Elif E. BAYRAKTAR

Elif E. BAYRAKTAR

Mail: elif.alaca@hotmail.com

Kötüler Birleştiği Zaman…

“Kötüler birleştiği zaman iyiler de bir araya gelmelidirler, yoksa teker teker giderler.” (E. Burke)

 

Sadece Ortadoğu’nun değil tüm dünyada küresel güvenliğin önündeki en büyük tehdit konumundaki terör devleti İsrail'in yüzyıldır Filistinlilere uyguladığı zulüm, bugün de yaptığı soykırımla tüm dünyanın gözleri önünde acımazsızca devam ediyor.

 

3 sene kadar önce Diyanet İşleri Başkanı Sn. Ali Erbaş, İsrail’in İslam toplumlarının dağınıklığından cesaret bulduğunun altını çizerek, “Buradan sesleniyorum; bütün Müslümanlara, Müslüman ülkelere, Müslüman ülkelerin liderlerine... Bu dağınıklığımız İsrail'i şımartmaktadır. İsrail'e amacına ulaşması için her türlü zulmü işleme cesareti vermektedir” şeklinde konuşmuştu.

 

Aynen öyle oldu, oluyor. Yıllardır olduğu gibi bugün yine yüreklerimiz daha da şiddetle Gazze için çarpıyor. Duyarlı olmak, bir şeyler yapmaya çalışmak elbette vicdanî sorumluluğumuz. Ancak biz birlik olmadıkça, kenetlenmiş bina gibi saflar halinde mücadele etmedikçe zulüm şımararak azgınca devam edecek.

 

Vicdan sahibi her insan bu zulme "hayır" diyor. Ama en fazla biz Müslümanların canımızın acıması lâzım. Birbirimize kin ve nefretle baktığımız, sevgiyi, şefkat ve merhameti esas alamadığımız, hâlâ bir ve birlik olmadığımız için! Allah’ın birçok emrine uyup "kenetlenmiş bina gibi saf bağlamak" emrini göz ardı ettiğimiz için!

 

Müslüman akan kanları, harap olmuş evleri ve içlerindeki aç ve susuz insanları görebilmeli. Masum çocukların ve kadınların çığlıklarını işitebilmeli.

 

Kur'an, Müslümanların hep bütün, hep toplu olmasına göre anlatılmış. Ama bakıyoruz, hep paramparça, herkes kendini doğru yolda biliyor. Yeter artık, halâ birlik olmanın önemini anlamıyor muyuz?


Şahit olduğumuz olaylar deccalî tuzakların büyüklüğünün ve fitnesinin boyutlarını gösteriyor. Akan her damla kandan biz de sorumluyuz; hakkı, hakikati, iyiliği, barışı hâkim kılmak için birleşmek ve "kurşunla kaynatılmış" gibi birlikte mücadele etmeyi sorumluluk olarak kabul etmediğimiz için!

 

Yıllardır süren Filistin- İsrail sorunu, deccali/şeytani yöntemlerle değil, rahmani yöntemlerle çözülür. Bölgede, Allah’ın sistemi, şeytanî sistemin yerini almadıkça ıstırabı, acıları ve akan kanı durdurmak mümkün değil. Kanlı ideolojilerin taraftarları iş başında ki, masum insanların, çocuk ve kadınların katledilmesinin ve zulümlerin önüne geçilemiyor.


“Allah'ım zalimlere göz açtırma. Senin lanetin zalimlerin üzerine olsun!” duamızdır ancak fiilî dua da gereklidir. Siyonist mallara yaptığımız boykot, mazlumların seslerini duyduğumuzu, yanlarında olduğumuzu haykırdığımız gösteri ve yürüyüşler şimdilik fiilî duamızdır.

 

Zulme rıza göstermek, engel olmak için çaba göstermemek de o zulme ortak olmaktır. Kur’an ahlâkını yaşamaya çalışan, insanlık onuru taşıyan her insan zulümle mücadele etmelidir. Ancak bu mücadele tek tek değil birlikte, saflar halinde olmalıdır. Sarp yokuşlar birlik olunduğunda aşılır. Tarihte de baskılara, eziyetlere, tüm olumsuz koşullara ve engellemelere birlik olarak sabır ve kararlılık gösterip direnen müminler şerefli bir hayat yaşamış, bugün saygıyla hatırladığımız birer örnek olmuşlardır. 

 

Şüphesiz Rabbimiz, zalimlerin zulmünden habersiz değildir. Dünya hayatındaki imtihan gereği onlara mühlet veriyor:

 

Allah'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir. (İbrahim Suresi, 42)

 

Peygamberimiz(asm) şöyle buyuruyor:

 

“Kim bir kişinin zalim olduğunu bilerek ona yardım etmek üzere zalim ile birlikte yürürse, İslâm’dan dışarı çıkmış olur.” (İbn Kesir, Hadislerle K. K. Tefsiri)

Müminler bütün bunların bilincinde olarak, Rablerinin yardımını ve desteğini umut ederek çaba gösterirler. Sonsuz adalet sahibi olan Allah, elbette ki zulmedenler üzerinde de adaletini tecelli ettirir. Zalimlerin yaptıkları tüm adaletsizlikler, uyguladıkları şiddet ve işledikleri zulümler Allah huzurunda sorgulanma günü kendilerine geri dönecektir. Ancak o gün, “…zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir. (Rum Suresi, 57)

Ey Rabbim! Yeryüzünde hakikati inkâr eden zalimlere yıkımdan başkasını artırma!. Onların kalplerine korku sal! Yüreklerini acıların en çetiniyle dağla! Bizleri birlik kıl, zalimden mazlumun intikamını almaya vesile et!

Yorum Yazın