Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar


  • 16 Mayıs 2019, Perşembe 9:47
UmutUlutaş

Umut Ulutaş

Osmanlı Devletinde Merak Edilen Gelenekler

Başlığı okuyucunda nerede o eski Ramazanlar dediğinizi duyar gibiyiz? Özellikle de orta yaş üzerindeki herkesin çocukluk yılları ve öncesine dair Ramazan ayı anıları vardır. Sahur öncesinde kapının önüne gelen ve maniler söyleyen davulcular, uzun kuyruklar sonunda almaya başardığımız sıcacık pideler, bitmek bilmeyen ve eğlenceli masa başı sohbetleri, keyif dolu anılar, ziyaretler… Hızla değişen ve dijitalleşen dünyayla birlikte Ramazanların pek eski tadının kaldığı söylenemez. Peki, hiç Osmanlı zamanında Ramazan ayının nasıl kutlandığını düşündünüz mü? Özellikle İstanbul’da büyük bir heyecanla beklenen bu ayda gelin neler olduğuna hep birlikte bir hatırlayalım. İşte Osmanlı dönemindeki 15 Ramazan geleneği…

  • Osmanlı zamanında Ramazan günlerinde hayır yapmak isteyen kişiler esnaf dükkânlarına gider, onlardan Zimem defterlerini (Veresiye) ister ve hiç tanımadıkları kişilerin borçlarını öderlerdi.
  • Osmanlı’da medreseler üç aylarda tatil edilir ve seçilmiş öğrenciler Anadolu’nun çeşitli yerlerine gönderilerek dini konularda halka eğitimler verirlerdi. Bu geleneğe “Cerre Çıkmak” adı verilirdi.
  • Osmanlı’da Ramazan boyunca, iftar saatinde evlerin kapıları açık tutulur ve ihtiyaç sahiplerinin eve girip iftar yapması istenirdi. 
  • Osmanlı’da iftar sonrasında ikram edilen kahvenin yanında mutlaka su verilirdi. Misafir toksa önce kahveyi alır, açsa suyu alırdı. Ev sahibi de duruma göre ya yemek hazırlar ya da meyve ikram ederdi.
  • Osmanlı’da padişah Ramazan ayının ortasında Yeniçeri Ocağına askerlerine iltifat etmek için baklava yaptırırdı. Baklava Alayı Geleneği olarak bilinen bu adet, 18. yüzyıl sonlarına kadar devam etmiştir.
  • İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan Direklerarası, Osmanlı döneminde Ramazan aylarının eğlence, kültür ve sanat merkezi sayılıyordu.
  • Farsçada aylık manasına gelen “mahiye” kelimesinden türeyen mahyalar, Osmanlı’da Ramazan ayının vazgeçilmezleri arasındaydı.
  • Ramazan ayına özel olarak varaka-i mahsusa adında tembihnameler yayınlanıyordu. Bu yazılar, Ramazan’da halkın dikkat etmesi gereken kuralları içeriyordu. 
  • Osmanlı’da, tam gün oruç tutamayacak kadar küçük olan çocuklara öğle vakti oruçları açtırılır buna da “tekne orucu” denirdi. 
  • Ramazan akşamlarında genellikle kahvehanelerde Karagöz ve Hacivat oynatılır, kurulan perdeye verilen ışıkla farklı oyunlar sahnelenirdi.
  • Ramazan’da İstanbul’daki meydanlara kazanlar kurulur ve bu bölgelere dev iftar sofraları kurulurdu. Başta Padişah olmak üzere birçok kişi burada yemeklerin verilmesine destek olurdu. 
  • Osmanlı zamanında, Ramazan’da hiçbir ürüne zam yapılmazdı. Devlet halkın sıkıntıya girmemesi için denetimi çok sıkı tutar, pahalı veya bozuk yiyecek satan esnafa ceza keserdi.
  • İftar sofrası yemek bittikten sonra hemen kaldırılır ve Akşam ezanı okunduğunda isteyenler akşam namazını kılardı. Sonra, yeniden hazırlanır ve yemeğe devam edilirdi.
  • Osmanlı zamanından gelen “Arife Çiçeği” kavramı; bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişin ardından çocukların sabırsızlanarak giysilerini Arife günü giyerek dolaşması olarak tanımlanırdı.
  • Osmanlı zamanında, zengin köşk veya konaklarda iftara davet edilen misafirlere iftarını yapıp teravihe gitmek üzereyken hane sahibi tarafından kadife keseler içerisinde gümüş tabaklar, kehribar tesbihler, oltu taşlı ağızlıklar, gümüş yüzükler diş kirası olarak hediye edilirdi.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


İbrahim AY İbrahim AY 07.12.2019 23:28

Hocam o kadar güzlediki uykum geldi ayy saat 11 miş

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık