Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar


  • 14 Şubat 2020, Cuma 10:36
UfukCOŞKUN

Ufuk COŞKUN

Metin Külünk’ten Kılıçdaroğlu’na Suç Duyurusu

Kemal Kılıçdaroğlu, geçenlerde utanmadan, sıkılmadan, arlanmadan (bunlar lügatinde yoktur) “FETÖ’nün siyasi ayağı AK Parti, devleti FETÖ’ye teslim eden kişinin adı da; Tayyip Erdoğan’dır” deyiverdi.

Ahlak, vicdan sahibi herkes anında tepkisini ortaya koydu. Fakat ben bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bu ülkede bilhassa AK Parti döneminde büyüyen, güçlenen sendikalar, sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, siyasetçiler, sanatçılar vs bu işin peşini bırakmamalıdır.

Bu sivil örgütler neden Kemal Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunmuyor? Sağlam bir çalışma yapmak suretiyle elde ettikleri bilgi ve belgeleri neden mahkemeye sunmuyorlar?

Erdoğan, vekillerine iki defadır “İlker Başbuğ hakkında dava açın” diyor ancak ne kadarının bu işe girdiğini bilmiyoruz.

Bildiğim bir şey varsa, dik duruşundan ve ülkeye olan sadakatından kuşku duymadığımız Metin Külünk’ün bundan üç yıl kadar önce Kılıçdaroğlu’na açtığı davadır. Ve bu dava çok önemlidir.

Üzerinde titiz bir çalışma yapılmış, ders niteliğindeki bu suç duyurusunu bugün buradan takdim etmek istiyorum.

Suç duyurusunda bulunan; AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk. Şüpheli; Kemal Kılıçdaroğlu Müsnet suç; “Silahlı Terör Örgütü’nün amaçları ve prensipleri doğrultusunda faaliyet yürütmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek, Cumhurbaşkanına hakaret, İftira ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun ilgili her türlü maddesi.

Metin Külünk yaptığı suç duyurusunda şöyle diyor; “Bilindiği üzere yaklaşık 40 yıldır ülkemizin içinde çok kritik noktalara konuşlanan dış mihrakların taşeronu FETÖ Silahlı Terör Örgütünün hedefi Türkiye Cumhuriyeti Devletini ele geçirmektir.

Bu doğrultuda uzunca süredir ülkemizin en kritik noktalarına yerleşen bu örgütün yine uzunca bir süredir hedefi Sn. Cumhurbaşkanımızdır. Sn. Cumhurbaşkanımız bu örgütün faaliyete geçtiği 40 yıllık süreçte onlara boyun eğmeyen, onlarla mücadele eden ve bu mücadelesinden dolayı örgütün her türlü etkili eyleminde hedef haline getirilen kişi durumundadır.

Öyle ki o dönem Başbakan olan bugünkü Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN 2011 yılında bu yapı bünyesinde ki dershanelerin kapatılacağını açıklamış, o dönem bu kirli yapıya alenen savaş açmıştır. Devam eden süreçte kronolojik sıralama yapmamız gerekirse ülkemize yönelik aşağıdaki eylemler hem içeride hem dışarıda gerçekleştirilmiştir.”

1-17 Aralık soruşturmasını açılış tarihi;  Mayıs 2012

2-25 Aralık soruşturmasının açılış tarihi; ŞUBAT 2013

3- ABD Senatosuna İran-Halkbank mektubu -11 NİSAN 2013

4- Azerbaycan’a FETÖ ve Senatörlerin geziye gitme  -26 MAYIS 2013

5- Gezi olayları-28 MAYIS 2013

6- Birinci kumpas operasyonu - 17 ARALIK 2013

7- İkinci kumpas operasyonu-25 ARALIK 2013

8- Hatay Kırıkhan’da KIRIKHANDA MİT Tırlarının durdurulması -1 OCAK 2014

9- Adana Ceyhan’da MİT Tırlarının durdurulması -19 OCAK 2014

10- ABD Senatosuna 2. Türkiye şikâyet mektubu -18 MART 2015

11- Rıza Sarraf’ın ABD’ye gitmesi ve tutuklanması -22 MART 2016

12- 15 Temmuz darbe girişimi-15 TEMMUZ 2016

13- ABD açılan Halkbank davası -KASIM 2017

Yukarıda kronolojisi sıralanan olayların ülkemizde vuku bulan bölümlerin neredeyse tamamında CHP Genel Başkanı şüpheli Kemal KILIÇDAROĞLU’nun ya bir şekilde dahili yada bir şekilde provokasyonu mevcuttur.

Aslında direkt ülkemizin bekasına yönelik yapılan tüm bu eylemleri şüpheli siyasi arenada argüman olarak kullanma bahanesine sığınmış, ancak asıl saikinin örgütün amaçlarına hizmet etmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemek olduğu bu süreçte anlaşılmıştır.

Devamlı suretle halkı hükümete karşı kışkırtma çabası ile ülkede kaos ortamını tetikletmeye çalışan şüphelinin siyasi arenada yapmış olduğu her hareket aslında siyaset için değil FETÖ terör örgütünün amaçları doğrultusunda olduğu anlaşılmıştır.

Şüpheli Kılıçdaroğlu, tamamen dış kaynaklı olan ve FETÖ tarafından üretilmiş olan belgeleri sanki gerçekmiş gibi yayarak terör örgütü ile açık işbirliği içerisine girmekte ve terör örgütünün nihai emelleri doğrultusunda hizmet gerçekleştirmektedir.

Şüpheli İftira siyaseti ve sürekli ürettiği yalanlar ile sokakları terörize etmekte, ülkenin yöneticilerine karşı bir sokak hareketi örgütlenmesi ile ülke güvenliğinin tehlikeye düşmesine sebep olabilecek bir ortamın oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bu hali ile şüphelinin eylemleri milli güvenlik meselesi haline gelmiştir.

17-25 Aralık Kumpası ve Kılıçdaroğlu;

Kılıçdaroğlu’nun “siyaset” kisvesi altında yabancı istihbarat birimleri ve terör örgütleri tarafından oluşturulmuş sahte belgeleri kamuoyuna söylemleriyle sanki bu belgeler gerçekmiş gibi servis etmesi de dava konusu edilmiş.

Özellikle 28.11.2017 tarihinde gerçekleştirmiş olduğu ve sahte belgelere dayanarak FETÖ silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda yapmış olduğu açıklamaların, eş zamanlı olarak ABD’de New York ta açılan ve 17/25 Kumpas Operasyonun yurt dışındaki ayağı ile aynı anda olması bahsi geçen örgütle irtibatlı ve iltisaklı şekilde hareket ettiğinin en açık göstergesidir.

 

Kılıçdaroğlu’nun 28.11.2017 tarihinde CHP grup toplantısında açıkladığı sahte belgeler ile eşzamanlı olarak sosyal medya hesapları üzerinden başlatılan propaganda faaliyetinin direkt olarak devlet ve birey güvenliğini zaafiyete uğratma amacını taşıyan örgütlü bir operasyonun ayakları olduğu açıktır.

Bu haliyle şüpheli Kemal Kılıçdaroğlu ülkemize karşı terör örgütleri ile başta olmak üzere yabancı istihbarat kurumları tarafından da ülke güvenliğimize yönelik yürütülen operasyonların açık işbirlikçisi haline gelmiştir.

Dolayısıyla suç duyurusunda; “Şüphelinin parti grup toplantısında kamuoyuna gerçekmiş algısı yaratmak ve ülkede kaos ortamı yaratmak için elinde gösterdiği ve konuşmasına dayanak yapmış olduğu belgelerin savcılık makamınca kendisinden istenmesi, bu belgeleri makamınıza teslim etmediği taktirde evinde, işyerinde ve CHP Parti binasında arama yapılarak sahte evraklara el konulması gerekmektedir” denilmektedir.

Esasen şüphelinin cep telefonu HTS ve GPRS hareket kayıtlarının getirtilmesi, şahsın sorgulanması ve aşağıda kısaca izah edeceğimiz olaylarda ki rolünün aydınlığa kavuşturulması önem arz etmektedir.

Kılıçdaroğlu ve Amerika Temasları;

Örgütün en başından beri, ABD derin devletinin siyasetteki tepe ismi olan ve demokrat partinin ileri gelen kişilerinden olduğu iyi bilinen senatör Charles Edward Schumer (Chuck Schumer) ve ona bağlı senatörler ile birlikte hareket ettikleri bilinmektedir.

Soruşturması makamınızca yürütülmekte olan başka bir dosyada ki bu şüpheli ile FETÖ Silahlı terör örgütünün bağını, bu örgüt mensuplarının ise şüpheli Kemal KILIÇDAROĞLU ile yakın irtibat ve iltisakını kısaca şu şekilde izah etmemiz gerekmektedir.

ABD’nin ziyarete açık seçim sayfası kayıtları incelendiğinde ana dosya şüphelisi ABD’li senatör Chuck Schumer’a, ABD de yaşayan FETÖ mensuplarınca bağış adı altında yüklü paralar yatırıldığı, bu senatörün devamlı suretle FETÖ silahlı terör örgütü mensuplarıyla vakit geçirdiği, hatta bu senatörün FETÖ mensuplarının çocuklarına başarı belgeleri verdiği görülmektedir.

Charles Edwar Schumer (Chuck Schumer), Graham Fuller, Emre Çelik, Faruk Taban, Kemal Öksüz, zafer Akın olan dosyada ki bu şüphelilerin bir kısmı ile Kemal KILIÇDAROĞLU’nun 17/25 Aralık yargı darbesi girişimi sürecinden sadece 13 gün önce ABD de direkt teması mevcuttur.

O dosya da ki şüphelilerin ABD de kimler ile organize şekilde hareket ettikleri, bu kişilerin kumpas operasyonu öncesi ABD senatosuna 17/25 Aralık yargı darbesi girişiminde kullanılan düzmece konu ve argümanlar ile aynı doğrultuda nasıl şikayet mektubunu hazırladıkları ve imza altına alarak senatoya sundukları izah edilmiştir.

Gülen Camiasına yakınlığıyla bilinen Türk Amerikan Birliği (Turkic American Assembly-TAA) temsilcilerinin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmeye TAA’dan Faruk Taban’ın yanı sıra, Orta Atlantik Türk Amerikan Federasyonu (MAFTAA) Başkanı Mahmut Yeter, Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi (TCAE) Başkanı Kemal Öksüz, Türk Amerikan İş Grubu (TABN) Başkanı Talha Saraç’ın da dahil olduğu bir grup Türk Amerikan toplumu mensubu ve CHP’li vekiller birlikte katıldı.

MİT Tırlarının Durdurulması;

ABD derin devleti ile FETÖ terör örgütünün 17/25 yargı darbesi ve Kılıçdaroğlu bağlantısından sonra, 1 Ocak 2014 tarihinde Hatay Kırıkhan da 19 Ocak 2014 Tarihinde Adana Ceyhan da durdurulan Mit tırları ile ilgili görüntülerin Enis Berberoğlu üzerinden firari Can Dündar’a servis edilerek Cumhuriyet TV de görüntüler yayınlanmış, devam eden süreçte ise 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi görünümlü işgal hareketi gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.

Bilindiği üzere 15 Temmuz darbe girişiminin birçok saklı kalan yanları vardır. Açıklık getirilmesi gereken en önemli hususlar bu darbe girişimin asıl olarak planlamasının kimler tarafından yapıldığı ve nasıl yönetildiğidir.

Dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise bu girişimin hemen akabinde adeta olacakları biliyormuşçasına ve hazırlık yapmışçasına şüpheli Kılıçdaroğlu’nun FETÖ ile aynı ağızla hükümete karşı algı operasyonuna kalkışma çabasıdır.

Gerek çatı iddianamelerde gerek ise diğer iddianamelerde değinilmeyen ve kapalı kalan noktalar mevcuttur.

Metin Külünk bu minvalde suç duyurusunda; 15 Temmuz darbe girişiminin yabancı odaklar kontrolünde nasıl ve nereden yönetildiğine, öncesinde kimlerin nerede toplantılar yaparak, bu toplantılarda nelerin konuşulduğuna, bu toplantıdan çıkan kişilerin bazılarının 15 Temmuz darbe girişimi sürecine kadar nerede olduğuna ve darbe girişimi gecesi nerede olduklarına da değinmiştir.

Şüpheli Kemal Kılıçdaroğlu’nun cevaplandırması gereken en önemli sorular zincirinden biri ise; 15 Temmuzu darbe girişimi öncesi yapılan bazı toplantılar, bu toplantılara katılanlar, bur toplantılarda alınan kararlar ve bu toplantılardan çıkan kişilerin 15 Temmuz gecesine kadar nerede bulundukları, ne şekilde kimlerle bir araya geldikleri, 15 Temmuz gecesi nerede oldukları ve bir darbe girişiminin FETÖ ve Şüpheli Kemal Kılıçdaroğlu’na sağlayacağı fırsat ve imkanlardır.

Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Atatürk Havalimanından darbecilere selam vererek geçmesi, ondan önce ki uzun süreli telefon görüşmesi gibi Şüpheli haller benim şüpheli Kılıçdaroğlu üzerinde araştırmalarımı yoğunlaştırmama, 15 Temmuz öncesinde ki görüşmelerini irdelememe sebep olmuştur.

Bu bağlamda araştırmalarım sonucu ortaya çıkan tablo gerçekten cevaplandırılması gereken soruları içermektedir. Buna göre 15 Temmuz 2016 tarihinden önce şüpheli Kılıçdaroğlu’nun kimlerle görüştüğü ve çıkılan toplantıdan sonra toplantıya katılanların kimlerle nerede olduğu sorularının cevabı birçok şeyin aydınlatılmasına sebep olacaktır.

Kısaca özetlemeye çalıştığımız suç duyurusu metni, yüzlerce bilgi ve belgelerden oluşmaktadır.  Bu dava Türkiye’nin gündemine gelmeli ve bu içerik tüm detaylarıyla konuşulmalıdır. Bu davanın üzerinde mutlaka gidilmelidir.

En önemlisi de Metin Külünk gibi cesaretli siyasetçilerin, sivil toplum örgütü temsilcilerinin çıkıp Kılıçdaroğlu’nun FETÖ bağlantılarını delilleriyle birlikte mahkememe sunmalarıdır. Aranızda var mı böyle cesaret sahibi insanlar? Varsa görelim.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık