İstanbul
15 Eylül, 2026, Salı
  • DOLAR
    48.64
  • EURO
    56.16
  • ALTIN
    6719.7
  • BIST
    14.236
  • BTC
    77570.212$

Halâ Dönüş Mümkün

15 Eylül 2026, Salı 07:11 30 kez okundu.

 

 

Tüm kâinatın, içindeki canlılarla birlikte yok olacağı gün; o gün Kıyamet Günü. Kur’an’ın kimi ayetlerinde kavuşma, kiminde mü’mini kafirden, haklıyı haksızdan ayırma günü, kimi ayetlerde de hasret günü olarak geçen o büyük gün. Teğabun Suresi’nin bazı ayetleri o günün kimileri için bir aldanma günü olduğunu şöyle haber veriyor:

 

İnkâr edenler kesin olarak diriltilmeyeceklerini öne sürdüler. De ki: "Hayır, Rabbim adına andolsun, siz, muhakkak diriltileceksiniz; sonra mutlaka yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu da Allah’a göre oldukça kolaydır." "Şu halde Allah’a, O’nun Resûlü’ne ve indirdiğimiz nur (Kur’an)a iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır."

 

Sizi toplanma günü için bir arada toplayacağı gün; işte bu aldanma (teğabun) günüdür. Kim Allah’a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örter ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük ’mutluluk ve kurtuluş’ budur.

..........

 

İnsanın yaratılma amacı Allah’a kulluk ve ibadet etmek. Yalnızca bu sorumlulukların bilincinde yaşayan insan ölüm sonrası ahiret hayatı için güzel bir beklenti içinde olabilir. Ancak insanların çoğu ahireti düşünmeden yaşıyor. Bu yanılgı sonucu ahiret beklentisi olmayan insan için tek bir ihtimal geriye kalıyor. Ölümle birlikte toprak olup sonsuza kadar yok olmak. Bu düşünce ise dehşet vericidir.

 

Bu korkudan uzak olmak için birçok insan ölümü konuşmuyor, tartışmıyor, hatırlamak istemiyor. İnsan hayatının tek kesin gerçeği iken ölüm, adeta yokmuş gibi düşünülüyor. Toplumun büyük kesimi ölüm düşüncesinden kaçıp, devekuşu gibi başını kuma gömerek, topluluk psikolojisi içinde gerçeklerden kaçarak rahat etmeye çalışıyor.

 

İnansın inanmasın bütün insanlar, kıyametle yüzleştikleri saat, kendilerini bekleyen "yeniden dirilişi" kavrayacak. O günü umut etmeyenler, bu apaçık gerçeği artık reddedemeyecek ve Rablerinin buyruğuna "isteseler de istemeseler de" boyun eğecekler.

 

O hâlde mesele, kıyametin gelip gelmeyeceği değil; bizim o gün geldiğinde hangi hâlde bulunacağımızdır. Bugün inkâr edebildiğimiz, erteleyebildiğimiz, görmezden gelebildiğimiz hakikatler, o gün bütün çıplaklığıyla karşımıza çıkacak. Henüz fırsat varken Rabbimize yönelmek, hesabın kurulacağı günü beklemeden kendi hesabımızı yapmak gerekir. Çünkü o gün geldiğinde artık dönüş yok; bugün ise hâlâ dönüş mümkün.

 

Öyleyse ey insan, kıyametin kopmasını bekleme! O günün geleceğine inanmak için göğün yarılmasını, yıldızların dökülmesini bekleme. Sana bugün ulaşan hakikati yarına bırakma. Çünkü yarın, bugün yaptıklarının karşılığıyla yüzleşeceğin gün olabilir. Kıyamet bir gün mutlaka gelecek; asıl soru, bizim o gün için ne hazırladığımızdır.

 

Rabbimiz, bizi kıyametin dehşetini gördüğünde gerçeği anlayanlardan değil, daha o gün gelmeden hakikate teslim olanlardan kılsın.

 

O saat mutlaka gelecektir; bunda hiçbir şüphe yoktur… (Hac Suresi, 7)

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum