Elektronik Devreler Ahlak Devresi Değildir
23 Eylül 2026, Çarşamba 21:32 124 kez okundu.
Bir ülkenin teknolojik başarısından yola çıkıp dini eğitimden dışlamak, elektronik devre ile insan vicdanını aynı şey sanmaktır. Alttaki kime ait olduğunu bilmediğim şu 'muhteşem' cümlelerin bana ilk düşündürdüğü bu oldu.
"Japonya’yı Japonya yapan elektronik meslek liseleridir, Budist okulları değil. Dinini yaşa ama okullara asla taşıma.”
Ne kadar da parlak bir fikir(!) Bir ülkenin teknolojik başarısını birkaç okul türüne bağlayıp, oradan da “Demek ki din okuldan uzak tutulmalı” sonucunu çıkarmak… Mantık zincirinin halkaları daha birbirine değmeden kopuveriyor.
Elektronik meslek lisesi elbette ülkemizde ve her ülkede değerlidir. Mühendis yetiştirir, teknisyen yetiştirir, teknoloji üretir. Ama küçük bir ayrıntı var: Elektronik devreler ahlâk devresi değildir.
Bir çocuğa robot yapmayı öğretebilirsiniz; fakat o robotu insanlara fayda sağlamak için mi, zarar vermek için mi kullanacağını devre şeması öğretmez. Ona yapay zekâ geliştirmeyi öğretebilirsiniz; fakat geliştirdiği teknolojinin insanı sömürmemesi gerektiğini transistörler söylemez. Çok iyi bir mühendis yetiştirebilirsiniz; fakat çok iyi mühendis olmak, otomatik olarak çok iyi insan olmak anlamına gelmez.
İşte tam burada eğitim ile ahlâk birbirinden koparılamaz.
Çünkü Müslüman Allah’a yalnızca ibadet ederken yönelmez. Düşünürken O’nu hatırlar, çalışırken O’na karşı sorumluluğunu bilir, üretirken hesabı olduğunu düşünür, bilgiye ulaşırken o bilginin hakkını gözetir.
Müslüman için Allah, hayatın yalnızca camide hatırlanan Rabbi değildir. Derslikte de, laboratuvarda da, atölyede de, ticarette de insanın Rabbidir. Müslüman, matematiği öğrenirken Allah’ı dışarıda bırakmaz, bilimi araştırırken imanını kapının önüne koymaz. Çünkü İslam, insanın hayatını “Allah’ın olduğu yerler” ve “Allah’ın olmadığı yerler” diye bölmez.
“Dininizi yaşayın ama okula taşımayın” sözü bu yüzden tarafsız bir eğitim tavsiyesi değildir. Dine, “Sen hayatının şu kadarına karışabilirsin, buradan sonrasına karışamazsın” diye sınır çizmektir.
Dinin eğitim ve okul hayatındaki yeri, hem bireysel ahlâkın şekillenmesinde hem de toplumsal değerlerin aktarılmasında büyük bir öneme sahiptir. Okullar, dinin sunduğu sevgi, saygı, adalet ve dürüstlük gibi evrensel ahlâki ilkelerin pratik olarak hayata geçirildiği en temel alanlardan biridir.
Din, öğrencilere sadece akademik başarıyı değil; büyüklere saygı, küçüklere sevgi, merhamet, kul hakkı yememe, hakkını savunma, hoşgörü ve dürüstlük gibi erdemleri kazandırarak karakter gelişimini destekler.
Din, Peygamberimiz(asm)’a atfedilen "Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz" anlayışıyla okumayı, araştırmayı ve bilimi teşvik eder. Okullar bu yönüyle dinin ilim öğrenme emrinin yerine getirildiği mekânlardır.
Ayrıca okul ortamındaki arkadaşlık ilişkilerinde bencil olmamak, paylaşımcı olmak, akran zorbalığından uzak durmak ve yardımlaşmak dinin hayatın merkezindeki rolünü gösterir.
Mesele yalnızca “Ne biliyorsun?” değildir. Bir de “Bildiğini ne için kullanıyorsun?” sorusu vardır. İşte elektronik meslek lisesinin veremeyeceği, fakat insanın mutlaka ihtiyaç duyduğu ders budur.
Kısacası, diploma insanı cahillikten otomatik olarak kurtarmıyor. Bazen elindeki diploma insanın yalnızca cahilliğine özgüven katıyor.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum