Kulluğun Özündeki Hakikat
26 Mayıs 2026, Salı 00:42 145 kez okundu.Hac, insanın sadece bir yolculuğa değil; kendi kalbine, aczine ve Rabbine yöneldiği önemli bir kulluk çağrısıdır. Milyonlarca insanın aynı kıyafetle, aynı duayla, aynı teslimiyet içinde buluşması dünyanın geçici makamlarını, farklılıklarını ve üstünlük iddialarını anlamsız hâle getirir. Hac, insana bu dünyada yolcu olduğunu hatırlatan, kalbi arındıran, nefsi terbiye eden ve Allah’a yakınlaşma arzusunu büyüten eşsiz bir ibadettir.
Hac, belli bir yeri, belirli bir zamanda, belli hareketlerle ziyaret etmek anlamındadır. Belli yer; Kâbe ve Arafat, belirli zaman; Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayının ilk 10 günüdür. Belli hareketler ise; Kâbe’yi tavaf, Arafat’ta vakfe, sa’y gibi hacca özel kurallardır.
Rabbimiz, Kur’an’ın, "Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev’i haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkâr ederse, şüphesiz, Allah âlemlere karşı muhtaç olmayandır” (Ali İmran Suresi, 97) ayetiyle haccı farz kılar.
Afra’ b. Hâbis Peygamberimiz (asm)’a sorar: “Ya Resûlullah hac her sene midir, yoksa bir tek kere midir?”
Resûlullah (asm) şöyle buyurur: ”Bir tek keredir. Kimin gücü yeterse nafilesini yapar.” [İbn Mâce, Menâsik 2/2886]
Allah’a ve ahirete yönelmiş olan kul, hayatını gerçek dostunun rızasına uygun olarak şekillendirir. Allah’tan uzak yaşamak ise heva ve heveslerin sürüklediği yolu görememektir, körlüktür.
Amaçsız yaşayan insan etrafındakileri hoşnut etmeyi hedeflediği için, adeta tiyatro sahnesinde gibi kendisinden beklenen rol ne ise onu üstlenir. Doğallık, dürüstlük ve samimiyet fıtratına ve vicdanına en uygun olandır ancak o amaçsızca, azap içinde adeta ölü gibi yaşar; yalnızca yaşar. Allah’ın dilemesiyle hacca niyet etmek, işte bu ölü gibi ruhun dirilişine ilk adımdır.
Hac yolculuğu, ölmeden önce ölmeye hazırlıktır. İnsan dünyevi olan her şeyden vazgeçer, tüm bağlılıklarından sıyrılıp yalnızca Allah’a yönelirse kurtuluş bulabilir.
Hac, şükrü artırır. Allah’ın, Katından cömertçe bahşettiği iman, sağlık gibi maddi ve manevi nimetlerin şükrüdür hac. Yeryüzünün her köşesinden hacca gelen inananlar, hacda en kârlı alışverişi yapar, manevi kârla ülkelerine geri dönerler.
Farklı coğrafyalardan, farklı renklerde ve farklı dillerdeki Müslümanlar, kutsal toprakların manevi havasını birlikte solur, kardeşliklerini pekiştirirler. Görünümleri farklı olsa da aynı duyguları ve aynı coşkuyu taşır, birlik ve beraberliği yaşarlar.
“Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih eder; O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur" buyrulur Kur’an’da. Hacda insanlar, evrendeki bu tesbihe katılırlar. Beyaz giysileriyle insanların Kabe’yi tavaf anı muhteşem bir manzaradır.
Dünya giysilerinden soyunan insan, girdiği ihramın kendisi için takva elbisesi olmasına niyet eder. Bu umutla gönülden bağışlanma diler, nasuh bir tevbe eder. Yeniden eski hatalarına dönmemek için Rabbine yönelir içten dua eder.
Hac ibadeti tamamlandığında Hac kurbanları (Hedy) kesilir. İhramlı olduğu süre içinde ot koparması dahi yasak olan mümin, Allah’a bağlılığının göstergesi olarak ve hac ibadetini yerine getirebildiği için şükür amacıyla kurban keser.
Kurban, kelime anlamı gibi Allah’a yakınlaştıran bir ibadettir. Tam bir teslimiyet ve itaatle, çok sevdiği oğlunu Allah için feda edebilen İbrahim (as)’ın mübarek anısıdır. Kurban, kendimiz ya da sevdiklerimiz aleyhine de olsa Allah’ın emirlerini yerine getirmektir. Allah için O’nun adına, O’na yakınlaşmak amacıyla, O’nun dışındaki her şeyi kurban etmektir.
İnsan ibadetlerini, Allah karşısındaki aczini, muhtaçlığını ve faniliğini düşünmeden, sadece alışkanlıkla yerine getirmemeli. Çünkü ibadet, sıradan bir ritüel değil, kulun Rabbiyle kurduğu samimi bağın en derin ifadesidir.
Hac da kurban da insanın kalbini dünyaya bağlayan perdeleri aralayarak ona kulluğunu hatırlatır. İhrama giren insan; makamını, unvanını, zenginliğini geride bırakıp Rabbine yönelirken aslında aciz bir kul olduğunu yeniden fark eder. Kurban kesen insan ise sadece bir hayvanı değil; nefsindeki bencilliği, tutkuyu ve Allah’tan uzaklaştıran yönleri de teslim etmeye niyet eder.
Sonuç olarak; her ibadet gibi hac da kurban da yalnızca şekil olarak yerine getirilen vazifeler değildir. Allah’ın hoşnut olması dilenerek samimiyetle, teslimiyetle ve şuurla yapılır.
Kur’an’ın ifadesiyle; Allah’a ulaşan ne kesilen kurbanın eti ne de kanıdır; O’na ulaşan, kulun takvası, niyeti ve ihlasıdır. Kulluğun özündeki hakikat ve ibadetlerin ruhunu diri tutan işte bu bilinçtir.
Kurban Bayramınız mübarek ve hayırlara vesile olsun.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum