Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar


  • 22 Mart 2019, Cuma 10:21
UfukCOŞKUN

Ufuk COŞKUN

Sahi, Belediye Seçimleriydi Değil mi?

Bu Sadece Bir Yerel Seçimdi Öyle Değil mi?

Firari FETÖ’cü teröristler ardı ardına yaptıkları açıklamalarla, “Erdoğan’ı gönderin” mesajları vererek oy çağrısında bulunuyor. Diğer bir terör örgütü PKK ise; yine 31 Mart yerel seçimleri için, “Erdoğan-Bahçeli faşizmi” vurgusu yaparak artık bu işi bitirin diyor.

Hani “bekâ sorunu da neymiş, bu bir belediye seçimidir” diyenler; yerel yönetimleri, reformları, projeleri, park, bahçe, yol, köprü hizmetlerini vs. konuşun diyorlardı ya ondan diyorum.

 Biri, yerel seçimler için yaptırdığı reklamda ülkeyi diktatörlük altında yönetilen bir ülke olarak göstermekten geri kalmıyor diğeri, Kürdistan derdinde, bir diğeri de buna hizmet ediyor.

Türk askeri kılığına girerek vatandaşlarımızın üzerine kurşun sıkan, şehit eden, ülkemizi işgal etmeye yeltenen Gladyo/FETÖ’cü teröristler için ”Mehmetçik hapishanede” cümlesini kurabilen bir parti başkanının derdi yerel seçimler olabilir mi?

Firari FETÖ’cü teröristlerden biri kendilerini masum ilan ederek bu “karanlık dönemin” bir an önce bitmesini, bunun için de “bela” olarak gördüğü Erdoğan’dan kurtulmak gerektiğini söyleyerek zillet ittifakının seçim kampanyasına dâhil oluyor.

Evet, bu bir yerel seçimdi öyle değil mi?

PKK ve FETÖ kol kola vererek 31 Mart yerel seçimlerinde Erdoğan’ı bitirmek için birlikte kampanya düzenliyor. Tüm terör örgütleri, ortak bir dille, hedeflerinde Erdoğan olduğunu söylüyor.

Mehmet Hakan Sağlam’ın sosyal medyada paylaştığı yazısında ironik bir dille ifade ettiği gibi şunu demeye getiriyorlar.

“Ver toprağı, bırak Apo’yu, tanı Kürdistan’ı, vazgeç adalardan, durdur nükleer santral inşaatlarını, kapat yeni havalimanını, çevir Ayasofya’yı kiliseye, süt dökmüş kedi gibi Batılı liderlerin önünde el pençe divan dur, teslim et devleti FETÖ’ye de rahat edelim artık” diyorlar…

Bu yüzden içimizdeki münafıklar, ezikler ve korkaklar da dahil olmak üzere topyekün bu kampanyaya dahil olanlar var.

Oysa Mustafa Albayrak’ın yazısında ifade ettiği gibi; “Sadece PKK’lı teröristlerin, Büyükşehir Belediyelerine dolması ihtimali bile ciddi bir beka sorunudur.”

Kaldı ki, iktidar olduklarında yargı ve emniyetten atılmış tescilli FETÖ’cüleri tekrar görevlerine iade edeceklerini vaat etmemişler miydi?

Buna rağmen adam oturmuş parmak hesabı yapıyor. “Mansur öndeymiş de İmamoğlu geçti geçecekmiş falan” tahmini tutarsa usta gazetecilik madalyası takılacak!

FETÖ ve PKK ortak bildiri yayınlıyor, bunlar Mansur ve İmamoğlu’nun oylarını hesaplıyor. “Zillet ittifakının derdi yerel seçimler değil” diyemiyor. Bunların derdi; “direnen son kaleyi tasfiye etmek, aman bir ve diri olalım” diyemiyorlar.

Bir yazımda; “CHP bir narkozdur demiştim.” CHP ve onun üzerinden yürüyen ittifak çalışmaları tam da bu noktada dış gelişmelerden bağımsız ilerlemiyor.

Bir kez daha ifade ediyorum; 31 Mart seçimleri bir bekâ meselesidir. Kör değiliz. Her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor.

FETÖ’nün boğazını sıktıkça “ülke karanlık dönemde” diye çığlık atıyor. Evet, ülke sizin gibi vatan, millet düşmanı, katil teröristler için karanlık dönem; vatansever Anadolu insanı için ise altın çağ.

22 milyon kilometrekareden 790 bin kilometrekareye sıkıştırılmış bu vatanı sokakta bulmadık biz. İstiklal Harbi’nde kendimize tekrar vatan kıldık. Bugün Erdoğan yönetiminde bağımsızlık savaşımız hâlâ devam ediyor. Elimizde kalan son kaleyi de almak niyetindeler.

İstanbul’umuza, Ayasofya’mıza, ezanımıza, inancımıza, namus ve şerefimize göz dikiyorlar. Milletin bağrında yetişen, direnen son kalenin şerefli komutanını elimizden almak istiyorlar.

27 Mayıs 1960’dan sonra kendi bağımsız politikasını üretme imkânından men edilen, kapısı mühürlenen, ekonomisi, teknolojisi, politikası, sanatı, askeri esir alınan bir ülkenin tekrar ayağa kalkıp, askeriyle, siyasetçisiyle, aydınıyla, sanatçısıyla kendi bağımsızlığını ilan etmesini istemiyorlar.

Biz son 17 yıldır her seçim öncesi bu kavgayı yaparız. Bunun geneli, yereli, referandumu yok. Seçimlerdeki başarısızlıklarını aralarda bu millete operasyon çekerek telafi etmeye çalıştılar. İşte bunun adını kutuplaşma koydular.

Hâlâ içimizdeki ezik tipler de köşelerinde bu kutuplaşma palavrasını mevzubahis edebiliyor.

Batılı küresel şeytani yapının en büyük korkusu, Türklerin tarih sahnesine yeniden adım atacak olmasıdır. Bunun için bir dünya savaşı çıkarttı bu adamlar.

Bu yüzden son yıllarda içerideki beslemeleri, maskelerini çıkarıp, tek bir ağızdan ve artık açıktan Erdoğan nefretini kusuyor. Yani bu milletin lideriyle bir problemleri var.

Bölünmüş, parçalanmış, devlet olma yeteneğini kaybetmiş, bağımlı şehir devletçiklerinden müteşekkil Yeni Dünya Düzeni'ne doğru giden bu süreçte, Erdoğan hayatını ortaya koyarak bu düzene başkaldırdı. Onlar da Erdoğan'ı tasfiye etmeye yönelik operasyonlar tertipliyor. Kimse 31 Mart’ta yapılacak seçimleri sıradan bir belediye seçimleri olarak görmesin.

Kısacası, Erdoğan'a ceza kesmeye çalışanların namuslu olduğuna inanmıyorum. Bugün onun kellesini almak isteyenlerle aynı safta duranları da tarih affetmeyecektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık