İstanbul
03 Mart, 2026, Salı
  • DOLAR
    43.97
  • EURO
    51.81
  • ALTIN
    7577.7
  • BIST
    13.718
  • BTC
    66779.368$

Biyolojik GPS

02 Mart 2026, Pazartesi 21:29 24 kez okundu.

Okyanus, insan gözüyle bakıldığında uçsuz bucaksız bir boşluk gibidir. Ne yol levhası vardır ne de işaret fişeği… Ama caretta carettalar için deniz, baştan sona okunabilen bir haritadır. Bu harita kâğıttan değil, Dünya’nın manyetik alanından yapılmıştır.

Kuzey Carolina Üniversitesinden Kenneth Lohman ve ekibi bu canlıların göç hareketini gözlemlemişler. Florida'nın doğu kıyılarında yumurtadan çıkar çıkmaz okyanusa yönelen bu hayvanlar, doğruca Kuzey Atlantik Döngüsü denen ve Sargossa Denizinin etrafını dolaşan büyük bir akıntıya gidiyorlar. Bu halkanın içinde kuzeydoğuya, Avrupa'ya doğru gidip daha sonra güneye yönelen kaplumbağalar, bu sıcak ve besince zengin halka içinde 5-10 yıl geçirdikten sonra tekrar Kuzey Amerika'ya dönüyorlar.

K. Lohman ve ekibi deniz kaplumbağalarının göç yollarını bulabilmek için bölgesel manyetik alanlardan faydalanıp faydalanmadıklarını gözlemlemek istiyor, bu amaçla bir düzenek kuruyorlar: Büyük bir su tankı yapılıyor, dışına da manyetik alanlar oluşturan bobinler konuyor. Yeni yumurtadan çıkmış 79 kaplumbağa yavrusuna, ucunda bilgisayarlı izleme sistemine bağlı bir tel bulunan birer mayo giydirip, kaplumbağaları bu su tankının içine bırakıyorlar. Yavrular Kuzey Atlantik Döngüsünün kritik noktalarında, örneğin Florida'nın kuzeyindeki, Portekiz açıklarındaki ve döngünün en güney ucundakilere eş değer manyetik alanlara tabi tutuluyorlar.

Bunun sonucunda görülüyor ki, denenen her manyetik alanda kaplumbağalar, ona karşılık gelen yönde yüzmeye başlıyorlar. Mesela. tanka döngünün kuzeydoğu bölümündeki manyetik alan uygulanınca hayvanlar güneye yöneliyorlar. Gerçek okyanusta bu yön onları doğru yolda tutarak, soğuk sulara girip ölmelerine engel oluyor.

Henüz birkaç santimetrelik yavrular, Akdeniz kıyılarındaki kumsallardan denize doğru ilerlerken, aslında çoktan binlerce kilometrelik bir yolculuğun ilk adımlarını atar. Onları doğru yöne sevk eden şey ise ne yıldızlar ne de akıntılarla sınırlıdır. Asıl rehber, insanın hissedemediği ama Yaratıcının sunduğu görünmez bir pusuladır.

Dünya, dev bir mıknatıs gibi davranır. Çekirdekteki erimiş demirin hareketi, gezegenin etrafında sürekli bir manyetik alan oluşturur. Bu alan, her noktada aynı değildir; yönü, şiddeti ve eğimi coğrafyaya göre değişir. Böylece yeryüzünün her köşesi kendine has bir manyetik imzaya sahip olur.

Caretta carettalar, işte bu imzaları algılayabilme özelliği ile yaratılmış nadir canlılardandır. Onlar için manyetik alan yalnızca yön tayin eden bir pusula değil, aynı zamanda “Neredeyim?” sorusuna cevap veren bir haritadır.

Bilim insanlarına göre caretta yavruları, doğdukları kumsalın manyetik özelliklerini hafızalarına kaydederler. Bu sürece manyetik imprinting denir. Yıllar sonra, okyanusların ötesinden geri dönerken, Allah’ın verdiği yetenek sayesinde bu manyetik izleri arar ve tanırlar.

Böylece aradan on yıllar geçse bile aynı sahile geri dönmeyi başarırlar. İnsan için mucize gibi görünen bu dönüş, aslında Allah’ın tabiatta kodladığı kusursuz bir kayıt sisteminin sonucudur.

 

Bu biyolojik GPS nasıl çalışır?

Caretta carettaların manyetik alanı nasıl algıladığı hâlâ araştırma konusudur. Ancak öne çıkan iki güçlü teori vardır. İlki, vücutlarında bulunan mikroskobik manyetit kristallerinin manyetik alanla etkileşerek sinirsel sinyaller üretmesidir. İkincisi ise gözde bulunan bazı ışığa duyarlı proteinlerin, manyetik alanla kimyasal tepkimeler vererek yön bilgisini oluşturmasıdır.

Muhtemelen carettalar bu sistemleri birlikte kullanıyor. Sonuçta ortaya çıkan şey, teknolojiye ihtiyaç duymayan bir biyolojik navigasyon sistemidir.

Caretta carettalar, manyetik bilgiyi okyanus akıntılarıyla birleştirir. Akıntılar onları sürüklerken, manyetik alan sayesinde rotalarını kontrol eder, gerektiğinde düzeltirler. Bu, hem enerji tasarrufu sağlayan hem de uzun yolculukları mümkün kılan akıllı bir stratejidir.

Ne var ki bu hassas sistem, insan faaliyetlerinden kolayca etkilenebilir. Deniz altı kabloları, manyetik kirlilik ve kıyılardaki yoğun yapay ışıklar, carettaların yön bulma yetisini bozabilir. Bu yüzden caretta carettaları korumak, yalnızca yuvalama kumsallarını değil, görünmeyen manyetik çevreyi de korumayı gerektirir.

Bunların hiçbirini hayvanların kendi akıl ve bilgileriyle yapamayacağı çok açıktır. Ve bu yeteneği canlılara “tesadüf” denilen kör sürecin verdiğini savunmak, bunu hayali evrimsel gelişmelerle açıklamaya çalışmak her zaman sonuçsuz kalan boş bir çabadır.

Caretta carettaların yolculuğu, bize Allah’ın tabiattaki planının ne kadar ince ve kusursuz işlediğini hatırlatır. Haritasız, pusulasız gibi görünen bir yolculukta bile, Dünya’nın kalbinden gelen görünmez bir rehber vardır. Belki de asıl soru şudur: İnsan, bunca teknolojiye rağmen yönünü kaybederken, bir kaplumbağa nasıl bu kadar isabetli yol alabiliyor?

Daha önce hiç göç deneyimi olmayan yavru kaplumbağalar bu yeteneğe nasıl sahip oluyorlar? Onları sıcak sulara ulaştıracak olan yolu harita ve benzeri hiçbir alete ihtiyaç duymadan nasıl takip ediyorlar? Nasıl manyetik alanları ölçüyor ve onları değerlendirebiliyorlar? Manyetik alanın hangi değerinde hangi yöne doğru gideceklerini onlara kim öğretiyor?

Bu sorular, görebilen gözler için çok açık bir gerçeği ortaya koyuyor: Bütün bu canlıların birbirinden farklı olan şaşırtıcı özellikleri onların çok ince bir plan ve dengeyle, yaşayacakları ortama uygun olarak Allah tarafından yaratıldıkları gerçeğini…

 

Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır ve (bütün) işler Allah’a döndürülür. (Al-i İmran Suresi, 109)

 

Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Mart

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum