İstanbul
15 Mayıs, 2026, Cuma
  • DOLAR
    45.55
  • EURO
    53.10
  • ALTIN
    6687.1
  • BIST
    14.645
  • BTC
    80437.772$

CHP Diktasının, 2000 Yıllık Demografik Anadolu Kültürünü Tahribatı

14 Mayıs 2026, Perşembe 23:58 154 kez okundu.

Türkiye’de 1923 yılında Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar geçen süreçte, özellikle Türkçe kökenli olmayan, “yabancı”, “uygunsuz” veya “karışıklığa yol açan” yerleşim yeri isimlerinin Türkçeleştirilmesi politikası kapsamında yaklaşık 28.000 civarında yer adının değiştirildiği tahmin edilmektedir.

 

Bu değişikliklerin büyük bölümü 1940-2000 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Resmî kayıtlara göre yalnızca 12.211 köy ve kasabanın adı değiştirilmiştir. Bunun dışında dağlar, nehirler, vadiler, yaylalar ve mezralar da yeni isimler almıştır.

 

Bu değişiklikler yalnızca haritaları değil, Anadolu’nun kültürel hafızasını da dönüştürdü…CHP, uydurukları propaganda eğitimleri ile bizi Man kurtlaştırdı ve biz artık geçmişimizi göremez olduk.2000 yıldır bu topraklarda yaşayan Romalılarız ama CHP 2000 yıllık tarihi yer adlarını bile kazıdı.

 

Çünkü, bir yer adı bazen o bölgede yaşamış halkların dili, dini, tarihi ve yaşam biçiminin son izi olabilir.

 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan bu süreç, özellikle 1949 yılında çıkarılan 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu ile sistematik hale getirildi. İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan komisyonlar, “Türkçe olmayan” veya “uygunsuz görülen” isimleri inceleyerek yeni isimler belirledi.

 

Değişikliklerin en yoğun yaşandığı bölgeler;

Doğu Anadolu,

Güneydoğu Anadolu,

Doğu Karadeniz oldu.

 

Çünkü bu bölgelerde Ermenice, Kürtçe, Rumca, Lazca, Gürcüce, Arapça ve Süryanice kökenli yer isimleri oldukça yaygındı.

 

Şehir ve İlçe İsimlerinden Örnekler;

 

Diyarbekir → Diyarbakır (1937): “Diyarbekir”, Arapça “Diyar-ı Bekr” yani “Bekr Kabilesinin Diyarı” anlamına gelir. 1937’de yazım Türkçeleştirilerek “Diyarbakır” yapıldı. Aynı zamanda “bakır” kelimesiyle ilişkilendirilerek yeni bir millî CHP uyduruk masalı bir anlatı oluşturuldu.

 

Kırkkilise → Kırklareli (1924): Osmanlı dönemindeki “Kırkkilise” adı, bölgede bulunan çok sayıdaki kiliseye gönderme yapıyordu. Cumhuriyet döneminde dini çağrışımı azaltmak amacıyla isim “Kırklareli” olarak değiştirildi.

 

El Aziz → Elâzığ (1937): Şehrin Osmanlı dönemindeki adı “Mamuretülaziz” idi: “Aziz’in imar ettiği yer” anlamına gelir. Daha sonra halk arasında “El Aziz” olarak kısaldı. 1937’de Atatürk’ün önerisiyle Türkçeleştirilmiş biçimi olan “Elâzığ” kabul edildi.

Çölemerik → Hakkâri: “Çölemerik” adı Kürtçe ve Ermenice etkiler taşıyan eski bir bölge ismiydi. Zamanla Osmanlı’daki idarî isim olan “Hakkâri” resmî hale getirildi. Osmanlıdaki bu isim dönüşümünde; “Hakkâri” kelimesinin kökeninin “Hakkar” aşiretinden geldiği düşünülmektedir.

 

Bozok → Yozgat (1927): Osmanlı döneminde bölge “Bozok Sancağı” olarak bilinirdi. Cumhuriyet döneminde şehir merkezi adı olan “Yozgat” resmîleştirildi.

 

“Bozok”, Oğuz Türklerinin Bozok koluna gönderme yapan tarihî bir isimdi.

 

Şarki Karahisar → Şebinkarahisar (1924): “Şarki” doğu anlamına gelir. Bölge şap madeniyle ünlü olduğu için Farsça kökenli “Şebin” kelimesi eklenerek “Şebinkarahisar” adı kullanılmaya başlandı.

 

Hezex → İdil (1937): Şırnak bölgesindeki “Hezex” adı Kürtçe/Süryanice kökenlidir. Cumhuriyet döneminde bölgeye, özellikle Türkçe kadın ismi olan “İdil” adı verildi..

 

Megri → Fethiye: Muğla’daki eski Rum yerleşiminin adı “Megri” idi. Yunanca “Makri” kelimesinden gelir: “Uzun” veya “uzak yer” anlamındadır.

 

1914 yılında şehit pilot Fethi Bey’in anısına “Fethiye” adı verildi.

 

Ayasluğ → Selçuk: “Ayasluğ” adı Bizans dönemindeki “Hagios Theologos” isminden türemiştir. Aziz, Aya Yuhanna’ya gönderme yapar.

 

Cumhuriyet döneminde bölgeye, yine Türk tarihini vurgulayan “Selçuk” adı verildi..

 

Köy ve Belde İsimlerinden Örnekler:

 

Norşin → Aydınlar → Güroymak

Bitlis’teki Norşin’in adı önce “Aydınlar”, daha sonra “Güroymak” oldu..

“Norşin” Ermenice kökenlidir:

“Nor” = yeni

“Şen” = köy / yerleşim

Yani “Yeni Yerleşim” anlamına gelir.

Kivax → Mağara:

 

Şırnak-İdil bölgesindeki Kürtçe/Süryanice kökenli “Kivax” adı Türkçeleştirilerek “Mağara” yapıldı.

 

Harapşeref → Dirsekli: Eski isim Osmanlı ve Kürtçe etkileri taşırken, yeni isim tamamen coğrafi Türkçe bir ad olarak seçildi.

 

Hespist → Yarbaşı: “Hespist” Süryanice-Ermenice etkili eski bir isimdi. Yeni isim daha “Türkçe ve sade” kabul edilen “Yarbaşı” oldu.

---

Kızılkilise → Nazımiye: Tunceli’deki “Kızılkilise” adı bölgede bulunan eski kiliselere gönderme yapıyordu. Cumhuriyet döneminde “Nazımiye” olarak değiştirildi.

 

Peki, İsimler Neden Değiştirildi?

 

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte yeni CHP dikta devleti; "Hepimiz, Orta Asya dan At sırtında gelen Türkleriz!" uyduruk CHP masalı ile ortak bir ulusal kimlik oluşturmaya çalışıyordu. Bilerek çok kültürlü yapının ürünü olan çok dilli Osmanlı yapısından farklı olarak, yeni dönemde Türkçe merkezli, dönemin moda siyasetine özgü faşist bir kimlik inşa edildi.

 

Bu nedenle de; 

Ermenice,

Rumca,

Kürtçe,

Lazca,

Gürcüce,

Süryanice,

Arapça kökenli isimlerin önemli bir bölümü değiştirildi…

 

Uyduruk sebepler türetilerek; bazı isimler “yabancı” bulundu. Bazıları “ayrılıkçı çağrışım” taşıdığı gerekçesiyle değiştirildi. Bazıları ise dini çağrışımlar içerdiği için kaldırıldı.

 

Ama, Günümüzde Eski İsimler yine de Halk arasında Yeniden Yaşıyor!

 

2000’li yıllarda Avrupa Birliği uyum süreci ve demokratikleşme tartışmalarıyla birlikte bazı eski isimlerin yeniden kullanılmasına izin verildi. Özellikle yerel halk arasında;

Dersim,

Amed,

Norşin,

Hezex,

Potamya,

Lazistan gibi isimler günlük yaşamda yaşamaya devam etti…

Bugün Türkiye’nin birçok bölgesinde insanlar iki isim kullanır: biri resmî haritalardaki isim, diğeri tarihi ataların hafızadaki isimdir.

Çünkü bir coğrafyanın adı değişebilir. Ama insanların belleğindeki adı bazen yüzyıllarca yaşamaya devam eder.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum