İstanbul
18 Ağustos, 2026, Salı
  • DOLAR
    47.92
  • EURO
    55.52
  • ALTIN
    6769.5
  • BIST
    14.132
  • BTC
    64157.329$

Devlet-i Ali'ye 70 Sene Hizmet Eden Kuyucu Murad Paşa

18 Ağustos 2026, Salı 00:29 1069 kez okundu.

1522 yılında Bosna'da doğan Murad Paşa, Osmanlı Enderun-u Hümayun'da yetişti. 

 

1560-1565 yıllarında Yemen beylerbeyi olan Mahmud Paşanın Kethüdalığını yaptı. Onun Mısır valiliği sırasında da yanında bulundu ve Mahmud Paşa’nın kızıyla evlendi. 1575’te Yemen beylerbeyi oldu ve dört yıla yakın bir süre Yemen’de kalarak burada 

Birçok hayır eseri meydana getirdi.

 

Büyük İslam Mücahidi Halid bin Velid'in kılıcını taşırdı.

 

Daha sonra Trablusşam beylerbeyliği ve ardından Karahisarışarki (Şebinkarahisar) sancak beyliği görevinde bulundu.

 

1585’te Serdar-ı Ekrem Özdemiroğlu Osman Paşa’nın 

Tebriz Seferi’ne Karaman beylerbeyi olarak katıldı. 

Hamza Mirza idaresindeki Safevi kuvvetleriyle yapılan muharebede atıyla birlikte derin bir kuyuya düşerek esir alındı ve Alamut Kalesi’ne hapsedildi… 

 

1590 da Osmanlı-Safevi Antlaşması sonrasında serbest bırakılarak İstanbul’a döndü. 

Aynı yıl Kıbrıs beylerbeyiliğine, iki sene sonra 1592 Şubat’ında 

Trablusşam, 1594 yılında Şam beylerbeyi olan Murad Paşa, 

1595’te Diyarbekir beylerbeyliğine getirildi.. 

 

1593’te başlayan ve devam eden Avusturya savaşlarına 

Diyarbekir beylerbeyi olarak katıldı. 3. Mehmed Han önderliğinde meydana gelen 26 Ekim 1596 Haçova savaşında Çağalazade Sinan Paşa ve Kırım Hanı Fetih Giray ile birlikte öncü kuvvetler içinde yer alarak büyük yararlılık gösterdi.

 

Sultan 1.Ahmed Han dönemi 1605 yılında dördüncü vezirliğe getirildi. Uzun süreden beri Avusturya savaşlarında bulunduğundan kendisine Vezir-i Azam Lala Mehmed Paşa tarafından Macaristan serdarlığı verildi. Serdarlığı sırasında Budin ve Belgrad kalelerinin muhafazasını sağladı.

  

Yavuz Sultan Selim zamanı,1516 da Şeyh Celal'ın Bozok (Yozğat)'da ağır vergileri bahane ederek aşiretinden 20 bin alevi Türkmen köylüsü eşkıya ile başlattığı Anadolu’da Celali isyanları devam ediyordu. Anadolu’nun değişik bölgelerinde 10'ar, 20'şer hatta 30'ar bin kişilik ordular halinde girdikleri yerleri yakıp yıkarak Müslümanlar katlediliyordu.

 

100 yıldır Anadolu’nun çeşitli yerlerinde devam eden bu isyanlar;

11 Aralık 1606 da bu defa Veziriazamlığa Kuyucu Murad Paşa tayin edildi. Belgrad’dan İstanbul’a dönen Murad edildi. Celaliler’e karşı hazırlık yapmaya başladı ve ilk hedefi Suriye bölgesinde isyan eden Canbolatoğlu Ali Paşa oldu...

 

Temmuz 1607 de harekete geçen Murad Paşa geçtiği bölgelerdeki asileri ortadan kaldırarak ilerlemeye başladı…

 

İlk olarak Adapazarı civarında eşkıyalık yapan Parmaksız lakaplı şahsı ve etrafındakileri dağıttı. Bursa ve havalisini tehdit eden Kalenderoğlu’na Ankara sancakbeyliğini vererek kendi tarafına çekti ve Orta Anadolu’da sükuneti sağladı. Ardından Canbolatoğlu Ali paşa üzerine yürüdü…

 

Konya’ya ulaştıktan sonra eski Celali Saraçoğlu’nu, Adana yöresinde faaliyet gösteren ve Canbolatoğlu ile ittifak halinde olan Cemşid'i ve birçok asi grubunu ortadan kaldırdı…

 

Canbolatoğlu’nun Bakras Boğazı’nda mevzilenerek kendini beklediğini öğrenen Murad Paşa, eski bir Celali olan 

Maraş Beylerbeyi Zülfikar Paşa’nın da orduya katılmasının ardından İskenderun havalisindeki Beylan boğazından geçerek Oruç ovasına indi.

 

23 Ekim 1607 günü meydana gelen savaşta Murad Paşa, 

Lübnanlı Dürzi lideri Manoğlu Fahreddin ile birlikte hareket eden Canbolatoğlu’nun Belen geçidinde kıstırdığı ordusunun tamamını kılıçtan geçirip yok etti. 

 

Lübnan Emiri Manoğlu Fahreddin Dürzi kabileleri firar etti. Canbolatoğlu ise önce Kilis’e, oradan Halep’e kaçtı. 

Burada tutunamayacağını anlayınca maiyetiyle birlikte İstanbul’a gelerek 1.Ahmed Han'a teslim oldu… Murad Paşa, Canbolatoğlu’nun kaçan kuvvetlerini takip ve imha ederek Halep’e girdi ve kışı burada geçirdi..

 

Ardından merkezden İran üzerine sefer düzenlemesi için 

bir ferman aldı. Ancak kendisi gönderdiği haberciler ile 

Sultan Ahmed Han'ı ikna ederek 18 Aralık 1608 de 400 civarında 

Celali bayrağı ele geçirmiş olarak İstanbul’a döndü ve büyük merasimlerle karşılandı…

 

1. Ahmed Han, Veziriazam Kuyucu Murad Paşa’nın İran üzerine yürümesini istiyordu. Kuyucu Murad Paşa ise geride kalan asileri tamamen ortadan kaldırmak niyetindeydi. Bu niyetini padişahtan da gizleyerek Haziran 1609 da İran üzerine sefer olacağı gerekçesi ile Ordu’yu Üsküdar’da topladı… 

 

Esas amacı asileri sefer bahanesiyle davet edip onları ortadan kaldırmaktı. Aydın civarında isyan eden Yusuf Paşa sadrazam'ın davetine uyup 

Üsküdar’a gelerek orduya katıldı. Bu arada Murad Paşa, Zülfikar Paşa’yı daha önce İçel sancağını verdiği, sonradan asi olan Muslu Çavuş üzerine göndermişti. Zülfikar Paşa’nın Muslu Çavuş’u bertaraf ettiği haberini getirmesi üzerine Yusuf Paşa’yı da ortadan kaldırdı…

 

Kışı sefer hazırlığı ile geçiren Murad Paşa, bir yandan da Celali isyanları yüzünden Anadolu’da durma noktasına gelen sosyal hayatı canlandırmak üzere faaliyete geçti. Bunun için, adaletname neşrederek köylerini Celaliler yüzünden terkeden ahalinin tekrar yurtlarına dönmelerini sağladı.

 

100 yıllık Celali isyanlarını bitiren Kuyucu Murâd Paşa; gayretli, dindâr, üstün komutan, idâreci, diplomat ve devletin çıkarlarını her şeyden üstün tutan bir şahsiyete sâhipti.

 

Osmanlı hânedânına çok sâdıktı. Ülkesine ve milletine çok hizmeti oldu..Tecrübeli, samîmî ve ileri görüşlü olduğundan icrââtlarda tâvizsiz hareket ederdi. 

 

Nakşibendî tarîkatına bağlı olup, haftada Kur’ân-ı kerîm hatmeder, 

adâletten ayrılmazdı. Ancak devlet düşmanlarına karşı şiddetli ve amansızdı…

 

Avusturya Seferi ve Macaristan serdarlığı sırasında Haçlılara, 

İran Safevîlerine ve onların Anadolu içindeki taraftarlarına karşı 70 yıl boyunca şiddetli bir mücâdele verdi.

 

Onun hakkında Tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı şöyle yazmıştır; "Azim sahibi, tecrübeli, icrasında şiddetli ve amansızdı..Osmanlı Hanedanı'na pek sadıktı. Soğukkanlı olup hissiyatını saklamayı bilir, vakti gelince harekete geçip muvaffak olurdu.

Genç Sultan,1.Ahmed… kendisine "Babacığım" diye hitap etmişti."..

 

1516 da Osmanlı devletine karşı başlatılan bu Batıni mezhepsel isyanlar Kuyucu Murad Paşa'nın azim ve cesaret dolu bu uzun mücadelesi sonucu 1610 yıllarında büyük ölçüde bastırılmıştı…

 

Alevi Türkmenler katledildi, vergiler ağırdı veya haraca bağlandık gibi, İpe sapa gelmez iftiralar atılsada.. Halbuki Osmanlıda araziyi eken kişi tapulama işlemine talip olmuşsa arazinin bütün vergilerini ödemek ve aynı zamanda gerek devlete, gerekse sipahi’ye timar sahibi olarak bazı hizmetler sunmakla yükümlü bağımlı bir köylü veya raiyyet durumunda idi.. 

 

Tapulu topraklar, tahrir defterlerinde kayıtlı idi ve vergi gelirleri sabit idi ve bu uyğulama bütün tarımsal toprakları kapsıyordu. 

 

Sipahi ise; dağınık toprak parçalarını birleştirip yeni aile çiftlikleri oluşturarak tarıma açmayı tertip ve teşvik etmekle görevli kişidir.

 

İsyan edenler hiç duymamışmı; 

"Devlete isyan eden tek oğlum Süleyman olsa kellesini alırım" diyen Yavuz Sultan Selim Hanı.

İslam devletine isyan eden herkes ölecek yaştadır.

 

Kuyucu Murad Paşaya, 'kuyucu' lakabının verilmesi ise bir rivayete göre; bu asileri katlettikten sonra kuyuya doldurtması, diğer bir rivayete göre de; 1585 Tebriz seferi’nde atıyla birlikte kuyuya düşüp İranlılar’a esir düşmesidir.

 

9 Ekim 1609 günü Sultan Ahmed camii’nin temeli atılırken ilk kazmayı vuran devlet ricali arasında bulunan Kuyucu Murad Paşa Diyarbekirde bulunduğu, yine İrana sefer hazırlığı yaptığı

6 ağustos 1611 günü 90 yaşında vefat etti…

 

Cenazesi, İstanbul Vezneciler semtinde kendi yaptırdığı medresesi yanındaki türbesine defnedildi..ALLAH(c.c) bu azim sahibi şanlı komutanımıza gani gani rahmet eylesin.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum