Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar


  • 12 Haziran 2019, Çarşamba 10:11
MustafaALBAYRAK

Mustafa ALBAYRAK

Yakın Tarihimizde Ki Keskin Siyasi Zikzaklar

Yakın tarihi incelerken, Devlet adamlarının bilhassa Cumhuriyetin kuruluşunda veya Milli Mücadele esnasında söyledikleri ile bir kaç yıl sonra inkılapları gerçekleştirirken söyledikleri arasında ki derin tenakuzları çok sarf ederiz. Zannederiz ki sadece Mustafa Kemal Paşa veya İsmet Paşanın sözlerinde muayyen mevzularla alakalı analizlerindedir bu tenakuzlar ve farklılıklar! Halbuki Konjonktüre göre konuşma siyasetle ilgilenmiş o devir devlet veya politika eşhasının tamamında vardır.. Bununla alakalı bir iki misal vermek isterim.

31 Mart Darbe Vak' asının gerçekleştiği günlerde Bayazıt Camii Dersiamlarından Hoca Rasim Efendinin hatıralarında geçer bu yazdıklarım. Hatırayı naklettikten sonra da kaynağını aktaracağım. Rasim Efendi anlatır ki ''1913 yılı İttihat ve Terakki Kongresinde Umum Katibi Fethi bey ( Okyar ) okuduğu raporda şöyle bir fıkra vardı. ( Hoca Rasim Efendinin hatıralarına göre bu fıkra Tasfir-i Efkar gazetesinin 9 Eylül 1913 tarihli ve 79-878 nolu pazartesi nüshasından aynen alınmıştır). Herkes gibi o zamanlar, o da İttihatçı sonra da Cumhuriyetçi olan Fethi Bey ( Okyar ) bakın o fıkrada neler demiş.

''Terakkiyatı Medeniye itibarı ile garbe temessül etmek ( benzemek ) mecburiyetinde bulunan Müslümanları inhitattan ( çöküşten yıkılıştan ) kurtarmak için İslamiyeti esasat itibarıyla Asr-ı Saadete tatbikat itibarı ile de Asr-ı Hazıra ( yani Peygamberimiz devrini bugünkü devre )  irtica ve tevfik etmek zarureti vardır!

Hikmeti İslamiyyenin iki rüknu esasisi olan fıkıh ve kelamın sünneti nebeviyye ve maslahati içtimaiyyeye muvafık bir suretle tasviye ve tevsii hem sınıfı münevverin tedyinine hem de sınıfı mütedeyyinin ( yani dindarların ) tenvirine ( aydınlatılmasına ) bais olacaktır. Medreselerin islahı ve encümeni ilmiler tesisi bu hususta fevaid-i külliye temin edecektir'' !

Nasıl ama Fethi Beyin hem de İttihat Terakki Kongresinde ki hitabet ve kalemleri? Fethi bey den sonra yine meşhur ittihatçılardan ve matbuatcı Yenigün gazetesinin ve sonraları Cumhuriyet gazetesinin de kurucusu ve baş muharriri olan Yunus Nadi ( Abalıoğlu - Nadir Nadi’nin babası ) nın ertesi gün aynı gazete ( tasvir i efkar ) ki yorumunu da okuyalım!

''Hakiki olduğu kadar pek büyük bir ehemmiyeti olan şu ilmi esasların tatbikatı şarkta vaktiyle cehalet yüzünden hiç fakına varmadığımız bilahare de Tanzimatçılık itibarı ile kaybettiğimiz milli hasiseleri tekrar kazanmamızı temin edecektir!

Allah Allah değil mi!!! Ve devam ediyor pek muhterem molla YUNUS NADİ !!!  

''Kim ne derse desin ve ne milliyetsizce hezeyanlar savunursa savursun, şurası muhakkaktır ki her millet, millet halinde bir hayata sahip olabilmek için kendisine has ve gayet tabii ve binaenaleyh fen ve hikmete tamamiyle muvafık hasiselere de malikiyetle temeyyüz ve tahayyüz etmek şarttır.

Acaba son felaketlerimizde TANZİMATCILIK TESİR ETMEMİŞMİDİR? Bize kalırsa bütün felaketlerimizi hemen umumen yanlış delaletlere medyun bulunuyoruz.

Dikkat edelim terakki etmeyelim demek istemiyoruz. Merkezi umumi ile tamamen hem fikir olarak terakkiyatı medeniye itibarıyla, garbe temessül etmek mecburiyetinde bulunduğumuzu, muterifiz (itiraf ediyoruz) Fakat payidar olabilmek için de aynı zaman da Şarklı kalmakta muztarrız. Yani Türk ve Müslüman kalacağız. Arap ve Müslüman kalacağız..

Kürt ve Müslüman kalacağız.

Bu te'lif pek mümkün..

Şu şartla ki şarklılığın esasında da terakki ve istifayı (seçmek) kabul edeceğiz. İtiraf etmeliyiz ki şimdi ki kayd ve şartlarla tedavi eden şark müessesat ve mahsusatı ne hakiki ve nede müterakki müessesat ve mahsusat değildir.

Bunlar tasfiye edilecek ve esas olan,layetegayyer ( değişmez ) hikmet kaidelerine irca olunacaktır.

Elverir ki müdrik milliyetçi ve vatanperver kafalar tarafından idare olunsun ''

Evet. Beraber okuduk Yunus Nadi hazretlerini. Bu sözler cümleler İskilipli Atıf Efendi den veya merhum Kadir Mısıroğlu'ndan değil. Daha sonraları Kemalist inkılapların yılmaz müdafii ateizmin, köy enstitülerinin, laikliğin, sekülarizmin ülkemizde ki en büyük sembol gazetesi Cumhuriyet’in kurucusu ve başyazarı Yunus Nadi ye ait. Nasıl ama? Ne dönüş değil mi?

İşte o yıllar, yani 19.yy’ın sonları ve 20. yy başlarında ki siyasilerin, asker sivil ve bürokratların kısmı azamında bu sert dönüşleri görmek mümkündür. Hele buraya bir de İsmet Paşa (İnönü) nın Hilafet hakkında ki görüşlerini alsam hem de öyle 1913 lere falan gitmeden Cumhuriyet kurulmadan Hilafet kalkmadan bir kaç ay evvel yani 1922’nin sonlarında, ( muhtemelen Kasım sonları ) Lozan muahedenamesinin müzakereleri için gittiği İsviçre’den, bir kaç günlüğüne geçtiği Paris de Londra’da yayın yapan Lübnanlı bir Müslüman genç gazeteciye verdiği HİLAFET MÜDAFAASI’nı yayınlasam inanın kafayı yeriz. Ama durun ondan önce size söz verdiğim gibi Hoca Rasim Efendinin hatıralarının orjinalini ve iktibas ettiğim ( alıntıladığım ) mahreci ( kaynağı ) vereyim. Yukarıda uzun uzadıya arz ettiğim Fethi bey ve Yunus Nadi beye ait satırları, İş Bankası yayınlarından çıkan, Türkiye Cumhuriyeti'nin 3.Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın “ Bende Yazdım “ isimli dev hatıratının 1. Cildinin 189-190-191 ve 192. Sayfalarındandır. Merhum Mahmut Celal Bey ( Bayar ) da bir ittihatçı ve bahsi geçen kişilerin ya arkadaşı ya çağdaşıdır..

 

Kaynaklar:


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Sizce Cumhur İttifakı yerel seçimlerde başarılı olur mu?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık