelerinden biri olan malların ve sermayenin serbest dolaşımı, başlangıçta ekonomik bir avantaj gibi görünse de; Doğu Avrupa ve Doğu Bloku ülkelerinin küresel rekabet şartlarıyla baş etmesini zorlaştırmıştır. Ancak sistemin en büyük kırılma noktası tek para birimi olan Avro'dur. Ekonomileri ve sanayi gelişmişlikleri taban tabana zıt olan 27 ülkeyi tek bir para cüzdanına hapsetmek, adeta farklı hastalıklara sahip 27 ayrı hastaya tek bir başhekim tarafından aynı dozda tansiyon ilacı yazılmasına benzer. Almanya gibi güçlü ihracatçılar için Avro dolar karşısında aşırı değerlenerek elbiseyi dar getirir; Alman sanayisi kaliteli mal üretse de, değerlenen Avro yüzünden Asya ve Amerika pazarlarında rekabet edemez hale gelir ve Amerikan halkı iki kat pahalı hale gelen Avrupa ürünleri yerine kendi yerli mallarına yönelir. Doğu ve Güney Avrupa ülkeleri için ise ellerinde bağımsız bir para politikası olmaması, kriz anlarında toparlanmalarını imkansız kılar. Sonuç olarak; ortak para birimi Avro, dünya ticaretine ihracat yapan Avrupalı üreticiler için katlanılması güç bir maliyete ve sürdürülemez bir yük haline dönüşmüştür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bu ekonomik sıkışmışlık hali, domino etkisiyle sosyal devlet mekanizmalarını vurduğunda kriz daha da derinleşecektir. İlk olarak refah devletinin vazgeçilmezi olan sosyal yardımlarda kesintiler kaçınılmaz hale gelecektir. Bu süreçle eş zamanlı olarak, Doğu Avrupa ülkeleri Birlik içinden fon ve destek taleplerini artıracaktır. NATO baskısıyla artırılması istenen askeri bütçeler ise sistemin üzerine binen bir diğer devasa yük olacaktır. Asıl kırılma noktası tam da bu noktada, yani güvenlik ve toplumsal direnç ekseninde yaşanmaktadır. Genç nüfusun zorunlu askerliğe ve silahlı çatışmaya karşı duruşu, ülkeleri vatan savunmasında insan kaynağı kriziyle baş başa bırakmaktadır. Kendi sınırlarını koruyacak askerî vatandaştan mahrum kalan ulus-devletler, kriz anlarında refleks olarak komşu ülkelerle entegrasyona gitmek ya da AB ortak ordusu gibi adımları hızlandırmak zorunda kalacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sosyal ödeneklerin askıya alındığı, ticaret hacminin daraldığı ve ekonomik çarkların yavaşladığı bu döngüde, Avrupa Birliği'nin merkezinden çevreye doğru yaşayacağı ilk büyük kopuş sizce hangi ülke olacaktır? Mevcut küresel sistemin getirdiği gerçekler çok açıktır: Sürdürülebilirlik için ortak para birimi dayatmasından vazgeçilmeli; her ülkenin kendi ekonomik dinamiklerine göre parasal politikasını yönetebildiği esnek bir yapıya geçilmelidir. Aksi takdirde, gücü elinde tuttuğunu zanneden yapıların kendi iç krizleriyle tarihin tozlu raflarına kalkması kaçınılmazdır.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 00:09:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2026/08/harun-barun-1786218037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namazı Yaşamak</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/namazi-yasamak-1062</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/namazi-yasamak-1062</guid>
                <description><![CDATA[Namazı Yaşamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, dünya ve ahiret saadetine ulaşabilmek için Kur’an’ın emrettiği ibadetleri yerine getirmeyi ve öğütlediği ahlâkî güzellikleri hayatının sonuna kadar yaşatmayı kendine vazife bilmeli. Allah’ın rızasını, sevgisini ve yakınlığını kazanmak, ahirette O’nun rahmetine erişip cennetine kavuşabilmek için kulluk sorumluluklarını samimiyetle ve kararlılıkla yerine getirmeli.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Namaz da özenle korunması, hakkı verilerek ve ihlasla yerine getirilmesi gereken kulluk vazifelerinin başında gelir. Kur’an-ı Kerim’de namazın faziletleri ve insanın hayatındaki yeri vurgulanırken, onun yalnızca şeklen yerine getirilen bir ibadet olmadığı da hatırlatılır. Asıl kıymetli olan; gösterişten uzak, yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek, huşû ve teslimiyetle O’na yönelerek kılınan namazdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">&nbsp;<br />
İnsan gaflete kapılmaya ve unutmaya yatkın bir varlık. Kendisini günlük olayların akışına kaptırdığında asıl dikkatini vermesi gereken konuları hatırlayamayabilir. Allah'ın her an kendisini gördüğünü, her sözünü duyduğunu, içinden geçirdiklerini bildiğini, ölüme herkesle aynı yakınlıkta olduğunu ve bir gün tüm yapıp ettiklerinden sorgulanacağını unutabilir… </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Namaz, insanı şeytanın sürüklediği bu gaflet hâlinden uzaklaştıran, kalbini ve şuurunu diri tutan bir kulluk vesilesidir. O, insanın Rabbiyle randevusudur. Samimi bir mümin, bu buluşmaya sıradan bir vazifeyi yerine getirmenin değil, Rabbine yönelmenin ve O’nun huzurunda durmanın heyecanıyla hazırlanır. Namazda bütün kalbiyle Allah’a yönelir, vicdanını diri tutmaya, O’nun razı olduğu ahlâkı kuşanmaya ve bu ahlâkı hayatının her anına taşımaya gayret eder. Çünkü hakiki namaz, yalnızca huzurda durduğumuz dakikaları değil, o huzurdan ayrıldıktan sonra nasıl bir insan olarak yaşayacağımızı da şekillendirir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">&nbsp;<br />
Her gün düzenli olarak yapılması gereken ibadetleri sürekli olarak yerine getiriyor olmak, alışkanlığa dönüşmemeli. Çünkü <strong>“Müminler gerçekten felah bulmuştur. Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır.”</strong> (Müminun Suresi, 1-2)</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">&nbsp;<br />
Peygamberimiz(asm), her konuda olduğu gibi, namazıyla da bize en güzel örnek. Şöyle buyuruyor Resûlullah: <em>"Sabah namazını kılan kimse Allah'ın himayesindedir. Dikkat et, ey Ademoğlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin."</em> (Müslim, Mesâcid 261-262)</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Namazımızı sürekli gözden geçirelim; ne için yaptığımızı düşünerek… Kıyama durduğumuz anın, Allah’ın huzuruna çıkacağımız an olduğunu şeytanın unutturmasına fırsat tanımadan…</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Namaza hazırlanırken, önemli randevularımıza giderken gösterdiğimiz itina ile kıyaslanamayacak kadar titiz olalım. Her namazımızı aynı huşû içinde kılabilmek için dua edelim.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Unutmayalım ki namaz, günün arasına sıkıştırılmış bir vazife değil, günün bütün dağınıklığını toparlayıp Rabbimizin huzurunda durduğumuz en kıymetli buluşma. Bedenimiz kıyamdayken kalbimiz başka diyarlarda dolaşmasın. Dilimiz Rabbimizi anarken zihnimiz dünyanın gürültüsüne teslim olmasın. Secdeye vardığımızda yalnızca alnımız değil, kalbimiz de eğilsin. Rabbimiz, bizi huzurunda durduğunun farkında olanlardan, namazını alışkanlığın ötesinde bir şuurla kılanlardan eylesin. Bir gün son namazımızı kılacağımızı unutmadan, her namazımıza son namazımızın ciddiyetiyle durabilmeyi nasip etsin.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Times New Roman,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Rabbim, beni namazı(mda) sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur.</span></span></span></strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black"> <strong>(İbrahim Suresi, 40)</strong> </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 00:29:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa’da Yeni Denge</title>
                <category>Harun Barun</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/avrupada-yeni-denge-1061</link>
                <author>barunharun@gmail.com (Harun Barun)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/avrupada-yeni-denge-1061</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa’da Yeni Denge]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Dünyanın büyük bir değişim çağına girdiğini İspanya, Fransa ve Belçika’da yaşanan son olaylardan mı anlıyoruz? Yıllardır öve öve bitiremediğimiz Avrupa’da kartların yeniden dağıtıldığı açık. Tam da bu süreçte, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in erken seçim kararı aldığını vurgulamak gerekir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İsrail’e karşı dik duruşuyla Avrupa’da adalet simgesi hâline gelen İspanya’da olayların ilk kıvılcımının çakması tesadüf mü? Göçmenlerin sanki hiçbir sınır yokmuşçasına akın akın gelmesi ve İspanya’nın Avrupa Birliği sınırlarını koruyamaması, hem Roma’da hem de Brüksel’de ciddi yankı uyandırıyor. AB, İspanya’ya üst üste uyarılarda bulunurken aslında hiçbir somut önlem alamadığını da dünyaya göstermeden üstünü kapatmaya çalışıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sahi, AB sınırlarını koruyan asker sayısı kaç? Neden hâlâ AB üyesi olan İspanya’nın sınırları korunamıyor? Fransa’nın askeri, Almanya’nın deniz gücü yok mu? Neden kimse İspanya’ya göçmen krizine karşı koruma birlikleri göndermiyor? Yoksa bunu İsrail mi engelliyor? </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">AB İspanya’yı Neden Yalnız Bırakıyor? Sınır Güvenliği ve İltica Paktı Ne Diyor? </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Burada asıl sorulması gereken soru şu: Avrupa Birliği, kendi dış sınırını korumak için kabul ettiği sınır güvenliği maddelerini neden İspanya için işletmiyor?</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol style="list-style-type:lower-alpha">
	<li><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Dublin Anlaşması’nın Bencil Yapısı: AB’nin iltica hukukunu düzenleyen Dublin Anlaşması’na göre, bir mülteci AB sınırlarına ilk hangi ülkeden giriş yaptıysa, iltica sürecinden ve tüm maliyetten doğrudan o ülke sorumludur. Yani AB sistemi, Akdeniz’e kıyısı olan İspanya ve İtalya gibi çevre ülkeleri birer "tampon bölge" olarak görür. Kuzeydeki zengin AB ülkeleri, göçmenler kendi kapılarına dayanmadıkça ordu veya doğrudan kolluk kuvveti göndermez; tüm yükü ilk giriş ülkesinin üzerine yıkar.</span></span></span></li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="2" style="list-style-type:lower-alpha">
	<li><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yeni Göç Paktı ve "Zorunlu Dayanışma" Çelişkisi: AB’nin kâğıt üstündeki yeni göç düzenlemeleri güya üye ülkeler arasında "Zorunlu Dayanışma" vaat ediyor. Ancak pratikte zengin üye ülkeler, mülteci almamak için belirli bir mali bedel ödeyip kenara çekilme hakkına sahip. Kısacası, para ödeyen sorumluluktan kaçıyor; faturayı ise Akdeniz’in ilk güvenlik hattı olan İspanya ve İtalya ödüyor.</span></span></span></li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="3" style="list-style-type:lower-alpha">
	<li><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ulusal Egemenlik ve Frontex Engeli: Schengen kurallarına göre AB Sınır Güvenliği Ajansı (Frontex) veya diğer üye ülkelerin kolluk kuvvetleri, sadece ev sahibi ülkenin resmi davetiyle devreye girebilir. Ancak işin siyasi boyutunda İspanya adeta yalnızlaştırılmakta, masadaki yardım ve koordinasyon talepleri çifte standartlı bürokratik engellere takılmaktadır. </span></span></span></li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sahel Krizi ve Göçün "Hibrit Savaş" Silahına Dönüşmesi</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Göç krizinin arkasındaki jeopolitik resmi görmeden İspanya’yı anlamak imkânsızdır. Fransa’nın Batı Afrika ve Sahel bölgesinden (Mali, Nijer, Burkina Faso) çekilmesiyle doğan otorite boşluğu, Kuzey Afrika ve Kanarya Adaları hattındaki göç dalgasını tırmandırdı. Düzensiz göç artık sadece yoksulluktan kaçış değil; sınır dışı aktörlerin İspanya iç siyasetini ve AB politikalarını dizayn etmek için kullandığı hibrit bir siyasi silaha dönüşmüştür.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hatırlayın; bundan yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’deki Suriyeliler AB’ye gidebilmek için İstanbul’dan Edirne’ye doğru yürümüşlerdi. Peki sonra ne oldu? Avrupa Birliği acilen toplanarak Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarına derhal takviye güç ve Frontex birlikleri gönderdi. Bunu yapabilen Avrupa Birliği, İspanya’daki olaylar karşısında ise sadece uyarı vermekle yetiniyor. İspanya sınırı da AB sınırı değil mi? Mülteci akınına karşı neden takviye sınır koruma birlikleri gönderilmiyor? İspanya’daki yönetimi değiştirmek için ülkeyi yalnızlaştırmak mı istiyorsunuz? Bunu sizden kim istedi, kim "serbest bırakın, karışmayın" dedi?</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tüm bu baskılara ve yaşananlara dayanamayan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez erken seçim kararı aldı. Halk onu tekrar seçer mi bilmem ama bundan sonra gelişecek olaylarda Avrupa Birliği İspanya'ya yardım edecek mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bir Sonraki Durak: İtalya ve Akdeniz Çıkmazı</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki, krizin sıçrayacağı bir sonraki ülke kim olacak? İtalya olabilir mi? Güney Akdeniz bölgesinde düzensiz göç sorununun en yoğun yaşandığı ülkenin İtalya olduğunu hatırlatmak isterim. İtalya’da Meloni hükümetinin Kuzey Afrika ile yaptığı anlaşmalar veya radikal tedbirler dahi bu akını durdurmaya yetmiyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Palermo, Parma veya Napoli’yi gördüğünüzde düzensiz göçün nasıl kontrolsüz bir kentleşmeye yol açtığını, suç oranlarını nasıl artırdığını ve ekonomiyi nasıl bozduğunu net bir şekilde anlıyorsunuz. İspanya’dan sonra benzer çalkantıların ve toplumsal patlamaların İtalya’da yaşanması artık an meselesidir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 23:18:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2026/08/harun-barun-1786218037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Canlılığın Gizli Origamisi</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/canliligin-gizli-origamisi-1060</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/canliligin-gizli-origamisi-1060</guid>
                <description><![CDATA[Canlılığın Gizli Origamisi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Geçenlerde Science Magazine’in bir belgeselinde çok ilginç yeni bilgilere denk geldim ve sizlerle paylaşmak istedim. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bilim adamları dün olduğu gibi bugün de halâ hücredeki büyük sırların küçük parçalarını çözmeye çalışıyorlar. <em>“Doku origamisi”</em> çalışması da bu parçalarından biri. Araştırmacılar, hücrelerin çevrelerindeki fiziksel koşulları nasıl algıladığını ve bu koşullara nasıl tepki vererek şekil oluşturduğunu anlamaya çalışırken, aslında canlılığın en temel sorularından birine yaklaşıyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bilim adamları, tıpkı bir origami ustasının düz bir kâğıdı katlayarak farklı şekiller oluşturması gibi, canlı hücrelerden meydana gelen düz bir doku tabakasının da kendi kendine kıvrılıp katlanarak üç boyutlu yapılara dönüşebildiğini gösteren dikkat çekici bir araştırma gerçekleştirmişler. İlk bakışta basit görünen bu çalışma, aslında canlıların nasıl oluştuğuna dair en temel sorulardan birine ışık tutuyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan bedeni, hayvanlar ve bitkiler; kısacası bütün canlılar, başlangıçta bir araya gelen hücrelerden meydana gelir. Ancak bu hücreler yalnızca yan yana duran küçük yapı taşları değildir. Büyür, hareket eder, birbirleriyle iletişim kurar ve zamanla bükülerek, katlanarak son derece karmaşık dokular ve organlar oluştururlar. Bir kalbin, bir akciğerin veya bir yaprağın kendine özgü şeklini nasıl kazandığı, gelişim biyolojisinin en önemli sorularından biridir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Araştırmacılar bu soruya cevap ararken, laboratuvarda hücreleri ince bir tabaka hâlinde yetiştirdiler. Hücreler, bulundukları yüzey üzerinde hareket etmeye ve belirli doğrultularda dizilmeye devam ediyordu. Bilim adamları, hücrelerin altında bulunan yumuşak tabakayı ise özel olarak tasarladı. Bu yüzeyde, hücrelerin davranışını etkileyen küçük düzensizlikler, yani “kusurlar” oluşturuldu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hücreler, bu mikro desenlerin etkisiyle belirli yönlere doğru hizalandı ve söz konusu kusurların etrafında dönerek yoğunlaşmaya başladı. Daha sonra hücreler alt yüzeyden serbest bırakıldığında, bazı bölgelerde oluşan yoğunluk farkları doku tabakası içinde gerilim meydana getirdi. İşte bu gerilim, düz görünen hücre tabakasının kıvrılmasına, bükülmesine ve üç boyutlu şekiller oluşturmasına yol açtı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Daha da şaşırtıcı olan ise, bilim adamlarının bu şekilleri önceden tahmin edebilmesiydi. Alt tabakadaki kusurların yeri ve düzeni değiştirilerek, oluşacak kıvrımların ve şekillerin nasıl olacağı hesaplanabiliyordu. Böylece adeta canlı bir “doku origamisi” ortaya çıkıyordu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu çalışma bugün için yalnızca küçük ve basit yapılar üretmiş olabilir. Ancak gelecekte organ gelişiminin sırlarını anlamak, hasarlı dokuları onarmak ve yapay organ üretimi gibi alanlarda önemli kapılar açabilir. Çünkü canlılık, yalnızca hücrelerin varlığıyla değil, onların belirli bir düzen içinde hareket edip anlamlı şekiller oluşturmasıyla ortaya çıkar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Belki de bu araştırmanın en hayranlık uyandıran yönü şudur: Milyarlarca hücrenin bir araya gelerek kusursuz bir beden oluşturmasının ardında rastgele bir karmaşa değil; hassas bir ölçü, ince bir denge ve hayranlık verici bir düzen vardır. Bilim ilerledikçe, canlıların yaratılışındaki bu eşsiz sanatın yeni ayrıntıları birer birer keşfedilmeye devam ediyor. Allah’ın eşsiz sanatının…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü bir yaprağın kıvrımından insan beyninin karmaşık yapısına, bağırsakların iç yüzeyinden kalbin odacıklarına kadar canlı bedenindeki üç boyutlu düzenin oluşabilmesi için hücrelerin yalnızca var olması yetmiyor. Onların doğru zamanda, doğru yerde ve doğru biçimde organize olması gerekiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Basit görünen başlangıçlardan, böylesine karmaşık ve kusursuz yapılar nasıl ortaya çıkıyor? Milyonlarca hücrenin doğru zamanda doğru yerde bulunması, birbiriyle uyum içinde hareket etmesi, yönlenmesi, kıvrılması ve sonunda son derece karmaşık yapılar meydana getirmesi gerçekten başıboş tesadüflerin eseri olabilir mi?.. Evrim teorisine bağnaz bir inançla bağlı olan kimi bilim adamları, sadece materyalizme olan bağlılıkları uğruna bu kusursuzluğun kör tesadüfler tarafından meydana getirildiğini iddia etseler de hakikat çok açıktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bilim, hücrelerin nasıl hareket ettiğini, hangi fiziksel şartlardan etkilendiğini ve hangi mekanizmalarla şekillendiğini araştırabilir. Bir hücrenin nasıl hareket ettiğini açıklamak, onun neden böyle kusursuz bir düzen içinde hareket ettiğini açıklamak değildir. Milyonlarca hücrenin aynı büyük düzenin parçası olarak hareket etmesi; doğru yerde buluşması, doğru yönde hizalanması ve sonunda canlılığın muhteşem mimarisini oluşturması, tesadüflerin başıboş savrulmalarıyla açıklanamayacak kadar büyük bir intizamdır. Kâinatta hiçbir şey kendi başına hareket eden anlamsız bir parçadan ibaret değildir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan hücresi, görünmeyen bir âleme sığdırılmış ilahî bir mucizedir. Bu mikroskobik dünyada görülen muazzam düzen ve ölçü, bize sonsuz ilim sahibi Allah’ın eserlerini gösterir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gözün göremediği o küçücük hücrede, tesadüfün değil, o yüce kudretin imzası vardır. Biz hücrelerin hareketini keşfettikçe, aslında <strong>“Ol!”</strong> emrinin ardındaki hikmetin yalnızca küçücük bir bölümüne şahit oluyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi, Ekim</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Oct 2026 23:07:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BM\&#039;de Boş Salona Konuşan Netanyahu\&#039;nun Çağrı Cihazı İtirafı ve Gizlenen Gerçekler!</title>
                <category>Harun Barun</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bmde-bos-salona-konusan-netanyahunun-cagri-cihazi-itirafi-ve-gizlenen-gercekler-1059</link>
                <author>barunharun@gmail.com (Harun Barun)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bmde-bos-salona-konusan-netanyahunun-cagri-cihazi-itirafi-ve-gizlenen-gercekler-1059</guid>
                <description><![CDATA[BM\'de Boş Salona Konuşan Netanyahu\'nun Çağrı Cihazı İtirafı ve Gizlenen Gerçekler!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">24 Eylül</span></span></strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> günü dünya tarihi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu binasında insanlık adına utanç verici ama bir o kadar da göz açıcı diplomatik bir protestoya sahne oldu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu konuşma yapmak üzere kürsüye çıktığında, vicdan sahibi birçok ülkenin delegesi salonu adeta terk etti. Kendi sesinin boş salondaki yankısına karşı konuşan bir lider profili, aslında modern uluslararası siyasetin içinde bulunduğu meşruiyet krizinin en somut resmiydi. Ancak bu trajik sahneden daha çarpıcı olanı, Netanyahu’nun kürsüden küresel kamuoyuna yönelttiği küstah meydan okumaydı.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Netanyahu, operasyonel olarak soykırım iddialarını reddederken, elinde tuttuğu bir çağrı cihazını tüm dünyaya sallayarak adeta uluslararası hukuka meydan okuyordu. Hafızalarımızı çok değil, <strong>Eylül 2024</strong> yılına geri sardığımızda; Lübnan’da Hizbullah'ı hedef alma bahanesiyle düzenlenen ancak tarihe kara birer leke olarak geçen kitlesel siber-terör saldırılarını hatırlıyoruz. Lübnan genelinde pazar yerlerinde, süpermarketlerde, evlerde ve sokaklarda insanların ceplerindeki çağrı cihazları ve telsizler eş zamanlı olarak patlatıldı. Bu vahşi saldırılarda aralarında çocukların, sağlık çalışanlarının ve tamamen savunmasız sivillerin de bulunduğu en az 40 kişi hayatını kaybetti, 3 binden fazla insan ise uzuvlarını kaybederek ağır yaralandı.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Uzun süre sessiz kalan İsrail hükümeti, nihayet Kasım 2024'teki kabine toplantısında Netanyahu'nun ağzından bu operasyonun emrini bizzat kendisinin verdiğini resmen itiraf etti. Kitlelerin yaşam hakkını hiçe sayan, sivil yaşam alanlarını birer bomba alanına çeviren bu eylemlerin BM kürsüsünden bir "başarı hikayesi" gibi sergilenmesi, çağımızın en büyük <strong>uluslararası çifte standardını</strong> gözler önüne sermektedir. Sivil hedeflerin ve askeri unsurların ayırt edilmeden vurulması, uluslararası insancıl hukuka göre açık bir savaş suçudur. Bu gerçeğe rağmen bir liderin bu cihazları diplomatik bir platformda meşruiyet aracı olarak kullanması, küresel güvenlik normlarının ne denli aşındığını göstermektedir. Akıllara şu temel soru geliyor: <em>Soykırım kelimesi kime denir ve kimin için söylenir?</em>&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir çatışmanın ya da siyasi hırsların hiçbir sorumluluğu olmayan, dünyadan tamamen habersiz üç bebeğin hayat hikayesi, bu sessizliğin ve adaletsizliğin en acı, en somut kanıtıdır:&nbsp;</span></span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Asser Abu al-Qumsan (3 Günlük):</span></span></strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Gazze’deki insanlık dramının en trajik sembollerinden biri. Babası Muhammed, henüz yeni doğan ikiz bebeklerinin nüfus cüzdanını almak üzere sevinçle hastaneye gittiği sırada evleri bombalandı. Asser bebek, ikiz kız kardeşi Eisel ve annesiyle birlikte henüz 3 günlükken, daha bu dünyayı hiç tanıyamadan hayata gözlerini yumdu. Babasının elindeki doğum belgeleriyle hastane koridorunda feryat ettiği o anlar, modern dünyanın hafızasına kazınan bir utanç vesikasıdır.&nbsp;</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Omar Ahmed Abdel Naser Shamlakh (4 Aylık):</span></span></strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Gazze'nin güneyindeki Sheikh Eljeen bölgesinde, aile evlerinin acımasızca bombalanması sonucu hayatını kaybetti. Ailenin üç kuşağından tam 10 kişinin can verdiği bu katliamda, enkazın altından cansız bedeni çıkarılan en küçük kurbandı. 4 aylık bir bebeğin, uluslararası siyasetin kirli masalarında ne gibi bir suçu olabilir?&nbsp;</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mila Sukkar (Birkaç Aylık):</span></span></strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Filistin Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı, ilk sayfaları tamamen bir yaşın altındaki bebeklere ayrılan 1.516 sayfalık resmi kurban listesinde yer alan binlerce sembolden sadece biri. Altyapının kasıtlı olarak çökertilmesi, hastanelerin bombalanması ve kuvözlerin oksijensiz kalması sonucu kayıtlara "0 yaşında" olarak geçerek bu dünyaya veda etti. Mila bebek, sadece bombalarla değil, dünyanın gözü önünde uygulanan acımasız ambargolarla katledildi.&nbsp;</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi tüm insanlığın vicdanına seslenmek gerekiyor: Bu üç bebek, Avrupa'da ya da Batı'nın süper güçlerinden birinde doğmuş olsaydı, isimleri bu kadar çabuk unutulur mydu? Uluslararası ceza mahkemeleri saatler içinde kurulmaz, yaptırım kararları peşi sıra alınmaz mıydı? Ölen bir Filistinli, Gazzeli ya da Lübnanlı bebek olunca dünyanın bu derin sessizliği nedendir? Dünyanın dört bir yanında çevre veya nesli tükenen hayvanlar için sokakları ayağa kaldıran aktivistler, sanatçılar ve kitleler, neden söz konusu Doğu Akdeniz'deki, Ortadoğu'daki bebekler olduğunda seslerini aynı gürlükte çıkaramamaktadır?&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Daha da acısı, bu trajediyi görmezden gelen sadece Batı dünyası değildir. İslam coğrafyası ve Arap dünyası neden bu çığlığa karşı somut adımlar atmamaktadır? O gün BM salonunda protestoya katılmayıp yerinde oturan, Netanyahu’yu dinleyen diğer ülkeler bu vebale ortak olduklarının farkında mıdır?&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Katliamlarını ve siber saldırılarını gururla üstlenen bu zihniyetin, kendi cürümlerini örtbas etmek adına Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı "zalim" olarak nitelendirmesi uluslararası kamuoyunda çok sert bir dille kınanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin iradesini temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bu asılsız ve hadsiz ifadelere hiçbir platformda göz yumulamaz, müsaade edilemez. Kendi ellerindeki kanı unutturmak için liderimize dil uzatmaya kalkanlar, karşılarında daima Türkiye'nin dik duruşunu ve kararlı öfkesini bulacaktır.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kelimelerin anlamını bu barbarlığa karşı yeniden hatırlatmak şarttır. <strong>Zalim; genel tanımıyla haksızlık yapan, acımasız davranan, eziyet eden ve adalet sınırlarını aşan kişidir.</strong> Siyaset felsefesinde zulüm, gücün ahlaktan ve hukuktan koparak zayıfları ezmesi anlamına gelir.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hiçbir savunması olmayan Lübnanlı sivillerin ceplerindeki cihazları patlatan, askeri bir tehdit oluşturmayan 3 günlük, 4 aylık bebeklerin hayatlarını ellerinden alan politikaları yürüten ve bu katliamların emrini bizzat verdiğini itiraf eden Binyamin Netanyahu, "zalim" kelimesinin sözlükteki tam karşılığıdır. Dünya bu gerçeğe gözlerini kapatsa da, boş salonlarda yankılanan o kirli konuşmalar ve katledilen bebeklerin isimleri, tarihin adalet mahkemesinde her zaman en büyük suç duyurusu olarak kalacaktır.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 23:25:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2026/08/harun-barun-1786218037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eyvah Aldandık!</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/eyvah-aldandik-1058</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/eyvah-aldandik-1058</guid>
                <description><![CDATA[Eyvah Aldandık!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölümü ve sonrasını hiç düşünmeden yaşamak… İnsan için ne büyük bir yanılgı, ne derin bir gaflet! Halbûki hayat dediğimiz şey, başı ve sonu olan bir yolculuktan ibaret. Bu yolculuğun en kesin durağı ise ölüm. Buna rağmen insan, en kesin hakikati görmezden gelmeyi başarabilen garip bir varlık.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ahiret beklentisi olmayan bir insan için geriye yalnızca tek bir ihtimal kalır: Ölümle birlikte yok olmak, toprağa karışmak ve bir daha asla var olmamak… </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İşte bu düşünce, insan ruhunun kaldıramayacağı kadar ağır, ürpertici ve karanlıktır. Böyle bir son fikri, kalpte derin bir boşluk ve tarifsiz bir korku doğurur. Fakat bu korkuyla yüzleşmek yerine, çoğu insan ondan kaçmayı tercih eder.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm konuşulmaz, ölüm hatırlanmaz, ölüm üzerine düşünülmez. Sanki susulunca yok olacakmış gibi… Sanki unutulunca kapıyı çalmayacakmış gibi… </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, devekuşu misali başını kuma gömerek hakikatten uzaklaşabileceğini zanneder. Kalabalıkların içinde aynı kaçışı paylaşarak kendini teselli eder. Herkes unutuyorsa, ben de unutabilirim diye düşünür. Oysa bu, hakikati değiştirmez; sadece insanı ona hazırlıksız yakalanacak hâle getirir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ne büyük bir aldanış!..</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ahirete iman eden ve aklını kullanan insanı ise dünya hayatı aldatamaz. . Tolstoy’un deyimiyle “kalmak üzere değil, geçmek üzere geldiğimiz bu dünya”daki hiçbir şey insana bir yarar sağlamaz. Maddeye olan bağımlılık kişiyi yıkıma taşır. İnsan kendisini dünyaya sımsıkı bağlayan maddi- manevi ne varsa bunlardan kurtulmalı, Allah’a yakın olmalı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İbrahim(as), <strong>"Ben kaybolup-gidenleri sevmem"</strong> demişti. (En’am Suresi, 76) Etrafımızdaki her şey kaybolup gidecek. Kaybolmayacak olan şey, yalnızca Allah ve ondan bir parça olan ruhumuz. Allah kaybolup gidecekleri bırakmamızı, ardına düşmememizi istiyor; bizler ise O’nun istediklerini yapmayıp kendimize zulmediyoruz. Zulmeden pisliklerden kurtulduğumuzda, pırıl pırıl imana ve gerçek kurtuluşa kavuşmamız mümkün olacak.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnansın ya da inanmasın, her insanın karşılaşacağı bir büyük hakikat anı vardır; haktır, gerçektir, tek kesin gerçektir. Kıyametle yüz yüze gelindiği o dehşetli anda, herkes yeniden dirilişi tüm açıklığıyla kavrayacaktır. Artık inkârın perdesi yırtılmış, gafletin sisleri dağılmış olacaktır. O gün, insanın kendinden bile sakladığı gerçekler bir bir ortaya dökülecektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O günü umut etmeyenler için bu yüzleşme, tarifsiz bir pişmanlığa dönüşecektir. Çünkü apaçık gerçek, artık inkâr edilemeyecek kadar yakındır. Ve insan, Rabbinin huzurunda “istese de istemese de” boyun eğecektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O gün… Aldandığını anlayanların günüdür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve kim bilir, bugün vicdanını susturabilen nice insan, o gün telafisi olmayan bir pişmanlıkla başını öne eğip şöyle diyecek<em>: "Eyvah... Aldandık."</em> Ancak ahiretin en ağır cümlelerinden biri de budur: Hakikati anlamanın, onu değiştirmeye artık yetmediği an.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’ın hesap sormayacağını zannedenler, dünyada kendilerini kandırdıklarını o gün acı bir hakikat olarak fark edecekler ve pişmanlık dolu o en ağır cümle, kalplerinde yankılanacaktır:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Eyvah… Aldandık!”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Üstad’ın dediği gibi; <em>“Şu&nbsp;hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu&nbsp;güzerân-ı hayat&nbsp;bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider.</em> [17. Söz]</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 23:24:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kandil ‘in Eski Baronları Boş Konuşuyor?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kandil-in-eski-baronlari-bos-konusuyor-1057</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kandil-in-eski-baronlari-bos-konusuyor-1057</guid>
                <description><![CDATA[Kandil ‘in Eski Baronları Boş Konuşuyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Son günlerde artık eski diyebileceğimiz (çünkü tüm operasyonel kabiliyetlerini kaybettikleri artık aşikâr) terör örgütünün kıdemli baronlarının medyada demeçlerine şahit oluyoruz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki bu baronları ya da terör örgütü yöneticilerini yok hükmünde görmemizi mi gerektirir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tabii ki hayır!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ortada silah bırakmaya kararlı ama pazarlıklara da devam etmek isteyen bir terör örgütü var ve onlarda yani başta Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Mustafa Karasu veya Duran Kalkan da bu örgütün yöneticileri…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Açıklamalarını örgütü bağlamaz diyemeyiz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hoş örgütün Türkiye içinde artık operasyon yapacak gücü olmadığını biliyoruz ama örgütün faaliyet alanı da sadece Türkiye değil…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Başta Avrupa olmak üzere Irak’ın kuzeyi, Suriye’nin kuzeyi ve İran’ın da batısı olmak üzere ayrıca dört coğrafya da halen örgüt var ve faal…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sadece şu an silah kullanamıyorlar…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Türkiye de kullanacak ortamları artık kalmadı…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">En azından bugün ve yakın bir zaman dilimi içerisinde mümkün gözükmüyor…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunda Türkiye Cumhuriyeti’ nin savunma sanayiinin, istihbarat vs güvenlik bürokrasisinin müthiş gücünün sebep olduğu da maruftur…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki bu baronlar ne diyorlar onlara bir bakalım mı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü savaştığınız bir terör örgütünün ne amaçladığını ya da hangi pazarlıkları yapmak istediklerini bilmeniz gerekir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">KCK yürütme konseyi başkanı Murat Karayılan (5 Eylül 2026):</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yeni sürecin yürütülmesinde en önemli konu, Önder Apo'nun fiziki özgürlüğü konusudur. Özgür olmalı ve bu süreci bizzat kendisi yönetmelidir. Eğer bu gerçekleşmezse, süreç de başarıya ulaşamaz.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">KCK Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu (8 Eylül 2026):</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yönetim ve önemli sayıda kadromuz yasanın içinde değil. Bu gerçekten bir sorundur. Önderliğin özgürlüğü ile tamamlanmayan bir süreç sonuçlanamaz. Bunu herkesin bilmesi lazım.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık (18 Eylül 2026):</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çıkarılan yasa bizim taleplerimize uygun değildir. Türk Devleti bu yasayı bizim taleplerimize göre değil daha çok kendi çıkarlarına göre çıkarmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">” Önder Apo süreçte önemli bir görev üstleniyor. Ona, hareket adına devletle iletişim kurması ve ilişki yürütmesi için görev verdik, kendi başına adım atmıyor.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Eğer Önder Apo özgürleşmezse silah bırakmayız ve Türkiye'ye gitmeyiz. Silah bıraktığımız takdirde siyasi faaliyet yürütme hakkımızın olması gerekir. Aynı zamanda yasaların değiştirilmesi gerekir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Eğer süreç başarıya ulaşmazsa, büyük bir savaşa da hazırız. Halkımızın amaçlarını gerçekleştirmediğimiz sürece mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi üyesi Duran Kalkan (22 Eylül 2026):</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Süreci Önder Apo yürütüyor. Yasa, Önder Apo'yu kapsamına almadı. 800 PKK yöneticisi-kadrosunu kapsamına almadı. Bunu kendileri belirtiyorlar. Bu 800 kişi kim ise, henüz biz kimliklerini bilemiyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“Sanki yasa uygulanmak için değil de uygulanmamak için çıkartılmış gibi.”</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evet, terör örgütü liderlerinin açıklamaları bu minvalde.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Burada iki çarpıcı başlık öne çıkıyor…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sürecin başında sayın Devlet Bahçeli’nin de ısrarla belirttiği gibi; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Gerekirse Öcalan gelsin TBMM de DEM PARTİ gurubunda konuşsun ve PKK kendini feshetsin (ki buna Suriye PKK’sı olarak bilinen PYD-/ YPG de dahil edilmiştir…) </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Daha sonra da zaten 28 senedir hapis cezasını çekmekte olan terör örgütü kurucu lideri Abdullah Öcalan gerekirse umut hakkından yararlansın demiştir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Basına yansıdığı kadarıyla Öcalan’ın bir özgürlük talebi yoktur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Lakin örgüt baronları Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü talep etmekte ve süreci bizzat kendisi yürütmelidir demektedir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ben bu talebin çok sorun teşkil edeceğini düşünmüyorum…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunu bizzat Öcalan kolaylaştırmaktadır…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“Kendisi yerinden memnun olduğunu çıkıp ne yapacağını” söylediği şekliyle açıklamaları olduğu basına yansımıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ben de şahsen kendisinin dışarda olmasının çok da gerekli olduğunu ya da onu mutlu edeceğini düşünmüyorum…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İmralı adasında ki hapishane de şartları biraz düzeltilirse ve örgütün tasfiyesini daha kolay yapacağı sekretaryası ve teknolojik imkanları sağlanırsa siyasi faaliyetlerine de bir ölçüde izin verilirse yeterli olacağına inanıyorum…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tabii ki buna devletimiz ve yargı organlarımız karar verecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Öcalan zaten dışarda rahat edemez…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İmralı dan tüm süreçleri yürütebilir kanaatindeyim…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kandil baronlarının diğer isteklerine gelince </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Özellikle kendileri de dahil 800 örgüt liderinin asla af kapsamına alınamayacağı şartının kaldırılması yani!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunun gerçekleşmesini mümkün görmüyorum…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yani Mehmetçiğin ya da başka sivil ya da resmi insanlarımızın kanına elini bulaştırmışların ülkeye dönüp affedilmeleri diye bir durum söz konusu olamaz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu ne Türk Devletinin ne de Türk Milletinin kabul edebileceği bir durum değildir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ayrıca Kandil'in bunu pazarlık konusu yapacak ne gücü ne de müktesebatı kalmamıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Türk devletinin kahredici gücü örgütü zaten etkisiz hale getirmiştir…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yani Suça bulaşanların çerçeve yasaya dahli gayri kabildir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kandil Kürtlerin kalesidir ve her Kürt bu kaleyi savunmalıdır ya da “geniş çaplı bir savaşa hazırız” gibi cümleler ise boştur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İrapta mahalli yoktur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Geniş çaplı savaşa hazırız demek </span></span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“daha çok dayak yemek istiyoruz” gibi bir cümledir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu süreç hitama ermez yani muvafık ( başarılı ) olmaz ise örgüt Türkiye Cumhuriyeti'nden dayak yemeye devam eder ve güzellikle yapılmayan tasfiye cebren yaptırılır…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ayrıca örgüt üzerinde tam iradesi olan Abdullah Öcalan'a da bu konuda karşı gelmeye kimse cüret edemeyecektir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yeter ki Öcalan’ın akıl ve beden sağlığı yerinde olsun…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yani diyeceğim Kandil'in baronlarını çok da ciddiye almaya gerek yok…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sürecin sigortası hâlen Öcalan…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ha. Diyelim ki süreç bozuldu…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İçerde zaten dayak atmaktan çekinmeyen devletimiz Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde de var olmaya devam etmeyi düşünen örgütü dövmeye ve cebren örgütü yok etmeye karar verir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunu da gerçekleştirir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Gönül ister ki artık bu netice güzellikle olsun…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:38:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elektronik Devreler Ahlak Devresi Değildir</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/elektronik-devreler-ahlak-devresi-degildir-1056</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/elektronik-devreler-ahlak-devresi-degildir-1056</guid>
                <description><![CDATA[Elektronik Devreler Ahlak Devresi Değildir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir ülkenin teknolojik başarısından yola çıkıp dini eğitimden dışlamak, elektronik devre ile insan vicdanını aynı şey sanmaktır. Alttaki kime ait olduğunu bilmediğim şu 'muhteşem' cümlelerin bana ilk düşündürdüğü bu oldu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"Japonya’yı Japonya yapan elektronik meslek liseleridir, Budist okulları değil. Dinini yaşa ama okullara asla taşıma.”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ne kadar da parlak bir fikir(!) Bir ülkenin teknolojik başarısını birkaç okul türüne bağlayıp, oradan da <em>“Demek ki din okuldan uzak tutulmalı”</em> sonucunu çıkarmak… Mantık zincirinin halkaları daha birbirine değmeden kopuveriyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Elektronik meslek lisesi elbette ülkemizde ve her ülkede değerlidir. Mühendis yetiştirir, teknisyen yetiştirir, teknoloji üretir. Ama küçük bir ayrıntı var: Elektronik devreler ahlâk devresi değildir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir çocuğa robot yapmayı öğretebilirsiniz; fakat o robotu insanlara fayda sağlamak için mi, zarar vermek için mi kullanacağını devre şeması öğretmez. Ona yapay zekâ geliştirmeyi öğretebilirsiniz; fakat geliştirdiği teknolojinin insanı sömürmemesi gerektiğini transistörler söylemez. Çok iyi bir mühendis yetiştirebilirsiniz; fakat çok iyi mühendis olmak, otomatik olarak çok iyi insan olmak anlamına gelmez.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İşte tam burada eğitim ile ahlâk birbirinden koparılamaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü Müslüman Allah’a yalnızca ibadet ederken yönelmez. Düşünürken O’nu hatırlar, çalışırken O’na karşı sorumluluğunu bilir, üretirken hesabı olduğunu düşünür, bilgiye ulaşırken o bilginin hakkını gözetir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Müslüman için Allah, hayatın yalnızca camide hatırlanan Rabbi değildir. Derslikte de, laboratuvarda da, atölyede de, ticarette de insanın Rabbidir. Müslüman, matematiği öğrenirken Allah’ı dışarıda bırakmaz, bilimi araştırırken imanını kapının önüne koymaz. Çünkü İslam, insanın hayatını “Allah’ın olduğu yerler” ve “Allah’ın olmadığı yerler” diye bölmez.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Dininizi yaşayın ama okula taşımayın” sözü bu yüzden tarafsız bir eğitim tavsiyesi değildir. Dine, <em>“Sen hayatının şu kadarına karışabilirsin, buradan sonrasına karışamazsın”</em> diye sınır çizmektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dinin eğitim ve okul hayatındaki yeri, hem bireysel ahlâkın şekillenmesinde hem de toplumsal değerlerin aktarılmasında büyük bir öneme sahiptir. Okullar, dinin sunduğu sevgi, saygı, adalet ve dürüstlük gibi evrensel ahlâki ilkelerin pratik olarak hayata geçirildiği en temel alanlardan biridir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Din, öğrencilere sadece akademik başarıyı değil; büyüklere saygı, küçüklere sevgi, merhamet, kul hakkı yememe, hakkını savunma, hoşgörü ve dürüstlük gibi erdemleri kazandırarak karakter gelişimini destekler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Din, Peygamberimiz(asm)’a atfedilen<em> "Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz"</em> anlayışıyla okumayı, araştırmayı ve bilimi teşvik eder. Okullar bu yönüyle dinin ilim öğrenme emrinin yerine getirildiği mekânlardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ayrıca okul ortamındaki arkadaşlık ilişkilerinde bencil olmamak, paylaşımcı olmak, akran zorbalığından uzak durmak ve yardımlaşmak dinin hayatın merkezindeki rolünü gösterir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mesele yalnızca <em>“Ne biliyorsun?”</em> değildir. Bir de <em>“Bildiğini ne için kullanıyorsun?”</em> sorusu vardır. İşte elektronik meslek lisesinin veremeyeceği, fakat insanın mutlaka ihtiyaç duyduğu ders budur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kısacası, diploma insanı cahillikten otomatik olarak kurtarmıyor. Bazen elindeki diploma insanın yalnızca cahilliğine özgüven katıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 21:32:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Girit-Meis Kapanı: Meis’in Gölgesinde Kurgulanan Küresel ve Bölgesel Oyun</title>
                <category>Harun Barun</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/girit-meis-kapani-meisin-golgesinde-kurgulanan-kuresel-ve-bolgesel-oyun-1055</link>
                <author>barunharun@gmail.com (Harun Barun)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/girit-meis-kapani-meisin-golgesinde-kurgulanan-kuresel-ve-bolgesel-oyun-1055</guid>
                <description><![CDATA[Girit-Meis Kapanı: Meis’in Gölgesinde Kurgulanan Küresel ve Bölgesel Oyun]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ege ve Doğu Akdeniz’de sular hiç durulmuyor. Ancak son dönemde Anadolu kıyılarına adeta bir taş atımı mesafede olan, 10 kilometrekarelik küçücük Meis Adası üzerinden yürütülen hamleler, sıradan bir "komşuluk gerilimi" boyutunu çoktan aşmış durumda. Yunanistan’ın 1947 Paris Barış Antlaşması’nın 14. maddesini açıkça ihlal ederek adayı komandolarla, ağır silahlarla donatması ve Yunan üst düzey devlet yetkililerinin adaya adeta gövde gösterisi yaparcasına gerçekleştirdiği ziyaretler tek bir soruya işaret ediyor: Atina neyin peşinde?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Siyasete ve jeopolitiğe biraz yakından bakan herkes Atina’nın derin bir "stratejik panik" yaşadığını görür. Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayisinde katettiği devasa mesafe, SİHA’lar, MİLGEM projeleri ve gelişen füze teknolojisi, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni bölgede ezici bir güce dönüştürdü. Buna Yunanistan’ın hızla yaşlanan nüfusu ve ekonomik kırılganlığı da eklenince, Atina kendisini yanı başındaki bir jeopolitik dev karşısında çaresiz hissediyor. Bu yüzden küçücük adaları birer "batmaz uçak gemisi" gibi silahlandırarak Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki kendi kıyılarına hapsetmek, Batı’ya ise <em>"Dev Türkiye karşısında adalarımı koruyorum"</em> mağduriyetini satmak istiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ancak bu resmin en kritik parçası, Atina’nın son dönemde Tel Aviv yönetimiyle kurduğu derin stratejik ve askeri ortaklıkta gizli. Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de cüretkarlaşması ve Meis özelindeki ihlallerini tırmandırması, özellikle İsrail ile imzalanan ortak savunma anlaşmaları, ortak askeri tatbikatlar ve Doğu Akdeniz Enerji Forumu adı altında kurulan ittifakın ardından doğrudan hız kazandı. İsrail, Türkiye’nin bölgesel nüfuzunu ve Doğu Akdeniz’deki denklemi tek başına belirleme gücünü kendi stratejik çıkarlarına doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Bu nedenle Atina’yı askeri, istihbari ve politik açıdan arkasına alarak Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı kullanışlı bir ileri karakola dönüştürmüş durumda. İsrail’in sağladığı bu "teknolojik ve diplomatik zırh"a güvenen Yunanistan, Meis üzerindeki kışkırtmalarını göz göre göre tırmandırmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İşte tüm bu gelişmeler, Doğu Akdeniz’de çok daha tehlikeli bir senaryoyu önümüze koyuyor: "Girit-Meis Kapanı."</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik satranç tahtasını inceleyen stratejistlerin üzerinde durduğu muhtemel komplo teorisi tam da bu noktada devreye giriyor. Bu teoriye göre; Meis Adası’nın durmaksızın provoke edilerek askerileştirilmesi sadece Yunanistan’ın kendi aklının ürünü değil. Doğu Akdeniz’deki trilyon dolarlık hidrokarbon rezervlerini Türkiye’yi baypas ederek kontrol etmek isteyen Tel Aviv, Washington ve Paris hattı, Yunanistan’ı bilinçli bir "piyon" olarak sahaya sürmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Planın aşamaları son derece net kurgulanmış durumda:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">1. İsrail Desteğiyle Provokasyon: Tel Aviv ile kurduğu müttefiklikten güç alan Yunanistan, Meis üzerindeki ihlallerini tırmandırarak Türkiye’yi adaya yönelik sert bir askeri yaptırım veya hukuki abluka uygulamaya zorlayacak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">2. Uluslararası İzolasyon: Türkiye antlaşmalardan doğan en meşru hakkını kullanarak adaya müdahale ettiği an, Batı medyası ve diplomasisi üzerinden <em>"Türkiye bir AB üyesinin egemenliğini ihlal ediyor"</em> yaygarası koparılacak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">3. Enerji Denkleminden Çıkarma: Oluşturulan kriz bahane edilerek NATO ve AB mekanizmaları üzerinden Türkiye’ye ağır yaptırımlar uygulanması istenecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yani Yunanistan, Tıpkı 1919’da olduğu gibi küresel ve bölgesel güçlerin Doğu Akdeniz vizyonu için öne sürdüğü bir "yem" durumunda. Atina, arkasındaki İsrail ve Batı desteğine güvenerek <em>"adalarımı koruyorum"</em> zannıyla hareket ederken, küresel ve bölgesel aktörler Meis üzerinden Türkiye’nin Mavi Vatan’daki yükselişine son bir bariyer örmek istiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ancak hesaba katılmayan bir gerçek var: Adaların "Gayri Askeri Statüsü" (GASA), Yunanistan’ın o adalar üzerindeki egemenliğinin kurucu şartıdır. Atina antlaşmaları çiğnedikçe, Türkiye’nin bu adaların egemenliğini uluslararası hukuk nezdinde tartışmaya açma hakkı doğar. Türkiye’nin kararlı duruşu, Mavi Vatan’daki tavizsiz tutumu ve sahadaki caydırıcılığı, hem Atina’nın acemi kışkırtmalarını hem de arkasındaki bölgesel senaryoları boşa çıkarmaya yetecektir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 21:27:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2026/08/harun-barun-1786218037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halâ Dönüş Mümkün</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hala-donus-mumkun-1054</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hala-donus-mumkun-1054</guid>
                <description><![CDATA[Halâ Dönüş Mümkün]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Tüm kâinatın, içindeki canlılarla birlikte yok olacağı gün; o gün Kıyamet Günü. Kur’an’ın kimi ayetlerinde kavuşma, kiminde mü’mini kafirden, haklıyı haksızdan ayırma günü, kimi ayetlerde de hasret günü olarak geçen o büyük gün. Teğabun Suresi’nin bazı ayetleri o günün kimileri için bir aldanma günü olduğunu şöyle haber veriyor:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnkâr edenler kesin olarak diriltilmeyeceklerini öne sürdüler. De ki: "Hayır, Rabbim adına andolsun, siz, muhakkak diriltileceksiniz; sonra mutlaka yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu da Allah’a göre oldukça kolaydır." "Şu halde Allah’a, O’nun Resûlü’ne ve indirdiğimiz nur (Kur’an)a iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır."</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sizi toplanma günü için bir arada toplayacağı gün; işte bu aldanma (teğabun) günüdür. Kim Allah’a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örter ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük ’mutluluk ve kurtuluş’ budur.</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">..........</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanın yaratılma amacı Allah’a kulluk ve ibadet etmek. Yalnızca bu sorumlulukların bilincinde yaşayan insan ölüm sonrası ahiret hayatı için güzel bir beklenti içinde olabilir. Ancak insanların çoğu ahireti düşünmeden yaşıyor. Bu yanılgı sonucu ahiret beklentisi olmayan insan için tek bir ihtimal geriye kalıyor. Ölümle birlikte toprak olup sonsuza kadar yok olmak. Bu düşünce ise dehşet vericidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu korkudan uzak olmak için birçok insan ölümü konuşmuyor, tartışmıyor, hatırlamak istemiyor. İnsan hayatının tek kesin gerçeği iken ölüm, adeta yokmuş gibi düşünülüyor. Toplumun büyük kesimi ölüm düşüncesinden kaçıp, devekuşu gibi başını kuma gömerek, topluluk psikolojisi içinde gerçeklerden kaçarak rahat etmeye çalışıyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnansın inanmasın bütün insanlar, kıyametle yüzleştikleri saat, kendilerini bekleyen "yeniden dirilişi" kavrayacak. O günü umut etmeyenler, bu apaçık gerçeği artık reddedemeyecek ve Rablerinin buyruğuna "isteseler de istemeseler de" boyun eğecekler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O hâlde mesele, kıyametin gelip gelmeyeceği değil; bizim o gün geldiğinde hangi hâlde bulunacağımızdır. Bugün inkâr edebildiğimiz, erteleyebildiğimiz, görmezden gelebildiğimiz hakikatler, o gün bütün çıplaklığıyla karşımıza çıkacak. Henüz fırsat varken Rabbimize yönelmek, hesabın kurulacağı günü beklemeden kendi hesabımızı yapmak gerekir. Çünkü o gün geldiğinde artık dönüş yok; bugün ise hâlâ dönüş mümkün.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Öyleyse ey insan, kıyametin kopmasını bekleme! O günün geleceğine inanmak için göğün yarılmasını, yıldızların dökülmesini bekleme. Sana bugün ulaşan hakikati yarına bırakma. Çünkü yarın, bugün yaptıklarının karşılığıyla yüzleşeceğin gün olabilir. Kıyamet bir gün mutlaka gelecek; asıl soru, bizim o gün için ne hazırladığımızdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Rabbimiz, bizi kıyametin dehşetini gördüğünde gerçeği anlayanlardan değil, daha o gün gelmeden hakikate teslim olanlardan kılsın. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O saat mutlaka gelecektir; bunda hiçbir şüphe yoktur… (Hac Suresi, 7)</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 07:11:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurucu İrade Değil Kenan Evren İradesi!</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kurucu-irade-degil-kenan-evren-iradesi-1053</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kurucu-irade-degil-kenan-evren-iradesi-1053</guid>
                <description><![CDATA[Kurucu İrade Değil Kenan Evren İradesi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Herkes bakıyorum da 12 Eylül’ü lanetliyor!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bilmeden, irdelemeden saf niyetlerle 12 Eylül’ü lanetleyenleri anlarım ve çok görmem…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ama siyasetin 12 Eylül’ü eleştirmesini bilhassa 12 Eylül ün ve 1982 de 12 Eylül’ cülerin, 12 Eylül vesayeti ile o günkü akredite hukukçularının hazırladığı ve ilk defa bu necip millete dayattığı anayasayı değiştirmemekte direnenlerin 12 Eylül darbesi ve peşinden gelen faşist süreçten şikâyet etme hakkı olabilir mi? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">12 Eylül’den şikâyet edenlerin kahır ekseriyeti bugün hattı zatında bu faşist darbenin hazırlattığı ve boyunduruğuna eğdirttiği ucube anayasasının da müdafileridir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Lafla 12 Eylül’e karşı olunmaz!..</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">12 Eylül’e karşı iseniz 12 Eylül’ün ilk defa getirttiği o faşizm günlerini ve bunu anayasal kurumlar haline getirttiği olgulara da karşı olacaksınız! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evet, daha önce hiç bir anayasada yer almayan maddeleri hem de “değişmez, değişmesi teklif dahi edilemez” maddelerini silah zoru ile bu millete kabul ettirenlere boyun eğip sonrada 12 Eylül’e laf söylemek çifte standarttır…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Efendim kurucu irade onlar!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hadi oradan!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kurucu irade imiş!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ne kurucu iradesi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kenan Evren’in iradesine boyun eğenler “kurucu irade” mavalı ile kimseyi kandıramazlar… </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kandırmamalıdırlar!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Kurucu irade 1921 bilemediniz 1924 anayasasıdır!</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">1960 faşist albaylar cuntasının bile koymaya cesaret edemediği maddeleri 1982 anayasasına koyan irade olsa olsa Kenan Evren iradesidir!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kurucu irade değil!..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 23:52:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İdeolojilerin Savaşı: Kazanan Güçler, Kaybeden Halklar</title>
                <category>Harun Barun</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ideolojilerin-savasi-kazanan-gucler-kaybeden-halklar-1052</link>
                <author>barunharun@gmail.com (Harun Barun)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ideolojilerin-savasi-kazanan-gucler-kaybeden-halklar-1052</guid>
                <description><![CDATA[İdeolojilerin Savaşı: Kazanan Güçler, Kaybeden Halklar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Savaş, telaffuz edildiği anda bile insan ruhuna derin bir korku ve endişe salan, hayatı tüm dünya için yaşanmaz kılan karanlık bir kavramdır. Her kelimesiyle zor olan bu olguyu ilk duyduğumuzda, coğrafi olarak ne kadar uzak olursak olalım, sormadan edemeyiz: "Acaba bu yangın bize de sıçrar mı, biz de savaşa giriyor muyuz?" Rusya-Ukrayna savaşıyla sarsılan küresel gündem, son dönemde ABD ve İran arasındaki askeri gerilimle yeni bir boyuta ulaştı. Peki, insanlığa yıkımdan başka hiçbir şey getirmeyen bu savaş ideolojisinden gerçekte kim kazanç sağlıyor? Silah sanayisi mi, zengin maden yataklarına sahip ülkeler mi, yoksa petrol yatırımları üzerinden servetine servet katan küresel aktörler mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Aslında tarihin bize öğrettiği en büyük gerçek, savaşların sadece toprak kazanmak için değil, dünyada yeni bir düzen kurmak amacıyla çıkarıldığıdır. Düzenin değişmesi ve devletlerin küresel kurallar ile düzenlemeler üzerinde baskın bir rol oynama arzusu, jeopolitik krizlerin en büyük itici gücüdür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki, bu savaş ne zaman bitecek ve kimin ekonomisi artık barış anlaşmasını imzalamak zorunda kalacak? Küresel bir çatışmada ilk akla gelen kurban genelde ambargolar altındaki İran ekonomisi olsa da, madalyonun diğer yüzünde ABD halkı yer almaktadır. Dünyada büyük zorluklar görmeyen, savaşı kendi topraklarında ve bedenlerinde doğrudan hissetmeyen, yüksek refah ile alım gücüne alışmış toplumlar, kurulu düzenlerinin bozulmasına karşı oldukça hassastır. Savaşın uzamasıyla tırmanacak petrol ve akaryakıt zamları, enflasyonist baskılar ve ekonomik istikrarsızlık, ABD içinde kitlesel protestoları ve hatta yağmalamaları tetikleme potansiyeline sahiptir. Uzun süredir kendi bağımsızlığını savunan ve "Yes California" diyen bir kitle düşünüldüğünde, yaşanacak ekonomik zorluklar nedeniyle ilk ciddi iç çatlağın ve direnişin Kaliforniya eyaletinden gelmesi oldukça mantıklı bir senaryodur. Refah seviyesi düşen bir halkın kendi hükümetinin dış politikalarına karşı bayrak açması, savaşın cephe arkasındaki en büyük kırılması olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Diğer yandan madalyonun istihbarat boyutuna bakıldığında karşımıza çok daha çarpıcı sorular çıkmaktadır. ABD kanadından gelen, İran'ın yer altı nükleer tesisi olarak bilinen Kazma Dağı'nı vurabileceklerine dair açıklamalar, bu gizli bilgilerin kaynağını tartışmaya açmaktadır. İran'ın tüm kritik askeri koordinatlarını, nükleer tesislerinin yerini ve silahların durumunu en ince detayına kadar bilen bir ABD, bu kritik bilgilere nereden ulaşıyor? Şüphesiz ki İran bölgesinde çok ciddi bir istihbarat ağı, bilgi sızdıran aktörler ve içeride faaliyet gösteren ajanlar bulunmaktadır. Kazma Dağı'nın stratejik önemi de tam olarak burada gizlidir. Zagros Dağları'nın derinliklerinde yer alan bu bölge, yerin metrelerce altında, sağlam granit kayaların içine inşa edilmiş devasa bir yeraltı sığınağıdır. İran'ın sabotaj risklerine karşı gelişmiş santrifüjlerini ve nükleer başlık üretiminde kullanılabilecek stratejik unsurlarını korunaklı yapısı nedeniyle buraya taşıdığı bilinmektedir. Yerin bu denli altında olması burayı sıradan hava saldırılarından korusa da, sığınak delici bombaların hedefi haline getirmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Savaşın ne zaman biteceğini kesin olarak öngörmek zor olsa da, askeri uzmanlar mevcut durumu topyekûn bir savaştan ziyade dönemsel askeri çatışmalar olarak değerlendirmektedir. Ancak bu kriz sona erdiğinde, dünyayı bekleyen senaryo kazananı olmayan bir küresel dengesizliktir. Petrol fiyatlarının dalgalanması küresel enflasyonu kalıcı hale getirecek, nükleer tehdit algısı ülkeleri daha fazla silahlanmaya itecektir. Günün sonunda, ideolojik savaşların kazananı yine dev silah sanayileri ve enerji tekelleri olurken; kaybedeni ise alım gücü eriyen, geleceğe korkuyla bakan dünya halkları ve geride enkaz bırakan insanlık onuru olacaktır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 14:17:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2026/08/harun-barun-1786218037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>6-7 Eylül 1955, İstanbul Rum Azınlıklara Saldırı Olayları</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/6-7-eylul-1955-istanbul-rum-azinliklara-saldiri-olaylari-1051</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/6-7-eylul-1955-istanbul-rum-azinliklara-saldiri-olaylari-1051</guid>
                <description><![CDATA[6-7 Eylül 1955, İstanbul Rum Azınlıklara Saldırı Olayları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">''Eğer nehirde iki balık kavga ediyorsa bilin ki oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.''</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">1453'te İstanbul feth edilse de, Osmanlıda başkent İstanbul’da 500 sene azınlık olan 4’te 3 nüfus, 4’te1 Müslüman nüfustan daima fazla olmuştur. Bu demografik durum 1950-60'larda başlayan Anadolu’dan göç dalgalanmaları ile Müslümanlar lehine tam tersi, 4’te 3 çoğunluklu bir nüfus oranına dönüşerek bugünkü demografik yapıya dönüşmüştü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İngilizler çekilince adadaki Rumlar Kıbrıs’ın Yunanistan’a devrini istiyorlardı. Bunun siyasi adı ENOSİS’dir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">1954’den itibaren EOKA terör örgütünü kurup Nikos Sampson liderliğinde İngiliz yönetimine başkaldırdı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Türkiye bunlara razı olmayacağını, adanın statüsünün değişmesini istemediğini belirtse de bunun çok da gerçekçi olmadığının farkındaydı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu sebeple Türkiye (B) planı olarak Kıbrıs’ta Taksim Planını savunmaya başladı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu noktadan sonra devreye İngiliz derin devlet aklı girdi ve hem adada kaos hem de Türkiye ile Yunanistan arasında da bir fitne bıraktı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Esasen bu İngilizlerin tarihinde yabancı olduğu bir özellik değildir. Mısır’dan çekilirken Mısır ve Sudan, Filistin’den çekilirken Müslümanlarla Yahudileri, Hindistan’dan çekilirken Hindularla Müslümanları birbirine düşürmeyi becermiştir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında düzenlenen I. Londra Konferansı (29 Ağustos-7 Eylül 1955) devam ederken İstanbul halkı ayaklanıyor ve özellikle Beyoğlu bölgesindeki azınlıklara saldırı başlatıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">O dönem İstanbul’da kimliğini gizlemeyen, 1934 soyadı kanunu ile Türk kimliği almayan ve Rum kalmış100bin civarında Rum var.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İstanbul’un nüfusu 1,5 Milyon civarında.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu saldırılara sebep olan olay ise yine bir provokasyondu.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Müze olarak kullanılan Atatürk’ün Selanik’teki evinini bahçesine bir ses bombası atıldı..</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bombayı atanlar Türk büyükelçiliğinin kapıcısı bir Türk vatandaşı ile Batı Trakyalı bir Türk’tü. Fakat kamuoyuna bu saldırıyı Yunanlılar yaptı olarak servis edildi..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“Atamızın evi bombalandı” manşetiyle ikinci baskı yapan Mithat Perin'in sahibi, Gökşin Sipahioğlu'nun yazı işleri müdürü olduğu İstanbul Ekspres gazetesi genelde tirajı 20.000 civarında olduğu halde 6 Eylül'de 290.000 basmış ve o dönemde kurulmuş olan ‘Kıbrıs Türk’tür Derneği’ üyelerince bütün İstanbul'da satılmaya ve halkı galeyana getirmek üzere kullanılmaya başlandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Aynı baskıda ‘Kıbrıs Türk’tür Derneği’ genel sekreteri Kâmil Önal ‘Mukaddesata el uzatanlara bunu çok pahalıya ödeteceğiz, ödeteceğimizi alenen söylemekte de bir mahzur görmüyoruz’ diye yazmıştır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tabii bundan sonra olaylar başladı ya da başlatıldı.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Önceden işaretlenmiş evlere, iş yerlerine, mabetlere ellerinde aynı tornadan çıkmış sopalar bulunan ve ilerleyen zamanda başka illerden de getirildiği ortaya çıkan saldırganlar sahneye çıktılar.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ve İstanbul yağma, tecavüz, yaralama gibi olaylarla baş başa kaldı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">6-7 Eylül olayları 3-4 katlı bir provokasyondur en geniş halkada İngiliz derin devleti yer alır. Tabii kambersiz düğün olmaz CİA ve Türk derin devleti de işin taşeronluğunu üstlenmiştir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">6-7 Eylül olaylarının olduğu sırada Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görevli olan, 1988-1990 yılları arasında MGK genel sekreterliği yapan Sabri Yirmibeşoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğlu'na verdiği röportajda 6-7 Eylül olayları hakkında şu demeci vermiştir;</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">"6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir.&nbsp;Muhteşem bir örgütlenmeydi.&nbsp;Amacına da ulaştı. (Bu sözleri Sabri Yirmibeşoğlu 21.09.2010 da bir televizyon kanalındaki röportajında yalanlamıştır ama ok yaydan çıktı bir kere)"</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">6-7 Eylül 1955 Perde Arkası…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ağustos 1954 İngiltere’nin Atina büyükelçiliğinden Londra’ya gönderilen rapor; “Yunan-Türk dostluğunun kırılgan olduğu çok açık bir gerçektir.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çok küçük bir şok bile Yunan-Türk dostluğunu yerle bir etmeye yetebilir.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin duvarına tebeşirle slogan yazmak gibi önemsiz bir olay bile bir kargaşanın çıkmasına yeter’’</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ne tesadüf!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">6 Eylül 1955 gecesi Atatürk’ün doğduğu evin bahçesine biri T.C. vatandaşı Selanik Konsolosluğunun kapıcısı, diğeri Batı Trakyalı bir Türk tarafından bir ses bombası atılacak ve ortalık karışacaktır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Lan Fleming James Bond romanlarının yazarıdır.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Fleming aynı zamanda İngiliz Gizli Servisinin bir ajanıdır.&nbsp;</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ajanların genel karakterine uygun roman yazarken de başka işlerle iştigal ederken de ajanlık görevine devam etmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Fleming Atatürk’ün evine provakatif saldırı gerçekleşmeden bir gün önce Selanik’te görülmüştür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yine ilginç bir tesadüf, 6-7 Eylül günlerinde de İstanbul’da boy gösteriyor bu mahir ajan ve yazar.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Selanik’teki bu provakatif saldırıyı dünya kamuoyuna ilk duyuran BBC’dir.&nbsp;</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Dönemin CIA şeflerinden Allen Dulles 6-7 Eylül olayları olduğu zamanlarda İstanbul’daydı..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Fuat Köprülü, Yassıada yargılamalarında bir soru üzerine 6-7 Eylül olaylarını Allen Dulles’in organize ettiğini’ ifade etmiştir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hüseyin Bağcı-Demokrat Parti Döneminin Dış Politikası </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">6-7 Eylül olayları ile ilgili Atina Radyosu’nun yorumu; <strong>‘İstanbul ve İzmir’deki olaylar düşündüğümüz gibi İngiliz diplomasisinin planlarının ani bir biçimde patlak vermesi değildir.&nbsp;</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Bizzat İngiliz diplomasisinin planladığı ve başarmaya çalıştığı bir şeydir.’</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Dilek Güven </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">6-7 Eylül Olayları- “Bu yorum kabul etmek lazım ki soğukkanlı ve gerçek faili işaret eden bir yorumdur.”</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Aynı dönemin Yunanistan İstanbul başkonsolosu Thedropolos diyor ki; ‘Menderes kendisini ziyaret eden patrikhane heyetine, ‘olayın 5 yıl önce planlandığını’ söyledi.</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Radikal gazetesi-07. Eylül 2005</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Olaylar olup bittikten sonra ‘Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti’ Başkanı Hikmet Bil ve üyeleri de cezaevine girdi.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ama <strong>"Ya bizi serbest bırakırsınız ya da biz bazı şeyleri ifşa ederiz" </strong>deyince serbest bırakıldılar.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Olaylar halkın üzerine kaldı.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü mahkemede, <strong>"Türk milleti galeyana geldi, olayları gerçekleştirdi"</strong> denildi.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Kimse ceza almadı.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İkinci dava Yassıada'ydı.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Menderes ve hükûmet üyeleri yargılandı.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu davada da olaylar sadece hükûmet üyeleri üzerine yıkıldı. Menderes, defalarca MAH yani MİT Başkanı'nın mahkemeye çağrılmasını istedi.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ama hep reddedildi.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Olaylar aydınlatılmadı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evet, İngiliz derin devletini başrolündeki bu provokasyon İngilizlerin bu işlerde nasıl mahir olduğunun da bir misalidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">1952’de buna benzer bir hadise Mısır’da yaşandı.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Özellikle Süveyş kanalı bölgesi İngiliz işgali altındayken iktidar partisi İngiliz-Mısır anlaşmasını tek taraflı olarak 1951 Aralık ayında feshetti ve Süveyş kanalındaki İngiliz askerlerinin Mısır topraklarını terk etmesini istedi. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İngilizlerin pek niyetli olmadığı görülünce, Mısırlı mücahitler ilkel silahlarıyla saldırdılar.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu vetirede 25 Ocak 1952 günü 55 Mısırlı mücahit şehit oldu.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Mısır hükümeti 80 kişinin ihtiyati tedbir olarak tutuklanmasına karar verdi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu Mısır hükümeti ile İngilizlerle arasındaki iplerin tamamen kopması olacaktı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ancak 26 Ocak 1952 günü gerildi bütün gelişmeler Mısır lehine sürerken Kahire’de batılı yabancılara ait iş yerleri, evler, mabetler kitlesel bir saldırıya uğradı ve siyasi atmosfer Mısır aleyhine İngiltere lehine döndü.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Mısır’ın İngiltere’ye uygulayacağı müeyyideler de bu sebeple gündeme gelemedi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Meşhur bir sözdür; <strong>''Eğer nehirde iki balık kavga ediyorsa bilin ki oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.''</strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İşte bu olaylarda bunun tezahürünü görüyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İngilizler Kıbrıs’tan çekilirken geride kaos bırakmak için bu provokasyonu tertiplemişlerdir, taşeronluğunu da dönemin Türk istihbaratı yapmıştır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Maalesef, Papazların sünnet edilmesi, yeni mezarların açılıp cesetlerin karnına bayrak dikilmesi, tecavüz, yağma gibi yüz kızartıcı ve Müslüman Türk kimliğine hiç uymayan vandallıkların sergilendiği utanç geceleri olarak tarihteki yerini almıştır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">16 ölü, yüzlerce yaralı, tahminen 400 tecavüz vakası ile 4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekân saldırıya uğramıştır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Maddi hasarın, o günün değerine göre 150 milyon- 1 milyar Türk lirası arasında olduğu tahmin edilmektedir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tahrip edilen işyerlerinin sadece yüzde 59'u Rumlara ait iken, kalan yüzde 17'sinin Ermenilere, yüzde 12'sinin Yahudilere, diğerleri dönmelere ve Müslüman olmuş Beyaz Ruslara ait mekânlardır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 13:58:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sonunda Müjde Var</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/sonunda-mujde-var-1050</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/sonunda-mujde-var-1050</guid>
                <description><![CDATA[Sonunda Müjde Var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’ın ipine sarılmak, yalnızca insanın kendi başına tutunması da değildir; aynı ipe tutunanlarla birlikte düşmemeye, birbirini bırakmamaya çalışmaktır. Çünkü ayetin başındaki <strong>“Dağılıp ayrılmayın”</strong> emri, müminlerin gücünün birlikten geldiğini hatırlatır. İpin bir ucunu herkes farklı yöne çekerse, bağ zayıflar; fakat eller aynı ipte, gönüller aynı istikamette birleşirse en ağır fırtınalar bile aşılabilir. Bazen imtihan, yalnızca sabrımızı değil, birbirimize ne kadar tutunduğumuzu da sınar. İşte mümin, kendi elini kurtarmakla yetinmez; düşmek üzere olan kardeşinin elinden de tutar. Çünkü Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak, hem Rabbine tutunmak hem de o ipe tutunanları bırakmamaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnkârcılar ve kötülükleri örgütleyip düzenleyenler çıkarları gereği nasıl birlikte hareket ediyorlarsa, Müslümanlar da birlik olmalıdırlar, bu zorunludur.&nbsp; İslam dünyasında yıllardır yaşanan acılar ve dökülen kanlar, <strong>“İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.”</strong> (Enfal Suresi, 73) ayetiyle ifade edildiği üzere birlik olmayıp parçalanmanın getirdiği sonuçlardan biridir. Kan ve gözyaşının durması, acıların ve fitnenin sona ermesi, insanların huzuru için birlik olmanın önemi çok açıktır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Müslümanların namaz, oruç gibi ibadetleri farz kabul edip, birliği emreden benzer ayetleri göz ardı etmesi ne büyük yanılgı. Hakkı, iyiliği, barışı hâkim kılmak için birleşmek ve <strong>"bir bina gibi saf bağlayarak"</strong> birlikte mücadele etmek tüm Müslümanlar üzerinde sorumlulukken, İslam ahlakının dünyayı sarmasını ütopya olarak görebilir miyiz? Allah bu dini, Kitabı, Peygamberini hakim olsun diye göndermişken, birlikten yana olmayan insan, Müslümanlardan yana olur mu? Bir Müslümanın bunu dile getirmemesi ve arzu etmemesi büyük hata değil mi?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Günümüz dünyasında yönetimdeki ve ekonomideki aksaklıklar, savaşlar, soykırımlar, baskıcı yönetimler insanların açlık, yoksulluk ve büyük acılar çekmelerine sebep oluyor. Kur'an, zayıf bırakılanlar için neden mücadele etmediğimizi, <strong>“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? </strong>(Nisa Suresi, 75) ayetiyle soruyor bize.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Evet bize ne oluyor?.. Umursamaz, kayıtsız, kendini kurtarma peşindeki bir yaklaşım Müslümana yakışmaz. Dünyanın herhangi bir köşesinde bir Müslümana gelen zarardan tüm Müslümanlar sorumluluk hissetmeli. Bir Müslüman, acı içindeki masum insanlar, tecavüze uğrayan kadınlar, katledilen çocuklar için yapabileceği bir şey olmadığını düşünüyorsa zulme ortak demektir.&nbsp; Çünkü Müslümanlar, <strong>"... haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.</strong> (Şura Suresi, 39) Ve eğer gerçekten elinden hiçbir şey gelmiyorsa kişi bu yönde samimi dua edebilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Umutsuzluğu, ürkekliği, teslimiyetçiliği ve korkaklığı bırakmalıyız; korkulacak tek güç Yüce Allah’tır. Küresel güç edebiyatı yaparak Müslümanları pasifize etmeye çalışanları ka’le almamalı. İslam alemini dayanaksız "öcü"lerle korkutmaya çalışanlar, şeytanın etkisinde ve bu konuda görevli olan kişiler çünkü.&nbsp; </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ümitsizlik insanın, din ahlâkını şevk içinde yaşamasını engelleyen en önemli unsurlardandır. Allah, inananlara hiçbir olay karşısında ümitsizliğe kapılmamalarını, Kendisine dayanıp güvenmelerini emrediyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Peygamberimiz (asm), <em>"Size iki şey bırakıyorum onlara sımsıkı sarıldıkça asla dalalete düşmeyecek ve sapmayacaksınız; Kur’an ve sünnetim"</em> hadis-i şerifiyle Müslümanlara uymaları gereken yolu gösteriyor. Bize düşen, O'nun aydınlattığı yola uymak ve Allah'ın buyruğunu unutmamak.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir Müslüman’ın gönlündeki en büyük istek Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Müslüman Asr-ı Saadet Müslümanlığını ister. İnsanların korku duymadan, güvenle ve barış içinde yaşayacakları bir dünya için mücadele içinde olmalı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İşte müminin mücadelesi tam da burada başlar: Dünyayı seyretmekle yetinmemek, iyiliğin tarafında durmak ve gücünün yettiği ölçüde güzelliğin çoğalması için gayret etmek… Sonuç ne olursa olsun, mümin bilir ki zafer yalnızca görünen şartların değil, Allah’ın takdirinin eseridir. Kuldan istenen gayret, sabır ve sadakattir; zaferi ise Allah verir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele. (Saff Suresi, 13)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Emel Elif Bayraktar</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 13:47:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalplerdeki Diken</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kalplerdeki-diken-1049</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kalplerdeki-diken-1049</guid>
                <description><![CDATA[Kalplerdeki Diken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">İnsan, kalbinde taşıdığı yük kadar yorulur. Kimi zaman omuzları büken şey yaşanan sıkıntılardan çok affedilemeyen insanlar, unutulamayan sözler ve kalpte sessizce büyüyen kindir. Dışarıdan bakıldığında hayat normal akıp gider; fakat kalbin derinliklerinde sökülüp çıkarılamayan bir diken vardır.&nbsp;</span></div>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">Kur'an-ı Kerim, cennet ehlinin en dikkat çekici özelliklerinden birini anlatırken şöyle buyuruyor:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">"Onların göğüslerinde kinden ne varsa söküp çıkardık. Kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar." (Hicr, 47)&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">Ne muhteşem müjde... Allah Teâlâ, cenneti yalnızca altından ırmaklar akan, köşklerle süslü, temiz ve huzur dolu bir mekân olarak tarif etmiyor. Orada kalpleri de cennet hâline getiriyor. Çünkü kin taşıyan bir kalp, cennetin huzurunu yaşayamaz. Cennetin kapısından önce kalbin kapıları temizleniyor.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">Belki de insanın en ağır yükü, sırtındaki sorumlulukları değil, göğsünde taşıdığı kin ve nefrettir. Kin, sahibini koruyan bir kalkan değildir. Aksine, onu içeriden kemiren görünmez bir ateştir. Nefret karşıdakini değil, önce taşıyanı yakar. Affetmeyen insan, farkında olmadan geçmişin mahkûmu olur. Sürekli aynı yarayı kanatır, aynı acıyı yeniden yaşar.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">Bugün dünyamızın en büyük ihtiyaçlarından biri, kalplerin arınmasıdır. Ailelerde, komşuluklarda, dostluklarda, hatta aynı safta omuz omuza duran müminlerin arasında bile bazen yıllarca süren kırgınlıklar yaşanabiliyor. Aynı kıbleye dönen insanlar, birbirine sırtını dönebiliyor. Hâlbuki Allah'ın cennet için hazırladığı tablo bunun tam tersi; kin yok, hesap yok, kırgınlık yok, sadece kardeşlik var.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">Öyleyse müminin duası sadece "Rabbim, bana cennetini bahşet." olmamalı. Aynı zamanda, "Allah'ım! Cennette kalplerden söküp alacağını vadettiğin kini, daha bu dünyadayken kalbimden söküp al. Bana affedebilen bir yürek, kardeşini sevebilen bir gönül ihsan et." duası da olmalı.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">Çünkü cennetin iklimi, dünyada kalpte başlar. Kalbini nefret ve kinden temizleyen, cennetin kokusunu daha bu dünyadayken hissetmeye başlar. Affetmek bazen en zor ibadetlerden biridir; fakat aynı zamanda en büyük özgürlüktür. Kinle yaşayan insan geçmişe zincirlenir, affeden ise geleceğe yürür.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">Kinin olmadığı bir kalp, Allah'ın rahmetine daha geniş açılır. Ve belki de cennete hazırlanmanın en güzel yollarından biri, kalbi cennete layık hâle getirmektir.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">İçinde kibir, kin, nefret, haset gibi Allah katında hoş karşılanmayan duygular barındıran insan, kendini gözden geçirmeli ve Rabb'ine sığınmalı. Gözleri ve vicdanları körelmiş insanları içinde yaşadıkları mutsuzluktan kurtaracak tek yol, Kur'an ahlakını yaşamalarıdır. Allah'ı gönülden seven insan, O'nun yarattığı insanları da sever. Bu sevgi; şefkati, merhameti, acımayı, fedakârlığı, güzelliklerden zevk almayı, huzur ve mutluluğu beraberinde getirir. Ancak o zaman birbirine sevgiyle bakan, nimet ve güzelliklerin değerini bilen insanların oluşturduğu güven ve huzur dolu bir hayat kurulabilir.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif"><em>“Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek, kökten kazıyan şeydir. Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız.”</em>&nbsp;(Tirmizî; Hüccetü'l-İslâm İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">Belki de her namazın ardından yapacağımız samimi dualardan biri şudur:&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif">"Allah'ım! Kalbimde Senin razı olmayacağın hiçbir duygu bırakma. Bana kötülük edeni affedebilmeyi, bana haksızlık edene adaletle davranabilmeyi ve kin yerine merhamet taşıyabilmeyi nasip et. Kardeşlerimizle kalplerimizi birbirine ısındır, aramızdaki kini ve nefreti gider. Cennette lütfedeceğin kardeşlik ikliminden bizlere dünyada da bir nasip ver. Arındır kalplerimizi ve bu dünyada da cennet kalbiyle yaşat."</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#484848; font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;,sans-serif"><em>Yeni Dünya/Hanımefendi Dergisi, Ağustos&nbsp;</em></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 21:22:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa’da Savunma Sanayii ve İnsan Gücü Krizi</title>
                <category>Harun Barun</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/avrupada-savunma-sanayii-ve-insan-gucu-krizi-1048</link>
                <author>barunharun@gmail.com (Harun Barun)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/avrupada-savunma-sanayii-ve-insan-gucu-krizi-1048</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa’da Savunma Sanayii ve İnsan Gücü Krizi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte Avrupa genelinde hâkim olan barış havası, kıtanın savunma mimarisinde köklü bir zihniyet değişimini beraberinde getirmişti. Zorunlu askerlik uygulamaları tek tek askıya alınmış, ordular küçültülmüş ve profesyonel, yüksek teknolojiye dayalı askeri yapılara geçiş ana hedef haline gelmişti. Ancak son yıllarda Doğu Avrupa’da tırmanan jeopolitik gerilimler ve bölgesel savaş tehditleri, Avrupa’nın bu stratejik tercihlerini acı bir şekilde sorgulamasına yol açıyor. Kıta genelinde orduların personel ihtiyacını karşılamakta zorlanması, gözleri yeniden düzenli askerlik ve zorunlu hizmet modellerine çevirmiş durumdadır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bugün Avrupa savunma sanayisi ve askeri bürokrasisi devasa bütçeler ayırarak modern mühimmat, insansız hava araçları ve gelişmiş savunma sistemleri üretebilse de bu sistemleri işletecek insan kaynağını bulmakta ciddi bir kriz yaşıyor. Almanya’dan Fransa’ya, İngiltere’den İskandinav ülkelerine kadar pek çok hükümet, ordu kadrolarını doldurabilmek adına kısmi ya da zorunlu askerliği tekrar tartışmaya açıyor veya gönüllü hizmet teşviklerini artırmaya çalışıyor. Ne var ki kâğıt üzerindeki bu planlar, modern Avrupa toplumunun sosyolojik gerçekleriyle sert bir şekilde çatışıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Genç nüfusun askerlik kurumuna ve üniforma giymeye yönelik bakışı, bu krizin merkezinde yer alıyor. Bireysel özgürlüklerin, kariyer odaklı yaşam tarzlarının ve esnek çalışma modellerinin ön planda olduğu günümüz Avrupa’sında, katı hiyerarşik yapılara sahip askeri disiplin genç nesiller için çekiciliğini yitirmiş durumda. Yapılan kamuoyu araştırmaları ve başvuru istatistikleri; gençlerin orduyu geleceği parlak bir kariyer kapısı olarak görmediğini, aksine hayat kalitelerini kısıtlayan ve özel sektördeki imkânların çok gerisinde kalan bir tercih olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Orduya katılımdaki bu isteksizlik, sadece askere alma süreçlerini değil, mevcut nitelikli personelin sistemde tutulmasını da zorlaştırıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Başvuru sayılarının belirgin şekilde düşmesi, Avrupa’nın bütünsel savunma kapasitesini doğrudan tehdit eden bir zincirleme reaksiyona neden oluyor. En gelişmiş tanklara, savaş uçaklarına veya hava savunma bataryalarına sahip olmak, bunları sahada işletecek, bakımını yapacak ve komuta edecek yeterli sayıda ve nitelikte asker bulunmadığı sürece stratejik bir anlam ifade etmiyor. Savunma sanayisi fabrikalarında üretim hatları çalışsa bile, bu üretimlerin sahada bir caydırıcılığa dönüşmesi için gereken "insan unsuru" eksik kalıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sonuç olarak Avrupa, milyarlarca avroluk teknolojik yatırımlara rağmen insan gücü darboğazına saplanmış vaziyettedir. Genç kuşağın değer yargıları ile devletlerin güvenlik ihtiyaçları arasındaki bu derin makas kapanmadıkça, kıtanın zorunlu veya düzenli askerlik sistemine dönüş çabaları yüzeysel tedbirlerden öteye geçmekte zorlanacaktır. Avrupa’nın gelecekteki savunma gücü, yalnızca ne kadar bütçe ayırabildiğiyle değil, genç nüfusunu bu güvenlik vizyonuna ne kadar ikna edebileceğiyle şekillenecektir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:25:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2026/08/harun-barun-1786218037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Parlamenter Sisteme Dönüş Mümkün mü?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/parlamenter-sisteme-donus-mumkun-mu-1047</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/parlamenter-sisteme-donus-mumkun-mu-1047</guid>
                <description><![CDATA[Parlamenter Sisteme Dönüş Mümkün mü?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Son günlerde bir kısım muhalif medya ve sosyal medyasında ya da YouTube kanallarında Başkanlık sisteminden vazgeçileceği ve tekrar parlamenter idare biçimine geçileceği yönünde yazılıp çizilip konuşulmaya başlandığını görüyor duyuyoruz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Halbuki&nbsp;Başkanlık sistemi ya da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ülkemizin ve siyasetimizin en az 50 yıllık hayali idi ve 2017 de ki referandumla bunu gerçekleştirdi bu millet…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Önceki dönem devlet adamlarımız olan Süleyman Demirel’in, Turgut Özal’ın, Necmeddin Erbakan hocamızın ve Alparslan Türkeş’in de hayali idi bu sistem…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunu herkes bilir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Şimdi bazı aklı evveller tekrar parlamenter sistemine geçileceğini ağızlarında geveliyorlar…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Mevcut Başkanlık sisteminde&nbsp;(Yani Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde) kısmi restorasyonlar veya bazı düzenlemelerin olma ihtimalini konuşmak başka ama iki başlı sistem olan Parlamenter (Başbakanlık hükümet sistemine) geçmeyi düşünmek hiçbir şey bilmeyecek kadar cahil ya da bu ülkeye düşman olmak demektir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Türkiye parlamenter sistemin ne hayrını görmüştür ki onu özlesin de geriye dönsün?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İşte irtica budur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">İrtica geriye, gerideki yanlış olana dönmektir…</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Doğru olan varsa geride onlara eyvallah…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ama Türkiye ye iki başlı sistemde büyük acılar yaşatmış olan </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">“Başbakanlık iki başlı yönetimine”&nbsp;geri dönmek istemek tam bir irtica ve ülkemize büyük kötülüktür…</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunun istenmesi veya düşünülmesi dahi zekâ yoksunluğudur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tekrar ediyorum ki kalın kafalar iyice idrak etsin; Mevcut cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi üzerinde şayet noksanlıklar eksik kısımlar varsa bunlar restore edilebilir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunun konuşulması farklı bir şeydir!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Ama tek başlı ve doğru bir yönetim sistemi olan genel başkanlık sisteminden geri dönüş olamaz…</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunun hayali bile artık bu ülkede zor kurulur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü eski parlamenter sistemin Türkiye’nin önünde nasıl bir takoz olduğunu milletimiz bizzat yaşayarak öğrenmiştir…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 01:25:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tek Suriye- Terörsüz Bölge</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/tek-suriye-terorsuz-bolge-1046</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/tek-suriye-terorsuz-bolge-1046</guid>
                <description><![CDATA[Tek Suriye- Terörsüz Bölge]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Evet artık “Terörsüz Türkiye’den sonra Terörsüz Suriye...” de diyebiliriz…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Geldiğimiz noktada artık sadece 40 yıldan fazladır etnik terörden çile çekmiş ülkemiz değil Suriye de terörsüz günlere kavuşacak inşallah.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Önceki gün YPG örgütü lideri Mazlum Kobani Kod adlı Ferhat Abdi Şahin PYD -ye bağlı YPG silahlı terör örgütünün kendini fesh ettiğini ve artık böyle bir örgütün bulunmadığını açıkladı…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Terörsüz bölgeye hoş geldin diyoruz … </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şimdi bir kısım aklı evvel diyecek ki </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">‘’ keşke Esad olsaydı da Suriye de Terör de bitmeseydi...! ‘’</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Evet bunu diyenlerin olduğunu biliyoruz…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hâla Esad’a ağıtlar yakanların varlığından da haberdarız…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Katliam da ve soykırımda Netanyahu Siyonist Çetesi ile yarışsa daha üstte kalacağını da biliyoruz…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bizim Esatçı dinozorların elinde tek argüman kaldı...;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">‘’ Siyonist Rejimin Suriye de ki işgalleri...’’</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Gören duyan da zannedecek ki Golan tepelerinin 1967’den beri yani Baba Firavun Hafız Esad zamanında değil de şimdi Eş Şara zamanında işgal edildi...!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ya da 1973 de ki </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Yom Kippur savaşından beri Suriye’nin İsrail’e kendi topraklarını kurtarmak için tek kurşun atmadığını bilmiyoruz …</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Evet İsrail ara ara Suriye ye vuruyor hatta Golan tepelerinin işgali yani Esad rejimi zamanı kadar olmasa da ufaktan ufaktan işgal ettiği yerlerde oluyor ama durun hele bir iç cephesini tahkim etsin Suriye ve hatta Türkiye...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">O toprakları da fazlasını da , Kudüs’ü de tüm işgal altındaki toprakları da nasıl geri alacaklar göreceksiniz inşallah…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Tabi aynı taife inanmaz yine buna...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Doğru ya! </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Onlar Esad’ın devrileceğine de,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şam Emevî’ye Camiinde namaz kılacağımıza da inanmıyorlardı...!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şimdi de Kudüs ün ve Mescid-i Aksanın da hürriyetine kavuşacağına inanmıyorlar...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çünkü içleri el vermiyor... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Sadece ihanet içerisinde değiller aynı zamanda eziklerde...!</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 01:20:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düşmanlığı Değil Muhabbeti Büyütmek</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/dusmanligi-degil-muhabbeti-buyutmek-1045</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/dusmanligi-degil-muhabbeti-buyutmek-1045</guid>
                <description><![CDATA[Düşmanlığı Değil Muhabbeti Büyütmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yüce Allah Kur’an’da tartışmayı, çekişmeyi, düşmanlığı, kin ve nefret beslemeyi çirkin ahlâk özellikleri olarak tarif ediyor. Ve müminlerin birbirlerine sevgiyle, merhametle, şefkatle ve kardeşlik duygusuyla yaklaşmalarını emrediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Fakat ne acı ki kimi Müslümanların ağızlarından sevgi, şefkat, dostluk, kardeşlik, birlik ve bütünlük gibi kelimeler neredeyse hiç dökülmüyor. Sözleri dayanaksız iddialardan, suçlamalardan, ithamlardan ve tartışmayı körükleyen ifadelerden ibaret kalıyor. Her meselede bir kusur buluyor, her sözün altında başka bir niyet arıyor, her Müslümanı şüpheyle karşılıyor, adeta sapacağını düşünüyorlar. Böylece kalpleri birleştirmek yerine ayırıyor, kardeşliği güçlendirmek yerine zedeliyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah, Müslümanlara birlik olmalarını, bölünüp parçalanmamalarını ve birlik içinde güç kazanmalarını emrederken kimileri güçlerini küfre karşı kullanmak yerine kendi kardeşlerine karşı kullanıyor. <strong>“Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın”</strong> emri dururken, din kardeşlerinin ipini çekmeye çalışıyorlar. Müminlerin el ele vererek yükselmesi gerekirken, birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalışıyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah, <strong>“Zandan çok kaçının”</strong> buyuruyor. Buna rağmen bir kısım Müslüman, Allah’ın emri gereği kardeşlerine hüsn-ü zanla yaklaşmak yerine; kalplerinde kurdukları zanları hakikatmiş gibi kabul ediyor, ardından o zanların üzerine kin ve nefret inşa ediyor. Kur’an’la öğüt veren, Kur’an’dan delil getirerek uyaran Müslümanlara bile önyargıyla yaklaşıyorlar. Bu önyargı yüzünden de anlatılmak istenileni anlamıyor; kendi zihinlerinde oluşturdukları şüpheleri doğrulayacak şekilde anlamak istiyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü insan neyi görmek istiyorsa, çoğu zaman ona bakar, neyi duymak istiyorsa, söylenen sözlerden onu seçer. Kalbi sevgiyle değil de öfkeyle dolmuş olan kimse, güzel bir sözün içinden bile kendisine kızacak bir cümle bulabilir. Peşinen düşmanlık besleyen ise nasihati nasihat değil, saldırı olarak algılar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kimilerinin yaptığı şey adeta bir hayat tarzına dönüşmüş: Tartışmak, cedelleşmek, fitne çıkarmak, ona buna laf yetiştirmek, insanları suçlamak ve etrafa nefret saçmak...</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Oysa Müslüman, Rabbini, Resûlullah’a duyduğu sevgiyi, muhabbetle anlatmalı. &nbsp;Allah için sevmeyi, Allah rızası uğruna fedakârlık yapmayı, Allah’ın yarattığı güzellikler karşısında duyduğu hayranlığı paylaşmalı. Yeryüzündeki her güzellikte Allah’ın sanatını, her nimette O’nun rahmetini, her tecellide O’nun kudretini görmeli ve gördüğü güzellikleri insanlara da göstermeli. Allah’ı ve Resûlünü anlatan, insanları Kur’an’a ve güzel ahlâka çağıran Müslüman kardeşlerine sevgi duymalı. Çünkü mümin, kardeşinin güzelliğini gördüğünde bundan rahatsız olan değil onun güzel hâliyle sevinen kişidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Fakat özellikle son dönemde bazı sosyal medya sitelerinde, yapılan paylaşımlarda ve yorumlarda Allah sevgisinden, Allah için sevmekten, merhametten ve kardeşlikten öyle az bahsediliyor ki. Cümleler hep öfke, nefret, suçlama ve kin taşıyor. Herkes yanlış, herkes sapmış, herkes kötü niyetli, doğru olan ise yalnızca kendileri!</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Olmuyor... Onlar aşkı, sevgiyi, şefkati, merhameti, fedakârlığı, dostluğu ve kardeşliği anlatamıyorlar. Çünkü kalbinde sevgiyi büyütemeyen insanın sözlerinde de sevgi eksik kalıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sevgisizlik korkunç; her an kavga etmeye hazır, sürekli tartışan, herkese düşmanlık besleyen, kin ve öfkeyle yaşayan insanlar zamanla hakikati sağlıklı biçimde değerlendiremez hâle gelir. Öfke, insanın görüşünü daraltır, kin, basiretini örter, nefret ise aklını bulandırır. Bu yüzden kafaları karmakarışık, görüşleri puslu, hükümleri ise çoğu zaman önyargılarının gölgesinde yaşıyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu art niyetliler senelerce su kenarında göllenip hortumlarıyla su fışkırtarak keyif çatıyorlardı. Ne olduysa, hakkı paylaşan samimi insanların etrafındaki kalabalık yüzünden hasede kapıldılar, enaniyetleri arttı, keyifleri bozuldu. Konfor alanını mecburen terk edip züccaciye dükkânına daldılar. Fil sürüsü gibi ortalığı talan etmek de kesmiyor, camları indirmeye başladılar. Ama sonunda kırdıkları o camların parçaları, en çok kendi ayaklarını keser. Hesabı da kendileri öder.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Biz Müslümanlar kalplerimizi haset ve kinle değil muhabbetle doldurmalı; kardeşlik bağlarımızı daha da güçlendirmek için çaba göstermeliyiz. Farklılıklarımızı birbirimize karşı kullanmak yerine, ortak değerlerimiz etrafında birleşmeliyiz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yaşadığımız ahir zamanda fitne her taraftan saldırıyor. İnsanları birbirine düşüren, gençleri tuzağa sürükleyen, toplumların huzurunu bozan, barışı engelleyen, dünyanın dört bir yanında zulmü, şiddeti ve terörü körükleyen büyük bir fitne düzeni var. Böyle bir zamanda Müslümanın yapacağı şey, kardeşinin açığını aramak, kardeşinin niyetini sorgulamak, ona karşı cephe açmak değildir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Asıl mesele, birbirimize karşı kılıç kuşanmak değil, küfre ve küfrün yol açtığı zulme karşı cehd etmektir. Birbirimizi tüketerek güçlenemeyiz. Kardeşimizi aşağılayarak izzet kazanamayız. Birbirimizin itibarını yok ederek İslâm’a hizmet ettiğimizi de zannedemeyiz. Düşmana karşı birleştirmediğimiz gücü birbirimize karşı tüketirsek, Allah o gücü elimizden alır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün bize düşen, kalplerimizi kinle değil imanla, dilimizi öfkeyle değil hikmetle; safımızı da birbirimize karşı değil, Allah’ın düşmanlığına ve yeryüzündeki fitneye karşı belirlemektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü ümmetin en büyük ihtiyacı, birbirine şüpheyle bakan kalabalıklar değil, Allah için birbirini seven, birbirinin elinden tutan ve aynı safta kenetlenebilen müminlerdir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah bizi zalimlerin safında, gölgesinde ve gönlünde bulunanlardan eylemesin. Kalplerimizi ve adımlarımızı hak üzere sabit kılsın. Bâtıl değil hak uğrunda dimdik duracak bir cesaret versin. Bizi, zalimlere yakınlaştıran her sözden, her dostluktan ve her menfaatten uzak tutsun. Amin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:11:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Bölgesel Güvenlik Mimarisi: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan</title>
                <category>Harun Barun</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/yeni-bolgesel-guvenlik-mimarisi-turkiye-pakistan-ve-suudi-arabistan-1044</link>
                <author>barunharun@gmail.com (Harun Barun)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/yeni-bolgesel-guvenlik-mimarisi-turkiye-pakistan-ve-suudi-arabistan-1044</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Bölgesel Güvenlik Mimarisi: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Georgia&quot;,serif"><span style="color:#282828"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="color:#14233c">Yeni Bölgesel Güvenlik Mimarisi: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Üçlü Mekke Savunma Paktı</span></span></strong></span></span></span></p>

<div>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Georgia&quot;,serif"><span style="color:#282828"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="color:#646464">"ABD-İran Gerilimi Gölgesinde Jeopolitik Dengeler, Caydırıcılık ve Stratejik Kazançlar</span></span></em></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>
</div>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Georgia&quot;,serif"><span style="color:#282828"><span style="font-size:14.0pt">Orta Doğu ve Güney Asya jeopolitiği, ABD ile İran arasındaki askeri tırmanmanın ve vekalet savaşlarının bölgesel dengeleri sarstığı son derece kritik bir dönemden geçmektedir. Süper güçlerin çatışma alanına dönüşen ve klasik güvenlik şemsiyelerinin sorgulandığı bu konjonktürde; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Mekke’de bir araya gelerek imzaladığı Üçlü Savunma ve Stratejik İş Birliği Anlaşması (Mekke Savunma Paktı), İslam dünyasında ve küresel siyasette kartların yeniden dağıtılmasına yol açan tarihî bir adımdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Georgia&quot;,serif"><span style="color:#282828"><span style="font-size:14.0pt">Bu üç ülkenin aynı masada buluşması tesadüf değil, kusursuz bir stratejik tamamlayıcılığın sonucudur: Türkiye; NATO standartlarındaki askeri gücü, sahada kanıtlanmış savunma sanayi teknolojisi (İHA/SİHA, füze sistemleri, zırhlılar) ve stratejik derinliğiyle paktın teknolojik ve askeri omurgasını oluşturmaktadır. Pakistan; nükleer caydırıcılığa sahip tek Müslüman ülke olması, devasa kara ordusu ve Güney Asya tecrübesiyle kalkanın sert askeri gücünü temsil etmektedir. Suudi Arabistan ise muazzam finansal kaynakları, küresel enerji piyasalarındaki tekel konumu ve İslam dünyasındaki manevi liderlik iddiasıyla projenin finansal ve diplomatik motorudur. Bu sacayağı, dışarıya bağımlı olmayan müstakil bir güç odağı yaratmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Georgia&quot;,serif"><span style="color:#282828"><span style="font-size:14.0pt">Anlaşmanın zamanlaması, tam da ABD-İran savaşının ve geriliminin tırmandığı döneme denk getirilmiştir. Washington’ın Washington merkezli taahhütlerinin istikrarsızlaşması ve İran’ın bölgesel füze/milis tehdidinin tavan yapması, Orta Doğu’daki güç vakumunu derinleştirmiştir. Bölge ülkeleri, Batı’nın güvenlik şemsiyesinin kriz anlarında koruma sağlamadığını görerek 'kendi göbeğini kendi kesme' stratejisine yönelmiştir. Suudi Arabistan bu anlaşmayı özellikle talep etmiştir; çünkü ABD’nin bölgedeki kararsız tutumu karşısında hem İran’ın ve vekillerinin (Husiler, milis gruplar) asimetrik tehditlerine karşı somut caydırıcılık kazanmak hem de güvenlik mimarisini Batı bağımlılığından kurtarıp Doğu-İslam eksenine yaymak istemiştir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Georgia&quot;,serif"><span style="color:#282828"><span style="font-size:14.0pt">Türkiye açısından bu pakt, stratejik ve ekonomik boyutlarıyla muazzam faydalar barındırmaktadır. Türkiye; Türk savunma sanayi ürünleri için Suudi finansmanıyla desteklenen milyarlarca dolarlık yeni bir pazar elde etmekte, ortak üretim ve teknoloji transferi projeleriyle yerli sanayi kapasitesini katlamaktadır. Diplomatik olarak Ankara, Orta Doğu ve Güney Asya’nın güvenlik mimarisine doğrudan yön veren bir 'güvenlik sağlayıcı' (security provider) konumuna yükselmekte ve nükleer güç Pakistan ile finans devi Suudi Arabistan’ı yanına alarak Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne kadar elini güçlendirmektedir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Georgia&quot;,serif"><span style="color:#282828"><span style="font-size:14.0pt">Mekke Savunma Paktı; yalnızca üye ülkeleri değil, aynı zamanda Basra Körfezi’nin stratejik limanlarını, küresel enerji geçiş hatlarını ve İslam dünyasının kutsal mekânlarını doğrudan koruma altına almaktadır. Paktın detaylı özellikleri arasında; taraflardan birine yapılan saldırının tümüne yapılmış sayıldığı 'ortak savunma taahhüdü', ortak askeri tatbikatlar, istihbarat paylaşım ağı, savunma sanayi fonu ve kriz yönetim merkezleri kurulması yer almaktadır. Anlaşmanın en büyük yararı ise, Orta Doğu’yu süper güçlerin çatışma sahası olmaktan çıkarıp bölgesel aktörlerin kendi güvenliğini sağladığı otonom bir denge mekanizması kurmasıdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Georgia&quot;,serif"><span style="color:#282828"><span style="font-size:14.0pt">Geleceğe yönelik ortaya koyabileceğimiz “Üçlü Denge ve Bölgesel Otonomi Teorisi” ise bize şunu göstermektedir: Küresel sistemin çok kutupluluğa kaydığı kriz dönemlerinde, bölgesel güçlerin kurduğu nükleer-teknolojik-finansal ittifaklar, küresel aktörlerin (ABD/Rusya) müdahale kapasitesini sınırlandırır. Teoriye göre; Türkiye’nin teknolojisi, Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı ve Suudi Arabistan’ın sermayesi birleştiğinde dış müdahalelere kapalı otonom bir güvenlik kalkanı oluşmakta; bu durum çatışmaları derinleştirmek yerine bölgesel savaşları önleyen birinci derece caydırıcı mekanizmaya dönüşmektedir.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:05:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2026/08/harun-barun-1786218037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet-i Ali\&#039;ye 70 Sene Hizmet Eden Kuyucu Murad Paşa</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/devlet-i-aliye-70-sene-hizmet-eden-kuyucu-murad-pasa-1043</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/devlet-i-aliye-70-sene-hizmet-eden-kuyucu-murad-pasa-1043</guid>
                <description><![CDATA[Devlet-i Ali\'ye 70 Sene Hizmet Eden Kuyucu Murad Paşa]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1522 yılında Bosna'da doğan&nbsp;Murad Paşa, Osmanlı Enderun-u Hümayun'da yetişti.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1560-1565 yıllarında Yemen beylerbeyi olan Mahmud Paşanın Kethüdalığını yaptı. Onun Mısır valiliği sırasında da yanında bulundu ve Mahmud Paşa’nın kızıyla evlendi. 1575’te Yemen beylerbeyi oldu ve dört yıla yakın bir süre Yemen’de kalarak burada&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Birçok hayır eseri meydana getirdi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Büyük İslam Mücahidi Halid bin Velid'in kılıcını taşırdı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Daha sonra Trablusşam beylerbeyliği ve ardından Karahisarışarki (Şebinkarahisar) sancak beyliği görevinde bulundu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1585’te Serdar-ı Ekrem Özdemiroğlu Osman Paşa’nın&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Tebriz Seferi’ne Karaman beylerbeyi olarak katıldı.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hamza Mirza idaresindeki Safevi kuvvetleriyle yapılan muharebede atıyla birlikte derin bir kuyuya düşerek esir alındı ve Alamut Kalesi’ne hapsedildi…&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1590 da Osmanlı-Safevi Antlaşması sonrasında serbest bırakılarak İstanbul’a döndü.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Aynı yıl Kıbrıs beylerbeyiliğine, iki sene sonra 1592 Şubat’ında&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Trablusşam, 1594 yılında Şam beylerbeyi olan Murad Paşa,&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1595’te Diyarbekir beylerbeyliğine getirildi..&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1593’te başlayan ve devam eden Avusturya savaşlarına&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Diyarbekir beylerbeyi olarak katıldı. 3. Mehmed Han önderliğinde meydana gelen 26 Ekim 1596 Haçova savaşında&nbsp;Çağalazade Sinan Paşa ve Kırım Hanı Fetih Giray ile birlikte&nbsp;öncü kuvvetler içinde yer alarak büyük yararlılık gösterdi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Sultan 1.Ahmed Han dönemi 1605 yılında dördüncü vezirliğe getirildi. Uzun süreden beri Avusturya savaşlarında bulunduğundan kendisine Vezir-i Azam Lala Mehmed Paşa tarafından Macaristan serdarlığı verildi. Serdarlığı sırasında Budin ve Belgrad kalelerinin muhafazasını sağladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Yavuz Sultan Selim zamanı,1516 da Şeyh Celal'ın Bozok (Yozğat)'da ağır vergileri bahane ederek aşiretinden 20 bin alevi Türkmen köylüsü eşkıya ile başlattığı Anadolu’da Celali isyanları devam ediyordu. Anadolu’nun değişik bölgelerinde 10'ar, 20'şer hatta 30'ar bin kişilik ordular halinde girdikleri yerleri yakıp yıkarak Müslümanlar katlediliyordu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">100 yıldır Anadolu’nun çeşitli yerlerinde devam eden bu isyanlar;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">11 Aralık 1606 da bu defa Veziriazamlığa Kuyucu Murad Paşa tayin edildi. Belgrad’dan İstanbul’a dönen Murad edildi. Celaliler’e karşı hazırlık yapmaya başladı ve ilk hedefi Suriye bölgesinde isyan eden Canbolatoğlu Ali Paşa oldu...</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Temmuz 1607 de harekete geçen Murad Paşa geçtiği bölgelerdeki asileri ortadan kaldırarak ilerlemeye başladı…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İlk olarak Adapazarı civarında eşkıyalık yapan Parmaksız lakaplı şahsı ve etrafındakileri dağıttı. Bursa ve havalisini tehdit eden Kalenderoğlu’na Ankara sancakbeyliğini vererek kendi tarafına çekti ve Orta Anadolu’da sükuneti sağladı. Ardından Canbolatoğlu Ali paşa üzerine yürüdü…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Konya’ya ulaştıktan sonra eski Celali Saraçoğlu’nu, Adana yöresinde faaliyet gösteren ve Canbolatoğlu ile ittifak halinde olan Cemşid'i ve birçok asi grubunu ortadan kaldırdı…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Canbolatoğlu’nun Bakras Boğazı’nda mevzilenerek&nbsp;kendini beklediğini öğrenen Murad Paşa, eski bir Celali olan&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Maraş Beylerbeyi Zülfikar Paşa’nın da orduya katılmasının ardından İskenderun havalisindeki Beylan boğazından geçerek Oruç ovasına indi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">23 Ekim 1607 günü meydana gelen savaşta Murad Paşa,&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Lübnanlı Dürzi lideri Manoğlu Fahreddin ile birlikte hareket eden Canbolatoğlu’nun Belen geçidinde kıstırdığı ordusunun tamamını kılıçtan geçirip yok etti.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Lübnan Emiri Manoğlu Fahreddin Dürzi kabileleri firar etti. Canbolatoğlu ise önce Kilis’e, oradan Halep’e kaçtı.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Burada tutunamayacağını anlayınca maiyetiyle birlikte İstanbul’a gelerek 1.Ahmed Han'a teslim oldu… Murad Paşa, Canbolatoğlu’nun kaçan kuvvetlerini takip ve imha ederek Halep’e girdi ve kışı burada geçirdi..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ardından merkezden İran üzerine sefer düzenlemesi için&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">bir ferman aldı. Ancak kendisi gönderdiği haberciler ile&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Sultan Ahmed Han'ı ikna ederek 18 Aralık 1608 de 400 civarında&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Celali bayrağı ele geçirmiş olarak İstanbul’a döndü ve büyük merasimlerle karşılandı…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1. Ahmed Han, Veziriazam Kuyucu Murad Paşa’nın İran üzerine yürümesini istiyordu. Kuyucu Murad Paşa ise geride kalan asileri tamamen ortadan kaldırmak niyetindeydi. Bu niyetini padişahtan da gizleyerek Haziran 1609 da İran üzerine sefer olacağı gerekçesi ile Ordu’yu Üsküdar’da topladı…&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Esas amacı asileri sefer bahanesiyle davet edip onları ortadan kaldırmaktı. Aydın civarında isyan eden Yusuf Paşa sadrazam'ın davetine uyup&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Üsküdar’a gelerek orduya katıldı. Bu arada Murad Paşa, Zülfikar Paşa’yı daha önce İçel sancağını verdiği, sonradan asi olan Muslu Çavuş üzerine göndermişti. Zülfikar Paşa’nın Muslu Çavuş’u bertaraf ettiği haberini getirmesi üzerine Yusuf Paşa’yı da ortadan kaldırdı…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kışı sefer hazırlığı ile geçiren Murad Paşa, bir yandan da Celali isyanları yüzünden Anadolu’da durma noktasına gelen sosyal hayatı canlandırmak üzere faaliyete geçti. Bunun için, adaletname neşrederek köylerini Celaliler yüzünden terkeden ahalinin tekrar yurtlarına dönmelerini sağladı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">100 yıllık Celali isyanlarını bitiren Kuyucu Murâd Paşa; gayretli, dindâr, üstün komutan, idâreci, diplomat ve devletin çıkarlarını her şeyden üstün tutan bir şahsiyete sâhipti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Osmanlı hânedânına çok sâdıktı. Ülkesine ve milletine çok hizmeti oldu..Tecrübeli, samîmî ve ileri görüşlü olduğundan icrââtlarda tâvizsiz hareket ederdi.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Nakşibendî tarîkatına bağlı olup, haftada Kur’ân-ı kerîm hatmeder,&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">adâletten ayrılmazdı. Ancak devlet düşmanlarına karşı şiddetli ve amansızdı…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Avusturya Seferi ve Macaristan serdarlığı sırasında Haçlılara,&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İran Safevîlerine ve onların Anadolu içindeki taraftarlarına karşı 70 yıl boyunca şiddetli bir mücâdele verdi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Onun hakkında Tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı şöyle yazmıştır; "Azim sahibi, tecrübeli, icrasında şiddetli ve amansızdı..Osmanlı Hanedanı'na pek sadıktı. Soğukkanlı olup hissiyatını saklamayı bilir, vakti gelince harekete geçip muvaffak olurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Genç Sultan,1.Ahmed… kendisine "Babacığım" diye hitap etmişti."..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1516 da Osmanlı devletine karşı başlatılan bu Batıni mezhepsel isyanlar Kuyucu Murad Paşa'nın azim ve cesaret dolu bu uzun mücadelesi sonucu 1610 yıllarında büyük ölçüde bastırılmıştı…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Alevi Türkmenler katledildi, vergiler ağırdı veya haraca bağlandık gibi, İpe sapa gelmez iftiralar atılsada.. Halbuki Osmanlıda araziyi eken kişi tapulama işlemine talip olmuşsa arazinin bütün vergilerini ödemek ve aynı zamanda&nbsp;gerek devlete, gerekse sipahi’ye timar sahibi olarak bazı hizmetler sunmakla yükümlü bağımlı bir köylü veya raiyyet durumunda idi..&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Tapulu topraklar, tahrir defterlerinde kayıtlı idi ve vergi gelirleri sabit idi ve bu uyğulama bütün tarımsal toprakları kapsıyordu.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Sipahi ise; dağınık toprak parçalarını birleştirip yeni aile çiftlikleri oluşturarak tarıma açmayı tertip ve teşvik etmekle görevli kişidir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İsyan edenler hiç duymamışmı;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">"Devlete isyan eden tek oğlum Süleyman olsa kellesini alırım" diyen Yavuz Sultan Selim Hanı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İslam devletine isyan eden herkes ölecek yaştadır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kuyucu Murad Paşaya, 'kuyucu' lakabının verilmesi ise bir rivayete göre; bu asileri katlettikten sonra kuyuya doldurtması, diğer bir rivayete göre de; 1585 Tebriz seferi’nde atıyla birlikte kuyuya düşüp İranlılar’a esir düşmesidir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">9 Ekim 1609 günü Sultan Ahmed camii’nin temeli atılırken ilk kazmayı vuran devlet ricali arasında bulunan Kuyucu Murad Paşa Diyarbekirde bulunduğu, yine İrana sefer hazırlığı yaptığı</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">6 ağustos 1611 günü 90 yaşında vefat etti…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Cenazesi, İstanbul Vezneciler&nbsp;semtinde kendi yaptırdığı medresesi yanındaki türbesine defnedildi..ALLAH(c.c) bu azim sahibi şanlı komutanımıza gani gani rahmet eylesin.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:29:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Var</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/devlet-var-1042</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/devlet-var-1042</guid>
                <description><![CDATA[Devlet Var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ardında yıkım ve acı bırakan önemli olaylar genellikle hatırlanmak istenmez. Ancak 17 Ağustos, sönen umutlarımızı yeniden yeşertmek, bize güven duygusunu yeniden kazandırmak, depremle yaşamayı öğrenebilmemiz için bize sorumluluklarımızı ve her yönden tedbirli olmamızı hatırlattığı için unutulmaması gereken önemli bir tarih.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">17 Ağustos depremini Adapazarı’nda yaşadım. Resmi rakamlara göre deprem bölgesinde 17 bin 733 vatandaşımız vefat etti o felakette. Bazı yerlere kurtarma ekiplerinin ulaşması günler sürdü, enkaz kaldırma çalışmaları aylarca devam etti. Şehir ağır kokudan aylarca arınamadı. İnsanlar senelerce prefabrik konutlarda yaşadı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">6 Şubat 2023 tarihinde ise dünyanın en büyük afetlerinden biri yaşadık, 53 bin insanımızı kaybettik. Büyüklükleri 7,7 ile 7,6 olan Kahraman Maraş merkezli deprem, 11 ilde on binlerce binayı yerle bir etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ne dondurucu soğuk ne kar ne de geceleri çöken zifiri karanlık oradaki yardım ekiplerine engel oldu. Binlerce kurtarma ekibi, gönüllü insanlar ve sivil toplum kuruluşları aylar boyu canhıraş bir uğraş verdi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">11 ilimizden totalde yaklaşık 5 milyon ton enkaz kaldırıldı. 455 bin konut yapıldı. Nüfus bakımından Litvanya, yüzölçümü bakımından Bulgaristan kadar alan yeniden inşa edildi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Hükümet bu enkazın altında kalır, bunlar enkazı kaldıramaz, evleri inşa edemezler’ </span></span></em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">deyip ellerini ovuşturarak bekleyenler oldu o günlerde. Bazıları deprem bölgesinde acıyı değil, kendilerini görünür kıldılar. Depremzedelerin yarasını fotoğraf fonu olarak kullanan kimi 'Deprem turistleri' için deprem bir felaket değil, birkaç fotoğraflık siyasi fırsat oldu. Deprem bölgesinde Kızılay çadırı önünde mikrofonlara "çadır yok" diyerek kendince algı operasyonu yapan, üç sene sonra bölgeye giderek, <em>‘Deprem bölgesini yalnız bırakmayacağız’ </em>diyen muhalefet liderleri gibi…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün insanlar TOKİ’nin inşa ettiği evlerine yerleşiyorlar. Şunları söylüyor Hataylı depremzede Sıtkı Yılmaz, <em>"Evimizi görünce çok heyecanlandık. Gerçekten çok güzel ev yapmışlar. Cumhurbaşkanımız hangi sözü verdiyse yerine getirdi. O deprem turistleri 'yapamaz' diyorlardı. Gelip, buyursun görsünler.”</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni evlerinde yapılan röportajda, <em>"Hiçbir zaman umudumuzu yitirmedik. Evlerimizin teslim edileceğine emindik. 30 yıl oturduğum evimde doğalgaz yoktu. Cumhurbaşkanımıza lâf edenler gelsin bu evleri görsünler. Öyle konuşmakla bu işler olmaz" </em>diyordu Hataylı Emine Alkaç.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Adeta bir ‘şantiye şefi’ gibi kapsamlı bir koordinasyon, büyük bir azim ve kararlılıkla üç senedir gece gündüz demeden çalışan Çevre, Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Dirençli Şehirler Programında yaptığı konuşmada şunları söylüyordu: </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Bu acı hepimizin hafızasına kazındı. Ama biz o en uzun gecede bile umudumuzu kaybetmedik. 650 bin yardım görevlisi, lojistik çalışanı ve arama kurtarma personeliyle sahadaydık. 200 bin mimar, mühendis ve işçiyle tek yürek olduk. Fedakâr insanlarımızın emeği karanlık anlarımızda ışık oldu. Devlet ve millet el ele verdi; asrın dayanışmasını asrın inşa seferberliğine dönüştürdük. Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya başta olmak üzere 11 ilimizi siz belediyelerimizin de desteğiyle tarihi kültürel yerleri de dahil olmak üzere ayağa kaldırdık."</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"Okullar, camiler, çarşılar inşa ettik. Meseleye hep bütüncül baktık, "Meydanlar şehirlerin kimliğidir." dedik, her şehrimize meydanlar yaptık. Tarihi yapılar üzerinde titizlikle çalıştık. En önemli hedefimiz ise vatandaşımızın bir an önce başını yuvasına sokmasıydı. Onun için tüm bu çalışmaları yaparken üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık. 27 Aralık 2025 itibarıyla 11 ilimizde toplam 455 bin konut ve iş yerini tamamlayarak hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik… İnşa çalışmamızın her aşamasında çevremizi koruyarak adım attık. Enkaz atıklarını yeniden değerlendirmek için devasa bir geri dönüşüm merkezi kurduk; atıkları dönüştürdük, dönüştürüyoruz…”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Her dönem acıdan ve zor durumdan siyasi rant çıkarma peşinde koşan, oturduğu yerden ahkâm kesip fitne fesat üreten, olumsuzluğu destekleyen, kin, nefret ve haset kusan ekibi ise çok iyi tanıyoruz artık.. Kötülüklerinin doğaçlama olmadığını, arka plânı olduğunu biliyoruz. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Deşifre oldular; o günlerde, <em>“Devlet yok, Ahbap var”</em> çığlıkları atanların, ellerini asla taşın altına sokmamış olduklarını gördük. Üstelik o süreçte Ahbap hakkında şeffaflık iddiaları tartışılırken, devlet kurumlarını peşinen mahkûm edip tek bir yapıyı sorgulanamaz ilan etmenin ne kadar sakıncalı olduğunu gördük. Devleti eleştirmek kolaydı; asıl mesele, o enkazın altından bir taş kaldırabilmekti. Meğer bazıları devletin yokluğunu değil, devletin varlığını kabullenmek istemiyormuş.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanız unutuyoruz, Son deprem, hafızamızı yeniden tazeledi. Devletimizin şefkatli eli, şükürler olsun ki bugün afet bölgesine çok daha hızlı ulaşıyor; bütün imkânlarını seferber ediyor, dört dörtlük bir organizasyonla yaraları sarmak için çalışıyor. Bakın kaç deprem yaşandı, kaç şehir yeniden kuruldu... Allah esirgesin; yine olsa, yine yaralar sarılır, yine şehirler ayağa kaldırılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O gün <em>“Devlet yok”</em> diye bağıranlara bugün söylenecek en sade cevap belki de şu: Devlet var. Hem de en zor günlerde, en ağır yüklerin altında, milletinin yanında.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Depremin hemen ardından canla başla enkaz başında çalışan bütün arama-kurtarma görevlilerimizden, elindeki imkânları hiç düşünmeden seferber eden bütün vicdanlı insanlarımızdan Allah razı olsun. Ülkemizi her türlü afetten korusun, birliğimizi ve dirliğimizi daim eylesin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Böyle zamanlarda insan, yalnız olmadığını bilmenin ne büyük bir nimet olduğunu daha iyi anlıyor. Devletine güvenmek, ihtiyaç anında yanında olacağını bilmek müthiş bir şey. Allah devletimize zeval vermesin. Çünkü biz biliyoruz: Devlet var!</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:19:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat Yolunun Işığı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-yolunun-isigi-1041</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-yolunun-isigi-1041</guid>
                <description><![CDATA[Hayat Yolunun Işığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-right:10px; text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ünlü İngiliz bilim adamı Chandra Wickramasinghe, aldığı eğitimle ilgili şöyle bir itirafta bulunuyor: </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Bir bilim adamı olarak aldığım eğitim boyunca, bilimin herhangi bir bilinçli yaratılış kavramı ile uyuşamayacağına dair çok güçlü bir beyin yıkamaya tabi tutuldum. Bu kavrama karşı şiddetle tavır alınması gerekiyordu. Ama şu anda, Tanrı’ya inanmayı gerektiren açıklamaya karşı olarak öne sürülebilecek hiçbir argüman bulamıyorum…”</span></em></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’ı ve tüm kâinatı saran muhteşem sıfatlarını takdir edememek, insanlardaki ümidi, neşeyi ve iyimserliği yok ediyor. Zorluk yükleyeceğini zannederek dini yaşamaktan kaçınıyor ancak birçok insan daha dünyada iken azap içinde yaşıyor. </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gazete ve dergilerde genç görünmek ve sağlıklı olmak için karamsar olmamak, öfkelenmemek, hoşgörülü olmak, stres ve depresyondan uzak kalmak gibi tavsiyeler verilir. Genelde tavsiyeler arasında yoktur ama bunlar ancak hak dinin gerçek anlamda yaşanmasıyla mümkündür. </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İslam, insanın fıtratındadır, ruhsal yapısına uygundur. Önyargısız batılı psikologların, “doğal dinsel işlev, dini eğilim ve duygu, dini inanç tohumları, insiyaki temayül, dini potansiyel” adını verdikleri kavramlar, İslam inancındaki fıtrat prensibiyle açıklanabilir. </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hayatın gerçek lezzeti, insanın fıtratına uygun yaşamasında saklıdır. İnsan, yaratılışına yerleştirilen ölçülere göre yaşadığında iç dünyasında bir denge, bir huzur ve anlam duygusu hisseder. Çünkü kalp, ruh ve beden aynı istikamette ilerlediğinde insan kendini tamamlanmış hisseder. Fakat fıtrata aykırı bir hayat, dışarıdan ne kadar cazip görünse de içten içe insanı yorar. Bu uyumsuzluk zamanla endişe, korku, panik ve derin bir huzursuzluk olarak kendini gösterir. İnsan, neyi eksik olduğunu tam olarak isimlendiremese de içindeki boşluk büyür. Halbuki fıtrata uygun bir hayat, sadece doğru olanı yapmak değil; aynı zamanda insanın kendi hakikatine dönmesidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mümin, tüm kuvvet ve kudret sahiplerinin üzerinde olan Allah’a hissettiği güven sebebiyle, en zor zamanlarda bile umudunu güçlü tutar. Hep umutlu olabilmek, stres ve sıkıntıların tahribatına karşı korunan, mutlu bir hayat demektir. İnanan insan, sahip olduğu nimetlerin Allah katından bir lütuf olduğunun bilincinde, şükürle yaşar. Yani müminin mutlu olmak için dünyevi nimetlere ihtiyacı da yoktur. </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İslamiyet pırıl pırıl aydınlık bir dindir. Kur’an nurdur, Allah’ın Elçisi’nin (asm) yolu ışıl ışıl aydınlıktır; o yol insanı karanlıklardan aydınlığa çıkarır. </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kalp ışıksız kalırsa, en parlak hayat bile karanlığa döner. Peygamberimiz’in (asm) bu husustaki uyarısı çok açıktır: <em>“Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tevbe ve istiğfar ederse kalbi parlar. Günaha devam ederse siyah nokta artar ve sonunda tüm kalbini kaplar.”</em> [Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83]</span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsana sevgiyi, şefkati, özveriyi, merhameti, dostluğu, vicdan kullanmayı, âdil olmayı öğreten dindir. İnancı olmayan insanın vicdanı boğulur. Kur’an’ın tarif ettiği güzel ahlâk yaşanmadığı içindir ki, bugün yeryüzüne kötülük, karamsarlık, bireysel ve toplumsal huzursuzluk, olumsuzluk, maddi-manevi kayıp hâkim olmuştur. </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dini yaşamaktan kaçınarak, nefsin bencil tutkuları peşinde koşmak aslında görünmeyen bir azabın kapısını aralamaktır. Çünkü nefis, doyduğunu sanan ama asla doymayan bir istekler zinciridir; her elde ettiğinden sonra daha fazlasını ister, insanı geçici hazların peşinde yorar ve nihayetinde içten içe tüketir. </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Halbuki insan, sadece bedenden ibaret değildir. Ruh ve beden, Allah tarafından bir denge içinde, anlamlı bir hayat yaşayabilsin diye yaratılmıştır. Bu denge, dinin rehberliğiyle korunur. Dinin yaşandığı bir hayata göre ayarlanmış ruh ve beden, fıtratına uygun şekilde beslendiğinde huzur bulur; fakat bu ölçülerin dışına çıkıldığında insan, fark etmeden hem maddi hem manevi bir yıpranmanın içine sürüklenir. Bu yıpranma çoğu zaman anlık hazlarla örtülse de, geride derin bir boşluk ve huzursuzluk bırakır. Telafisi ise her geçen gün daha da zorlaşır. Nitekim nasıl ki benzinle çalışan bir otomobile mazot konulamazsa, insan da yaratılış gayesine aykırı bir hayatla gerçek huzuru bulamaz.</span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Beyinleri berraklaştıran, insanları izledikleri karelere daha duyarlı hale getiren, yalnızca inançtır. İnsan, ışığını kaybettiğinde değil, o ışığı nerede aradığını unuttuğunda karanlıkta kalır. Ve insan, ışığını ancak doğru yerde aradığında yeniden aydınlanır. </span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bediüzzaman şöyle der özetle: <em>“İman hem nurdur hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden insan, o nurla yolunu bulur; o kuvvetle hayatın ağırlığını taşır.”</em> (23. Söz)</span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Elif Emel Bayraktar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi, Ağustos</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 23:46:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalkınma Yolu Projesi Küresel Ticarette Basra’dan Avrupa’ya Yeni Güç Dengesi</title>
                <category>Harun Barun</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kalkinma-yolu-projesi-kuresel-ticarette-basradan-avrupaya-yeni-guc-dengesi-1040</link>
                <author>barunharun@gmail.com (Harun Barun)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kalkinma-yolu-projesi-kuresel-ticarette-basradan-avrupaya-yeni-guc-dengesi-1040</guid>
                <description><![CDATA[Kalkınma Yolu Projesi Küresel Ticarette Basra’dan Avrupa’ya Yeni Güç Dengesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Hürmüz Boğazı'nın Alternatifi, İran'ın Devre Dışı Kalışı ve Avrasya Lojistik Savaşları</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Uluslararası ilişkilerde “ticaret yolları” hiçbir zaman sadece konteyner veya tren vagonlarından ibaret olmadı. Bugün Türkiye, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında mutabakatı sağlanan 1200 kilometrelik Kalkınma Yolu Projesi (Development Road), Asya ile Avrupa arasındaki ticaret haritasını baştan çizen jeostratejik bir hamledir. Basra Körfezi’ndeki Büyük Faw Limanı’ndan başlayıp Irak’ı güneyden kuzeye kat ederek Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan bu devasa otoyol ve demiryolu koridoru, küresel tedarik zincirinde yıllardır süregelen bağımlılıkları kökten sarsmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Projenin güzergâhı stratejik bir titizlikle kurgulanmıştır: Basra’daki Büyük Faw Limanı’ndan giren yükler; Zübeyr, Nasıriye, Necef, Kerbela, Bağdat, Samarra, Kerkük ve Musul hattını takip ederek Ovaköy / Fişabur sınır kapısından Türkiye’ye ulaşmaktadır. Türkiye içinde ise Mersin, Gaziantep, Ankara ve İstanbul bağlantıları üzerinden doğrudan Avrupa demiryolu ve karayolu ağına entegre olmaktadır. Süveyş Kanalı üzerinden yapılan deniz taşımacılığı yaklaşık 35-45 gün sürerken, Kalkınma Yolu sayesinde Çin ve Hindistan’dan çıkan mallar Avrupa pazarlarına sadece 20-25 günde ulaşabilecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Neden bu proje küresel dengeleri bu kadar sarsıyor? Cevap açık: Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi jeopolitik fay hatlarına doğrudan alternatif oluşturması! Yıllardır Basra Körfezi’nin tek çıkış vanası konumunda olan Hürmüz Boğazı, İran’ın askeri ve siyasi tehditleriyle her an kapanma riski taşıyan bir darboğazdır. Kızıldeniz’deki Husi saldırıları ve Süveyş’teki tıkanıklıklar da eklendiğinde, Kalkınma Yolu deniz taşımacılığındaki jeopolitik riskleri devre dışı bırakan karasal bir emniyet supabı olarak öne çıkmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Lakin burada gözden kaçırılmaması gereken en kritik dinamik İran’ın durumudur. Kalkınma Yolu, Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında İran üzerinden geçen koridorları ve Çabahar Limanı projesini işlevsiz bırakmaktadır. Tahran yönetimi, Irak’ın kuzey-güney ekseninde Türkiye ile doğrudan bağlanmasını kendi bölgesel nüfuzuna (Şii Hilali stratejisine) ve Doğu-Batı ticaretindeki tekelci konumuna indirilmiş ağır bir darbe olarak görmektedir. İran’ın devre dışı kalması, bölgedeki ekonomik ağırlık merkezini Tahran’dan Bağdat-Ankara hattına kaydırmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tam da bu aşamada akıllara şu soru takılıyor: İmzalar atılırken Irak Ulaştırma Bakanı Rezzak Muheybes es-Sadavi veya bazı yetkililer neden imza süreçlerinde tereddüt yaşadı ya da masada pürüzler çıktı? Erbabı bilir ki Irak siyaseti tek parça değildir. Irak hükümeti içindeki İran’a yakın siyasi bloklar ve milis grupları (Haşdi Şabi kanadı), İran’ın baypas edilmesinden rahatsız oldukları için projeye sürekli ayak sürmüş; finansman, egemenlik hakları ve bölgesel kontrol argümanlarını öne sürerek süreci geciktirmeye çalışmışlardır. Bağdat’taki mezhepsel ve siyasi dengeler, imza süreçlerinde diplomasi trafiğinin en zorlu virajını oluşturmuştur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki, Avrupa Birliği’nin (AB) bu dev projeye yaklaşımı nedir? Avrupa, Çin’in Kuşak ve Yol projesine alternatif olarak Hindistan merkezli IMEC (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Koridoru) projesini desteklemekteydi. Ancak Gazze’deki savaş ve Orta Doğu’daki güvensizlik nedeniyle IMEC rafa kalkma noktasına gelince, AB mecburen gözünü Kalkınma Yolu’na çevirmiştir. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Kuzey Koridoru’nu yitirdiği için Yeşil Mutabakat uyumlu, güvenli ve hızlı olan Kalkınma Yolu’nu tedarik zincirinin yeni omurgası olarak planlarına dâhil etmeye başlamıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Geleceğe yönelik ortaya koyabileceğimiz “Avrasya Dijital ve Endüstriyel Entegrasyon Kalkanı Teorisi” ise bize şunu gösteriyor: Kalkınma Yolu yalnızca bir ulaştırma projesi değil; fiber optik veri hatları, akıllı lojistik merkezleri ve sanayi koridorları üzerinden Doğu ile Batı arasındaki dijital veri ve yüksek teknoloji akışını güvenceye alan yeni bir jeopolitik kalkandır. Teoriye göre; bu koridor tamamlandığında İran ve Suudi Arabistan gibi geleneksel ticaret rotası tutucuları pasifleşecek, Türkiye ve Irak ikilisi Avrasya’nın yeni dijital ve endüstriyel üretim üssü haline gelecektir. Karşılıklı ticari ve teknolojik bağımlılık, bölgedeki terör ve istikrarsızlık odaklarını sönümleyerek güvenlik üreten bir mekanizmaya dönüşecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sonuç olarak; Hürmüz’ün risklerini pasifize eden, İran’ı baypas eden ve Avrupa’yı Asya’ya kestirmeden bağlayan bu proje, 21. yüzyılın en büyük jeopolitik satranç hamlelerinden biridir.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 22:40:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2026/08/harun-barun-1786218037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevsimin Dilini Konuşan Kuş</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/mevsimin-dilini-konusan-kus-1039</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/mevsimin-dilini-konusan-kus-1039</guid>
                <description><![CDATA[Mevsimin Dilini Konuşan Kuş]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Yüksek dağların karla kaplı zirvelerinin bir sakini olan kar tavuğu, Allah’ın canlılara verdiği eşsiz özelliklerin dikkat çekici örneklerini üzerinde gösterir. İlk bakışta sıradan bir kuş gibi görünse de, hayatını sürdürdüğü zorlu şartlar incelendiğinde onun ne kadar kusursuz bir tasarımla yaratıldığı anlaşılır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kar tavuğu yılın büyük bölümünü soğuk, rüzgârlı ve karlarla örtülü bölgelerde geçirir. Bu çetin ortamda hayatta kalabilmesi için ona birçok özellik verilmiştir. O, mevsimin dilini konuşan canlılardan biridir. Yazın toprağın, kışın karın rengine bürünerek hayranlık uyandıran bir kamuflaj sergiler. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">En ilginç özelliği kış aylarında tüylerinin tamamının beyaza dönüşmesidir. Kışın dağları örten beyazlık, kar tavuğunun tüylerine de yansır. Ona, karlar arasında fark edilmeden yaşayabilmesi için özel bir koruyucu elbise giydirilmiştir. Böylece karların arasında adeta görünmez olup, hem düşmanlarından korunur hem de yaşadığı çevreyle mükemmel bir uyum yakalar. Yaz geldiğinde ise tüylerinin rengi kahverengi ve gri tonlarına bürünür. Bu sayede kayalık arazilerde yine gizlenebilir. Mevsimlere göre değişen bu mucizevî kamuflaj, onun hayatını sürdürebilmesi için büyük önem taşır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Tabiatta gördüğümüz bu uyum örnekleri, Allah’ın hikmetli yaratmasıyla canlılara yardımını ne güzel gösterir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kısacası; kar tavuğunun tüylerinin rengi, ayaklarının yapısı, vücut sıcaklığını koruma sistemi ve davranış biçimleri aynı amaca hizmet ediyor; hayatını devam ettirmek. Birbiriyle böylesine uyumlu özelliklerin tesadüflerin ürünü olduğunu söylemek, bir saatin parçalarının rastgele birleşerek zamanı gösterdiğini söylemek gibi anlamsızdır. Kar tavuğuna verilen bütün bu özellikler, tesadüflerle açıklanamayacak kadar uyumlu ve amaçlıdır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kar tavuğunun hayatına dikkatle bakıldığında, tabiatta hiçbir şeyin başıboş bırakılmadığı daha iyi anlaşılır. Çünkü onun hayatını mümkün kılan her detay, diğer detaylarla kusursuz bir uyum içindedir. Burada sadece bir kuş değil, ihtiyaç ile imkânın, çevre ile canlının, koruma ile korunmanın kusursuz bir ahengi vardır. Bu ahenk, insanı ister istemez şu soruya götürür: Bu kadar hassas dengeler, böylesine isabetli özellikler, çözümler ve şaşırtıcı ahenk tesadüfen ortaya çıkabilir mi!?</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Elbette hayır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Tabiatı, bir kitabı anlamaya çalışır gibi okuyanlar için kar tavuğu, pek çok mânâlar gösterir. Tüm kâinatta olduğu gibi, yüksek dağların sessizliğinde de akıl sahibi insana önemli hakikatler fısıldanır. İnsan çoğu zaman karla kaplı zirvelere baktığında o azametli dağları görür ve kalbi ürperir. Halbuki o büyük mahluklarını yaratan Allah (cc) oralarda bir kar tavuğunu bile ihmal etmeyen rahmetini de gösterir. Ve müminin kalbi her tefekkürde haşyet ve rahmet, korku ve ümit arasında Rabbine muhatap olur.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Dağların beyaz derinliği içinde yaşayan bu mütevazı kuşu görebilmek için dikkatle bakmak gerektiği gibi, yaratılıştaki hikmeti ve rahmeti görebilmek için tefekkürle bakmak gerekir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Bakışı hikmet, susması tefekkür olan müminlerden olmak duasıyla.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi, Ağustos</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 08:45:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendini Yok Sayarak Yaşanır mı?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kendini-yok-sayarak-yasanir-mi-1038</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kendini-yok-sayarak-yasanir-mi-1038</guid>
                <description><![CDATA[Kendini Yok Sayarak Yaşanır mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, kendi değerinin farkında olmalı; sevgisini, emeğini ve vaktini, değersizleştiren yerlerde tüketmemeli. Her kapıyı hep açık tutmak erdem değildir bazen. Çünkü bazı şeyler, insanın huzurunu yavaş yavaş eksiltir. Bu yüzden kişi, kırıldığı yerde susmayı, yorulduğu yerde durmayı ve bitmesi gereken şeyleri vakti geldiğinde bitirmeyi bilmeli. Zira kendine saygı duymak, bazen gitmeyi göze alabilmektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sürekli vermek, insanın içindeki gücü ve huzuru fark ettirmeden tüketir. Çünkü insan yalnızca fedakârlık yaparak değil, değer görerek de ayakta kalır. Hep anlayan, hep alttan alan, hep sabreden taraf olmak bir süre sonra gönülde ağır bir yorgunluğa dönüşür. İnsanın ruhu, sadece yük taşımak için yaratılmamıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sürekli tahammül etmek de böyledir. Elbette sabır kıymetlidir; fakat sabır, insanın kendini yok sayması değildir. Her kırgınlığı içine atmak, her yanlış davranışı sineye çekmek, zamanla insanın kendi değerini unutmasına sebep olur. Çünkü bazı suskunluklar huzur getirmez; sadece insanı içten içe tüketir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kırmaktan çekinip kırılmamak için sürekli susmak da görünmeyen bir yorgunluk bırakır kalpte. İnsan bazen konuşmadığı her cümleyi içinde taşır. Söyleyemediği kırgınlıklar birikir, birikir ve sonunda sessiz bir mesafeye dönüşür. Oysa nezaket, insanın kendi kalbini incitmesine dönüşmemelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sürekli hüsn-ü zan etmek de insanı yorar. Her davranışa iyi bir anlam yüklemeye çalışmak, her hatayı mazur görmek, her kırgınlığı <em>“belki de öyle demek istemedi”</em> diye açıklamak… Bu bir yere kadar güzeldir. Fakat insan gerçeği görmekten kaçtıkça kendini yormaya başlar. Çünkü kalp, hep iyi niyetle ayakta durabilir; ama sürekli hayal kırıklığını taşımakta zorlanır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan merhametli, anlayışlı ve güzel niyetli olmalı elbette. Ama bütün bunları yaparken kendi kalbini yok saymamalı. Çünkü insan, kendine karşı da adil olmak zorundadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanı hayatında en çok yoran şey, bazen yükler değil, insanlar. Birini kaybetmemek için kendinden taşacak kadar verdiğinde, aslında fark etmeden kendinden eksilmeye başlıyorsun. Ve bir bakmışsın, tutmaya çalıştığın şey dururken, sen yavaş yavaş kendinden uzaklaşmışsın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Fazla anlayış değersizleşmeye, fazla affetmek alışkanlığa, sürekli alttan almak ise görünmez olmaya dönüşüyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sen susmayı seçtikçe, karşındaki konuşmanın sınırını kaybediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sen toparlamaya çalıştıkça, o dağıtmaktan vazgeçmiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve en acısı da şu: İnsan en derin yarayı, en sevdiklerinden alıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Günün sonunda şunu öğrendim ki:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Herkes kalbime aynı mesafede durmayı hak etmiyor, herkes aynı yerden seslenmiyor bana.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Tadımı kaçırmaya, içimdeki neşeyi ağır ağır soldurmaya, huzuruma gölge düşürmeye, günümün ışığını kısmaya, kalbimdeki şevki damla damla tüketmeye çalışan insanlardan uzaklaşmayı seçtim. Ve huzurumu da kimseye emanet etmemeyi…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Birini kaybetmemek uğruna kendinden vazgeçmek, kazanmak değil; en büyük kayıptır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sevgi insanı eksiltmez çoğaltır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eğer eksiliyorsan, orada sevgi değil alışkanlık vardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Evet, bu kâinatta bir toz zerresiyiz. Ama bu, kendimizi hiçe saymak demek değil.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Aksine, bu kısa ömrün, bu emanet kalbin kıymetini bilmek demek.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm var! Vakit en büyük nimet. O vakti, kalbimizi hoyratça harcayanlar için tüketmek büyük israf…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Artık hayatımda bir ölçüm var:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Varlığıyla içimde bahar açtıran, omuzlarımdan yük alan, kalbime huzur bırakan insanlar; onlar kalsın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yokluğuyla hayatımdan hiçbir şey eksiltmeyen, yokluğu boşluk oluşturmayanlar hayatımdan çıksın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şükür ki Allah beni bulunduğum yerden çıkarıp Kendisine yöneltti. Bu bir kopuş değil, kaderin bana açtığı kapıydı. Anladım ki her şey O’nun takdiriyle yer değiştiriyor, her yol O’nun dilemesiyle açılıyor. Allah ne dilerse en hayırlısı odur. O, kulunun yolunu açmak isterse insanları, imkânları ve menzile ulaştıracak sebepleri de birlikte yaratıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kalkmak için yola düşen insan, yalnız kalmaktan korkmaz. Çünkü onun en büyük kalabalığı, hakikatin sesini taşıyan en sadık yoldaş olan vicdanıdır. Kalabalıkların gürültüsü susar, dostlar birer birer dağılır; fakat vicdanın sesi insanın içinde yaşamaya devam eder. Hak yolda yürüyen için bu ses, binlerce omuzdan daha güvenli bir dayanak, binlerce dosttan daha sadık bir arkadaştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yolu da umudu da belirleyen Rabbimiz! İnsan bazen karanlıkta kaldığını zannetse de, Sen hiç ummadığı anda gönlüne bir kapı aralar, &nbsp;yeniden ışık verirsin… Kalbimizi şaşkınlıkta bırakma, bizi ümitsizliğe düşürme. Bize, gördüğümüzde Seni hatırlatan,&nbsp; Seni unutturmayan hakîki dostlar nasip et. Bizi rızana çıkan yollara yönlendir, gönlümüze inşirah ve hayırlı bir istikamet ver.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Elif Emel Bayraktar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi, Temmuz</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:36:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendi Devletine Silah Çeken, Cemal Paşa\&#039;nın Tiflis’te Katli.</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kendi-devletine-silah-ceken-cemal-pasanin-tifliste-katli-1037</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kendi-devletine-silah-ceken-cemal-pasanin-tifliste-katli-1037</guid>
                <description><![CDATA[Kendi Devletine Silah Çeken, Cemal Paşa\'nın Tiflis’te Katli.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">"Kendi Devletine Silah Çeken, Cuntacı Cemal Paşa'nın Tiflis’te Katli..."</span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">21 Temmuz 1922'de İttihat ve Terakki Partisi'nin üç Paşasından biri olan Cemal Paşa 2 yaveri ile birlikte Gürcistan Tiflis’te hala kimin tertip ettiği tam olarak çözülememiş bir suikast sonucu öldürüldü.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tiflis’te iken, Rusların kendisi hakkındaki olumsuz düşüncelerini -Afganistan politikaları nedeni ile- gidermeye çalışan Cemal Paşa, 9 Temmuz 1922’de -kendisi gibi bir ittihatçı olan- Mustafa Kamal Paşa'ya bir mektup yazarak, o sıralarda gerginleşen Ankara-Moskova ilişkilerinin düzeltilmesini, Enver Paşa’yla bir ilgisinin olmadığının ilanını ve Afganistan meselesini görüşmek üzere Ankara temsilcisi Ali Fethi (Okyar) Bey’le Kars veya Trabzon’da buluşmayı önermişti.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Mektubuna cevap beklerken de, Osmanlı Devleti’nin Moskova Büyükelçisi Ahmet Muhtar Paşa’nın Tiflis’teki temsilcilik binasına gidip geliyordu..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">21 Temmuz 1922’de, saat 22.30 civarında yaverleri Nusret ve Süreyya Beylerle bu ziyaretlerden birinden kaldıkları otele dönerken, Büyük Petro Caddesi ile Rus gizli polisi ÇEKA’nın binasının bulunduğu Yukovski Sokağı’nın köşesinde, bir otomobilden çıkan tahminen on kişilik silahlı bir grubun saldırısına uğradılar..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Önce bir el silah sesi duyulmuş, olaya müdahale etmeye çalışan Karakin Dilanyan adlı bir itfaiye neferi vurulmuştu. İkinci silah sesinde adı öğrenilemeyen bir kadın acı acı bağırarak yere yıkılmıştı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ardından yaylım ateşini andıran patlamalar başlamıştı. Genç yaver Mülazım Süreyya Bey, Paşa’yı korumak istemiş fakat yere serilmişti… Ardından Cemal Paşa ve Nusret Bey vurulmuşlardı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ensesine ve beline üç kurşun yiyen Cemal Paşa ile beş kurşun yiyen Nusret Bey derhal ölmüşler, tek kurşun isabet eden Süreyya Bey ise hastanede hayata veda etmişti.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">O gece, ateş açanlardan kimse yakalanamadı. Ertesi gün Taşnak fedailerinden Karakin Lalayan ve Sergo Vartanyan isminde iki Ermeni subay tutuklandı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Aynı gün, Cemal Paşa ve yaverlerinin tahnit edilmiş cenazeleri için Tiflis’teki Şah Abbas Camii’nde halkın, yabancı temsilcilerin ve Kızıl Ordu birliklerinin katıldığı görkemli bir cenaze töreni yapıldı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İstanbul’da yayımlanan Peyam-ı Sabah’ın 26 Temmuz 1922 tarihli nüshasında “Cemal Paşa Katledildi” başlıklı haberde, cinayeti bir Ermeni’nin gerçekleştirdiği, fakat ayrıntılı bilginin henüz ellerine ulaşmadığı yazıyordu.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">28 Temmuz 1922 tarihli The Times gazetesinde Cemal Paşa’yı Ermenilerin değil, Cemal Paşa’nın Rusya’nın nüfuzunu kırmak için - ittihatcı- Enver Paşa ile Mustafa Kamal Paşa’yı barıştırmak üzere olduğundan şüphe edilen Rus ÇEKA’sının -daha sonradan KGB diye bilinen Rusya Gizli Polisi- öldürmüş olabileceğinden söz ediliyordu..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ermeni gazeteleri olayı üzüntü ile karşılamışlar, katilin kim olduğu belli değilken, Ermenileri suçlamanın haksızlığına değinmişlerdi. Buna karşılık Rum gazeteleri, Cemal Paşa’nın bu sonu hak ettiğini yazmışlardı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">5 Ağustosta Ankara’daki yabancı misyon şefleri ve Rus Sefiri Aralof, Başvekil Rauf (Orbay) Bey’i ziyaret etmişler, Aralof; “Cemal Paşa, Türkiye’nin büyük bir evladı ve Rus-Türk dostluğunun ateşli bir taraftarı olduğu için, teessürümüz pek derindir” demiş, bunların şiddetle takip edilerek, kırk kişinin tevkif edildiğini, muhakeme neticesinde faillerin şiddetle cezalandırılacakları hususunda teminat vermişti.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ancak, 10 gün sonra Ankara’daki Sovyet Sefaretinde Aralof’a göre Rauf Bey, Sovyet istihbaratına göre Erzurum Mebusu Durak Bey tarafından çıkarılan şüpheli bir yangın, taraflar arasındaki ilişkilerin çok gergin olduğunu gösteriyordu..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunlar olurken, TBMM’nin aldığı karar uyarınca Cemal Paşa’nın kardeşi Yüzbaşı Kemal (Doğuluoğlu) Bey Tiflis’e giderek cenazeleri Kazım Karabekir’in sağladığı özel trenle Erzurum’a getirdi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">28 Eylül 1922 günü, Cemal Paşa ve yaverleri Kars Kapısı’nda, 1914’teki Sarıkamış hezimetinin mimarlarından Hafız Hakkı Paşa’nın kabri yanına sade bir törenle defnedildiler.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Aynı gün, Ermeni subaylar Lalayan ve Vartanyan’ın yargılanmalarına başlandı..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ancak, suçlama için yeterli kanıt bulunamadığı için tutuklular kısa sürede salıverildiler. O günden bu yana tam 104 yıl geçti ve hâlâ Cemal Paşa suikastının üstündeki sis perdesi kalkmadı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Not: Taksim Topçu Kışlası ve (İTÜ) Taksim Taşkışlası'nda -Sultan Abdulhamid'in emri ile kurşunu olmadığından silah bırakmış olan- 5000'den fazla Osmanlı askerinin katledildiği, 31 Mart kanlı cuntasının liderleri Mahmut Şevket Paşa, Enver Paşa, Talat Paşa, Mithat Paşa ve kanlı cunta günü kendi silah arkadaşları olan Osmanlı askerini katlederken geberen yaklaşık kırk cuntacı asker, Çağlayan Adliyesi yanında bulunan Abidei Hürriyet anıtındaki cehennem çukurundadırlar. Enver'in taklı ve kemerli mezarı hemen E-5 yolu &nbsp;bitişiğindedir..600 yıllık koskoca Devleti &nbsp;yıkan bu hainler için bu yoldan her geçtiğinizde bedduanızı esirgemeyiniz; “Cehennemde ateşleri bol olsun!"..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 01:59:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Zulmün Sözlüğü</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bir-zulmun-sozlugu-1036</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bir-zulmun-sozlugu-1036</guid>
                <description><![CDATA[Bir Zulmün Sözlüğü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarına bakıldığında ortak bir gerçek dikkat çeker. Büyük zulümler, çoğu zaman kurbanların insanlıktan çıkarılmasıyla başlamıştır. Bir topluluğu isimleriyle, hikâyeleriyle ve acılarıyla insan olarak görmek yerine; onları hayvanlara, haşerelere veya değersiz varlıklara benzeten söylemler, vicdan ile zulüm arasındaki son engelleri de aşındırır. Kelimeler, bazen mermilerden önce gelir ve nefret, çoğu zaman önce dilde kendine yer bulur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gazze'de senelerdir yaşanan büyük yıkımın ortasında dünya, yalnızca bombaların ve enkazların değil, bu yıkımı kuşatan söylemlerin de şahidi oldu. İsrail'de görev yapmış veya yapmakta olan bazı siyasetçilerin, askerî yetkililerin ve kamu görevlilerinin, Filistinliler hakkında sarf ettikleri sözler, savaş dilinin çok ötesine geçen, bir halkın insanlık onurunu hedef alan ifadeler olarak kayıtlara geçti. Bu yazıda İsrailli yetkililerin, siyasetçilerin, askerî görevlilerin özellikle 7 Ekim sonrası sarf ettikleri adı, görevi ve tarihi kamuya açık kaynaklarla doğrulanabilen bazı açıklamalarına yer verdim. Çünkü yaşanan bir trajedinin büyüklüğünü ve derinliğini anlamak için sadece ölenlere değil, onları değersiz göstermeye çalışan sözlere de kulak vermek gerekir. Vicdan sahibi herkes için bu sözler, yalnızca birer siyasi açıklama değil, insanlığın ortak ahlâkına yöneltilmiş vahşi ve ağır bir meydan okumadır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"İnsansı hayvanlarla savaşıyoruz ve ona göre hareket edeceğiz."</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın, 9 Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi'ne yönelik tam abluka ve saldırı kararlarını duyurduğu basın açıklaması.)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Huwwara’nın silinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu İsrail devleti yapmalı.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bezalel Smotrich- İsrail Maliye Bakanı, 1 Mart 2023, Reuters</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze Şeridi’ne tam kuşatma emri verdim. Elektrik yok, yiyecek yok, yakıt yok… İnsan hayvanlarla savaşıyoruz ve buna göre hareket ediyoruz.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yoav Gallant- İsrail Savunma Bakanı, 9 Ekim 2023, Times of Israel</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“İnsan hayvanlara böyle davranılmalı. Elektrik olmayacak, su olmayacak; yalnızca yıkım olacak. Cehennem istediniz, cehennemi alacaksınız.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Tümgeneral Ghassan Alian- &nbsp;COGAT Başkanı,10 Ekim 2023, International Commission of Jurists</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze eskisi gibi olmayacak. Her şeyi ortadan kaldıracağız.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yoav Gallant- &nbsp;İsrail Savunma Bakanı, 10 Ekim 2023, Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Şu anda isabetlilik ile hasarın kapsamı arasında denge kurarken, azami hasara odaklanıyoruz.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Daniel Hagari- &nbsp;İsrail Ordu Sözcüsü, 10 Ekim 2023, Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“İnsani yardım mı? Rehineler dönene kadar elektrik açılmayacak, su musluğu açılmayacak, yakıt kamyonu girmeyecek… Kimse bize ahlâk dersi vermesin.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Israel Katz- &nbsp;Dönemin Enerji Bakanı, 12 Ekim 2023, Anadolu Ajansı</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Bütün bir ulus sorumludur. Sivillerin habersiz veya dahil olmadığı söylemi doğru değil.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Isaac Herzog- İsrail Cumhurbaşkanı, 13 Ekim 2023, ITVX </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze’deki tüm sivil nüfusa derhâl ayrılma emri verildi… Hamas dünyadan silinene kadar tek damla su veya tek pil almayacaklar.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Israel Katz- Dönemin Enerji Bakanı, 13 Ekim 2023, Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Savaşın sonunda Gazze’nin toprakları da azalacak.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eli Cohen-Dönemin Dışişleri Bakanı, 18 Ekim 2023, Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Amalek’in size ne yaptığını hatırlayın.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Benjamin Netanyahu-İsrail Başbakanı, 28 Ekim 2023, AP News </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Kuzey Gazze her zamankinden güzel. Her şeyi patlatıp düzleştirmek güzel… Bittikten sonra toprakları savaşçılara ve yerleşimcilere vereceğiz.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Amichai Eliyahu- Miras Bakanı, 2 Kasım 2023, Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze’ye nükleer bomba atmak ‘yollardan biri’… Gazze’de müdahil olmayan sivil diye bir şey yok.” </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Amichai Eliyahu- Miras Bakanı, 5 Kasım 2023, Times of Israel</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze Nakba’sını şimdi uyguluyoruz… Gazze Nakba 2023. Bu böyle bitecek.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Avi Dichter- Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanı, 11 Kasım 2023,Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze Araplarının gönüllü göçü… Doğru insani çözümdür.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bezalel Smotrich- Maliye Bakanı, 14 Kasım 2023, Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze’yi şimdi yakın, daha azı değil… Orada artık masum olduğunu düşünmüyorum… Orada kalanların silinmesi gerekir.”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Nissim Vaturi- Knesset Başkan Yardımcısı, Likud,17 Kasım 2023; 10 Ocak 2024’te yeniden savundu, Times of Israel </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“100 bin veya 200 bin Arap Gazze’de kalırsa, savaş sonrası tartışma tamamen farklı olur.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bezalel Smotrich- Maliye Bakanı, 31 Aralık 2023, Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze Şeridi düzleştirilmeli; hepsi için tek hüküm var: ölüm.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yitzhak Kroizer- &nbsp;Knesset üyesi, Otzma Yehudit, 3 Ocak 2024, The Guardian</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Gazze’nin yıkıntılarıyla şahsen gurur duyuyorum.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">May Golan- Sosyal Eşitlik ve Kadının Statüsü Bakanı, Şubat 2024, Anadolu Ajansı</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Yarım önlem yok. Refah, Deyr el-Belah, Nuseyrat… topyekûn imha.” </span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bezalel Smotrich- Maliye Bakanı, 29 Nisan 2024, Human Rights Watch</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Savaşlar yalnızca silahlarla yürütülmez; kelimeler de çoğu zaman çatışmaların görünmeyen cephesini oluşturur. Tarih boyunca toplu şiddet ve katliamların öncesinde, hedef alınan insanların insanlık vasıflarından soyutlandığına sıkça şahit olunmuştur. Bir topluluğu "insan" olarak değil de aşağılanacak, yok sayılacak veya ortadan kaldırılacak bir varlık olarak göstermeye çalışan söylemler, vicdanları körelten ve şiddeti meşrulaştıran tehlikeli bir zemine dönüşebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu açıklamaların her biri birlikte okunduklarında, düşmanı yalnızca askerî bir hedef olarak değil, kimi zaman <em>"Amalek</em>", kimi zaman da <em>"insansı hayvanlar"</em> olarak tanımlayan vahşi bir dilin izlerini taşır. Savaşların en tehlikeli aşaması da çoğu zaman silahların konuştuğu an değil, vicdanın susmaya başladığı ve bugün sustuğu andır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">… Ancak ‘O Gün’ vakit geldiğinde herkes son haberini alacak; herkes son manşetini okuyacak ve herkes son nefesini verecek. O gün zulmü alkışlayan da, görmezden gelen de, ona bahane üreten de aynı hakikatin önünde duracak. Dünyada güçlü görünen bütün sesler susacak; geriye yalnızca yapılanların şehadeti kalacak. Ve kim bilir, bugün vicdanını susturabilen nice insan, o gün telafisi olmayan bir pişmanlıkla başını öne eğip, <em>“Eyvah!”</em> diyecek, "Aldandık." Belki de zalimin dilinden dökülecek en ağır cümle budur. Hakikati anlamanın, onu değiştirmeye artık yetmediği an.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şahit et ya Rab!</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Elif Emel Bayraktar</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 01:25:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden İspanya?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/neden-ispanya-1035</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/neden-ispanya-1035</guid>
                <description><![CDATA[Neden İspanya?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Siyonizm dünya tarihi gerçekliklerini de ters yüz etmeye devam ediyor…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Normalde İspanya da tıpkı İngiltere, Fransa, Portekiz veya Hollanda gibi sömürgeci bir krallıktı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hattı zatında Arjantin de tüm Latin Amerika ülkeleri gibi (Brezilya hariç) İspanyolca konuşurlar…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Yani tüm Güney Amerika İspanya sömürgesidir!</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İspanya sömüren, Arjantin ve diğerleri ise sömürülen yani zulme uğrayan mazlumdur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Lakin o İspanya gitmiş, bilhassa 1. Dünya savaşı dahil hiçbir emperyalist savaşa dahil olmamış kendi kabuğuna çekilmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu en azından 100 yıldan fazladır böyledir…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ha keza Arjantin de zulme uğramış, sömürülmüş ve başta ekonomik olmak üzere her türlü siyasi, tarihi ve kültürel olarak ezilmiştir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki önceki gece oynanan ve Dünya’nın en büyük futbol organizasyonu olan turnuvada ki finalde aslında mazlum bir ülkenin takımı olan ve başta İslam dünyası olmak üzere tüm dünya mazlumları tarafından desteklenen İspanya nasıl bu gönülleri fethetmişti?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ne olmuştu da sömürgeci İspanya dünya sömürülenlerinin sevgisini, mazlum Arjantin de antipatisini kazanmıştı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Öyle ya Arjantin hiç emperyal bir devlet olmamıştı ki mazlumların nefretini kazansın?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu ters yüz ediliş neyin nesi idi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Cevap tabii ki çok basit…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Arjantin’in başına bir Siyonist geçmişti ve Filistin’de Gazze’de soykırım uygulayan alçak bir terör devleti olan İsrail’i destekliyordu…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tabii ki Siyonist İsrail’de mevcut Arjantin yönetimi sebebiyle onları destekliyordu!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Belki, hatta inanıyorum ki Arjantin’in halkı Siyonizm’den yana değildir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ama aynı Zelensky gibi bir kişinin devletin başına geçmesi ile Arjantin olmuştu artık adeta bir Siyonist devlet!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki rakibi İspanya ne yapmıştı bu soykırım ve zulüm karşısında?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çok açık ve net bir duruş göstermişti Başbakan Pedro Sanchez.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Soykırımcı Siyonist İsrail rejimini mütemadiyen kınıyor ve oranın meşru muhatabının Filistin yönetimi olacağını söylüyordu…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">E bir de Lamine Yamal gerçeği sahada duruyordu…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Her fırsatta Filistin’e desteğini veren ve elinde Filistin bayrağı ile bu desteğini Dünya’ya ilan eden Altun Çocuk Lamine Yamal !</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki tüm bu yaşananlardan sonra Dünya mazlumlarının ve bilhassa Müslümanların İspanya’yı tutması kadar doğal ne olabilir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Biz de İspanya’yı kutluyoruz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tıpkı Gazze’de ki kardeşlerimiz gibi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Tebrikler İspanya… Tebrikler Pedro Sanchez… &nbsp;Tebrikler Lamine Yamal… </span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 00:00:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kutsalı Aşağılayan Kahkaha</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kutsali-asagilayan-kahkaha-1034</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kutsali-asagilayan-kahkaha-1034</guid>
                <description><![CDATA[Kutsalı Aşağılayan Kahkaha]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bazı olaylar, toplumların gerçek yüzünü gösteren bir turnusol kâğıdı gibidir. Son günlerde bir stand-up gösterisinde dinî kutsallarımıza yönelik, "mizah" etiketiyle sergilenen, saygısızlık da bunlardan biri oldu. Asıl şaşırtıcı olan ise hadsizliğin kendisinden çok, onu normalleştirmeye ve savunmaya çalışanların sergilediği tavırdı.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Orada sadece Kur'an üzerinden değil, İslam coğrafyasında katledilen çocuklar üzerinden bile mizah üretildiğine şahit olduk. Daha acısı, o masumların acısını malzeme eden esprilere kahkahalarla eşlik edenlere de. Buna da <em>"mizahın gücü"</em> dediler. Peki o çocukların anne babalarının yüreklerini de stand-up kahkahalarının hafiflettiğini mi sanıyor bu insanlıktan nasibini alamamışlar? Hayır. Onlar, vicdanlarının sustuğu yere <em>"mizah"</em> tabelasını asıp yollarına devam ediyorlar. Çünkü merhametin bittiği yerde kahkaha yükseliyorsa, orada mizah değil, vicdanın çöküşü vardır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mizah kimi zaman toplumsal aksaklıkları zekâ süzgecinden geçirerek eleştiren bir anlatım biçimidir. Fakat hiçbir anlatım, hakareti meşrulaştırmaz. Bir eylemin adını değiştirmek, mahiyetini değiştirmez. Hakaret karikatürle çizilince saygıya, aşağılamak "şaka" denilince özgürlüğe dönüşmez. Zehir, altın bir kadehten sunulunca şifa olmaz.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Halâ olayı çılgınca savunanların anlamazdan geldiği şey; ifade özgürlüğünün, başkasının kutsalına hoyratça saldırma özgürlüğü olmadığıdır. Gerçek çoğulculuk, yalnızca kendi hassasiyetlerine saygı beklemek değil, başkalarının kutsallarına da aynı özeni gösterebilmektir. Aksi hâlde savunulan şey özgürlük değil, yalnızca çifte standarttır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İşin daha düşündürücü tarafı ise, yıllardır dilinden "saygı", "çoğulculuk", "hoşgörü" ve "ifade özgürlüğü" kavramlarını düşürmeyen bazı çevrelerin, konu İslam'ın mukaddesatına geldiğinde bambaşka bir dile bürünmesidir. Başkalarının kutsallarına yönelik en küçük bir imayı bile nefret söylemi olarak değerlendirenler-ki çokça şahit olduk ve bizler de kınadık- Müslümanların kutsallarına yönelen açık hakaretleri "mizah" diyerek alkışlayabiliyor. Demek ki savundukları ilke evrensel değil, muhatabına göre şekil değiştiren bir anlayıştan ibaret.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Belki de bu hadisenin en önemli tarafı budur. Çünkü insanlar en çok kriz anlarında kendilerini ele verirler. Maskeler düşer, kavramların arkasına gizlenen gerçek zihniyet görünür hâle gelir. Bu olay da kimlerin gerçekten ilke sahibi olduğunu, kimlerin ise ilkeleri sadece kendi mahallesi için savunduğunu gösteren bir turnusol kâğıdı oldu.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hiç kimse "mizah" sözcüğünü bir dokunulmazlık zırhına dönüştüremez. Özgürlük, başkasının en kıymet verdiği değerlere hoyratça saldırma hakkı değildir. Gerçek özgürlük, farklı olana tahammül edebilmek, gerçek medeniyet ise gücün yettiğine değil, herkesin inancına ve kutsalına aynı ölçüyle yaklaşabilmektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü mizah, gerçeği güldürerek söyleme sanatıdır ve zekânın ürünüdür, hakaret ise seviyenin. Kutsalları aşağılamayı mizah diye pazarlamak, ne sanattır ne cesaret ne de özgürlük. Sadece insanın kendi vicdanını, gerçek karakterini ve gerçek seviyesini ele veren bir aynadır. Kur’an ahlakının getirdiği ruh derinliğinden yoksun olan insanların espri anlayışları basit ve yüzeyseldir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Alaycılık, çoğu zaman zekânın değil, büyüklenmenin sesidir. Çünkü insan, değer verdiği şeye saygıyla yaklaşır, küçümsediği şeye ise gülerek hükmetmeye çalışır. O kahkaha, çoğu zaman özgüvenin değil, kibrin yankısıdır. Kutsalla alay eden dil, çoğu zaman kibri ele verir. Kibir, insanın sadece başkalarını küçük görmesi değil; Allah'ın gösterdiği ölçüyü kendi ölçüsünden aşağıda görmesidir. Bu yüzden kutsalla alay etmek, çoğu zaman sadece bir üslup sorunu değil, insanın kendini hakikatin üzerinde konumlandırmasının dışavurumudur.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gözlerinin önüne serilmiş hakikatler karşısında alaycı bir tutum sergileyenler, Allah'ı ve Kuran'ı inkâr etmenin kendilerine üstünlük kazandıracağını, insanların gözünde büyüyeceklerini düşünürler. Halbûki kendileri de çevrelerindeki insanlar da Allah'a muhtaç, ahirette sorgulanacak aciz varlıklardır. Ne büyük akılsızlık.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Söz ettiğim kişiler farklı farklı yollar izlerler. Mesela birkaç marjinalin eylemleri üzerinden tüm Müslümanları kötüleyerek, olumsuz eleştirerek kalbi ısındırılacak olanları dinden soğutmaya çalışırlar. Bu kişilerin Müslümanlara yönelttiği öfkenin ve harcadığı eforun zerresini bile vahşi Siyonistlerin açık saldırıları karşısında gösterdiklerine şahit olmadık. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ya da bu kişiler Allah’ın ayetlerini -haşa- alay konusu edinerek insanları kendilerince eğlendirir hatta kendileri de eğlenirler. Samimi inanan insan asla bu tarz espriler yapmaz, bu esprilere gülmez, çok rahatsız olur, kutsallarını koruma duygusu kabarır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ayrıca müminleri güvenilmez, ahlakî yönden zayıf göstererek aşağılama, ya da İslam’ın tüm dünyadaki yükselişini görmezden gelerek ve gerçekleri örterek Müslümanların ümitlerini kırma çabasında olanlar da vardır. Ancak bu kişiler, Müslümanlara asla zarar veremez, onları küçük düşüremez. Çünkü hayatın en ciddi konusu olan imanında samimi insanlar, bu davranışlara şahit olduklarında daha da coşkuyla Rablerinin hoşnutluğunu ararlar.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><em><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">&nbsp;“Kur’an benim de kitabım”</span></span></em><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> diyen insanın, Allah’ın her an kendisiyle birlikte olduğunu bildiği halde dini alaya alacak espriler yapması mümkün müdür? Bu kişi ölüm anında, Rabbi huzurunda sorgulanırken, cehennemin kenarında onun “gazaplı öfkesini ve uğultusunu” işitirken bu esprileri yapabilecek midir?..</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve Bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları' gibi, Biz de bugün onları unutacağız. (Araf Suresi, 51)</span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Son söz olarak; kutsallarımız siyasetin üzerindedir. Rabbimiz, Peygamberimiz ve Kur’an her şeyden öndedir. Farklı düşünceler bu ülkede bir arada yaşayabilir, fakat ortak kutsallara saygı, birlikte yaşamamızın olmazsa olmazıdır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><em><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Mizah; dünyevi hırsları ve kibri hedef aldığında bir erdemdir. Ancak insanın kutsal ve yüce olanla kurduğu bağı alaya aldığında, ruhsal bir suç haline gelir. Kutsalı aşağılayan bir gülüş ise ruhun çoraklaştığının kesin kanıtıdır.”</span></span></em><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> (Simone Weil)</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 10:00:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>15 Temmuz Ve Fetö\&#039;nün Siyasi Ayağı</title>
                <category>Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/15-temmuz-ve-fetonun-siyasi-ayagi-1033</link>
                <author>nurcan_alevli52@hotmail.com (Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/15-temmuz-ve-fetonun-siyasi-ayagi-1033</guid>
                <description><![CDATA[15 Temmuz Ve Fetö\'nün Siyasi Ayağı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Devletin kılcal damarlarına kadar sirayet etmiş, dördüncü evre kansere evrilmiş (ki dördüncü evre son evredir, kurtulmak hemen hemen mümkün değildir), 60 yıllık FETÖ'yü yerden yere çarpan tek isimdir, Recep Tayyip Erdoğan.<br />
<br />
Hatırlayın, 15 Temmuz darbe kalkışmasında 155' den fazla general rütbeli asker FETÖ'cü çıktı. Bir general rütbesi almak ortalama 25-30 yıl. Bu da bize şunu gösteriyor: FETÖ 1980-1990 arası TSK'ya sızmış. Orduya bile sızmışsa zaten devletin her kademesine sızmıştır.<br />
<br />
Siz dünyada hangi ülkede "sümüklü imam" diye tabir edilen birinin tüm protokollerde yer bulduğunu gördünüz?</span></span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Onu da geçin; Siz Türkiye'de kaç tane imamı her protokolde gördünüz?<br />
<br />
Hadi gitsin sizin-bizim mahallemizin imamları girsin o protokollere girebiliyorsa...<br />
<br />
Oysa Fetullah Gülen'i biz Erdoğan'a kadar Demirel, Ecevit, Türkeş, Akşener, Çiller, Özal, Mesut Yılmaz gibi neredeyse Türkiye'deki gelmiş geçmiş her liderin protokolünde görüyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Nasıl oluyor bu?</span></span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Erdoğan'la olan tek "gerçek" görüntüsü de REFAH-YOL iktidarında, Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı iken başbakan Çiller'le oldukları fotoğraf.<br />
<br />
FETÖ elebaşısının kendine yer bulamadığı devlet protokolü kalmamışken "Erdoğan onunla kolkolaydı" diye kimse hikaye anlatmasın.<br />
<br />
MGK'larda FETÖ için irticacı diye rapor verip aslında dokunmayanlara sorun siz bugünlerin hesabını.<br />
1980 darbesinde tutuklanan Fethullah Gülen'i bir telefonuyla serbest bıraktıran Kenan Evren'e sorun.<br />
Bir taraftan laiklik kartını, bir taraftan inanç kartını kullanıp toplumu birbirine karşı bileyenlere, iyi polis-kötü polis oynayanlara, kaos, kriz ve anarşiyi harlayanlara, oradan bol bol nemalanıp sefasını sürenlere, cebini dolduranlara sorun...<br />
<br />
Ya da.. Ya da.. Ya da...<br />
Fethullah'ı taa 1960'larda devlet protokollerine ilk sokan isme sorun.<br />
Kim o isim? Kasım Gülek.&nbsp;CHP'nin&nbsp;ağır topu, eski bakanlardan Kasım Gülek.<br />
Sorun bir hele "sümüklü" bir imamın protokollerde işi neymiş?<br />
<br />
1999'da yani Erdoğan öncesi, FETÖ'ye ait 88 vakıf, 20 dernek, 128 özel okul, 218 şirket, 129 dershane, 500 öğrenci yurdu, 17 medya organı, tv istasyonu, 2 radyo, 1 banka, 1 sigorta şirketi olduğu geçiyor çeşitli kaynaklarda.</span></span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Resmi kurumlarda insanların dizindeki namaz seccadesi izini, başındaki başörtüsünü kovalayanlara, askerin bırak kendisini anne, bacı, eşlerine kadar GBT'sini tarayanlara, seküler yaşam tarzı olmayanları orduevlerine bile sokmayanlara sorun tüm bu kurum, vakıf ve şirketlerin hesabını...<br />
<br />
"E ama Erdoğan'da 'Ne istediniz de vermedik?' demişti."<br />
Evet. Dedi. O kadar da haklı bir sorudur ki bu.<br />
Ne yaptı Erdoğan onlara?<br />
Ak Parti döneminde asker, polis, memur mu olamadılar? Başörtüsü nedeniyle coplanıp yerlerde mi sürüklendiler? Okullardan mı atıldılar? Türkiye'de sayısı 100 bini bulan diğer bütün STK'lardan ayrıştırılıp haksız muamelelere mi tabi tutuldular? Medya sahibi oldular da engellendi mi? Dershane açtılar da kapatıldı mı? Bu devletten legal sınırları dahilinde ne istediler de alamadılar?<br />
<br />
Ak Parti seçimi 2002'de kazandı fakat Erdoğan yasaklı olduğu için başbakanlık koltuğuna ancak 2003'de oturabildi. FETÖ ile aradaki ilk çatlak 2010 Mavi Marmara ve Davos'taki "One Minute" çıkışıyla kendini gösterdi. Yani 7 yıl sonra. Daha sonra 2012, 7 Şubat MİT krizinde belirginleşti ve 2013 Gezi Kalkışmasıyla açıktan kılıçlar çekildi. 2010 Mavi Mavi Marmara veya "One Minute" çıkışını baz alırsak 7 yıl, Gezi Kalkışmasını baz alırsak 10 yıl Ak Parti iktidarı bunlara dokunmamış oluyor. Bu 10 yılı buraya not düşelim.<br />
Siz eğer, Erdoğan 2013'den 2016'ya kadar "Bunlardan uzaklaşın, ayrılın, kopun, destek vermeyin!" diye durmaksızın ve canhıraş çağrı yaparken bankalarının, televizyonlarının, gazetelerinin, dershanelerinin, velhasılı kelam tüm kurumlarının önünde nöbet bekleyenlere, müridlerine özgürlük isteyenlere ve 2013'den günümüze kadar yani 2026'ya kadar yani 13 yıldır FETÖ ile dirsek teması yürütenlere ve hâlâ tüm suçu Erdoğan'a yıkmaya çalışanlara "Sen Hayırdır?" demiyorsanız önce aynaya bakın kendinize sorun FETÖ'yü...<br />
<br />
Bu kesimin her üç sözünden biri de "Erdoğan BOP eşbaşkanı."<br />
<br />
Hani sizin o BOP eşbaşkanı dediğiniz Erdoğan var ya Erdoğan?<br />
Hahhh! İşte o Erdoğan size sağı gösterip solu öyle bir indirdi ki BOP'unuzu FETO'nuzu, Soros'unuzu, Kavala'nızı, her gün birinizi, 24 yıldır hepinizi evireee çevire öyle güzel benzetiyor ki feleğiniz şaştı...<br />
<br />
Diyeceğim çok şey var lâkin sizi daha fazla yormayayım. Bu yazı dizisinin devamında görüşelim inşallah...</span></span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tüm 15 Temmuz şehit ve gazilerine rahmet ve minnetle...<br />
Sağlıcakla kalın...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 01:54:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/5f4118baa2d0b02691092b538963f28d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Biraz Huzur...</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/biraz-huzur-1032</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/biraz-huzur-1032</guid>
                <description><![CDATA[Biraz Huzur...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bir soytarı adayının İslam ı ve Müslümanları tahfif ve tahkir etmesinden daha vahimi buna sahip çıkan bir alçak güruhun varlığıdır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kuran ı Kerim in Allah kelamı olduğunu bile bile &nbsp;(en azından Müslümanların inancına göre) &nbsp;''bunu yazan'' deyip unutmak, ''sonradan ilave yapamamak'', ''yeni kitap yazamamak '' diye Allah’u Teala ya noksanlık, unutkanlık izafe ederek Allah ile alay etmeyi sözde mizah konusu yapan bir cahili müdafaa adına yapılan eylemler İslam’a ve Müslümanlara açılmış bir savaştır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hz. Peygamber in ailesine küfreden ve hicveden Selam Rüshdü ve onun Türkiye mümessili Aziz Nesin ve avenesi de onun bu kitabını yani Hz. Peygamberin namusuna küfreden '' Şeytan Ayetleri '' adında ki paçavrayı özgürlük adı altında Türkçeye çevirip yayınlamaya kalkmışlardı...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hatta bu alçaklığı Sivas’ın göbeğinde Müslümanlığın en koyu biçimde yaşanan bir coğrafya da imza günü diye sergilemeye kalkmışlardı...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">O serginin yapıldığı otelde de onlarca vatandaşımızın ölümüne kapı açan bir provokasyona, bir Gladio operasyonuna imkân vermişlerdi...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Maalesef Gladio ve içerdeki işbirlikçileri bu tip provokasyonlar için hep aynı mezhebe mensup gariban gençleri kullanıp onların kanları üzerinden nemalanmayı kural edinmişlerdir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Gezi olaylarında yitirdiğimiz on gencimizin de tamamı aynı mezhebe mensup çocuklardı...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Şimdi fikir özgürlüğü ve mizah-sanat ismi altında İslam a ve Müslümanlara saldıran bir güruha seslenmek gerekirse ki bu güruhun içerisinde koca koca siyasiler ve sanatçılarda var.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yapmayın bunları...!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Müslümanların hassasiyetleri ile oynamayın...!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Müslümanların ilahına, kitabına, peygamberine sövüp hafife almak sureti ile provokasyonlara girişmeyin...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sonra ağlayan sızlayan hep siz oluyorsunuz!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Gidin sözde sanatınızı kendi çukurlarınız da kimsenin duymayacağı şekilde icra edin.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu millet sizin ne halt yediğinize bakmaz karışmaz...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yeter ki milletin inancına sövmeyin...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bakın artık Türkiye 1990’ların eski Türkiye’si değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Devletimiz çok güçlü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Provokasyonlara müsaade etmeyecek kadar güçlü ve anında müdahale ediyor...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İslam’a düşman olanları hemen enterne ediyor ve hapsediyor...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Türkiye artık Seyfi Oktayların, Moğultayların bakanlık yaptığı bir ülke de değil ki cinayetler ve provokasyonlar meydan bulsun da serbestçe işlenebilsin...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bırakın bu millet biraz suhulet ve sükûnet içerisin de yaşasın...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Fitneye fesada alet olmayın ve oldurmayın...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Biraz huzur yani...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 08:08:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruhu Güzelleştiren Hakikat</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ruhu-guzellestiren-hakikat-1031</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ruhu-guzellestiren-hakikat-1031</guid>
                <description><![CDATA[Ruhu Güzelleştiren Hakikat]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-right:10px; text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan bazen aynaya bakarak kendini tanıdığını zanneder. Halbûki insanın asıl güzelliği yüzünde değil, ruhunda saklıdır. Kalbi imanla aydınlanan, merhametle yumuşayan ve güzel ahlâkla olgunlaşan insan, farkında olmadan çevresine de huzur veren bir güzelliğe sahip olur. Çünkü ruhu güzelleştiren en büyük hakikat, insanı Rabbine yaklaştıran samimi imandır.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ruh güzelliği, insanın yüzünde görünen bir tebessümden çok daha derin bir hakikattir. O; kalbin imanla yumuşaması, vicdanın merhametle incelmesi ve davranışların güzel ahlâkla şekillenmesidir. İnsan, samimi bir şekilde Allah’a yöneldikçe ruhunda farklı bir güzellik meydana gelir. Çünkü iman yalnızca inanmak değil; insanın bakışını, konuşmasını, sabrını, affedişini ve insanlara yaklaşımını da değiştiren bir nurdur.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Samimi iman eden insanlar, dünyada ruhlarının huzuru ve davranışlarının nezaketiyle diğer insanlardan ayrılırlar. Onların yanında insan kendini güvende hisseder. Kırıcı olmamaya dikkat eder, kibir yerine tevâzuyu tercih eder, menfaat yerine iyiliği düşünürler. Çünkü bilirler ki Allah yalnız ibadetlere değil, kalplerin niyetine ve ahlakın güzelliğine de bakar. Bu yüzden bir yetimin başını okşamak, bir kalbi incitmemek, kimse görmezken iyilik yapmak onlar için çok kıymetlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ruh güzelliği doğuştan sadece belli insanlara verilen bir özellik değildir. Her insan, içten isteyerek ve samimi çaba göstererek güzel bir ahlâka sahip olabilir. İnsan bazen öfkesini yenerek, bazen affetmeyi seçerek, bazen de yalnızca Allah rızası için kimseye belli etmeden iyilik yaparak ruhunu güzelleştirir. Çünkü Allah, Kendisi için yapılan hiçbir güzel davranışı karşılıksız bırakmaz. Kul bir adım attığında, rızası için yapılan iyi işlere daha güzeliyle karşılık veren Rabbimiz ona rahmetiyle daha fazlasını ikram eder.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan güzel ahlâkı öğrendikçe ruhu da güzelleşir. Sabır ruhu olgunlaştırır, şükür kalbi ferahlatır, merhamet insanı yüceltir. Haset, kibir ve bencillik ise ruhu karartan yükler gibidir. Bu yüzden mümin, yalnız dış görünüşünü değil, kalbini de güzelleştirmeye çalışır. Çünkü ahirette insanı değerli kılacak olan makamı, serveti ya da görüntüsü değil, temiz bir kalp ve güzel bir ruhtur.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gönülden iman eden insanlar, dünyada da ahirette de diğer insanlardan ruh güzellikleri ile ayrılırlar. Allah’a gönülden bağlı olan, O’ndan korkan, O’na itaat içinde olan, O’nun sınırları içinde yaşayan, nefsinin bencil tutkularından korunan ve ruh güzelliğine kavuşan insanlara Kur’an’da en muhteşem güzellikler müjdelenir:</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“…Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah’ın fırkası olanlar, felâh bulanların ta kendileridir.” (Mücadele Suresi, 22)</span></span></strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Belki de ruh güzelliğinin en güzel tarafı şudur: O güzellik yalnız sahibinde kalmaz. Güzel ruhlu insanların bir sözleri umut olur, bir davranışları örnek olur, bir tebessümleri gönülleri ısıtır. Böyle insanlar dünyada iyiliğin temsilcisi gibi yaşarlar. Ahirette ise Allah’ın rahmetiyle, dünyada kalplerinde taşıdıkları o güzelliğin en mükemmel karşılığını bulurlar</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Vicdanımızı tam kapasite kullandığımız sürece, Yüce Allah’ın bazı sıfatlarının tecellilerini üzerimizde taşıyabiliriz. Allah’a Onun sıfatlarının üzerimizde tecelli etmesi için dua edelim; O verir. Yeter ki içten yalvararak isteyelim. Güzellikleri sanatının içinde yaratan Allah’a ne kadar yakınlaşır, ne kadar teslim olursak, O’nun üstün ahlâkıyla ahlâklanmayı ve mükemmel ruh güzelliğine ulaşarak<strong>, "yaratılmışların en hayırlısı"</strong> (Beyyine Suresi, 7) olan kullarından olmayı umut edebiliriz.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Elif Emel Bayraktar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya/Hanımefendi Dergisi, Haziran</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:45:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD  - İsrail İttifakının Geleceğine Dair</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/abd-israil-ittifakinin-gelecegine-dair-1030</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/abd-israil-ittifakinin-gelecegine-dair-1030</guid>
                <description><![CDATA[ABD  - İsrail İttifakının Geleceğine Dair]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kısa süre içerisinde İsrail’in ABD ile olan ittifakının sona ereceğini en azından şimdilik düşünmüyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunun gerçekleşmesi çok büyük bir vakıadır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tabii ki bu bir gün gerçekleşecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ama Siyonizm’in bunu şimdilik göze alabileceğine kanaatim yok.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çok uzak olmayan bir gelecekte ise mümkün olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">O gün olmasının şartı ise en azından İsrail açısından daha büyük ya da ABD ye eş değer bir silahlı gücü olan bir devletle ittifak yapabilmesi şartıdır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu ülke kim olur?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Aday ülkeler var ama hiçbiri Amerika Birleşik Devletleri kadar kolay kullanabileceği ülkeler değil...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu sebeple Siyonizm ve onun kurduğu ülke İsrail kolay kolay ABD’yi kullanmayı bırakmak istemez...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu İsrail açısından böyle...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki vakıanın diğer tarafı Amerika Birleşik Devletleri için bu nasıl değerlendirilebilir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Amerika Birleşik Devletleri bunu tabii ki çok ister.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ama Amerika’nın devlet olsa da millet olmaması sebebi ile modern mana da ulus ya da anladığımız mana da geleneksel anlamı ile millet olmamasından dolayı Siyonist lobilere ve Siyonist küresel şirketlere teslim olmuş bir devlet ya da Amerika Birleşik Devletlerin de ki tanımı ile kongre ( temsilciler meclisi ve senato ) küresel faiz lobilerine satılmış olduğundan dolayı bu mümkün olmamaktadır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki Amerika Birleşik Devletleri millet olabilir mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tabii ki bu suale “Evet” cevabı vermek kolay değil...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Amerika Birleşik Devletleri toplama bir ülke ve ortak yanları bireysel menfaatlerden başka yok.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Din, dil, kültür birliği yok desek abartı olmaz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Böyle bir insan topluluğunun devrim yapabilip devletin gidişatını değiştirebilmesi çok kolay değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ancak eyaletler arası çekişmeler ve menfaatlerin çakışması sebebi ile bir bölünme ve müsademeler zinciri yaşanırsa başkent Washington DC de ki kongre binası işlevini kaybedebilir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Pentagon un silahlı gücü de bölünmekten kurtulamaz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">O halde ABD- İsrail ittifakı diye bir şey kalmaz...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunu belirttikten sonra ancak İsrail’in kendine yeni partner olarak kimi bulur veya bulamaz diye bunu düşünebiliriz...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:33:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalbin Yönü Hayatın Yönüdür</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kalbin-yonu-hayatin-yonudur-1029</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kalbin-yonu-hayatin-yonudur-1029</guid>
                <description><![CDATA[Kalbin Yönü Hayatın Yönüdür]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, başkalarının neyi var neyi yok diye baktığı sürece hayatta gerçek bir tatmin duygusuna ulaşamaz. Başkalarının servetine, işine ya da çocuklarına imrenmek, uzaktan bakıp <em>“Ne kadar rahat ne mutlu bir hayatı var” </em>diye düşünmek çoğu zaman bir yanılgıdır. Çünkü görünen, her zaman gerçeğin tamamı değildir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Nitekim Kur’an’da bu konuda dikkat çekici bir uyarı yer alır:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın…” (Hicr Suresi, 88)</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu ayet, insanın gözünü başkalarının hayatına değil, kendi kalbine çevirmesi gerektiğini hatırlatır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kimi insanlar başkalarına bakarak kolay bir hayatın var olduğunu zanneder; kendi yolundaki zorlukları ise ağır bir yük gibi görür. Oysa görünenle hakikat her zaman aynı değildir. İman etmek, hayatın hiç zor olmayacağı anlamına gelmez; aksine imtihanın varlığını hatırlatır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“İnsanlar, ‘İman ettik’ demeleriyle sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?”</span></span></strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> (Ankebut Suresi, 2) sorusu, hayatın bir imtihan olduğunu açıkça ortaya koyar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman, zorlukların ortadan kalkması değil; zorluklarla nasıl başa çıkılacağını öğrenme yoludur. İman, insana problemsiz bir hayat vaat etmez; aksine hayatın iniş çıkışlarını anlamlı kılar. Zorluklar ortadan kalkmaz, fakat insan o zorlukların içinde kaybolmaz. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü iman, olayları değiştirmekten önce bakış açısını değiştirir. Başına geleni sadece “iyi” ya da “kötü” diye etiketlemek yerine, her şeyin bir hikmet taşıdığına inanmayı öğretir. Bu yüzden mümin için hayat, yük olmaktan çıkar; anlam arayışına dönüşür. Ve insan, tam da bu anlam sayesinde en zor anlarda bile ayakta kalabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, imtihanı unuttuğunda hayatın adaletini de yanlış anlamaya başlar. Herkesin kendi yolunda görünmeyen mücadeleleri vardır; kimisi sıkıntı içinde kimisi sabırla, kimisi şükürle yürür. Asıl olgunluk ise kendi yükünü başkalarının kolaylığıyla kıyaslamadan, verilen imtihanı anlamaya çalışmaktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Rabbine sığınır, çağrıda bulunur, dua eder insan. Bazen dualarının kendi istediği şekilde kabul olmasını bekler. Oysa dua, bir talep değil; bir teslimiyettir. Biz isteriz, fakat veren Allah’tır ve O, en doğru olanı kendi hikmetiyle takdir eder. Allah’a güvenmek, sadece istemek değil; verilen her sonuca razı olabilmektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü zahirde iyi görünen her şey gerçekten hayırlı olmayabilir; aynı şekilde zor görünen her şey de şer değildir. Nitekim şu ilahi hakikat bunu açıkça dile getirir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlıdır, hoşlandığınız bir şey de sizin için şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan çoğu zaman bilmeden, aceleyle, hatta hayır ister gibi şer isteyebilir. Bu yüzden kalbin istikameti, dilin duasından daha belirleyicidir. Çünkü insan sınırlı görür; Allah ise her şeyi kuşatır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gerçek kurtuluş, bu karmaşanın içinde kaybolmamakla mümkündür. Nitekim kurtuluşa erecek olanlar; iman edenler, iyi işler yapanlar, hakkı tavsiye edenler ve sabredenlerdir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Peygamber(asm)’n dikkat çektiği gibi, kalp iyi olursa bütün beden iyi olur; o bozulursa bütün beden bozulur. Belki de bu yüzden asıl mesele, başkalarının hayatına bakmak değil; kendi kalbimizi doğru yerde tutabilmektir. Çünkü göz nereye kayarsa, kalp de oraya sürüklenir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mukallib olan Allah kalplerimizi hakka 'sürüklesin!</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Elif Emel Bayraktar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Körpe Kalemler Dergisi</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:40:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Allah’ın Vaadi Haktır</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/allahin-vaadi-haktir-1028</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/allahin-vaadi-haktir-1028</guid>
                <description><![CDATA[Allah’ın Vaadi Haktır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Galibiyet ve Mağlubiyet tıpkı sinüz oidal dalgalar gibi insan veya dünya hayatında gelir gider iner çıkar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hiç bir zaman tam mutlu veya tam mutsuz olamayız. Hayat zaferlerle ve hüsranlarla doludur. Hiç bir devlet kurum ya da kişi ebediyen tam galip veya tam mağlup değildir..</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">&nbsp;Güleriz, ağlarız, seviniriz, üzülürüz, işimiz iyi gider veya kötü gider ama bu hep zaman zaman değişkenlik gösterir...&nbsp; Hani atalarımız demiş ya <strong>“Dünya İmtihan Dünyası”</strong> diye.. Evet, hep bir imtihandayız yani. Bazen can bazen mal bazen yakınlarımızla imtihan ediliriz… Unutmayalım hep inişli çıkışlıdır bu gelme gitmeler eksilme veya fazlalaşmalar...&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ali İmran suresi 140. ayetinde Allah Teala;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">''Böylece biz, Allah’ın, imana edenleri seçip ayırması ve aranızdan hakikate (hayatları ile) şahitlik yapan-örnek- olan kimseleri seçmesi için bu günleri (bazen galibiyet ve bazen mağlubiyet şeklinde) insanlar arasında döndürüp duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez... ''</span></strong><span style="font-size:16.0pt"> emri ilahisinde ki gibi zaferler de mağlubiyetlerde gelip geçicidir... </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İnsanlar arasında döndürülür durur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bugün İslam Dünyasının 250 yıldır mağlubiyet durumu da geçicidir yani.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tıpkı, Batı Dünyasının, İslam Dünyası karşısında ki bir kaç yüzyıllık mağlubiyetinin geçici olması gibi.. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yani her şey geçicidir... İslam Dünyası ve Müslümanların içerisinde bulunduğu kaotik ve hüsran ortamı kalıcı değildir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hatta sonuna gelinmiştir... Yani devran dönmektedir… </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Akan kanların çekilen acıların büyüklüğü <strong>“Ölümün değil, doğumun işaretidir...” </strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Akan kanın çekilen acının büyüklüğü doğum sancılarımızdır. Acının ve akan kanın büyüklüğü doğacak şeyin büyüklüğü ile alakalıdır... </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peşinden rahmet gelecek olan bir acı ve kan ile muhatabız şu an da.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yeter ki biz Millet ve Ümmet olarak birbirimizi sevelim… Destek olalım... Tekrar ayağa kalkacak bir medeniyet sahibiyiz biz...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">NUR SURESİ 55. ayetinde Allah Teala;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">''Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hâkim kıldığı gibi onları da yeryüzüne sahip ve hâkim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vadetti.” ayetini unutmamamız gerekir… Bu Allah’ın Vaadidir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Allah’ın vaadi ise haktır..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:32:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aklın Işığında Derinleşen İman</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/aklin-isiginda-derinlesen-iman-1027</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/aklin-isiginda-derinlesen-iman-1027</guid>
                <description><![CDATA[Aklın Işığında Derinleşen İman]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir Youtube videosunda denk geldim<em>; “Neden düşünmeyin imandan çıkarsınız diyor en önemli İslam filozofu?”</em> diye soruyor eğitimli cahil. <em>“Kimdir o ünlü İslam filozofu?”</em> diye soruyorlar, cevap veremiyor. Soru yanlış zaten. Gazali’yi kastederken aslında kendince Müslümanları eleştiriyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Halbûki Gazali, <em>“Akıl azledilemez bir kadıdır, ondan kaçamazsın”</em> diyor. <em>“Kim”</em> diyor <em>“dine iyilik yaptığını zannederek naslardan çıkardığı manâlar ile düzgün akla muhalefet etse, dinin aslını yok etmiş olur”.</em> <em>“Ayetlerin doğru bilgi kaynağı olduğunu biz akılla biliyoruz” </em>diyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“İslam’da akla muhalefet edilmez”</span></em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> diyor İslam alimleri… Allah akletmemizi emretmiş midir, emretmemiş midir?..</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Emretmiştir!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İslam, akıl sahiplerini muhatap olarak kabul eder ve sorumlu tutar. Akıl, gaflet ve cehalet perdelerini aralar, bu sayede insan hakikatleri kavrayabilir. Peygamberimiz (asm)'ın haber verdiği gibi, <em>“Kendisine akıl bahşedilen kimse, kurtuluşa ermiştir.”</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman, yalnızca kalbin bir kabullenişi değil; aklın da katıldığı şuurlu bir yolculuktur. İslam, insana düşünmeyi, sorgulamayı ve anlamayı öğütleyerek imanı yarı kör bir bağlılıktan çıkarır, idrakle beslenen bir derinliğe ulaştırır. Ayetler insana <strong>“Akletmez misiniz”, “Düşünmez misiniz?”</strong> diye seslenirken; her tefekkür, kalpte yeni bir kapı aralar. Çünkü aklın ışığıyla beslenen iman, sarsılmaz olur, insanı hakikate daha sağlam bağlar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kâinatta<span style="color:#150a04">ki canlı-cansız her şeyin tek üstün güç ve kudret sahibi Yüce Allah tarafından yaratıldığı çok açık bir gerçektir. Etrafımızda gördüğümüz her şey ya da görmediğimiz halde varlığından haberdar olduğumuz varlıklar ve sistemler; güneş, dünyamız, ay, galaksiler, yıldızlar, gezegenler, dağlar, denizler, bulutlar, nehirler, insanlar, hayvanlar, bitkiler, mikrodünya… Tümü Allah’ın eşsiz sanatını ve gücünün sınırsızlığını bizlere tanıtan delillerdir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Dünyada hayatı ayakta tutan tüm sistemler mucizevi dengeler üzerine kurulmuştur. Bunlar öyle hassas dengelerdir ki, biraz inceleyince hepsinde olağanüstü bir hesap ve tasarım olduğu hemen fark edilir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Mesela materyalizm’i şok eden Big Bang teorisi, tüm kâinatın bir sıfır anında, tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır. Dilediğini dilediği gibi yapmaya gücü yeten Yüce Allah Kur’an’da, <strong>“O gökleri ve yeri yoktan var edendir…”</strong> (Enam Suresi, 101) ayetiyle bu üstün yaratışına dikkatimizi çeker.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Kâinatın bir sahibi ve hâkimi olduğunu reddeden materyalist söylemlere dikkat edersek, din ve akıl kavramları arasında ısrarla bir ayırım yapmaya çalıştığını görürüz. Sürekli olarak, dinin yalnızca ön kabullere dayandığı, dogmatik olduğu, aklını kullanan insanların ise bu ön kabulleri aşmış kimseler olduklarını vurgular.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Bu son derece ucuz ve cahilce bir aldatmacadır. Din, akıl vesilesiyle anlaşılabilir. Kur’an’a göre, iman eden insanlar akıl sahipleridir; inkâr edenler ise akledemeyen kişilerdir. Bu sebeple pek çok ayetle insanlara akıllarını kullanmaları ve düşünmeleri yönünde çağrı yapılır. Kur’an’ın insanlardan düşünmelerini istediği ise, hayatın anlamı, karşılaştıkları olayların nasıl ve neden olduğu konularıdır. Bu sorular, insanı olayların sıradan olmadığı gerçeğine götürür. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Mesela toprağa atılan tahta parçası görünümündeki bir tohumun bilinç ve akıl gerektiren bir iş yaparak canlanması ve büyümesi, kendisi için gerekli olan mineralleri topraktan ayrıştırarak alması, güneşe doğru filizlenmesi, yer altına doğru köklenmesi ve çeşitli ürünler vermesi başından sonuna kadar mucizevi aşamalardır. Burada gördüğümüz olay programlanmış bir olaydır ve bir programlayanı vardır. İşte O, tek ve en üstün güç olan Allah’tır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Kur’an’ın bize bildirdiği düşünce yöntemi kâinatın ve olayların nasıl işlediğini düşünmektir. İnsan bu şekilde hepsinin ardındaki Yaratıcıyı görebilir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">İnsan etrafındaki gerçekler üzerinde düşünmediği takdirde, dünyanın başıboş, sahipsiz ve tesadüflerle işlediğini zannedebilir. Allah’ın her şeyi yaratıp, sonra gökyüzünde bir köşeye çekilip-haşa- olayları izlediğini düşünen kişiler vardır. Bu sapkın düşünce, zaman içinde kişiyi Allah’ın varlığını inkâra sürükler. <em>“Eğer kâinattaki düzen tesadüflerle işliyorsa, ilk ortaya çıkışı da tesadüfen olmuştur” </em>diye düşünebilir. Çevresinde hak dine değil de pagan dinlerine inanan kişiler de varsa, onların da etkisiyle içinde bulunduğu cahilliği, tam aksine akıllılık olarak düşünmeye başlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">İman, sadece kalpte hissedilen bir duygu değil; akılla beslenip derinleşen bir idraktir. İnsan düşündükçe, sorguladıkça ve kendini hesaba çektikçe iman kök salar, sağlamlaşır. Nitekim Peygamberimiz(asm),<em> “Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır”</em> buyurarak, gerçek aklın sadece bilmek değil, hayatı doğru okumak ve ona göre yaşamak olduğunu hatırlatır. Bu yüzden iman; aklın rehberliğinde insanı sorumluluğa, farkındalığa ve istikamete götürür. Düşünmeden yaşanan bir inanç yüzeyde kalır; fakat tefekkürle beslenen iman, insanın hem kalbini hem hayatını dönüştüren bir hakikate sürükler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Hakikati arayan akıl sahipleri için Allah’ın delilleri her yerdedir. Akıl, Allah’ı bilir! Göklerin ve yerin kusursuz düzeni, gece ile gündüzün hiç aksamayan dönüşü, kâinattaki tesadüfle açıklanamayacak kadar anlamlı denge, akıl sahipleri için kalbi uyandıran, insana sorumluluğunu hatırlatan işaretlerdir. Yaratılış üzerine düşünen insan, bu düzenin boşuna olmadığını kavrar ve kalbinde hem hayranlık hem de sorumluluk hissi doğar. <em>“Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın"</em> sözü, hem bir teslimiyet hem de bir bilinçtir; insanı kibirden uzaklaştıran, onu kulluğun hakikatine yaklaştıran bir fark ediştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">&nbsp;“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler (deliller) vardır. Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” ( Al-i İmran Suresi, 190-191) </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Elif E. Bayraktar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Zafer Bilim ve Araşırma Dergisi, Haziran</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 07:47:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Konuşmasının Kodları</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglunun-konusmasinin-kodlari-1026</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglunun-konusmasinin-kodlari-1026</guid>
                <description><![CDATA[Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Konuşmasının Kodları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evet aylardır beklenen oldu ve ''Mutlak Butlan '' beklentileri yargı kararı ile en azından tedbirli olarak birinci mahkemede kararlaştırılınca bir önceki genel başkanı sayın Kılıçdaroğlu da tekrar partisinin başına geçti ve ilk konuşmasını CHP Genel Merkezi önünde yaptı...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Günler öncesinden ilan ettiği ve '' gerçekleri size anlatacağım '' diyerek konuşması ile alakalı merak uyandırıcı mesajlar veren Kemal Kılıçdaroğlu ne dedi diye sorabiliriz?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evet Sayın Kılıçdaroğlu iki net mesaj ve bir öz eleştiride bulundu...Neden iki mesaj ve bir öz eleştirisi dedim?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Aslında öz eleştiriyi de iki tane tutması lazımdı...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Birinci mesaj ve bana göre de en önemlisi '' Artık çaldırmayacağım '' mesajı idi...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Allah için birazdan ağır eleştireceğim FETÖ mevzusu hariç bu çaldırmayacağım hususunda sayın Kılıçdaroğlu sonuna kadar haklı ve biraz da güven vericidir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü Kemal beyi ne kadar beceriksizlikle suçlasanız da ona hırsız veya çalıyor denmemiştir bildiğimiz kadarı ile...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bilhassa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında ki Asrın en büyük yolsuzluk, rüşvet ve irtikap davası başta olmak üzere diğer büyükşehirlerde ki CHP’li belediye başkanlıklarının yaptığı hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet ve gayri ahlaki yaşantılardan sayın Kılıçdaroğlu beridir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu mevzuda Kemal beyin hakkını verelim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunları yapanları kendi devrinde partiye alıp görevlendirdiği içinde özür dilemesi, tabanından helallik istemesi tutarlı ve onurludur...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ama aynı şeyleri FETÖ ajanları hususunda yaptığı öz eleştiriyi kabul etmek mümkün değildir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yiğidi öldür hakkını ver diye bir ata sözümüz var.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kemal beyin haklı olduğu mevzuyu söylememiz haksız olduğu mevzuda eleştirimize, tenkidimize mâni olmamalıdır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evet Sayın Kılıçdaroğlu '' FETÖ ajanlarını fark etmediğim için beni affedin '' ya da '' özür dilerim '' demesinin bir manası yoktur...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü Kemal bey FETÖ ile işbirliğini kendisinin partiden attığı Birgül Ayman Güler, Yılmaz Ateş, Mehmet Sevigen, Metin Feyzioğlu, Ümit Kocasakal gibi milli CHP’lilerin de ta 2014’ler de ve sonralarında belirttikleri gibi bizzat kendisi yapmıştır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">17-25 Aralık 2013 de ki emniyet ve yargı susturuculu darbe teşebbüsüne tam destek vermiştir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Gezi Vandalizmine ( ki bizzat FETÖ’cü polisler Gezi Parkında gençleri biber gazı ile ezmeye çalışmışlardır) tam destek vermiştir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kemal bey hangi FETÖ ajanlarından bahsediyor?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">17-25 Aralık öncesinde FETÖ’cü Faruk Tabanlarla Washington DC de bizzat buluşup 17-25 Aralık darbe teşebbüsü hakkında bilgilendirilip beraberce milli iradeye ve onun lideri sayın Recep Tayyip Erdoğan a saldırmıştır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">30 Mart 2014 mahalli seçimlerine bizzat FETÖ ile beraber hazırlanıp FETÖ argümanları ile Darbeye destek vermiştir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">En hazini de 15 Temmuz 2016 FETÖ alçak silahlı darbe teşebbüsüne '' kontrollü darbe '' diyerek FETÖ ağzı ile alınan DEVLET TEDBİRLERİNE başta OHAL &nbsp;( Olağan üstü Hal ) uygulamalarına ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerle FETÖ mensuplarının devlet içinden temizlenmesine yine bizzat kendisi karşı çıkmıştır...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Şayet bunlardan da bir nedamet duyuyorsa diğer konularda olduğu gibi bunlar için de özür dileyip bir öz eleştiri yapabilmelidir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">O zaman tam bir arınmadan söz edilebilir belki...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">FETÖ dışında ki olumlu öz eleştirilerini kabul edebiliriz ama FETÖ mevzusunda yeterli bir öz eleştiri yoktu konuşmasında Kemal beyin...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu hususta yeni bir tavzih ya da öz eleştiriye ihtiyaç duyulacağını düşünüyorum önümüzde ki günlerde...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 May 2026 12:44:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kulluğun Özündeki Hakikat</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kullugun-ozundeki-hakikat-1025</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kullugun-ozundeki-hakikat-1025</guid>
                <description><![CDATA[Kulluğun Özündeki Hakikat]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hac, insanın sadece bir yolculuğa değil; kendi kalbine, aczine ve Rabbine yöneldiği önemli bir kulluk çağrısıdır. Milyonlarca insanın aynı kıyafetle, aynı duayla, aynı teslimiyet içinde buluşması dünyanın geçici makamlarını, farklılıklarını ve üstünlük iddialarını anlamsız hâle getirir. Hac, insana bu dünyada yolcu olduğunu hatırlatan, kalbi arındıran, nefsi terbiye eden ve Allah’a yakınlaşma arzusunu büyüten eşsiz bir ibadettir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hac, belli bir yeri, belirli bir zamanda, belli hareketlerle ziyaret etmek anlamındadır. Belli yer; Kâbe ve Arafat, belirli zaman; Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayının ilk 10 günüdür. Belli hareketler ise; Kâbe’yi tavaf, Arafat’ta vakfe, sa’y gibi hacca özel kurallardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Rabbimiz, Kur’an’ın, <strong>"Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev’i haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkâr ederse, şüphesiz, Allah âlemlere karşı muhtaç olmayandır”</strong> (Ali İmran Suresi, 97) ayetiyle haccı farz kılar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Afra’ b. Hâbis Peygamberimiz (asm)’a sorar<em>: “Ya Resûlullah hac her sene midir, yoksa bir tek kere midir?”</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Resûlullah (asm) şöyle buyurur: <em>”Bir tek keredir. Kimin gücü yeterse nafilesini yapar.”</em> [İbn Mâce, Menâsik 2/2886]</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’a ve ahirete yönelmiş olan kul, hayatını gerçek dostunun rızasına uygun olarak şekillendirir. Allah’tan uzak yaşamak ise heva ve heveslerin sürüklediği yolu görememektir, körlüktür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Amaçsız yaşayan insan etrafındakileri hoşnut etmeyi hedeflediği için, adeta tiyatro sahnesinde gibi kendisinden beklenen rol ne ise onu üstlenir. Doğallık, dürüstlük ve samimiyet fıtratına ve vicdanına en uygun olandır ancak o amaçsızca, azap içinde adeta ölü gibi yaşar; yalnızca yaşar. Allah’ın dilemesiyle hacca niyet etmek, işte bu ölü gibi ruhun dirilişine ilk adımdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hac yolculuğu, ölmeden önce ölmeye hazırlıktır. İnsan dünyevi olan her şeyden vazgeçer, tüm bağlılıklarından sıyrılıp yalnızca Allah’a yönelirse kurtuluş bulabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hac, şükrü artırır. Allah’ın, Katından cömertçe bahşettiği iman, sağlık gibi maddi ve manevi nimetlerin şükrüdür hac. Yeryüzünün her köşesinden hacca gelen inananlar, hacda en kârlı alışverişi yapar, manevi kârla ülkelerine geri dönerler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Farklı coğrafyalardan, farklı renklerde ve farklı dillerdeki Müslümanlar, kutsal toprakların manevi havasını birlikte solur, kardeşliklerini pekiştirirler. Görünümleri farklı olsa da aynı duyguları ve aynı coşkuyu taşır, birlik ve beraberliği yaşarlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih eder; O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur"</span></span></strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> buyrulur Kur’an’da. Hacda insanlar, evrendeki bu tesbihe katılırlar. Beyaz giysileriyle insanların Kabe’yi tavaf anı muhteşem bir manzaradır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dünya giysilerinden soyunan insan, girdiği ihramın kendisi için takva elbisesi olmasına niyet eder. Bu umutla gönülden bağışlanma diler, nasuh bir tevbe eder. Yeniden eski hatalarına dönmemek için Rabbine yönelir içten dua eder.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hac ibadeti tamamlandığında Hac kurbanları (Hedy) kesilir. İhramlı olduğu süre içinde ot koparması dahi yasak olan mümin, Allah’a bağlılığının göstergesi olarak ve hac ibadetini yerine getirebildiği için şükür amacıyla kurban keser.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kurban, kelime anlamı gibi Allah’a yakınlaştıran bir ibadettir. Tam bir teslimiyet ve itaatle, çok sevdiği oğlunu Allah için feda edebilen İbrahim (as)’ın mübarek anısıdır. Kurban, kendimiz ya da sevdiklerimiz aleyhine de olsa Allah’ın emirlerini yerine getirmektir. Allah için O’nun adına, O’na yakınlaşmak amacıyla, O’nun dışındaki her şeyi kurban etmektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan ibadetlerini, Allah karşısındaki aczini, muhtaçlığını ve faniliğini düşünmeden, sadece alışkanlıkla yerine getirmemeli. Çünkü ibadet, sıradan bir ritüel değil, kulun Rabbiyle kurduğu samimi bağın en derin ifadesidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hac da kurban da insanın kalbini dünyaya bağlayan perdeleri aralayarak ona kulluğunu hatırlatır. İhrama giren insan; makamını, unvanını, zenginliğini geride bırakıp Rabbine yönelirken aslında aciz bir kul olduğunu yeniden fark eder. Kurban kesen insan ise sadece bir hayvanı değil; nefsindeki bencilliği, tutkuyu ve Allah’tan uzaklaştıran yönleri de teslim etmeye niyet eder.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sonuç olarak; her ibadet gibi hac da kurban da yalnızca şekil olarak yerine getirilen vazifeler değildir. Allah’ın hoşnut olması dilenerek samimiyetle, teslimiyetle ve şuurla yapılır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur’an’ın ifadesiyle; Allah’a ulaşan ne kesilen kurbanın eti ne de kanıdır; O’na ulaşan, kulun takvası, niyeti ve ihlasıdır. Kulluğun özündeki hakikat ve ibadetlerin ruhunu diri tutan işte bu bilinçtir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kurban Bayramınız mübarek ve hayırlara vesile olsun.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 00:42:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakikatten Saptırma Çabası</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hakikatten-saptirma-cabasi-1024</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hakikatten-saptirma-cabasi-1024</guid>
                <description><![CDATA[Hakikatten Saptırma Çabası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Onlar, kendilerinin inkâra sapmaları gibi sizin de inkâra sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız... (Nisa Suresi, 89)</span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnkârcılar her dönemde menfaatleri gereği birlik olurlar. Birlikte hareket etmelerinin asıl amacı, Allah'ın beğendiği üstün özellikler olan fedakârlığın, samimiyetin, dürüstlüğün, vicdanın ve adaletin, kısacası güzel ahlâkın hâkim olması için çaba gösteren müminleri engellemektir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü Kur’an ahlâkının yaşanması, bu kişilerin çıkar düzenlerini ve dünyevi hırslarını sınırlandıracaktır. Bu yüzden, dindar insanların çoğalmasını engellemek için büyük çaba gösterirler. Sadece kendileri yanlışta kalmakla yetinmez; dürüst ve vicdanlı insanların da kendi yollarına katılmasını isterler. İnsanların hakikatten uzaklaşmasını, yalnızca menfaatlerini düşünen, nefsinin bencil arzularının peşinden sürüklenen kimselere dönüşmesini amaçlarlar. Çünkü iyiliğin çoğalması, kurdukları çıkar düzeninin zayıflaması demektir.</span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur’an’da Mümtehine Suresi, 2. ayette haber verildiği gibi kâfirler, müminleri ele geçirecek olursa düşman kesilirler. Ellerini ve dillerini kötülükle müminlere uzatırlar. Onlar müminlerin inkâr etmesini içten arzu ederler. </span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eğer iyi insanları kendi saflarına katamazlarsa, bu defa da onları çeşitli yöntemlerle iyi ve hayırlı işlerden alıkoymaya çalışırlar. Alay etme, küçük düşürmeye çalışma, dağıtmak için uğraşma, iftira atma, yurtlarından sürme ya da ölümle tehdit etme gibi birçok yöntemi denerler. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kalpleri kararmış, acıma duygusunu yitirmiş, insanî değerleri hiçe sayan, zulmü yol edinen kimselerin kötülüklerine son vermek için, vicdan sahibi samimi inananların, kötülüklere karşı mücadele içinde olmaları gerekir. Allah, <strong>“…(birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.</strong> (Enfal Suresi, 73) buyurarak müminlerin birbirlerine yardım etmemeleri durumunda yeryüzünde bozgunculuk olacağına dikkat çeker.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu, müminler için çok önemli vicdani bir sorumluluktur. Gerçekten vicdan sahibi olan insan, iyilikten yana çaba içinde olmalıdır. Müminler, zalimle mücadelede birlikte hareket etmeli, kararlılıkla tavırlarını ortaya koymalıdırlar. Çekimser ve duyarsız kalmak, kötülerin tarafına geçmek demektir. Yaşanan dönem, insanın kendi çıkarları için değil, diğer insanlar için de ciddi bir çaba gösterme zamanıdır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulme karşı onurlu bir mücadele içinde olmak yerine, Müslümanların birbirleriyle çekişmeleri büyük bir yanılgıdır, vakit kaybıdır. <strong>“…</strong></span></span><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider…”</span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">(Enfal Suresi, 46) buyruğuyla Allah, samimi insanların birbirleriyle tartışmaları durumunda, zamanın yanı sıra güç kaybına da uğrayacaklarına dikkat çeker.</span></span></strong><strong> </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Peygamberimiz(asm)’ın Veda Hutbesi’nde müminlere yaptığı en büyük hatırlatmalardan biri kardeşlik hakikatidir. O mübarek hitabında; <em>“Müslüman Müslümanın kardeşidir…”</em> buyurarak, ümmet olmanın yalnızca aynı dine inanmak değil; aynı sevgi, merhamet ve dayanışma ruhunda birleşmek olduğunu bildirmiştir. Çünkü iman, insanları birbirine bağlayan en güçlü bağdır. Irkı, makamı, dili ve coğrafyayı aşan bu bağın kaynağı ise Allah sevgisidir. Allah’ı seven bir kalp, O’nun kullarına karşı da sevgi, şefkat ve muhabbet besler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Müminlerin kalplerini doldurması gereken bu kardeşlik şuuru; kırmayı değil onarmayı, ayrılığı değil birlik olmayı, bencilliği değil paylaşmayı öğretir. Bir mümin, kardeşinin acısını kendi acısı gibi hissedebilmeli; sevincine samimiyetle ortak olabilmelidir. Çünkü aynı kıbleye yönelen, aynı Rabbe dua eden insanlar arasında kin, haset ve düşmanlık barınmamalıdır. Kalplerde büyütülen sevgi, toplumun huzuruna; birlik ruhu ise ümmetin kuvvetine dönüşür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün insanlığı en çok yoran şeylerden biri yalnızlık, sevgisizlik ve parçalanmışlıktır. Oysa İslam’ın inşa ettiği kardeşlik anlayışı, insanı hem manevi olarak güçlendirir hem de toplumu ayakta tutar. Müminler birbirine güven veren, mazlumların yaralarını saran, dua ile destek olan bir gönül bağı kurduklarında gerçek birlik ruhu ortaya çıkar. Böyle bir toplumda insanlar birbirinin kusurunu araştırmaz; affetmeye, anlamaya, istişareye ve iyilikte yarışmaya gayret eder.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Veda Hutbesi’nde verilen bu emanet, asırlar üstü bir çağrıdır. Müslümanlar kalplerini dünya menfaatlerinin değil, Allah rızasından doğan sevginin etrafında birleştirmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çünkü birlik; aynı yerde bulunmak değil, aynı hakikatte buluşabilmektir. Orada birleşen gönüller ise dağılmaz, kırılmaz ve karanlık zamanlarda birbirine ışık olur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 22:18:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir 19 Mayıs Yazısı</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bir-19-mayis-yazisi-1023</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bir-19-mayis-yazisi-1023</guid>
                <description><![CDATA[Bir 19 Mayıs Yazısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">107 yıl önce bugünler. Bir tarih yazılmaya başlanmıştı... İzmir, Yunan işgali ile kahrolurken aynı saatlerde Payitaht ’ta, Müslümanların Halifesi <strong>Vahdeddin Hanın Yaveri Mirliva Mustafa Kemal Paşa</strong>’da, Padişah’ın emir ve himayelerinde Bandırma Vapuru ile Samsun’a 3 gün sürecek bir yolculuğa çıkıyordu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Fahri Yaver Hazreti Şehriyarı Mirliva <strong>Mustafa Kemal’in resmi vazifesi 9.Kıt'a müfettişi olarak Anadolu’da silah bırakmayan Türk Anasırının elinden silah almak ve Mondros’ta ilan edilen ateşkesin şartlarına uymasını sağlamaktı…</strong> &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Zira İngilizler bir durumdan müşteki idiler… Bilhassa Karadeniz de silah bırakmayıp, orada işgalcilerle iş birliğinde bulunan Rum isyancısı köylere, bu dağınık ama ellerinde silah olan Türk Milisleri baskınlar yapıyor ve ciddi zararlar veriyorlardı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Yani Resmi vazifesine göre İngiliz İşgal Kumandanı General Harrington ve Yüzbaşı J.G Bennett’in vizesi ve Padişah’ın emri ile Mirliva Mustafa Kemal, bu isyancı Türk Milislerinin elinden silahlarını almaya ve azınlık köylerinde ki Rumları bir nevi kurtarmak üzere yola çıkıyordu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Zaten başka bir vazifelendirmeye İngilizler tabii ki izin vermez müsaade etmezlerdi.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Niye etsinler ki!.. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Amaçları zaten Anadolu’yu silahsızlandırıp bölüp parçalayarak teslim almaktı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Yani Gazi’nin Samsun’a gönderiliş sebebine resmen baktığınız da görev bu idi... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Peki, başka kimler vardı bu Bandırma Gemisinde? </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Generaller vardı... Binbaşı Arif bey ( Ayıcı Arif ), Hüsrev Gerede, Kazım Dirik (O dönemin Kurmay Başkanı ) gibi toplam 48 Subay ve Er vardı… </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Binek hayvanları ve Halife Vahdeddin Han tarafından verilmiş çok yüklü miktarda Altın vardı. Subayların en az 3 aylık maaşları peşin ödenmişti.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Hepsi bir yana Halife Sultan Vahdeddin Han’ın tüm yetkileri Sakarya’dan Van’a Tebriz’e kadar Mirliva Mustafa Kemal Paşa’ya verilmişti!.. &nbsp;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu üzerinde çok durulması gereken bir mevzudur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Türk tarihinde bir Sultanın yetkileri bu şekilde sadece üç paşaya verilmiştir… &nbsp;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Bunların 1. si Köprülü Mehmet Paşa, 2. si Tarhuncu Ahmet Paşa ve sonuncusu ise Mirliva Mustafa Kemal Paşa… &nbsp;&nbsp;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Neydi bu yetkiler?&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çok geniş yetkilerdi bunlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bir Padişahta bulunan ne kadar yetki varsa bu üç paşaya verilmiştir. İlk ikisi yani Köprülü Mehmet Paşa ile Tarhuncu Ahmet Paşa zamanında çocuk padişahlar ve kadınlar yönetimde olduğu için bu yetkiler verilmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Pekiyi Mustafa Kemal Paşa ya neden bu yetkiler verilmiştir ve nedir bu yetkiler? </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Padişah İstanbul’da tam anlamı ile İngilizlerin esareti altındadır. &nbsp;Anadolu’ya çıkamaz. Çıktığı anda, İstanbul Payitaht olmaktan çıkacaktır… Sadece fiilen değil, Resmen de düşecektir… O yüzden tek yetkili bir vekile yetkilerini devretmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Bu yetkilere göre Sakarya’dan- Van’a kadar tüm askeri ve sivil mülki erkan Mustafa Kemal Paşaya tabidir.&nbsp; Onun sözü sultanın sözüdür! Yani Mirliva Mustafa Kemal tamamen Padişahın bilgisi ve himayesi dahilinde Samsun’a çıkmıştır.. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Yani bize ilkokulda okutulan öğretilen palavralarda ki gibi “Pusulası kırık, kendisi dökük ve su alan bir vapurla” kaçarak Samsun’a çıkmamıştır Mustafa Kemal Paşa! </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Dönemin en iyi, en sağlam gemisi ve içerisinde 48 subay ve diğer görevlilerle bir Devlet görevi olarak Samsun’a yola çıkmıştır... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şimdi yola çıkmadan önce biraz da 16 Mayıs evveline bakalım, acaba ne gibi gelişmeler yaşanmıştı İstanbul’da.. Hem de söylediklerimize müstenit kılalım… &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>30 Nisan 1919:</strong> Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu Müfettişliği ’ne tayin emri, o zamanın Resmi Gazete ’sinde yayınlandı. Harbiye Nazırlığı ( Savaş Bakanlığı ), aynı gün Başbakanlıktan Samsun, Sivas, Van, Trabzon ile Erzincan’daki mülki memurların Mustafa Kemal Paşa tarafından yapılacak olan tebligata uymaları konusunda bir tamim çıkartılmasını istedi. Mustafa Kemal Paşa’da yine o gün, Samsun’a götüreceği karargâh mensuplarının isimlerinin yer aldığı taslak listeyi Savaş Bakanlığı’na sundu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>6 MAYIS 1919:</strong> Harbiye Nazırı ( Savaş Bakanı ) Şakir Paşa, Mustafa Kemal Paşa’ya Samsun’daki göreviyle ilgili bir talimatname verdi. Paşa, o gün Savaş Bakanlığı’ndan bazı diplomatik yazışmaların kopyasını ve altı adet mühür kazdırılmasını istedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>9 Mayıs 1919:</strong> Mustafa Kemal Paşa, Sivas’taki 3. Kolordu Kumandanlığına bir telgraf çekerek, birkaç gün sonra Samsun’da olacağını yazdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>13 Mayıs 1919:</strong> Mustafa Kemal Paşa, Basın-Yayın Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yollayarak, Genelkurmay’da ertesi gün bir toplantı planladığını ve Samsun yolcularının toplantıdan haberdar olabilmeleri için toplantının günlük gazeteler vasıtasıyla duyurulmasını istedi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>13 Mayıs 1919:</strong> Savaş Bakanlığı’na bir yazı gönderen Mustafa Kemal Paşa, görevinin “seferi olması” dolayısıyla üç aylık tahsisatının peşin verilmesini, beklenmeyen masraflar için bir miktar ödeme yapılmasını ve iki binek otomobili tahsis edilmesini talep ederken, bu işlemlerin bir haftadır neticeye bağlanmamış olmasından yakındı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>13 Mayıs 1919:</strong> Karadeniz, fiilen İngiliz donanmasının işgali altında bulunduğu için Boğazlar’dan ancak İngiliz vizesi ile çıkılabiliyordu. 23 karargâh mensubu ile 25 erden oluşan liste 9. Ordu Müfettişliğinin kurmay başkanı Albay Kazım Bey tarafından mühürlenerek, vizelerin alınması için Savaş Bakanlığı’na gönderildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>14 Mayıs 1919:</strong> Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a bir telgraf çekti, “Cuma günü öğleden sonra Bandırma Vapuruyla hareket edeceğini” söyledi ve geçici olarak kalabilecekleri bir yer temin edilmesini istedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>15 Mayıs 1919:</strong> İstanbul’daki İngiliz İrtibat Kumandanı Binbaşı Millingen, Samsun’a gidecek olan 48 kişi ile “altı adet değerli at” tan ibaret olan listeyi 15 Mayıs’ta tasdik etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>15 Mayıs 1919:</strong> Mustafa Kemal Paşa, Yıldız Sarayı’nda Sultan Vahdeddin ile görüştü. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>16 Mayıs 1919:</strong> İngiliz İrtibat Subayı Yüzbaşı John Godolphin Bennett, bir gün önce onaylanan isimlerin yazılı olduğu kâğıtların arka sayfasına vize damgalarını bastı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>16 Mayıs 1919:</strong> Mustafa Kemal Paşa, öğle saatlerinde Yıldız Sarayı’nda Sultan Vahdeddin ile son defa görüştü. Oradan Şişli’deki evine geçip annesiyle ve kız kardeşiyle vedalaştı, daha sonra Galata rıhtımına gitti bir motorla Bandırma Vapuruna bindi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>19 Mayıs 1919:</strong> Bandırma Vapurunun yolcuları sabahın erken saatlerinde Samsun’a vardılar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Evet, gördüğümüz gibi Samsun’a bir Osmanlı Paşasının çıkışı, tamamen Osmanlı Devleti’nin bir politikası ve resmi görevlendirilmesidir. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şimdi, Samsun’a intikalden sonra neler yaşandı? Millî Mücadele nasıl gelişti? Amasya Havza Tamimleri Sivas ve Erzurum Kongreleri ve Ankara’ ya varış… &nbsp;Meclis açılışı… Bunlar hep yeni yazı veya yazıların konusudur !</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 May 2026 14:53:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bereket Hayatınızdan Çekilirse</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bereket-hayatinizdan-cekilirse-1022</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bereket-hayatinizdan-cekilirse-1022</guid>
                <description><![CDATA[Bereket Hayatınızdan Çekilirse]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İmam-ı Gazzâlî’nin asırlar öncesinden gelen uyarısı bugün kulaklarımızda daha yüksek çınlıyor:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Bereket hayatınızdan çekilirse, çuval dolusu paranızla aç gezersiniz.”</span></span></em></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Modern insanın paradoksu tam da burada başlıyor. Kazanç artıyor, imkân çoğalıyor; fakat huzur azalıyor, yetme/yetinme duygusu kayboluyor. Evler dolu ama gönüller aç. Dolaplar taşmış, sofralar bereketsiz. Çünkü bereket, sayıların değil anlamın, niyetin ve şükrün eşlik ettiği bir hâldir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bereket çokluk değildir. Azın yetmesi, yetenin de taşmasıdır. Aynı maaşla birinin ayı huzurla kapatması, diğerinin elindekinin ay ortasında tükenmesi bu yüzdendir. Matematik aynı, fakat bereket yoktur. Çünkü bereket, Allah’ın ikramıdır; kulun şükrü ve kanaatiyle çoğalır, hırsıyla çekilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kanaat neredeyse kaybolan bir erdem. Çağımızda “eksiklik” gibi sunuluyor. Daha fazlasını hırsla istemeyen insan, sistemin gözünde başarısız sayılıyor. Oysa kanaat, yoksulluğun değil; nefsine sınır çizebilmenin adıdır. Sahip olduklarıyla şükredebilen insan, sahip olamadıklarının esiri olmaz. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kanaatin olmadığı yerde servet yük olur. İnsan ne kadar çok şeye sahipse, o kadar çok şeyin kaygısını taşır. Evler büyür, dertler genişler; eşyalar çoğalır, kalp daralır. Kanaat ise kalbi ferahlatır. Azla yetinen, çokla imtihan edilmez.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Servet: Sahip Olmak mı, Sahibi Olunmak mı?</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Servet, başlı başına ne hayırdır ne de şer. Onu hayra da şerre de dönüştüren, sahibinin niyetidir. Servet, insanın elinde bir emanet olarak durduğunda kıymetlidir; kalbine yerleştiğinde ise felakete dönüşür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün nice insan “zengin” ama güvende değil. Kazandığını koruma telaşı, kaybetme korkusu, yetmeme endişesi… İşte Gazzâlî’nin dediği açlık tam da budur: Midenin değil, kalbin açlığı. Bereket çekildiğinde, servet doyurmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şükür bereketin kapısıdır. Sadece dilde kalan bir teşekkür değildir. Şükür, nimeti yerinde kullanmak, paylaşmak ve nimetin sahibini unutmamaktır. Şükür arttıkça bereket artar; şikâyet çoğaldıkça bereket azalır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanın hayatında, <em>“Yetiyor”</em> diyebildiği her an, bereketin izidir. Şükür, nimeti çoğaltır; nankörlük nimeti sıradanlaştırır. Aynı sofrada biri doyar, diğeri doymaz; fark mide değil, şükürdür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kanaat elindekiyle geçinmek demektir aslında, yetinmek değil. <strong>"Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru"</strong> (Bakara Suresi, 201) ayetindeki duayla inananlar, Allah’tan servet ve zenginlik isterler. Ancak bu istek nefsani tutkularını tatmin etme amacı taşımaz. Onlar serveti, Hz. Süleyman gibi Allah’a yakınlaşmak, dini anlatmada güçlü ve etkileyici olabilmek için isterler. O halde duamız Allah yolunda harcamak için kullanacağımız ve şükretmemize vesile olacak bir zenginlik olmalı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Belki de bugün sormamız gereken soru şudur:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ne kadar kazandık değil, neyi kaybettik?</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kaybettiğimiz bereketse; daha çok çalışmak değil, daha çok şükretmek gerekir. Daha fazla biriktirmek değil, daha fazla kanaat etmek… Çünkü Gazzâlî’nin işaret ettiği hakikat hâlâ geçerlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bereket gittiğinde, servet insanı doyurmaz. Ama bereket varsa, az bile çoktur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya/Hanımefendi Dergisi, Mayıs</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 00:02:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP Diktasının, 2000 Yıllık Demografik Anadolu Kültürünü Tahribatı</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/chp-diktasinin-2000-yillik-demografik-anadolu-kulturunu-tahribati-1021</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/chp-diktasinin-2000-yillik-demografik-anadolu-kulturunu-tahribati-1021</guid>
                <description><![CDATA[CHP Diktasının, 2000 Yıllık Demografik Anadolu Kültürünü Tahribatı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Türkiye’de 1923 yılında Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar geçen süreçte, özellikle Türkçe kökenli olmayan, “yabancı”, “uygunsuz” veya “karışıklığa yol açan” yerleşim yeri isimlerinin Türkçeleştirilmesi politikası kapsamında yaklaşık 28.000 civarında yer adının değiştirildiği tahmin edilmektedir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu değişikliklerin büyük bölümü 1940-2000 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Resmî kayıtlara göre yalnızca 12.211 köy ve kasabanın adı değiştirilmiştir. Bunun dışında dağlar, nehirler, vadiler, yaylalar ve mezralar da yeni isimler almıştır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu değişiklikler yalnızca haritaları değil, Anadolu’nun kültürel hafızasını da dönüştürdü…CHP, uydurukları propaganda eğitimleri ile bizi Man kurtlaştırdı ve biz artık geçmişimizi göremez olduk.2000 yıldır bu topraklarda yaşayan Romalılarız ama CHP 2000 yıllık tarihi yer adlarını bile kazıdı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çünkü,&nbsp;bir yer adı bazen o bölgede yaşamış halkların dili, dini, tarihi ve yaşam biçiminin son izi olabilir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan bu süreç, özellikle 1949 yılında çıkarılan 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu ile sistematik hale getirildi. İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan komisyonlar, “Türkçe olmayan” veya “uygunsuz görülen” isimleri inceleyerek yeni isimler belirledi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Değişikliklerin en yoğun yaşandığı bölgeler;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Doğu Anadolu,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Güneydoğu Anadolu,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Doğu Karadeniz oldu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çünkü bu bölgelerde Ermenice, Kürtçe, Rumca, Lazca, Gürcüce, Arapça ve Süryanice kökenli yer isimleri oldukça yaygındı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şehir ve İlçe İsimlerinden Örnekler;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Diyarbekir → Diyarbakır (1937): “Diyarbekir”, Arapça “Diyar-ı Bekr” yani “Bekr Kabilesinin Diyarı” anlamına gelir. 1937’de yazım Türkçeleştirilerek “Diyarbakır” yapıldı. Aynı zamanda “bakır” kelimesiyle ilişkilendirilerek yeni bir millî CHP uyduruk masalı bir anlatı oluşturuldu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kırkkilise → Kırklareli (1924): Osmanlı dönemindeki “Kırkkilise” adı, bölgede bulunan çok sayıdaki kiliseye gönderme yapıyordu. Cumhuriyet döneminde dini çağrışımı azaltmak amacıyla isim “Kırklareli” olarak değiştirildi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">El Aziz → Elâzığ (1937): Şehrin Osmanlı dönemindeki adı “Mamuretülaziz” idi: “Aziz’in imar ettiği yer” anlamına gelir. Daha sonra halk arasında “El Aziz” olarak kısaldı. 1937’de Atatürk’ün önerisiyle Türkçeleştirilmiş biçimi olan “Elâzığ” kabul edildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çölemerik → Hakkâri: “Çölemerik” adı Kürtçe ve Ermenice etkiler taşıyan eski bir bölge ismiydi. Zamanla Osmanlı’daki idarî isim olan “Hakkâri” resmî hale getirildi. Osmanlıdaki bu isim dönüşümünde;&nbsp;“Hakkâri” kelimesinin kökeninin “Hakkar” aşiretinden geldiği düşünülmektedir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bozok → Yozgat (1927): Osmanlı döneminde bölge “Bozok Sancağı” olarak bilinirdi. Cumhuriyet döneminde şehir merkezi adı olan “Yozgat” resmîleştirildi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">“Bozok”, Oğuz Türklerinin Bozok koluna gönderme yapan tarihî bir isimdi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şarki Karahisar → Şebinkarahisar (1924): “Şarki” doğu anlamına gelir. Bölge şap madeniyle ünlü olduğu için Farsça kökenli “Şebin” kelimesi eklenerek “Şebinkarahisar” adı kullanılmaya başlandı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hezex → İdil (1937): Şırnak bölgesindeki “Hezex” adı Kürtçe/Süryanice kökenlidir. Cumhuriyet döneminde bölgeye, özellikle Türkçe kadın ismi olan “İdil” adı verildi..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Megri → Fethiye: Muğla’daki eski Rum yerleşiminin adı “Megri” idi. Yunanca “Makri” kelimesinden gelir: “Uzun” veya “uzak yer” anlamındadır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">1914 yılında şehit pilot Fethi Bey’in anısına “Fethiye” adı verildi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ayasluğ → Selçuk: “Ayasluğ” adı Bizans dönemindeki “Hagios Theologos” isminden türemiştir. Aziz, Aya Yuhanna’ya gönderme yapar.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Cumhuriyet döneminde bölgeye, yine Türk tarihini vurgulayan “Selçuk” adı verildi..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Köy ve Belde İsimlerinden Örnekler:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Norşin → Aydınlar → Güroymak</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bitlis’teki Norşin’in adı önce “Aydınlar”, daha sonra “Güroymak” oldu..</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">“Norşin” Ermenice kökenlidir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">“Nor” = yeni</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">“Şen” = köy / yerleşim</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Yani “Yeni Yerleşim” anlamına gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kivax → Mağara:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şırnak-İdil bölgesindeki Kürtçe/Süryanice kökenli “Kivax” adı Türkçeleştirilerek “Mağara” yapıldı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Harapşeref → Dirsekli: Eski isim Osmanlı ve Kürtçe etkileri taşırken, yeni isim tamamen coğrafi Türkçe bir ad olarak seçildi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hespist → Yarbaşı: “Hespist” Süryanice-Ermenice etkili eski bir isimdi. Yeni isim daha “Türkçe ve sade” kabul edilen “Yarbaşı” oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">---</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kızılkilise → Nazımiye: Tunceli’deki “Kızılkilise” adı bölgede bulunan eski kiliselere gönderme yapıyordu. Cumhuriyet döneminde “Nazımiye” olarak değiştirildi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Peki, İsimler Neden Değiştirildi?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte yeni CHP dikta devleti; "Hepimiz, Orta Asya dan At sırtında gelen Türkleriz!" uyduruk CHP masalı ile ortak bir ulusal kimlik oluşturmaya çalışıyordu. Bilerek çok kültürlü yapının ürünü olan çok dilli Osmanlı yapısından farklı olarak, yeni dönemde Türkçe merkezli, dönemin moda siyasetine özgü faşist bir kimlik inşa edildi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu nedenle de;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ermenice,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Rumca,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kürtçe,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Lazca,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Gürcüce,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Süryanice,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Arapça kökenli isimlerin önemli bir bölümü değiştirildi…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Uyduruk sebepler türetilerek; bazı isimler “yabancı” bulundu. Bazıları “ayrılıkçı çağrışım” taşıdığı gerekçesiyle değiştirildi. Bazıları ise dini çağrışımlar içerdiği için kaldırıldı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ama, Günümüzde Eski İsimler yine de Halk arasında Yeniden Yaşıyor!</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">2000’li yıllarda Avrupa Birliği uyum süreci ve demokratikleşme tartışmalarıyla birlikte bazı eski isimlerin yeniden kullanılmasına izin verildi. Özellikle yerel halk arasında;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Dersim,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Amed,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Norşin,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hezex,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Potamya,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Lazistan gibi isimler günlük yaşamda yaşamaya devam etti…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bugün Türkiye’nin birçok bölgesinde insanlar iki isim kullanır: biri resmî haritalardaki isim, diğeri tarihi ataların hafızadaki isimdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çünkü bir coğrafyanın adı değişebilir. Ama insanların belleğindeki adı bazen yüzyıllarca yaşamaya devam eder.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 23:58:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Canlı Taşın Tefekkür Daveti</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/canli-tasin-tefekkur-daveti-1020</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/canli-tasin-tefekkur-daveti-1020</guid>
                <description><![CDATA[Canlı Taşın Tefekkür Daveti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çöl, hayatın en zorlu sahnelerinden biridir. Su neredeyse yoktur, güneş kavurucudur, rüzgâr kumla birlikte sabrı da aşındırır. İşte tam bu şartlarda, insanın, <em>“Burada hayat olmaz”</em> dediği yerde, Lithops yaşar. Yaşamakla da kalmaz; ölçülü ve zarif bir hayat sürer.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Lithops, Güney Afrika ve Namibya’nın kurak bölgelerine has, Aizoaceae (buz çiçeğigiller) familyasından sıra dışı bir sukulenttir. Adı Yunanca lithos (taş) ve ops (görünüm) kelimelerinden gelir: “Taşa benzeyen” demektir. Bu isim bir benzetme değil, tam anlamıyla bir hayatta kalma stratejisidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Halk arasında canlı taş olarak bilinen Lithops, adını gerçekten hak eder. Çünkü o, hayatta kalmak için dikkat çekmeyi değil, kaybolmayı seçmiştir. Taşa benzeyerek var olur; görünmezliği bir korunma kalkanı hâline getirir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu sayede otçul hayvanlardan korunur, aşırı güneş ışığını doğrudan almaz, rüzgâr ve kum fırtınalarından minimum etkilenir. Yani Lithops, çölde hayatta kalmak için göze görünmemeyi seçmiştir. Bu, doğada nadir görülen ama çok etkili bir dirençtir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu, Allah’ın benzersiz yaratmasıyla bize sunduğu en çarpıcı derslerden biridir: Her varlık, hayatta kalmak için görünmek ya da ‘bağırmak’ zorunda değildir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Lithops’un iki etli yaprağı, çölde aylarca sürecek susuzluğa dayanabilecek şekilde yaratılmıştır. İçinde suyu tutar, dışarıya neredeyse hiç kayıp vermez. Öyle ki fazla su, bu bitki için bir lütuf değil, tehdittir. İnsanın, <em>“ne kadar çok, o kadar iyi”</em> zannına karşılık Lithops, “yeterince”nin hikmetini anlatır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Doğal ortamında aylarca hiç yağmur yağmayabilir ve Lithops bu süre boyunca tek damla suya ihtiyaç duymaz. Hatta ilginçtir, fazla su onu öldürebilir. Bu yönüyle Lithops, <em>“Hayat çoğundan değil, tam kararında olandan beslenir” </em>dedirten bir canlıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu bitkinin büyük kısmı toprağın altındadır. Yeryüzüne sadece küçük bir yüzeyini çıkarır. O yüzeyde ise yarı saydam bir pencere bulunur. Işık buradan içeri süzülür, fotosentez içeride gerçekleşir. Lithops, güneşle bile mesafeli bir ilişki kurar. Ne tamamen kaçar, ne de kendini yakar. Hayatla kurulan bu ölçülü temas, bir rastlantı değil, Allah’ın kâinatta yarattığı ince ayarlanmış düzenin bir parçasıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Lithops’un belki de en çarpıcı tarafı, yenilenme biçimidir. Her yıl, eski yapraklarının içinden yeni bir yaprak çifti doğar. Eski olan, içindeki tüm suyu ve özü yeniye aktarır; sonra yavaş yavaş yok olur. Dışarıdan bakıldığında bir çözülme, bir tükeniş gibi görünen bu hâl, aslında içeride sessiz bir doğumdur. Eskinin tükenişi, yeninin rızkı olur. Bu döngü, yaratılışın en yalın ama en derin hakikatlerinden birini müjdeler: Yok oluş gibi görünen şey, çoğu zaman bir hazırlıktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve bütün bu sadeliğin, bütün bu ketumluğun ardından Lithops, zamanı geldiğinde çiçek açar. Taşın ortasından çıkan zarif bir çiçek… Ne büyük, ne gösterişli. Ama tam olması gerektiği kadar güzel. Çölün ortasında, aylarca susuz kalmış bir canlının böylesine ince bir estetikle konuşması, yaratılışın sanat yönünü inkâr edilemez biçimde ortaya koyar. Sanat, çoğu zaman detaylarda saklıdır. Ve yaratılış, en çok da ölçüde kendini belli eder.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Belki de bu yüzden canlı taş, sadece bir bitki değildir. O, çölde yazılmış sessiz bir tefekkür metni; dikkatle bakana sunulmuş canlı bir âyettir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Mayıs</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 07:38:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Parsel Parsel Faydalanılan Melih Gökçek</title>
                <category>Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/parsel-parsel-faydalanilan-melih-gokcek-1019</link>
                <author>nurcan_alevli52@hotmail.com (Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/parsel-parsel-faydalanilan-melih-gokcek-1019</guid>
                <description><![CDATA[Parsel Parsel Faydalanılan Melih Gökçek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">Muhalefetin imdat butonu haline getirdiği, Onu hedefe koyarak k</span><span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">amuoyu önüne dökülen kendi skandallarını kamufle ettiği</span><span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">&nbsp;bir isim haline geldi Melih Gökçek.</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">Tabiri caizse, senelerdir ekmeği yenilip bitirilemeyen büyük parsellerden biri...</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">Peki kimdir Melih Gökçek?</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">Güncel yaşı 78. Ankara tarihinde üst üste seçim kazanmış ilk belediye başkanı; toplamda 5 kez. Buradan anlıyoruz ki Ankara halkı onu gerçekten başarılı bulmuş.</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">Yokluktan gelen biri değil. Babası avukat ve il başkanlığı yapmış eski siyasetçilerden.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">"</span><span style="background-color:#ffffff; color:#222222; font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:17px">Parsel parsel sattı." sözünden ne anlıyoruz? Ya da ne anlamamız isteniyor?</span></p>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Satmış. Hibe etmemiş, zimmetine geçirmemiş. Satmış.</span><br />
<span style="font-size:17px">Belediyeler kendi tasarrufundaki taşınmazları alıp satabilir. Devlete zarar ettirilmiş mi, k</span><span style="font-size:17px">anunsuz bir iş var mı ona bakılır.</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">Bülent Arınç sonradan "Parsel parsel sattı, derken devleti dolandırdı anlamında demedim." diyor. FETÖ'ye göz yumulduğunu ima etmiş.</span><br />
<span style="font-size:17px">FETÖ kanuni bir STK iken ona veya herhangi bir vakıf, dernek ya da kuruma legal satış yapılmasında bir sorun var mı? Yok.</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">Gökçek, Ak Parti dönemi siyasetçisi değildir. Ak Parti'den önce iki dönem belediye başkanlığı, bir dönem de millet vekilliği yapmıştır ve belediye başkanlığı döneminde&nbsp;</span><span style="font-size:17px">gecekondu şehri Ankara'yı başkent hüviyetine büründüren isim olduğunu kimse inkâr edemez.</span><br />
&nbsp;</div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">İddia edildiği gibi yargının dokunmadığı bir isim de değildir üstelik. FETÖ dahil bir sürü soruşturma geçirmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">FETÖ'nün terör kapsamına alınmazdan öncesi ile kimse FETÖ'cülükten ceza almadı.</span><br />
<span style="font-size:17px">Nefretlerinin ardında esasen, 15 Temmuz gecesi belediye araçlarını darbecilerin üzerine sürdürmesi yatıyor galiba.</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">2013'den 2016'ya yani darbe kalkışmasına kadar herkesin FETÖ ile iltisakını kesme şansı varken 2013'e kadar FETÖ'ye irticaci, terörist diyen CHP dahil cansiperane FETÖ'nün okullarını, medyasını, bankasını ve müridlerini kollamadılar mı? Mahkemelere koşup avukatlığına soyunarak FETÖ'ye arka çıkmadılar mı? Kılıçdaroğlu'ndan Özgür Özel'e kadar pekçok muhalif ismin FETÖ'yü cemaat olarak tanımlayıp savundukları görüntüler yok mu?</span><br />
<span style="font-size:17px">Sahi! Sizin derdiniz tam olarak neydi?</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">"FETÖ'ye parsel parsel satıldı" denilen mülk ve arazilerin tamamına devletin el koymasından dolayı da FETÖ'nün kasasına zarar yazılan bir alışveriş var ortada.&nbsp;</span><span style="font-size:17px">El konulurken de yine kıyameti koparan daha önce FETÖ nedeniyle iktidara saldıran muhalefet değil miydi?</span><br />
<span style="font-size:17px">Bunları biz uydurmuyoruz.</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">Öyle anlaşılıyor ki senelerce bu millete iyi polis, kötü polis oynanmış. Müslüman mintanı giydirilen FETÖ ile laikliğin mücadelesi diye taktim edilmiş bir oyun...</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">Elbette FETÖ'nün bu ülkede açtığı tahribatı ve Ak Parti döneminde 2002'den 2013'e kadar palazlanmaya devam edişini yok sayıyor değilim. Fakat tam bu noktada benim aklıma takılan bir soru var: FETÖ din maskesiyle bir kez darbeye kalkıştı değil mi? Sadece bir kez. Oysa bu ülke, TSK içinden kendine Atatürkçü diyen belli isimler, paşalar tarafından onlarca darbeye maruz bırakıldı.</span><br />
<span style="font-size:17px">Neden o tahribatları görmezden geliyorsunuz?</span></div>

<div style="text-align:start">&nbsp;</div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Daha da can alıcı bir soru sorayım:</span><br />
<span style="font-size:17px">FETÖ ve Erdoğan nedeniyle dinden imandan soğuduğunu söyleyenler, Kemalist olduğu bilinen darbeciler yüzünden Atatürk'ten soğuyor mu?</span></div>

<div style="text-align:start"><br />
<span style="font-size:17px">Hayır.</span></div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Çünkü kukla oynatıcılar nasıl istiyorsa öyle düşünenler var bu ülkede.</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">Gelelim Ankapark ve Dinozor mevzusuna:</span><br />
<span style="font-size:17px">Mansur Yavaş Ankapark'ın 801 milyon dolara mâl edildiğini iddia ederken Melih Gökçek bunu yalanlıyor ve 450 milyon dolara mâl ettiğini söylüyor. Bunun denetlemesini ben yapmadım ki size "şudur" diyebileyim.</span></div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Fakat Melih Gökçek'in ifadesine bakılırsa dünyanın en büyüğü olacak bir tema parktan bahsediyoruz.</span></div>

<div style="text-align:start">&nbsp;</div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Amerika'da sadece Disneyland parklarını içeren Disney'in&nbsp;</span><span style="background-color:#101218; color:#e6e8f0; font-family:&quot;google sans&quot;,roboto,sans-serif; font-size:16px">2024 mali yılında yaklaşık&nbsp;</span><span style="background-color:#101218; color:#e6e8f0; font-family:&quot;google sans&quot;,roboto,sans-serif; font-size:16px">41,18 milyar dolar gelir</span><span style="background-color:#101218; color:#e6e8f0; font-family:&quot;google sans&quot;,roboto,sans-serif; font-size:16px">&nbsp;ve&nbsp;</span><span style="background-color:#101218; color:#e6e8f0; font-family:&quot;google sans&quot;,roboto,sans-serif; font-size:16px">9,27 milyar dolar faaliyet kârı</span><span style="background-color:#101218; color:#e6e8f0; font-family:&quot;google sans&quot;,roboto,sans-serif; font-size:16px">&nbsp;elde ederek rekor kırdığını ve tek başına ABD ekonomisine büyük katkı sağladığını görüyoruz.</span></div>

<div style="text-align:start">Yine Fransa'da Disneyland Paris,&nbsp;<span style="background-color:#101218; color:#e6e8f0; font-family:&quot;google sans&quot;,roboto,sans-serif; font-size:16px">Avrupa'nın en çok ziyaret edilen turistik mekanı ünvanını elinde bulundururken&nbsp;</span><span style="background-color:#101218; color:#e6e8f0; font-family:&quot;google sans&quot;,roboto,sans-serif; font-size:16px">1992'den bu yana Fransız ekonomisine 84,5 milyar euro katma değer sağladığı belirtilmektedir.</span></div>

<div style="text-align:start"><br />
<span style="font-size:17px">Ankapark, Ankara için doğru bir yatırımdı ya da değildi bilemem. Fakat Gökçek bunu zaten seçim vaadi olarak halka açıkladığını ve buna rağmen seçildiğini söylüyor. Yani Ankara'lılar Gökçek'i bir kez daha seçerek Ankapark'a da olur vermiş.</span><br />
<br />
<span style="font-size:17px">Bir şehrin silüetine imza olabilecek bir eser katmanın nesi yanlış?</span><br />
<span style="font-size:17px">Nasıl isim yapar şehirler?</span><br />
<span style="font-size:17px">Ya üstüne onlarca başkentin kurulduğu bir medeniyetler tarihi ve boğazı olur İstanbul gibi. Ya denizi, dünyaca ünlü uzun kumsalları vardır. Ya Bursa Uludağ, Bolu Kartalkaya, Erzurum Palandöken, dünyaca meşhur İsviçre Alp'lerinde olduğu gibi kayak yapılan dağları vardır. Ya Japonya'daki gibi teknolojisi, Sakura Bayramı. Ya tarih öncesi yer altı şehirleri, camileri, kiliseleri, hanları, kervansarayları...</span></div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Örnekleri çoğaltabiliriz. Dünyada pekçok şehrin hafızamızda yer etmesini sağlayan doğa harikaları ya da eserler vardır muhakkak.</span><br />
&nbsp;</div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Bakın mesela, Singapur'da 3 koskoca gökdeleni dikip en tepesine de gemi modeli koymuşlar. Marina Bay Sands Otel'den bahsediyorum. 7 milyar dolara malolduğu söyleniyor. Sırf o oteli görmek için her yıl milyonlarca turist akın ediyor Singapur'a.</span><br />
<span style="font-size:17px">Bir demir yığını olan Eyfel Kulesi nedeniyle Fransa'ya, Piza Kulesi nedeniyle İtalya'ya, çölde dikilen gökdelenler nedeniyle Dubai'ye, Özgürlük Anıtı, Hollywood, Disneyland vb nedenlerle ABD'ye, teknolojileri ve sınırları zorlayan şehirleri nedeniyle Japonya ve Çin'e, şatoları, sarayları, temsili de olsa hâlâ devam eden monarşileri nedeniyle Avrupa'ya her yıl milyonlarca turist gidiyor.</span><br />
&nbsp;</div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Söz konusu bu ülkeler olunca ağızlarının suyu akan, aklına ne ağaç, ne beton, ne doğa gelen ülkemin istemezükçüleri senelerdir</span><span style="font-size:17px">&nbsp;düz, kıraç, denizsiz, yeşili, görseli, akla kazınan ziyaret noktaları az olan sadece başkent olması hasebiyle bürokrasinin hareketlendirdiği başkentimize yapılan&nbsp;</span><span style="font-size:17px">Ankapark'ı dillerinden düşürmüyor.</span><br />
&nbsp;</div>

<div style="text-align:start"><span style="font-size:17px">Vizyonları mı bu kadar yoksa Ak Parti'nin yaptığı hiçbir kalıcı esere tahammülleri mi yok?</span></div>

<div style="text-align:start"><br />
<span style="font-size:17px">Dünyanın her yerinde tema parklar darphane gibi para basar.</span><br />
<span style="font-size:17px">Velev ki pahalı, yanlış ve gereksiz bir yatırım olsun. Hazır yapılmış. Hazır o kadar masraf edilmiş. Koskoca parkı daha da geliştirmek yerine "Dinozor" diye diye çürütmeye hakkınız var mıydı?</span></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:40:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/5f4118baa2d0b02691092b538963f28d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Safları Sıklaştırmak Kalpte Başlar</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/saflari-siklastirmak-kalpte-baslar-1018</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/saflari-siklastirmak-kalpte-baslar-1018</guid>
                <description><![CDATA[Safları Sıklaştırmak Kalpte Başlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, çoğu zaman niyetini ve ahlâkını tek başına değil beraber yürüdüğü insanların istikametiyle inşa eder. Aynı istikamete yürüyenlerle omuz omuza olmak, insanı diri tutar, samimi destek cesarete dönüşür. Saflar sıklaştıkça güçleniriz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Safları sıklaştırmak”, sadece omuz omuza durmak değil; niyeti, istikameti ve sorumluluğu birlikte taşımaktır. Bu kavram hem zahirde hem bâtında derin bir anlam taşır ve ahiret perspektifinde belirleyici bir çağrıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Safların gevşek olduğu yerde boşluklar oluşur; o boşluklar da şüpheye, korkuya ve fitneye kapı aralar. Safı sıklaştırmak, zor zamanlarda kaçmayı değil, yerinde durmayı tercih etmektir. Çünkü ahiret yolculuğu, en çok imtihan anlarında kiminle kaldığınla ölçülür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, <em>“Ben iyiyim”</em> diyebilir; fakat safını sıkılaştırmıyorsa iyiliği korumasız kalır. Hak üzere olanların dağınık olduğu yerde, bâtıl düzenli görünür. Bu yüzden safları sıkılaştırmak, hakkın yalnız kalmaması için bilinçli bir duruştur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Saf, aynı sevinçte birleştiği kadar aynı yaraya duyarlı olabilmektir. Bir mazlumun derdi seni yerinden oynatmıyorsa, o safta fiziksel olarak bulunsan bile ruhen kopukluk vardır. Safları sıklaştırmak, başkasının yükünü, <em>“Bana ne”</em> demeden omuzlamaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Saflar genellikle konfor bozulduğunda seyrelir. Oysa ahiret için kıymetli olan saf, bedel gerektiren saftır. Sessiz kalmanın rahatlığını değil, doğru yerde durmanın sorumluluğunu seçmek… İşte bu, safları sıklaştıran şeydir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dilde birlik, kalpte ayrılık varsa saf görünürde sıkıdır ama hakikatte dağınıktır. Haset, kibir ve üstünlük taslama safların arasındaki görünmez boşluklardır. Bu yüzden safları sıkılaştırmak, önce kalpteki mesafeleri kapatmaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur'an, müminlerin kurşunla kaynatılmış bina gibi saf bağladıklarından söz eder. Sımsıkı kenetlenmiş müminlerden birine ya da birkaçına bir şey olsa, hastalansa diğerleri onu taşır. Bir şey olduğu dışarıdan anlaşılmaz bile.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kişi safını, <em>“İnsanlar ne der”</em> diye değil, <em>“Allah ne görür”</em> diye sıkılaştırır. Çünkü ahirette saf, sosyal kimliklerle değil niyet ve sadakatle okunacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur’ân, kıyamet sahnesinde, <strong>“Keşke falancayı dost edinmeseydim”</strong> pişmanlığını özellikle vurgular. Bu ifade, yanlış safta yer almanın sadece dünyevî bir hata değil, ebedî bir kayıp olabileceğini gösterir. Zira insan, hak ile bâtıl arasındaki mücadelede tarafsız kalamaz; sessizlik bile bazen zulmün safına yazılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Doğru safta durmak her zaman kalabalık olmak demek değildir. Hakikatin tarafı kalabalık olmayabilir; ama doğru olan hep oradadır. Bazen hak, azınlıkta ama Allah katında ağır basan bir saftır. Orada yer almak zor olabilir; </span></span><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">haktan yana saf tutmak, bedel ödemeyi göze alabilenlerin işidir. F</span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">akat ahiretteki karşılığı izzet ve emniyettir. Kimlerle saf tuttuğumuz, yalnızca dünyadaki duruşumuzu değil akıbetimizi de belirler. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Saf tutmak, yalnızca aynı mekânda durmak değildir. Hangi değerlere alkış tuttuğun, hangi haksızlığa göz yumduğun, kimin derdiyle dertlendiğin, ahirette “kiminle beraber anılacağını” belirler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şu soru hayati önem taşır:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Ben kimin safındayım; hakikatin mi, konforun mu?”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Peygamber Efendimiz(asm)’ın, <em>“Kişi sevdiğiyle beraberdir”</em> hadisi, bu hakikatin en sade ifadesidir. Sevgi burada sadece duygusal bir bağ değil; hayranlık, meyil ve gönül yakınlığıdır. Kalbin yöneldiği taraf, kıyamet günü insanı da oraya çeker.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız. Bizden alâ akraba mı olur?” </span></span></em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">der Cemil Meriç. ‘Akrabalar’ ile safları sıklaştırmak, kaçmamak, dağılmamak, yalnız bırakmamak ve yarın <em>“Ah keşke!”</em> demeyecek bir yerde durmayı seçmek lâzım.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Körpe Kalemler Dergisi, Nisan</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 22:22:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güzel Ahlakın Tohumu Ailede Atılır</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/guzel-ahlakin-tohumu-ailede-atilir-1017</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/guzel-ahlakin-tohumu-ailede-atilir-1017</guid>
                <description><![CDATA[Güzel Ahlakın Tohumu Ailede Atılır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Toplumu derinden sarsan haberlerle karşı karşıyayız; ‘suça sürüklenen’ değil, suçun tam ortasında yer alan çocukları konuşuyoruz artık. Eline silah alıp okul basan, gözünü kırpmadan can alan çocuklardan söz ediyoruz. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Her felaketten siyasi rant devşirme çabasında olanlar, geçtiğimiz aylarda düzenlenen, paylaşma bilincini geliştirme, yardımlaşma, merhamet, dayanışma ve vatanseverlik gibi millî/manevi değerlerin öğrencilere kazandırılması hedeflenen "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı etkinlikler üzerinden, faturayı yine Müslümanlara kesme telâşına kapıldılar. O katil, İslam'a göre suçsuz bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi ağır bir vebal olduğunu gerçekten idrak edebilseydi, o silahı eline alırken elleri titrerdi. Çünkü bilirdi ki bir insanı yok etmek, sadece bir hayatı değil; onunla birlikte nice hayali, hatırayı ve bağı da yok etmektir. Böylesi bir şuurla bakabilseydi, o silahları masum arkadaşlarına doğrultmak bir yana, onlara siper olurdu. Zira İslam, insanı şiddete değil merhamete yaklaştırır; yıkmaya değil, yaşatmaya yöneltir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Bu saldırganların vahşi eylemlerinin sebebini sadece dış etkenlere yüklemek, sorumluluğu görünmez kılmaktır. Çünkü bir çocuğun karakteri önce evde yoğrulur. Değerler evde verilir, sınırlar evde çizilir, vicdan evde inşa edilir. Ailenin ihmal ettiği her boşluk, başka karanlıklar tarafından doldurulur. Bu yüzden mesele, sadece güvenlik değil; ihmal edilmiş bir ahlâk meselesidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Toplumu ortak ahlâk ve ortak değerler bir arada tutar. Bunlar ortadan kalkarsa toplum yozlaşır, dejenere olur, çöker, parçalanır, yok olur. Aile çökerse; ahlâk gider, milli şuur gider, maneviyat gider, inanç gider, din gider.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Aile çocuğa öncelikle güzel </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâk<span style="color:#150a04"> kazandırma çabasında olmalı. Bu, birkaç nasihatle değil; uzun soluklu, sabır isteyen ve en çok da yaşanarak gösterilen bir eğitimle mümkündür. Ailenin burada rolü yalnızca öğretmek değil, aynı zamanda bir “model” olmaktır. Çünkü çocuk, söylenenden çok gördüğünü öğrenir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Aile içinde sevgi ve güven temelli bir ortam oluşturulmalı. Kendini değerli ve güvende hisseden çocuk, doğruyu kabullenmeye daha açık olur. Sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da korkutulan bir çocuk ise davranışlarını içselleştirmek yerine sadece cezadan kaçınmayı öğrenir. Halbuki güzel </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâkın<span style="color:#150a04"> özü, dış baskıyla değil, içten gelen bir bilinçle hareket etmektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Ahlâk eğitiminin en güçlü yolu örnek olmaktır. Anne-babanın dürüstlüğü, sabrı, merhameti ve adaleti çocuğun zihninde kalıcı izler bırakır. Bir ebeveyn başkalarına karşı merhametliyse, saygılıysa, öfkesini kontrol edebiliyorsa, hata yaptığında özür dileyebiliyorsa çocuk da bu davranışları doğal bir şekilde benimser. Çünkü onun için en etkili “ders”, anne-babasının günlük hayatıdır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Bunun yanında, doğru ile yanlışı anlatmak da ihmal edilmemeli. Ancak bu anlatım, kuru nasihatler şeklinde değil; yaşanan olaylar üzerinden, hikâyelerle, sorularla ve sohbetlerle yapılmalı. Çocuğa <em>“Neden doğru olanı yapmalıyız?”</em> sorusunun cevabı verilmeli. Böylece çocuk sadece kuralları değil, o kuralların anlamını da kavrar.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Sorumluluk bilinci de güzel ahlakın önemli bir parçası. Yaşına uygun görevler verilen çocuk, hem kendine güven kazanır hem de başkalarına karşı duyarlı olmayı öğrenir. Kendi işini yapabilen, paylaşmayı bilen, hata yaptığında telafi etmeye çalışan bir çocuk, </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâkı<span style="color:#150a04"> hayatının bir parçası haline getirir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Ayrıca çocuğun duygularını tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olmak gerekir. Öfke, kıskançlık, kırgınlık gibi duygular bastırıldığında değil, doğru şekilde yönlendirildiğinde eğitici olur. <em>“Öfkelenmek kötü”</em> demek yerine, <em>“Öfkelenebilirsin ama kırmadan konuşabilirsin”</em> diyebilmek, çocuğa hem kendini hem de başkalarını koruyan bir yol gösterir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Sabır ve tutarlılık da bu sürecin vazgeçilmezi. Bir gün izin verilen bir davranışın ertesi gün yasaklanması, çocuğun kafasını karıştırır. Kurallar net, anlaşılır ve istikrarlı olmalı. Aynı şekilde, güzel davranışlar fark edilmeli ve takdir edilmeli. Bu, çocuğun doğruyu tekrar etme isteğini güçlendirir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Aile, çocuğa güzel </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâk<span style="color:#150a04">ı anlatırken en güçlü rehberi Peygamberimiz Muhammed(asm)’ın hayatıdır. Kur'an'ın, Kalem Suresi, 4. ayette haber verdiği gibi, O pek büyük bir </span>ahlâk<span style="color:#150a04"> üzerindedir. O’nun hayatı, soyut kuralların ötesinde, yaşanmış ve uygulanmış bir örnektir. Resûlullah sevgi, şefkat ve merhametin vücut bulmuş hali olan bir insandır. Ve önemli olan, çocuğa sadece bilgi vermek değil; bu örnekliği onun dünyasına uygun, sıcak ve anlaşılır bir şekilde sunabilmektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Peygamberimiz(asm)’ı çocuğa yalnızca “yapılması gerekenleri söyleyen biri” olarak değil; merhamet eden, affeden, sabreden ve insanları incitmemeye özen gösteren biri olarak tanıtmak gerekir. Onun bir hatayı affedişi, bir yoksula yardım edişi ya da kendisine kötülük yapanlara bile iyilikle karşılık verişi, çocuğa doğrudan <em>“iyi ol”</em> demekten çok daha güçlü bir etki bırakır. Böylece çocuk, </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâkı<span style="color:#150a04"> anlamlandıran biri olur. Öğrendiklerini hayatla bağdaştırır ve böylece ahlak, kitapta kalan bir bilgi olmaktan çıkar, yaşanan bir değere dönüşür.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">En önemli noktalardan biri anne babanın örnek olmasıdır. Aile kendi davranışlarında dürüstlük, sabır, nezaket ve merhameti gösterdiğinde çocuk, Peygamber </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâkının<span style="color:#150a04"> sadece anlatılan değil, yaşanan bir gerçek olduğunu görür. Çocuk anlatılandan çok gördüğünü benimser.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Peygamber sevgisi, sevgi ve hayranlık üzerinden verilmeli. Onun insanlara olan şefkati, adaleti ve güzel sözleri anlatıldıkça çocukta doğal bir yakınlık oluşur. Bu da </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâk<span style="color:#150a04">î davranışları bir zorunluluk değil, sevilen birine benzemek isteği haline getirir. Sevgiyle sunulan bir örneklik, çocuğun kalbinde kök salar ve zamanla onun karakterine dönüşür.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Eğitim bir “anlık proje” değil, bir hayat yolculuğudur. Küçük yaşta atılan tohumlar zamanla filizlenir. Ailenin sevgiyle, sabırla ve bilinçle verdiği eğitim; çocuğun karakterine yerleşir ve onu hayat boyu yönlendirir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#150a04">Kısacası, güzel </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">ahlâk<span style="color:#150a04"> anlatılan değil yaşanan, zorla kabul ettirilen değil kalpte yeşeren bir değerdir. Ve bu değerin ilk filizlendiği yer, ailenin sıcak ve samimi ortamıdır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 23:21:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değer mi?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/deger-mi-1016</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/deger-mi-1016</guid>
                <description><![CDATA[Değer mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanın seçtiği yol kadar, seçtiği yol arkadaşı da önemlidir. Çünkü birlikte her yürüyüş bir iz bırakır; o iz, sonunda insanı bir safın içine yazar. Dolayısıyla yoldaşlık bir akıbet meselesidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan zannettiği kadar bağımsız bir varlık değildir. Yoldaşlık, zamanla benliğe sirayet eder. Aynı sofraya oturduğun, aynı dili konuştuğun, aynı şakaya güldüğün insanlar; fark ettirmeden bakışını, ölçünü, hatta vicdan terazini değiştirir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Başlangıçta taviz küçüktür: Bir susuş, bir görmezden geliş, <em>“Şimdi sırası değil”</em> denilen bir itiraz… Sonra o susuşlar alışkanlık olur. İtiraz etmek ağır gelmeye başlar. Yanlış normalleşir, çarpık olan makul görünür. İşte tam burada yol kaybolur. Çünkü yol, yalnızca gidilen istikamet değil; hangi değerlerle gidildiğidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İlkesizliğin en sinsi tarafı, insanı bir anda değil, adım adım kaybetmesidir. Kendi doğrularını savunmak “uyumsuzluk”, hakkı dile getirmek “fazlalık”, adaleti hatırlatmak “rahatsızlık” sayılmaya başlandığında kişi önce susmayı seçer. Sonra suskunluğu savunur. En sonunda da suskunluğunu doğru zanneder. Böylece insan kendini kaybeder; çünkü kendini ayakta tutan ahlâki omurga kırılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dünya yolculuğunda kaybolmak telafi edilebilir sanılır. <em>“Sonra toparlarım”</em> denir. Oysa ahiret bilinciyle bakıldığında mesele çok daha ciddidir. Zira insan, kiminle yürüdüyse onunla haşrolur. Kimin izini takip ettiyse onun safında yazılır. Bu yüzden yanlış yoldaşlık, sadece dünyada yön kaybı değil ahirette hesap kaybı riskidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir zamanlar farklı şehirlerde ve farklı çevrelerde yaşayan ama telefonda uzun sohbetler ettiğimiz, kendimce uyardığımda ibadetlerini yerine getirmek için emekliliğini bekleyen çocukluk arkadaşım geldi hatırıma. Hayatın henüz önünde olduğunu sanıyordu; planları yarına yazılmıştı. Ama bir gün sadece baş ağrısı şikâyetiyle hastaneye gitti… Ve üç ay sonra, aynı hastaneden bir veda ile çıktı. İşte hayat, bu kadar ince bir çizgi üzerinde yürüyor, Allah rahmet etsin… Tutunduğumuz her şey bir anda yarım kalabiliyor. O yüzden hayatı, önemli bazı şeyleri erteleyecek ve yarına bırakacak kadar uzun sanmayalım. Çünkü bazen bir ömür üç aya sığar, bazen de bir vedaya…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hakikatle bağı zayıf, adaletle mesafeli, menfaati ölçü edinenlerle kurulan yakınlık kalbi ağırlaştırır, vicdanı köreltir. İnsan bir süre sonra yanlışta rahatsızlık hissetmemeye başlar. En tehlikelisi de budur: Günahın değil, günaha alışmanın verdiği kayıp. Çünkü kalbin alarmı sustuğunda, insan hâlâ yürüyor gibi görünür ama artık hakikate değil, kalabalığa doğru yürüyordur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hakikatin değeri ise onu kaç kişinin savunduğuyla değil; ne kadar doğru olduğuyla ölçülür. İnsan bazen çoğunluğun gittiği yoldan ayrılıp yalnız kalabilir; fakat doğru, kalabalığa göre yön değiştirmez. Bu yüzden azınlıkta kalmak bir kayıp değil, çoğu zaman bir imtihandır. Allah kulundan kusursuzluk değil, samimiyet ve istikamet ister. Hata yapabiliriz, eksik kalabiliriz; ama önemli olan her seferinde doğruya yönelmek ve onun yanında durmaktır. Çünkü değerli olan, kusursuz olmak değil; kalbini doğruda tutabilmektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu yüzden yol arkadaşlığı bir tercih değil, bir sorumluluktur. Her birlikte yürüyüş, insanın ahiretine atılmış bir adımdır. Yanlış yoldaşla yürüyen, doğru yolda bile olsa sapar. Ve ahirette en ağır pişmanlık, <em>“Ben böyle değildim”</em> cümlesinin artık hiçbir şeyi değiştirmediği andır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan sevdiğiyle, yürüdüğüyle, saf tuttuğuyla beraber anılacaktır. Dünya hayatında “uyum” adına susulan ya da yüz çevrilen her hakikat, ahirette insanın karşısına bir yük olarak çıkar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yol uzun, kalabalık çok; ama hakikat yalnızdır. Onunla yürümeyi göze alamayan, sonunda kalabalıklar içinde hesabını tek başına verir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kısacası; değerleri ve ilkeleri seninle aynı olmayanlarla yürümek, başta yalnızca “idare etmek” gibi görünürken, zamanla idrak kaybına dönüşür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Değerlerinle yürümediğin bir yol, seni hedefe ulaştırmaz; yalnızca daha uzağa sürükler. Ve insan en çok da, fark etmeden kaybettiklerinden hesaba çekilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O gün hiç kimse, değerleri olmayan birinin gölgesinde kaybolmuş kimliğini geri alamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Değer mi?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya/Hanımefendi Dergisi, Nisan</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:53:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr.Engin Arık Bor Madenimizin Önemini Anlatıyor</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/profdrengin-arik-bor-madenimizin-onemini-anlatiyor-1015</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/profdrengin-arik-bor-madenimizin-onemini-anlatiyor-1015</guid>
                <description><![CDATA[Prof.Dr.Engin Arık Bor Madenimizin Önemini Anlatıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px">FİZİKÇİ PROF.DR.ENGİN ARIK(1948-2007) "BOR" MADENİMİZİN ÖNEMİNİ ANLATIYOR...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:14px">Gazeteci-yazar Özdemir İnce’nin, Prof. Dr. Engin Arık’la 28 Temmuz 2002’de yaptığı söyleşi;<br />
-Engin Hanım, “kurtarıcı” olarak tanımladığınız toryumu bir meslektaşınıza anlatır gibi değil, benim ve okurlarımızın anlayacağı gibi anlatır mısınız?<br />
Toryum, saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde bir element. Toprakta toryum oksit halinde bulunuyor. Dünya rezervlerinin yaklaşık yarısı Türkiye’de, Batı Anadolu’da bulunuyor. Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören yörelerinde...<br />
-Dünyada nerelerde var, rezervler ne kadar?<br />
Avustralya’da 300 bin ton, Hindistan’da 290 bin ton, Norveç’te 170 bin ton, ABD’de 160 bin ton, Kanada’da 100 bin ton, Güney Afrika’da 35 bin ton, Brezilya’da 16 bin ton...<br />
-Türkiye'de?<br />
800 bin ton. Neredeyse bütün dünyada toplam 1071 bin ton, Türkiye’de 800 bin ton.<br />
-Müthiş bir şey. Dünya rezervlerinin yarıya yakını bizde. Bir mukayese yapmak istiyorum. Birkaç yıldır bir başka maden, bor üzerine bir tartışma vardı. Bor, stratejik maddedir, özelleştirilmesin, özellikle de yabancıların eline geçmesin deniliyordu. Toryum için de aynı şeyi söylemek mümkün müdür?<br />
Bildiğim kadarıyla, toryumun 21. yüzyılın en stratejik maddesi olması büyük bir olasılık. Eğer 2005 yılına kadar yapılması planlanan yeni tip nükleer enerji santralları gerçekleşirse, toryum bir numaralı element olacak. Çünkü yeni tip reaktörlerde yakıt olarak kullanılacak. Eğer biz toryum ile elektrik enerjisi üretebilmek olanağına kavuşursak bu trilyonlarca varil petrole eşdeğerde bir enerji kaynağı olacak.<br />
-Diyelim ki her şey yolunda gitti, 2005 yılında, haydi diyelim 2010 yılında toryumlu nükleer santraller çalışmaya başladı. Bu nasıl olacak? Yani kömür gibi topraktan çıkartıp bir çuvala koyup... Bunu bir anlatır mısınız?<br />
Şu anda planlanan yeni tip reaktörlerin prototipinden söz edecek olursak: Yerin yaklaşık 30 metre altında, kurşun bir hedefin içinde bulunacak toryum. Bu hedefe dışarıdan, yeryüzünden hızlı protonlar gönderiyorsunuz. Bu protonlar kurşundan nötron üretiyor. Bu nötronlar da gidip toryumla birleşerek enerji üretiyor.<br />
-Peki toryumun topraktan çıkartılması ve enerji üretimi sırasında bu işlerde çalışan insanlar herhangi bir tehlikeye maruz kalıyor mu?<br />
Hayır. Bizim rezervlerimiz zaten Toryum-232. Yüzde yüz oranda, oksitlenmiş durumda toryum içeriyor. Neden “kurşun hedef” deniliyor diye soruyorsunuz. Kurşun hedef dediğimiz şey, içine toryum konulan bir mahfaza, bir kap. Silindirik biçimde, boru biçiminde olabilir. Üzerine hızlı protonlar gönderildiği için “hedef” olarak adlandırılıyor. Bu tip reaktörlerin eskileriyle mukayese edilmesi mümkün değil. Kesinlikle patlama tehlikesi yok. Çernobil benzeri bir felaketin tekrarlanması mümkün değil.<br />
-Yani radyoaktif kalıntı da bırakmıyor...<br />
Radyoaktif kalıntı minimum nisbetinde. Bu minimum kalıntı da nötronlarla yok edilebiliyor. Bu tip reaktörlerde, reaktörün fişini çektiniz diyelim, her türlü işlem duruyor. Oysa klasik tip reaktörlerde, fişi çekseniz de olay zincirleme olarak devam ediyor. Her an sizin kontrolünüzden çıkabiliyor. Yeni tip reaktörlerde bu imkânsız. Patlama ihtimali yok, doğa kirlenmiyor, minimum atıklar da uzun ömürlü değil.<br />
-Uranyum bu kadar belalı bir madde, tehlikeli, radyasyon yayıyor. Oysa toryum da 1828‘de bulunmuş, radyoaktif olduğu da 1898‘den bu yana biliniyor. Bilim adamları tehlikesiz olduğu halde neden toryumu tercih etmemiş?<br />
Toryum nedense iyi tanınmıyordu. Cenevre’de CERN (European Center for Nuclear Research-Avrupa Parçacık Fiziği Araştırma Merkezi) laboratuvarında araştırma yapan, Nobel almış bir İtalyan fizikçi, Prof. Carlo Rubbia tarafından önerildi 1993’te. Toryumun, uranyumun yerini alabileceği kanıtlandı. Dokuz yıl öncesine kadar toryumun bu tip bir reaktörde yakıt olarak kullanılabileceği bilinmiyordu.<br />
-Artık biliniyor. Sadece biliniyor mu, yakıt olarak kullanmak için dünyada ne gibi çalışmalar yapılıyor?<br />
Ön araştırma çalışmaları bitti, projenin fizibilitesi 1998’de tamamlandı. 11 Avrupa ülkesinin bilimsel araştırma bakanları için araştırma panelleri oluşturuldu, bir de bilim adamlarının katıldığı teknik danışma grubu var. Ne yazık ki Türkiye yok buralarda. CERN laboratuvarı da 1954 yılından bu yana var. Aralarında Yunanistan’ın da bulunduğu 12 Avrupa ülkesinin kurduğu bir laboratuvar...<br />
-Burada biz var mıyız?<br />
Burada biz maalesef yokuz. Şu anda 20 üyesi var.<br />
-Hiçbir yerde yokuz! Peki ne olacak bizim halimiz?<br />
Aralarına katılmak için Türkiye Bilimler Akademisi’yle birlikte yoğun çabalar içindeyiz.<br />
-Sadece Bilimler Akademisi mi? Devletin, hükümetin bu işe el koyması gerekmiyor mu?<br />
Hepsi bir arada olmalı. CERN’e ve öteki çalışmalara katılan devletler kendi güçleri nisbetinde bütçelere katkıda bulunuyorlar. Ancak bilimsel araştırmalara yapılan yatırımlar bir süre sonra misliyle kendini öder duruma geliyor. Ama Türkiye bu gibi konulara para ayırmadığı için büyük bir bilim adamı eksikliği var.<br />
-CERN'de neler yapılıyor? Biz oraya dönelim.<br />
CERN’de yapılan ön araştırmalar bitti. Avrupa’nın ilk prototip toryumlu nükleer santralı 2005 yılına kadar tamamlanacak. Ayrıca Japonya ve ABD’de kendi santrallarını yapmaya çalışıyor.<br />
-Demek ki üç merkez var: Avrupa, ABD ve Japonya... Bunlar santralı bitirdikleri zaman bize satacaklar...<br />
Biz de araştırmaların içinde olursak kendimiz de üretebiliriz. Belki daha iyisini yapabiliriz. Prototipin geliştirilmesinde mutlaka aralarında bulunmamız gerek. Bildiğim kadarıyla Avrupa prototipi reaktör 2005 yılında bitirilecek. Bu yeni reaktör, mevcut uranyum atıklarını da kullanabilecek. Avrupa’nın toryum için geliştirmeye çalıştığı reaktör, mevcut reaktörlerin sorunlarını da çözümleyecek.<br />
-Prototip reaktör 2005 yılında tamamlanırsa, seri üretim 2010 yılında başlayabilir mi?<br />
O kadar sürmez bile, bir prototip ortaya çıkınca birkaç yıl içinde firmaların anahtar teslim üretecekleri modül haline gelebilir.<br />
-Toryum madeninin yarısının bizde olduğunu biliyoruz. Peki Türkiye, toryum reaktörü çalışmalarının neresinde?<br />
Hızlandırıcı üzerinde çalışan bir tek araştırma grubumuz var Ankara’da. Grup, Prof. Dr. Saleh Sultansoy (Gazi Üniversitesi) grup başkanı, Doç. Dr. Abbas Kenan Çiftçi (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. Ömer Yavaş (Ankara Üniversitesi) ve Yard. Doç. Dr. Metin Yılmaz’dan (Gazi Üniversitesi) oluşuyor. Hızlandırıcı Araştırma Grubu Ve öğrencileri. Oysa dünyada 15 bin hızlandırıcı var.<br />
-“Hızlandırıcı” ne demek?<br />
“Hızlandırıcı”, proton ve elektron gibi temel parçacıkların ve atom çekirdeğinin hızını çoğaltan aletlerdir. Hızlandırıcılar tıpta, sanayide, savunma sanayide de kullanılıyor. Türkiye’de sanırım 30 kadarı tıpta kullanılıyor. Fakat araştırmayla ilgili hızlandırıcı yok<br />
-İstanbul'da da siz varsınız. Genelde fizikçiler mi çalışıyor bu konuda?<br />
Ben tam olarak hızlandırıcı konusunda çalışmıyorum. Benim alanım deneysel yüksek enerji fiziği, parçacık fiziği. Türk Fizik Derneği Başkanı, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nizamettin Erduran deneysel nükleer fizik üzerinde çalışıyor.<br />
-Türkiye'nin yerin altındaki toryumunu 2015 yılından itibaren kullanabilmesi için ne yapmak lazım?<br />
Önce bilime ve bilim adamına yatırım yapmamız lazım. Şu an bir tahmin yapacak olursak: Türkiye’de, 2010 yılında hızlandırıcı, deneysel yüksek enerji fiziği ve nükleer fizik konularında, Avrupa ortalamalarına göre bin 200 bilim adamının çalışıyor olması gerek. Şu anda, 2002 yılında sadece 80 kişi var. Sekiz yıl içinde bu sayıya ulaşabilmek için bilim adamına, gerekli aletlere destek vermek lazım.<br />
-Bu desteği kim verecek?<br />
Devlet, hükümet, tabii ki TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA. Özel teşebbüsün, sanayi kesiminin de katılması, katkıda bulunması gerekir.<br />
-Belki hepsinin, herkesin katılacağı özel bir örgüt kurulabilir.<br />
Ama her şeyden önce, en önemlisi eleman yetiştirmek. Ayrıca Avrupa, Japonya ve ABD’de toryum madeninin enerji alanında kullanılması konusunda araştırma yapan gruplara bizim bilim adamlarımızın katılmasını mutlaka sağlamak. Oralardan öğrenilen bilgileri Türkiye’ye aktarmak.<br />
-Türkiye'de akademik unvana sahip kaç bilim adamı var bu işin içinde?<br />
Hızlandırıcı alanında çalışanların sayısı 10’u bile bulmaz. Sıfır diyebiliriz. Üniversitelerin fizik bölümlerinin bu alanda çalışmasını sağlamak, doktora ve doktora üstü çalışmalarını hızlandırmak, çoğaltmak, bu alanda çalışma yapacak olanları yüreklendirmek lazım. Lisansüstü eğitimin güçlendirilmesi... Büyük bir servetin üzerinde oturuyoruz, küçük bir bilimsel yatırımla toryumla enerji üretme alanının dünya devleri, liderleri arasında girebiliriz. 290 bin tonluk toryum rezervi bulunan Hindistan enerji geleceğini toryumda arıyor. Yüksek düzeyde, araştırma yapıyor.<br />
-Peki bizim aklımız erer mi bu işe? Katılmaya kalkışsak bizi aralarına alırlar mı? Bir fizik bölümü mezununun dünya standartlarında yetişmesi için kaç yıl lazım?<br />
Bilim adamlarımızı elbette alırlar aralarına. Bu alanda çalışan bilim adamlarımızın zaten bağlantıları var onlarla. Bir mezunun 5 yıl daha çalışması lazım doktora alması için 7 ile 10 yıl yeter. Ayrıca, başka ülkelerde yaşayan Türk bilim adamları var, onlar Türkiye’ye davet edilebilir. Türki devletlerde, özellikle Azerbaycan’da, Özbekistan’da bilim adamları var. Onlardan da yararlanabiliriz. Düşünün bu alanda Bulgaristan’ın, Romanya’nın gerisindeyiz. Avrupa 2003 ile 2006 arasında yapılacak çalışmalar için bu alana 325 milyon euro yatırıyor. Bu nükleer reaktör prototipinin üretilmesi için...<br />
-Toryum nükleer enerji reaktörleri çalışmaya başladı diyelim. Elimizdeki toryumun ömrü ne?<br />
Ebediyen diyebiliriz. Bitmeyecek diye düşünebiliriz..</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:53:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu Nasıl Ahlak?</title>
                <category>Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bu-nasil-ahlak-1014</link>
                <author>nurcan_alevli52@hotmail.com (Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bu-nasil-ahlak-1014</guid>
                <description><![CDATA[Bu Nasıl Ahlak?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Ak Partili Aydın'ın Köşk ilçesi Belediye Başkanı Nuri Güler'in olayı ile Uşak Belediye başkanı Özkan Yalım'ın olayı arasında geceyle gündüz kadar fark var. Özkan Yalım zinadan dolayı gözaltına alınmadı. Ya da tutuklanmadı…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">"Zina yapıyorsa kesin yolsuzluk da yapmıştır" denerek hapse atılmadı. Zaten yolsuzluk ve rüşvetten alınıp diğer tüm haltları ortaya saçıldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yasak aşk değil sürüyle metres yapıp hepsini belediyeden maaşlandırdığı yetmiyormuş gibi kendi pavyonunun çalışanlarının SGK'sını da vatandaşa kitlemiş.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ramazan'da kurduğu çilingir sofrasının faturasını bile belediye giderlerine kitleyen birinin rezilliklerini Köşk Belediye Başkanının olayı ile ört bas edemezsiniz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aydın'ın Köşk ilçesi belediye başkanının bir yerel gazete de o kadınla fotoğrafları ortaya çıkınca kendisi mahkemeye gidip "bunlar kumpas, yapay zekâ" diyerek yerel gazetedeki fotoğraflara erişim yasağı getirten de kendisi.Ak Parti değil!&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Engel size olsa konuşabilir miydiniz? Ak Parti, Nuri Güler'i kesin ihraç talebiyle disipline sevk ederken CHP Özkan Yalım'ı sadece disipline sevk etti. İhraç talebi yok.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Nuri Güler disiplin sürecini beklemeden istifa etti ayrıca.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Buyursun Özkan Yalım'da etsin hadi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kaldı ki Aydın Köşk belediye başkanının sadece bir kadınla fotoğrafları medyaya düştü diye oradan bir yolsuzluk hikayesi çıkarmaya çalışan da, yolsuzluktan alınan kendi belediye başkanları Özkan Yalım'ı savunan CHP.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hiçbir Ak Parti'li Nuri Güler'i savunmuyor.&nbsp; Son bir şey daha ki bu can alıcı olan kısımdır;<br />
Polis otele CHP'li Özkan Yalım'ı tutuklamaya gittiğinde oda kapısını kırıyor mu?&nbsp;<br />
-Yoo.&nbsp;<br />
Zorla mı giriyor?&nbsp;<br />
-Yooo.&nbsp;<br />
Gayet medeni şekilde kapıyı çalıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tabi ki poliste kamera olur. Peki Özkan Yalım neden kapıyı belinde sarılı havluyla açıyor?&nbsp;<br />
O kapıyı açan Ak Parti'li bir belediye başkanı olsaydı, "belinde havluyla neden kapıyı açtı?" gibi soruları CHP ve FETÖ&nbsp; çok iyi sorar ve algı yapardı.&nbsp;<br />
Ama Özkan Yalım olunca bunlar akıllarına gelmiyor!<br />
&nbsp;<br />
Özkan Yalım belinde bir havluyla kapıyı açıyorsa polisin suçu mu da kızdınız?&nbsp;<br />
Polis odadaki kadının görüntülerini yaydı mı?<br />
- Yooo.<br />
Özkan Yalım nasıl bir adam ki o kapıyı belinde havluyla açabiliyor? Orada bir kat görevlisi veya oda servisi bir kadın da olabilirdi?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu nasıl bir genişlik? Bu nasıl bir&nbsp; a h l a k?<br />
Söyleyeceklerim bu kadar…</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:49:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/5f4118baa2d0b02691092b538963f28d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Allah Yeter!</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/allah-yeter-1013</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/allah-yeter-1013</guid>
                <description><![CDATA[Allah Yeter!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">İman sahiplerinin büyük bir kararlılıkla Allah’ın sınırları içinde yaşamalarının amacı, yalnızca O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanabilmektir. Allah, müminlerin zorluk zamanlarında <strong>"Allah bize yeter"</strong> (Al-i İmran Suresi, 173) diyerek teslimiyet ve bağlılıklarını göstermelerine karşılık onlara mutlaka yardım vaat eder. Kendi yolunda şevk ve kararlılıkla çaba gösteren kullarına rahmetini, <strong>“Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam’a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.”</strong> (Muhammed Suresi, 7) ayetiyle bildirir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">&nbsp;<br />
Samimi bir çabanın içinde olan müminler, Allah’ın üzerlerindeki rahmetine/koruyuculuğuna hayatlarının her anında şahit olurlar. Allah'ın kendilerine destek ve yardımcı olacağının bilincindeki müminler hiçbir durum ve şartta ümitlerini yitirmez, her olayın kendileri için hikmet ve hayırla yaratıldığını ve yine hayır ve hikmetle sonuçlanacağını bilerek Allah’a tevekkül ederler. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kur’an’ın verdiği örneklerden birinde, Hz. Musa’nın, İsrailoğullarını Firavun'un baskısından korumak için Mısır'dan çıkarışı anlatılır. Hz. Musa ve İsrailoğulları denize ulaştıklarında, içlerinden imanı zayıf olanlar, arkalarından gelen Firavun ve ordusu tarafından sıkıştırıldıklarını düşünerek, ümitsizliğe kapılırlar. Hz. Musa ise <strong>"... Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir."</strong> (Şuara Suresi, 62) diyerek, Allah'ın kesin olarak kendilerine yardım edeceğine dair inancını bildirir. Gerçekten de Allah, denizi mucizevi bir şekilde ikiye ayırmış, Hz. Musa ve kavmini karşıya geçirmiştir. Ardından denizi kapatarak Firavun ve ordusunu suda boğmuştur. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kulları üzerinde gözetici olan Allah, Kendisi’ne teslim olan müminlerin kalplerine ‘güven duygusu ve huzur’ indirir ve onlara destek olur. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><strong>Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter.</strong> <strong>(Nisa Suresi, 45)</strong></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">&nbsp;<br />
Peygamberimiz(asm) de yardım istenecek olanın yalnızca her şeye gücü yeten Allah olduğunu bize hatırlatır: </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><em>"... Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için bir araya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için bir araya gelseler, buna da muktedir olamazlar."</em> </span></span></span><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan) </span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün z</span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">alimin zulmünün arttığı, hak ile bâtılın birbirine karıştırıldığı, vicdanların zaman zaman sustuğu zor günlerden geçiyoruz. Kimi zaman adaletsizlik sıradanlaşmış gibi görünse de, bu aslında kalplerin imtihanının ağırlaştığı bir zamandır. İşte tam da bu yüzden, en çok bugün Allah’ın yardımına ihtiyacımız var.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mümin için böyle dönemler, geri çekilme değil daha bilinçli, daha diri ve daha sağlam durma zamanıdır. Çünkü karanlık çoğaldığında ışığın değeri artar. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mümin; diliyle doğruyu söyleyerek, kalbiyle haksızlığa karşı durarak, eliyle iyiliği çoğaltarak bu mücadelede yer alır. Bu mücadele sadece büyük sözlerle değil, küçük ama samimi adımlarla, sabırla ve istikametle yürütülür. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zira zulmün en çok istediği şey, insanların yılması ve susmasıdır. Mümin ise zorluk arttıkça ümidini büyüten, kötülük çoğaldıkça iyiliğe daha sıkı sarılan kişidir. Çünkü bilir ki, hakikat bazen yavaş açığa çıkar ama asla kaybolmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İmtihan mekânı olarak yaratılmış dünya, yaşadığımız olaylarla sınandığımız, sonsuz hayatımıza geçiş aşamasıdır. Zorluk yaşamadan ve o zorluk anlarında Rabbimize sadakatimizi, sabrımızı, tevekkül ve teslimiyetimizi göstermeden kurtuluşa ulaşamayız. Umut ederiz ki göstereceğimiz güzel ahlâk Allah’ın yardımını getirecek, dağların korkuya kapılıp-yüklenmekten kaçındığı tüm ağırlıkları üzerimizden kaldıracaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır.&nbsp;<strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">(Bakara Suresi, 214)</span></strong></span></span></strong></span></span></p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:33:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deliller Toplanıyor</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/deliller-toplaniyor-1012</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/deliller-toplaniyor-1012</guid>
                <description><![CDATA[Deliller Toplanıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu dünya, zannedildiği gibi hükmün verildiği yer değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Burası daha çok delillerin toplandığı bir mahkeme kalemi gibidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hüküm burada yazılmaz; burada kayıt tutulur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zalimlerin çoğu bu yüzden rahat görünür. Çünkü henüz sorgu başlamamıştır. Masumun ahı göğe yükselir ama cevabı hemen inmez. Adalet gecikir; fakat kaybolmaz. Dünya, ilahî adaletin inkâr edildiği değil, ertelendiği bir sahnedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Her zulüm, burada sessizce dosyasına eklenir. Söylenen her söz, atılan her iftira, görmezden gelinen her çığlık… Hepsi yazılır. Kimse fark etmese de zaman şahitlik eder. Mekân susmaz. Eşyalar bile hafızasız değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zalim, yaptığıyla baş başa kalmaz; yaptığıyla kayda girer. Çünkü bu âlem, suçun gizlenebildiği ama silinemediği bir yerdir. Mazlumun eli kolu bağlı olabilir; fakat hakikat bağlı değildir. Bir gün çözülür, konuşur, ayağa kalkar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur’ân’ın işaret ettiği üzere, o gün yalnız insanlar değil; eller, diller, mekânlar ve zamanlar da konuşacaktır. Dünya, zalimlerin lehine değil; aleyhine çalışır. Her geçen gün, delil sayısını artırır. Zalim için zaman bir kurtuluş değil, birikimdir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Allah zalimleri mutlaka cezalandırır”</span></strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> ifadesi, aceleci bir intikam vaadi değil; şaşmaz bir adalet yasasıdır. Çünkü zulüm, yalnızca bir insana yapılan haksızlık değil; Allah’ın koyduğu ölçüye, fıtrata ve hakka karşı işlenmiş bir suçtur. Ve hak, sahipsiz değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kur’ân’da sıkça tekrar edilen bir ikaz vardır:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma.”</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu ifade, zulmün gözden kaçtığını değil; bilakis hesabının ertelendiğini haber verir. Zira ilâhî adalet, insan adaletine benzemez. Biz acele ederiz; Allah ise kuşatır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zalim çoğu zaman dünyada güçlüdür, görünürde kazanan taraftadır. Serveti artar, makamı büyür, sesi daha çok çıkar. Mazlum ise sessizdir, yorgundur, çoğu zaman kaybetmiş gibi görünür. İşte tam bu noktada imtihan derinleşir. Çünkü adaletin hemen tecelli etmemesi, adaletsizlik değil; imtihanın bir parçasıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’ın cezalandırması tek biçimli değildir. Bazen dünyada başlar: kalbin kararması, vicdanın susması, huzursuzluk, korku ve güvensizlik, en yakınının eliyle düşüş…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bunlar da birer cezadır; fakat çoğu zalim bunun farkına bile varmaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Zalimler için yaşatmak değil, mühlet vermek vardır.”</span></em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> Yani onların her nefesi, zannettikleri gibi kazanç değil; hesabı ağırlaştıran bir birikimdir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlumun ahı, dosyaya girer. Görmezden gelinen gözyaşı, şahit olur. Unutuldu sanılan zulüm, tek tek hatırlatılır. Ve orada hiçbir güç makamını, ordusunu, medyasını, kalabalığını yanında götüremez.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulüm payidar olmaz. Ve Allah zalimleri mutlaka cezalandırır; ya adaleti anlayacak kadar erken ya da inkâr edemeyecekleri kadar geç.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu yüzden zalimlerin <em>“Yanına kâr kaldı”</em> zannı, büyük bir aldanıştır. Onların kazancı değil, dosyası büyür. Güç, imkân ve propaganda; gerçeği örtebilir ama yok edemez. Çünkü hakikat sabırlıdır. Acele etmez.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlum için dünya çoğu zaman suskun bir yerdir. Adalet burada tam tecelli etmez. Ama bu suskunluk, inkâr değil; ertelemedir. İlâhî adalet, aceleyle değil; eksiksiz gelmeyi murad eder.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu dünya, nihai kararın verileceği yer olsaydı; ahirete gerek kalmazdı. Halbuki burada sadece hazırlık yapılır. Deliller toplanır, şahitler belirlenir, kayıtlar tamamlanır. Son söz, başka bir âleme bırakılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İşte bu yüzden zalimin refahı, mazlumun ıstırabı bizi yanıltmamalıdır. Çünkü biz henüz son perdeyi görmedik. Sahne dağılmadı, ışıklar kapanmadı. O büyük mahkemede, dünya boyunca susan her hakikat konuşacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve işte o gün, bugün gülüp geçenlerin yüzü düşecek; bugün sabredenlerin başı dik olacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dünya, adaletin olmadığı değil, adaletin delillerinin toplandığı mekândır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zalim burada özgür değil; izlenmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlum burada yalnız değil; kayıt altındadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve Mahkeme-i Kübrâ hiçbir kaydın kaybolmadığı yerdir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 22:57:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale Geçilmezi Kimler Sağladı?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/canakkale-gecilmezi-kimler-sagladi-1011</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/canakkale-gecilmezi-kimler-sagladi-1011</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Geçilmezi Kimler Sağladı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bilmeyenler için tekrar yazıp öğretelim…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">18 Mart 1915 zaferi bir deniz (Boğaz) savaşında elde edilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kemal Paşa denizci değildir ki o savaşta yer alsın!... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">(O sırada daha paşa da değildi- Miralay- Albay idi ve karacı olarak maydost yani Eceabat ta bulunuyordu)</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Miralay Mustafa Kemal’in Çanakkale diye bilinen başarıları kara savaşlarında yani Conk Bayırı ve Anafartalar’dadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">O kara savaşlarının da genel baş kumandan vekili Enver Paşa Çanakkale cephe kumandanı da Liman Von Sanders’tir…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Mustafa Kemal Paşa yaşadığı müddetçe hiç Çanakkale diye bir savaş zaferi kutlamamıştır.</strong> (Kutlamalar 1950 Menderes ve 1983 Özal sonrasında yoğunluk kazanmıştır. Sayın Erdoğan sonrası da zirveye çıkmıştır…) </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çünkü Miralay Mustafa Kemal bu savaşlarda çok alt rütbede idi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Conkbayırı ve Anafartalar da ise başarılı bir Miralay’lık yapmış ve savaştan hemen sonra Mirliva (Tuğgeneral) rütbesine terfi etmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">18 Mart Zaferi Cevat Çobanlı ve Selahaddin Adil Paşalara ve onların amirleri olan Liman Von Sanders’e yazılan bir deniz zaferidir… </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif"><strong>Gazi ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur…</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İngiliz Devlet ve Hariciye adamı Whinston Churchill’ in <strong>“Çanakkale Geçilmez”</strong> sözü de bu deniz savaşlarında ki mağlubiyetlerinden sonradır…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu vesile ile Çanakkale zaferimizin 111. Yıl dönümünde tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve saygı ile anıyorum… </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:11:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat Geçiyor Hakikat Kalıyor</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-geciyor-hakikat-kaliyor-1010</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-geciyor-hakikat-kaliyor-1010</guid>
                <description><![CDATA[Hayat Geçiyor Hakikat Kalıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Annem vefat edeli kırk gün oldu bile. Zaman, acının üzerinden sessizce geçti. Takvim yaprakları bir bir düştü; ben farkına varmadan zaman yol aldı. Halbûki acı hafiflese de yerli yerinde duruyor. Zamanın geçtiğini akıl söylüyor ama kalp henüz tam ikna olmuş değil. İnsan, kayıpla birlikte saatlerin ne kadar acımasızca işlediğini ve zamanın aslında ne kadar hızlı ve ne kadar umursamaz olduğunu fark ediyor. Dün gibi dediğimiz şey, bir bakmışız kırk gün olmuş. Hayat da böyle işte; yaşarken uzun, geriye dönüp baktığımızda bir <em>“Ne çabuk”</em>tan ibaret kalıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm, uzakta sanıldığında soyut; yakına geldiğinde ise fazlasıyla gerçek. Bir isimle, bir sesle, bir yüzle anlam kazanıyor. Annemin ardından daha iyi anladım ki ölüm sadece gidenin değil, kalanın da imtihanı. Ve insan, en çok da sevdiklerini toprağa verdiğinde dünyanın aslında ne kadar geçici bir durak olduğunu idrak ediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm, çoğu zaman başkalarının başına gelen bir haber gibi. Ta ki evin içine girene kadar. Bir koltuğun boşluğu, bir sesin eksikliği, bir kapının artık açılmamasıyla gerçek oluyor. O an anlıyoruz ki ölüm sadece bir son değil; kalanlar için derin bir hatırlatma. Dünyanın geçiciliğini, bağlandıklarımızın emanet olduğunu usulca ama sarsıcı biçimde öğretiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Her nefis ölümü tadacaktır”</span></span></strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> ayeti, yıllardır bildiğimiz ama çoğu zaman unuttuğumuz bir hakikati tekrar tekrar önümüze koyuyor. Ölümün kendisi değil belki de asıl mesele; onu yok sayarak yaşamak, hiç gelmeyecekmiş gibi plânlar yapmak. Oysa ölümü hatırda tutmak; hayattan vazgeçmek değil, hayatı daha bilinçli, daha ahlâklı ve daha merhametli yaşamaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm tadılan bir şey gibi… Belki de tatmak ifadesinden kasıt, insanın her hücresiyle hissettiğinin vurgulanması olabilir. Hem lezzetin hem azabın, hem serinliğin, hem ölümün insanın her zerresine geldiğinin açıklaması... </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan ruhu için ölmek diye bir şey yok; ruh boyut değiştiriyor ve sonsuza kadar yaşıyor. Asıl olan beden değil ruh olduğu ve onun için de ölüm söz konusu olmadığına göre ölüm acı veya tatlı, tadılacak bir şey olmalı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanın sonsuzluğu arzulaması için "geçiş kapısı" olan ölümü bilmesi gerekiyor ki sonsuzluğun ne büyük nimet olduğunu anlayabilsin. Sıcak soğukla, iyi kötüyle, aydınlık karanlıkla, tatlı da acıyla biliniyor. Acıyı tadan insan, aklına hep tatlıyı getiriyor. Ağzında kalan acı tadı hep hatırlaması, aynı şeyi tatmamak için bir uyarıcı, bir caydırıcı olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kaçınılmıyor ama vakti de bilinmiyor ki ölümün. Ölümün kendisi değil, onu unutmuş gibi yaşamamız asıl yanılgı. Eskiler boşuna dememiş: <em>“Ölümü hatırda tutmak, kalbi diri tutar.”</em> Çünkü ölüm, hayata düşman değil; hayatı ciddiye aldıran en hakiki öğretmen. Dünya fani çünkü. Muhtemelen bu yüzden ölümü çok zikrederdi eskiler. Bilirlerdi ki ölüm, insanın pusulasıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yunus Emre, <em>“Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez”</em> diyerek ardında iz bırakan bir hayatı hatırlatıyor. Yunus’un, iz bırakan bir hayatı işaret etmesi boşuna değil. Ölüm, hayatın karşıtı değil; onu anlamlı kılan son çizgi. O çizgi olmasa, yaşadıklarımız dağınık ve savruk kalırdı. Demek ki mesele ölmek değil; nasıl yaşadığımız, neye tutunduğumuz, kimlere iyi geldiğimiz ve belki de en önemlisi önden ne yolladığımız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, en çok kayıpta sadeleşiyor. Belki de bu yüzden ölümü hep hatırda tutmak gerekiyor. Korkmak için değil; uyanık kalmak için. Daha az kırmak, daha çok affetmek, daha samimi, daha Allah’ın hoşnutluğunu gözeterek yaşamak için. Çünkü hayat, bir gün dönüp, <em>“Ne çabuk geçti” </em>diyeceğimiz kadar kısa. Ölüm ise bu gerçeği unutmamamız için sessizce kapıda bekleyen bir hakikat. Hayatın tek kesin hakikati.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Annemin ardından kalan boşluk, bana şunu fısıldıyor: Zaman kısa, sözler sınırlı, ertelemeler ise fazlasıyla gereksiz. Helalleşmek, affetmek, şükretmek ve sevmek için “Sonra” diye bir lüksümüz yok. Ölümü hatırda tutmak; karamsarlık değil, bilakis daha sahici bir hayat çağrısı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Altı hafta geçti. Yarın on olacak, belki sonra yirmi… Ama hakikat değişmeyecek: Hayat, <strong>”Bir göz açıp kapama süresi”</strong> kadar kısa. Ölümü unutmadan yaşamak ise, bu kısacık hayata anlam katmanın belki de tek yolu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ölüm, hayatın zorlu ve ağır yüklerinden bir tür kurtuluş. Ölüm aslında bir nimet. Allah’a derin sevgiyle bağlı insan için Rabbine kavuşma yönünde tadılacak bir nimet… </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (Ali İmran Suresi, 185)</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi, Mart</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 22:37:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hangi Kadınların Günü?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hangi-kadinlarin-gunu-1009</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hangi-kadinlarin-gunu-1009</guid>
                <description><![CDATA[Hangi Kadınların Günü?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü. Özellikle son yıllarda öyle sıkıldım ki şu 8 Martlardan. Her yıl aynı sahne kuruluyor: Bir buket mimoza, ezberlenmiş birkaç cümle, temcit pilavı gibi ısıtılıp önümüze konulan sloganlar… Sosyal medyada dolaşan parlak mesajlar, kameralar karşısında dağıtılan gülücükler… </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ama o sözlerin ardında gerçek bir vicdan, gerçek bir sorumluluk çoğu zaman görünmüyor. Kadınların emeği, sabrı, mücadelesi bir güne sığdırılıp törensel birkaç jestle geçiştiriliyor. Halbûki hayatın yükünü omuzlayan, evde, işte, sokakta var olma mücadelesi veren kadınların hikâyesi bir günün süslü cümlelerinden çok daha derin, çok daha gerçek. Bu yüzden insan bazen bu yapay kutlamalara bakınca, içten içe şu soruyu sormadan edemiyor: Gerçek saygı nerede, gerçek vefa nerede? Çünkü kadınların değeri, yılda bir gün hatırlanan çiçeklerle değil, hayatın her gününde gösterilen adalet, merhamet ve hürmetle anlaşılır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Evet, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Peki hangi kadınların?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mesela Filistin’de katledilen 13 bine yakın kadının mı? Yine Gazze’de başı kesilmiş halde doğum yapan kadının mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Doğu Türkistan’da, Sudan’da evlatlarına doyamadan toprağa düşen kadınların mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Suriye’de senelerce işkence gören, Sednaya hapishanesinde tecavüze uğrayan kadınların mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bize medeniyet, insan hakları, kadın hakları dersleri verenler, dünyanın dört bir yanında çocukları ve kadınları katletmeye, şahit olanlar da bu vahşilerin yapıp ettiklerine gözlerini kapatmaya devam ediyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dün İran’da kadınların saçları için sosyal medyada parmaklarını parçalayanlar, saçlarını örüp video çekenler katil İsrail’in, İran’da bir okula aynı anda iki kez yaptığı saldırıyla katlettiği 168 kız çocuğunu dikkate bile almadı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bakın her durumda özgürlük nutukları atanlar; katil Batılı olunca nasıl bir anda suskunlaşıyorlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün öyle bir dünya ki…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çocukların, en güvenli sığınak bildikleri annelerinin kollarında katledildiği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Oyuncak yerine enkaz parçalarını, masal yerine siren seslerini öğrendiği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Umut” kelimesini ise hangi dilde öğreneceklerini bile bilmediği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlum annelerin görmezden gelindiği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İsminin anlamı gibi alçak, değersiz bir dünya…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ama umut en karanlık zamanlarda filiz verir. Belki bir başka baharda gerçek bir 8 Mart Kadınlar Günü yaşanır. Elbet bir gün gelir; siz suskunların alkışladığınız sessizlik değil, onların döktüğü gözyaşı konuşur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Siz sustukça tarih yazdı; kim zulmetti, kim zalimle yol aldı, kim sustu, kim mazlumun yanında durdu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Siz susarak tarafınızı seçtiniz; mazlumlar ise sabırla Allah’a sığındı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulmün sesi yüksek olabilir ama mazlumun duası daha yükseğe çıkar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Tüm mazlum kadınların çığlığı arşa yükseldi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve Allah onu işitti!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şahit et ya Rab!..</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 22:22:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran Türkiye\&#039;ye Füze Atar mı?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/iran-turkiyeye-fuze-atar-mi-1008</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/iran-turkiyeye-fuze-atar-mi-1008</guid>
                <description><![CDATA[İran Türkiye\'ye Füze Atar mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Daha önce de bir çok canlı yayında ifade ettim ki "<strong>İran'ın Türkiye'ye füze fırlatması ya da savaş açması"</strong> diye bir şey mevzu bahis olamaz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu İran'ın aptal ve ahmak olması anlamına gelir ki İran'ın da bitişi demektir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki, böyle bir ihtimalin olma ihtimalini devletimiz ima dahi etmiş olursa ne diyeceğiz?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tabii ki devletimizin,Türkiye'mizin yanında yer alacağız ve ülkemizi sonuna kadar müdafa edeceğiz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Lakin İran'ın böyle bir salaklığı yapacağına rüyamızda bile görsek inanmak istemeyiz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İran Türkiye'nin hasımlığını değil hısımlığını yani dost ve akrabalığını kazanmalıdır.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">1000 yıllık kardeşlik ve 1639 Kasr-ı Şirin antlaşmasından beri olan sulh içinde ki komşuluğumuz da bunu gerektirmektedir...</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Tabii ki kadim devlet aklımız tüm ihtimalleri değerlendirir ve gereken tedbiri de almıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Gerisi de İran'ın devlet aklına kalmıştır!</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Biz Haçlı, Siyonist, Emperyalist saldırganlığına karşı İran'ın yanında olduğumuzu her fırsatta söyledik.</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Söylemeye de devam edeceğiz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aynı kardeşlik ve komşuluk hassasiyetini de İran İslam Cumhuriyetinden beklemek hakkımızdır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye'miz İran'a karşı hiç bir düşmanca uçuşa ya da silahlı müdahaleye geçiş izni vermemekte ve İran'ın aleyhine hiç bir fiiliyata ve faaliyete müsade etmemektedir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hiç bir bahanesi olamaz bu konuda İran'ın...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Erdoğan ve Sayın Pezeşkiyan telefon görüşmesinden de gelen haberlere göre zaten İran'ın da efkar-ı umumiyesinin bu yazdıklarımı teyid eder nitelikte olduğudur...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu sevindirici haberlerin devam etmesini diler bir an evvel bölgemize barış gelmesini Mevla'dan niyaz ederiz...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:06:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Biyolojik GPS</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/biyolojik-gps-1007</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/biyolojik-gps-1007</guid>
                <description><![CDATA[Biyolojik GPS]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Okyanus, insan gözüyle bakıldığında uçsuz bucaksız bir boşluk gibidir. Ne yol levhası vardır ne de işaret fişeği… Ama caretta carettalar için deniz, baştan sona okunabilen bir haritadır. Bu harita kâğıttan değil, Dünya’nın manyetik alanından yapılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Kuzey Carolina Üniversitesinden Kenneth Lohman ve ekibi bu canlıların göç hareketini gözlemlemişler. Florida'nın doğu kıyılarında yumurtadan çıkar çıkmaz okyanusa yönelen bu hayvanlar, doğruca Kuzey Atlantik Döngüsü denen ve Sargossa Denizinin etrafını dolaşan büyük bir akıntıya gidiyorlar. Bu halkanın içinde kuzeydoğuya, Avrupa'ya doğru gidip daha sonra güneye yönelen kaplumbağalar, bu sıcak ve besince zengin halka içinde 5-10 yıl geçirdikten sonra tekrar Kuzey Amerika'ya dönüyorlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">K. Lohman ve ekibi deniz kaplumbağalarının göç yollarını bulabilmek için bölgesel manyetik alanlardan faydalanıp faydalanmadıklarını gözlemlemek istiyor, bu amaçla bir düzenek kuruyorlar: Büyük bir su tankı yapılıyor, dışına da manyetik alanlar oluşturan bobinler konuyor. Yeni yumurtadan çıkmış 79 kaplumbağa yavrusuna, ucunda bilgisayarlı izleme sistemine bağlı bir tel bulunan birer mayo giydirip, kaplumbağaları bu su tankının içine bırakıyorlar. Yavrular Kuzey Atlantik Döngüsünün kritik noktalarında, örneğin Florida'nın kuzeyindeki, Portekiz açıklarındaki ve döngünün en güney ucundakilere eş değer manyetik alanlara tabi tutuluyorlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bunun sonucunda görülüyor ki, denenen her manyetik alanda kaplumbağalar, ona karşılık gelen yönde yüzmeye başlıyorlar. Mesela. tanka döngünün kuzeydoğu bölümündeki manyetik alan uygulanınca hayvanlar güneye yöneliyorlar. Gerçek okyanusta bu yön onları doğru yolda tutarak, soğuk sulara girip ölmelerine engel oluyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Henüz birkaç santimetrelik yavrular, Akdeniz kıyılarındaki kumsallardan denize doğru ilerlerken, aslında çoktan binlerce kilometrelik bir yolculuğun ilk adımlarını atar. Onları doğru yöne sevk eden şey ise ne yıldızlar ne de akıntılarla sınırlıdır. Asıl rehber, insanın hissedemediği ama Yaratıcının sunduğu görünmez bir pusuladır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Dünya, dev bir mıknatıs gibi davranır. Çekirdekteki erimiş demirin hareketi, gezegenin etrafında sürekli bir manyetik alan oluşturur. Bu alan, her noktada aynı değildir; yönü, şiddeti ve eğimi coğrafyaya göre değişir. Böylece yeryüzünün her köşesi kendine has bir manyetik imzaya sahip olur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Caretta carettalar, işte bu imzaları algılayabilme özelliği ile yaratılmış nadir canlılardandır. Onlar için manyetik alan yalnızca yön tayin eden bir pusula değil, aynı zamanda </span><em style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">“Neredeyim?”</em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px"> sorusuna cevap veren bir haritadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bilim insanlarına göre caretta yavruları, doğdukları kumsalın manyetik özelliklerini hafızalarına kaydederler. Bu sürece manyetik imprinting denir. Yıllar sonra, okyanusların ötesinden geri dönerken, Allah’ın verdiği yetenek sayesinde bu manyetik izleri arar ve tanırlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Böylece aradan on yıllar geçse bile aynı sahile geri dönmeyi başarırlar. İnsan için mucize gibi görünen bu dönüş, aslında Allah’ın tabiatta kodladığı kusursuz bir kayıt sisteminin sonucudur.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu biyolojik GPS nasıl çalışır?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Caretta carettaların manyetik alanı nasıl algıladığı hâlâ araştırma konusudur. Ancak öne çıkan iki güçlü teori vardır. İlki, vücutlarında bulunan mikroskobik manyetit kristallerinin manyetik alanla etkileşerek sinirsel sinyaller üretmesidir. İkincisi ise gözde bulunan bazı ışığa duyarlı proteinlerin, manyetik alanla kimyasal tepkimeler vererek yön bilgisini oluşturmasıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Muhtemelen carettalar bu sistemleri birlikte kullanıyor. Sonuçta ortaya çıkan şey, teknolojiye ihtiyaç duymayan bir biyolojik navigasyon sistemidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Caretta carettalar, manyetik bilgiyi okyanus akıntılarıyla birleştirir. Akıntılar onları sürüklerken, manyetik alan sayesinde rotalarını kontrol eder, gerektiğinde düzeltirler. Bu, hem enerji tasarrufu sağlayan hem de uzun yolculukları mümkün kılan akıllı bir stratejidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Ne var ki bu hassas sistem, insan faaliyetlerinden kolayca etkilenebilir. Deniz altı kabloları, manyetik kirlilik ve kıyılardaki yoğun yapay ışıklar, carettaların yön bulma yetisini bozabilir. Bu yüzden caretta carettaları korumak, yalnızca yuvalama kumsallarını değil, görünmeyen manyetik çevreyi de korumayı gerektirir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bunların hiçbirini hayvanların kendi akıl ve bilgileriyle yapamayacağı çok açıktır. Ve bu yeteneği canlılara “tesadüf” denilen kör sürecin verdiğini savunmak, bunu hayali evrimsel gelişmelerle açıklamaya çalışmak her zaman sonuçsuz kalan boş bir çabadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Caretta carettaların yolculuğu, bize Allah’ın tabiattaki planının ne kadar ince ve kusursuz işlediğini hatırlatır. Haritasız, pusulasız gibi görünen bir yolculukta bile, Dünya’nın kalbinden gelen görünmez bir rehber vardır. Belki de asıl soru şudur: İnsan, bunca teknolojiye rağmen yönünü kaybederken, bir kaplumbağa nasıl bu kadar isabetli yol alabiliyor?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Daha önce hiç göç deneyimi olmayan yavru kaplumbağalar bu yeteneğe nasıl sahip oluyorlar? Onları sıcak sulara ulaştıracak olan yolu harita ve benzeri hiçbir alete ihtiyaç duymadan nasıl takip ediyorlar? Nasıl manyetik alanları ölçüyor ve onları değerlendirebiliyorlar? Manyetik alanın hangi değerinde hangi yöne doğru gideceklerini onlara kim öğretiyor?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Bu sorular, görebilen gözler için çok açık bir gerçeği ortaya koyuyor: Bütün bu canlıların birbirinden farklı olan şaşırtıcı özellikleri onların çok ince bir plan ve dengeyle, yaşayacakları ortama uygun olarak Allah tarafından yaratıldıkları gerçeğini…</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır ve (bütün) işler Allah’a döndürülür. (Al-i İmran Suresi, 109)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Mart</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 21:29:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgürlük Sandığımız Kafesler Kulluk Sandığımız Kurtuluş</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ozgurluk-sandigimiz-kafesler-kulluk-sandigimiz-kurtulus-1006</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ozgurluk-sandigimiz-kafesler-kulluk-sandigimiz-kurtulus-1006</guid>
                <description><![CDATA[Özgürlük Sandığımız Kafesler Kulluk Sandığımız Kurtuluş]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Modern insan özgürlüğü, çoğu zaman sınırsız seçenek, dilediği gibi yaşama ve hiçbir otoriteye boyun eğmeme hali olarak tanımlıyor. Halbûki bu tanım, ilk bakışta sanki çekici gibi görünse de derinlemesine düşünüldüğünde, insanı gerçek özgürlüğe değil, görünmez zincirlere doğru sürüklüyor, özgürlük zannettiği kafeslere hapsediyor. Kendi arzularının, nefsinin, toplumun beklentilerinin ve tüketim kültürünün esiri olan bir insan gerçekten özgür müdür?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Birçok insan, hayatında mutlaka bir şeye bağlanır. Paraya, kariyere, makama, şöhrete, başka insanların onayına ya da kendi benliğine/nefsine. Bu bağlanışlar, zamanla kişiyi yönetmeye, yönlendirmeye ve hatta köleleştirmeye başlar. Nefsin istekleri doyumsuzdur; bugün elde edileni yarın yeterli bulmaz. Dünya ise asla tam anlamıyla tatmin etmez. İşte bu noktada insan, farkında olmadan kendi iç dünyasında sürekli bir esaret yaşar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İslam düşüncesi, özgürlüğü bambaşka bir yerden tanımlıyor: Yalnızca Allah’a kul olan insan, her şeyden özgürleşir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Apaçık düşmanı şeytan, insana din ahlâkını yaşamayı zor ve imkânsız gösterir. Bu sebeple toplumda, Allah’ın emrettiği ahlâkın, sadece peygamberler ve elçiler tarafından taviz vermeden uygulanabildiği bir üstünlük olduğu gibi bir inanış kabul görür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’a ve elçisine itaat etmenin, özgürlüğünü kısıtlayan bir hayat olduğunu fısıldayan şeytan, kişiye sürekli olarak, çevresinde Allah’tan uzak yaşayan insanların ne kadar özgür olduklarını, kendisinin de bu hayat tarzını seçerse bağımsız, özgür ve mutlu olacağını telkin eder. Ancak bu, sinsice sokulup vesvese veren şeytanın yaldızlı telkinlerinden biridir. Gerçekte helal dairesi geniş, Allah’ın dini kolaydır. Ve Allah, kullarını ‘kolay olan için başarılı kılacağını’ vaat eder.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’ın emirlerine uymadan, yalnızca nefsinin bencil tutkularını gözeterek yaşayan bir kişi özgür bir hayatı umarken, yaşadığı cahiliye toplumunun koyduğu birçok zorlayıcı kural tarafından zincirlendiğinin farkına bile varmaz. Allah, elçilerini vesile kılarak insanların yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri indirdiğini bildirir, onları hayat verecek kurtuluş yoluna davet eder:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (A’raf Suresi, 157)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah’a kulluk, insanın zincirleri tek tek çözer. Çünkü Allah’a kul olmak, kusurlu olana değil, mutlak ve adil olana yönelmektir. İnsan, Rabbine yöneldiğinde artık başkalarının yargılarına mahkûm yaşamaz. Popüler olanın değil, doğru olanın peşine düşer. Maddî olanın değil, manevî olanın değerini fark eder. Böylece özgürlük, dış dünyada değil, insanın kalbinde çoğalmaya başlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İbadetler de çoğu zaman bir yük gibi algılanır. Halbûki namaz, oruç, zekât gibi ibadetler insanı kısıtlamaz; aksine onu disipline eder, arındırır ve güçlendirir. Nasıl ki dağınık bir hayat zihni yorar ve huzursuzluk doğurursa, düzenli bir ruh hali insanı ferahlatır. İbadet, ruha nefes aldıran bir özgürlük düzenidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gerçek özgürlük; her istediğini yapmak değil, yapmaması gereken şeyi yapabilecek güce sahip olduğu halde yapmamaktır. İşte Allah’a kulluk, insana bu irade bilincini kazandırır. Nefse <em>“Dur!”</em> diyebilme cesareti, yalnızca güçlü bir imanın eseridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün birçok insan, <em>“Özgürüm”</em> derken aslında korkularının, bağımlılıklarının, geçici hazlarının ve bencil tutkularının esiri olarak yaşar. Halbûki secde eden bir insan, başını yere koyarken ruhu semaya yükselir. Gerçek özgürlük tam olarak burada saklıdır: Yaratılana değil, Yaratana boyun eğmek…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi, Şubat</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 06:36:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Fikri Savunmak!</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bir-fikri-savunmak-1005</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bir-fikri-savunmak-1005</guid>
                <description><![CDATA[Bir Fikri Savunmak!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Değerlidir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Velev ki o fikre hiç iştirak etmeseniz de... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Evet neden böyle bir başlık atmayı ya da bu hususta yazmayı düşündüm...&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Modern hayat hepimizi o kadar acımasız kuşatmış ki; Her şeyin menfaat gereği yapıldığı ya da mutlaka bir neticesi olması gerektiği gibi makyavelist bir düşünceye sahip olmuşuz...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Herkes böyledir demiyorum ama bu efkar ı umumiye yani genel kanaat ya da genel fikir veya uzlaşı olarak kabul edilmiş durumda...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İsterseniz deneyin...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hangi mevzuda olursa olsun...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Şayet doğru bulduğunuz bir görüşü savunup onun yanında yer aldığınız da istisnalar hariç hemen<em><strong> "acaba ne menfaati var da bunu müdafaa ediyor?" </strong></em>yada; <em><strong>"Hımm ! Bunun şu tarafa ya da şu kesime yakın durması; onun, onlarla alakalı mutlaka bir ajandası vardır... Onlardan bir beklentisi vardır..."</strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Halbuki insanlar taraf olmaya çoğu zaman mecburdur...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hele de az çok idealleriniz varsa veya iddia sahibi bir insansanız...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bir ideolojiniz varsa !</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hele de Müslümansanız...!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Alın size Maide suresinin 8. ayeti...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Nasıl olacakta tarafsız kalacaksınız ?</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">'' Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adâletle şâhitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin! Adaletli olun; takvaya en uygunu, en yakışanı budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. '' </span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bir de Nisa Suresi 135. ayetini okuyalım bakalım nasıl taraf olmayacağız ?</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">'' Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.''</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Evet bu ayetleri okuyan bir iman etmiş şahıs yani Müslüman ;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">insanları ya da ailesini, ülkesini, dinini, diyanetini alakadar eden bir hususta nasıl bigane kalabilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bana ne canım diyebilir ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Vurdum duymaz olabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Nemelazımcı da.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ama herkes sizin gibi olmak mecburiyetinde mi ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Herkes makyavelist veya materyalist olmak mecburiyetinde mi ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kaldı ki materyalist olmak dahi bir taraf olmaktır hattı zatında...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Çıkar peşinde koşmak zorunda mı ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hiç kimseden ders almıyorsanız bari futbol taraftarlarını izleyin... </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Hangi futbol taraftarının maç seyredebilmek için </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">( yine istisnalar hariç tabii ki ) cebinden maç bilet parası vermek ve zaman tüketmekten başka bir menfaati vardır ...?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Peki bir ideoloji mensubu ya da sempatizanının bir futbol taraftarı kadar aidiyeti yok mudur ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Ülkesini seven vatanseverin ya da inançlı bir insanın mensubu olduğu dini yaşamak ve yaşatmak istemesinin bir sporsever kadar hakkı yok mudur ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Uhrevi ya da ulvi duygularla bir ideolojiyi ya da dini veya fikri savunmak için illaki menfaat gerekmez...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">İnsanlar manevi tatmin ya da içindeki duygularla da taraf veya müdafi olabilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu açıdan baktığımız da vicdanlı her insanın içinde bulunduğu topluma ve coğrafya ya karşı borcu vardır...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bununla alakalı durumdan vazife çıkarabilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Kendisini bir tarafta bulma isteğinde hissedebilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif">Bu yazının üzerinde durduğu husus budur...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 06:01:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanın En Köklü ve En Derin İhtiyacı: İman</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/insanin-en-koklu-ve-en-derin-ihtiyaci-iman-1004</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/insanin-en-koklu-ve-en-derin-ihtiyaci-iman-1004</guid>
                <description><![CDATA[İnsanın En Köklü ve En Derin İhtiyacı: İman]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çimlenen bir tohumda filizlerin yerçekimine ters yönde hareket ederek güneş ışığına doğru büyümesi, köklerin ise yerçekimine uygun hareket ederek toprağın içlerine doğru ilerlemesi, yani bir bitkinin iki ayrı organının birbirine tamamen zıt yönlere doğru büyümeleri oldukça düşündürücü bir olaydır. Nasıl olup da hem kökler hem de filiz hangi yöne gideceklerini bilir? Bu arada dallarının kalınlaşıp, su ve mineralleri yerçekimine rağmen yukarı taşıyacak bir sisteme sahip olması, hayranlık vericidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bitkinin kuru dallarından taze yeşil yapraklar çıkmasında, yaprakların arasından muhteşem renklerde ve eşsiz kokularda çiçeklerin oluşmasında ve sonrasında insan için özel yaratılmış meyvelerin büyümesinde heyecan verici bir olağanüstülük vardır. Allah, eşsiz yaratma sanatıyla, bütün bu mucizeler için ise tahta parçası görünümündeki küçücük bir tohumu sebep kılar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yaratılmış bu eşsiz güzelliklerin farkına varabilmek için, bunları takdir edebilecek bir anlayışa sahip olmak gerekir. Bunu gerçek manasıyla anlayabilecek olan insanlar da sadece iman edenlerdir. Çünkü iman edenler, gördükleri her detayın Allah’ın eşsiz, benzersiz ve örneksiz yaratma sanatı olduğunun bilincindedirler. …</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çoğu insan, bir anlam arayışı içinde yaşar. Gökyüzünün neden bu kadar derin olduğunu, gecenin neden suskunlaştığını, kalbin neden bazen hiç sebepsiz yere sıkıştığını merak eder. Bu merak çoğu kez bilimin, aklın ve tecrübenin açıklayamadığı eşiklere doğru ilerler. İşte tam bu eşiğin kıyısında, insanın ruhu bir sığınağa ihtiyaç duyar: iman. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman, sadece bir kabul değil; insanın iç dünyasında yanan bir kandildir. Kimi zaman sönük bir ışık gibi görünür, kimi zaman bir ateş topu gibi göğsü aydınlatır. Ama her hâlükârda, insanın varoluşu ile arasındaki en güçlü köprülerden biridir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Modern hayatın kalabalığında insanlar, görünmez bir boşlukla sık sık yüz yüze gelir. Bu boşluk bazen “Hayatın amacı ne?” sorusuyla, bazen de bir hastane koridorundaki sessiz bekleyişle ortaya çıkar. İman, bu boşluğu dolduran bir anlam örgüsüdür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman, sadece kabul edilen bir düşünce değil; insanın varoluşunu, bakış açısını ve hayatın anlamına dair yorumunu kökten değiştiren bir hakikattir. Yaratılışta sergilenen mucizeler; bir yaprağın damarlarında akan hayat, gökyüzünün kusursuz dengesi, insan ruhunun anlam arayışı mesela, imana açılan kapılardır. Bunlar, tesadüflerin değil, ilahi bir kudretin izlerini taşır. Bu izler üzerinde derin tefekkür eden insan, görünenin arkasındaki hakikati fark etmeye başlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman, insana “tesadüf” kavramının ötesinde bir düzen, bir hikmet olduğunu fısıldar. Bu fısıltı, zor zamanlarda kalbe sabrı raptedip ruhu toparlayan, iyi zamanlarda ise şükrü diri tutan bir iç yankıya dönüşür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">… </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İman etmenin asıl önemi, insanı boşlukta savrulan bir varlık olmaktan çıkarıp, anlamlı bir yolculuğun yolcusu hâline getirmesidir. Kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bilen bir kalp, korkudan ve anlamsızlıktan özgürleşir. Çünkü iman, yalnız olmadığını, her şeyin hikmetle yaratıldığını ve hayatın sahipsiz olmadığını öğretir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ayrıca iman, insanın iç dünyasında derin bir denge kurar. Acı ve imtihan karşısında bir sığınak, sevinç ve nimet karşısında bir şükür kapısıdır. Kendi sınırlarını bilen ama aynı zamanda ebedî bir kudretle bağlantısını fark eden insan, daha mütevazı, daha merhametli ve daha sorumlu bir hale gelir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kısacası, iman sadece ahiret hayatını kazandıran bir anahtar değil; bu dünyayı da anlamlı, sabırlı ve umut dolu yaşamayı sağlayan bir ışıktır. Yaratılış mucizelerini okumayı öğrenen bir insan için iman, aklın, kalbin ve ruhun birlikte attığı en hakiki adımdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Dergisi, Ocak</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 05:40:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Epstein Adası ve Mihalgazi Belediyesi...</title>
                <category>Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/epstein-adasi-ve-mihalgazi-belediyesi-1003</link>
                <author>nurcan_alevli52@hotmail.com (Nurcan Şahin ALEVLİ -Eteğimdeki Taşlar)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/epstein-adasi-ve-mihalgazi-belediyesi-1003</guid>
                <description><![CDATA[Epstein Adası ve Mihalgazi Belediyesi...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Diyebilirsiniz ki "Epstein adası niree, Mihalgazi belediyesi nire? Ne alakası var?"</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok alakası var.<br />
Kurayım alakayı da görün hele bir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İyi Parti'li bir eziğin sosyal medyada Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün'e yönelik attığı tweet nedeniyle kesin ihraçtan disipline sevk edildiği haberleri altındaki yorumlara bakındım bugün biraz. Elbette ki muhalif kanat yine şaşırtmadı ve "Kılık kıyafet yönetmeliği, Atatürk İlke ve İnkılapları" vs... adı altında o gereksizi savunma yarışı vardı.<br />
Acı olan bu yarışta kadınların da erkekler kadar azimli olmasıydı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Oysa olay sadece bir kılık kıyafet meselesi değil. Kaldı ki Atatürk'çü bile olunsa bir kadının yerelde, hepi topu 3000 kişilik bir ilçede döpiyesle dolaşmamasına laf edene kadar daha faydalı işlerle meşgul olunabilir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama hadi diyelim ki bu sizin cibiliyetiniz olduğundan milletin kılık kıyafetine laf etmeden duramıyorsunuz. Eyvallah...<br />
Eyvallah daa, o twit ondan ibaret değildi.&nbsp;<br />
Twitin asıl can alıcı noktası geri kalan kısımda. Zeynep Akgün'ün kıyafetinden ötürü ancak ahırda inek sağabilecek biri olduğunu söylüyor o hadsiz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Alakaya gelince;<br />
Jeffery Epstein'in etrafında bir sürü güzel ve elit(denilen) kadın var. Adamla iyi dostlar, sevgililer, hayranlar...<br />
Adamın ne olduğunun ya da ne yaptığının onlar için bir önemi yok. Çünkü tüm o sapkınlıklarda kullanılan kadınlar birer teferruat onlar için. Feda edilebilir, değersiz birer aparat.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Mihalgazi Belediye Başkanına ahırı layık gören o şahsiyetsize destek olan kadınlar da durum aynı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşlerine geldiğinde "kadın hakları, &nbsp;eşitlik, modernlik" diye ülkeyi ayağa kaldıran bu heykel takımı bu adama "Sen kim oluyorsun da onu ahırla sınırlayabiliyorsun?" demiyor. Kadının belediye başkanı olması, &nbsp;eğitimli olması, ilçesinde kadınlar adına pekçok konuda öncü olmuş olmasının onların gözünde hiçbir değeri yok bu noktada.<br />
Kendilerince Zeynep hanımı incitilebilir, onuruna saygısızlık edilebilir, gerekirse aşağılanabilir kategoride görüyorlar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çünkü kendileri, £pst£ingiller familyasının Türkiye uzantısı.<br />
Çünkü küfür, tek millettir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 23:51:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/5f4118baa2d0b02691092b538963f28d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakikat Son Mahkemede Ayağa Kalkar</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hakikat-son-mahkemede-ayaga-kalkar-1002</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hakikat-son-mahkemede-ayaga-kalkar-1002</guid>
                <description><![CDATA[Hakikat Son Mahkemede Ayağa Kalkar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hekim olmasının yanı sıra entelektüel bir düşünür ve özellikle İslam itikadı, felsefe, modern insanın anlam arayışı, sosyal bilimler ve klasik düşünce tarihi üzerine çalışmalar yapan yazar Altay Cem Meriç'in bir tvitine denk geldim önceki gün. Gazze'de şehit olan küçük Rim ve dedesinin fotoğrafının altında iki sene önce şunları paylaşmıştı:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"Dünya cennet olmayacak. Cennet olacak olsaydı bu insanlar içinde kalırdı. Bari en azından zalimlere cehennem olsaydı. O da olmayacak, çoğu hesap vermeden gidiyor. Ahiret olmasaydı dünya içinde bir dakika durmaya değmezdi."</span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çok doğru; bu manzara bize hiç yabancı değil. Tarih boyunca da böyleydi, bugün de farklı değil. Gücü elinde tutan, haksızlıkla yükselen, başkasının hakkı üzerinden izzet devşiren, mazluma zulmedenler çoğu zaman hesap vermeden, sorgulanmadan bu dünyadan çekip gidiyor. Zalim, arkasında enkaz bırakıyor ama kendisi alkışlarla uğurlanabiliyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Mazlum ise sessiz. Hakkı gasp edilmiş, sözü bastırılmış, onuru örselenmiş hâlde kalıyor. Ne adalet terazisi doğru tartıyor ne de mahkeme kapıları sonuna kadar açılıyor ona. Çoğu zaman zillet, onun kaderiymiş gibi sunuluyor. Ve o da bu hâliyle göçüyor dünyadan.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Üstadın ifadesiyle, <em>“Zalim izzetinde, mazlum zilletinde göçüp gidiyor…”</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İşte tam bu noktada insan vicdanı, <em>“Bu mudur adalet?”</em> diyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Diyor da, adaletsizlik kavramıyla Allah’a zulüm isnat edilir mi? -Haşa-</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeryüzündeki mevcut hataların, zulümlerin hepsinin yegâne sebebi inançta ve yaşayışta doğru, dengeli, ölçülü ve adil olmakla sorumlu olan insandır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanlara adaleti emreden Allah'ın âdil olmaması mümkün mü?.. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Demek ki hakikî hesap, mahkeme-i kübrâya bırakılıyor. Öyle bir mahkeme ki; unutan yok, kayıran yok, kaçabilen yok. Kaldı ki dünya, son sözün söylendiği yer olsaydı, mahkeme-i kübrâya ihtiyaç kalmazdı. Zaman hakikati gizler sanılır; oysa onu o mahkemeye hazırlar. Orada zaman aşımı yoktur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eğer dünyada her zulmün karşılığı anında verilseydi, imtihan anlamını yitirirdi. Eğer her mazlum burada hakkını alsaydı, sabrın, teslimiyetin ve imanın değeri kalmazdı. Demek ki bu dünya, hükmün verildiği değil; dosyaların hazırlandığı bir yer.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Demek ki zalimin izzeti, gerçekte bir mühlet, mazlumun zilleti ise bir imtihandır. Orada zalimin dünyada taşıdığı izzet, omzuna yük olur. Mazlumun burada çektiği zillet ise lehine şahitlik eder.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu dünyada susturulan her hakikat, Mahkeme-i Kübrâ’da şahit olarak konuşur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulümle örtülen gerçekler, ilâhî adalet karşısında ayağa kalkar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hak, burada eğilir gibi görünse de orada dimdik durur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zulmün ayakta kaldığı her an, hakikatin yürüyüşüne eklenen bir delildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu dünyada üzeri örtülen gerçekler, orada diriltilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Burada kazananlar, orada savunma bile yapamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Güç suskunluğu satın alabilir ama adaleti asla!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Çok zulüm, çok zalim, çok mazlum var.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Adaletine şahit et ya Rab!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, hesap kitap ortaya konur, peygamberler ve şahitler getirilir, insanlar hakkında doğruluk ve adalet ölçüsüne göre hüküm verilir, onlara asla haksızlık edilmez. Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir. (Zümer Suresi, 69-70)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 23:39:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Volkanın Gölgesinde Yeşeren Rahmet</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/volkanin-golgesinde-yeseren-rahmet-1001</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/volkanin-golgesinde-yeseren-rahmet-1001</guid>
                <description><![CDATA[Volkanın Gölgesinde Yeşeren Rahmet]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kanarya Adaları’nın Kanarya Adaları’nın rüzgârla yoğrulmuş yüzünde, Lanzarote’nin siyah toprakları insana ilk bakışta çoraklığı fısıldıyor. Yüzyıllar önce Timanfaya volkanının ateşi göğe yükselirken ada halkı, toprağın bir daha can tutmayacağını sanmıştı. Fakat insan hayret ediyor; bazen Allah, en imkânsız görünen yeri bile bir rahmet sofrasına çeviriyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">La Geria bölgesine yaklaşırken gözler önce şaşırıyor. Binlerce küçük çukur ve her birinin içinde tek bir üzüm kökü. Çevresinde yarım ay biçiminde taş duvarlar. Sanki insan emeğiyle dua, taşın ve toprağın diline yazılmış. Siyah taşların sertliği, güneşin yakıcılığı, rüzgârın acımasızlığı… Hepsi sanki, <em>“Burada bereket olmaz”</em> der gibi. Ama toprağın ve insanın hikâyesi bir kez daha gösteriyor ki, Allah dilerse külün içinden bile hayat çıkarır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">La Geria’nın bağları, bu hakikatin sessiz birer şahididir. Volkanik kırıntılara burada “picon” deniyor. Siyah, keskin, kuru… Ama altında sakladığı sır bambaşka; gecenin serinliğini içine çekiyor, gündüzün yakıcı sıcağını toprağa geçirmiyor. Yağmur yağmasa da havadaki nemi içten içe biriktirip köklere sızdırıyor. Adanın üzüm kökleri, neredeyse suyu görmeden yaşamayı bu savrulmuş taş taneleriyle başarıyor. Bu da bize, insan kalbinin bazen en kurak dönemlerinde bile Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm’ın gizli bir lütfu ve ikramı olduğunu hatırlatıyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Lanzarote’nin en meşhur üzümü, Malvasía Volcánica. Aromasındaki hafif tuzluluk ve mineraller, volkanın ateşinden geçmiş bir toprağın hikâyesini anlatıyor sanki. Bu üzümü işleyen çiftçi bilir; rüzgâr estikçe duvar örmek, güneş yaktıkça toprağı korumak, yağmur yağmasa da umudu yaşatmak gerekir. O da elinden geleni yapar. <em>“Toprak bizi şaşırtmayı hiç bırakmıyor” </em>der. Fakat aslında şaşırtan toprak değil; toprağı her an yeniden yaratan Allah’ın iradesidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bağların arasında yürürken, insan emeğiyle ilahi düzenin nasıl iç içe geçtiği hissediliyor. Kayayı oyup çukur açmak, rüzgârla savaşmak, her kökü tek tek korumak… Hepsi sabrın, tevekkülün ve kanaatin birer işareti gibi duruyor. Burada bağcılık yalnızca tarım değil; sanki insanın tabiatla yaptığı sessiz bir ibadet... </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">UNESCO’nun bu bölgeyi “insanın doğayla kurduğu uyumun eşsiz örneği” olarak tanıması boşuna değil. Çünkü Lanzarote bize şunu öğretiyor: İlahî düzen insanın çabasına ‘el verince’, lavların bile içinden hayat filizleniyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">La Geria’nın siyah vadilerine baktığımızda, gördüğümüz yalnızca üzüm terasları değil. Gördüğümüz; bir halkın sabırla yoğrulmuş bir gayretinin ve Rabbimizin toprağa serdiği rahmetinin eserlerinin ve bereketin somut halidir. Volkanın gölgesinde bile yeşerebilen bu bağlar, insana şu Kur’anî hakikati fısıldıyor: </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Her zorlukta bir kolaylık vardır.” </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Toprak için de böyledir, insan için de.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi. Ocak</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 00:02:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden Sen?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/neden-sen-1000</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/neden-sen-1000</guid>
                <description><![CDATA[Neden Sen?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hayat bazen hiç beklemediğin bir yerden sorular sorar sana. Bir anda omuzlarına çöken ağırlık, kalbine düşen bir sızı, zihninde dönüp duran o inatçı soru: <em>“Neden ben?”</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Halbûki her <em>“Neden”</em> sorusu, aslında gizli bir davetin kapısını aralar. Belki de sorulması gereken asıl soru şudur: <em>“Neden ben olmasın?” </em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir imtihan geldiğinde, <em>“Neden ben?”</em> deme. Çünkü belki de sen, bu imtihanla daha sağlam durmayı öğreneceksin. Her zorluk, insanın iç dünyasında henüz keşfetmediği bir gücü uyandırır. Her darlık, kalpte yeni bir genişliğe yer açar. Ve her düşüş, yeniden ayağa kalkmanın ne kadar kıymetli olduğunu öğretir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kimi zaman insanı zorlasa da, Allah’ın her olayı hayırla yarattığını unutmamak gerekir. Yaşanan tüm olaylar bir hikmet üzeredir ve mükemmeldir. Hayatın çeşitli zorlukları, gelişim ve olgunlaşma yolunda önemli adımlardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah kullarına kaldıramayacağı yükü yüklemez fakat onlara kendilerini tanıyacak kapılar açar. O kapılar kimi zaman acıyla, kimi zaman yalnızlıkla, kimi zaman da sabırla aralanır. Çünkü insan en çok, sarsıldığı anlarda kendisiyle yüzleşir. O an bahaneler susar ve geriye sadece gerçek kalır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Allah zorluğu boşuna vermez. Sevdiğinden verir. Nefsimizi bir kenara bırakırsak, gelen her şeyi Allah’ın lütfu olarak görürüz. Hiçbir şey zor gelmez o zaman.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Allah, kullarına içlerindeki kudreti gösterecek yollar açar. O yollar bazen dar gibi görünür, fakat yürüdükçe genişler. İlk adım cesaret ister, ikincisi umut. Sonrasında ise insan fark eder: <em>“Meğer ne kadar da güçlüymüşüm…”</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Sıkı olabilmek için bir şeylerin zorlanması, canımızın acıması lazım. Çile, zorluk insanı yorar bazen. Perdeler zorluklarla kalkar. Sonra yavaş yavaş arka taraf aydınlanır. Son perde kalktığında, limite geldiğinde bir rahatlama çöker.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Neden sen?”</span></span></em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> sorusunun asıl cevabı da şu saklı cümlededir: <em>“Çünkü sen yapabilirsin. Sen, sabrı öğrenebilecek kadar güçlü, şükrü anlayabilecek kadar derin, teslimiyeti idrak edebilecek kadar hazırsın. Herkesin taşıyamayacağı bir yükü taşıyabilmen, ruhunun o imtihana hazır oluşundandır.”</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O halde soru değişir. <em>“Neden ben?”</em> yerini <em>“Bu bana ne öğretmek istiyor?”</em> sorusuna bırakır. Ve işte o an, yaşanan zorluk imtihan olmaktan çıkar; acı bir öğretmene; sabır bir yoldaşa; dua ise en yakın dostuna dönüşür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sen, sabrın filizlenebileceği bir kalbe, umudun yeşereceği bir ruha sahipsin. Sen, kırıldığında bile yeniden ışık sızdırabilenlerdensin. Senin hikâyen, teslimiyetle değil; güvenle yazılmak isteniyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ve her yeni gün, bir cevap değil; bir müjdedir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu imtihan seni küçültmek için değil, büyütmek için var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yolundaki bu taş seni yaralamak için değil, keskinleştirmek için var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu yük seni yormak için değil, kanatlandırmak için omuzlarında.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O hâlde soruyu değiştir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Neden ben?”</span></span></em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> değil,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Bunun sonunda nasıl bir ben olacağım?”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Cevabı Allah’ın dilemesiyle zaman yazacak. Ama bir şey şimdiden belli:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Daha güçlü, daha keskin, daha aydınlık, daha umutlu bir sen.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Körpe Kalemler Dergisi, Ocak</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 22:02:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazze Üşüdü Vicdanlar Dondu</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/gazze-usudu-vicdanlar-dondu-999</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/gazze-usudu-vicdanlar-dondu-999</guid>
                <description><![CDATA[Gazze Üşüdü Vicdanlar Dondu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">"Bugün yağış nedeniyle çadırımızda çocuklarımla su içinde kaldık. Ne zaman huzura kavuşacağız? Geriye ölümden başka bir şey kalmadı. Dünya, çocuklarımızı öldürmek mi istiyor? Buradaki hayat tam bir trajedi. İş yok, yiyecek yok, bize yardım edecek kimse yok, yerinden edilmiş insanlar olarak bizi destekleyecek kimse yok. Şu çadırlara bakın. Tüm bu yerinden edilmiş insanlar sel sularına kapılmış. Bunu hak edecek ne yaptılar? Çocukları bunu hak edecek ne yaptı? Bu çocuklar nereye gidecek? Söyleyin bana, ne yapmam gerekiyor?.. İşlerimi en iyi koruyucu olan Allah’a emanet ediyorum. Allah’ım bizi kurtar!"</span></em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> (Gazzeli Abdurrahman es-Salmi)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gazze’ye kış geldi. Bugünlerde Abdurrahman kardeşimizin çocuklarının ve tüm Gazzeli çocukların omuzlarında ağırlık yapan şey, yalnızca kışın ayazı mı? Orada, bombayla parçalanmış gökyüzünün altında, yırtık bir battaniyeye sarılmış ince bedenlerde taşınan asıl yük, katil siyonistin zulmü, dünyanın sessizliği, vicdanın terk ettiği bir coğrafyanın ağırlığıdır. O küçücük eller soba arar ama bulamaz; çünkü bu topraklarda ateş, yalnızca yakmak için vardır, ısıtmak için değil.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Terörist İsrail’in ateşkese rağmen halâ atmayı sürdürdüğü her bomba, yalnızca bir binayı değil insanlığın ortak onurunu da yıkıyor. Yıkılan her duvarın altında kalan, sadece bedenler değil; evrensel değerler, çocuk hakları, insanlık bildirgeleri ve yüksek sesle savunulduğu söylenen tüm ideallerdir. Ve biz, uzak şehirlerin sıcak odalarında, ekranlarımızın soğuk camından izlerken, bu yıkımın fiili ortağı hâline geliyoruz. Çünkü sessizlik, her zaman tarafsızlık değildir; çoğu zaman suçla kurulan pasif bir ittifaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bir çocuk düşünün… Oyuncak yerine enkaz parçalarını, masal yerine siren seslerini öğreniyor. Annesinin elini değil, korkuyu tutuyor geceleri. Uyuduğunda gördüğü düşler bile yetim. Bu çocuk, nasıl bir geleceğe uyanacak? Hangi dilde öğrenir “umut” kelimesini?.. Şimdi bu çocuğun sizin çocuğunuz olduğunu düşünün!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gazze’de kış, mevsimsel bir gerçeklik değil, politik bir tercihtir. Çünkü bu çocuklar üşüyorsa, bu sadece hava şartlarından değil; yolları kapatan, yardımları engelleyen, insani koridorları siyasetin pazarlık masasına süren ellerdendir. Soğuk, orada tabiatın değil, insanın eseridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gazze’de bir çocuk daha geceyi soğuk bir zemin üzerinde, aç bir karın ve korkuyla kapattığında, aslında insanlık bir gününü daha kaybetmiş olur. Her susuşumuz, her görmezden gelişimiz, her <em>“Bana ne”</em> deyişimiz; bu karanlığın biraz daha büyümesine hizmet eder. Çünkü zulüm, en çok silahla değil, sessizlikle beslenir. Ve daha önemlisi: Dünya, bu çocuğa hangi yüzle hesap verecektir?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yarın tarih kitapları bu günleri yazdığında, kimin nerede durduğunu, kimin sustuğunu, kimin görmezden geldiğini, kimin alıştığını kaydedecek. Gazzeli çocukların üşüyen omuzlarında yalnızca bombardımanın külü değil, dünyanın suskunluğunun buzları birikmiş olacak. Ve o yük, bir gün bizim omuzlarımıza da çökecek.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">O yüzden sorumluluk bugün burada, tam da bu satırları okuyan herkesin önündedir: Ya bu sessizliğin bir parçası olacağız ya da insan kalmanın ağır ama onurlu tarafını seçeceğiz. Çünkü Gazze yalnız değildir; Gazze, insanlığın vicdan testidir. Ve bu testte tarafsız ve sessiz olanlar aslında çoktan kaybetmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün Gazze’de bir çocuk üşüyorsa, aslında insanlık ateşini kaybetmiştir. Bugün Gazze’de bir bebek ağlıyorsa, dünya ninnisini söylemeyi unuttuğu içindir. Ve eğer hâlâ susuyorsak; belki de asıl sorulması gereken soru şudur:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Biz gerçekten üşümeyenler miyiz, yoksa çoktan donmuş olanlar mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 22:00:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gerçek Vicdanın Gölgesi Dijital Vicdan</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/gercek-vicdanin-golgesi-dijital-vicdan-998</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/gercek-vicdanin-golgesi-dijital-vicdan-998</guid>
                <description><![CDATA[Gerçek Vicdanın Gölgesi Dijital Vicdan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px; text-align:justify">Yılın son günlerinde Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından, halk oylamasıyla belirlenen "2025 yılının kelimesi/kavramı"nın "Dijital Vicdan" olduğunu bildirildi.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kavram ile ilgili açıklanan gerekçe şöyle:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“‘Vicdan’, TDK’ye göre ‘kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine düşünmesini sağlayan duygu’ olarak tanımlanır. Ancak dijital çağda bu kavram farklı bir boyut kazanmıştır. İnsanlar çoğu zaman gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda, sosyal medyada bir paylaşım ya da beğeniyle ‘vicdanlarını rahatlatma’ eğilimine girmektedir. Bu durum, bireysel duyarlılığı pasifize ederek vicdanı ‘tıklanabilir bir işlem’e indirgemektedir. Beğeni, paylaşım ve yorum yapan bireyler bir ‘tıklama’ aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir…”</span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Mesela Gazze ve Doğu Türkistan gibi kamuoyunun önünde gerçekleşen insanlık dramlarında, ilgili konunun sosyal medya içeriğini beğenmek ve hatta bu durumlar için ‘içerik üretmek’, o olayın gerçekliğini bozarak, bireyde sanal bir vicdani rahatlama yaratarak, bireyi sosyal ve bireysel sorumluluktan uzak tutmaktadır…”</span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Halk oylamasına sunulan kelimelerden diğer ikisi ise fertlerin ve toplumların ağır zulüm karşısında ahlaki duyarlılıklarını yitirerek kayıtsızlaşması anlamındaki ‘Vicdani Körlük’. Ve iyi niyete rağmen duygusal farkındalık ile sorumluluk alma arasındaki boşluğu görünür kılan ifade olan ‘Eylemsiz Merhamet’.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu üç kavram da aslında birbiri ile bağlantılı. Dijital vicdan, doğru inşa edilmediğinde iki tehlikeli hâle evrilebilir: vicdani körlük ve eylemsiz merhamet. Sürekli maruz kalınan acı görüntüleri, tekrar eden felaket haberleri ve hızla tüketilen trajediler, zamanla insanın kalbini değil yalnızca algısını meşgul eder; böylece vicdan, görmesine rağmen hissetmeyen bir körlüğe sürüklenir. Bunun bir diğer sonucu ise eylemsiz merhamettir: Üzülmenin yeterli sanıldığı, paylaşmanın sorumluluk yerine geçtiği, kalbin harekete geçmeden rahatladığı geçici bir iyilik hâli. Gerçek vicdan ise fark etmeyi, rahatsız olmayı ve imkân dâhilinde eyleme geçmeyi aynı çizgide buluşturur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kimi insanlar sadece kendi menfaatlerini düşündüklerinden, çevrelerindeki olaylara karşı duyarsızdırlar. Dünyanın birçok yerinde süren savaşları, işgalleri, açlıktan ve yoksulluktan ölen insanları neredeyse hiç düşünmezler. Bu insanların yaşadıklarını, televizyonların haber programlarında adeta bir filmi izler gibi sadece izlerler. Gördükleri korkunç manzaralardan dolayı içlerinde oluşan merhamet duygusunu ise <em>“Ben ne yapabilirim ki”</em> gibi yanlış mantıklar ile bastırır, bu şekilde vicdanlarını rahatlatırlar. Halbûki bu konuda yapılması gereken, akıl sahibi her insanın takdir edeceği üzere dünyayı kana bulayan zulme karşı mücadele vermektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dijital çağda vicdan, çoğu zaman bir refleks kadar hızlı ama bir o kadar da geçicidir. Acılar saniyeler içinde tüketilir, zulüm parmak kaydırma mesafesinde sıradanlaşır. Herkes her şeyden haberdardır ama çok azı gerçekten sorumludur. Paylaşmak, çoğu zaman yüzleşmenin; yorum yapmak ise harekete geçmenin yerine ikame edilir. Böylece vicdan, rahatlatıcı bir illüzyona dönüşür: Görmüş olmak, görevini yapmış olmak zannedilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dijital vicdan sahte midir?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Acılara karşı <em>“üzüldüm”, “paylaştım”, “tepki verdim”</em> hissiyle duyarlılık, biçimi yönüyle vicdanın varlığına işaret eder; yani bütünüyle yok ya da sahte değildir. Ancak sorun şurada başlar:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eğer hissettiğiniz sızı eyleme, bedel ödemeye, hayat tarzında bir değişime dönüşmüyorsa, dijital vicdan sembolik bir gösteriye dönüşür. Bir gönderiyi paylaşmak, bir etiketi kullanmak, bir hikâyede üzülmüş görünmek… Bunlar vicdanı tatmin eder, ama çoğu zaman sorumluluğu erteler. Bu yüzden dijital vicdan çoğu durumda gerçek acıyı tüketilebilir içerik haline getirir, insanı merhametli bir seyirci kılar, vicdanı rahatlatır ama adaleti çoğaltmaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Vicdan sahte değildir; fakat dijital ortam, vicdanı eylemsiz bırakıyorsa onu işlevsizleştirir. İşlevini yitiren vicdan ise zamanla körelir. Bugün <em>“üzüldüm”</em> dediğimize yarın bakmamaya başlarız.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dijital vicdan, gerçek vicdanın gölgesidir. Gölgeyi gerçek sanmaya başladığımızda sorun başlar. Vicdan, ancak hayatın içine indiğinde; risk aldığında, bedel ödediğinde ve susmamayı seçtiğinde gerçektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dünyada, bunca sahteliğin içinde önce bizim samimiyete ihtiyacımız var. İnsan samimiyeti kazandığında vicdanının kapısı sonuna dek açılır. Kişi artık en fazla vicdanının sesini dinleyecek demektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dijital vicdan, konforu bozan bir sızıdır. İnsanı rahatsız eder, taraf olmaya zorlar, bedel ödemeyi hatırlatır. Ekran başında alkışlanan duyarlılığın, hayatın içinde bir karşılığı yoksa o vicdan yalnızca sanaldır. Fakat hâlâ bir imkân vardır. Aynı dijital alan, hakikati çoğaltmanın, merhameti örgütlemenin ve sessiz kalmama cesaretini yaymanın da aracıdır. Vicdan, doğru ellerde bir tıkla körelmez; aksine bir tıkla uyanabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sonuç olarak dijital dünya, vicdanı susturan bir kalabalığa da dönüştürebilir, onu diri tutan bir imkâna da. Mesele ekranların varlığı değil, kalplerin yönüdür. Görüp geçmeyi seçenlerle sorumluluk alanlar arasındaki fark, tam da burada belirginleşir. Dijital vicdan; alkışlanmak için sergilenen bir duyarlılık değil, gerektiğinde yalnız kalmayı göze alan ahlaki bir duruştur. Ve hâlâ umut vardır: Hakikatin bir cümleyle yayılabildiği, iyiliğin örgütlenebildiği bu çağda, vicdan da yeniden inşa edilebilir. Allah, parmaklarımızdan önce kalbimizi harekete geçirsin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 22:23:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İlk Roket Adam: Lagari Hasan Çelebi</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ilk-roket-adam-lagari-hasan-celebi-997</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ilk-roket-adam-lagari-hasan-celebi-997</guid>
                <description><![CDATA[İlk Roket Adam: Lagari Hasan Çelebi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">ABD'de yayınlanan Weekly World News adlı dergi, dünyada insanlı ilk roketi ABD'liler den 330 yıl önce 1633'te Türklerin İstanbul'da fırlattığını yazdı.</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Haberini, Norveç Havacılık Müzesi Müdürü Mauritz Roffavik'in açıklamasına dayandıran dergiye göre;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hasan Çelebi adlı Türk, barutla çalışan iki katlı roketi 1633 yılında yaptı. Bu roket ateşlendikten sonra denize düşmeden önce 2,5 km yol aldı. 30 metre boyundaki roketin orta bölümüne yerleşen <strong>Hasan Çelebi de ilk kez gerçek anlamda roketli uçuş yapan insan oldu.</strong>&nbsp;300 metre kadar yükseldi ve paraşütle denize indi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hasan Çelebinin roketinin ana motorunun çevresinde 6 küçük motor daha bulunduğunu ve bu küçük motorların, roketi havaya yükselten ilk kademeyi oluşturduklarını anlatan Roffavik;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">&nbsp;<strong>‘‘İlk kademede yer alan bu roketlerin yakıtı tükendiğinde, ikinci kademeyi oluşturan ve daha büyük olan ana motor devreye girdi ve roketin daha da yükselmesini sağladı’’</strong> dedi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Roffavik, 300 metre yükseğe ulaştığında, Çelebinin roketi terk ederek, havada kaymasını sağlayan ve bir tür paraşüt olan bir araç yardımıyla yavaşça denize indiğini ve Hasan Çelebinin ise yüzerek kıyıya çıktığı belirtti.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu arada, 15. yüzyılda Osmanlı ordusunda roket birlikleri bulunduğu da ileri sürülen haberde, düşman mevzilerine yönlendirilen bu roketlerin korku ve panik yarattığı ifade edildi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Roffavik, Hasan Çelebi'nin ilk insanlı uçuşta kullandığı roketin bulunması için çalışıldığını, roketi Norveç Havacılık Müzesi'nde sergilemek istediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ünlü, Smithsonian enstitü de iddiayı doğruladı. Derginin haberine göre, Norveçli Roffavik'in ilginç açıklaması, Smithsonian Enstitüsü Uzay Araştırmaları Bölümü Başkan Yardımcısı Frank Winter tarafınca da doğrulandı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Winter; <strong>‘‘Türk roket adam Hasan Çelebinin 1633'teki denemesi şimdiye kadar kayıtlara geçen ilk insanlı uçuş denemesidir’’ </strong>dedi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Filme konu olan, dünyanın ilk roketçisi <strong>Hasan Çelebi</strong>, Türkiye'de <strong>Lagari Hasan Çelebi</strong> olarak tanıyor. <strong>‘‘İstanbul Kanatlarımın Altında’’</strong> filmine konu olan Hasan Çelebi, 4'üncü Murat'ın kızı Kaya Sultan'ın doğduğu gece Sarayburnu' nda ki şenlikler sırasında bu uçma denemesini başarı ile gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evliya Çelebi'nin Seyahatname’ sinde anlatıldığına göre deneme şöyle oldu:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">‘‘Hasan Çelebi, Topkapı Sarayı deniz tarafı avlusundan. Kendi icadı olan 50 okka barut macunu ile dolu 7 kollu bir fişeğe bindi ve yardımcıları tarafından bu fişek ateşlendi. Böylece gökyüzüne fırlatılan Hasan Çelebi, fişeğin barutu bitince önceden hazırladığı kanatları açarak Sarayburnu Sinanpaşa Sarayı önünden denize indi.’’</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde, bu roket olayından bir sene önce, yine 4.Murat döneminde geçen anlatısına göre; 1632 yılında lodoslu bir havada Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araç takarak kendini boşluğa bırakan Hazerfen Ahmet Çelebi’de, İstanbul Boğazı'nda 3.358 metre süzülerek Üsküdar'da yer alan Doğancılar Meydanı'na inmiştir.</span></strong> </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bazı kaynaklarda ise, atlayıştan sonra süzülerek, boğazda denize çakılarak ölmüştür.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 22:51:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taraklı: Bozulmamış Kasaba, Bozulmamış İnsanlar</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/tarakli-bozulmamis-kasaba-bozulmamis-insanlar-996</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/tarakli-bozulmamis-kasaba-bozulmamis-insanlar-996</guid>
                <description><![CDATA[Taraklı: Bozulmamış Kasaba, Bozulmamış İnsanlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu bir gezi yazısı oldu sanki. Aslında tarzım değil. Ama dört günlük bir tatilin ardından Taraklı’dan bu kadar pozitif dönmüşken, içimde birikenleri yazmadan duramadım. Çünkü bu yazı, bir yerden çok, bir hâlin yazısı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:16px">Sakarya’ya bağlı Taraklı ilçesi, pek çok televizyon reklamında doğal güzellikleri ve tarihiyle karşımıza çıkan bir yer. Osmanlı mimarisini taşıyan dar sokakları ve ahşap evleriyle biliniyor. En az üç yüz yıllık geçmişe sahip, ihtişamlı konakları var. Çoğu üç asrı devirmiş. Yüzden fazla tarihi ev aslı bozulmadan restore edilip yeniden hayata katılmış. Bunlar bilinen tarafı. Ama Taraklı’yı Taraklı yapan, bence taşından toprağından, mimarisinden önce insanı.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kaldığım otelden merkeze doğru yürürken, tertemiz dağ havasıyla birlikte içime dolan şey sadece oksijen değildi. Sanki görünmeyen bir huzur hattı vardı ve o hat insanın ruhuna dokunuyordu. İnsanın aklına, pozitif enerji ağı olarak kabul edilen ley hatlarının buradan geçip geçmediği sorusu geliyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsanlar insana yakın. Esnaf samimi. Daha dükkânın kapısından içeri adım atmadan gülümseyerek karşılanıyorsunuz.&nbsp; Burada gülümsemeyen tek bir esnafa rastlamadım.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Gençlik Merkezleri, neredeyse her gün dünyanın dört bir yanından üniversite öğrencilerini buraya getiriyor; farklı dillerin, kültürlerin ve genç enerjinin aynı mekânda buluşmasına vesile oluyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dindar bir toplum. Ama bunu sloganla değil, hâl ile yaşıyorlar. Verdiği güveni ve rahatlığı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Selam vermeden geçen yok. Aslında herkesle konuşmak istiyorsunuz; çünkü konuşmak insana iyi geliyor burada.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Üç cami var Taraklı’da. Üçü de tertipli, temiz ve sakin. Üç gün boyunca hepsinde huşû içinde namaz kılmak nasip oldu, şükür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Eski konakların ve restore edilmiş evlerin birçoğu el sanatı ve yöresel ürünlerin satıldığı butik dükkânlara dönüştürülmüş. Nostalji sevenler için de sürprizler var. Yarım asır öncesinin çocukluk oyuncağı kuş lastiğiyle, sürekli çalarak büyüklerimizi kızdırdığımız mızıkanın, hatta çocukken bir türlü çeviremediğim topacın satıldığı bir dükkâna rastladık mesela. Zamanın ağır ağır aktığı bir yer burası.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Dolaşırken kapısı açık bırakılmış dükkânlar gördük. Araçların üzerinde anahtar bırakılabiliyor ve bu problem olmuyormuş. <em>“Burada suç oranı çok düşüktür muhtemelen”</em> diye arkadaşımla konuşurken, yöresel ürünler satan bir esnaf kadın duydu bizi. <em>“Adliye vardı, ama görev düşmediği için kaldırıldı”</em> dedi. Gülümsedik. Ama gülümserken içimiz biraz da burkuldu. Demek ki mümkünmüş.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İkinci gün, tavsiye üzerine bir esnaf lokantasında yemek yedik. Çıkışta, abdest için sıvadığı gömlek kollarını düzelten sahibi amcayla karşılaştık. Gülümseyerek <em>“Afiyet olsun”</em> dedi bize. Teşekkür edip hayırlı işler diledik. <em>“Sahibi siz misiniz?”</em> diye sorduk. Bir an duraksadı ve <em>“Emanetçiyiz biz”</em> dedi. O cümle, bütün seyahatin özeti gibiydi. Her şeyin emanet olduğunu hatırlattı bize.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu arada ne küçük marketlerde ne restoranlarda boykot ürünlerine rastladık. Coca-Cola ve Algida dolaplarına takılmadan kaldırımlarda yürümenin dayanılmaz hazzını birkaç günlüğüne de olsa yaşadık. Küçük çaplı belki ama kararlı bir duruş bu. Gösterişsiz ama net.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Zamanda yolculuk yapmış gibiyim. Hiç bozulmamış bir kasaba Taraklı. Ve umarım hiç bozulmaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bugün son gündü. Çarşı esnafıyla —çoğunluğu kadın— vedalaştık. Dualarla uğurlandık. İnsan bazen bir yerden değil, bir hâlden ayrılır. Biz Taraklı’dan öyle ayrıldık.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bu güzel insanlarla yeniden buluşmak dileğiyle…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Aralık 2025</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 22:38:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Irak Çayı: Bir Vedanın Hikayesi</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/irak-cayi-bir-vedanin-hikayesi-995</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/irak-cayi-bir-vedanin-hikayesi-995</guid>
                <description><![CDATA[Irak Çayı: Bir Vedanın Hikayesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:18px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Onlarla geçen sene tanıştık.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Bir arkadaşımın aracılığıyla, on yıl önce Irak’tan Türkiye’ye sığınmış bir aileyle yollarımız kesişti. Şehrin kenarına sıkışmış, duvarları yorgun ve rutubet kokan üç odalı bir evde yaşıyorlardı. Ev, bir yandan yoksulluğun sessizliğini, diğer yandan umudun ve sabrın sıcaklığını taşıyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Baba bir süredir ortalarda yoktu. Anne, beş çocuğuyla ayakta kalmanın yollarını bulmuştu. Sabahın ilk ışıklarıyla tarlalara gidiyor, marul topluyor, bazen de gündelik işlere koşuyordı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Hayatları yoksulluktan çok, sessiz bir direnişti. Hayat, bu evde çaydanlıktan eksik olmayan su gibi kaynıyor, ama hiç taşmıyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">En büyük oğul on beş yaşındaydı; çöp toplayarak eve katkı sağlıyordu… Oğulun elleri çöpten demir, annenin elleri topraktan nasır tutmuştu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Kız kardeş, ortaokul son sınıfta. Ancak o da ağabeyi gibi okulda uğradığı ırkçı baskılar yüzünden bu yıl okulu bırakmak zorunda kalmış. Yine de diğer iki kız kardeş, defterleri eski, umutları yeniydi ve defterlerinin kenarına küçük çiçekler çizerek derslerine devam ediyorlardı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">İlk kez kapılarını çaldığımızda, anne bizim için Irak çayı demlemişti. Misafirliğin en sade ama en samimi hâliyle, ince belli bardaklarda. Buruk ama içten bir misafirperverlik...</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Türkçesi kırık döküktü gencecik annenin ama sözleri berraktı:</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif; font-size:18px"><span style="color:black"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Bizi burada istemiyorlar, hiç istemediler”</span></em></span></span></strong><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif; font-size:18px"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> dedi sessizce.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Öyle bir mahcubiyet ve üzüntü hissettim ki; </span><em style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">“Onlar az, sadece sesleri çok. Ne zaman şartlar oluşursa, o zaman dönersiniz memleketinize”</em><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px"> dedim.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Kadının gözleri bir anlığına parladı. O an, diller farklıydı belki ama duygular aynıydı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Düşündüm de; ülkemiz bize sığınanlara büyüklüğünü gösterdi, hiç tereddüt etmeden kucağını ve gönül kapılarını açarak tüm dünyaya insanlık dersi verdi. Ancak millet olarak maalesef aynısını biz yapamadık. Birçok insan sevgiyle yaklaşmak şöyle dursun, nefretle baktı, kovmaktan beter etti, nefes almalarına bile dayanamaz oldu. Ama toplumun büyük kesimi, Kur’an’dan öğrendiği merhameti yıllardır en güzel şekilde kardeşlerimize gösterdi, gösteriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">…</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Aileyle zamanla aramızda samimiyet kuruldu. Her ziyaretimizde bizi güler yüzle karşıladılar. Çocuklar kapıya koşar, anne utangaç bir sevinçle önümüzdeki sehpaya kendi yaptığı ekmeklerden koyardı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Bir gün ailenin büyük kızı, </span><strong><em style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">“Bir dahakine size kek yapacağım”</em></strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px"><strong> </strong>demişti. O gün, annesinden aldığı eski bir tarifi özenle uygulamış, güzel bir kek yapmış bizim için.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif; font-size:18px"><span style="color:black"><em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Sakın dokunma!”</span></em></span></span></strong><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif; font-size:18px"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> diye uyardığı küçük kardeşi gece dayanamayıp kekin büyük bir kısmını koparıp yemiş; kızcağızın emeği, sabrı ve sevgisi o ufalanan kenarlara karışmıştı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Ertesi gün karşılaştığımızda gözleri dolu dolu anlattı. Biz gülümsedik. Halbûki o kekin en güzel tarafı, belki de işte o bozulmuş kenarlardaydı; bir çocuğun sabırsız sevgisinde, bir ablanın utangaç inceliğinde, bir ailenin içtenliğinde.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">…..</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Sonunda geçen ay, biraz da mecburiyetten, memleketlerine döndüler.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Gitmeden iki gün önce onlar için küçük bir veda hazırladık. Sevdikleri yemeklerle donatılmış mütevazı bir masa… Ne çok şey sığdı o sofraya: Sessiz bir minnettarlık, senelerin ağırlığı, bir parça umut.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Şimdi telefonda konuştukça teşekkür ediyor, </span><strong><em style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">“Allah sizden razı olsun”</em></strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px"> diyorlar</span><em style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">. </em><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">En çok da o son günü unutmayacaklarını söylüyorlar. Çocukların hepsi okula başlamış. Yeni bir hayata adım atmışlar ama Türkiye’yi, burada bıraktıkları dostlukları özlüyorlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Biz de onlar için dua ediyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Allah hayatlarını kolaylaştırsın, emeklerinin karşılığını versin, yollarını açık etsin. Belki bir gün yeniden yollarımızı kesiştirsin.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:18px">Bir bardak Irak çayı gibi kalsınlar hafızamızda; sıcak, sade, hatırlı ve unutulmaz.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Trebuchet MS&quot;,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yeni Dünya Dergisi</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 22:40:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Terörsüz Suriye</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/terorsuz-suriye-994</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/terorsuz-suriye-994</guid>
                <description><![CDATA[Terörsüz Suriye]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Dem Partili Sayın Cengiz Çandar &nbsp;ve Ak Partili Sayın Galip Ensarioğlu 'nun Suriye'de ki gelişmeler hakkında hariciye bakanımız Sayın Hakan Fidan'ın açıklamalarına karşı ajite edici ve manipülasyon ihtiva eden konuşmaları kabül edilemez...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Hakan Fidan'ın taa 2009 Oslo, 2012 İmralı ve bugün de Terörsüz Türkiye süreçlerinde barış için yaptığı çabalar her türlü takdirin fevkindedir...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Buna bütün Türkiye ve Dünya siyaseti şahittir... Tarihte böyle yazacaktır Sayın Hakan Fidan'ı ...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bölgeyi belki de Dünya da en iyi bilen üç kişiden biri olan Sayın Hakan Fidan'ın sanki Suriye Kürtlerinin düşmanıymış gibi gösterilmeye çalışılması büyük talihsizliktir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Fidan bölgeye barış gelmesinin en önemli ayaklarından biri olan “Parçalanmamış ve Bölünmemiş" bir Suriye'yi sağlamak için YPG'ye yaptığı uyarıları farklı yerlere çekmeye çalışmalarını makul bulamayız.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hakan Fidan'ın tüm çabası Türkiye Cumhuriyeti'nin politikası gereği sadece "Terörsüz Türkiye" &nbsp;değil aynı zamanda "Terörsüz Suriye" dir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye Cumhuriyeti 2014'ten beri Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoruna izin vermeyeceğini, İkinci bir İsrail kurdurmayacağını bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızdan yani ilk ağızdan defalarca ilan etmiştir...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Acaba gerek Sayın Cengiz Çandar gerekse Sayın Galip Ensarioğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a demek isteyipte diyemediklerini Dışişleri Bakanımız sayın Hakan Fidan'a mı söylemektedirler?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Pekala yarın veya öbürsü gün sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Hakan Fidan'ın söylediklerinden daha sertini YPG ve SDG için söylerse ( ki sayın Erdoğan çok daha sertlerini yıllardır defaatle söylemiştir ) o zaman Cengiz Çandar ve Ak Partili Galip Ensarioğlu ne diyecektir?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hadi Cengiz Çandar farklı bir partide siyaset yapmaktadır ve bunu sürecin ruhuna ters görsekte bir ölçüde izah edebiliriz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama Galip Ensarioğlu gibi tecrübeli bir Kürt siyasetçi bu kadar acemice bir söylemde nasıl bulunabilir...?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Hakan Fidan veya başka bir hükümet mensubu bakan ancak onları vazife başına getiren ve Türk Milletinin yegane iradesi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından makamından alınabilir...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Galip Ensarioğlu bunu nasıl bilmez veya idrak edemeyip böyle talihsiz konuşabilir anlamakta güçlük çekiyorum...</span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 01:21:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sessizleşen Vicdan: Şeytanın En Ustaca Fısıltısı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/sessizlesen-vicdan-seytanin-en-ustaca-fisiltisi-993</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/sessizlesen-vicdan-seytanin-en-ustaca-fisiltisi-993</guid>
                <description><![CDATA[Sessizleşen Vicdan: Şeytanın En Ustaca Fısıltısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">İnsanlara beklemedikleri anlarda, beklemedikleri yönlerden pusu kurarak telkinlerini veren şeytan, fısıldadığı kötü düşünceleri etkili kılmak için kişinin vicdanının devreden çıkması gerektiğinin bilincindedir. Bu nedenle gerçek kimliğini saklar ve verdiği telkinleri insanlara vicdanlarının sesiymiş gibi göstermeye çalışır.<br />
<br />
Bunun için kullandığı yöntem ise, ‘Allah’ın adını kullanarak yaklaşmak’tır. Organize ordusuyla birlikte insanları gözleyen şeytan, onların zayıf noktalarını, nelerin akıllarını karıştıracağını göz önünde bulundurarak çalışır. Vicdanen duyarlılık gösterilecek konuları, dini değerleri kullanarak insanları kandırır. Yaptırmak istediği kötü bir davranışı, onlara meşru ve normal göstererek, tam aksi bir ahlaka yöneltmeye çalışır.<br />
<br />
İnsanın en derin sığınağıdır vicdan. Kalabalıklardan, seslerden, bahanelerden arındığında bile oradadır; içsel bir pusula gibi doğruyu işaret eder. Fakat bazen bu pusula şaşar ya da daha doğrusu, şaşırtılır. İşte o zaman şeytan devreye girer; görünmez bir gölge gibi yaklaşır, insanın kalbinde yankılanan o berrak sesi yavaşça bastırmaya başlar.<br />
<br />
Şeytanın ilk adımı fısıltının masumluğudur.<br />
Şeytan insanı kötülüğe bir anda sürüklemez. O, sabırlıdır. Fısıldar, kandırmaz gibi yapar; yönlendirmez gibi yapar, yönlendirir. Kur’an’da “vesvese veren” olarak anılır; çünkü sesi emir gibi değil, düşünce gibi gelir. Bir günahı teklif ederken onu süsler, masum gösterir:<br />
<br />
“Bunda bir kötülük yok, herkes böyle yapıyor…”<br />
“Aslında niyetin kötü değil…”<br />
“Sadece bir defalık, zarar vermez…”<br />
<br />
Ve insan, o içsel sesi, Allah’ın o sarsılmaz uyarısını bastırmaya başlar. Çünkü şeytanın en etkili silahı, günahı sıradanlaştırmaktır.<br />
<br />
İkinci adımı ise gerekçenin gücüdür.<br />
Vicdan sustuğunda bahaneler konuşur. Şeytan insana kendi yanlışını haklı gösterir. Bir haksızlığı adalet diye, bir kibri onur diye, bir açgözlülüğü hak arayışı diye sunar. Çünkü bilir ki insan, yanlış yaptığını kabul etmektense kendini kandırmayı seçebilir.<br />
İşte o an, kalp kararır. Zira Hz. Ali’nin de dediği gibi:<br />
<br />
“Günah kalpte siyah bir nokta bırakır. Tövbe edilirse silinir; edilmezse o nokta büyür, kalbi kaplar.”<br />
<br />
Şeytan bu kararmayı sever; çünkü karanlıkta vicdanın sesi daha az duyulur.<br />
Şeytanın üçüncü adımı duyarsızlaşmanın sessizliğidir.<br />
<br />
Zamanla insan, yaptığı yanlışlara alışır. Başlangıçta huzursuzluk veren davranışlar sıradanlaşır, “doğru” ile “yanlış”ın çizgisi silikleşir. Artık iç sesi susturmak için çaba bile gerekmez. Şeytanın en ustaca başarısı budur: insanın kendi suskunluğunu kendi eliyle kurmasıdır.<br />
<br />
Bu noktada vicdan hâlâ oradadır ama sanki uzak bir odadadır, kapısı kapalıdır. Kapının ardında bir ses yankılanır:<br />
“Yaptığın doğru mu?”<br />
Ama insan artık o sesi duymamayı öğrenmiştir.<br />
<br />
Şeytanın bastırdığı vicdan, tamamen yok olmaz. Çünkü o, Allah’ın insana bahşettiği bir emanettir. Onu yeniden duymanın yolu, içe dönmekten geçer. Tefekkür, tevbe, dua… Bu üçü, kalbin karanlığını delen üç ışık gibidir. Vicdanı kasmamalı, uyandırıp sessizliğe direnmeli insan.<br />
<br />
Kur’an’ın şu ayeti, vicdanı uyandırmanın özüdür:<br />
“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene, sonra da ona kötülük duygusunu ve takvayı ilham edene andolsun; nefsini arındıran kurtulmuştur.” (Şems Suresi, 7-9)<br />
Vicdan, işte bu “takva ilhamı”dır. İnsan her gün kendi iç dünyasında bir savaş verir: vesvese ile vahiy, nefis ile kalp, karanlık ile nur arasında.<br />
<br />
Şeytanın planı, insanın vicdanını yok etmekten çok onu unutturmak, susturmaktır. Fakat her unutuşun içinde bir hatırlama ihtimali vardır. Bir dua, bir pişmanlık, bir sessizlik anı… Kalp, bir kez daha o ilahi sesi duyar.<br />
<br />
Belki bir yanlışın ardından duyulan küçücük bir rahatsızlık; işte o, şeytanın susturamadığı son yankıdır. O yankıya kulak veren kurtulur.</span><br />
&nbsp;<br />
<br />
Körpe Kalemler Dergisi, Aralık</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 23:45:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Asgari Ücret\&#039;te Bıçak Kemiğe Dayanmıştır</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/asgari-ucrette-bicak-kemige-dayanmistir-992</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/asgari-ucrette-bicak-kemige-dayanmistir-992</guid>
                <description><![CDATA[Asgari Ücret\'te Bıçak Kemiğe Dayanmıştır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ ın bugün söylediği<br />
<strong>“TİSK yani Türkiye İşveren Sendikaları Elini Taşın Altına Koymalıdır”</strong> sözü gündeme damgasını vurdu…</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bazıları haklı olarak şöyle düşünebilir; “Yani devlet emreder ve asgari ücret artar … Sayın Cumhurbaşkanımız ne demek istedi?” Lakin mesele o kadar kolay değil…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hattı zatında asgari ücret devletin değil özel teşebbüsün mevzusudur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Asgari ücretin yüksek olmasının kamuya değil özel sektöre maliyeti veya yükü söz konusudur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama işverenin burada iki yıldır devlete bir baskısı oldu asgari ücretin yüksek olmaması için.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Devletimiz de burada fiyatların kontrol altında olması için bu isteğe sıcak yaklaşmıştı…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Enflasyonun artmaması, özel sektörün ürettiklerine yansımaması adına “Asgari Ücretin” yükseltilmemesi istendi.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Bu sebeple tıpkı emekli maaşları gibi asgari ücret te enflasyona ezilmiş oldu...</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Geçtiğimiz iki yıl böyle geçti. <strong>Ama bu kez özellikle asgari ücretli enflasyona ezdirilmemesi adına 2025 enflasyonunun biraz da üstünde bir zam verilmesi elzemdir.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sayın Cumhurbaşkanımızın da “Türkiye İşveren Sendikaları (TİSK) elini taşın altına koymalıdır”<br />
sözünü bu çerçeve de değerlendirmek&nbsp;gerekir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 03:03:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadın Hakları</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kadin-haklari-991</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kadin-haklari-991</guid>
                <description><![CDATA[Kadın Hakları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><strong>Kur’ân ölçülerine (mârufa) göre kadınların erkekler üzerindeki hakkı, erkeklerin kadınlar üzerindeki hakkı ile aynıdır. (Bakara Suresi, 228)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İslâm’ın kadınları eve hapsettiği, onları toplum hayatının dışına ittiği ya da daima ikinci plana yerleştirdiği yönündeki suçlamalar, yıllar boyunca haksız şekilde Kur’an’a mal edildi. Halbûki bu ithamların büyük kısmı, ilahî mesajdan değil; insanların yanlış uygulamalarından, kültürel alışkanlıklarından ve dine sonradan eklemlenen bağnaz yorumlardan kaynaklanır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’ın apaçık hükümleri yerine, kimi kesimlerin dar bakış açılarına dayalı görüşler ölçü alındığında, ortaya elbette İslâm’ın ruhuyla bağdaşmayan bir tablo çıkar. Ancak bunların hiçbiri Kur’an’ın değil, onu anlayamayan yahut anlamak istemeyen zihniyetlerin yansımasıdır. Dolayısıyla kadına haksızlık eden, onu kısıtlayan veya değersizleştiren her tutum, sadece o tutumu sergileyenleri bağlar; İslâm’ın özüne, Kur’an’ın adalet ve merhamet eksenli öğretilerine fatura edilemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bizler için örnek; Kur’an’da bahsedilen cesur kadınlardır, peygamber eşleri olan kutlu annelerimizdir, üreten, savaşa katılan, sağlık hizmeti veren, tebliğ faaliyetleri yapan sahabe kadınlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kadına özgürlüğü Kur’an verir. Çünkü Kur’an, kadını yaratılışın bir parçası değil, bizzat değerli bir öznesi olarak görür; onu insanlığın onuru, toplumun vicdanı ve ailenin diriltici nefesi olarak tanımlar. Kur’an’ın sunduğu özgürlük, dış görünüşe sıkışmış bir serbestlik değil; insanı küçülten, tüketen ve değersizleştiren baskılardan uzak, hak ve sorumluluklarla şekillenen bir özgürlüktür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsan, Kur’an ahlakını gerçek manâda hayatına hâkim kıldığında kendi benliğiyle barışır. Çünkü Kur’an, insanı kalbin derinliklerinden başlayarak dönüştürür; korkularını yatıştırır, incinmişliklerini tamir eder, kişiliğini ve kimliğini sağlamlaştırır. Bu ahlâk, kadına da erkeğe de aynı sorumluluğu yükler: adaletle davranmak, vicdanlı olmak, merhameti kuşanmak, kendine ve başkasına zarar veren her şeyden uzak durmak.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’ın sıcaklığını yaşayan biri, hapsolduğu kıskaçlardan sıyrılır. Modern dünyanın dayattığı imaj baskısı, toplumun yanlış gelenekleri, değersizlik hissi, ötekileştirilme, yorucu beklentiler… Bunların hepsi, insan ruhunu daraltan görünmez zincirlerdir. Kur’an ise o zincirlere karşı bir anahtar gibidir: kim olduğunuzu, neye layık olduğunuzu, hangi değeri taşıdığınızı hatırlatır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Kur’an’ın özgürlüğü, insanı başkasının onayına değil, Allah’ın rızasına yöneltir. Böylece kadın kendini tüketerek değil, kendini bilerek yükselir. Görülmek için değil, değerli olduğu için yaşar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Sonuçta gerçek özgürlük, dışarıdan verilen değil, içten inşa edilendir. Ve bu iç inşa, en sağlam temelini Kur’an ahlakında bulur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bizler için kıstas Kur’an’dır. Ve insanlar arasında gerçek Kur’an ahlakının yaygınlaşmasının, kadınları zor durumda kalmaktan, aşağılanmaktan, eziyet görmekten ve mağdur olmaktan kurtaracak asıl çözüm olduğu açıktır. Peygamberimiz(asm) şöyle buyuruyor;</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><em>Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!”</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 00:21:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat Bazen Üç Kalple Atar</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-bazen-uc-kalple-atar-990</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/hayat-bazen-uc-kalple-atar-990</guid>
                <description><![CDATA[Hayat Bazen Üç Kalple Atar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapot yalnızca biçimiyle değil, bedeninin iç düzeniyle de tabiatın en şaşırtıcı canlılarından biridir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapotların yaklaşık 300 türü vardır. Bu türler genellikle Octopus cinsine aittir ve dünya okyanuslarında geniş bir dağılıma sahiptir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapotlar Cephalopoda sınıfına, Mollusca (yumuşakçalar) şubesine aittir. Dolaşım sistemleri bu şubenin diğer üyelerine göre farklı yaratılır. Çünkü buna bağlı olarak bu canlılara zekice davranışlar, aktif bir hayat tarzı ve hızlı renk değiştirme gibi özellikler verilmiştir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üç kalbi vardır ahtapotların. İki kalbi kanın solungaçlardan geçerek oksijenlenmesini sağlarken diğer ana kalp ise bu oksijenli kanı tüm vücutta dolaştırır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İki adet solungaç kalbin (branchial heart) her biri bir solungaçla bağlantılıdır. Görevi, oksijensiz kanı solungaçlara pompalayarak oksijenlenmesini sağlamaktır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir adet de sistemik kalp (ana kalp) vardır ki solungaçlarda oksijenlenen kanı tüm vücuda dağıtır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İki kalp, adeta hayatın ilk nefesini verir. Üçüncü ve ana kalp ise oksijenle zenginleşmiş bu kanı vücudun her köşesine yollar; tıpkı bir denizin dalgalarını kıyılarına ulaştırması gibi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fakat ahtapotun kalpleri yalnızca biyolojik bir mekanizma değildir; tabiattaki yaratılış mucizelerinin inceliğini anlatan bir şiirdir adeta. İlginç bir şekilde bu canlı yüzmeye başladığında, ana kalp geçici olarak durur. Her hareket, her kasılma enerji ister, ama yüzmek o kadar yorucudur ki, ahtapotun bedeni kendi içinde bir denge kurar ve o an, yalnızca solungaç kalpleri çalışır. Belki de bu yüzden, ahtapot genellikle yüzmek yerine sürünmeyi tercih eder: derinlerin dingin ritmine ayak uydurur, kalbini yormadan yaşar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapotların dolaşım sistemi kapalı dolaşım sistemidir, yani kan damarların dışına çıkmaz ki bu da gelişmiş seviyede yaratılan deniz canlılarına has bir özelliktir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ahtapotlar, diğer birçok canlıdan farklı olarak mavi renkli kana sahiptir. Bunun sebebi, kanda hemoglobin yerine hemosiyanin adlı bakır bazlı bir molekül bulunmasıdır. Hemosiyanin soğuk ve oksijence fakir sularda hücrelere oksijen taşımada daha etkilidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu mavi kan, soğuk ve oksijenin az olduğu denizlerde bile hayatı sürdürebilmenin sırrını içinde barındırır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bilim adamlarına göre ahtapotun dolaşım sistemi, yumuşakçalar içinde en gelişmiş seviyede yaratılanıdır. Çünkü onun hayatı Allah’ın ilhamıyla sürekli hareket, dikkat ve taktiklerle örülüdür. Üç kalbiyle kanı döngüde tutarken, sekiz koluyla çevresini keşfeder; hem avcıdır hem de bir tür sanatkâr. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Belki de bu yüzden, ahtapotun kalpleri sadece birer organ değil, Allah’ın yarattığı mükemmel denge anlayışının yankılarıdır. Her atışta, denizlerin kadim sırrı biraz daha duyulur: hayat, kimi zaman üç kalple atmak zorundadır. Allah dilediğini dilediği sayıda yaratandır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi</span></span></strong></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 00:41:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kur’an\&#039;ı Okumak ve Yaşamak</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kurani-okumak-ve-yasamak-989</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kurani-okumak-ve-yasamak-989</guid>
                <description><![CDATA[Kur’an\'ı Okumak ve Yaşamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Kur'an öğrenmek, onu çok okumak ve ondaki ince sırlara ermekle meşgul olunuz. Çünkü onunla Cennette derecelere nail olursunuz.” </em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Ramuz 319/1)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hidayet lütfeden, doğru yola ulaştıran Allah, tüm insanlara hem dünyada iyilik, adalet, refah ve huzur dolu bir hayat, hem de ahirette insanın aklının dahi alamayacağı nimetler içinde ebedî bir hayat vadeder. Bu davet, Allah'ın uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdiği elçileri, peygamberleri ve insanlara yol gösterici olarak indirdiği kutsal kitapları aracılığı ile bütün insanlara yapılmıştır. Allah iman edenlerin, Kur’an'ı gereği gibi okuyanlar olduğunu bildirir;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkâr ederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.(Bakara Suresi,121)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an okumak, bir Müslüman için yalnızca bir ibadet değil; aynı zamanda kalbi, zihni ve hayatı inşa eden bir yolculuktur. Bu yolculukta insanın aklı ve samimiyeti artar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, Allah’ın insana hitabıdır. Onu okumak, yaratıcıyla kurulan en saf iletişim biçimlerinden biridir. Her ayet, insana yön, ölçü ve anlam sunar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, insanın iç dünyasında bir temizlik ve denge sağlar. Kaygıyı azaltır, huzur verir, kalbi yumuşatır. Bu yüzden Kur’an, “şifa” olarak nitelendirilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hayata manâ ve pusula kazandırır Kur’an. İnsanın varoluşuna bir amaç yükler. Ne için yaşadığını, nereye yönelmesi gerektiğini hatırlatır. Ahlâkı, adaleti, merhameti ve sorumluluğu öğretir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, insanı dönüştüren bir yol arkadaşıdır adeta. Sadece okunmak için değil, yaşanmak için indirilmiştir. Okuyan kişiyi düşünmeye, kendini sorgulamaya ve daha iyi bir insan olmaya çağırır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yanlışla doğruyu ayırt etmeye yardımcı olur. Nefse, kötü alışkanlıklara ve anlam boşluğuna karşı koruyucu bir kalkandır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, bir insanın hayatı boyunca alabileceği en önemli mesajdır. Bir yakınından gelen mesajı, merak ederek hemen okuyan insanın, kendisini yaratan Rabbinden gelen mesajın ne denli önemli olabileceğini düşünememesi şiddetli bir gaflet halidir. Çünkü Kur’an, insanların, “</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye “</strong></span></span><span style="font-family:Courier New,serif"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Sad Suresi, 29) indirilmiş olan Kitaptır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an'ı samimi olarak okuyan her insan, yaratılış amacını ve sırlarını, güzel ahlâkı, Allah'ın hoşnutluğunu ve cennetini kazanmanın yolunu, ahiretteki hayatı ve daha pek çok bilgiyi en doğru şekliyle öğrenir. Hayata Kur’an penceresinden bakan insanın karşılaştığı olaylara ve sorunlara getirdiği çözümler Kur’an'a göredir. Bu sebeple de her zaman doğrudur ve akıllıcadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kesin bilgiyle iman eden insan, çevresindeki bazı kişilerin nefislerini rahatsız etmemek ya da onlara hoş görünmek adına asla Allah'tan, Kur’an’dan uzaklaşmaz. Ahirette Rabbinin huzurunda, dünyada yapıp ettiklerinden tek başına sorgulanacağının bilincindedir. Toplumdaki insanların, onun hayat tarzından hoşnut olup olmalarının, kişiye hiçbir şey kazandırmayacağı açıktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, samimi insanlar için büyük bir rahmet ve her konuda yol göstericidir. Ve dünyada iken Kur’an'daki gerçek doğrulara göre hareket ederek yaşamak çok önemlidir. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an okumak, insanın hem dünyasını hem de ahiretini aydınlatan bir ışıktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">…<span style="font-family:Courier New,serif"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1)</strong></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Nov 2025 22:19:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sömürgecilik Atlası</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/somurgecilik-atlasi-988</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/somurgecilik-atlasi-988</guid>
                <description><![CDATA[Sömürgecilik Atlası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sömürgecilik sadece belli kıtaların değil, tüm insanlığın yarasıdır. Tarih kitapları bazen sessizdir. Çünkü bazı satırların mürekkebi, kanla yazılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Afrika’nın tozlu yollarında, Asya’nın dağ köylerinde, Latin Amerika’nın madenlerinde, Orta Doğu’nun sıcak çöllerinde yankılanan aynı kelime vardı: “sömürge.”</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir kelime belki ama milyonlarca hayat…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Medeniyet” bir dönemin ve hatta bu dönemin bir maskesidir. Avrupa’nın sömürge çağında da en çok kullandığı kelime “medeniyet”ti. Kendini aydın sayan ülkeler, başka halkları karanlıkta görmekte rahattı. Halbûki götürdükleri “ışık”, çoğu kez ateşin ta kendisiydi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sömürgecilik, insanı değil toprağı yüceltti; kültürü değil, çıkar ve menfaati büyüttü. Ve arkasında yalnızca yıkılmış şehirler değil, sessizleşmiş hafızalar bıraktı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tazeleyelim o halde hafızamızı. Dört kıtanın sömürgecilik dönemlerinde yaşadığı acıları, yıkımı ve direnişe kısaca unutmayalım. Geçmişi yalnızca hatırlamak değil; insanlığın aynı yanlışa bir daha düşmemesi için hafızayı canlı tutalım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sessiz kıtanın çığlığı Afrika ile başlayalım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Avrupa’nın “medeniyet” adıyla girdiği Afrika’da, milyonlarca insan köleleştirildi. Kongo’nun kauçuk ormanları, kanla sulandı. Güney Afrika’dan Sudan’a kadar topraklar parçalandı, halklar sınır çizgileriyle birbirinden koparıldı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ama Afrika susmadı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Davullar, yas değil direnişin sesi oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Ellerimizi zincirlediler, ama şarkımızı tutamadılar.”</em></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Güneşin altındaki gölge, Asya toprakları da 19. yüzyılda Avrupa’nın ve Japonya’nın sömürge hırsının sahnesi oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hindistan’da İngiliz tacı hüküm sürerken, Çin Afyon Savaşları’yla diz çöktürüldü.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Endonezya, Filipinler, Kore… Hepsi birer “elmas”, birer “baharat adası” olarak görüldü.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ama bu kıta, sabırla direndi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gandhi’nin yürüyüşü, Vietnam’da bir köylünün sessiz başkaldırısı, Asya’nın ortak diliydi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Biz, toprağın çocuklarıyız; kökümüzü kim sökebilir?”</em></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika ise gümüş ve kanın ülkesi ülkesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İspanya kral ve kraliçesinin desteğiyle yola çıkan, bize ileri görüşlü bir kâşif olarak anlatılan Kolomb’un ‘Amerika’yı keşfi”, milyonların kaybıydı. O, milyonlarca yerlinin köleleştirilmesine bir o kadarının da öldürülmesine sebep olan sömürgeci katildi aslında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aztek ve İnka uygarlıkları, Avrupa’nın hırsına yenik düştü.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Potosí’nin gümüş dağları, 8 milyon yerlinin mezarı oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ama Latin Amerika, kültürünü küllerin altından çıkardı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mestizo halklar dansla, şiirle, müzikle direndi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Bizi fethettiler ama unutamadılar.”</em></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI Symbol,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ve </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Orta Doğu… Kanlı kumların üzerindeki gölgeler…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sykes–Picot haritalarıyla bölünen coğrafya, 20. yüzyıl boyunca savaşların sahnesi oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Petrol, nimetten çok lanet getirdi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kimi halklar bağımsızlık kazandı ama yeni zincirler diplomasiyle takıldı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halâ acılar geliyor Gazze’den… Ve yine, şiir konuştu Filistin’den:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Buradayız bu toprakta,</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Bir zeytin ağacı gibi kök salmış,</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Gökyüzüne dönük yüzümüzle.”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">(Mahmud Derviş)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İnsan her şeye rağmen direndi. Her kıta, kendi direniş biçimini buldu;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Afrika’da hüzünlü şarkılarla,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Asya’da sabırla,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Latin Amerika’da şiirle,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Orta Doğu’da inançla.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu direnişler, insanın en eski gerçeğini fısıldar:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Hiçbir zincir, düşüncenin kökünü tutamaz.”</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dünya bugün küllerinden doğmaya çalışıyor. Bugün haritalar yeniden çiziliyor, sınırlar tartışılıyor. Ama o eski acılar hâlâ dünyanın damarlarında dolaşıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir zamanlar zulümle işgal edilen topraklar, şimdi kendi hikâyesini anlatan halkların sesiyle yankılanıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tarihi parçalayan sömürgecilik bitti deniyor ama hayır! Yalnızca biçim değiştirdi, belki isim.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ama her halk, geçmişinin izini sürüyor; her kültür, yeniden doğuşunu sessizce kutluyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dünyayı bölen çizgiler, insana ait değildir. Bir çocuğun gülüşü, bir annenin duası, bir yazarın satırları, bir şairin dizeleri; hepsi sınırların ötesindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Kıta kıta bölündük, ama acı aynı renkti.”</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün haritalar değişebilir, ama insanın onuru değişmemeli. Sömürgecilik atlası şekil değiştirerek devam ediyor ve insanlığın atlası hâlâ yazılıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her defasında biraz daha umutla, biraz daha onurla.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dipnot: Bir başka yazıda belki bir yazı dizisi ile Asya’da, Orta Doğu’da, Afrika’da ve Amerika’da yürütülen sömürgecilik süreci ve buna eşlik eden kıyımın tarihsel, insani ve ahlaki boyutlarını anlatmaya çalışacağım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 23:23:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ecdad, Okmeydanı\&#039;na Abdestsiz Ayak Basmazdı</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ecdad-okmeydanina-abdestsiz-ayak-basmazdi-987</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ecdad-okmeydanina-abdestsiz-ayak-basmazdi-987</guid>
                <description><![CDATA[Ecdad, Okmeydanı\'na Abdestsiz Ayak Basmazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Okmeyranı, çok mübarek bir topraktır. Fatih, gemilerini Haliçe saldığı ve vadisinde Romalılar ile çatışmalarda çok şehidler verdiğimiz şu an Kulaksız mezarlığı olarak bilinen ve akan deresinden oluk oluk şehid kanı akan, Kanlıdere vadisinin hemen başlanğıç tepesine Okçular Tekkesini kurmuştur..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu Tekkeden; o tarih kitaplarında okuduğunuz nice büyük savaşlarda savaşmış okçular yetişmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tepenin diğer Feriköy iniş yönüne de Kapudanı Derya ve Sadrazam olan Piyale Mehmed Paşa Mimar Sinan'a kalyon şeklinde büyük bir cami yaptırmıştır..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mimar Sinan; Haliç'e Kasımpaşa istikametinde akan büyük bir dere olan Feriköy deresinin hemen yanına Kıbrıs seferinde Piyale Mehmed Paşa tarafından ele geçirilen onbin köle ile bu camiyi inşa etmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Saray erkanı, sadrazam, paşalar ve padişah Haliç ve Kasımpaşa'dan sandallar ile bu Feriköy deresi hattından, dere kenarındaki bu caminin avlusuna ulaşarak Kadınlar Çeşmesinde de abdest tazeliyerek, bu mübarek cengaver mücahidler yetiştiren topraklara kesinlikle abdestsiz ayak basmazlar idi..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Fetih'den sonraki abdestler alınan kaynak şeklindeki bu mübarek çeşme; 1826'da Yeniçeri &nbsp;Ocağı'nın 2.Mahmut tarafından ilğası ile Okçular Ocağı'nın da tekkeye çevrilmesi ile önemini yitirmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çeşmenin resimdeki en son hali ise; 2.Mahmud Han'ın eşi Hoşyar Kadın'ın 1840'da imar edip vakfettiği halidir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kitabesinde Hoşyar Kadın Çeşmesi yazan çeşme; CeHaPe dikta döneminde..hemen karşısındaki tepede kabri bulunan Fatih'in hocası Molla Hüsrev tepesine "Hacı" Hüsrev adı verilmesi gibi çeşmeyede 'Kadınlar Çeşmesi' adı verilmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Piyale Paşa Bulvarı'nın Perpa-Kasımpaşa ara noktası ve Piyalapaşa Cami'nin hemen karşısındaki bu Hacı Hüsrev tepesindeki küçük bir cami olan Hacı Hüsrev Cami'nin arka kıble istimetindeki 7-8 metrelik bu kabirde Fatih'in hocası Molla Hüsrev mefduhdur..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu mübarek kabrin olduğu harabe halindeki camimiz 2018 yılında Ak Parti Büyükşehir ve Beyoğlu belediyesi ile Vakıflara yeniden imar ettirilmiş ve tekrar ibadete açılmıştır.. Mübarek kabri, namaz vakitleri ziyaret edebilirsiniz.. Çünkü namı meşhur bu alandaki camimiz güvenlik nedeni ile jiletli teller ile çevrili ve bahçe kapısı imam tarafından daim kilitlidir..&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><img alt="" src="/images/detay/b1.jpg" style="height:330px; width:500px" /></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><img alt="" src="/images/detay/b2.jpg" style="height:234px; width:500px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 23:13:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Müminin Dostluk Halkası</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/muminin-dostluk-halkasi-986</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/muminin-dostluk-halkasi-986</guid>
                <description><![CDATA[Müminin Dostluk Halkası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’da bahsedilen velâyet (dost edinme) konusu sadece arkadaşlık değil, koruma, destek olma, dertleri paylaşma, birlikte iman yolunda yürümek demektir. Müminler arasında bu bağ öncelikle sevgi bağıdır; Allah için sevmektir. Yardımlaşma bağıdır; dünya işlerinde ve ibadetlerde birbirine destek olmaktır. Koruma bağıdır; birbirini kötülüklerden sakındırmak, düşman karşısında yalnız bırakmamaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminlerin, müminleri dost edinmesi konusu Kur’ân’da ve hadislerde sıkça vurgulanan temel ilkelerden biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velîleridir (dost ve yardımcılarıdır). İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar; namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler... (Tevbe Sûresi, 71)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Birçok Kur’an ayetinde, müminler arasında dostluk, dayanışma, yardımlaşma ve birlikte iyiliği yayma sorumluluğunu anlatılır. Müminlerin arasındaki bağ, kan bağı kadar güçlü kabul edilir; hatta bazen daha da önemlidir çünkü iman bağı ebedîdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Peygamberimiz(asm) birçok hadisinde bu dostluğu tarif eder:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Mümin, mümine bir binanın tuğlaları gibidir; birbirini tutar, destekler.”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Buhârî, Müslim)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir...”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Buhârî, Müslim)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu dostluk, İslam toplumunun birlik ve dayanışma içinde olması için önemlidir. Çünkü müminin asıl gücü tek başına değil, ümmet bilincinde ortaya çıkar. Ve gerçek dostluk, dünyevî çıkarlar için değil, Allah rızası için kurulmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Müminlerin kâfirleri dost edinmemesi ise Kur’ân’da özellikle vurgulanan bir konudur. Burada kast edilen “dostluk”, günlük hayatta selamlaşmak, iyi geçinmek, ticaret yapmak değil; gönül bağını, sevgi ve velâyeti (koruyup sahiplenmeyi) kâfirlerle kurmaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Düşmanlık gösteren kâfirleri, Allah’a ve dine karşı savaş açan, müminlere zulmeden kimseleri dost edinmenin yasak olduğu konusunda Kur’ân bizi şöyle uyarıyor:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah’tan hiçbir yardımı yoktur... (Âl-i İmrân Suresi, 28)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Ey iman edenler, sizinle dindaş olmayanı dost ve sırdaş edinmeyin. Zira onlar, size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar. Sizin sıkıntıya düşmenizi arzu ederler. Kinleri ve öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri kin ve nefret ise daha da büyüktür. Eğer aklınızı kullanıyorsanız, işte size ayetleri açıkladık. (Âl-i İmrân Suresi, 118)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kâfirleri koruyucu, sırdaş, rehber, en yakın bağ haline getirmek, onların inancını ve hayat tarzını benimseyerek gönülden bağlanmak, onları İslâm toplumu üzerinde hâkim ve belirleyici görmek yasaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu yasağın sebebi öncelikle iman kimliğini korumaktır. Müminin kalbi önce Allah’a ve müminlere bağlanmalı. Eğer iman kimliği ikinci plana itilirse, inanç zedelenir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Güvenlik ve birlik içindir; İslam toplumunun birlik içinde olması gerekir; kâfirlere gönül bağlamak, ümmeti parçalar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kültürel ve ahlâkî etkidir; Kâfirleri dost edinen, zamanla onların değerlerini benimseyebilir. Bu da müminin yavaş yavaş Allah yolundan uzaklaşmasına yol açar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah için sevgi ilkesidir; Müslüman, sevgisini ve buğzunu (yakınlık ve uzaklık ölçüsünü) Allah’a göre belirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminler, kâfirlerle adaletli, dürüst, merhametli ilişkiler kurabilir. Yasak olan, onları içten birer sırdaş, iman kardeşi, koruyucu otorite haline getirmektir. Yani “iş yapmak, komşuluk etmek, iyilikte bulunmak” serbesttir; kalben onlara bağlanmak, dinlerini benimsemek yasaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Özetle:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Mümin, iman kardeşliği bağını en güçlü dostluk halkası yapmalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kâfirlerle ise ilişkisi adaletli fakat mesafeli ve ilkeli olmalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Ey iman edenler! Müminleri bırakıp, kâfirleri veli/dost edinmeyin. Allah’a kendi aleyhinizde apaçık delil mi vermek istiyorsunuz? (Nisa Suresi, 144)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Yeni Dünya/Hanımefendi Dergisi, Kasım</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 22:55:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>10 Kasım ve Mevlid</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/10-kasim-ve-mevlid-985</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/10-kasim-ve-mevlid-985</guid>
                <description><![CDATA[10 Kasım ve Mevlid]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Her yıl olduğu gibi bu yılda yine 10 Kasım tartışmaları içerisinde bulduk kendimizi!&nbsp;<br />
Bu kez tartışma bir valimizin idaresi altında ki Camilerde Mustafa Kemal Paşa ile alakalı Müftülüğe verdiği Mevlid talimatı ile alakalı gelişti!<br />
1. Cumhurbaşkanımızın ardından Mevlit okunsun mu okunmasın mı tartışması yapılıyor...<br />
<br />
Öncelikle olaya usül açısından bakılmalıdır.<br />
Tartışmaların sağlıklı bir zeminde ilerleyebilmesi için bu şarttır.<br />
Değil cumhurbaşkanı için normal bir insan için bile camilerde ölüm yıl dönümünde mevlitler okunması çok tabiidir.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Lakin bunun emir ve talimatla hem de devletin en üst idari birimi tarafından emredilerek yaptırılmasıdır bu tartışmaları ortaya çıkaran.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Valimiz bir devlet yöneticisidir.<br />
<strong>Israrla belirtildiği üzere Türkiye </strong><strong>C</strong><strong>umhuriyeti </strong><strong>D</strong><strong>evleti laik bir devlettir ve en kısa ve yalın tarifiyle laiklik devletin dine dinin devlete müdahale etmemesi şeklinde ifade edilir!</strong><br />
<br />
Yani devletin hem de sadece bir valisi (Geri kalan 80 Valimizin bu konuda tasarrufu olduğunu daha duymadık ) bir ibadet şekli kabul edilen mevlid’ i talimatla okutmaya çalışması çok enteresandır.<br />
(Hattı zatında mevlid ne kadar ibadettir veya değildir bu da ayrı bir fıkıh tartışması konusudur)<br />
Şayet bu icranın yani valimize de yürütme organının bir talimatı ise (ki öyle gözükmemektedir)<br />
Birinci cumhurbaşkanımızın ölüm yıl dönümlerinde mevlid okutulması geleneği mi başlatılıyor sorusu akla gelir.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Ama durum öyle de değil!<br />
Bunu sadece bir valimizin kendi tercihi olarak görüp anlayışla karşılayanlar olduğu gibi “Yeni köye eski adet getirmeyin - Böyle bir geleneğimiz yok , Nereden çıktı şimdi bu ?” diyenlerde var.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Her şey bir yana Atatürk acaba vefatının ardından Mevlid okunmasını ister mi idi?<br />
Kendisine yaşarken sorulsaydı; <strong>“</strong><strong>V</strong><strong>efatınızdan 87 sene sonra ardından mevlid okunmasını ister misiniz?”</strong> diye...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><em>Muhtemelen 1923 sonrasındaki tarihlerde ki şekliyle tanıdığımız birinci Cumhurbaşkanımız buna olumlu cevap vermezdi…</em></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px"><em>Ama 1923 öncesindeki bilhassa milli mücadele yıllarındaki yaşantısını ve sözlerini dikkate aldığımızda o zaman da olumlu cevap verebileceğini düşünebiliriz..</em></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Çünkü Gazi Mustafa Kemal Paşa 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin açılışını Kur’an-ı Kerim okunuşu ve Buhari hatmi şerifler ile icra etmişti...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Yani 1922 sonlarına kadar olan üslubu, yaşantısı mevlitlere Kur’an-ı Kerim ve hadisi şerif hatimlerine müspet yaklaştığını biliyoruz.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Ama 1923-1938 arası uygulamalarında ise bunun tersine şahitlik ediyoruz...<br />
<br />
Peki buna kim karar verecek?<br />
Bilhassa 1930’ lu yıllarda dini red eden ve kutsal kitapların gökten (Allah Teala dan) geldiğini düşünmeyen Kamal Atatürk mü referans alınacak ?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Yoksa İslam Orduları Komutanı ve Erzurum ile Sivas Kongrelerinde, TBMM açılışında Halife’ nin esaretten Hilafetin de düşman işgalinden kurtarılması için namus ve şeref sözü veren , Halife için yollanan Hindistan paraları ile Anadolu’ da Cihad eden Gazi Mustafa Kemal Paşa mı referans alınacak?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px"><strong>Evet, bunlardan hangisi bu millet tarafından öğrenilip kab</strong><strong>u</strong><strong>l edilmeli?</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Dindar bir Mustafa Kemal mi ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Dini red eden bir Mustafa Kemal mi ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşte buna karar verildiği gün inanıyorum ki bu tip tartışmalar da sona erecek!<br />
Yoksa, biz daha çook 10 Kasım’ lar da bu tip tartışmaları yaşayacağız.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Hutbelerde Gazi’ ye neden rahmet okunmuyor?<br />
Ölüm yıl dönümünde neden Mevlid okunmuyor?<br />
Kendisinden bahsedilirken rahmetli mi denilmeli yoksa ulu önder mi?<br />
O bir fani ve devlet adamı mı idi yoksa asla eleştiri dahi getirilemeyecek bir yarı ya da tam ilah mı idi?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Bilim adamları, tarihçiler, diyanet yetkilileri bu hususta inisiyatif almalı ve neredeyse 100 yıla yakındır tartışılan bu mevzu artık aydınlatılmalıdır...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px">Yoksa ruh hastası ve iki arada bir derede kalmış nesiller yetiştirmeye devam edecek müfredatımız...</span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">(7 Kasım 2025 )</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 15:11:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bedenimizdeki Görünmeyen Orkestra</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bedenimizdeki-gorunmeyen-orkestra-984</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bedenimizdeki-gorunmeyen-orkestra-984</guid>
                <description><![CDATA[Bedenimizdeki Görünmeyen Orkestra]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsan bedeni, görünmeyen bir orkestranın ahenkle çaldığı muazzam bir sahne gibidir. Sindirim sistemi de bu büyük orkestranın eşsiz bir bölümüdür. Her organ, bir nota gibi yerinde ve zamanında görev yapar. Eğer bir ses kaybolursa bütün eser bozulur. Böylece sindirim sistemi, insan bedeninin senfonisinde kusursuz bir uyumla çalınan hayati bir bölümü icra eder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Peki;</span> <span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">besinlerin ağızdan başlayıp enerjiye dönüşmesine kadar olan bu sürecin uyumlu ilerlemesi yalnızca bedenimizin işi midir? Bakalım:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yediklerimiz, vücudumuzda oldukça düzenli ve aşamalı bir sindirim sürecinden geçer. Ağzımızdan başlayıp kalın bağırsağa kadar süreç adım adım şöyle işler:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ağız, mekanik ve kimyasal sindirimin başlangıcıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Çiğneme ile dişler besini küçük parçalara ayırarak yüzey alanını artırır. Bu, enzimlerin daha kolay etki etmesini sağlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Tükürük bezlerinden tükürük salgılanır. İçindeki amilaz enzimi nişastayı parçalamaya başlar. Aynı zamanda tükürük, besini yumuşatır ve yutmayı kolaylaştırır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dil yardımıyla lokma yutağa itilir. Ardından peristaltik hareketler (dalga gibi kas kasılmaları) sayesinde yemek borusundan mideye iletilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mide kasları besini yoğurur. Mide iç yüzeyinden hidroklorik asit (HCl) salgılanır. Bu hem mikropları öldürür hem de sindirim enzimlerini (özellikle pepsin) aktif hale getirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Protein sindirimi burada başlar. Besin, yoğun ve asidik bir karışım olan kimus hâline gelir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnce bağırsağın başlangıcında yani onikiparmak bağırsağında yani Duodenumda ise çok önemli üç salgı devreye girer:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Karaciğerden, safra kesesinde depolanan safra, yağları parçalayarak küçük damlacıklara ayırır yani emülsifiye eder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Pankreas sıvısı ise amilaz (nişasta sindirimi), lipaz (yağ sindirimi) ve tripsin (protein sindirimi) gibi enzimler içerir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bağırsak enzimleri de disakkaritleri (örneğin maltoz, laktoz) ve küçük peptitleri parçalayarak en küçük yapı taşlarına indirger.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Burada karbonhidratlar glikoza, proteinler amino asitlere, yağlar ise yağ asidine, gliserole ayrılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnce bağırsağın devamında ise (Jejunum ve İleum) iç yüzeyindeki villus ve mikrovilluslar sayesinde yüzey alanı çok büyüktür. Sindirilmiş besin maddeleri buradan kana ve lenfe emilir. Glikoz ve amino asitler doğrudan kana geçer. Yağ asitleri ve gliserol, lenf yoluyla kana katılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sırada kalın bağırsak vardır. Sindirilmemiş besin kalıntıları ve lifler buraya gelir. Burada su ve mineraller emilir. Bağırsakta yaşayan bakteriler (bağırsak florası), bazı vitaminler (örneğin K vitamini, B grubu vitaminler) üretir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Geriye kalan kısım ise dışkı hâline getirilir. Ve son olarak dışkı, sinir sistemi kontrolüyle vücuttan atılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Özetle:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sindirim sistemi varlığın, toprağın, suyun ve nefesin birbirine bağlandığı bir döngüdür. Her lokma, insana hayat olur; her yudum, içimizde gizli bir yaratılış hikâyesini fısıldar... Şimdi; bu sindirim yolculuğunu, yaptığı işin şuurunda bile olmayan organlarınız ve atomlarınız mı oluşturdu ve devam ettirdi, yoksa siz mi?</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"><strong>... Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? (Mü'minun Suresi, 80)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"><strong>Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Kasım</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 23:48:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadını İşiten Var</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kadini-isiten-var-983</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kadini-isiten-var-983</guid>
                <description><![CDATA[Kadını İşiten Var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan (kadın)ın sözünü işitti. Allah, aranızda geçen konuşmaları işitiyordu. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.” (Mücadele Suresi, 1)</strong></p>

<p>Yukarıdaki Kur’ân âyetinde bir kadının zıhar[*] konusunda çözüm bulması için Peygamber Efendimiz (asm) ile tartıştığı anlatılır. Âyet bu olay sebebiyle nazil olur.</p>

<p>Âyette söz edilen kadın, Havle binti Sa’lebe’dir. Bu kadın sahabinin, şikâyeti üzerine âyet nazil olması yüzünden, diğer sahabe arasında özel bir yeri vardır. Herkes ona izzet ve ikramda bulunur.</p>

<p>Rivayete göre Ömer(ra) bir toplantıya giderken yolda yaşlı bir kadının isteği üzerine durur, onu dinler. Yanındaki sahabi,&nbsp;<em>“Ey müminlerin emiri! Sırf bu yaşlı kadının hatırı için Kureyş’in bunca ileri gelenlerini beklettiniz”</em>&nbsp;deyince Ömer (ra) şu sözleri söyler:</p>

<p><em>“Biliyor musun bu kadın kimdir? Bu yaşlı kadın, şikâyeti yedi semada işitilen Havle binti Sa’lebe’dir. Allah’a yemin ederim ki, şayet o beni tüm gece boyunca bekletecek olsaydı, namaz vakitleri müstesna, onun önünde beklerdim.”</em></p>

<p>Said Nursî, Mücadele Suresi’nin söz konusu âyetini 25. Söz’de şöyle açıklıyor:</p>

<p><em>“İşte, Kur’ân der: Cenâb-ı Hak Semî-i Mutlaktır; her şeyi işitir. Hattâ, en cüz’î bir macera olan ve zevcinden (eşinden) teşekkî eden (şikâyet eden) bir zevcenin sana karşı mücadelesini Hak ismiyle işitir. Hem rahmetin en lâtif cilvesine mazhar ve şefkatin en fedakâr bir hakikatine maden (kaynak) olan bir kadının haklı olarak zevcinden dâvâsını ve Cenâb-ı Hakk’a şekvâsını (şikâyetini), umur-u azîme suretinde (çok büyük işler şeklinde), Rahîm ismiyle, ehemmiyetle işitir ve Hak ismiyle, ciddiyetle bakar.</em></p>

<p><em>“İşte, bu cüz’î maksadı küllîleştirmek (genelleştirmek) için, mahlûkatın en cüz’î bir hadisesini işiten, gören, kâinatın daire-i imkânîsinden hariç bir Zât, elbette her şeyi işitir, her şeyi görür bir zat olmak lâzım gelir. Ve kâinata Rab olan, kâinat içinde mazlum, küçük mahlûkların dertlerini görmek, feryatlarını işitmek gerektir. Dertlerini görmeyen, feryatlarını işitmeyen bir Rab olamaz.”</em></p>

<p><em>“Çarşıdan getirilen şeyi çocuklar arasında taksim ederken kızlardan başlamalı. Onlar kalben daha hassas, ruhen daha incedir”</em>&nbsp;buyuran Peygamberimiz(asm)’I örnek alan sahabenin kadınlara bakışı ve saygısı onun gibi çok derindir. Sahabe-i Kiram’ın,&nbsp;<em>“Biz Resulullah zamanında kadınlarımıza kötü söz sarf etmek ve istediğimiz muameleyi yapmaktan, hakkımızda bir vahiy geliverir endişesiyle kaçınırdık”</em>&nbsp;dedikleri rivayet olunur.</p>

<p>Kadınların şikâyetlerinin Allah katında cevap bulup, âyetle dönmesi ve böylece kadınlara eziyet ve saygısızlık edenlerin uyarılması, İslâm’ın kadına verdiği değerin delillerinden biridir.</p>

<p>Bugün kadına yapılan eziyet ve kadını arka plana itme, sevgiden doğan kıskançlık ya da koruma olarak açıklansa da aslında sevgi ve saygı eksikliğidir. Gerçek manâda seven insan, annesinin, karısının, kızının, kız kardeşinin rahatını ve huzurunu sağlamaya çalışır.</p>

<p>Kur’ân’ın, hep kadını savunan bir üslûbu vardır. Allah her durumda kadının korunması yönünde hüküm koyar. Bütün ağırlık erkeğin üzerindedir. Ancak günümüz sistemi erkeği korumaya, kadını da koruma adı altında ezmeye yöneliktir.</p>

<p>Kur’ân ahlâkı gerçek anlamda yaşandığında ise bireyler arasındaki ayrım ortadan kalkar. Kadın, erkek, zengin, yoksul olmanın ya da yaşın bir önemi olmaz. Makam, mevki, mal-mülk, hayat şekli değil insanın yaptığı iyi ve güzel işlerdir önemli olan. Kur’ân’a göre insanı üstün yapan Allah’a yakınlığıdır. Allah’ın beğendiği ahlâkı yaşamasıdır, takvasıdır.</p>

<p>Kur’an, kadını koruma altına alır, toplumda olması gereken saygın yeri işaret eder. Tüm bunlar Allah’ın kadınlar üzerindeki sonsuz rahmetidir. Kadını kimse işitmese de Allah işitir. Kadının hakkı Allah katında kıymetlidir: O dönemde kadınların sesi kısılırken, Allah bir kadının duasını Kur’an’a konu etmiştir.</p>

<p>Kadın ve erkek fizikî anlamda birbirlerinden farklı yapılara sahiptirler. Ancak kadının fizikî olarak daha güçsüz olması, onun toplumda erkekten daha az değer görmesi için bir sebep değildir.</p>

<p>Bir Kur’ân âyetinde Hz. Meryem’den,&nbsp;<strong>“Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi…”</strong>&nbsp;(Âl-i İmran Suresi, 37) ifadesiyle söz edilir. Bu âyetle, kadının adeta bir çiçek gibi korunması gerektiğine dikkat çeker Kur’ân.</p>

<p>Kadın şefkat ve merhamet hazinesidir. Kadınlar, annelik duyguları nedeniyle sevgiyi en güzel şekilde dışarıya yansıtırlar. Üzerlerinde Allah’ın birçok ismi tecelli eder. En fazla da Rahman, Rahim, Rauf ve Latif isimleri.</p>

<p><em>“Kadınlar konusunda Allah’tan korkun. Çünkü sizler onları Allah’ın emanetiyle aldınız.”</em>&nbsp;Hz. Muhammed (asm)</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dipnot:</strong></p>

<p>[1] Zıhar: İslâm öncesi dönemde kadına yönelik haksız uygulamalardan biri. “Sırt” anlamına gelen zahr’dan türetilmiş olan zıhar, bir erkeğin eşine “Artık senin sırtın bana annemin sırtı gibidir” diyerek onu kendisine haram kılması. Cahiliye erkeğinin, artık işe yaramaz olduğu zalimce düşüncesinden yola çıkarak eşinden kurtulmak için icat ettiği hileli bir yöntemdi. Bu yolla eşinden kurtulan adam, ona karşı kocalık sorumluluklarından sıyrılıyordu. Kadın başkasıyla da evlenemiyordu, çünkü hâlâ o kişinin karısı sayılıyordu.</p>

<p>[2] Kütüb-i Sitte, 6467</p>

<p>[3] Şir’a</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Oct 2025 11:59:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyet ile Ne Derdiniz Var?</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/cumhuriyet-ile-ne-derdiniz-var-982</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/cumhuriyet-ile-ne-derdiniz-var-982</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet ile Ne Derdiniz Var?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Bugün 29 Ekim 2025.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 102. Sene i devriyesi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hattı zatında bu yıl dönümü bir yeni devletin kuruluşunun değil zaten Anadolu’ da var olan yaklaşık bin yıllık devletimizin rejiminin değiştiği gündür…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bizler Türk Milleti ve Türk Devleti olarak bu tarihten öncede bu topraklarda vardık.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki, Cumhuriyet ile birlikte neler yaşadık?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok kısa olarak ona temas edeceğim bu yazımda.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Cumhuriyetin ilk 27 yılında Cumhura hiç gidilmemiş ve tek bir parti dışında başka hiç bir farklı görüşe yer verilmemiştir!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok eleştirilen meşrutiyet yıllarında bile farklı partiler vardı ve halk Meclis-i Mebusan da kendini kısmen de olsa ifade edebiliyordu…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Cumhuriyet 1950’ye kadar bir istibdat olarak uygulanmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">“<strong>Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet” </strong>sözleri tam da bu 27 yıllık dikta için geçerlidir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki sizin Cumhuriyet yönetimi ile bir derdiniz mi var ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hayır... Asla!</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bende Cumhuriyetin idari biçimler içerisinde en ideal olduğuna inanıyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Kelime itibarı ile halk idaresi demek olan Cumhuriyete kim karşı olabilir ?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu hususta hiç bir tereddütte mahal yoktur...</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Ama hangi Cumhuriyet denilince ne cevap vereceğiz ?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Kuzey Kore’ de Cumhuriyet...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>İran’ da Cumhuriyet...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Fransa’ da Cumhuriyet...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Almanya veya Azerbaycan’ da ha keza...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ya da eski <strong>Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği</strong>’de...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">O halde kurduğunuz rejimin isminin Cumhuriyet olması yeterli mi ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bal, bal demekle ağzınız tatlanıyor mu?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Halkınızı Cumhuriyetin nimetlerinden faydalandırmadıktan sonra, bırakın faydalandırmayı ismi krallık, prenslik ya da padişahlık olan rejimlerden çok daha baskı altında yaşattıktan sonra neye yarar rejiminizin ismini Cumhuriyet koymamız?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şayet şöyle derseniz ki böyle dendiği söylenir; <strong>“Ya halk cahildir... Halka sorarsan kızını ya davulcuya verir ya zurnacıya” </strong><strong> </strong>ya da; <strong>“Halka rağmen Halk için”, “Halk ne anlar inkılaptan devrimden... Zorla cebir ve şiddet ile kabul ettireceksin... Bunun adına da Devrim dersin olur biter”</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">O zaman iktidar erkini elinde bulunduran başka bir muktedir de günü gelir aynısını derse ne yapacaksınız?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">O da yaptığına Devrim der olur biter mi?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bunun adı “<strong>Cumhuriyet”</strong> ya da <strong>“Demokrasi”</strong> olur mu?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ya da Cumhuriyet veya Demokrasi tam da bu mudur?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kelime ve kavramların lügat manalarına baksak tabii ki olmaz...</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama gücü yetenin, gücü yetene galebe çaldığı bir dünya da zaten her şey güçlünün yanında değil mi?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Biz bir tek şey rica etsek çok mu lüks olur acaba?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Gelin halka sorulmayan kanunların, reformların yapıldığı rejimlere ya da o dönem ki idarelere- yönetimlere “Demokrasi ya da Cumhuriyet” demesek mümkün mü ?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aksi insanı çok rahatsız ediyor çünkü...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Oct 2025 22:14:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taklidî İmandan Tahkikî İmana</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/taklidi-imandan-tahkiki-imana-981</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/taklidi-imandan-tahkiki-imana-981</guid>
                <description><![CDATA[Taklidî İmandan Tahkikî İmana]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Kişinin, iman esaslarını araştırmadan, sadece çevresinden, ailesinden ya da yaşadığı toplumdan duyup kabullenmesi taklidî imandır. Kişi inanır ama neden inandığının tam olarak bilincinde olmaz. İnancı güçlü görünse de, şüphe ve itirazlar karşısında sarsılabilir. İmanı, </span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><em>“Annem-babam böyle dedi”</em></span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"> veya “Herkes böyle inanıyor” anlayışına dayanır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Bir çocuk mesela, ailesi Müslüman olduğu için Müslüman olur; ama neden namaz kıldığını, niçin Allah’a inandığını bilmezse, bu taklidî imandır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Tahkikî iman ise kişinin, iman ettiği hakikatleri düşünerek, delilleriyle kavrayarak inanmasıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Kişi, Allah’ın varlığını ve birliğini akıl, kalp ve bilgiyle kavrar. İmanı, sadece alışkanlık değil, bilinçli bir tercihtir. Şüphe ve inkâr karşısında kolayca sarsılmaz; sağlam bir temele dayanır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Tahkikî iman; kâinatın düzenini, canlılardaki mükemmelliği, Kur’an’ın hakikatini düşünerek iman etmektir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Taklidi değil, tahkiki iman esastır. İnsanlara öncelikle namazı nasıl kılacağını değil, neden kılacağını, orucu nasıl tutacağını değil neden tutacağını anlatmalı. Zamanın en büyük sorunu iman zafiyetidir. Üstada göre bu zamanda iman hakikatlerinin birinci maksat, birinci vazife, asıl amaç olması gerekir. Bunun dışındaki şeyler ikinci, üçüncü, dördüncü derecededir. Temel mesele; insanın kendisini, diğer varlıkları ve kâinatı iman ekseninde algılamasıdır. En önemli görev bunu sağlamaktır...</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Rabbimizi bize tarif eden üç büyük tercüman olduğunu söyler Üstad. Bunların biri kâinat kitabı, diğeri Peygamber(asm) ve bir diğeri de Kur’an’dır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><em>"Eğer aklın evhamda boğulmamış ise anlarsın ki; bir kelime-i kudreti, mesela balarısını, ekser eşyaya bir nevi küçük fihriste yapmak; ve bir sahifede, mesela insanda, şu kitab-ı kainatın ekser (daha çok) meselelerini yazmak; hem bir noktada, mesela küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını derc etmek (içine almak) ve bir harfte mesela kalb-i beşerde, şu alem-i kebirin safahatında (safhalarında) tecelli ve ihata eden (içine alan, kuşatan) bütün esmasının asarını (eserlerini, izlerini) göstermek ve bir mercimek tanesi kadar mevki tutan kuvve-i hafıza-i insaniyede bir kütüphane kadar yazı yazdırmak ve bütün hadisat-ı kevniyenin (varlıkla ilgili olayların) mufassal fihristesini (izahlı, geniş malumatlı fihristini) derc etmek (içine almak), elbette ve elbette Halık-ı Küll-i Şey’e has ve bu kainatın Rabb-i Zülcelali’ne mahsus bir hatemdir (mühürdür)."</em></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Şöyle diyor Abdulkadir Geylani:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="color:#000000">“<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt"><em>Ey Evlad! Kainatın her zerresinde Allah’ın güzel sanatı vardır. Bu güzel sanatların her biri Hakk’a vardıran delillerdir. Bu delillere yapışan herkes Hakk’a varabilir. Derin düşüncelere dal. Düşüncen derinlere kök saldıkça yükselirsin ve yücelirsin.”</em></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:14pt">Taklidî iman bir başlangıçtır ama asıl amaç tahkikî imana ulaşmaktır. Çünkü gerçek huzur ve güven, neden inandığını bilen bir kalpte olur. Kalp böyle mutmain olur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 20:17:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ol Der ve Oluverir</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/ol-der-ve-oluverir-980</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/ol-der-ve-oluverir-980</guid>
                <description><![CDATA[Ol Der ve Oluverir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (1)</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Allah sonsuz güç sahibidir, kudreti sınırsızdır. Zamanın, mekânın ve sebeplerin yaratıcısıdır; zamandan, mekândan ve sebeplerden münezzehtir. Yaratmasının aşamalı ya da aniden olması elbette O'nun takdirindedir ancak uzun süreçlere ya da aracı sebeplere ihtiyacı yoktur. Biz yaratışının nasıl gerçekleştiğini O'nun mesajı olan Kur'an'dan ve tüm kâinatta sergilediği delillerinden anlayabiliriz. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Ancak her iki kaynakta da 'evrimle yaratma' olgusuna dair hiçbir işaret yoktur. Kur'an'daki,</span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> “O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır"</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> </span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">(2)</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> ayetinde geçen "tavır tavır" kelimesini evrimsel yaratılışı savunanlar, "evrim merhalelerinden geçirerek" şeklinde çevirirler. Oysa ayetteki "etvaren" kelimesinin "evrim merhaleleri" şeklinde çevrilmesi bu kimselerin kişisel yorumlarıdır ve İslam âlimleri tarafından da kabul görmez. Başta Elmalılı olmak üzere birçok âlim, bu ayette geçen aşamaların, insanın sperm olarak ulaştığı anne rahminde önce embriyo, ardından bir et parçası, sonra kemik ve et halinde gelişip, sonunda da bir insan olarak dünyaya gelişini ifade ettiğini söyler. </span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">(3)</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Ayrıca bazı yorumcular, Kur'an ayetlerindeki "canlıların sudan yaratılması" ifadelerinin evrime işaret ettiğini iddia ederler. Bu ayetlerde canlılığın temel malzemesinin su olduğu haber verilir. Bu gerçeği modern biyoloji de ortaya koymuştur. Ancak bunun da evrimle bir alâkası yoktur. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Kur'an insana, canlılığa, kâinata ve yaratılışlarına dair pek çok ayet içerir. Bu ayetlerin hiçbirinde canlıların birbirlerinden türeyerek oluştuğuna işaret eden bir bilgi bulunmaz. Tam aksine canlılığın ve evrenin Allah'ın "</span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Ol!"</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> emriyle yoktan var edildiği haber verilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Bilimsel çalışmalar sonucunda elde edilen bulgular da bu olgunun söz konusu olmadığını ispatlar. Yapılan kazılar sonucu elde edilen fosiller ve fosil kayıtları, farklı canlı türlerinin birbirlerinden bağımsız olarak, özgün yapılarıyla ve aniden ortaya çıktıklarını gösterir. Yaratılış, her canlı grubu için ayrı ayrı gerçekleşmiştir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">İddia edildiği gibi "evrim süreciyle yaratılış" var olsaydı, bunun delillerinin mutlaka bulunması gerekirdi. Allah, her şeyi, bir düzene göre kanunlar ve sebep sonuç ilişkisi içerisinde yaratmıştır. Kur'an'da, gemileri yüzdürenin, kuşları gökyüzünde tutanın Allah olduğu haber verilir. Ancak insanın aklının ihtiyarının kalkmaması için Allah belli kanunları da yaratmıştır. Gemilerin suda batmamasını suyun kaldırma kuvvetiyle, kuşların havada kalmasını da aerodinamik kanunlarla açıklarız. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">O halde aşamalı bir evrim sürecini açıklayabilmek için de bazı kanunlar ve genetik bilginin gelişmesini sağlayan bazı sistemler olmalıdır. Fosil kayıtlarının yanı sıra, laboratuvar çalışmalarında da bir canlı türünün diğer bir canlı türüne dönüşebileceğinin delilleri bulunmalıdır. Deneyler sonucunda, canlıya fayda sağlayan enzim ve hormon gibi moleküllerin üretilmesini sağlayacak genetik bilginin, o canlının genetik yapısına eklenmesi mümkün olabilmelidir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Yine laboratuvar çalışmalarında mutasyondan yarar gören canlılara rastlanmalıdır. Dahası bu mutasyonların sonraki nesillere aktarılıp, o türe yeni bir özellik kazandırdığı görülebilmelidir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Ayrıca -ki en önemlisi diyebiliriz- geçmişte yaşamış ve ara geçiş formu denebilecek canlıların milyarlarca fosili bulunmalıdır. Hatta bugün bile ‘evrildiği’ canlının özelliklerinin bir kısmını taşıyan, oluşumlarını tamamlamamış çok fazla sayıda ara geçiş canlıları görülmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Bu sayılanların hiçbiri gerçekleşmemiştir. Bir türün mutasyon gibi değişikliklerle diğer bir türe dönüştüğünü gösteren bir delil yoktur. Bilimsel tüm bulgular, canlı türlerinin ataları olmadan ve aniden ortaya çıktıklarını gösterir. Tüm bu gerçekler, hem canlılığın rastlantılar sonucu ortaya çıktığını ileri süren evrim teorisini, hem de Allah tarafından yaratılıp, ardından aşamalı bir evrim sürecinin gerçekleştiğini tamamen geçersiz kılar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Allah canlıları, yalnızca bir </span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">"Ol!"</span></span></span></strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> emriyle yaratmıştır. Canlıların yeryüzünde aniden ortaya çıktığı gerçeğini çağdaş bilim de destekler.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"><em>"Allah canlıları evrim yoluyla yaratmış olabilir"</em></span></span></span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt"> görüşü, gerçekte evrim ile Yaratılış arasında bir "uzlaşma" arama çabasıdır. Bu yanılgıdır. Bu görüşte olan kişiler, Darwinizm'in ana mantığını ve hangi felsefe için savunulduğunu gözden kaçırmaktadırlar. Darwinizm, canlı türlerinin birbirine nasıl dönüştüğünün açıklaması değil, canlı türlerinin kökenini madde faktörüyle açıklayabilmek için verilen bir mücadeledir. Allah'ı ve yaratmasını inkâr edip, canlıların doğanın bir ürünü oldukları iddiasını 'bilim maskesi' altında insanlara kabul ettirme çabasıdır. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Allah’ın evrimle yarattığı iddiasında olanların, Musa(as)’ın asasının bir anda yılana dönüşmesini, İsa(as)’ın üflediği çamurun uçan kuşa dönüşmesini, İbrahim(as)’a insan suretinde gelen melekleri ve cinleri, şeytanları, melekleri, cenneti, cehennemi evrimle açıklamaları mümkün değildir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Evrim teorisi ile Allah inancı arasında bir ortak nokta yoktur. Bir uzlaşma bulma adına, evrimin bilimsel bir teori olduğu iddiasını onaylamak yanılgıdır. Darwinizm, materyalizm ve ateizmin omurgasıdır ve ortak nokta bulma arayışı bu gerçeği asla değiştirmeyecektir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Son senelerde insanların büyük çoğunluğu evrimin dayanaksız, delilsiz ve adeta putperest bir ‘din’ olduğu gerçeğini gördü. Anti Darwinist propaganda ve ortaya konulan deliller -Allah'ın dilemesiyle-bunda çok önemli oldu. Darwinizm ile bilimsel mücadele etmekten kaçınmak ya da ‘İslami evrim’ gibi hayali senaryolar üretmek yerine bilgiyle donanmak ve bu fikir mücadelesine destek olmak gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Elif E. Bayraktar, Zafer Bilim Araştırma Dergisi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Dipnotlar:</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:12px">1-Bakara Suresi, 117</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">2-</span></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Nuh Suresi, 14</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">3- </span></span></span></span><span style="color:#000080"><u><a class="western" href="http://www.kuranikerim.com/telmalili/nuh.htm"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">http://www.kuranikerim.com/telmalili/nuh.htm</span></a></u></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:48px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 23:54:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rabbime Sığınırım</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/rabbime-siginirim-979</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/rabbime-siginirim-979</guid>
                <description><![CDATA[Rabbime Sığınırım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlâh’ına sığınırım.” (Nas Suresi, 1....6)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Kovulmuş Şeytandan Allah’a Sığınırım... Sığınırım çünkü o, sürekli insanı sürekli gözleyerek, ne şekilde saptıracağının planını yaparak, kendisine uyanları azaba götürmeye and içmiş. Allah’ın varlığına, gücüne ve ilmine yakından tanık olmuşken itaati değil isyanı seçmiş.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah Adem (as)’ı yarattığında secdeyi emretmiş. Ama cinlerden İblis, Adem(as)’ın topraktan, kendisinin ise ateşten yaratıldığını, dolayısıyla da daha üstün olduğunu söylemiş Yaratıcısına. Ve böylece ahmaklığını göstermiş; her ne kadar zeki de olsa... Akılsız ancak zeki ve kurnazdır şeytan. Tüm kötülükleri iyilik, güzellik, doğruluk gibi değerlerle süsleyerek insanlara sunar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Şeytan nefsine, gurur ve kibrine tam teslim olmuş azgın bir varlık. Secde ederek alçalacağını düşünmüş. Kimi insanların da aynı kibir yüzünden değil midir secdeye baş eğememeleri?</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İsyanının ardından İblis, Allah’tan kıyamete kadar süre istemiş. İzin verilmiş; çünkü dünya imtihan amacıyla yaratılmış. İşte o son güne kadar İblisin ins ve cin şeytanları, insanlara sağlarından sollarından-zayıf noktaları her neredeyse- yaklaşır, olmadık kuruntulara düşürür, fısıldar, vesvese verir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Şeytanların ahlakını benimseyen insan, yavaş yavaş ‘ins şeytan’ haline gelir. Böylece şeytanın, inançlarını tebliğ edecek binlerce ağzı, bedeni ve insanları saptıracak binlerce itaatli askeri olmuş olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Şeytanı bilir insanlar ama birçoğu onu hayali bir varlık gibi düşünür. Yalnızca çok büyük suçlar işleyen kişileri etkileyebildiğini zanneder. Oysa şeytan her insan için tehlikedir. Zekice, en uygun şekilde insana yanaşır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yalnızca Rabbine teslim olmuş, O’nu sıkça anan, içinde Allah aşkı ve Allah korkusu taşıyan insan, şeytanın oyunlarına gelmez, telkinlerine kanmaz. Zaman zaman vesvese verse de onun zehrinin panzehrini Allah bize işaret eder; Kendisine sığınmak…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytanın, Allah Katında bulunmuş olması, Allah’ın varlığına şahit olması, onu -Allah’ın dilemesiyle-korkutmamış ki azabın en şiddetlisini hak ettiğini, ebedî mekânının ateş yurdu olduğunu bile bile faaliyetlerine devam ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Şeytan ve itaatli ordusu ile birlikte yaşıyoruz. Dikkatli olmazsak binlerce ins ve cin şeytan, bize yaşama amacımızı, ölümü, ahireti, her şeyi, kendimizi bile unutturabilir. Telkinleriyle şuursuzlaşmaktan Allah esirgesin. Her an teyakkuzda olmak, imanı kuvvetlendirmek lâzım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yel değirmenleriyle savaşır gibi boşa kılıç sallayıp güçten düşmemeli. Şeytanla, onun boyutunda mücadele vermeli. Onun durumunu ve yapabileceklerini derin düşünmeli. Şerrinden Allah’a sığınmalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım."</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>"Ve onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım Rabbim."</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>(Mü'minun Suresi, 97-98)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 23:13:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meşruiyetin Kaynağı</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/mesruiyetin-kaynagi-978</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/mesruiyetin-kaynagi-978</guid>
                <description><![CDATA[Meşruiyetin Kaynağı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:16pt">Amerika Birleşik Devletlerinin Ankara Büyükelçisi ve Suriye temsilcisi Mr. Tom Barrack’ın Washington’da yapılan Donald Trump - Recep Tayyip Erdoğan başkanlarının görüşmesi sonrası yaptığı “Türkiye’ye Meşruiyet vermeliyiz” sözleri ülkemizde çok tartışmalara yol açtı ve Sayın Erdoğan’ın Amerika Başkanlık sarayında ABD Başkanı tarafından olağanüstü iltifat görmesini hazmedemeyen muhalefetimiz tarafından bir acayip şekilde istismar edildi...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Gerçi Tom Barracak bu “Meşruiyet” sözünü hangi manada kullandığını çok net açıkladı ama bizim hazımsız muhalefetimiz bunu yediremedi kendine ve ısrarla Meşruiyetin kaynağının ABD değil halk olduğunu söylemeye devam ettiler...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Sanki halka çok saygıları varmış gibi...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">100 yıldır millete rağmen iktidar olmaya çalışan başkalarıymış gibi iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı millete saygıya davet ettiler...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Halbuki Tom Barrack Meşruiyetten kastının sadece saygınlık olduğunu net biçimde belirttiği halde...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Tom Barrack “İşlerine geldikleri zaman Türkiye’nin NATO’ nun en güçlü ikinci ordusuna sahip olduğunu söylediklerini ama misal Avrupa Birliğine girmeye sıra geldiğinde bir desteği çok gördüklerini” kastettiğini söylemiş olmasına rağmen bu söz üzerinde tepinmeye devam edenlere bir kaç cümle etmek isterim...<br />
<br />
Daha düne kadar;<br />
“Sandık her şey değildir” diyen hazımsızlar şimdi “Meşruiyet halktan milletten alınır” diyorlar!<br />
Bu şeref yoksunları bu yüzden mi 27 Mayıs’ da faşist askeri darbeyi destekleyip Merhum Adnan Menderes’ in asılmasını alkışladılar!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Bu yüzden mi 28 Şubat’ ta askeri cuntayı destekleyip milletin seçtiği partilerin ( Refah ve Fazilet Partileri ) kapatılmasına destek verdiler…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Meşruiyeti seçmen veriyorsa bu ülkenin meşru lideri Recep Tayyip Erdoğan’ dır…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Çünkü millet onu seçmekte ve 23 yıldır iktidarda tutmaktadır…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Peki Gayri Meşru olan kimdir ?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">O da hep CHP olmuştur !</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">27 Mayıs’ dan sonra İsmet İnönü, 12 Mart’ tan sonra CHP’ li Nihat Erim ve 28 Şubat’ tan sonra Bülent Ecevit’ e iktidar koltuğu darbeciler tarafından altın tepsi içerisinde verilmiştir..</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Gayri meşru CHP iktidarları seçimle değil hep darbe ile iktidara gelebilmişlerdir…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Çünkü Büyük Türk Milleti Cumhuriyet Halk Partisine kurulduğu günden beri hiç teveccüh etmemiş ve bu partiyi iktidara getirmemiştir…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Milletin rey verdiği meşru bir iktidar olamayanlar şimdi meşruiyetin milletten alınması gerçeğini söylüyorlar...<br />
Ne diyelim bunlara ?<br />
Üsküdar da sabah oldu hadi uyanın !</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 00:59:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Allah Tutar Elimizden</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/allah-tutar-elimizden-977</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/allah-tutar-elimizden-977</guid>
                <description><![CDATA[Allah Tutar Elimizden]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Dünyadaki en önemli sorunu yaşadığınızı mı düşünüyorsunuz? Dahası yüzleştiğiniz sıkıntının, bir insanın yaşayabileceği en büyük zorluk olduğunu?.. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Her ne yaşıyor olursanız olun şunu asla aklınızdan çıkarmayın: Yeryüzündeki her şey ve herkes Allah'a boyun eğmiştir. Tüm varlıklar O'nun kontrolündedir. Tümü O'nun emirlerini yerine getirir; O'na itaat eder. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Unutmamanız gereken bir diğer gerçek ise Allah'ın koruması altındaki insana hiç kimse zarar veremez. İstese de güç yetiremez. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Toplumdaki </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Allah yürü ya kulum dedi"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> deyimine uygun olarak, Allah bir insanın yolunu açarsa, o yolu kapayabilecek hiç kimse ya da bir olay yoktur. Allah'ın kuluna bahşettiği nimet, huzur ve mutluluğu engellemeye kimsenin gücü yetmez. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Her şeyin Allah’ın denetiminde olduğunu unutmak, yaşanan olaylara hayır ve hikmet gözüyle bakamamak, bu yüzden korkuya kapılmak imanî zayıflıktır. Bu kişi sorunlarına çözüm getiremez ve sorun büyüdükçe umudunu kaybeder. Rabbine teslim olan insan ise her olaya hayır ve hikmet gözüyle bakar; yaşadığı çok zorlu da olsa, korku duymaz, umudunu yitirmez. Sabreder, kazanır çünkü sıkıntılar sabredenin imtihanıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Her insanın hayatı birbirinden farklıdır; farklı beklentileri, farklı sorunları vardır. Bu farklılıklara rağmen, insanların çoğu aynı yanılgıyla yaşar. Bu, beklentilerin gerçekleşmesi ve sorunların ortadan kalkması için mutlaka belli şartların bulunması düşüncesinden kaynaklanır. Ancak şartlar oluştuğunda yaşanan zorlukların aşılabileceği düşüncesi bir yanılgıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dünya imtihan mekânıdır ve dünya hayatını imtihan gereği sebeplere bağlı olarak yaşarız. Mesela üniversiteye girmek isteyen bir gencin, bu amaçla çok sıkı ders çalışması, test çözmesi, dahası bir hazırlık kursuna gitmesi gerekir. Bu saydıklarımın tümü sebeplerdir. Bu sebeplere sarılmazsa, örneğin genç ders çalışmazsa sınavı kazanamayacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Diğer yandan önemli bir hastalığa yakalanan bir insanın, hastaneye gitmeden, tedavi görmeden hastalığın geçmesini beklemesinin mantık dışı olduğu açıktır. Akla uygun olan, Allah'ın dilemesiyle insanın gerekli tedbirleri almasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Her şeyin sebeplere bağlı yaratılmasındaki hikmetlerden biri de, insanın sürekli imtihan olmasıdır. İnsan hem Allah’ın yarattığı olaylar hem de sebeplerle imtihan olur. Ve bunlar karşısında gösterdiği ahlak ile sınanır. Olaylar sebepsiz olarak yaratılsaydı, imtihan ortadan kalkardı. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Ancak şunu unutmayalım; sebepleri Allah bizim için yaratır. Bizler sebeplere bağlı yaşarız; Allah sebeplerden münezzehtir. O dilediğini, dilediği kişi için, dilediği şekilde yaratır. Bizim kendi öngörümüzle gerçekleşemeyeceğini düşündüğümüz sonucu, Allah dilerse yaratır. Zorlukları kolaylaştıran, umutları gerçekleştiren, her sonucu yaratan yalnızca Allah'tır. Allah dileseydi her şeyi sebepsiz olarak da yaratabilirdi. Ancak kılınan sebepler, bizlerin aklımıza uygun olması içindir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Dünyada yaşanan sıkıntıların asıl kaynağı Allah'tan ve Kur'an'dan uzaklaşılmasıdır. Oysa insanlar Kur'an’a göre yaşam sürdüklerinde mutlu olacaklardır. Ve en önemlisi, Allah dünyanın mutluluğunu hak kitaba uyulup uyulmaması üzerine bağlamıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yaşayan milyarlarca farklı insanın, farklı beklentilerinin, farklı sorunlarının, başlarına gelen farklı musibetlerin çözümü yalnızca tek bir tanedir. Çözüm; Allah'a yönelmek, O'na güvenip dayanmak, O'nu çok sevmek ve Kur'an'ı yaşamaktır. İnsan bütün sevgisini Allah’a vermediğinde, Rabbini gücü yettiğince sevmediğinde kalp bunalır. Allah aşkını yaşayan insan mutludur, neşe doludur, sıkıntılardan uzaktır. Her sıkıntı geçer, geriye güçlenmiş bir kalp kalır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsan bu gerçeğe kesin bir bilgiyle iman edip, Rabbine güvenip dayandığı takdirde; her probleminde çözüm noktasını görebilir. O’na teslim olduğu, O'nu dost edindiği, yalnız O'ndan yardım dilediği takdirde, Allah onun için en güzelini ve en hayırlısını yaratacaktır. Gösterdiği çaba ve sarıldığı sebepler fiili birer dua mahiyetindedir; tek çözüm Allah'ın elindedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O'nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Yunus Suresi, 107)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ve Allah zaman zaman dalgaları, fırtınaları, gelgitleri vesile kılar, tutar elimizden, bizi en güzel kıyıya ‘vurur’. Elhamdulillah!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 21:40:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bosphorus - Öküz Geçidi Boğazı</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bosphorus-okuz-gecidi-bogazi-976</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bosphorus-okuz-gecidi-bogazi-976</guid>
                <description><![CDATA[Bosphorus - Öküz Geçidi Boğazı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İstanbul Boğazı, Marmara Denizi’ni İstanbul’da Karadeniz ile birleştiren, Avrupa ve Asya kıtalarını ayıran 32 km uzunluğundaki kuzey-güney boğazıdır..İnsan yapımı Suveyş kanalı 190 kilometre ve Panama kanalıda 85 kilometre uzunluğundadır..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İstanbul Boğazı, sadece iki kıtayı birleştiren doğal bir harika değil, aynı zamanda sayısız efsaneye ve mistik öykülere ev sahipliği yapıyor. Bu büyüleyici su yolunun her bir dalgasında, tarih boyunca yaşanan olağanüstü olayların yankıları saklı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Antik çağlardan beri pek çok medeniyetin merkezinde yer alan Boğaz, sırlarla ve efsanelerle dolu. Kız Kulesi’nin hüzünlü aşk hikayesinden, suların altında yatan gizemli şehirlere kadar, her köşesi başka bir hikaye anlatıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Boğaziçi, İstanbul Boğazı olarak da bilinir ve bu ismi, belki de Çanakkale Boğazı’ndan ayrım yapmak için kazanmıştır. Boğaz’ın genişliği, daralan ve genişleyen bölgelere göre 500 metre ile 3 kilometre arasında değişirken, derinliği ise 50 ile 120 metre arasındadır ve ortalama 60 metre derinliğe sahiptir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Boğaz, İstanbul’un kalbinden geçer ve kıyılarındaki önemli yerler arasında Kız Kulesi, Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Ortaköy Camii, Rumeli Hisarı ve Anadolu Hisarı, Galatasaray Adası, Kuleli Askerî Lisesi, Küçüksu Kasrı, Beylerbeyi Sarayı ve Topkapı Sarayı sayılabilir. Bu mekanlar, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çeker. Örneğin, Kız Kulesi’nin romantik efsaneleri... Çırağan, Dolmabahçe ve Topkapı Sarayları’nın Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma görkemli mimarisi, İstanbul’un zengin tarihi geçmişine ışık tutar.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Asya ve Avrupa kıtalarını İstanbul’da bağlayan üç köprü ve bir tünel bulunur. Bunlar sırasıyla, güneyde Boğaziçi Köprüsü, merkezde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve kuzey ucunda, Karadeniz ile birleşen noktada Yavuz Selim Köprüsü’dür. Ayrıca, Marmaray Tüneli, iki kıtayı yerin altından birleştirir. Bu yapılar, hem mühendislik harikaları hem de İstanbul’un modernleşme sürecinin simgeleridir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Boğaziçi, dünyanın en yoğun ticari nakliye kanalıdır..İnsan yapımı Panama ve Suveyş kanallarından senede 20-25,000 gemi geçer iken..bu doğal boğazdan senede yaklaşık 50,000 ve günde yaklaşık 140 kargo gemisi, ortalama 90 dakikalık bir geçiş süresiyle bu kanaldan geçer. Geçiş sırasında her gemide iki yerel pilotun bulunması ve dev radar kulelerinin boğazdaki tüm deniz hareketlerini izlemesi yasal bir zorunluluktur. Buna rağmen, yoğun trafik ve navigasyonel zorluklar nedeniyle zaman zaman kazalar meydana gelebilir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İstanbul Boğazı’nın İngilizce adı ‘Bosphorus’, bir Yunan mitine dayanır. Bu mit, Zeus’un Io adında bir kadına olan aşkını ve karısı Hera’nın kıskançlığını anlatır. Hera, Zeus’un sadakatsizliğini keşfettiğinde, Io’yu bir öküze dönüştürür ve onu rahatsız etmesi için bir at sineği yaratır. Efsaneye göre Io, bu sinekten kaçarken Boğaz’ın karşı yakasına atlar. Bu olay, ‘bous’ (öküz) ve ‘poros’ (geçit) kelimelerinin birleşiminden ‘Bosphorus’ adını, yani ‘öküz geçidi’ anlamını türetir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Karadeniz’in soğuk ve derin sularında yapılan son deniz arkeolojik çalışmalar, Türkiye’nin kıyı şeridinde su altında kalmış antik şehirlerin varlığını ortaya çıkarmıştır. Bu buluntular, bölgenin zengin tarihini ve gizemli geçmişini aydınlatmaktadır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#212121"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Jeolojik kanıtlar, antik çağlarda İstanbul Boğazı’nın kuzey ucunun toprak ve kaya ile tıkalı olduğunu göstermektedir. Bu tıkanıklık, Karadeniz’in dış dünyayla bağlantısını engelliyordu ve Karadeniz, Hazar Denizi gibi bir iç denizdi ve su seviyesi, Ege Denizi ve Marmara Denizi’nin de altındaydı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#212121">Bir jeolojik teoriye göre, büyük bir deprem sonucunda Boğaz’daki bu tıkanıklık aşılır ve Karadeniz’den Boğaz’a doğru şiddetli bir su tufanı başlar. Bu olay, su seviyelerini yükseltir ve kıyıdaki toplulukları sular altında bırakır. Bazı bilim insanları, bu olayın 'Nuh Tufanı' olduğunu ileri sürmektedirler..</span> </span></span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 22:24:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şehit Sadık Ahmet’in Hatırlattığı Türklük ve Türkiyelilik</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/sehit-sadik-ahmetin-hatirlattigi-turkluk-ve-turkiyelilik-975</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/sehit-sadik-ahmetin-hatirlattigi-turkluk-ve-turkiyelilik-975</guid>
                <description><![CDATA[Şehit Sadık Ahmet’in Hatırlattığı Türklük ve Türkiyelilik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16pt">TRT AVAZ’ da Sadık Ahmet filmi oynadı geçtğimiz günlerde… </span></p>

<p><span style="font-size:16pt">Zevkle izledim… </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bildiğimiz bir dramatize olsa da tekrar acı hatıralarımız tazelendi…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Batı Trakya Türklük davamızın bu yiğit şehidini bize unutturmamak için bu filmi çekenlere de bunu tekrar TRT’ de oynatanlara da müteşekkirim…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Filmde tıpkı gerçek hayatına uygun olacak şekilde Sadık Ahmet mahkemede tutuklanınca (Arkadaşı ve yine kendisi gibi Gümilcine milletvekili İbrahim Şerif ile…) tutuklanma sebebi ise hakimin mahkemede sorduğu <strong>“Türk müsün Yunan mısın ?”</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16pt">sorusuna <strong>“Yunanistan vatandaşı Türküm”</strong> diye cevabıdır!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Şimdi aynısını alın ülkemizde ki faşolara sorun; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürdüm diyenlere <strong>-“Ne demek Türkiye Vatandaşı? Türküm” </strong>diyeceksin ?</span></p>

<p><span style="font-size:16pt">Ya da Türkiyeli bir Kürt’üm dendiğinde; </span></p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>-“Olmaz! Türküm diyeceksin”</strong> demiyorlar mı?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“<span style="font-size:16pt"><strong>Türkiyeliyim diye bir şey yok! Türküm diyeceksin”</strong> denmiyor mu?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Çok şükür ki Sayın Cumhurbaşkanımız döneminde bu baskılar kaldırıldı ve her Kürt vatandaşımız göğsünü gere gere Kürdüm diyebilmektedir…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Evet bu milletin adı Türk Milletidir…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti’ dir…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>Lakin siz ırkı Kürt olan bir vatandaşımıza zorla , cebren Türksün dedirtemezsiniz!</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">O zaman merhum Sadık Ahmet’e yapılan zulümden ne farkı kalır bu yapılanın ? </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Adam Kürt ama <strong>“Türkiyeliyim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım”</strong> diyor!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Tıpkı Şehit Sadık Ahmet’ in <strong>“Yunanistanlıyım ama Türküm” </strong>dediği gibi..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bir Türk’e “Hayır sen Türk değilsin Yunan’sın dedirtmek nasıl bir zulüm ise bir Kürt’e de sen Türkiyeli Kürt değilsin sen Türksün dedirtmek o derece zulümdür…”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Tekrar edelim ki kalın kafalara girsin!!!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Milletimizin ismi Türk Milleti ( Bu üst bir kavramdır ve 86 milyonun tamamını kapsar… ) </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>Devletin ismi Türkiye Cumhuriyeti’dir…</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>Ama siz bir Kürde, Arnavut’a , Arap’a , Çerkes’e , Boşnak’a , Laz’a zorla Türküm dedirtemezsiniz !</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bunu kanunla dayatamazsınız …</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bunları yaparsanız o zaman Yunanistan’ ın Batı Trakya Türklerine, Jivkov’un Bulgaristan’ıın Türk azınlığına yaptıklarından bir farkınız kalmaz…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Bu insan haklarına da Dinimiz İslam’ ın temel umdelerine de aykırıdır! </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Kendimden örnek verecek olursam;</span></p>

<p><span style="font-size:16pt">Evet, ben Türkiyeli bir Türk’üm... </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt"><strong>Ama Kürt bir vatandaşımız ben de Türkiyeli bir Kürdüm diye bilmelidir …</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Yeni anayasalar hazırlanırken Batı Trakya’ da yaşanan ve Türk azlığın büyük mağduriyetine sebep olan bu açılardan da ders çıkarılmalıdır kanaatindeyim …</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 23:23:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pendolinoya Bakınız</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/pendolinoya-bakiniz-974</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/pendolinoya-bakiniz-974</guid>
                <description><![CDATA[Pendolinoya Bakınız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Pendolino, aslında bir kuş türü. Bilimsel adı Remiz Pendulinus olan bu kuş, Türkçede genellikle saksağan baştankarası ya da maskeli baştankara olarak da biliniyor. Kuşun “Pendolino” (İtalyanca’da “küçük sarkaç”) olarak anılmasının nedeni, sarkık yuva yapma şekli. Bu sevimli kuş hakkında bazı detaylı bilgiler paylaşmak istiyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Pendolino, boyu 10-12 cm kadar (serçeden biraz küçük), yaklaşık 10 gram ağırlığında, sırtı kahverengi, alt kısmı açık krem ve göz çevresinde koyu renkli bir maske (bu yüzden "maskeli baştankara" denir) bulunan bir kuş. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Avrupa, Orta Asya ve Türkiye'nin bazı bölgelerinde yaşıyor. Nehir kenarları, sazlıklar, bataklık alanlar gibi sulak bölgeleri tercih ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">En dikkat çekici özelliği asılı kese şeklinde yuvalar yapması. Yuvayı erkek kuş yapıyor; ince bitki lifleri, pamukçuklar ve örümcek ağlarıyla örüyor. Yuva dallardan aşağı doğru sarkıyor ve ucu kapalı. Yalnızca bir giriş deliği var ve bu yapı, dış tehditlere karşı koruma sağlıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Erkek yuva yaptıktan sonra dişiyi etkilemeye çalışıyor. Dişi beğenirse eş oluyor ve yumurtlama başlıyor. Dişi bazen başka yuvayı da tercih edebiliyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Bu kuşların yuva mimarisi, kuş bilimciler tarafından hayranlıkla inceleniyor. İğne iplikle örülmüş gibi detaylı ve sağlam yuvalar yapıyorlar. Dişi veya erkek, yuvayı yaptıktan sonra eşini terk edebiliyor; bu türde bazen tek ebeveynli yavru bakımı da görülüyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Pendolino kuşu çok zeki ve uyanık bir kuş. Yavrularını korumak için kandırma stratejileri geliştiriyor. Bazen bu yuvaya yılanları kandırmak için sahte giriş deliği bile yapıyor. Şöyle ki:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Yılanlar kuş yumurtası yemeye bayılır. Ancak Pendolino kuşunun yumurtasını yemek zannedildiği kadar kolay değil. Yuvasını ağaca asılı bir şekilde yapıyor ve etraftaki dallarla uyum sağlıyor. Dikkatli bakılmadıkça fark edilmesi zordur. Bu kuş, yumurta avcısı yırtıcıları kandırmak için yuvasına birden fazla giriş yapıyor; bunlardan yalnızca biri gerçek, diğerleri ise yırtıcıları kandırmak için inşa ediliyor. Yumurtaların saklı olduğu odanın kapısı, yılan tarafından fark edilmeyecek kadar gizli; diğer odaların kapısı ise açık. Yılan, boş odalarda yumurta bulamayınca yuvadan uzaklaşıyor. Ama tehlike büyürse ve yılan sahte odalara girdiğinde bile yuvadan uzaklaşmazsa, kuş yuvayı bilinçli olarak sallayarak içeride başka bir büyük canlı varmış izlenimi yaratıyor ve yılanı korkutup uzaklaştırabiliyor. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>(*)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Bu davranış, kuşun yuvasını ve yavrularını koruma konusundaki zekâsını ve adaptasyon yeteneğini gösteren harika bir örnek. Canlıların davranışlarında görülen aklın, bilginin ve yeteneğin kaynağının tek açıklaması var:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">Tüm canlılar gibi Pendolinolar da Allah’ın üstün ve benzersiz yaratma sanatının eseridir. Yüce Rabbimiz canlıları yaratır, onlara korunma, avlanma, beslenme, üreme yöntemlerini ayrı ayrı ilham eder. Onlara yuvalarını inşa ettiren, kusursuz planlar yaptıran, onları koruyan ve güven içinde barındıran sonsuz merhamet sahibi olan Allah’tır. Ve her şey ancak O’nun emriyle hareket eder. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi sarıp-kuşattığını bilip-öğrenmeniz için.” (Talak Suresi, 12)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>&nbsp;(Zafer Bilim ve Araştırma Dergisi)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><strong>(*)</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt"> Pendolino kuşuna dair ilginç bir videoyu şu linkten izleyebilirsiniz:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:10pt">https://www.youtube.com/watch?v=AeggYdSytkQ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Sep 2025 23:12:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile Yılı</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/aile-yili-973</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/aile-yili-973</guid>
                <description><![CDATA[Aile Yılı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2025 yılı, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın takdirleriyle “Aile Yılı” olarak ilan edildi. Sn.</span></span><strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> </span></span></strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Erdoğan, geçtiğimiz günlerde "Küreselleşen Dünyada Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" temasıyla düzenlenen Uluslararası Aile Forumu'nda yaptığı konuşmada konuya dair şu ifadelerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>On binlerce yıldır insanlar aile ortamında dünyaya gözlerini açmış, hayatı ilk orada öğrenmiş, ömürlerini bu şekilde idame ettirmiştir. Kadın ve erkekten oluşan aile müessesesi, insan neslinin devamı içinde vazgeçilmez bir role sahiptir. Dolayısıyla aile, toplumu hem ayakta hem de bir arada huzur, güven, dayanışma ve kardeşlik içinde tutan bir çimentodur. Aile, huzur bulduğumuz, güven bulduğumuz ve kendimizi bulduğumuz en korunaklı limanımızdır. Aile, fertleri bir arada tuttuğu kadar istikbalimizin teminatı olan çocukların da doğduğu, büyüdüğü, ilk eğitimlerini aldığı müşfik bir yuvadır. Tüm bunlarla birlikte aile, kadını koruyan, çocuğu büyüten, sosyalleştiren, insanı yaşatan bir yapıdır. Bakınız, tarih bize şu hakikati defalarca göstermiştir, modernleşmeyi, ailesizleşme ve yalnızlaşma gibi iki kavram üzerine bina eden anlayışın bireye de topluma da huzur vermesi mümkün değildir."</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aile, bireyin fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimi için temel bir yapıdır ve toplumsal düzenin en önemli unsurlarından biridir. Devletin en küçük, en temel birimidir aile. Yapısı ne kadar güçlü ise, millet ve devlet yapısı da o derece güçlü olur. Aile yapısının çökerek, manevi değerlerini kaybeden ve fertler arasında sevgi, saygı ve beraberlik duyguları körelen ailelerin oluşturduğu devletlerin güçlü olması mümkün değildir. Yalnızca karşılıklı maddi çıkarlar üzerine kurulu toplumlar hızla manevi ve ahlaki dejenerasyona doğru yol alır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ailede bireyler arasında sevgi, dayanışma, fedakârlık ve sadakat duyguları köreldiğinde, artık o milletin varlığının devamı zorlaşır. Bu dejenerasyon, aile ortamlarıyla sınırlı kalmaz, toplumdaki diğer kesimlere de yayılır. Okullarda, arkadaşlık ilişkilerinde, iş yerlerinde kıskançlık, ikiyüzlülük, alaycılık, dedikodu gibi kötü davranışlar ortaya çıkar; tüm sistem çıkar ilişkileri üzerine kurulur. Adalet, insan hakları, huzur ve barış ortadan kalkar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aile, fertlerin ilk sevgiyi, güveni ve bağlılığı tecrübe ettiği yerdir. Zor zamanlarda destek sunar, moral verir ve fertlerin dayanıklılığını artırır. Çocuğun temel değerleri, ahlak anlayışı ve davranış biçimleri ailede şekillenir. Hayata dair ilk eğitim, aile içinde alınır; bu da fertlerin topluma uyum sağlamasını kolaylaştırır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Diğer yandan aile, fertlere bir kimlik ve aidiyet hissi kazandırır. Kişi, ailesi aracılığıyla kendini tanır ve sosyal bağlarını geliştirir. Aile, fertlere toplumsal rollerini öğretir. Sorumluluk alma ve paylaşma yine öncelikle ailede öğrenilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sağlıklı bir aile ortamı, fertlerin duygusal gelişimi için kritik öneme sahiptir. Sevgi, saygı ve empati gibi değerler ailede öğrenilir ve tecrübe edilir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aile üyeleri arasında maddi ve manevi dayanışma güçlüdür. Kriz anlarında aile birliği, problemlerin çözümünde büyük rol oynar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ailesiz ya da bağları zayıf ailedeki çocuklar genellikle güven ve destek eksikliği yaşar. Yine çocukların temel değerleri öğrenmesi ve kendini geliştirmesi zorlaşır. Yalnızlaşan kişilerin toplumsal bağları da zayıflar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aile içi iletişim, fertlerin duygusal, sosyal ve zihinsel gelişiminde kritik bir rol oynar. Sağlıklı iletişim, aile bağlarını güçlendirirken, olumsuz iletişim sorunlara yol açabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün toplumda bir dejenerasyon yaşandığını hemen her kesim dile getiriyor. Dejenerasyonu yönlendiren güçler, etkili propaganda araçlarına sahip. Bu propagandanın en önemli sloganları çağdaşlık, modernlik, özgürlük ve cesaret. Şüphe yok ki söz edilen modernlik ve çağdaşlık, çağın gelişmelerini izlemek ve yeniliklere açık olmak anlamında değil, batıdaki ahlâk dışı yaşamı topluma olağan gibi göstermek. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Toplumu kendi tasarımları olan rol modele göre şekillendirmeyi amaçlayan, söz konusu anomali durumunu topluma yaymak için ciddi lobi faaliyetleri yürüten, dizilerden yarışma programlarına, kliplerden haber bültenlerine, tartışma ve eğlence programlarına kadar her alanı zorlayan, toplumun bilinçaltında eşcinselliği doğal bir seçim olarak kabul ettirmeye çalışan küresel, organize çalışan, finansmanı güçlü belli bir kesim var. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kaliteli, değerlerine bağlı bir toplum için LGBT desteğine son verilmeli. Internette LGBT yazıp aratırsanız, ortadaki ürkütücü rezaleti görebilirsiniz. Üniversitelerde –cinsiyetsiz wc- talebine kadar azgınlaşan bu ahlâk dışı propaganda artık son bulmalı. Bu sapkınlığı yaygınlaştırmaya çalışanlar, başta ailenin ve İslam’ın son kalesi olan Türkiye’nin fikrî, vicdanî ve inanç gibi yönlerden çökmesini istiyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhurbaşkanı Erdoğan da söz yine aile forumunda, LGBT denilen sapkınlığın, çeşitli sebeplerle önünü açan ülkelerde ne derece vahim boyutlara ulaştığını ibretle takip ettiklerini aktardı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Birileri ısrarla kabul etmek istemese de ailesinden koparılmış, millet bağı zayıflamış bireyin özgür ve özgün olmasına imkân yoktur. Dünyanın neresinde olursa olsun aile kurumunun irtifa kaybetmesiyle birlikte insanlar popüler kültürün tüketim nesnesi hâline gelmektedir. Özgürlük ambalajıyla sunulan aslında büyük bir esaret ve kölelik düzenidir. Bunun en çarpıcı örneği ise hiç şüphesiz cinsiyetsizleştirme projesidir. Bugün insanlık kendi varlığının en temel hakikatleriyle sınanıyor. İnsan fıtratı küresel ölçekte organize bir kuşatma altındadır. Adına özgürlük denilen, ancak özünde insanın yaradılışına karşı bir inkâr hareketi olan bu ideolojik kuşatma, sadece aileyi değil kadını da çocuğu da insan onurunu da tehdit ediyor." </em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">TV'de hemen her kanalda gençlik dizileri var ve bu dizilerde konu hep aynı. Birbirinin peşinden koşan kız ve erkekler. Üniversiteli gençlerin yaşamını konu alan dizileri geçtim, liseli gençlerin bile dizilerdeki tek ve asıl konusu aşk ve cinsellik. Her açıdan yozlaştırıcı bir saldırı altındayız. Araştırmayan, düşünmeyen, sığ ve ideali olmayan gençler yetişiyor maalesef.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Marjinal görüntüleri ve davranışlarıyla tepki alan kimi gençlerin rol model olarak ödüllendirilmesinin, aileler için kabul edilebilir olup olmadığı eleştiriye açmak bile saçma. Popüler kültürün dayattığı tiplemeleri rol model alan genç, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>“Böyle olursam değer, şöhret ve para kazanabilirim”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diye düşünüyor. </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"O halde ben de onlar gibi olmalıyım"</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kültürümüzde aile, fertlerin hayatında çok büyük bir öneme sahiptir. Aile üyeleri birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Dinimiz</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> pırıl pırıl aydınlıktır ve bize sevgiyi, şefkati, merhameti, dostluğu emreder. İnsanlara, bitkilere, hayvanlara, kısacası Allah’ın tüm yarattıklarına sevgi duymamızı ve fedakâr olmamızı ister. </span></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu sebeplerle güzel ahlâka sahip insanların yaşadığı çevreler, her insanın özlem duyduğu huzur ve güven içindeki ortamlardır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu güzel ahlâka uygun yaşayan bir ailede, birçok ailede yaşanan problemler azdır. Günümüzde, anne ve babaya itaatsiz, saldırgan çocuklara ve onlara doğru ve yanlışı anlatmayan, onlarla ilgilenmeyen, birbiriyle de geçimsiz olan anne babalara çok sık rastlanıyor. Bu evlerde, sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış ve şefkat yerine tartışma, kavga ve hakaret hâkimdir. Kur’an ahlakının gerçek manâda yaşandığı evlerde ise anne babaya itaatli, Allah'ın emri gereği onlara </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Öf"</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> bile demekten çekinen, kötülüklerden uzak duran vicdanlı çocuklar yetişir. Bu evlerdeki anne babalar çocuklarının hayırlı insanlar olmaları için çaba harcayan, birbirlerine de sevgi ve saygı gösteren, davranışları ile örnek insanlardır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aileler çocuklarına Allah’ın emrettiği merhametli, adaletli, hoşgörülü, akılcı güzel ahlakı öğretmeli. Çocuklarına hayatın amacının yalnızca yemek, içmek, eğlenmek, iş sahibi olmak, evlenmek ve aile kurmak olduğunu telkin eden anne babalar, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Bizim zamanımızda böyle değildi,</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>ne olacak bu gençlerin hali?”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diye sormak yerine, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>“Biz nerede hata yaptık/yapıyoruz?”</em></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"> diye düşünmeli, sorgulamalı, öncelikle kendilerini gözden geçirmeli.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Devletine, milletine yararlı bir vatandaş, ailesini seven, saygılı bir evlat, özverili bir arkadaş yapısındaki fertlerin oluşturduğu bir milletin huzurlu, mutlu ve birlik ruhuna sahip güven dolu bir hayatı olur. Güçlü olmak ve içte bütünlük sağlamak için inananların çaba göstermesi lâzım. Bilgi ve kültür düzeyi yüksek, sevgi birliği ve imanı güçlü ailelerden meydana gelen toplum, en sarsılmaz toplum olacaktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:9pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sn. Cumhurbaşkanımızın sözleriyle bitireyim: </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>"Aileyi savunmak insanı savunmaktır, aileyi korumak toplumu yaşatmaktır, aileyi büyütmek geleceği inşa etmektir. Dünyada teknolojinin körüklediği büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Bu değişim dalgasının hızlandırdığı küreselleşme ve modernleşme toplumun temeli olan aile kurumunu da dönüştürüyor. Hayatımızın her alanda dijitalleşmesiyle birlikte aile mefhumu başta olmak üzere birçok geleneksel kurum da anlam kaybına uğruyor. İnsani değerler zayıflarken toplum merkezde anlayışın yerini ben merkezli ne yazık ki zihniyet alıyor... Millet olarak maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen aile bağlarımızın sağlamlığı ve dayanıklılığı sayesinde asırlardır bu topraklarda özgürce var olduk, bütün tehditleri başarıyla bertaraf ettik. Yine bu sayede tüm insanların gıptayla baktığı medeniyetler inşa ettik. Milletçe bizi 'Türkiye Yüzyılı' ülkemizde ve ülkümüze taşıyacak en muhkem köprümüz yine aile olacaktır. Aile küresel emperyalizm karşısında en korunaklı limanımız, en sağlam kalemiz, aşılmaz, yıkılmaz, bendimizdir.”</em></span></span></span></span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 22:56:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belediye Hoparlörü</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/belediye-hoparloru-972</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/belediye-hoparloru-972</guid>
                <description><![CDATA[Belediye Hoparlörü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Anadolu kasabalarımızın haberleşme ihtayacını onlarca yıl belediye hoparlörü ve köylerde de cami hoparlörü karşılamış..Kasabalarda; "Dikkat, dikkat..kasaba halkımızın dikkatine" ve köyde de köy imamının seslenişi ile toplumsal &nbsp;haberleşilebilinmiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;Kitle iletişim araçlarını say deseniz; ilk akla gelenler..radyo, televizyon, internet vs. olur. Ve fakat 2000'li yıllara kadar Anadolu'da önemli bir işlev gören <strong>"belediye hoparlörü"</strong> kimsenin umurunda olmasa da o zamanlar pek mühimdi..Ama, o da..zamana ve teknolojiye yenik düştü..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çok uzak bir geçmişten söz etmiyoruz. Hala Anadolu'da pek çok yerde belediye hoparlörü aktif bir şekilde hizmet etmektedir. Hava durumu, düğün ve ölüm ilanları, işçi alımı, ihale ilanı, başkanın tebrik mesajları, kan anonsu, maç yayını, festival, sünnet şöleni ilanı vb..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu kadar çok iş gören bu cihaza kimsenin itibar etmeyişi de ayrı bir dramatik tablodur. "İnternet bu kadar almış başını gitmiş iken kim ne yapsın belediye hoparlörünü?" diyenler olabilir. Ama unutmayalım internet şimdiki zamanların oyuncağıdır..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Evvelden belediyenin her işi neredeyse bu hoparlörün marifetine bakardı..Sesi güzel, diksiyonu iyi kim varsa aranırdı diyemeyeceğim çünkü el kadar ilçede sesi tok ve düzgün konuşanı nereden bulacaksın? Eğer varsa, bir hanımefendi hem santrale hem de hoparlörden ilana bakardı. İlanları anons etme işi de onun sesine kalırdı. Emekli oluncaya kadar ilan sesi o hanım memurun sesiyle özdeşleşirdi..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kurulma tarihi 1950'li yıllara dayanıyor hoparlörlerin. Şimdi gözden düşmüş olsa da o zaman prestijli bir işti, bu ilan işi..12 Eylül 1954 tarihli ulusal gazetelerin birinci sayfalarına Denizli Belediyesi'ne hoparlör kurulacağı haber olarak yansımıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şöyle denilmiş haberde: <strong>"Belediyemizin günlük faaliyetleri, hava durumu, kız talebelerden müteşekkil bir grubun koro şarkılarıyla alaturka ve alafranga plakları halka duyurulacaktır.."</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşin başında böyle kamu hizmeti görmeye aday olan hoparlörden para kazanılacağını ilk hangi belediye keşfetti meçhul ama belediyeler ilan karşılığında para alarak az da olsa belediyeye bir gelir sağlamışlardır..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">1954 seçimlerinden önce siyasi ilanlar yayınlanmaya başlamıştır bile. Komik sahneler de yaşanır. Bir parti lideri konuşurken sesi kısıp da, kendi ilanını yayınlayanlar olmuştur..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mesela 17 Mayıs 1959'da Aydın'da İsmet İnönü konuşurken Demokrat Partili belediye başkanının sesi devreye girer. Hemen ertesi gün Eskişehir'de konuşan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Başkanı Osman Bölükbaşı'nın da başına aynı hadise gelir. Bölükbaşı uzun süre gübre satışı ilanının bitmesini beklemiştir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">1960'lı yıllara gelindiğinde artık parayı veren kendi hesabına ilan verdirebilmektedir. Maç sonucu için iddiaya giren iki vatandaş iddialarını hoparlörden duyuracak kadar ileri gitmişlerdir..</span></p>

<p><span style="font-size:16px">13 Mart 1965 tarihli "Akşam" ve "Milliyet" gazetelerinin haberine göre D.G. isimli vatandaş içkiyi bıraktığını hoparlörden ilçe halkına ilan eder. Biriktirdiği şişeleri de satıp bir mevlit okutturur. Ama mevlide sadece içkici arkadaşları gelince sinirlenmiş ve tekrar içkiye başlamıştır!.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Günümüzde, birçok kasaba ve köyümüzde hoparlör ile haberleşme devam&nbsp;etmektedir..</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Aug 2025 15:00:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalbin Yükünü Allah’a Bırakmak</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kalbin-yukunu-allaha-birakmak-971</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kalbin-yukunu-allaha-birakmak-971</guid>
                <description><![CDATA[Kalbin Yükünü Allah’a Bırakmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000">“<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>Teslimiyet, kalbin yükünü Allah’a bırakmaktır.”</em></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> İmam Gazâlî </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsanların birçoğunun güvenli ve huzurlu bir hayatı yoktur; çünkü her an bir zorlukla karşılaşılabilecek olmanın korkusunu, daha başına gelmeden yaşar. Halbûki Rabbimiz kulları için kolaylık diler; huzuru ve mutluluğu yaşamak gerçekte kolaydır. Yapılacak olan; Allah’a ve O’nun yarattığı kadere gönülden iman etmek, sadece O'na güvenip dayanmak ve tam bir teslimiyetle teslim olmaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah’a gönülden teslim olanlar hayatlarını güzelleştiren bir ayrıcalığa sahiptirler. Yaşadıkları hiçbir olay, başlarına gelen musibetler onları mutsuz etmez, asabileştirmez, strese sokmaz. Bunun sebebi müminlerin, kâinattaki her olayın, her şeyin varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hadiseleri tespit ve tayin eden ve bir ölçüye göre yaratan, Halık olan Rabbimizin dilemesiyle olduğunun bilincinde olmalarıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsan, Allah’a kulluk için yaratılmıştır ve dünya hayatında bütün insanlar imtihan edilirler. Ancak Allah katında her şey göz kırpması kadardır; dolayısıyla Allah, insanların tüm davranışlarını bilir. Allah’ın –batındaki- asıl amacı, insanların kendilerini tanımaları ve yapıp ettiklerine şahit olmalarıdır. Böylece, Allah’a gönülden iman etmiş müminler, O’nun hoşnutluğunu kazanmak için yaptıkları salih ameller vesilesiyle, cennette bir renk kazanmış olurlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'a duydukları güven ve teslimiyetleri nedeniyle, “</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. </strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Bakara Suresi, 112)</span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> ayetiyle de bildirildiği gibi, müminlerin hayatında korku ve üzüntüye yer yoktur. Hayat boyu karşılaştığı ve karşılaşacağı her olay kişinin kaderindedir; hayır görüneni de ‘şer’ görüneni de Yüce Allah yaratır. Bu gerçeğin bilincinde olan mümin için ‘kötü’ bir olay olamaz. Kötü gibi görünen de aslında mümini hayırlı sonuçlara ulaştıracaktır. </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"...Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz."</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Bakara Suresi, 216) ayeti gereği, iman eden insan Kendisine sığınılan, Melca olan Rabbinin kendisi için en hayırlısını dilediğini bilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Güven duymak, hiçbir kuşkuya yer olmaksızın halisane teslimiyete yol açar. Tevekkül ederek yani her işte Rabbini vekil edinerek teslimiyeti yaşayan mümin korkusuz, rahat ve sakin ruh haline sahip olur. </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Geleceği yaratanın da Allah olduğunu kavraması tevekkülünü artırır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Courier New,Courier,monospace"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yüce Allah Kendisine gereği gibi kulluk etmeyi hedefleyen kulları için her olayı hayırla yaratır. Müminler bilir ki, zâhirde olumsuz gibi de olsa, her olay aslında kendileri için sayısız hayır içerir. İşte bu teslimiyet de, müminlere huzur verir. Halisane teslim olmuş bir mümin melek gibidir, emrolunduğunu kararlılıkla yerine getirir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’da, Allah’ın vahiyle bildirdiği emrine itaat eden Musa(as)’ın annesinin, çocuğunu nehre bıraktığı anlatılır. Bu zorlu teslimiyet sınavından İbrahim(as) da geçmiş, oğlu İsmail(as)’ı rüyasına binaen kurban etme konusunda denenmiştir. Ancak her iki kutlu insan da itaat edip teslim olunca, Rabbimiz zorluğun ardından kolaylığı getirmiş ve çocuklarına tekrar kavuşmuşlardır. Önemli olan gönülden teslimiyettir ve insan tam tevekküllü olursa acısı hafifler.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah, senelerdir ve bugün bizi katil Siyonistlerin zulüm ve soykırım uyguladığı Gazze’deki insanların olağanüstü teslimiyetine şahit ediyor. Ve yaşadıkları her katliam sonrası, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Elhamdülillahi alâ külli hal”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyebilen insanların güçlü imanına. Kimi evladını kimi anne babasını kimi kardeşini kaybettiğinde, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“İnna lillahi ve inna ileyhi raciun”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyebilen insanların sabrına... Bizim zannettiğimizin aksine asıl tehlikede olan onlar değil bizleriz. Onlar sığınılabilecek en emin limana sığınmışlar, onlar güvende.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rabbimiz tevekkülümüze bizim de şahit olmamız için bizi imtihan ediyor.</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> Teslim olmamız için musibet veriyor, hastalık veriyor; ayaklarımızın yere basması için sıkıntılar veriyor. Bütün bunlar gerçekte imanî derinlik kazanmamız yönünde Yüce Allah’ın bize olan lütfudur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah'a halisane teslim olabilmek için Allah’ı hiç unutmamamız ve O’nun her şeyi sürekli ve an an yarattığının şuurunda olmamız gerekiyor. O dilemedikçe, insan hiçbir şeyi Allah’tan bağımsız olarak kendisi yapamaz. Bizlere tam bir teslimiyet nasip etsin Rabbimiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Kim bütün benliğiyle Allah’a teslim olur ve aynı zamanda doğru ve yararlı işlerde bulunursa, hiç sarsılmayan bir dayanak elde etmiş olur: çünkü her şeyin akibeti Allah’ın elindedir. (Lokman Suresi, 22)</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 22:23:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tebliğ Görevimiz</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/teblig-gorevimiz-970</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/teblig-gorevimiz-970</guid>
                <description><![CDATA[Tebliğ Görevimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dini tebliğ etmek; kelime anlamıyla, duyurmak, bildirmek, ulaştırmak demektir. İslâm’ı insanlara doğru ve güzel bir şekilde, yumuşak bir dil kullanarak anlatmak, onları hakka ve hayra çağırmak, Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek her Müslümanın görevidir.</span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yani tebliğ, kimilerinin söylediği gibi, inancının reklamını yapmak ya da dinin propagandasını yapmak değildir. Ya da özellikle bugünlerde, anlatmakla vazifeli oldukları dinin gereklerini Müslümanlara nakleden Diyanetin hazırladığı her Cuma hutbesi sonrası, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Türkiye lâiktir, lâik kalacak”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> hezeyanları sergileyenlerin iddia ettiği gibi şeriat rejimi hazırlığı değildir.</span></p>

<p style="margin-right:10px">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnsanları Kur’an ahlakına çağırmak, onlara ölümü, ahireti ve hesap günü Allah’ın huzurunda yapayalnız sorgulanacaklarını hatırlatmak her Müslümana farzdır. Özellikle yaşadığımız ahir zamanda en büyük problem iman zafiyetidir, imansızlıktır. İmanı dışında, sahip olduğu hiçbir şey insana ahirette yarar sağlamayacaktır çünkü.</span></p>

<p style="margin-right:10px">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an’da bu konuda, iyilikleri tavsiye edip kötülüklerden men etmek, Rabbinin nimetini durmaksızın anlatmak emrediliyor. Bu emrin muhatabı tüm Müslümanlardır. Peygamberimiz(asm) gibi Kur’an ahlakını yaşamak ve yaygınlaştırmak hepimizin sorumluluğudur. </span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Tebliğ, ihtiyaç içindeki herkese yapılır. Dini, inancı, fikirleri, görüşleri, mesleği, kariyeri, giyim tarzı her ne olursa olsun ayrım yapılmaz. Mümin iyilikleri yalnızca tavsiye eder, hidayet Allah’tandır. Güzel sözle yapılan daveti reddedildiğinde, mümine düşen, Allah’ın emri gereği, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Sizin dininiz size, benim dinim bana”</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Kafirun Suresi, 6) demektir.</span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dolayısıyla tebliğ ne Allah ile kulu arasına girmek, ne de insanlara inanç konusunda baskı yapmak değildir. Tebliğden çeşitli sebeplerle kaçınmak, insanları dinsizliğe, din düşmanlığına, deccaliyetin ağına, dolayısıyla da cehenneme itmektir.</span></p>

<p style="margin-right:10px">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Din dışı felsefeleri benimseyen inkârcılar, insanlara ideolojilerini telkin ederlerken, dine karşı olumsuz eleştirilerde bulunur, saldırgan bir davranış sergilerler. Bu kişilerin dine saldırı malzemeleri, genelde Müslümanlık adı altında yaşanan, ancak içine din dışı bazı hurafelerin, adet ve geleneklerin, zaman zaman ideolojilerin katıldığı, dinin özünden uzak olan anlayışlardır. Gerçek Müslümanlık, hedef alınan din anlayışına tamamen zıttır. </span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kur’an, içinde hiçbir çelişki bulunmayan Allah kelamı olan kitaptır. Kur'an ahlâkı hakiki manâda yaşandığında fitne yeryüzünden kalkacak, din tamamen Allah’ın olacak, güzel ahlâkın sıcaklığı, barış, huzur, adalet, merhamet, mutluluk ve sevgi bütün insanlığı saracaktır.</span></p>

<p style="margin-right:10px">&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Tebliğde görevimiz, sadece iletişim kurmak ve davet etmek; kabul ettirmek ise Allah’a aittir. Kimseye zorla, </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Gel İslam'a gir"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> denmiyor. Kurallarını beğenmeyen gelmez. Gece gündüz sürekli İslam eleştirisi, saçmalıktan başka bir şey değildir.</span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Yine bir Cuma hutbesi sonrası kendisinin de muhatap alındığını zannedip,</span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em> “Kimse bu ülkede dindar olmak, Müslüman olmak zorunda değil"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> demişti bir 'kanaat önderi'. Konu zaten bu değil; ister Hristiyan ol ister deist ol, ateist ol, agnostik ol, istersen avokadoya tap bizi ilgilendirmiyor. Müslümanlıkta zorlama yok ama Müslümanlığımızın, bir kesimin zoruna gidiyor olduğu çok açık.</span></p>

<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah’ın tüm peygamber ve elçileri, müşriklerin alay etmelerine, baskılarına, hakaretlerine ve iftiralarına rağmen tebliğ ibadetini yerine getirdiler. Deli, büyücü, çıkarcı hatta sapık gibi sözlerle kendilerini küçük düşürmeye çalışanlara rağmen. Bizler de onların izinde, aynı görevi kınayıcının kınamasından korkmadan yüklenme çabasındayız.</span></p>

<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><br />
&nbsp;</p>

<p style="margin-right:10px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. (Ali İmran Suresi, 104)</strong></span></p>

<p style="margin-right:10px"><br />
&nbsp;</p>

<p style="margin-left:10px; margin-right:10px"><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Aug 2025 22:08:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kararlılık Samimiyet Alâmetidir</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/kararlilik-samimiyet-alametidir-969</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/kararlilik-samimiyet-alametidir-969</guid>
                <description><![CDATA[Kararlılık Samimiyet Alâmetidir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">Kararlı olmak; ne istediğini bilmek, zorluklar karşısında pes etmemek, başladığı işi sonuna kadar devam ettirmek ve tutarlı olmak demektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kararlı olmak; bir hedefe ulaşmak veya bir işi yapmak için istek, azim ve iradeyi sürekli olarak korumak, karşılaşılan engellere rağmen vazgeçmemektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kararlılık, müminlerin hayatları süresince ihtiyaç duydukları ve kendilerine Allah'ın hoşnutluğunu kazandıracak olan üstün bir ahlâk özelliğidir. Rabbimiz, “</span></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>”</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Meryem Suresi, 65) ayetiyle inananları, ibadet etmede kararlı davranmaları konusunda uyarır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bir Kur’an ayetinde, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>“</strong></span></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>”</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Nur Suresi, 37) ifadesiyle samimi iman edenlerin hiçbir durumda kararlılıklarından vazgeçmedikleri bildirilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Peygamberimiz (asm), az bile olsa sürekli yapılan ibadetlerin Allah katında daha değerli olduğunu vurgular. İbadette kararlılık; samimiyetin ve imanın alâmetidir ve kalpte derinleşir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminler dünya hayatının çekici süslerine aldanmadan ve nefislerinin tutkularını gözetmeden güzel bir ahlâk göstermeye çalışırlar. Nefislerindeki fücurun gösterdiği kötü yola sapmaktan sakınır, vicdanlarının işaret ettiği doğru yolda yürümeye çaba gösterirler.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Olaylar karşısında kararlılığını sürdüren müminin karakteri, şartlara göre değişkenlik göstermez. Kibirli biri karşısında dahi aynı kararlılığı gösterir, büyüklenmez ve tevazusunu korur. Kötü sözle dahi karşılaşsa, her zaman için 'sözün en güzelini' söyler. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müminler, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>“</strong></span></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>.</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>” </strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Hac Suresi, 35)</span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rabbimizle olan bağlantısını kesintisiz sürdürerek güçlü bir kişilik kazanan müminler, imanî yönden de olgunlaşırlar. Kur’an'da iman edenlerin bu üstün ahlâk özellikleri ve Allah'a olan kararlı teslimiyetleri, İbrahim(as) örnek gösterilerek şöyle övülür: </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>“</strong></span></span><strong><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt">İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir</span></span></span></strong><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>.</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong>”</strong></span></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><strong> (Nisa Suresi, 125)</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mümin azimli ve kararlıdır;</span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong> </strong></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma'rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>.”</strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong> </strong></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">(Lokman Suresi, 17)</span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> emrine itaat eder, azimle iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, </span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">musibetlere sabreder ve insanlara karşı bağışlayıcı davranır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zorlukların yanı sıra, insana sunulan sayısız nimet, geçici ve aldatıcı dünya metaı da imtihanın parçalarıdır. Mümin, kendisine her an sunulan bu nimetlerin Allah Katı’ndan, şükredici olup olmayacağının sınanması amacıyla verildiğini bilir. Dünyevi olan her şeyin, imtihan ortamının çekici süsleri olduğunu bilincindedir ve bunların çekim güçlerine kendini kaptırmaz. Mümin dünya hayatına karşı dikkatli ve şuurludur. Allah’ın hoşnutluğunu kazanma hedefinde kararlıdır ve bu konuda içinde taşıdığı coşkunun olumsuz etkilenmesine izin vermez. Ahiret için ciddi bir çaba içinde olmak, gevşememek, aşırılıklardan kaçınmak, müminin kararlılığının göstergesidir. İşte bu çaba, Kur’an’ın ifadesiyle şükre şayandır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kararlılık, sadece başlamak değil; sonuna kadar devam edebilme gücüdür.</span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em> </em></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İnanan insanlar, </span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"</strong></span></span><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Mü'minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler.</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">.</span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>"</strong></span></span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> (Ahzab Suresi, 23) ayetindeki gibi ölünceye kadar, hem ibadetlerinde hem Allah'ın rızasını kazanma konusunda kararlıdırlar. İnsan hayatındaki tek kesin gerçek olan ölüm için hazırlık yapan ve ‘ellerinin önden sundukları’na sınır koymayan samimi müminler, ahirette de kazançlı olacak, ödüllendirileceklerdir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#150a04"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.</strong></span></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong> (Ra'd Suresi, 22)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 00:15:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Paşinyan,  Trump Yolu Sorularını Yanıtladı..</title>
                <category>Bekir BAŞYURT</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/pasinyan-trump-yolu-sorularini-yanitladi-968</link>
                <author>bekirbasyurt@hotmail.com (Bekir BAŞYURT)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/pasinyan-trump-yolu-sorularini-yanitladi-968</guid>
                <description><![CDATA[Paşinyan,  Trump Yolu Sorularını Yanıtladı..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">&nbsp;"Toprak kiralamaktan söz etmiyoruz"</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ermenistan Başbakanı Paşinyan Beyaz Saray'da dün gerçekleşen ve Ermenistan Azerbaycan arasındaki kalıcı barış ile "Trump Yolu"nun deklare edildiği zirve sonrasında telekonferans yoluyla Ermenistan basının sorularını yanıtladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Başbakan Nikol Paşinyan, 8 Ağustos'ta Washington'da imzalanan bir bildiriyle Ermenistan ve Azerbaycan'ın birbirlerine karşı toprak talebinde bulunmayacaklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Başbakan Nikol Paşinyan, Ermenistan Today medya kuruluşunun "Ermenistan'ın Syunik'i ABD'ye kiraladığı" sorusuna şu şanıtı verdi:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Böyle bir ifade nasıl birinin aklına gelebilir? Toprak kiralamaktan söz edilemez. Syunik bölgesi Ermenistan Cumhuriyeti'nin bir parçasıydı ve olmaya devam edecek. Sanırım bu konu kapandı. Ayrıca imzalanan bildiriyle Ermenistan'ın Azerbaycan'a, Azerbaycan'ın da Ermenistan'a karşı toprak talebinde bulunmayacağını ikili olarak kaydettiğimizi söyleyebiliriz"</span></p>

<p><span style="font-size:18px">ABD ve İran arasındaki gerginliğin tırmanması durumunda Syunik'in İran'a yönelik bir saldırı için sıçrama tahtası olup olamayacağına dair bir soruya yanıt veren Paşinyan, "Varsayımlara veya tahminlere göre hareket ederseniz, kesinlikle herhangi bir hipotez ortaya atabilirsiniz. Öyleyse kafanızın karışmaması ve kaybolmamak için ne yapmalısınız? Yazılanlara, imzalananlara ve halihazırda yayınlananlara güvenmek gerekir. Bu metni okuduktan sonra böyle bir soru veya endişe ortaya çıkamaz. Bu projede hiçbir askeri güç veya bileşen yoktur ve bundan şüphe edilemez" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan, Azerbaycan ve ABD tarafından imzalanan ortak bildiri kapsamında oluşturulacak olan "Trump Rotası"nın güvenliğini kimin sağlayacağını açıkladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, egemenlik, yargı yetkisi ve toprak bütünlüğü çerçevesinde Ermenistan topraklarındaki güvenliğin Ermenistan tarafından sağlanacağını, Azerbaycan'ın ise kendi topraklarındaki güvenlikten sorumlu olacağını vurguladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"İşletme yönetim modelleriyle ilgili olarak şunları belirtmek istiyorum. Örneğin, Zvartnots Havalimanı'nın kendi güvenlik hizmeti var. Şirketlerin kendi güvenlik hizmetleri var, bankaların kendi güvenlik hizmetleri var. Güney Kafkasya Demiryolu'nun da kendi güvenlik hizmeti olacağından eminim. Ancak bu servislerin faaliyetleri hiçbir şekilde Ermenistan'ın kolluk kuvvetlerinin ve genel olarak devlet ve yerel yönetim kurumlarının yetkisini aşmaz ve aşamaz. Güvenlikten bahsettiğimizde neyi kastettiğimizi iyi anlamalıyız" diyen Paşinyan, &nbsp;"Yargı yetkisi, egemenlik ve toprak bütünlüğü, Ermenistan topraklarında yalnızca Ermenistan Cumhuriyeti yasalarının geçerli olduğu anlamına gelir ve bu çok önemli bir gerçektir" dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yatırımcıların ve yatırım şirketlerinin dahil olacağını ve bu şirketlerin bugün Ermenistan'da faaliyet gösteren binlerce şirkete benzer şekilde kendi güvenlik hizmetlerine sahip olabileceğini belirten Paşinyan &nbsp;"Ancak bu, hiçbir şekilde Ermeni polisinin, Ulusal Güvenlik Servisi'nin ve yargı sisteminin yetkilerini ve faaliyetlerini sınırlamaz." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ermenistan ve Azerbaycan'ın ablukayı kaldırma mekanizmalarına yaklaşımlarındaki farklılıklara değinen Paşinyan Ermenistan'ın iş yönetim modelleriyle ilgilenen yabancı yatırımcıları çekmeye çalıştığını belirtti. "Azerbaycan, belki de önemli mali kısıtlamalarla karşılaşmadığı için bu konuyla daha az ilgileniyor" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, Armenpress'in Bakü'nün Ermenistan'ın egemen toprağı olarak tanıdığı sınırları netleştirip netleştirmediği ve Azerbaycan'ın işgal altındaki Ermenistan topraklarından askerlerini ne zaman çekmeyi planladığına ilişkin sorusuna yanıt olarak, 8 Ağustos'ta Washington'da imzalanan Üçlü Deklarasyon'un 5. paragrafına atıfta bulundu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan "Birleşmiş Milletler Şartı ve 1991 Almatı Deklarasyonu ile uyumlu olarak, geçmişteki çatışmalarla bağlı olmayan parlak bir geleceğe doğru bir yol çizme ihtiyacını kabul ediyoruz. Uluslarımızın, uluslararası sınırların dokunulmazlığı ve büyük insani acılara yol açan çatışmadan sonra toprak ele geçirmek için güç kullanımının kabul edilemezliği temelinde nihayet iyi komşuluk ilişkileri kurmaya başlaması için koşullar yaratılmıştır. Gözden geçirilmeyen ve asla gözden geçirilmemesi gereken bu gerçek, iki ulusumuz arasındaki düşmanlık sayfasının kapanmasının önünü açmaktadır. Şimdi ve gelecekte herhangi bir intikam girişimini kararlılıkla reddediyor ve dışlıyoruz." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">1991 Almatı Bildirgesi, Sovyet Ermenistan topraklarının Ermenistan Cumhuriyeti topraklarıyla, Sovyet Azerbaycan topraklarının da Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarıyla özdeş olduğu anlamına geliyor. Başbakan'a göre, sorunun çözümü sınırlandırma sürecinin devam etmesi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Topraklar karşılıklı olarak iade edilmeli"</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan şöyle devam etti: "İkinci bir seçenek daha var - referandum, ancak bu süreci daha da zorlaştırıyor. Mantıksal olarak Ermenistan'a ait olan, ancak Azerbaycan'ın kontrolü altında olan topraklar var. Ve mantıksal olarak Azerbaycan'a ait olan, ancak Ermenistan'ın kontrolü altında olan topraklar var. Sınırlandırma süreci devam etmeli ve kontrolümüz altında olan ancak bize ait olmayan topraklar Azerbaycan'a, Azerbaycan'ın kontrol ettiği ancak kendisine ait olmayan topraklar da bize iade edilmelidir."</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Ya da yine eşdeğerlik ilkesine dayanarak, örneğin referandum yoluyla, belirli toprakların değişimi." seçeneğini dile getiren Paşinyan, durumun bu aşamaya gelmemesini umduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan Azerbaycan'ın aktif demiryolları, gaz boru hatları ve petrol boru hatları olduğunu, Ermenistan'ın ise böyle bir altyapıdan yoksun olduğunu hatırlattı ve şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Bir petrol boru hattını yönetme kabiliyetimiz yok çünkü olmadı. Amerika Birleşik Devletleri ve diğer potansiyel ortakların bu kabiliyeti var. Bir okul inşa ederken bile bazı sorunlarla karşılaşıyoruz, bir petrol boru hattı inşa ederken ve yönetirken ne gibi sorunlarla karşılaşacağımızı hayal edin. Gerçek zorluklar orada başlayacak ve yapılan taahhütler ve açılan güzergahlar hakkında suçlamalar başladığında ancak sözler yerine getirilmeyecek."</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, Ermenistan'ın başka yatırımcıları davet edebileceğini, ancak bu yatırımcıların aynı zamanda garantilere de ihtiyaç duyduğunu söyledi. Paşinyan "Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nin katılımı ve Başkan Trump ile olan ilişkisi yatırımcılara bir miktar güven veriyor. Bunun sonucunda Ermenistan'ın yatırım notlarının iyileşeceğine sizi temin ederim, zaten iyileşiyorlar." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anlaşmanın paraflanması</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, medya mensuplarının sorularını yanıtlarken, Washington'da barış anlaşmasının paraflanmasının Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki güven düzeyinin artmasına ve ikili gündemdeki daha fazla konunun görüşülmesine olanak sağlayacağını belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan "Bugünkü etkinlik, birçok konunun ikili formatta görüşülüp çözülmesi için bir fırsat sunmalı ve biz de bu doğrultuda çalışacağız. Gündemimiz, sınır belirlemeden barış anlaşmasının nihai imzalanmasına ve onaylanmasına kadar oldukça geniş. Washington toplantısı, ikili formatta çalışmayı bıraktığımız veya yerine başka bir formatın getirildiği anlamına gelmiyor. Aksine, bu ikili çalışmanın bir ifadesidir ve bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz." diye konuştu</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, barış anlaşmasının paraflanmasının, tarafların belgeyi kendileri için kabul edilebilir ve aslında artık değiştirilemez gördüklerinin resmi bir yazılı kaydı olduğunu da sözlerine ekledi ve "Şimdi bir sonraki aşamaya, anlaşmanın imzalanmasına geçmeliyiz." dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Başbakan, önümüzdeki dönemde sadece barış anlaşması konusunda değil, ikili gündemde yer alan diğer önemli konularda da yoğun istişare ve tartışmaların sürdürülmesinin planlandığını söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, Azerbaycan ile Beyaz Saray'da ortak bir bildiri imzaladıktan hemen sonra gazetecilere yaptığı açıklamada ise, ulaşım yollarının açılmasının Ermenistan'a dış dünyayla önemli demiryolu bağlantıları sağlayacağını söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, bu açılmanın Ermenistan'ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve yargı yetkisi çerçevesinde gerçekleşeceğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Paşinyan, varılan anlaşmaların 16 Temmuz'daki basın toplantısında özetlenen ilkelerle tamamen uyumlu olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">8 Ağustos'u &nbsp;hem "inanılmaz" hem de "tarihi" olarak nitelendiren Paşinyan, savaş alanında şehit düşenleri de anarak, "Ermenistan Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, mutluluğu, refahı ve devletliği için zemin hazırladılar" dedi..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Armenpress, &nbsp;Ermenistan Kamu Radyosu</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Aug 2025 12:35:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/c8931bebf4ce31180ca4389d048d505e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu Canlı Hem Bitki Hem Hayvan</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/bu-canli-hem-bitki-hem-hayvan-967</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/bu-canli-hem-bitki-hem-hayvan-967</guid>
                <description><![CDATA[Bu Canlı Hem Bitki Hem Hayvan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Metamorfoz, canlılar dünyasında birçok canlı üzerinde gözlemlediğimiz son derece mucizevi ve sıra dışı bir olaydır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mesela kelebekler, uzun süren bir koza döneminden sonra, tırtıl olarak girdikleri kozadan bir başka böcek türü olan kelebek halinde çıkarlar. Kelebeklerin bu değişimine sıklıkla şahit olduğumuzdan, bu son derece ilginç olayı olağan bir durummuş gibi algılarız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ancak; bilim adamlarının yakın zamanda keşfettikleri bir canlı; bizim hiç şahit olmadığımız bir şey yaparak bu alışkanlık mekanizmamızı yerle bir ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mesodinyum Bukalemun adı verilen tek hücreli bir organizma son derece ilginç bir özelliğe sahip…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Organizma, hem bir bitki hem de bir hayvan. Evet, yanlış okumadınız!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Mesodinyum Bukalemun, yüzlerce küçük tüycük (silya) ile kaplı tek hücreli bir hayvan türü yani kirpikli bir canlı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Bu canlılar, silya isimli tüycüklerini suyun içerisinde çok hızlı hareket edebilmek için adeta bir motor gibi kullanıyorlar. Çoğu, kendi için besin sentezlemek yerine başka organizmaları yiyerek besleniyor. Bu özellikleriyle hayvanlara benziyorlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Bazı türleri ise, daha farklı olarak kriptomonat ismi verilen algleri ve diğer mikroorganizmaları yutuyor. Yuttukları algler ile ortak çalışan bu türlerde, alg fotosentez için gereken şekeri üretiyor; Mesodinyumlar da algleri koruyor ve onları bir yerden başka bir yere taşıyan vasıta görevi görüyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Mesodinyum Bukalemun ismi verilen tür ise algleri yutuyor fakat onlarla ne ortak yaşıyor ne de besleniyor. Bunun yerine; algleri kendisi için çalıştırıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Hücreler bölünmeden önce bir kaç hafta boyunca sağlam kalıyorlar; bu süre içerisinde alg, organizma için fotosentez üretmeye devam ediyor. Organizma ise karşılığında alge herhangi bir şey vadetmiyor. Algi taşıdığı sürede, organizmanın rengi, taşıdığı algin rengine göre renk değiştirdiğinden, türe Bukalemun ismi verilmiş. Kırmızı alg taşıyorsa, kırmızı, yeşil alg taşıyorsa yeşil rengi alıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">Algleri yutması ile bir hayvan özelliğini ve yuttuğu algleri fotosentez için çalıştırmasıyla da bir bitki özelliğini aynı anda gösteren bu canlıların yaşam şekline “Endosimbiyo” adı veriliyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><span style="font-size:15pt">En şaşırtıcı yönü ise, organizmanın iki farklı türdeki canlıya ait özelliği göstermek için herhangi bir özel kimyasal işlem yapmaya, bir koza örmeye, ya da aradan zaman geçmesini beklemeye ihtiyacı olmaması…</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Evrim teorisinin iddia ettiğine göre, bir canlının çıkarı olmadan bir başka canlıya yardım etmesi söz konusu değildir. Bu nedenle, keşfedilen bu endosimbiyo hayat, evrimciler açısından çok büyük bir sıkıntı meydana getiriyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İlkel olduğu iddia edilen tek hücreli bir canlının ise iki ayrı canlı türüne dair özellikler gösterecek kadar kompleks bir yapıya sahip olması da yine evrim teorisinin </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Hayat ilkelden komplekse doğru ilerlemektedir”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> yanılgısını yerle bir ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Sadece tek bir hücreye sahip olan minicik bir organizmanın bile içerisinde, Allah’ın yaratma sanatının sayısız delillerini ve mucizelerini bize gösteren dev bir âlem vardır. Yüce Rabbimiz, bu dev âlemi sadece tek bir hücrenin içerisine sığdırmış ve o tek bir hücrenin içini bir tane değil, milyonlarca yaratılış delili ile donatmıştır. Tek bir hücrenin içindeki dünya, bugün bile tam anlamıyla keşfedilebilmiş değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">İki yüzyıl boyunca bilim adamları canlıları inceliyor ve hücreyi araştırıyor. Fakat bu kadar çok sayıda kişinin bu kadar uzun zamandır çalışmasına karşılık, her gün yeni bir bilgi daha keşfediliyor ve bu dev âlem hakkında elde edebileceğimiz bilginin sayısız olduğu ortaya çıkıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bu âlemin içinde keşfedilen her bir detayın eşi ve benzeri yoktur. Daha önce ne duyulmuş, ne de bir örneği görülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">“<span style="font-size:15pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Temmuz</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Aug 2025 22:29:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Chobani Yoğurtları Ve Fenerbahçe</title>
                <category>Mustafa ALBAYRAK</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/chobani-yogurtlari-ve-fenerbahce-966</link>
                <author>mustafa@teknikelektrik.com (Mustafa ALBAYRAK)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/chobani-yogurtlari-ve-fenerbahce-966</guid>
                <description><![CDATA[Chobani Yoğurtları Ve Fenerbahçe]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16pt">Normal şartlar altında Hamdi Ulukaya’nın yani Chobani Yoğurtlarının Fenerbahçe Stadına ismini vermesi olumlu bulunması gereken bir sponsorluktur.<br />
Olumlu olması gerektiğinin sebebi yanlış anlaşılmasın Sayın Hamdi Ulukaya’ nın Fenerbahçe’ye 120 milyon Euro vermesi değil... </span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Peki ne?<br />
<br />
Sayın Hamdi Ulukaya ve Chobani yoğurtlarının ismini ilk defa Amerika Birleşik Devletlerine sıklıkla gittiğim ve MÜSİAD’ ın ABD teşkilatlanma sorumlusu olduğu günlerde tanımıştım…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Hatta kendisini MÜSİAD USA ya bile üye yapmayı düşünmüştük ama kendisinin Erdoğan ve Ak Parti karşıtlığından da öte Siyasi Kürtçü ve Siyasi Mezhepçi olarak bilindiğini ve kendisinin bu teklifimizi kabul etmeyeceğinin kuvvetle muhtemel olduğu bize söylenmişti…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16pt">Biz de vazgeçmiştik …</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Hatta daha sonraları Türkiye Cumhuriyetinin Kürtleri ezdiği, asimile ettiği ve köylerini bombaladığı ile alakalı medyaya açıklamaları düşmüştü.<br />
Hoş bu söylemleri Sayın Erdoğan ve Ak Parti iktidarlarının gelişine kadar da olmayan şeyler değildi!!!<br />
<br />
Ee Fenerbahçe Spor Kulübü de Erdoğan karşıtı ve Ak Parti iktidarına muhalif olarak bilinen<br />
Atatürkçü hassasiyeti olan bir kulüp ya, iki muhalifin birleşmesi gayet normal diyenlerimiz olabilir... </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Ama kazın ayağı öyle değil işte! </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Evet iki tarafta Anti Erdoğancı zannedilse de arada ufak bir nüans var...<br />
<br />
Chobani yoğurtlarının sahibi Sayın Hamdi Ulukaya madem ki Türkiye Cumhuriyeti nin önceki dönemlerde de olsa Kürt Köylerini bombaladığını söylemesi onun Anti Kemalist olduğunun dolayısıyla da Atatürk’ün bilhassa Dersim politikasının tam karşısında mevzilendiğinin delilidir…<br />
<br />
Fenerbahçe Spor Kulübü, Suudi Arabistan da oynanacak olan Galatasaray -Fenerbahçe Süper Kupa finalinde ısınma yaparken göğüslerinde Atatürk resmi olan tişörtlere izin verilmediği gerekçesiyle başta Divan Kurulu eski başkanı Uğur Dündar olmak üzere ortalığı ayağa kaldırmışlardı…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">FIFA VE UEFA Kurallarına göre daha önceden bildirilmediği taktirde normal prosedürün dışına çıkıp farklı formalar veya tişörtler giyemeyeceklerini bildikleri halde!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Bunun kendi Atatürk sevgilerinin önünde bir engel olarak gördüklerini belirtip bütün dünyayı da ayağa kaldırarak Galatasaray’ ı da kendi yanlarına alet edip sözde Atatürkçülük şov yapmışlardı. </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Ne oldu peki şimdi?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Neredeyse iç çamaşırlarına bile Atatürk resmi yerleştirip karşı çıkanlar da Atatürk düşmanı olarak niteleyen bir kulüp Atatürk’ ün devri iktidarında başka tersi bulmak üzere Kürt köylerinin bombalandığını Kürtlerin red, inkar ve asimilasyona tabi tutulduğu açık açık dünyaya haykırmış olan sayın Hamdi Ulukaya’ nın sponsorluk teklifini nasıl kabul etmiştir?<br />
<br />
Yani Fenerbahçe’ nin ve Sayın Ali Koç’ un Atatürk sevgisi parayı görene kadar mıdır?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Yanlış anlaşılmasın ben Sayın Hamdi Ulukaya’ nın bu açıklamaları neden yaptığını eleştiriyor değilim…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Bu söylediklerinde gerçeklik payı da olmuş olabilir …</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Hatta Türkiye’ de ki Kürt sorununun ve terör eylemlerinin de bu politikaların neticesinde başladığını da düşünmekteyim... </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Fenerbahçe Kulübü ve sayın başkanı Ali Koç ile tribünleri sık sık “Mustafa Kemal’ in askerleriyiz” sloganları ya da İzmir marşı ile inleten şanlı Fenerbahçe taraftarı Atatürk’ ün devri iktidarına “Kürt katili ve Kürt köylerinin bombalayıcısı” eleştirilerini yapan sayın Hamdi Ulukaya ve Chobani yoğurtlarının sponsorluklarını içlerine sindirebilmekteler mi acaba?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Yoksa şarkıcı Tarkan gibi paranın ucunu gördüklerinde onlar da çok kolay Atatürk ve Kemalizm sevgisinden vaz mı geçmektedirler?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Malum şarkıcı Tarkan’ da Arap ülkelerine gidip yüklüce dolarlar alıp dans edip sahnede kıvırmaktaydı…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">Halbuki Suudi Arabistan’ da Atatürk tişörtü giymedi diye Fenerbahçe’ nin maçı boykot etmesine şarkıcı Tarkan da destek vermişti... </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16pt">“Ey Para sen nelere kadirsin ‼!” demekten başka bir şey gelmiyor aklıma …</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 Aug 2025 00:36:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/6f10a65f6b4312d12f0ee4d3ab6313e4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD Pazarında Türk Ürünleri İçin B Planı</title>
                <category>Rıza Davutoğlu</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/abd-pazarinda-turk-urunleri-icin-b-plani-965</link>
                <author>riza@muzakerat.com (Rıza Davutoğlu)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/abd-pazarinda-turk-urunleri-icin-b-plani-965</guid>
                <description><![CDATA[ABD Pazarında Türk Ürünleri İçin B Planı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><strong>Yeni Vergiler, Yeni Stratejiler</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">İhracat dünyasında 38 yıllık tecrübesiyle tanınan dış ticaret stratejisti <strong>Rıza Davutoğlu</strong>, Türk gıda sektörünün ABD pazarındaki güncel sorunlarını ve fırsatlarını ele alan iki önemli içeriğe imza attı. Önce, kaleme aldığı <strong>“ABD’de Değişen Gümrük Tarifeleri Işığında Türk Gıda Ürünlerinin Geleceği”</strong> başlıklı makale yayımlandı; ardından Davutoğlu, makaledeki öngörüleri derinleştiren özel bir röportaj verdi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">Davutoğlu makalesinde, 2025’te ortalama ABD ithalat vergilerinin %2,5’ten <strong>%17,8’e</strong> çıkmasıyla oluşan “yeni maliyet denklemine” dikkat çekiyor. Yazı; ambalaj/etiket uyumundan navlun şokuna, kalite tutarlılığından premium-niş konumlandırmaya kadar kapsamlı çözüm önerileri sunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">Bunu takip eden röportajda ise Davutoğlu, <strong>Trump dönemindeki “Liberation Day” tarifeleri sonrası Türk ürünlerinin pazarda neden zorlandığını</strong> somut örneklerle açıklıyor ve ihracatçıların uygulayabileceği 10 maddelik stratejik yol haritasını detaylandırıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Rıza Davutoğlu:</strong> “Ürün satmak değil, güven inşa etmek. Ticaretin özü bence bu. Güven varsa sürdürülebilirlik olur, pazar genişler, marka oluşur.”</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Makale ve Röportajdan Öne Çıkan Başlıklar</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Tarife Çarpanı:</strong> Daha önceden 2 000 USD’ye ABD’ye inen bir konteynerin toplam maliyeti son yıllardaki navlun artışları ve yeni vergilerle <strong>5 000 USD’yi</strong> aşıyor.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Premium-Niş Çıkışı:</strong> Organik, glutensiz, fonksiyonel ve <strong>helal sertifikalı</strong> ürün segmentleri; yüksek fiyat esnekliği sayesinde tarife baskısını absorbe edebilir.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Depo/3PL Modeli:</strong> Houston gibi liman yoğunluğu düşük bölgelerde <strong>depolar</strong> kurmak, konteyner başına navlun ve bekleme giderini %10-15 azaltır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Menşe Mühendisliği:</strong> Ürünün hammaddesini kısmen GSP ülkelerinden tedarik ederek gümrük tarifesinde 5-8 puan avantaj sağlamak mümkün.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>&lt;800 USD De-Minimis:</strong> Amazon ve benzeri platformlarda mikro ihracatla vergi ödemeden <strong>B2C</strong> satış yaparak pazar testi ve marka bilinirliği sağlanabiliyor.</span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>Rıza Davutoğlu Kimdir?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px">Marmara Üniversitesi İşletme mezunu olan <strong>Rıza Davutoğlu</strong>, Toprak Holding, Eczacıbaşı ve Kervan Gıda gibi gruplarda üst düzey ihracat yöneticiliği yaptı; kendi markalarını geliştirdiği <strong>Birida Gıda</strong> ile 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi. Davutoğlu, ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelere 38 yıldır ihracat yapıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 23:58:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2025/08/riza-davutoglu-1754022474.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zalim Zulmünden Vazgeçer mi?</title>
                <category>Elif E. BAYRAKTAR</category>
                <link>https://www.muzakerat.com/makale/zalim-zulmunden-vazgecer-mi-964</link>
                <author>elif.alaca@hotmail.com (Elif E. BAYRAKTAR)</author>
                <guid>https://www.muzakerat.com/makale/zalim-zulmunden-vazgecer-mi-964</guid>
                <description><![CDATA[Zalim Zulmünden Vazgeçer mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zalim genellikle kendi isteğiyle zulmü bırakmaz. İnsanlık tarihi gösteriyor ki:</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zalim, karşısında güç bulmadıkça zulmüne devam eder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Güce alışan, başkalarını ezmekten menfaat sağlayan biri, durduk yere zulümden vazgeçmez. Bu nedenle adaletin tesisi çoğu zaman mücadeleyle olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Kalbindeki merhamet harekete geçer ve vicdanı uyanırsa, bir zalim pişman olup doğru yola dönebilir. Kur’an’da da Hz. Musa’nın karşısındaki Firavun bile uyarılmıştır çünkü insan değişebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Toplum ve sistem karşı durursa, zulüm azalır. Eğer toplum sessiz kalırsa, zalim cesaretlenir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Ancak şuurlu halklar zulmün önünü kesebilir. Zalim, çoğu zaman uyarı, mücadele, caydırıcılık veya ilahi adalet olmadan zulmünden kolayca vazgeçmez. Ama her insanın içinde bir dönüşme ihtimali de vardır. Bu yüzden hem mücadele etmek, hem de insanları doğruya çağırmak önemlidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Bugün Gazze’de yıkımla, gözyaşıyla, kanla beslenen zalim İsrail insanların sessizliğinden, tepkisizliğinden ve duyarsızlığından daha da cesaret alarak yalnızca zulmü değil, insanlığı da hedef alıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#141823"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Akan her damla kandan, zulme uğrayan, hayatını yitiren her insandan kendimizi sorumlu hissetmiyor, zulme birlikte karşı durmak için hiçbir çaba içerisine girmiyorsak, bunun ağır vebaline de hazır olmalıyız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Vicdanlarımız diri olmalı! Nesli tükenen kimi hayvanlar için dünyayı ayağa kaldıran ama canlar soykırıma uğrarken sesi çıkmayan insanın vicdanı ölüdür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>"Komşum açken ben tok yatamam"</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> diyorsa Müslüman, kardeşleri zulüm görürken de rahat uyuyamamalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Dünyada imtihan oluyoruz, zorlu bir imtihandan geçiyoruz. </span><span style="color:#141823"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Zalimler bitmeyecek, zulmünden vazgeçmeyecek. Çünkü bu hak ile batılın savaşı. İnsanlık tarihi boyunca yeryüzündeki mücadele hep bu iki kutup arasında gerçekleşti. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Müslüman, zulme sessiz kalıp, zalimle birlikte yola almamalı. </span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"><em>“Kim bir kişinin zâlim olduğunu bilerek ona yardım etmek üzere zâlim ile birlikte yürürse, İslâm'dan dışarı çıkmış olur”</em></span><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif"> buyuruyor Peygamberimiz. (İbn Kesir, Hadislerle K. K. Tefsiri, c. 5, s. 2089)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Çağın zalimlerine de destekçilerine de, susarak zalimlerle birlikte yol edinenlere de lânet olsun! </span><span style="color:#141823"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Rabbim zalimleri ıslah etsin, etmeyecekse helâk etsin. Bizlere, dünyadaki son nefesimize kadar Hakk'ın yanında olmayı nasip etsin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16pt"><span style="font-family:Segoe UI,sans-serif">Allah, coğrafyamızı ve ciğerlerimizi yakan savaş alevini de yangın alevini de söndürsün. Cennet vatanımızı cehenneme çeviren zalimlerin o ateşleri yaktıkları ellerini kurutsun. Dünyanın her yerinde korkunç yangınlar günlerdir devam ederken, sadece ülkemizde her felaketten et didiklemek için akbaba sürüsü gibi bekleyen organize kötüleri etkisiz kılsın. Allah bizleri her türlü felaketten esirgesin.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 21:42:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muzakerat.com/images/kullanicilar/2020/04/elif-e-bayraktar-1587975677.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
