Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar


  • 28 Mayıs 2019, Salı 11:02
UfukCOŞKUN

Ufuk COŞKUN

27 Mayıs, Cinayet, Cinnet ve CHP

14 Mayıs 1950, Türk halkının ilk defa özgür iradesiyle siyasal iktidarı belirlediği, Kemal Tahir’in ifadesiyle “aydını sırtında taşımaktan kurtulduğu” bir tarihtir. Ne olduysa ondan sonra oldu.

27 Mayıs darbesini yapanlar darbenin gerekçesi olarak; DP iktidarının diktatörlüğe yönelmesi sebebiyle meşruluğunu yitirmesini, Atatürk devrimlerinin çiğnenmesini, şeriatçılığın hortlamasını gösterdi.

Oysa hakikat; halk iradesine duyulan korkunç öfkedir. Çünkü ordunun büyük sempati beslediği İnönü’yü ve CHP’yi iktidardan eden ve bürokrasinin etkisini kıran işte bu milletin iradesiydi.

Bugün dahi geçerliliğini koruyan; cahil halkın seçip iktidar yaptığı kadrolara güvenmemek mantığından hareketle milli iradenin gücünü sınırlandırmak; ordunun, yargının ve yüksek bürokrasinin iktidara ortak olacağı bir saltanat inşa etmek istiyorlardı.

MBK üyesi Orhan Erkanlı ihtilalden on yıl sonra yazdığı “Anılar Sorunlar ve Sorumlular” adlı kitabında “Esaslı bir yolsuzluk tespit edemeyince köpek ve bebek davalarını gündeme getirmek zorunda kaldık” itirafında görüldüğü gibi her şey önceden tezgâhlanmıştı.

Adnan Menderes hükümetini dikta rejim kurmakla itham etmişlerdi. Sonra gelip, diktanın en âlâsını kurdular. Uyduruk mahkemeye de “Yüksek Adalet Divanı” adını vererek cinayetlerini kutsadılar. Üstüne bir de bayram ilan ettiler.

Bundan 59 yıl önce bugün, ordu içinde bir grup çete, devleti ele geçirdi. Bir gecede tam 7 bin subay tasfiye edildi bunlardan 250’si general düzeyindeydi. 28 Şubat’ta da benzer bir değişim FETÖ subayları üzerinden yapılmıştı.

Sonra cunta, TBMM’yi kapattı, milletin vekillerini, bakanlar kurulu üyelerini, başbakanını, cumhurbaşkanını, genelkurmay başkanını, kuvvet komutanlarını ve devletin bütün üst düzey bürokratları rehin aldı.

“Türkiye Cumhuriyeti Milli Birlik Komitesi” adındaki suç çetesi, Yassı Ada’da uyduruk bir mahkemede “yargıladığı”, Başbakan Adnan Menderes’i, Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu idam etti.

Hukukçu görünümlü cellatlar bu korkunç tiyatronun en önemli figürleriydi.

59 yıl önce bu ülkenin boğazına bıçak sapladılar. Kendilerine “daimi senatörlük” ihdas ettiler. Yıllarca bu halkın, malını, servetini, zamanını, evlatlarını, istikbalini ve istiklalini heba ettiler. 1 Ocak 1961 yılında IMF ile ilk stand-by anlaşmasına da imza atarak ekonomiyi de Amerika’ya teslim ettiler.

 

Bakınız, Darbe Komitesinin ilk kararı, bugün bile geçerliliğini yitirmeyen argümanlardan oluşan ibretlik bir karar.

12.6.1960 tarihli numaralı karar:

“Kanun No: 1

Birinci Bölüm

Genel Hükümler

 

“İktidar Partisi idarecileri tarafından Anayasa’nın çiğnenmesi, Türk Milletinin bütün fert ve insanlık hak ve hürriyetlerinin ve masuniyetlerinin ortadan kaldırılması, muhalefet murakabesi işlemez hale getirilerek tek parti diktatoryası kurulmak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi fiilen bir parti grubu durumuna düşürülmüş ve meşruluğunu kaybetmiştir.”

Ordu Dahili Hizmet Kanunu’nun 34 üncü maddesi ile “Türk yurdunu ve Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu ile tayin edilmiş olan Türk Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumak” vazifesi kendisine verilmiş olan Türk ordusu, vatandaşı birbirine düşürmek suretiyle Türk vatanını ve millî varlığı tehlikeye koymuş olan eski iktidara karşı bu mukaddes kanunî vazifesini yerine getirmek ve Hukuk Devletini yeniden kurmak için, Türk Milleti adına harekete geçerek, Milleti temsil vasfını kaybetmiş olan Meclisi dağıtıp iktidarı, geçici olarak, Millî Birlik Komitesine emanet etmiştir.”

Anayasanın çiğnenmesi, tek parti diktatoryası, TBMM’yi fiilen bir parti grubuna düşürmek ve ordunun darbe yapmasını, adam öldürmesini de mukaddes kanuni vazifen saymak… Tüm bunlar bugün de Erdoğan hükümetine yönelik yapılmıyor mu?

Bakınız, bizler, darbeyi, hem de kanlı bir darbeyi “bayram” ilan eden tek ülkeyiz. Tam bir cinnet hali bu. 3 Nisan 1963’te 27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı ilan edildi.

 

İktidarda İnönü’nün 2. Koalisyonu, Cumhuriyetin de 27. hükümeti var. Yani, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, başbakan. Darbeyi “Bayram” ilan eden bir CHP!

Bu millete kan kusturan bir CHP. Bugün eline fırsat geçsin aynı komiteleri yeniden kuracak olan ve Erdoğan’ın idam gününü bayram ilan edecek olan bir CHP!

1963-1980 yılları tam 17 yıl bu ülkede cinayet “bayram” olarak kutlandı. Milli bayramlardan biriydi. Okullar ve bütün resmi daireler tatil edilir, meydanlarda “kazanımlar” adına nutuk atılırdı.

Hürriyet Bayramı, İttihat- Terakki’den alınmıştı 10 Temmuz 1909’dan 1935’e kadar kutlanmıştı. (Cumhuriyet döneminde takvim değiştirildiği için Miladi takvime göre 23 Temmuzlarda kutlamalara devam edilmiştir.) 

 

CHP’nin tarihi kanlıdır dostlar… CHP’nin elinde Adnan Menderes’in ipi var. Kızlarımızın başörtüsü var. CHP’nin elinde idam fermanlarının izi var. Hukuksuzluk var. Baskı ve zulümler var. Kanlı darbelerin yol haritası var. Bugün de hiçbir şey değişmemiştir. İttihatçı zihniyete karşı çetin bir mücadele vermek zorundayız

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” demeliyiz. Bir ve diri olursak bizi hiçbir güç yıkamaz…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık