Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar


  • 08 Mart 2019, Cuma 15:25
UmutUlutaş

Umut Ulutaş

IV. Murad Şarkın Sultanı

              Bilindiği üzere IV. Murad’ın hayatı birçok kez kaleme alınmıştır.Onun karakteristik ve Padişahlığı zamanında yaptığı icraatlar birçok kitaba ve filmlere konu olmuştur. 17 YY. Mareşali olan IV. Murad’ın karakterini ve yaptığı önemli seferleri olmaksızın o zamana ait fıkraları konu almıştır.Eser 6 farklı bölümden oluşmaktadır.İlk karşılaştığımız  bölümde cülûs ve saltanatının ilk dokuz yılı işlenmiştir.Bu yıllarda kırım hanlığı ve kazak olayları,Avrupalı devletlerin kendi aralarındaki mücadelelerini ve devleti zor durumda bırakan isyanlara değiniyor.Şüphesiz ki isyanlardan en etkilisi ‘’Abaza Harekatı’’dır.Bu isyan iki kez ortaya çıkmış  ve Osman’ın katlinden evvel verilen gizli bir emir ile kaledeki yeniçerilerin dışarı atılmasını görmekteyiz.Bu yıllarda gerçekleşen iç hadiselerden bir diğeri ise  İstanbul’da çıkan sipahi ayaklanmasıdır.Ayrıca Veba salgının İstanbul’a kadar yayılmasıyla birlikte 1000 kadar kişinin ölmesine sebep olduğu ve halkın bu hastalıktan kurtulmak ümidiyle Ok Meydan’ında topluca dua ettiğini yazar eserinden bahsetmiştir.Yazarımız aynı zamanda Bekir subaşı olayını da eserinde konu edinmiştir.Yusuf paşanın 1624 yılında Bekir subaşının şehir dışında bulunduğu sırada Mehmet Kanber adlı bir Azep kalesini elde ederek Bekir Subaşı’nın ailesini ortadan kaldırmıştır.Bağdat serdarlığının Diyarbekir Valisi Hafız Ahmed Paşa’ya verilmiştir.Bir süre sonra Safeviler’in kadılara ve Bekir paşaya yaptığı işkencelere değiniyoruz.Ayrıca Tütünü yasaklayıp içenler ölüm cezası ile cezalandırmıştır.


Eserin ikinci kısmında ise IV Murad’ın resmen klasik padişahlığının iş başında olduğunu görüyoruz.Sultan Murad’ın merkezde ve taşrada yaptığı kapsamlı temizlik harekâtını ve ağabeyi Osman’a yapılan kötülüklerin hesabını sormakla beraber zorbaların tamamen imhasını yaptırmıştır.Hükümdarlığı sırasında Cebeli,Lübnan ve yemende karışıklıklar mevcuttu.Bu karışıklıklar Cebeli ’de Dürzi emiri MANOĞLU Fahreddin’den geldiğini ve Avrupalı devletler ile ikili ilişkilere girmesi sonucu Osmanlı’yı zor durumda bırakmasını konu alıyor. Yemen’de ise Zeydi İmam Mueyyed iç karışıklıklara sebep olmuştur.IV Murad’ın Revan seferi sonrasında MANOĞLU Fahreddin’i ve oğlu Mesud İstanbul’da katledildi, İstanbul’a gelir gelmez içki yasağı çıkarmış ve meyhaneleri yıktırmıştır.Bu yasaklara uymayan bazı kişileri öldürtmüştür.Sultan Murad sinirli yapısıyla bilinmekle beraber 20000 insanı öldürtmüş bunların bazılarını kendisi öldürmüştür.Öldürülen kişiler arasında Sultan Murad’ın öz kardeşleri Piri Reis,Emir Çelebi ve dönemin önemli hiciv şairi Nef’in idamı söz konusudur.Nef’i 25 Haziran 1630 günü Beşiktaş sarayında ‘’Siham-ı Kazasını’’ okurken yanına yıldırım düşmesi ve kitabını parçalaması üzerine tövbe etmişti.Bu ünlü şairin tövbe ile ilgili beyti şöyledir:


“Bu günden ahtım olsun kimseyi hiciv etmeyim amma! Vireydin geri cazet hiciv ederdim baht-ı na-sazı…”


Fakat sözünü tutamayıp hicivlerine devam etmesi sonucu Sultan Murad’ın emri ile 27 Ocak 1635 günü Çavuşbaşı Mehmed Ağa’nın eliyle boğdurulmuş ve cesedi denize atılmıştır. Ölümü ile ilgili beyit ise:


“Gökten nazire indi Siham-ı Kaza’sına, Nefi diliyle uğradı Hakk’ın belasına…”

    
Eserin üçüncü bölümünde ise IV. Murad’ın Revan seferini ve bu sefer sırasında verdiği ölüm cezalarını konu alıyor.Zamanın ünlü şairi Nefi’nin beyitleri bu durumu özetler gibiydi.       


“Nice benzer sana tarz-ı padişah-ı selef, birmidir pervaz-ı anka ile pervaz-ı cerad.”         


Kırım Hanı, Canbek Giray’ın azl edilmesi üzerine Galatalı Çelebi’nin bir neferi İstanbul’da bırakıldığını öğrenince emektarlığına bakılmaksızın önünde diz çökertip boynunun vurulmasını zorbaların veya hakkında şikâyet eden vezir kadı olmaksızın öldürttüğünü görmekteyiz. Zorbalıktan gelen Manisa sancak beyi Duducu Hasan Paşa kapıhalkı ile orduya katıldıktan sonra katledildi.Katli olmadan önce ‘’Padişahım bana kıyma. Varayım uğurunda düşmanla kıtal ederek öleyim. Beni bihude zayi etme’’ dediğini, ancak Sultan Murad’ın ‘’Bre mel’ünl birkaç düşmanın hakkından gelemedin şimdi bana alay gösterirsin. Kesilsin başı!” diyerek bağırdığı naklediliyor.İstanbul’da sevinç ve hüzün bir aradaydı. Revan kalesinin alınmasıyla beraber zafer şenlikleri başlamıştı. Ancak şehzade Süleyman ve Beyazıd’ın katli insanlarda büyük bir hüzne yol açtı.  
Eserimizin dördüncü bölümünde ise Sultan IV. Murad’ın Bağdat seferinin hazırlıklarını konu almıştır.Daha önce veziriazamlar ve Hafız Ahmed Paşa ile Hüsrev paşa Bağdat’ı geri alma girişiminde bulunsalarda muvaffak olamamışlardır.Üçüncü Bağdat seferi ise bizzat Sultan Murad komuta etmiştir.Hatta “Bağdat’a seferim vardır!”diye hattı-hümayun çıkarmış halka duyurular yaptı.Büyük toplar,gülleler,cephaneler ve humbaralar hazır ettirildi.7000 kadar lağımcının toplanması içinemir çıktı ve sefer için arpa,pirinç ve peksimet hazırlatıldı. Bu sırada Kırım Hanı İnayet Giray Osmanlı Devleti’ne isyan ederek Osmanlı’ya bağlı Nogor Tatarları ile savaşa kalkıştı.Bu fırsatı Don kazakları ile Lehistan’a tâbi Zaporg Kazakları 5400 kişi ile Azak kalesini zapt etti. Kalenin muhafazasını olan Rus Çarı Michael Kazakların geri çekilmesini emretti.Aynı sıralarda Kâğıthane’de baruthanede vuku bulan 6 kişi öldü ve 20 barut telef oldu.Sakarya’da bulunan şeyh Ahmed adlı birinin mehdilik iddiası ile ortaya çıkması topladığı 8000 kişi ile ayaklanması üzerine Kocaeli ve Mudurnu taraflarında derviş namıyla kuvvetler toplamıştır.Silahtar kethüdası Çifteli Osman Ağa kumandası sevk edildi ve yakalandı.On iki adamıyla beraber Sultan IV. Murad’ın karşısına çıkartıldı.Müritlerinin kendisine kurşun işlemeyeceği inancında olması sebebiyle parmakları, burnu,ayakları kesildi ve diri diri yakıldı.Ölmeden önce Sakarya Şeyh’inin cellada “Acele etme” deyince Sultan Murad ”Sen Hz.İsa’yım dermişsin gerçek midir?”diye sorunca ‘’Hâşâ, ben Ümmet-i Muhammed’denim ve İsa Aleyhisselamı bekleyenlerdenim”cevabını almıştır.Eserimizdeki en önemli noktalardan biri olan Kasr-ı Şirin antlaşmasını detaylı bir şekilde incelenmektedir. Bugünkü İran sınırlarını belirleyen antlaşma önemini hala korumaktadır.Doğuda istikrarı sağladıktan sonra IV. Murad’ın İstanbul’da ki gezilerini görüyoruz.İlk olarak Kandilli,Üsküdar’a sonra ise ters hane bahçesine geçmiştir.   


Eserin beşinci kısmında ise IV. Murad’ın İstanbul’a geldikten sonraki olayları ve vefatını konu alıyor.Kadızadeleri ve korsanlık faaliyetleri olmaksızın Arnavutluk ve Bosna civarlarında karışıklıklar vardı.Sultan bu olaylardan sonra 8 Şubat 1640’da vefat etmiştir.Sultan Murad’dan sonra tahtta İbrahim’in çıkmasına dönemin en önemli şairlerinden Fehim ebcet hesabıyla her mısra müstakil tarih olan şu beyti söylemiştir;


“Azm-i ukba eyleyip Sultan Murad’ı cem himem,Eyledi Sultan İbrahim-i Dârâ-fer cülus.” 


Eserimizin son bölümünde ise Sultan Murad’ın karakteristik özelliklerine ve kültürel hayatına dikkat çekilmiş ve fıkralar ile eser okuyucuya zevkli bir anlatım ile sunulmuştur.         
IV. Murad’ın kişisel ve karakteristik özelliklerine gücüne ve kudretine varılmaksızın sinirli bir yapıda olmasına 20 000 kişiyi öldürtmesi ayrı zamanda devletine yasaklar uygulayan ve Bağdat,Revan gibi seferler düzenleyen bir cihangir olduğu anlatılmıştır.Ayrıca kitabın içinde eğlenceli bulduğum fıkralar ile eser süslenip zevkli bir hale getirilmiştir. Diğer taraftan bakıldığında ise devlet içinde bu kadar yasaklar koyması halinde IV Murad’ın kendisinin bu yasaklara uymaması dikkat çekicidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Sizce Cumhur İttifakı yerel seçimlerde başarılı olur mu?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık