Mustafa ARMAĞAN

Mustafa ARMAĞAN

Mail: mustafaarmagan@muzakerat.com

Sezai Karakoç’un Ruhuna Yağan Yağmur

Baharın Bursa’yı teşrifi biraz tuhaftır. Uludağ henüz karlara gömülüyken eteklerine inildikçe kesif beyaz örtü yer yer delinir, sonra o delikler giderek büyür, karları adalaştırır, ovaya karışırken de nazlı toprağın ak saçını okşaya okşaya göklere çekilir. Ardından sert bir lodos ve peşinden yağmurlar dökülür ki, gökkuşaklarında gerinen günlerin elemleri elenir.

Onsekizime yeni basmışım, adımlarım inişli yokuşlu Bursa caddelerine meydan okumakta. Kitapçıları nezarethaneme misafir edeli çok olmamış. Civciv yumurtayı gagalamakta sizin anlayacağınız…

Derken Timurtaş Camii’nin çaprazına düşen bayide tek yaprak bir gazeteye kement atıyor gözlerim. Başlığında gotik harflerle Diriliş yazılı. 250 kuruşu verip alıyorum. Tarih mi: 3 Nisan 1977.

‘Bu nasıl gazete böyle?’ demeye kalmıyor, habersiz manşete takılıyorum: “İnsanlığın alınyazısı bir çocuk”tan bahsediliyor. “O çocuğu bekliyoruz” diyor yazar ve “Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu” diye de ekliyor sözlerine.

Verilenle yetinmeyip kendini aşan bir çocuktan bahsediyor, muştu gibi gelen, müjde ve umut ışığı getiren bir çocukmuş bu. Gayri ihtiyari ‘O çocuk ben olabilir miyim?’ diye geçiriyorum içimden. Sonra derlenip toplanıyorum.

Yazı gözlerimi vantuz gibi kendine çekiyor, kendimi bir çağrının tam göbeğinde buluyorum. Çocuklara, gençlere, müzmin ümitvarlara coşkun bir çağrıdır bu:    

“Bir temel yükseltiyoruz. Geleceğin erleri onun üzerine diriliş kemerlerini ve kubbelerini oturtacaktır.

Ruhun ayasofyaları, süleymaniyeleri yükselecektir yeniden.

Diriliş mehteri, dünyanın ufkunu, metafiziğin marşıyla çınlatacaktır.

Pandorun kutusu kapanırken, ruhun şifa mücevherleri, saklı oldukları mahfazalarının kapaklarını zorlayacaklardır, dışarı çıkma günü gelen civcivin yumurtanın kabuğunu gagasıyla tık tık döğmesi gibi.”

Civciv, gaga, tık tık…

Yaşadığımın farkına o gün varmaya başladığımı itiraf ediyorum.

Yazı, Sezai Karakoç’a aitti.

Tam benim için yazılmıştı.

O çocuk olamadım belki ama sabırlı bir güneş gibi daima önümde yürüdü feneri.

Verilenle yetinmemeyi, kendimi aşmayı ve sorgulamayı, “kayıplardan, kaybolanlardan ürpermeyi” öğrenmeye soyunacak bir “diriliş eri” olmaktı artık gayem.

Olamadım belki ama Hac yolunda karınca misali yürümek de şerefli değil miydi?

Merhum Sezai Karakoç ile 3 Nisan 1977 tarihinde başlayan tanışıklığımız 16 Kasım 2021 günü dünya serüvenini noktalayacaktı. Ancak bitmeyecek bir koşuydu bu. Ruhlar için zaman ve mekânın tahdidi söz konusu değildi ki.

Şehzadebaşı Camii’nin zamanın buz gibi donduğu avlusuna emanet ettiğimiz Sezai Karakoç’un cenazesi yalnız o avluya değil, Türk irfanına da yerleşeceği münasip bir yer aradı durdu 60 yıl boyunca.

Bulabildi mi? Nerde! Onu istiab edecek bir zemin mevcut değildi ki bulsun.

Yine de cenaze namazını gördükten sonra umutsuz olmamalıyız diye düşündüm. Avluyu dolduran çoğu genç onbinler bu şiir ve şuurda cengaver amma hayatta derviş şahsiyetin taht kurduğu kalpler olarak huzurundaydı.

Orada ebediyet lodosları esiyor ve “Seni ancak ebediyetler eder istiab” mısraı sağanak halinde ruhlara yağıyordu.

Ne de olsa şair “Kapalıçarşı” şiirinde yağmurun ruhların içindeki müzikle karşılıklı yağdığını anlatmayı denememiş miydi?

            

Makale Yorumları

  • Serdar25-11-2021 00:03

    Allah razı olsun hocam. Sözler adeta bir ok gibi hedefi tam isabet vurmuş. Yalnız insan düşünmekten de kendini alamıyor. İyi insanların hepsi güzel atlara binip gidiyorlar, sanki yalnızlık ummanında bir tane misali kayboluyormuşuz gibi. Tabi ki hak davasının neferleri hiçbir zaman yalnız kalmazlar lakin yol gösterenlerin eksikliği dolduralamıyacak kadar büyük. Rabbim hak yolundan ayrılmayanlardan eylesin inşeAllah. Selam ve dua ile...

  • Ayşegül Yekeler23-11-2021 21:35

    “Umutsuzluk yok gün gelir gül de açar bülbül de “ buyurmuş üstad.. “Bazı ölüler yaşayanlardan daha fazla ses çıkartır” sözünü bizlere bizzat ispatlamış ve aşkı kurşun gibi yüreğinde taşımış merhum Sezai Karakoç vefatından sonra da arkasında nice Sezai'ler bıraktı. Inançsızlık ve inanç sistemi bir çark gibi işlese de bir de o çarķların dönmesine müsade eden fabrika sahibi vardır.Hak ile bâtılın davasında,Allah hâdiseleri külli iradesiyle zaman ve mekana hükmederek takdir eder bu nisbetle bizler de üstadlarımız gibi çalışarak kendi kabuklarımızı çatlatarak üzerimize düşeni yerine getirmis olabiliriz. Bundan 8 asır önce, Bağdat'ta bir marangoz, oldukça ince işlemelerle bezeli bir minber yapmış; bu minberin namını duyup satın almak isteyenlere ise tek bir cevap vermişti: "Bu minber Mescid-i Aksa'da duracak." Kudüs'ün Haçlı işgali altında olduğu o yıllarda henüz küçük bir çocuk olan Selahaddin Eyyubi, bu sözü duymuş ve 40 yıl sonra Kudüs'ü fethettikten sonra minberi Mescid-i Aksa'ya yerleştirmişti.Gaye ve temennimiz kendi zatımızın menfaati değil bilhassa bu vatan toprağında islamiyet suyu ile yeşermiş nesiller olursa belki bizim de aaramızdan bir Selahaddin bir Şeyh Ahmedi Yasin inkişaf eder...

  • Ayşegül Yekeler23-11-2021 21:34

    “Umutsuzluk yok gün gelir gül de açar bülbül de “ buyurmuş üstad.. “Bazı ölüler yaşayanlardan daha fazla ses çıkartır” sözünü bizlere bizzat ispatlamış ve aşkı kurşun gibi yüreğinde taşımış merhum Sezai Karakoç vefatından sonra da arkasında nice Sezai'ler bıraktı. Inançsızlık ve inanç sistemi bir çark gibi işlese de bir de o çarķların dönmesine müsade eden fabrika sahibi vardır.Hak ile bâtılın davasında,Allah hâdiseleri külli iradesiyle zaman ve mekana hükmederek takdir eder bu nisbetle bizler de üstadlarımız gibi çalışarak kendi kabuklarımızı çatlatarak üzerimize düşeni yerine getirmis olabiliriz. Bundan 8 asır önce, Bağdat'ta bir marangoz, oldukça ince işlemelerle bezeli bir minber yapmış; bu minberin namını duyup satın almak isteyenlere ise tek bir cevap vermişti: "Bu minber Mescid-i Aksa'da duracak." Kudüs'ün Haçlı işgali altında olduğu o yıllarda henüz küçük bir çocuk olan Selahaddin Eyyubi, bu sözü duymuş ve 40 yıl sonra Kudüs'ü fethettikten sonra minberi Mescid-i Aksa'ya yerleştirmişti.Gaye ve temennimiz kendi zatımızın menfaati değil bilhassa bu vatan toprağında islamiyet suyu ile yeşermiş nesiller olursa belki bizim de aaramızdan bir Selahaddin bir Şeyh Ahmedi Yasin inkişaf eder...

  • Turgut Yeşilırmak23-11-2021 21:24

    Sezai Karakoç ağabeyimize Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşallah.

  • Ebru Bingöl23-11-2021 20:16

    İlahi kural koyucu ve oyun kurucu!Üzerinde kemerlerin ve kubbelerin yükselmeyeceği temeli kurdurmayacaktı elbette. Vaadinden şüphemiz, gelecekten endişemiz yok Elhamdülillah.Sezai Karakoç bir güneş gibi eserleri ile her gün yeniden, tekrar tekrar doğacak elbette. Şimdi sevgili hocam siz fener, biz etrafınızda ateş böceği

  • Selvihan23-11-2021 19:35

    ?????????

  • Pınar Öner Koçak23-11-2021 18:55

    ‘’Pandoranın kutusunun açılmasıyla içinde bulunan kötülükler dağılırken son anda kapağının kapanması ile kutuda ne kalır?’’ sorusu sorulmuş bir yarışma programında ve doğru cevap umutmuş. Diriliş umudunu miras bırakıp gitti Üstad Karakoç geride kalanlara. Uğrunda kardeş kavgalarının yapılamayacağı ,tam tersine paylaşıldıkça çoğalacak bir miras . Dirilişin umudu . Sayın Armağan dantel gibi bir yazıyla yad etmiş ebediyet yolcumuzu. Yıkayıp,kolalayıp,sarıp sarmalayıp arşive kaldırmalık bir dantel yazı…

  • Yunus AYDIN23-11-2021 17:46

    yağmurdan sonraki toprak kokusu gibiymiş rahmetli Sezai Karakoç... vefatıyla memleketimizdeki mütefekkir kıtlığı malesef iyice artmıştır.Ey Genç nesiller, kendinizi geliştirmek için daha neyi bekliyorsunuz...

  • Kaan Kemal Yazıcı23-11-2021 17:42

    Sezai Karakoç Üstadımızın tabiriyle:Bu yol diriliş eri olmakla başlar,sonra Allah nasip ederse diriliş ereni olmanın kapısı açılır.Son büyük derece de diriliş piri olmak".Bizim diriliş yolculuğumuz yeni başlıyor.Aşk ve vecd yolundan mavera yürüyüşümüzü gercekleştirecez.Bir diriliş pirinin düşünce,fikir yapısının mirasçıları olmaya namzediz.Sizin ile birlikte bir diriliş yolculuğuna çıkacaz hocam,sizin bize bir diriliş piri olarak öğretecek çok şeyiniz var inşaallah.

  • Aydanur23-11-2021 13:53

    Muhteşem çağrıyı duyan diriliş erinden dinlemek üstadı ne güzel; yazı dizisi olarak devam etse, bitmese dedim keşke okurken..

Yorum Yazın