Elif E. Bayraktar

Elif E. Bayraktar

Mail: elif.alaca@hotmail.com

Gözünü Gezdir…

O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman'ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)

Kainattaki mucizevi uyum Yüce Allah'ın ayetidir ve tüm sistemler O'nun koyduğu kanunlarla, O'nun denetimi ve bilgisi dahilinde işler. Samimiyetle bakabilen bir göz, aslında tüm varlık aleminin Allah'ın ayetlerinden oluştuğunu kavrayabilir. Kainattaki her milimetrekaredeki ayetler sonsuz güzellikleri sanatının içinde yaratan Rabbimizin varlığını ve sıfatlarını gösterir, bildirir. Yüce Allah'ın ilmi sonsuz, yaratışı kusursuzdur. Ve çevremizdeki her şey bu yaratışın kanıtıdır.

İnanan insan bilim yoluyla Allah'ın sonsuz aklını ve uyum içindeki muhteşem yaratmasını görerek, Allah'ın gücünü gereği gibi takdir eder ve bütün noksanlıklardan tenzih ederek O’nu tesbih eder.

Yapmamız gereken derin ve kapsamlı bir şekilde Allah'ın yarattıklarını ve yaratılıştaki hikmetleri düşünmek, böylelikle Allah'ın sonsuz ilmine, kudretine ve sanatına şahit olmaktır. Bunu yaparken varlıklar ve olaylar üzerinde sorgulama ve kıyas yöntemini kullanabiliriz.

Her şey bizim için Allah Katından bir nimettir ancak bunları görebilmek için öncelikle düşünmemiz ve "eğer farklı olsa nasıl olurdu" şeklinde kıyas yapmamız gerekir. O zaman Allah'ın her şeyi ne denli hassas ölçülerle uyum içinde yarattığını kavrayabiliriz. Allah'ın koyduğu doğa kanunları ve bu kanunlar dahilinde yarattığı olaylar üzerinde düşünmek, “akıl kullanmak” Kur'an'ın bu konuda vurguladığı önemi bir bilgidir:

Gece ile gündüzün ardarda gelişinde, Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 5)

Kainatta milyarlarca yıldız ve galaksi kusursuz bir uyumla, tespit edilmiş yörüngelerinde sürekli hareket ederler. Yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında hem de bağlı bulundukları sistemlerle birlikte dönerler. Hatta bazen içinde yaklaşık 300 milyar yıldız bulunan galaksiler birbirlerinin içinden geçerler ancak bu büyük düzen ve uyum asla bozulmaz.

Kainatın yaratılışı Big Bang (Büyük Patlama) ile başlar. Ne denli mucizevidir ki “patlama”, insana karmaşayı ve düzensizliği çağrıştıran bir kelime olmasına rağmen Big Bang'de akıllara durgunluk veren hassas bir düzenleme vardır.

Big Bang'le birlikte yaratılan madde, korkunç bir hızla yayılırken, henüz patlamanın ilk anında şiddetli bir çekim gücü vardır. İşte bu, kainatın tümünü bir noktada toplayabilecek kadar büyük bir çekimdir.

Big Bang olayında birbirine zıt iki güç olan patlamanın gücü ve bu patlamaya direnen, maddeyi bir araya toplamaya çalışan çekim gücü arasında bir denge oluştuğundan kainat ortaya çıkar. İki güç birbiriyle uyum içinde yaratılmıştır; biri diğerine baskın çıksa ya kainat genişleyemeden tekrar içine çökecek ya da madde birbiriyle bir daha asla birleşmeyecek şekilde savrulacaktı.

Kainattaki kuvvetler, uzaydaki boşluklar, atomdaki proton ve elektronlar, güneş sistemi, kusursuz yörüngeler; muhteşem uyumu yaratılmış her şeyde görmek mümkündür.

Dünya'nın atmosferi, yaşam için gerekli son derece özel koşullarla tasarlanmış olağanüstü bir yapıdır. Güneşten yayılan ışınlar dünya yüzeyine ulaşabilmek için, atmosferden geçmek zorundadırlar. Ancak atmosfer, yalnızca yararlı ışınların geçişine izin veren bir karışımdır.

Güneş öyle detaylı tasarlanmış bir aralıkta ışık yayar ki, olası ışık türlerinin yalnızca 1025'te 1'ini oluşturan bu aralık hem dünyanın ısınmasını hem canlıların biyolojik işlevlerinin desteklenmesini hem fotosentezin yapılmasını sağlayan en ideal aralıktır. Güneşe olan uzaklığımız, atmosferdeki oranlar, yerçekimi, tüm kainatı ahenk içinde yaratan ve yarattıklarını insanın emrine veren sonsuz kudret sahibi Allah'ın eşsiz yaratma sanatıdır.

Son yıllarda kaydedilen bilimsel gelişmeler, hayatın başlangıcında, kâinat ve canlılığın meydana gelişinde tesadüflerin asla söz konusu olmadığının delilleri oldu. Bütün kâinatta bir tasarım, belli kurallar, kanunlar ve süreklilik vardır. Burada evrimci bir siteden aldığım bir bilgiyi paylaşayım:

“Kainattaki galaksi sayısından söz ederken gökbilimciler genellikle 300 milyar gibi bir sayı verirler. Oysa gökbilimciler bu sayıyı verirken, “Samanyolu” veya "Andromeda” gibi büyük galaksileri kastediyorlar. Cüce galaksi olarak nitelenen küçük boyutlu galaksilerin sayısının ise 7-8 trilyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Ayrıca sadece Gözlenebilir Evren içerisindeki galaksilerden söz ediyorlar. Dolayısıyla tüm Evren'in yaklaşık %10'luk bir kısmından söz ediyorlar ki bu oran net olarak bilinmiyor. Cüce galaksiler 10 milyon ila 10 milyar arasında yıldız içerebilir ve önemli bir kısmı, büyük galaksilerin uydusu konumunda. Ancak illa bazı sayılar verilmesi gerekirse, istatistiki analizlere göre sadece Gözlenebilir Evren içerisinde: 10 milyon süperküme, 25 milyar galaksi grubu, 300-350 milyar büyük galaksi, 7 trilyon cüce galaksi, 30 milyar trilyon (3x1022) yıldız bulunduğu söylenebilir. Her bir galakside 200 milyarla 1 trilyon arası yıldız-gezegen bulunuyor.”

Bu muhteşem tasarımların gerçekte tek bir sahibi vardır. Gördüğü her şeye hikmetle bakıp, üzerinde düşünmeli insan. Bilim, belli bir düzenle yaratılmış olan kâinattaki yaratılış mucizelerini araştırır, din de bilimin bulgularını delil olarak gösterir. Yaratma sanatının delillerini görerek insanların, Allah’ın kudretini takdir etmelerine, O’na yönelmelerine vesile olur. Allah düşünmeyi bize farz kılar, derin düşünmeyi. İnsan düşündükçe gerçekleri daha iyi görür, Allah’a gittikçe daha yakınlaşır, sevgisi artar. İmanını emek vererek, kafasını kullanarak, düşünerek derinleştirir.

Bizlerin sorumluluğu; Allah'ın kainattaki ve bedenimizdeki ayetlerini görmek ve gördüğümüz bu uyum içindeki sistemlerin mükemmelliğinden yola çıkarak Allah'ın sonsuz ilim, kudret ve benzeri olmayan yaratma sanatını kavramaya çalışmaktır. Allah, dünyayı O'nun istediği gibi kullanmazsak sistemin bozulacağı konusunda uyarıda bulunur. Çünkü bizi ve dünyayı yaratırken aramızdaki uyumu da ona göre yaratır. Ne kadar oksijene ihtiyacımız var? Hücrelerimizin protein ihtiyacı ne kadar? Bedensel olduğu gibi ruhsal olarak ihtiyaçlarımız neler? Güzel kullanmadığımızda yarattığı sistemin bozulup bizi kavuracağına dikkat çeker Allah. Kullanma kılavuzumuzu ise göndermiştir; Kur'an. 

Böylece bizi ve tüm diğer varlıkları yaratan Allah'ı tanıyabilir, varlığımızın anlamını ve amacını, ölüm sonrası bizi nelerin beklediğini çözebilir ve yine O'nun dilemesiyle kurtuluş yollarını görebiliriz.

Yorum Yazın