Elif E. Bayraktar

Elif E. Bayraktar

Mail: elif.alaca@hotmail.com

Allah’ın Üstün Yaratması

Yoksa kendileri, hiçbir şey olmadan (rastlantı sonucu olarak) mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar kendileri midir? (Tur Suresi, 35)

Etrafımızda gördüğümüz her ürün mutlaka bir amaca yönelik tasarlanmıştır. Bindiğimiz otomobilden, oturduğumuz koltuğa kadar… Tasarım, parçaların belli bir amaçla düzenli bir şekilde bir araya getirilmesidir. O halde insan ve yük taşımaya yönelik yapılmış olan otomobil de evimizde rahatça oturmamıza yarayan koltuk da birer tasarımdır.

Canlılara baktığımızda ise; örneğin bir kuş ve onun uçuş sistemi de bir tasarımdır. İçi boş hafif kemikler, bu kemikleri hareket ettirecek güçlü göğüs kasları ve havada tutunmayı sağlayacak nitelikteki tüyler uçma amacına yöneliktir. 

Diğer canlılarda da aynı gerçek karşımızdadır. Tüm canlılar -insan dahil- çok iyi birer tasarım örneğidirler. Bilim adamlarının en modern teknolojilerle yaptıkları robotların elleriyle kıyas dahi edilemeyecek mükemmellikte işlevlere sahip ellerimiz ve en gelişmiş kameradan daha net görüntü sağlayan gözlerimiz…

Elbette ki tüm bunları yaratan Allah’ın tasarım yapmaya ihtiyacı yoktur. Yalnızca, O’nun muhteşem sanatı ve üstün aklı ile yaratmış olduğu ve her an yaratmaya devam ettiği her varlıktaki plân ve sistemleri açıklayabilmek amacıyla bu kelime kullanılır.

Yeryüzündeki tüm varlıklarda sayısız yaratılış mucizesi görürüz. Detaylardaki mucizeler, tüm canlılığın yapı taşı olan atomlarda başlar, olağanüstü dengeler ve düzenlere sahip gökyüzü, galaksiler, Güneş, insan vücudu, bitkiler, dağlar ve denizlerdeki sayısız detay ve özelliklerle devam eder. Hepsinin sahip olduğu özelliklerde bir sanat vardır. Bu, Allah'ın muhteşem yaratma sanatıdır. Tüm canlılara dilediği şekli veren, tüm doğaya hâkim olan, üstün güç sahibi Yaratıcının sanatı…

Akıl ve hikmet gözüyle bakabilen bir insan, bir kelebeğin kanatlarındaki yanardöner renklerde ve desenlerinde gördüğü sanatın yanı sıra, detaylarındaki tüm sistemleri de öğrenecek, Allah'ın üstün ilmine ve sonsuz gücüne daha yakından şahit olacaktır. Allah, yarattığı tüm canlılara ayetlerini yerleştirmiş, varlığının delillerini insanlara gösterir:

"Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır." (Casiye Suresi, 4)

Kâinatta maddeyi oluşturan atomlardaki elektronların yörüngesinden, gezegenlerin yörüngesine kadar her şey muhteşem bir tasarım ve düzene sahiptir. Tüm maddelerin yapıtaşı olan atomun çekirdeğini bir arada tutan 'güçlü nükleer kuvvet', fizik kurallarının tanımlayabildiği en büyük kuvvettir. Bu kuvvet daha da güçlü olsa çekirdekteki protonlar ve nötronlar birbirlerinin içine geçecek, biraz daha az olsa dağılıp gidecek ve hiçbir varlık oluşamayacaktı. İşte bu kuvvet Büyük Patlama'nın ilk saniyelerinden itibaren atom için gerekli olan en uygun değere sahiptir. Yıldızların, gezegenlerin yörüngelerinde kalmalarının nedeni olan 'kütle çekim (yerçekimi) kuvveti' ise kâinattaki diğer kuvvetlere oranla şiddeti en düşük kuvvettir. Bu kuvvetin değerlerinde bir azalma olursa yıldızlar yerinden kayar, dünya yörüngesinden kopar, bizler dünya üzerinden uzay boşluğuna dağılırız. En küçük bir artma olursa da yıldızlar birbirine çarpar, dünya güneşe yapışır ve bizler de yer kabuğunun içine gireriz. Bu düzenin sahibi Yüce Allah, mucizevi bir yaratışla, en küçük kuvvetle yıldızları yörüngelerinde tutar, en büyük kuvvetle küçücük atomun çekirdeğini kaynaştırır. Bütün kuvvetler, O'nun koyduğu ‘ölçü’lere göre hareket eder:

"Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için."  (Talak Suresi,12)

Tüm fizik yasaları, Allah'ın yaratmış olduğu düzenin insanlar tarafından yapılan bir açıklamasıdır. Kâinattaki düzeni düşünüp Allah'ın üstünlüğünü kavramamız ve verdiği nimetlere şükretmemiz için hizmetimize verilmiştir.

Rabbimizin koyduğu kanunlardan biri olan yerçekimi kuvveti bugünkünden daha fazla olsaydı ne olurdu?.. Koşmak ve hatta yürümek imkânsız hale gelirdi. İnsanlar ve hayvanlar tüm bu hareketleri gerçekleştirmek için şimdikinden daha çok enerji harcarlardı. Bu durumda başta yeryüzündeki besin kaynakları olmak üzere enerji kaynakları hızla tükenerek yok edilirdi. Çekim kuvveti daha zayıf olsaydı?.. O zaman da hafif şeyler yeryüzünde sabit durmayacaktı. Yağmur damlalarının hızı çok yavaşlayacak, yere inmeden yeniden buharlaşacaklardı. Akarsuların akış hızı yavaşlayacak, bu nedenle onlardan elektrik enerjisi elde edilemeyecekti.

İnsanın yaratılışında da Allah’ın bir örnek edinmeksizin yaratmasının çok sayıda mucizevi delili vardır. Örneğin, embriyonun gelişimi sırasında bütün hücreler adeta görev yerine dağılan işçiler gibi bölük bölük hareket ederler. Sonra aynı organı oluşturacak hücre grupları birbirine yapışarak birikir ve organları oluşturmak için hazırlanırlar. Bu yoğun faaliyetler sonucunda, kemik hücreleri kemiklerin olması gereken yerde, kas hücreleri kasların olması gereken yerde birikirler. Bazıları daha iç kısımlara giderek iç organları yapmaya başlarlar. Bazıları beyni, bazıları gözleri, bazıları ise damarları oluştururlar. Bu sürece zamanla yeni süreçler de eklenir; örneğin hücrelerin tespit edilmiş yönlere doğru göç etmesi, programlanmış hücre ölümleri ile bazı organların inşa edilmesi vs… Kısacası bu süreçte mükemmel bir strateji uygulanır, hücreler belirli bir plan doğrultusunda hareket ederler.

Bu hazırlığın nasıl yapılacağı her hücre grubuna ayrı ayrı ilham edilir. Her hücre DNA'sında yazılı olan bilgi aynıdır. Ancak her hücre grubu bu bilgiyi ancak kendilerine ilham edilen programda kullanır ve her organın görevini yerine getirmesi için gereken özel yapıları elde ederler. Bir yandan bu şekilde farklılaşırken bir yandan da sürekli bölünerek sayılarını artırırlar. Bu muhteşem organizasyonda asla bir karmaşa yaşanmaz.

Sadece burada verdiğim birkaç örnek bile evrimin ilahı tesadüfün asla açıklayamadığı Allah’ın yaratma sanatının birer delilidir. Tüm tasarımların gerçekte tek bir sahibi vardır ve O'nun yaptığı işlerde hiçbir zorluk yoktur. Allah tüm canlıları kusursuzca ve tek bir "Ol" emriyle yaratır.

Tek bir hücresinde bile Allah’ın nefes kesen sanatı varken, insan amaçsız olabilir mi? Kendi yaratılışı delil olarak zaten ortada iken, unutmamalı insan. Allah’ın eşsiz yaratmasındaki gerçekleri sürekli akılda tutmak, bu mucizevi olaylar üzerinde düşünürken derinleşmeye ve Allah'ın sonsuz yaratma sanatına şahit olmaya vesile olması bakımından çok önemlidir. Gördüğümüz her şeye hikmetle bakıp üzerinde derin düşünelim; kesin bilgiyle iman için.

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) 'Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru'. (Al-i İmran Suresi, 190-191)

Yorum Yazın